4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Atletizm Genel Bilgiler

mbiterge
12-08-2008, 07:44 PM
DÜNYA'DA ATLETİZM

Düzenli sporların en eskisi olan atletizmin temel dalları olan koşma, atma ve atlama ilk beslenme yolu olan avcılığın önemli birer parçalarıydı. Ama atletizmi ilk yarışma konusu yapanlar İrlandalılar ve Yunanlılardır. Eski İngiliz ve İrlanda eserlerinde İrlanda'daki atletik yarışmaların yer aldığı Tailteann Oyunları'nın Milat'tan 2000 yıl öncesine kadar gittiğini yazmakta. Eski Yunan'da da atletizm aynı devirlere rastlar. Homeros İlyadası'nda cenaze törenleri sırasında düzenlenen atletizm yarışmalarından söz edilmekte.

MÖ. 776 yılında başlayan ve MS. 392 yılına kadar süren eski Olimpiyat Oyunları içinde de atletizmin özel bir yeri vardı. Bu oyunlar sırasında; koşu, uzun atlama, disk atma ve cirit atma dalları güreşle birleştirilerek, antik pentatlon oluşturulmuştu. Olimpiyat Oyunları'nın askıya alındığı, 4. yy ile 12. yy arasında atletizm konusunda hiçbir kayıda rastlanmıyor. 12. yy ile 16. yy arasındaki dönemde zamanın temel askeri etkinliği olan okçuluğa ters düştüğü için diğer sporlarla birlikte atletizm, krallar tarafından sürekli yasaklanmıştı.

17. yy'da soylular, uşaklar ve askerler arasında sonuçları üzerinde iddiaya girilen yürüyüş yarışları düzenlenmeye başlandı. Bunu 18. yy'da hız ve uzun mesafe koşuları izledi. Düzenli yarışlar ilk kez 1825'te Londra'da yapıldı. Modern anlamdaki atletizmin başlangıcı, İngiltere'de ilk resmi yarışmaların yapıldığı 1840 yılı kabul edilir. 1861'de ilk atletizm kulübü İngiltere'de, "Mincino Lane Athletic Club" ismiyle kuruldu ve 1866'da da ilk şampiyona düzenlendi.

1877'de de İngiltere ve İrlanda atletleri ilk uluslar arası karşılaşmayı yaptılar. Buna 1895'te New York Atletizm Kulübüyle Londra Atletizm Kulübü arasında düzenlenen karşılaşma izledi. Bu yıllardan başlayarak atletizm ABD, Kanada, Avustralya ve Avrupa'da yayılmaya başladı. Günümüzde tüm dünyada uygulanan atletizm kuralları, 1912'de Stockholm'de 5. Olimpiyat Oyunları yapıldıktan sonra kurulan ve bugün 181'den fazla ülkenin üye olduğu (İnternational Ameteur Athletic Federation) Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından saptandı. Merkezi Londra'da olan IAAF'nin kuruluşu 1913'te tamamlandı. Birleşmiş Milletler'in de ilk genel sekreteri olan Norveçli atlet Trygve Lie bu kuruluşun ilk genel sekreterliğine getirildi.

1917'de Fransa'da kurulan bir ulusal örgütle bayanlar da atletizm yarışmalarına katılmaya başladılar. Katılımın artması nedeniyle 1921'de de Bayan Spor Federasyonu (FSFI) kuruldu. 1928 Oyunları, IAAF ve FSFI'nın ortak gözetimi altında beş dalda yapıldı, ancak 1936'da IAAF'in, bayan atletizm yarışmalarını da müsabakalara katmasıyla FSFI feshedildi. Bu tarihten sonra bayanların yarıştıkları dallar giderek arttı.

1939'dan itibaren kapalı salon yarışmaları Avrupa'da yaygınlaşmaya başladı, 1960'larda pistler sentetik maddelerle kaplanarak tartan pistler yaygınlaştı. Atletizm, 1896'dan beri olimpiyatların en temel spor dallarından biridir. Resmen tanınan ilk Dünya Kupası 1977'de, ilk Dünya Atletizm Şampiyonası 1983'te yapıldı. Olimpiyatlarda bayanlar arası yarışmalar düzenli olarak 1967'de düzenlenmeye başlandı.
Olimpiyat Oyunları'nın dışında kalan uluslar arası yarışmalara katılacak atletlerin saptanması konusunda ortaya çıkan anlaşmazlıklar, 1979'da Atletizm Kongresi'nin (TAC) kurulmasına yol açtı. Özünde sporda, dürüstlük esas alınmasına rağmen, zamanla profesyonel bir kimlik kazanan atletizmde gün geçtikçe spor dışı zorlamalar görüldü.

Örneğin: 1988 Olimpiyat Oyunları 100 m birincisi, 100 m ve 60 m dünya rekorları sahibi Kanadalı Ben Johnson, doping yapmaktan suçlu bulundu ve rekorları iptal edildi. Bunun üzerine ABD ve Sovyetler Birliği uluslar arası alanda sporcuların ilaç kullanımını denetlemek için harekete geçtiler ve rekortmen atletlere rasgele doping testi uygulamayı kararlaştırdılar. 1990'da atletizm yetkililerinin gündemine dopingin yanı sıra gizli profesyonellik de girdi.

mbiterge
12-08-2008, 07:44 PM
TÜRKİYE'DE ATLETİZM

Yurdumuza atletizmi ilk sokan, Galatasaray Lisesi'nin Fransız asıllı beden eğitimi öğretmeni Curel'di. 1870 yılında ilk idman bayramını düzenleyerek, öğrencileri Kağıthane'ye götürdü, burada koşu, atma, atlama yarışları yaptırarak başarılı olanlara ödüller verdi. O gün yenilen pilav, sonraki yıllarda "pilav günü" geleneğine dönüştü. Aynı yıllarda Robert Koleji'nde de atletizm faaliyetleri başladı.
Türkiye'de gerçek anlamda atletizm, 1896 yılında İstanbul'da Kurtuluş Kulübü'nde başladı. Bu kulübün atletlerinden Constantin Devecis ve Çelebioğlu, 1906 yılında Atina'da düzenlenen ara olimpiyat oyunlarına katıldılar. İlk Türk atleti Çanakkale Savaşları'nda şehit düşen ve aynı zamanda futbolcu olan Galatasaraylı Celal İbrahim'dir.

Bunu Şair Kazım ve Bedri Yıldırım izlediler. 1912'de Stockholm'de yapılan Olimpiyat Oyunları'na Robert Koleji atletlerinden Vahran Papazyan ile Mıgıryan katıldılar. Birinci Dünya Savaşı sırasında diğer spor dalları gibi atleletizmde de duraklama görüldü. Bu sönük yılların atletizmdeki başarılı isimleri olarak Silifkeli Şükrü Dölek, Halil Bey, Selahattin Bey, Nurettin Otmar Savcı, Asım Bey ve Mesut Özok ön plana çıktılar.

1922'de kurulan İdman Cemiyetleri İttifakı'na dahil olan Atletizm Federasyonu, 13 Nisan'da faaliyete geçti ve ülkemizdeki ilk ciddi atletizm yarışmaları başladı. Bunu Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Kurtuluş ve Beyoğluspor'un yarışmalara getirdiği rekabet havası izledi. Türk atletizm tarihinde ilk Türkiye Birinciliği Yarışmaları, 5 Eylül 1924'de Eskişehir'de yapıldı.
1924 Paris Olimpiyatları'na Burhan Felek başkanlığında katılan atletlerimiz hiçbir varlık gösteremediler. Bundan sonra getirilen Alman Alexy Abrahams, Amerikalı Mr. Louis ve Macar Ratkai Gula isimli antrenörler atletlerimizin eğitim ve gelişmelerinde önemli pay sahibi oldular. Bu antrenörlerin eğitim çalışmalarıyla; Ömer Besim Koşalay, Rauf Hasağası, Adil Giray, Şekip Engineri, Suat Hayri Ürgüplü, Haydar Aşan, Ünvan Tayfuroğlu, Vildan Aşir Savaşır gibi atletler yetişti.

Özellikle Türkiye'nin ilk büyük atleti Ömer Besim Koşalay 13 yıl süren atletizm yaşamında altı ayrı dalda 29 Türkiye rekoru kırdı. Bu atletleri de Raif Emergen, Füruzan Tekin, Rıza Maksut İşman gibi atletler izlediler.

1930 yılında Atina'da yapılan Balkan Oyunları'nda, 100 m'de 11.1'lik derecesiyle ikinci gelen Semir Türkdoğan gümüş madalya kazandı. Bu madalya, aynı zamanda uluslararası yarışmalarda atletizm dalında kazanılan ilk madalyadır. Semih Türdoğan'ın 1935 yılında 100 m'de kırdığı 10.6'lık Türkiye rekoru, tam 25 yıl kırılamadı. Aynı yıl İstanbul'da yapılan Balkan Oyunları Türkiye'de düzenlenen ilk uluslararası organizasyon oldu.

1932 Balkan Oyunları'nda gülle atmada Veysi Emre, 1939 Balkan Oyunları'nda 100 m ve 200 m yarışlarında Muzaffer Baloğlu altın madalya aldılar. Bu dönemin en önemli maratoncusu ise Şevki Koru'ydu. 1940 yılında atletlerimiz Balkan Şampiyonluğunu kazanırken, aynı zamanda futbolcu olan Melih Kotanca, şampiyonada 200, 400 ve 4x100 m'de birinci gelerek üç altın madalya elde etti.

Savaş sonrası yıllarda, atletlerimizin en parlak derecesini ise 1948 Londra Olimpiyatları'nda üç adımda bronz madalya kazandıran Ruhi Sarıalp yaptı. Sarıalp, Londra Olimpiyatları'ndaki başarısının bir tesadüf olmadığını, 1950 yılında Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda üç adım atlamada 14.53'lük derecesiyle üçüncü olarak kanıtladı.

1955 yılında 800 m'de Akdeniz ve Balkanların en büyük atleti olan Ekrem Koçak, Dünya Ordulararası Şampiyonluğu'nu da kazanarak, bir sezon içinde erişilmesi çok güç başarılara ulaştı. Bunu Gül Çıray, Muharrem Dalkılıç'ın başarıları izledi. Olimpik alanda bir başka başarılı atletimiz, 1968 Meksika Olimpiyatları'nda maratonda 4. olan (2.25.18'lik derecesiyle) İsmail Akçay'dır. Aynı yıl Atina'da yapılan Balkan Oyunları'nda maraton koşan İsmail Akçay ve Hüseyin Aktaş'ın altın ve gümüş madalya kazanmaları da bu dönemin önemli başarılarıydı.

1960'lı yıllarda başlayan duraklama döneminden sonra Türk atletizmi gerilemeye başladı, 1970'li yıllarda başarılar maraton ve kır koşularına kaydı. Maratonda Mehmet Terzi ve Veli Ballı, kır koşularında (kros) ise Mehmet Yurdadön dikkatleri çeken başlıca isimler oldular. Bu dönemin en önemli başarısı ise, 1978 yılında Selanik'te yapılan Balkan Oyunları'nda yüksek atlamada Ekrem Özdamar'ın 2.20'lik dereceyle Türkiye rekoru kırarak altın madalya kazanmasıydı.

Dünya atletizmi dev adımlarla ilerlerken Türk atletizmi hayli gerilerde kalmıştı. Dugunluk 1980'li yıllarda da sürdü. Bu durgunluk Semra Aksu'nun 1983 Balkan ve 1987 Akdeniz Oyunları'nda elde ettiği ikincilik ve üçüncülük dereceleriyle biraz olsun aşıldı.

1989-1994 arası atletizmde atılım yılları oldu. Bu yıllarda çok sayıda Türkiye rekoru kırıldı. 1993 yılında yapılan 38. Balkan Kros Şampiyonası'nda Türkiye 4 bireysel, 6 takım birinciliği kazanırken; Zeki Öztürk Balkan Şampiyonu oldu. Aynı yarışmalarda 1962 yılında Gül Çıray Akbaş'ın şampiyonluğundan sonra, bayanlarda ne ferdi ne de takım şampiyonu olamayan Türkiye, 3 takım birinciliği kazandı. Aynı yıl Akdeniz Oyunları'nda Cihangir Demirel maratonda ikinci gelerek gümüş madalya kazandı.

1994 yılı Ocak ayında Atina'da düzenlenen Balkan Salon Atletizm Şampiyonası'nda güllede Ekrem Ay, üç adımda Figen Karadağ bronz madalya elde ettiler. Gülsün Durak bayanlarda yüksek atlamada Avrupa Yıldızlar rekoru kırıldı. Mart ayında Romanya'da yapılan Balkan Kros Şampiyonası'nda atletlerimiz 3 altın, 4 gümüş, 4 bronz madalya kazandılar. Yunanistan'ın Trikala kentinde düzenlenen Balkan Büyükler Atletizm Şampiyonası'nda atletlerimiz 3 altın; 3 gümüş, 7 bronz madalya kazanırken Türkiye, hem erkekler hem de bayanlarda takım halinde 4. oldu.

Finlandiya'da yapılan Avrupa Gençlik Oyunları'nda yüksek atlamada Gülsün Durak, 5000 m'de Fecri İdin, altın madalya elde ettiler. Ekim ayında İstanbul'da yapılan 16. Avrasya Maratonu'nda ilk kez bir bayan atletimiz Serap Aktaş, altın madalya kazandı.

1995 yılı pistte, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bol rekorlu bir yıl oldu. Atletizm 153 madalya ile en çok madalya kazanan spor dalı olma özelliğini kazanırken, tüm kategorilerde 68 Türkiye rekoru kırıldı. Avrupa Milletler Kupası'nda erkek takımımız birinci lige yükseldi.

1996 yılı şubat ayında Atina'da yapılan Balkan Salonu Atletizm Şampiyonası'nda atletlerimiz 1 altın, 1 bronz madalya kazandılar. 400 m yarışmalarında Öznur Dursun 53.81'lik derecesi ile altın madalya kazanırken, salonda Balkan şampiyonu olan ilk bayan atletimiz oldu.

mbiterge
12-08-2008, 07:44 PM
KOŞULAR 6 BÖLÜMDEN OLUŞUR


a) Sürat Koşuları: Pist ve alan sporlarında; kısa mesafe atletlerinin bütün güçleriyle koşmasına dayanan, en süratli olanı belirleyen yarışlardır. Bir diğer ismi de kısa mesafe koşularıdır. Bu tür yarışmalarda koşucunun sürati ve dayanıklılığı yanında, temposunu değerlendirmesi de büyük önem taşır.

Virajlı yarışların başlangıç çizgileri, tüm atletlerin aynı uzunluğu koşmalarını sağlamak için kademeli ve eğri olarak çizilmiştir. İç kulvarlardaki yarışmacılar yarışa daha gerilerden başlarlar. Sürat koşularının tümünde, oyun alanı olarak 400 m uzunluğundaki standart pist kullanılır. Bu pistlerin hepsinde "tartan" denilen sentetik bir bileşik olan yapay zemin vardır. Pistin bitiş çizgisi tüm yarışlar için aynıdır. Pist üzerinde 8 kulvar işaretlenerek, yarışmacıların birbirinden ayrılmaları sağlanmıştır.

Sürat koşularının tümünde her koşucu, parkurunu kendi kulvarında koşarak tamamlar. Sürat koşucuları yarıştan önce ısınmalı, adalelerini gevşetici hareketler yapmalıdırlar. Sürat koşularında atletler çıkış takozları kullanırlar. Bu çıkış takozları, başlangıç çizgisinin hemen arkasına vidalanan, yarışmacının ayaklarını basarak ilk hızını almasını sağlayan genellikle metal bir alettir. Ayakların konduğu düz kısımlar, atletlerin tercihine göre ayarlanabilir.
Bu çıkış takozları ile çömelmiş durumda çıkış yapmaya 1894'den sonra başlanmış olup, ilk kez 1930'da resmi yarışmalarda kullanılmıştır. Çıkış takozlarına, önemli yarışlarda yanlış çıkışları otomatik olarak saptayan elektronik bir mekanizma eklenir. Çıkış sırasında yarışmacının soğukkanlı ve hırslı olması çok önemlidir. Sürat koşularında atletler, ıslanma ile şeffaflaşmayan atlet ve şortlar giyerler.

Numaralar kolayca görülebilecek büyüklükte sırta ve göğüse tutturulur. Çorapların pamuklu, beyaz ve dikişsiz olması gerekir. Yarışmalarda çivili özel spor ayakkabıları kullanılır. Bu ayakkabılar yarışma çeşidi ve atletlerin tercihine göre farklılık gösterebilir. Ama çiviler 2.5 cm uzunluğunu geçemez. Sentetik pistlerle birlikte metal çivilerin yerini lastik çiviler almıştır. Bu çiviler koşu sırasında yere batarak ayağın geri kaymasını önler.

100 m'den 800 m'ye kadar olan yarışlarda koşucular yarışa, çömelmiş durumda bir ayak geride, öteki ayak çıkış çizgisinin hemen arkasında, el parmakları da yere değecek biçimde yerleşerek başlarlar. Çıkış hakemi 800 m'ye kadar olan koşularda (800 m dahil) "yerlerinize" ve "dikkat" komutlarını, daha uzun koşular için "yerlerinize" komutunu verir. Bütün atletlerin "dikkat" durumunda iki ayağı da piste değmeli ve hareketsiz beklemeleri gerekir.

Yarışmalar bir tabanca veya benzeri bir aletin havaya ateşlenmesi ile başlar. Yarışmacılardan birisinin hatalı çıkış yapması durumunda çıkış tekrarlanır. İki kez hatalı çıkış yapan atlet diskalifiye edilir. Pist yarışmalarında diskalifiye olan atlet, pisti hemen terk etmelidir. Hatalı çıkıştan sonra yarışmacılar, tabancanın yeniden ateşlenmesi ile geri çağrılır.

Sürat koşuları, yukarıda da belirtildiği üzere çökmüş vaziyette çıkış hareketiyle başlar. Fuleye geçmek için atılan toplanış adımlarıyla sürer. Bunu mesafenin 15-20 m'si ile son 5 m'si arasındaki fule adımları izler. Yarış ipinin göğüslenmesi ile koşu tamamlanır. Bitişte ipi göğüslemek veya finiş çizgisini geçmek, ya atletin ellerini başının üstüne kaldırması ya da elleri ile fırlatarak seride omuz ile dokunmak şeklinde olur.

Yarışmalarda dereceler elektronik kronometre ile saptanır. Bu kronometreler, yarışmayı başlatan tabancaya bağlanmıştır ve ateşleme ile kendiliğinden otomatik olarak çalışmaya başlar. Ayrıca ipi göğüsleyen atlet, saniyenin yüzde birini saptayabilen "Foto Finiş" aletiyle tespit edilir. Zaman, silahın ateşlenmesinden, atletin gövdesinin bitişe vardığı ana kadar geçen süre ölçülerek bulunur. Beraberlik durumunda, ikinci tur her iki atletin katılmasına engel ise iki atlet yeniden yarışır. Bu durum dışında bütün beraberlikler olduğu gibi kalır.

Sürat koşuları mesafelerine göre üç ana yarıştan oluşur:

1- 100 m koşusu
2- 200 m koşusu
3- 400 m koşusu

1 - 100 m koşusu: Sürat koşularının en kısası olup, tüm kuvvetin bir hamlede harcanmasını gerektirir. 100 m koşuları ana tribün önündeki virajsız düz parkurda koşulur. Her atlet kura ile belirlenen kendi kulvarında yarışır. İnsan hayatında önem taşıyan salise farkları 100 m koşularında çok önemli rol oynar.

1912'lerde 100 m dünya rekoru 10.6 saniye iken 1968'de Jim Hines 9.9'a, 1991 yılında ABD'li atlet Carl Lewis 9.86'ya, 1994 yılında ise Leroy Burrell 9.85 saniyeye indirmeyi başardılar. 100 m yarışlarında en yüksek hız erkeklerde 45 km/saat, bayanlarda 40 km/saat olup bu hızlara ancak 40 m'den sonra ulaşılabilir.

Atlet, ellerini çıkış çizgisinin arkasına koyarak kolları düz, kafası belkemiği ile paralel durumda, arka ayak çıkış takozunda iken, tabancanın ateşlenmesiyle ileri fırlar. Birinci adım 75 cm'i geçmez. İlk 10 m kısa ve seri adımlardan oluşur. 100 m koşucusu azami fırlayış, sürat ve adım uzunluğunu sağlayabilmek için ayak uçlarıyla koşmalı ve ayaklarını yukarıya fazla kaldırmamalıdır.

100 m'de, birincisi çıkarken, ikincisi toplanışla fule arasında, üçüncüsü de son 15-20 m'de olmak üzere üç kez nefes alıp verilir. Atletlerin bitiş çizgisini geçmeleriyle yarış tamamlanır. Tüm sürat yarışlarındaki yarış kuralları, 100 m. koşularında da uygulanır.

2 - 200 m. koşusu: 200 m koşusu, 100 m'nin devamıdır. Ancak 200 m atletleri ile 100 m atletleri arasındaki en önemli fark, nefes kapasiteleridir. 200 m'ci başlangıçta 20 m'de bir nefes alır, sonlara doğru nefes alışı daha sıklaşır.

Ayrıca 200 m'ciler, 100 m'cilerden daha yumuşak bir koşu tarzına gereksinim duyarlar. Bir de daha dayanıklı ve inatçı olmaları gereklidir. 200 m koşuları virajlı parkurda yapılır, yarış kuralları diğer sürat koşularında olduğu gibidir. Her 200 m'ci 100 m. koşabilir, ama 200 m. koşamayan 100 m. atleti çoktur.

3 - 400 m. koşusu: Bu koşuya sürat koşusu veya sprint (fırlayış) denilebilir. Bu koşular ilk kez 440 yarda olarak 20 yy. başlarında düzenlendi. 400 m, güçlü bir vücudun bile ancak teknikle koşabileceği bir mesafedir. Sürat koşucuları ve yarı mukavemet koşucuları, 400 m'yi başarıyla koşarlar.

En iyi 400 m sonuçları, normal-ritmik bir şekilde nefes alındığı ve her 100 m'nin birbirine denk hızla koşulduğu zaman alınır. 400 m. koşuları virajlı pistlerde yapılır ve bu yarışlarda ilk çıkış çok önemlidir. Yarış kuralları ve kullanılan malzemeler diğer sürat koşularında olduğu gibidir.

mbiterge
12-08-2008, 07:44 PM
b) Orta Mesafe Koşuları: Orta mesafe koşuları, kısa mesafe koşuları ile uzun mesafe koşuları arasında sürat ve güç ögelerinin her ikisine de gereksinim duyulan yarışlardır. Günümüzde büyük bir gelişme gösteren ve baştan sona süratle koşulmaya başlayan orta mesafe koşularının bir diğer adı da "Uzun Sürat Koşuları"dır. Sürat koşularından farklılığı, son anda hızlanmaya olanak verecek bir tempoyla koşulmasıdır.

20. yy başlarına kadar yarım mil ve bir mil koşuları düzenlenirdi. Ülkemizin başarılı orta mesafe atletleri olarak 800 m'de Ekrem Koçak, Muharrem Dalkılıç'ı, 1500 m'de ise Mehmet Tümkan'ı sayabiliriz. Dünyada en ünlü orta mesafe koşucuları ise Finli atletler Paavo Nurmi ve Lasse Viren, Çek Zatopek ve İngiliz Sebastian Coe'dur. Orta mesafe koşuları, pist üzerinde saat yönünün tersine koşulur. Her tur sonunda vakit belirtilir. Son tura girerken ya kampana çalınır ya da havaya ateş edilir.

Orta mesafe koşuları mesafelerine göre ikiye ayrılır:

1- 800 m. koşusu
2- 1500 m. koşusu

1- 800 m. koşusu: Büyük bir efor ve sürat harcanılan 800 m. koşuları, hafif atletizm sınıfı bir koşudur. İyi bir 800 m. koşucusu dayanıklı, süratli ve çok zeki olmalıdır. Çömelerek yapılan bir çıkıştan sonra, ilk 50-60 metreyi büyük bir süratle geçmek ve ilk virajı iyi almak çok önemlidir.

Çok yorucu olan bu yarışta atletin adımları uzun, serbest ve yumuşak olmalı ve devamlı rakiplerini kontrol etmelidir. Koşucu ağzından ve burnundan nefes alabilir. Yarış taktiklerini ve süratinin derecesini bilmesinde büyük bir yarar vardır. Yarışmalarda eğer önde değilse, önde koşan koşucuya göre temposunu ayarlamalı, rüzgarı hesaba katmalı, son virajda atağa kalkmalıdır.

2- 1500 m koşusu: Bu koşu kuvvetli, dayanıklı ve süratleneceği yeri iyi bilen atletlerin başarabileceği koşudur. 1500 m koşucularının kendi vücudu ahenkli ve uyumlu olmalı, ayakların tabanı ile basarak koşmalı, nefes alma ritmi düzgün olmalıdır. Bilinen temposunu değiştirmeden korumalı, son 100-300 m'de süratlenmelidir.

mbiterge
12-08-2008, 07:44 PM
c) Uzun mesafe koşuları: Uzun mesafe koşuları, finişte atağa kalkmanın orta mesafede olduğu kadar önem taşımadığı, her şeyin tempoya bağlı olduğu son derece sağlam bir yapı isteyen koşulardır. Uzun mesafe koşularında da stil ve nefes çok önemlidir. 2 m'de bir nefes alınıp verilir. Adımlar kısa ama daha serbest olup, ayaklar yere tabanla basar. Adımlar makineleşmiş bir tempoyla atıldığı için, bir diğer adı da "Araba Koşusu"dur.

Dünyada en ünlü uzun mesafe koşucusu, Finli Atlet Paavo Nurmi'dir. Nurmi, mesafeye göre "devamlı bir tempo" ile adım atmanın faydasına inanır ve koşu mesafesini turlara bölerek, her turu belirli bir zamanda geçmeyi hedeflerdi. Bu "tempo" sistemiyle 1923'te Stokholm'de 4 dk. 10 sn ile dünya rekoru kırdı. Uzun mesafe koşan diğer ünlü atletler olarak Avustralyalı Ron Clarke, Etiyopyalı aynı zamanda maratoncu Abebe Bikila ve Doğu Alman Waldener Ciepinski'yi sayabiliriz.

Uzun mesafe koşuları mesafelerine göre üçe ayrılır:

1 - 3000 m koşusu
2 - 5000 m koşusu
3 - 10000 m koşusu

1 - 3000 m Koşusu: Pistin 400 m uzunluğundaki bölümünün 7.5 tur olarak koşulduğu uzun mesafe koşusudur. Bu koşu 1982 yılına kadar bayanların en uzun mesafe koşusu iken, aynı yıl Avrupa Şampiyonası'nda bayanlar maraton da koşmaya başlamıştır.

2 - 5000 m Koşusu: Pist üzerinde yapılan bu koşu, pistte 12.5 tur olarak koşulur. İlk derecesi 1875 yılında Londra'da 17.07 ile yapılmıştır.

3 - 10000 m Koşusu: 400 m'lik oval pistte 25 tur olarak koşulur. Önde koşan atletin, arkadan gelen atlete 400 m fark yapmasına "tur bindirme" denir.

mbiterge
12-08-2008, 07:44 PM
d) Bayrak Koşuları: Takımların 30 cm boyundaki tahta veya metal bir sopayı (stafeti), elden ele geçirerek ve sırayla koşarak yaptıkları yarışlardır. Takımlar 4 atletten oluşur. Eski Yunan'da ellerinde bir meşale ile yapılan bayrak koşuları, 1895 yılında ilk kez atletizm yarışmalarında yer almıştır.

Günümüzde 4'er kişilik takımlar halinde çeşitli mesafelerde koşulmaktadır. Yalnız Balkan ülkeleri arasında yapılmış ve adı "Balkan Bayrak" olarak kalmıştır. Dörder atlet arasında 800 m, 400 m, 200 m ve 100 m koşulan bir türü daha vardır. Ayrıca bir zamanlar yurdumuzda bir hayli yaygın olan "İsveç Bayrak Koşusu" da bir diğer bayrak yarış türüdür. Bunların mesafeleri de 400, 300, 200 ve 100 m'dir.

Toplu koşucular tarafından koşulan bayrak yarışlarında esas olan, koşucunun kendi mesafesini bitirdikten sonra elinde bulunan sopayı yeniden koşacak olan arkadaşına vermesidir. Eğer sopa düşürülürse, düşüren atlet yerden alır. Sopa düz ağaç veya metal bir borudan yapılmış olup, 28/30 cm uzunluğunda, 50 gram ağırlığında ve tek parçadır. Yarışlar, hareketsiz duran yarışmacıların tabanca patlatmasıyla aldıkları startla başlar.Takımlardaki dört atletin her biri yarışmanın bir bölümünde koşar, koşu sırasında elde bir sopa taşınır. Sopa değişimi 20 m'lik bir bölgede yapılır.

1964 yılında yapılan bir kural değişikliği ile; kısa mesafe bayrak yarışlarında koşucunun sopayı almak için bayrak değiştirme bölgesinin 10 m. gerisinden koşmaya başlamasına izin verildi. Ancak "çubuk değiştirmek bölgesinde" el değiştirmelidir. Bu değişim; dıştan değişim ve karma değişim diye iki şekilde olur. Dışta değişimde koşucu, çubuğu sol elinden arkadaşının sağ eline verir. Karma değişimde ise hem sağ hem sol el ile stafet değiştirilebilir. Bayrak fırlatılarak değiştirilemez. Seçmelerden sonra takımdaki oyuncu değişikliği ancak zorunlu olması durumunda doktor raporuyla yapılabilir.

Bayrak koşuları erkekler ve bayanlar için ikiye ayrılır.

1- 4x100 m bayrak yarışları: Erkekler ve bayanlar arası yapılan Olimpik Atletizm Yarışmaları'dır. 4x100 m bayrak yarışları baştan sona kulvarlarda koşulur. Çıkış yapan atlet bayrağı sağ eliyle taşır. Bayrak bir turda her 100 m sonunda olmak üzere, üç kez el değiştirir. Her kulvarda, 20 m'lik bayrak değiştirme bölgeleri işaretlenerek değişikliklerin buralarda yapılması sağlanır. Buna uymayan takımlar diskalifiye edilir. Hiçbir atlet yarışmada bir bölümden fazla koşamaz.

2- 4x400 m bayraklar yarışları: Bu bayrak yarışı da 4x100 m gibi erkekler ve bayanlar arası yapılan Olimpik Atletizm Yarışmaları'dır. 4x400 m bayrak yarışında ikinci yarışmacıdan itibaren takımlar, verilmiş olan handikaba göre 400 ya da 500 m sonunda iç kulvara geçebilirler. Yarışın kulvarda koşulmayan bölümlerinde atletler, bayrak değiştirmek için kendi kulvarlarına dönmelidirler. Atlet bayrağı verdikten sonra, hemen kulvarı terk etmeli ve arkadaki takımın atletine engel olmamalıdır. Her hangi bir takım, kasıtlı veya kasıtsız engelleme yaparsa veya bayrak değiştirirken yardımlaşırsa takım halinde diskalifiye olur.

mbiterge
12-08-2008, 07:45 PM
e) Engelli Koşular: Eşit aralıklarla yerleştirilmiş engelleri aşarak, koşmaya dayanan hafif atletizm sınıfından pist ve alan sporudur. Engelli koşu 19. yy'da İngiltere'de ortaya çıkmıştır. 1920'lerde bayanlar da bu sporu yapmaya başlamıştır. 1935'de ağır ve ters çevrilmiş T biçimindeki engel yerine, L biçimindeki engellerin kullanılmaya başlaması, engelli koşuların en önemli gelişmesi sayılır.
Engelli koşularda başarı tekniğe dayanır. Engel tekniğini öğrenebilmek uzun bir çalışma, sabır ve dikkat ister. Bu da engelli koşularda az atlet yetişmesine neden olmaktadır. Engellerin kavisli ve L biçiminde olup, L'nin alt kenarı koşucuya doğru bakar. Bu tür engeller devrildikten sonra atletin ayağına takılmaz. Engeller üst kenarından merkezine 3.5-4 kg'lık bir güç uygulandığında devrilecek biçimde yapılmıştır.

Engellerin yüksekliği yarışmalara göre değişir. Her atlet kendi kulvarında koşar. Her kulvarda on engel vardır. Günümüzde engelli koşu atletleri, iki engel arasında hız koşusu tekniğinden yararlanırlar. Atlet, engellerin tam üzerinden geçmelidirler. Engeli aşarken çift kolla ileri doğru hamle yaparken iyice öne doğru eğilir, ardından da bacaklarını, hızını kesmeden yarışmaya devam etmesini sağlayacak bir biçimde de öne uzatır.

Engel koşusu sırasında atlet, ayağını veya bacağını engelin yanından geçirirse, kendi kulvarından olmayan bir engeli atlarsa, el veya ayağıyla kasıtlı olarak bir engeli devirirse diskalifiye olur. Ancak kasıtlı olmamak kaydıyla engel devirmenin cezası yoktur. Uluslar arası Amatör Federasyonu (IAAF)'nin kararına göre engelli yarış mesafeleri dörde ayrılır. Buna göre:

1- 100 m engelli bayanlar
2- 110 m engelli erkekler
3- 200 m engelli erkekler
4- 400 m engelli erkekler

1 - 100 m engelli bayanlar: 1966 yılında IAAF tarafından kabul edilen, her biri 84 cm yüksekliğinde on engelin yer aldığı tamamen teknik bir koşudur. İlk engele kadar olan mesafe 13 m, engeller arası 8.5 m'dir. Son engel ile bitiş çizgisi arası 10.5 m'dir. Her yarışmacının ayrı bir kulvarda koştuğu bu yarış, 1972 Olimpiyat Oyunları'nda 80 m yarışının yerini almıştır.

2 - 110 m engelli erkekler: Olimpiyat yarışmalarına dahil olan erkekler arası bir koşu olup, engellerin üzerinden düzgün bir hızla ve ahenkle geçmeyi gerektirir. 110 m engellide günümüzün en büyük ismi Birleşik Amerikalı Greg Foster'dır. 1983-1987'den sonra 1991'deki Tokyo Dünya Şampiyonası'nda elde ettiği 13.06'lık rekorla en büyük olduğunu kanıtladı.

Bu yarışmalarda her biri 106.7 cm yüksekliğinde on engel vardır. İlk engele kadar olan mesafe 13.72 m'dir. Engeller arası mesafe 9.14 m'dir. Son engelle bitiş arası 14.2 m'dir. İlk engele 7-8 adımla gelinir. Engel aralarının iniş - çıkış hariç, üç adımda geçilmesi yarışmacı için avantajlı bir durumdur.

3 - 200 m engelli erkekler: Olimpiyat yarışmalarına dahil olmayan bir koşudur. On engelin her biri 76.2 cm yüksekliğinde olup, 18.29 m arayla yerleştirilmiştir. Çıkış yeri ile ilk engel arasındaki mesafe 18.29 m olup son engel ile bitiş çizgisi arası 17.10 m'dir.

4- 400 m engelli erkekler: Olimpik karşılaşmalara dahil, teknik olarak çok ekonomik olan, vücudun daha az yatırıldığı 110 m engelliye göre sürati daha düşük bir koşudur. 400 m engelli koşu atletin, atletik yeteneklerini ortaya koyduğu bir koşudur. Ritm ve fulelerin uzunluğu son derece önemli olup, ilk engele 21-22 fule ile vararak, diğer engel aralarını 13-17 fulede aşmak, en ideal olanıdır. Atlet, engel aralarında kaç adım atacağını önceden tespit etmelidir. Bu koşularda engel yüksekliği 91.4 cm olup, 35 m arayla on engel yerleştirilmiştir. İlk engele kadar olan mesafe 45 m, son engel ile bitiş çizgisi arası 40 m'dir. Atlet kendi kulvarında yarışır.

Ayrıca 1976 yılından beri erkek atletlerin yanısıra bayanlar arasındaki yarışmalarda engellerin yüksekliği 76.2 cm olup, diğer ölçüler erkeklerarası koşularda olduğu gibidir. 400 m engelli, 400 m düz yarışlarına göre daha kolay izlenir. Bütün kulvarlarda her engel, başlangıç çizgisinden eşit uzaklıktadır. Aynı sıra numaralı engeli ilk aşan atlet önde gidiyor demektir

mbiterge
12-08-2008, 07:45 PM
f)Engelli / Hendekli: Olimpik hendekli koşusu 3000 metre koşulan ve erkekler arasında yapılan bir yarışmadır. Hendek yarışının parkurunda 28'i kuru, 7'si sulu 35 engel bulunur. Yarışmacılar engellerin üzerine basıp geçebilirler ya da atlayabilirler. Engellerin arası ortalama 78 m olup, yüksekliği 91.1-91.7 cm, genişliği 3.66 m, ağırlıkları ise 80-100 kg'dır. Çarpıldıklarında yıkılmayacak biçimde olup, en içteki üç kulvara yerleştirilmişlerdir. Her iki uçlarında 120-140 cm arası tabanlar vardır.

Başlangıç noktasından itibaren 270 m'ye kadar hendek yoktur. Her turda 5 engel bulunur. Bunlardan dördü kuru, biri suludur. Su hendeğinin genişliği ve uzunluğu 3.66 m, engele en yakın su derinliği ise 70/75 cm'dir. Yarışmacılar su engelini aşarken engelin üstüne basabilir. Su hendeğinin önündeki engel, kımıldamayacak biçimde hendeğe yerleştirilmelidir. Bir hendek koşucusu; engelin yanından geçerse, su engelinin üzerinden veya içinden geçmezse, ayağını veya bacağını engelin yanından geçirirse diskalifiye olur.
Yol yarışları

a) Maraton: Atletizmde en uzun mesafeli (42.195 m), sert tabanlı yollarda gidiş dönüş olarak yapılan mukavemet koşusudur. Adını eski Yunanistan'daki Marathon Savaşı'ndan aldı. İlk kez 1896'da düzenlenen Atina Olimpiyat Oyunları'nda koşuldu, 1924 yılında 42.195 m olması benimsendi. Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu 1992 yılından itibaren 21.100 m'de yarı maraton Dünya Şampiyonası düzenlemeye başladı.

Maraton parkurları aynı nitelikte olmadığı için dünya rekoru kaydı tutulmaz. Sadece en iyi derece vardır. Türkiye'de maraton, ilk kez 1937'de resmi yarışmalarda yer aldı. 1970'lerde bayanlar da resmen yarışmalarda yer almaya başladı. Uluslararası popüler yarışma olarak Boston Maratonu, Türkiye'de ise 1979'dan beri yapılmakta olan Asya-Avrupa Maratonu gösterilebilir.

Maraton koşularında yalnız bacaklar kollar değil, karın kasları dahil vücudun bütün kasları hareket eder. Maraton koşularında çıkış ve bitişler genellikle stadyum içinde olursa da bu şart değildir. Ana yollar üzerinde koşulan bu yarışmalarda trafik ekipleri de görev alır. Yarışma öncesi her atletin sağlık kontrolünden geçmesi ve koşar raporu alması zorunludur.

Mesafeler kilometre ve mil olarak yol boyunca gösterilir. Her 5 km'ye yerleştirilen resmi yiyecek - içecek merkezlerinde atletlerin istedikleri yiyecekler ve içecekler bulundurulur. Bir maraton koşucusu koşu sırasında 3000 kilo kalori kadar enerji harcar. Eski yıllarda atletler, yiyeceğe fazla önem vermelerine rağmen son zamanlarda sadece suyla ağızlarını çalkalayıp yüzlerini ve başlarını ıslatmakla yetinmektedirler. Yollar üzerinde yapılan yarışmalarda parkur, koşu çizgisi boyunca ölçülür. 50 m'den fazla fark kabul edilmez.

b) Yürüyüş: Bir spor dalı olarak yürüyüş, adımların zeminle temasını kaybetmeden hızla ilerlemeye dayanan, Olimpiyat Oyunları'nda yer alan, hafif atletizm dalında bir spordur. Yürümek ile yürüyüşü birbirine karıştırmamak gerekir. Yürüyüş başlı başına bir spor olup, kuralları, tekniği ve taktiği olan, karın adalelerinin yardımıyla ayaklar ve bacaklarla yapılan, kollarla dengelendirilen bir ilerleme hareketidir.
Yürüyüş sporu ilk kez 1867 yılında İngiltere'de yapılmış, 1908 yılında 16.090 m olan mesafe daha sonra 10 km'ye inmiştir. 1948 yılında ise pistte 10 km, yolda 50 km olarak belirlenmiştir. 1956 yılından itibaren de yarışmalar bu mesafede yapılmaktadır. Türkiye'de 1940 yılında Robert Koleji'nde yapılan atletizm yarışmalarında, 1500 m yürüyüş yarışması yer almasına rağmen, ilk resmi yarışmalar 1952 yılında İstanbul'da yapılmaya başladı. İlk yürüyüş yarışması 10 km üzerinden Fenerbahçe stadında yapıldı.

Bu yarışmalarda yer alan ilk Türk atletleri Selahattin Yıldız, Vartan Avukyan ve Isak Franco'dur. Gerek pistte ve gerekse yollarda yapılan yürüyüş sporunda ayaklar, zeminle temasını kaybetmemeli, öne doğru atılan ayak topuğu, diğer ayak yerden kalkmadan yere temas etmelidir. Önce zemine ayak topuğu, sonra taban, sonra da ayak değer. Bu da ayakların kalçadan hareket ettirilmesi ile mümkün olur. Yürüyüş sporu yapanların giydikleri ayakkabılar, zorlanmaya dayanıklı ve hafif olmalıdır. Ayakkabı bantlarının mafsalları koruyacak şekilde ve ökçeye doğru kama şeklinde bir artımı vardır. Taban kalınlığı 13 mm'yi geçemez. Topuk ise tabandan 13 mm daha yüksek olabilir. Yürüyüşçüler genellikle beyaz güneş şapkaları ve güneş ışınlarını yansıtan açık giysiler kullanırlar. Kalın çorap giyerler.

Yürüyüş yapanların bacak ve baldır kasları çok gelişir. Bu spor kan dolaşımını hızlandırır, adaleleri geliştirip iç organların çalışmasını düzene sokar. Yürüyüş yarışmalarında da koşularda olduğu gibi adım uzunluğu ve saniyedeki adım sayısı çok önemlidir. Diğer önemli noktalar; ayakların düz bir hat üzerinde hareket etmesi bacakların temposudur.

Yürüyüşte iki stil vardır.

Birincisi Avrupa Stili olup, atletler çok kuvvetli kol hareketi içeren bir stil uygular.

İkincisi de Meksika Stili olup, atlet baş, omuz ve gövdesini sallayarak yürür.

Yollar üzerinde yapılan yürüyüş yarışmalarında yarışmacıların güvenliği sağlanmalıdır. Yarışmalarda 5 km aralıklarla içecek istasyonları bulunur. Organizatör ya da atletlerin kendi sağladıkları bu içecek- yiyecekler, atletlerin kolayca bulabileceği ve ellerine verilecek biçimde yerleştirilir. 20 km'den sonra yalnız su sağlayan istasyonlar vardır. Yürüyüş yarışları hem pistte hem de yolda yapılabilir.

Olimpiyat Oyunları'nda yer alan yürüyüş yarışmaları 20 ile 50 km üzerinden yapılır. 50 km olan yarış, maratondan 8 km daha uzun olup, en uzun mesafe yarışıdır. Bayanlar 10 km üzerinden yürüyüş yarışmalarına katılırlar. Dünya Kupası için IAAF'nin belirlediği yürüyüş yarışması, erkekler için "Lugono Kupası" ve bayanlar için "Lochboın Kupası"dır. Yarışmalarda yarışmacının yürüyüş biçimini, yarışın herhangi bir anında kurallara uyup uymadığını kontrol etmekle görevli, her atlet için birisi lider olmak üzere üçer hakem bulunur.

c) Kır Koşuşu: Kırsal alanlarda inişli-çıkışlı toprak üzerinde yapılan uzun mesafe koşusudur. Kros olarak da bilinir. İlk uluslar arası yarışma Fransa ile İngiltere arasında 1898'de yapılmıştır. 1903 yılında İngiltere, İrlanda ve İskoçya'nın katılımı ile başlayan şampiyonaya daha sonra diğer ülkeler de katılmıştır. 1924 yılında yaz yarışmalarına uygun olmadığı için Olimpiyat Oyunları'ndan çıkarılmıştır.

1962 yılında IAAF, uluslar arası kuralları yeniden belirlemiş, 1967'de ilk kez bayanlar arası kır koşusu düzenlenmiştir. ABD'den erkeklerde Pat Porter, ard arda 8 kez kazanarak, kır koşusunda ulaşılması güç bir rekor sahibi olmuştur. IAAF'nın belirlediği uluslar arası yarışmanın standart mesafesi, erkekler için 12 km'dir. Kır koşusu, belli bir pistten düzenlenmediği için dünya rekoru tutulmaz. Bu koşuya katılacaklar sıkı bir sağlık kontrolünden geçirilmeli, kalp ve ciğerlerinin sağlam olmasına özellikle dikkat edilmelidir. Kır koşusu, bir kış sporu olup, her türlü hava koşullarına katlanan atletlerin, azim ve iradeleri ölçülür ve atlerler yaz oyunları için hazırlanma fırsatı bulurlar.

Atleler yün şapka ve eldiven kullanıp, her zemine uyum sağlayan "waffle" tipi sentetik tabanlı ayakkabılar giyerler. Kır koşuları, bireysel yarışlar ve takım yarışları biçiminde yapılır. Takım koşularında her takım 6-9 atletten oluşur. Bu takım yarışlarında kaç sporcunun puanlarının değerlendireceği önceden belirlenir. Belirlenen sayıda en az kötü puanı alan takım, yarışı kazanır.

Kır koşularının bir değişik türü de bayraklı kır koşusudur. Bu yarışlarda bayrak yerine koşucu, koşacak olanın eline dokunur. Kır koşularında koşu yönünün sol tarafından kırmızı, sağ tarafına beyaz flama dizilir. Gerekli noktalarda kontrol için hakem bulundurulur. Yarış sonunda çit veya iple belirlenen ve tüm koşucuların teker teker geçebileceği, huni biçiminde bir finiş tüneli vardır. Tüm yarışmacılar bu tünelden geçerken, hakemler tarafından numaralanarak bitirme dereceleri yazılır.

d) Yol Koşusu: Kış koşularının değişik bir türü olup, şehir içindeki ana cadde ve sokaklarda koşulur. Türkiye'de ilk kez 1922 yılında Fatih ile Harbiye arasında koşuldu. Şehir trafiğinin yoğunlaşması bu koşulara olan ilgiyi azaltmasına karşın, Ankara'da yapılan 2000 yılında 65 ncisi. düzenlenen "Büyük Atatürk Koşusu", 10 bin 500 m'lik bir sokak koşusu olarak yapılmaya devam etmektedir.

Ayrıca Hürriyet Gazetesi tarafından düzenlenen "Dedeler Yarışı"da, 1980 yılından beri bir sokak koşusu olarak sürdürülmektedir. (50-55, 56-60, 61-65 ve 66 ve daha üstü yaş gruplarında). Bir diğer sokak yarışı da Asya - Avrupa Maratonu ile yapılan halk koşusudur.

mbiterge
12-08-2008, 07:45 PM
Birleşik Yarışlar

Bir diğer adı da Kombine Yarışlar olan bu yarışlar, koşma, atma ve atlamalardan meydana gelir. MÖ. 8. yy'dan itibaren atletizm müsabakalarında yer almaya başlamış olup, öncelere beş dalda iken, sonraları İskandinav ülkelerinin öncülüğü ile 10 dalda yapılmaya başlandı. Birleşik yarışlar dekatlon ve heptatlon diye ikiye ayrılır. Günümüzde dekatlon ve heptatlon yarışmaları bir bütün olarak görülmektedir. Atletlerin iki gün süren bu yarışmalara bedensel ve ruhsal yönden çok iyi hazırlanmaları gerekir. Birleşik yarışlar ikiye ayrılır. Buna 1981 yılından beri koşulmayan pentatlonu da bilgi sahibi olmak amacıyla ekleyebiliriz.

a) Dekatlon (10'lu yarışma/erkekler)
b) Heptatlon (7'li yarışma/ bayanlar)


a) Dekatlon (10'luu yarışma) : Sürat, kuvvet, ve beceri isteyen karışık yarışmalardır. İlk kez 1884 yılında Amerika'da uygulandı, 1912 yılında Stockholm Olimpiyat Oyunları ile oyun programına dahil edilmiş ve bundan sonra da giderek önem kazanmaya başladı.
Dekatlon, erkekler arasında yapılan on yarışma dalından oluşan birleşik yarışlardır. İki gün süren bu yarışmalarda birinci gün; 100 m, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama ve 400 m koşulur. İkinci gün; 110 m engelli, disk atma, sırıkla atlama, cirit atma ve 1500 m koşulur. Bir de 5 yarışma dalından oluşan (uzun atlama, cirit atma, 200 m, disk atma ve 1500 m) ve bir günde yapılan beşli yarışmalar vardır.

Atletizmin programında olduğu gibi, hiçbir atletin bu kadar sıkı, yorucu ve uzun süre antreman uygulaması gereken spor dalı yoktur. İyi bir dekatloncu olmak için en az beş yıl yarışmak gerekir. İyi bir dekatloncunun on yarışma dalında da dengeli bir ortalama tutturması; oyun süresince yetenekli, kararlı ve adele yönünden hazır olmasına bağlıdır.

Dekatlon atletleri çeşitli koşu, atma ve atlama ayakkabıları, ölçüm tabloları koyabilecek büyüklükte bir çantayı yanlarında taşırlar. Ayrıca ısınmak ve dinlenmek için uyku tulumu ve battaniye de yanlarında bulundurabilirler. Yarışlar listedeki düzene göre yapılır. Herhangi bir yarışa girmeyen bir yarışmacı, yarışı bütünüyle bırakmış sayılıp elenir.

Pist yarışlarında da üç hatalı çıkış elenme nedenidir. Her alan yarışında yarışmacının üç hakkı vardır. Yarışmalarda sadece bir tür vakit ölçme aleti kullanıldığında zaman, değerlendirme puan cetvelinde saniyenin 1/100'üne kadar yapılır. IAAF'nin belirlediği tabloya göre puanlama yapılır.

Puanlar, atletin koştuğu dereceye, atladığı yüksekliğe, atma ve atlama uzunluğuna göre verilir. En çok puan toplayan atlet yarışmaların birincisi olur. Puanların eşit olması durumundan, branşların çoğunda, en yüksek puanı alan atlet birinci gelir. Eşitlik yine bozulmazsa, bireysel branştaki en yüksek puana bakılır.

b) Heptatlon (7'li yarışma): Dekatlon gibi sürat, kuvvet ve beceri isteyen, bayanlar arasında yapılan ve yedi daldan oluşan kombine yarışmalardır. Bugüne kadar yarışma sayıları, türleri ve sıraları çeşitli değişikliklere uğradı.

1920'lerde Almanya ve Rusya'da üç ve beş dallı yarışmalarla başladı. 1964 yılında Olimpiyat Oyunları'nda 5'li yarışma pentatlon olarak yer aldı. 1981 yılından itibaren heptatlon, çok yarışmalı dal olarak bugünkü şeklini aldı.

Atletizmin en zor branşlarından biri olan heptatlon, yurdumuzda henüz tam anlamıyla yapılamamaktadır. Bu zor sporda atlet olmamasının yanısıra, atletizm salonunun olmaması da önemli bir etkendir.

Yedi yarışma dalından oluşan heptatlon yarışmalarında birinci gün; 100 m engelli, gülle atma, yüksek atlama ve 200 m koşulur. İkinci gün; uzun atlama, cirit atma ve 800 m koşuları yapılır. Kurallar ve derece ölçümleri dekatlonda olduğu gibi IAAF tarafından belirlenmiştir.

mbiterge
12-08-2008, 07:45 PM
ATLETİZMDE ÇIKIŞ Tüm sürat koşularında olduğu gibi engel koşularında da çok önemlidir. Tüm kısa mesafe yarışmalarında olduğu gibi engelli koşuda da start yarışın sonucuna son derece etki eder. Düz yarışmaların tersine engelin çıkışı normal bir çıkıştan farklı olarak ilk 13. 72 m. içinde adım uzunluğu ayarını ve sprint tekniğini içerirken ilk engel üzerindeki vücut şekli ayrı olarak incelenmelidir.
Deneyimli bir engelci tabanca ile ilk engel arasını sezonun ilk yarısından önce bir çok defalar çalışır. Ayağın takoza yerleştirişi ve ilk engele kadar adım ayarı çoktan geliştirilmiştir. Hareketlerini tabancaya göre ayarlaması, iyi bir tekniğin tüm elemanlarını kazanmış olması, yarışa hazırlanırken formunun varlığını koruyabilmesi için gereklidir.
Deneyimsiz bir engelciye antrenörlük yaparken, çıkış tekniğini geliştirmeden, öncelikle ilk engele kadar olan adım ayarını tespit etmek gereklidir. Çünkü ilk engele kadar olan adım sayısı takozda hangi ayağın önde olacağını tayin eder.

mbiterge
12-08-2008, 07:45 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ac2.jpg
En geçerli olan ilk engele yedi adımda gelmektir. Bir çok genç ve hatta büyük kategorideki engelciler bu mesafeyi yedi adımda alma kapasiteleri olduğu halde, tüm kuvvetlerine ulaşamadıklarından sekiz yada dokuz adımda alırlar. Aşağıdaki faktörlerden herhangi birisi engelcinin ilk engele koşusunda gerektiğinden fazla adım atmasına neden olur.
1. Zayıf çıkış tekniği,
2.Zayıf sprint tekniği,
3. Gevşek veya kaygan yarış pisti,
4. Yetersiz kondisyon,esneklik,
5. Boy yetersizliği ve kısa bacaklar.


Yeterli ve sıkı çalışma ile bu problemlerin bir çoğu halledilebilir. Fakat engelci geçerli olan yedi adımı aşacak kadar ise yapılacak fazla bir şey yoktur.



Bir engelcinin ilk engele kadar olan adım sayısını tespit etmek için başlangıç çizgisinden itibaren ilk otuz metreyi birkaç kez tüm gücüyle koşmalıdır. Bu koşuların sonunda yedinci adımının rastladığı nokta işaretlenir. Sonra, bu nokta ile ilk engel arasındaki mesafe ölçülür. Bu mesafenin 2 m. ile 2. 15 m. arasında olması en iyisidir.

Genel bir kural koymak en iyisidir. Yeterli bir yerleşme pozisyonuna göre çalışıp daha sonra ayakları yerleştirirken gerekli ayarlamaları yapın. Başlangıç olarak takozlar arasındaki mesafeyi koşucuların ayakkabısı ile ayarlayın. Bu kollar ve bacaklar ile orantılıdır. Biraz ayarlama yapıldığında başlangıç için iyi bir yerleşme oluşur. Öndeki takoz ile başlama çizgisi arasındaki mesafe şu şekilde belirlenebilir; Koşucunun takozlara yerleşmesini ve ağırlığını ayaklarda ve arkada yere koyduğu çizgi üzerinde olmasını sağlayın. Vücut dik ve kollar yanda serbestçe sallanmalıdır. Sonra, gövde öne doğru bırakılmalıdır.

Eğer koşucu bu mesafenin 50-60 cm. içersinde ise doğal bir 7 adımcı demektir. Eğer 7 adım noktasından 1,5 m. kadar uzakta ise normal olarak sekiz adımcıdır. Noktanın 90 cm, kadar gerisinde olan koşucular 8 adım için çok yakın ve 7 adım için çok uzak sayılırlar.


İlk engele kadar olalı adım sayısı geliştirildikten sonra koşucu normal olarak hangi ayağının çıkış takozunda önce olacağını bilir ve çıkış tekniği üzerinde çalışmaya başlayabilir. (7 adım alırken engel bacağı takozdan önde olur. 8 adımda alıyorsa peşinden gelen ayak önde olur.) iyi bir çıkış tekniği için dikkat edilecek ikinci faktör, ön ve arka takoz arasındaki uygun mesafeyi tespit etmektir.
Kolların ağırlığını dengelediği yer çıkış çizgisi olarak işaretlenmelidir. Çıkış pozisyonunda kollar vücudu taşıyabilecekkadar geniş, omuzlar kol uzunluğuna uygun olarak normal yükseklikte olmalıdır. Eğer kollar fazla açılırsa omuzlar düşük duracağından Çıkış etkinliğini azaltacaktır (16). iyi bir çıkış pozisyonu için şu üç noktaya dikkat edilmelidir.




1. Dikkat durumunda Öndeki bacağın dizinin açışı 90 derece olmalıdır, böylece bacağı kısa sürede gerekli güç sağlar.

2. Kalçalar normal koşu yüksekliklerine yakın olabilmek için omuzlardan yüksekte olmalıdır. Az sonra bu kalça yüksekliğini koşucu tarafından kazanılacak ve koşucu tüm hızına ulaşacaktır,

3. Omuzlar el hizasından 8-10 cm. kadar ilerde olmalıdır. Kollar üzerindeki yük miktarı vücut ağırlığının, kolların ve bacakların güç oranına bağlıdır. Ağırlık ne kadar fazla ise vücut o kadar ileri eğilecektir.

mbiterge
12-08-2008, 07:45 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ac1.jpg
Tüm koşucular yarıştan önce heyecanlıdırlar. Çıkıştan önce koşucunun kendine olan güveninin gelişmesi için antrenör sporcusunun bu heyecanım ortadan kaldırmalıdır. Antrenmanların büyük bölümünde tüm çıkış komutları yarışta karşılaşılabilecek yasal zaman hataları göz önüne alınarak verilmelidir. Her zaman için yarışçının ''yerlerinize'' komutundan önce start noktasında olmasını sağlayınız. Yerleşme ile tabanca arasındaki zamanı değiştiriniz. Antrenörün koşucusunu farkında olmadan hep aynı zaman aralığı içersinde tabancayı ateşleyerek onu alıştırması çok basittir.



Tüm koşucular yarıştan önce heyecanlıdırlar. Çıkıştan önce koşucunun kendine olan güveninin gelişmesi için antrenör sporcusunun bu heyecanım ortadan kaldırmalıdır. Antrenmanların büyük bölümünde tüm çıkış komutları yarışta karşılaşılabilecek yasal zaman hataları göz önüne alınarak verilmelidir. Her zaman için yarışçının ''yerlerinize'' komutundan önce start noktasında olmasını sağlayınız. Yerleşme ile tabanca arasındaki zamanı değiştiriniz. Antrenörün koşucusunu farkında olmadan hep aynı zaman aralığı içersinde tabancayı ateşleyerek onu alıştırması çok basittir.


Koşucu çıkış takozuna tam olarak yerleştikten sonra titrememeli, durumu bozmamalıdır. Tabancaya tam olarak ve anında tepki gösterebilmek için yerleşme pozisyonunda sabit olmak gereklidir.


Düzgün takoz ve yerleşme pozisyonu geliştirildikten sonra koşucu hiç bir engeli düşmeden takozdan sprint yapmalıdır. Sporcu başını tabanca sesi ile birlikte değil vücut dik hale geldiği zaman yukarı kaldırmalıdır. Engelciler ilk engeli aniden görmeye alışmalıdırlar. ilk adım kısa ise, yerleşme pozisyonunda ön tarafa fazla ağırlık binmiş demektir. Koşucuya çıkışta kesinlikle daha kısa yada daha uzun adım atması söylenmelidir.


Basit olarak arzu edilen sonuca ulaşmak için yerleşme durumunda öne düşen ağırlık ayarlanmalıdır. Takozdan çıkarken kollara büyük kuvvet verilmelidir. Kol ne kadar kuvvetli çekilirse ilk engel o kadar rahat geçilir. En yüksek hızı sağlamak ve korumak için bu gereklidir.


Engelci sprint ve engel yeterliliğini koruyabilmek için ayak pençelerinde koşmalıdır. Çıkış ve sprint hareketleri geliştirildikten sonra sıra 7. adımın geliştirilmesine gelir. Amaç ilk engelde 2 m. ile 2.15 m. mesafede bulunmaktır.


İlk engele 7 adımla ulaşmak için takozun yerinde değişiklikler yapılabilir. Takozlar 15 cm, öne alınabilir. Bazı engelciler ise ayakta çıkış yaparlar. Bunların hiç biri doğru değildir. Yarış sezonundan önce ilk engele kadar olan mesafeyi 7 adımla almayan engelciler sezon içinde fiziksel kondisyonları geliştikçe amaçlarına ulaşabilirler.

Üzerinde çalışmaya elverişli pist olduğu kadar yarışların yapılacağı piste de dikkat edilmelidir. Kaygan bir sahada ilk engele 7 adımda ulaşmakta güçlük çeken engelci yapay sahada bunu rahatlıkla yapabilir, engelciyi haftada birkaç kez değişik sahada çalıştırmakta fayda vardır. Her düzeyde ve kabiliyette olan engelciler çıkış, sprint ve engel tekniklerini geliştirdikleri oranda derecelerini de düzeltebilirler. Sabır, sıkı çalışma ve uzun antrenman saatleri sonuç verecektir.
100,200,400 metre,110 ve 400 m. Engelli , 4x100m. Bayrak yarışmalarında startla atletler “yerlerinize” komutuyla çıkış takozundaki yerlerini alırlar. Arka bacağın dizi yere değecek ; takoza dayanan ayak burunları yere dokunacak; eller başlangıç çizgisinin gerisinde parmak uçları ile yere temas ederler. Kafa serbest bırakılır, vücut dengelenir.


http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ac3.jpg

“Dikkat” komutunun ön bacak yaklaşık 90 derece, arka bacak 130 derece açı yapacak şekilde dizler yerden kaldırılır. Ayaklar takoza basınç yaparlar. Kalça omuzlardan daha yükseğe kalkar, omuzlarda tam el hizasında olurlar.

mbiterge
12-08-2008, 07:45 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ac4.jpg

Silah sesiyle birlikte atlet takozu iterek çıkış hareketini başlatacak dengeyi sağlayarak kllarını yerden kaldırır. Arka bacak takozdan kalkarak öne gelir. Bu esnada ön bacak takozu iyice iterek gerginleşmiştir. Kollar da ayakların dengesini sağlayacak şekilde yarı bükülmüştür. İlk adım sırasında vücut bir ok gibi hareket eder. Adımlar kısa, süratli ve alçaktır. Bunlarıda ayakların süratli hareketleri temin eder. Takozdan kurtulan atlet dengeli ve yavaş, yavaş normal koşu pozisyonuna gelecektir.
Koşu Hareketinde 3 faz vardır:
1-Hareket fazı
2-Uçuş fazı
3-Destek alma (Dayanma fazı)


http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ac4.jpg

Yapılması Gereken Alıştırmalar
1.Yapılacak Diz çekme) diz çekerek ve süratle küçük adımlarla koşma. Hareket top üzerinden de yapılabilir.
Amaç:Gerekli olan kas gruplarının koordinasyonuna yardım etmek ve ayağın dengeli hareketinin tekniksel gelişimini sağlamak. Bu, hareket frekansının düzelmesine yardımcı olur.
2.Yapılacak:Ayak bileği ve ayaklar dümdüz olana kadar sıçrama ve ayağı öne dayayarak hafif koşu.
Amaç:Yeri itişin hissedilmesi ve ayak bileklerinin iyi çalışmaını sağlamak
3.Yapılacak:Hareketin ayaklara itilmesi ve gerideki ayağın enerjik itişi ile öndeki ayağın bükülmesiyle sıçramak
Amaç:Yeri itiş ve uçuş pozisyonunda mesafeyi ve kuvveti artırmak. Küçük engeller üzerinde uygulanabilir.
4.Yapılacak: Topukları kalçaya vurarak, dizleri düşük tutarak , ileri doğru hafif koşu, Vücut öne doğru afifçe eğilebilir.
Amaç:Kalçanın arka kısmındaki kaslardan daha verimli faydalanmak.

mbiterge
12-08-2008, 07:46 PM
ATLETİZMDE UZUN ATLAMA

TANIMLAR

-Koşu:Son birkaç adımda ağırlık merkezinin hafifçe aşağıya alındığı sıöçramaya hazırlık safhasını içeren düzenli hızlanılan 30-40 m. Uzunluğundadır. Koşu mesafesinin tam olarak saptanması gerekmektedir.

-Sıçrama Sıçramada ayak tabanı topuk dahil yerle temasa geçer. Ağırlık merkezi sıçrama bacağına aktarılır ve kalça , sıçrama bacağı hafifçe bükülür. Bu bükülme hızlı ve kuvvetli olur.

-Uçuş Deşitli teknikler kullanılır. Yukarıda 2 ½ adımlama (hitckick) tekniği gösteriliyor.Birinci adım sıçrama bacağının yerden ayrılmasının tamamlandığı adımdır. İkinci adım bunun ters hareketidir. Son adım ise savurma bacağının uzanma hareketine katılmasıdır.

Her iki bacakta bisiklet hareketi yapar, ve kollar denge için kullanılır. Öncelikle havada koşu pozisyonundadır. Buradan yukarı ve uzanmaya yardım edecek şekilde öne ve aşağıya hareket eder. Gövde bacaklardan çok az önde bulunur. Uzanmadan dizler bükülerek momentumun izin verdiğince gövde öne alınır.



http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/u1.jpg

KURALLAR

-Koşu Yolu:En az 1.22m. Genişliğinde ve 40m. Uzunluğunda olur.

-Sıçrama Tahtası: 1.22m. Uzunluğunda , 20 cm. eninde ve 10 cm. yüksekliğindedir. Kum havuzu tarafına plastik faul tahtası konur.

-Kum Havuzu:En az 2.75 m. Genişliğinde ve sıçrama tahtasından 10 m. Uzaklığa kadar gitmelidir. Sıçrama tahtasıyla aynı seviyede kum satıhlıdır.

-Genel Kurallar:Şayet 8 atletten fazla iştirakçi varsa, üç denemeden sonra en iyi atlayan 8 atlet üç deneme daha yapabilir. Diğerleri elenir. 8 atletten azsa herkes altı deneme yapabilir. Atlayış , kum havuzunda en geride bırakılan izle, sıçrama tahtası arasındaki mesafede ölçülerek değerlendirilir. Atletler bir atlayışını bir buçuk dakikada bitirmelidir.

YAPILMASI GEREKEN ALIŞTIRMALAR

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/u2.jpg

1.Yapılacak:Sıçrama bacağı ile sıçranırken , diğer bacakla adım alma hareketini koşarken yapma.
Amaç:Sıçrama hareketinin komple oturması

2.Yapılacak:Orta süratle koşarken sıçrama ve tekrar koşuya devam etme
Amaç:Koşuyla birlikte sıçramayı başarmak

3.Yapılacak:5-9 adımdan koşarak bacakların kombine hareketiyle sıçrama ve uçuş esnasında sıçrama pozisyonunun korunması
Amaç:Sıçrama bacağının maximum uzanması ve sıçrama hareketinde fazla mesafe katetmek.

4.Yapılacak:5-9 adımdan koşarak yukarı itişle , yükselmeyi abartarak sıçrama; ve her iki bacakla ileri doğru uzanma anına kadar pozisyonu koruma
Amaç:Uzanma hareketini öğrenme ve hareket menzilini geliştirmek. Sıçramada yükselmeyi öğrenme.

5.Yapılacak:5-9 adımdan koşarak iyi bir itişle ve dizi kaldırarark sıçrama, uzanmadan önce bacakların pozisyonunu değiştirme. Düşüşte savurma bacağı geride düz, sıçramam bacağı önde bükülü olur.
Amaç:Havadaki hareketin iyi bir koşuyla bağlanması

6.Yapılacak:Koşu mesafesi uzatılarak komple hareketi uygulamak.(Sıçramada platform kullanılarak uçuş yolu uzatılabilir.)
Amaç:Uçuş tekniğinin ve sonda bacakların mümkün olduğun kadar ileri uzatılmasının geliştirilmesi

İKSEL DÜŞÜNCELER

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/u3.jpg

Uzun atlama sıçrama anında , taksi gibi yatay , roket gibi dikey kuvvetlerin tesirindedir. Her iki kuvvet sonucunda ağırlık merkezide saptanmış olur.

Koşu süratli, sıçrama açısı ve şiddeti , sıçramanın mesafelerini saptayan parçalardır. Uçuş esnasında yapılan hareketlere göre, kullanılan tekniklere “1 ½, 2 ½. 3 ½ Adımlama –Hitch Kicks” denir. Bunun yanında “Asılma-Hang” tekniğide uygulanır. Atlet, bu tekniklerden etkili kullanabildiğini uygular.

SAKINILACAK HUSUSLAR

1.Sıçramadan önceki son adımı kısa veya uzun atmak
2.Yetersiz süratte ve topuktan sıçramak
3.Gövdenin çok öne veya arkaya eğilmesi
4.Uçuş safhasında dengeyi bozmak
5.Bacağı vaktinden önce vurmak
6.Uzanmada bacakları yetersiz kaldırmak
7.Uzanmada bir bacağı aşağıya düşürmek

ÖZEL ALIŞTIRMALAR

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/u4.jpg


A.Yapılacakhttp://www.yorumla.net/images/smilies/biggrin.gifuvar barından tutunarak , bacakların kaldırılması ve indirilmesi. (Ağırlık ayakkabısı ilede yapılabilir.)
Amaç:Karın bölgesinin kuvvetlenmesi. (Ayağı vurmada…)

B.Yapılacak:Ayak parmak uçlarının 8 cm. lik yükseklikten destek alarak topuğu maximum . Kaldırmak ve indirmek. (Ağırlıklı-ağırlıksız)
Amaç:Ayak bileğinin kuvvetlenmesi . (Sıçrama için temeldir.)

C.Yapılacak:50 cm. lik yüksekliğe, ayakları değiştirerek çıkmak ve ayak bileğinin , bacakların maximum gerilmesi.(Vücudu mümkün olduğu kadar yükseğe kaldırmayı denemek)
Amaç:Bacakların kuvvetlendirilmesi

D.Yapılacak:50 cm. civarındaki yükseklikten tek bacak üzerine düşüp, ayağın çok az bükülmesiyle , diğer bacağın –kolların ve omuzların yardımıyla dikey sıçrama.
Amaç:Temel sıçramanın geliştirilmesi

E.Yapılacak:Eller geride , ayaklar önde bükülü yerde oturuken , sıçrama bacağından destek alarak savurma bacağı dizini ve kalçayı yukarı çekmek.
Amaç:Bacakların , kaşlçanın ve omuzların kuvvetlenmesi ve oynaklığının geliştirilmesi.

F.Yapılacak:Tam mesafeden koşarak platform üzerinden sıçrama ve savurma bacağı dizini iyice kaldırmak ve kolların denge hareketini yapmak.
Amaç:Sıçrama, uçuş ve genel koordinasyonu geliştirmek.



TEMEL ANTRENMAN ŞEMASI

TEMEL

1.%10 GENEL KONDİSYON (Komple çalışmalar, çeşitli sıçramalar, tepe koşuları vs.)
2.%30 Teknik çalışma (5-7 adımdan öğrenme dirilleri) çok tekrarlı
3.%20 Kuvvet çalışması: Ağırlık (8-10 kere çabuk, orta ağırlıkla 5-6 egzersiz)
4.%20 Kapalı salonda kondisyon çalışması (kuvvet ve germe alıştırmaları)
5.%20 Sürat çalışması (30-90m.) ve 10-20 tekrarlı 3 engel geçme.
-Sürat ve Kuvvetin Geliştirilmesi (2-3-5 önemli)

ÖZET

1.%20 Çeşitli sıçramalar (Çok tekrarlı, ağırlık yelekli veya yeleksiz), atiklik çalışması
2.%20 Teknik çalışma: 10-20 tekrar tam koşudan sıçramalar
3.%20 Kapalı salonda kuvvet çalışmasıLAğırlık yelekli veya yeleksiz kuvvet alıştırmaları)
4.%20 Sürat çalışması (Kısa mesafeden koşarak hataların düzeltilmesi) 10-20 tekrar.
-Tekniksel Mükemmellik (1-2-4 önemli)

YARIŞMA

1.%20 ATİKLİK (Germe ve bükme alıştırmaları) ve engel geçme (Alçak engelde ve zorlanmadan)
2.%20 Tekniksel çalışma (Mükemmel ve senkronize koşuyla sıçrama) 10-20 tekrar.
3.%10 Çeşitli sıçramalar (Şiddetli ve tam dinlenmeli intervaller)
4.%30 Sürat çalışması (Düzde ve virajda çıkış çalışması) 10-15 tekrar
5.Yarışma (Haftada bir yarışma ve arada sırada dinlenme veya başka bir branşı deneme.)
-Sinir Kas Potansiyeli Toplamak (1-2-4 önemli

mbiterge
12-08-2008, 07:46 PM
ATLETİZMDE YÜKSEK ATLAMA

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/y1.jpg

-Yaklaşma Koşusu: Hızlanmayı kontrol ederek , 7-9 adımdan yaklaşma koşusu, Yaklaşmanın açısı 35-40 derecedir.
-Hazırlık: Son adımlar esnasında adım uzunlukları ve bacakların esnekliğiyle ağırlık merkezi aşağıya iner. Adımlar daha çok sallanır ve kesinleşir.
-Sıçrama (Take-Off): Sıçrama bacağı topuk önde olmak üzere hamle yapar. Kollar, kalça ve gövde uzantısı geriye yatık bir pozisyon alır. Buradan yükselme hareketi başlar. Ağırlık merkezi sıçrama bacağı üzerine gelir. Savurma bacağı tam gergin kuvvetlice yukarıya savrulur. Öncelikle ağırlık merkezi dikey destek üzerindedir, sıçrama bacağı dik olarak uzanmıştır, kollar öne ve yukarı fırlatılır, omuzlarda yukarıya çekilir., böylece gövdede yukarıya alınmış olur.
-Uçuş: Çıta üzerine savurma bacağı geldiğinde , kolların başlamasıyla ve omuzlarla başın dalmasıyla düşüş başlar. Aynı zamanda kalça döner ve sıçrama bacağı geriye-yukarıya açılır.
-Düşüş: Çıta geçildikten sonra ki hareketler önemli değildir. Hernasılsa çıta geçilmiştir. Dalış yapan omuz üzerine mindere yuvarlanır.

mbiterge
12-08-2008, 07:46 PM
KURALLAR

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/y2.jpg

-Çıta: Metal veya ağaç olabilir . Çevrasi veya bir kenarı 25-30 mm. Arasında olmalıdır. Uzunluğu 3.64 m. Arasında, ağırlığı maksimum 2.2 kg. olabilir.
-Koşu ve Sıçrama Sahası: uzunluğu hakkında bir sınır yoktur. Yalnız 15’den az olamaz
-Dikmeler : Sert ve yeterli uzaklıkta olmalıdır.
-Düşüş Yeri: 5 m. Uzunluk ve 4 m. Enden küçük olmayan minder ve benzeri maddelerle kaplanır.
-Diğer Genel Hükümler: Müsabaka başlamadan önce hakemler, başlangıç yüksekliğini ve yükselişlerini bildirirler. Atletler balangıç yüksekliğinin üzerinde herhangi bir yükseklikten atlamaya başlayabilirler. Üç denemede başarılı olamayan atletler bir sonraki yüksekliği deneyemezler.
-Yarışmacılar: Çıplak ayakla veya altı 13 mm. Den fazla kalın olmayan ayakkabı ile yarışabilirler. Atlete her denemesi için bir buçuk dakika izin verilir.

YAPILMASI GEREKEN ALIŞTIRMALAR

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/y3.jpg

mbiterge
12-08-2008, 07:47 PM
TEKNİKLER

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/y4.jpg

SAKINILACAK HUSUSLAR
1.Son adımları küçültmek
2.Öne uzanmak
3.Savunma bacağını tam kaldırmamak
4.Savurma bacağını sıçrama anında bükmek
5.Sıçrama ayağını bükmeden kaldırmak
6.Çıta üzerinde gövdeyi geri almak
7.Karın yerine sağ yan üzerine dönmek
8.Çıta üzerinde kalçanın yetersiz dönmesi

AMAÇLAR
1.Ağırlık merkezini son adımlarda aşağıya almak
2.Kollarını tam hareketi ile sıçrama ve kaldırmanın dikey olması
3.Savurma bacağını tekmeleme hareketiyle kaldırma
4.Savurma bacağının uzanması(sıçrama bacağının azamasıyla)
5.Sıçrama bacağının omuzlara doğru bükülerek kaldırılması
6.Omuzları ve başı daldırmak
7.Çıtanın öbür tarafına savurma bacağının düşmesi
8.Sıçrama bacağının dışa doğru açılması

ÖZEL ALIŞTIRMALAR

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/y5.jpg

A.Yapılacak:Bir yere tutunarak bir ayağı öne –arkaya savurma. (ağırlık ayakkabısı giyilebilir)
Amaç:Sıçramadaki kas gruplarının gücünün geliştirilmesi

B.Yapılacak:Savurma bacağını kasa üzerine koyarak sıçrama bacağı ile gergin olarak sıçrama.( Kolların yardımı ile)
Amaç:Sıçrama bacağı ve ayak bileğinin kuvvetlenmesi-savurma bacağının hareketliliğinin geliştirilmesi

C.Yapılacak:Kasa üzerinde yatarak , ellerle destek alarak , ayakları aşağı yukarı çapraz çalıştırma.
Amaç Diz gericilerinin genel kuvvetlenmesi

D.Yapılacak LSquat sıçraması) Çökük vaziyetten kolların yardımı ile dik sıçrama
Amaç:Sıçramanın geliştirilmesi

E.Yapılacak:Eller ve bacaklar açık sırt üstü yatılırken ayakları ters taraftaki ellere değdirme
Amaç:Kalça hareketliliği ve bacağın yumuşaklık ve esnekliğini geliştirmek.

F.Yapılacak Destek alarak ayakta dur ve sıçrama ayağının üzerine çök-kalk. Savunma bacağı önde gergin duracak.
Amaç:Uzama ve kaldırmayı sağlayan adeleler ve bacakların genel kuvvetlenmesi

TEMEL ANTRENMAN ŞEMASI

TEMEL:
1.%10 Genel kondisyon (Sıçrama çeşitleri , meyiller vs.)
2.%30 Teknik (öğrenme alıştırmaları) çok tekrarlar
3.%20 Kuvvet (maximum altındaki ağırlıkla 6-8 kere , 5-6 alıştırma, hızlı)
İzometrik veya istasyon çalışması
4.%20 Kondisyon cimnastiği (hareketli, kuvvet ve germe alışkanlıkları vs.)
5.%20 Sürat (30-60 m.) ve 5 engel , 8-10 tekrar.
- kuvvet ve sürat geliştirilir (2-3-5 önemli)

ÖZEL:
1.%20 Çeşitli sıçramalar (Ağırlık yelekli veya yeleksiz; normal tekrar) ve atletik alıştırmaları.
2.%20 Teknik (Normalin üstündeki yüksekliğe tam koşudan sıçrama) 10-20 kere.
3.%20 Jimnastik (Kuvvet, özel alıştırmalar , ağırlıklı ve ağırlıksız) 11/2 saat
4.%R20 Teknik (Normal yükseklikte hataların düzeltilmnesi ) 20-30 kere.
5.%20 Sürat (60-80 m.) ve 5 engel 8-10 tekrar teknik tercih edilir. (1-2-4 önemli)

YARIŞMA:
1.%30 Çeviklik (germe alıştırmaları) ve engeller (alşçak engelde ve aşırı zorlanmadan)
2.%40 Teknik (tam koşu mesafesinden atlama) 10-20 kere
3.%10 Çeşitli sıçramalar (çeşitli ve normal dinlenmelerle)
4.%20 Sürat (çıkış çalışması) 10-20 kere
5.Yarışma (haftada 1 kere)
Sinir-kas potansiyeli toplamak
(1-2-5 önemli)

mbiterge
12-08-2008, 07:47 PM
ATLETİZMDE SIRIKLA YÜKSEK ATLAMA

Yatay bir çıtanın üstünden bir sırık yardımıyla atlamaya dayanan bir atletizm dalıdır.

Atlama branşlarının en zoru olan sırıkla atlama , yardımcı araç kullanılarak yapılan bir spordur. Sadece erkeklere özgü bir yarışma türüyken son yıllarda bayanlar tarafından uygulanmakta olup , 19.yy ortalarından beri spor yarışmalarında yer almaktadır. Ukraynalı ünlü sırıkçı Sergei Bubka , 1991 yılında dördü pistte (6.10 m), dördü de salonda (6.12 m ) olmak üzere sekiz rekor kırmıştır. Toplam dünya rekoru sayısını 28’e çıkararak sırıkla atlamanın en büyüğü olduğunu kanıtlamıştır.

Günümüzde sırıkla atlama, atlama noktasına 45 m uzunluğundaki bir pistten koşularak yapılır.

Bir çeşit akrobasi hareketi olan sırıkla atlama , atletin başarılı olması için güçlü kollarının olması gerekir. Uzun boylu olmak ayrıca büyük bir avantajdır. Uzun bolular üst tutuşları kolay yaparlar , enerjilerini daha ölçülü kullanırlar ve kollarla yapılan çeşitlerde daha başarılıdırlar. Ayrıca rüzgarda önemli bir etkendir.

Sırıkla atlamada kullanılan en önemli malzeme atlama sırığıdır. Atletler yaklaşık beş metre uzunluğunda , 2 kg ağırlığında , cam elfaylı fiberglass sırık kullanırlar. Bu sırıklar atletlerin boylarına ve ağırlığına göre değişiklik gösterir. Ancak uzunluğu ve ağırlığı konusunda bir sınırlama yoktur. Sırıklar hafif eğilimli olup , elle iyi kavranabilmesi için altından ve üstünden bantla sarılmıştır. Koşu pistinin ucunda sırığı dayamak için toprağa gömülü sırık kazığı vardır. Atlet bu sırla havaya yükselerek iki direk arasındaki metal çıtayı aşmaya çalışır. Sırığı , fiberden yapılı çıtayı geçerken bırakır ve 1 metre yüksekliğindeki özel mindere düşer. Sırıkla atlayan atletler , topuklarında süngerli lastik bulunan ya da bu atlayışlar için özel olarak hazırlanmış ayakkabılar kullanılır. Bu ayakkabılar aynı zamanda ayak bileklerini de koruyucu özellik taşırlar.

Atletler , el altı veya el üstü diye adlandırılan iki pozisyonda taşıyarak , 16-22 adım arası olan yaklaşma koşusuna başlar. Bu koşu yavaştan hızlıya doğru olup , aynı tempo korunur. En yüksek hıza sıçrama noktasında ulaşılır. Sırığın saplama çukuruna yerleştirilmesini , yay gibi gerilen sırığın ucunda atletin yükselmesini izler. Bunu takiben eller ve ayaklar uzatılmış durumdayken sallanış hareketi başlar. Sallanmayı vücudu yükseltecek olan çekme hareketi izler. Bu sırada sırıkçının sırtı yere doğru olup sırıkla daha yükselmek için itme hareketine geçer çıtayı geçme sırasında önce sol elini sırıktan çekerek sağ eliyle ittiği sırığı bırakır. Düşüşün ayaklar üzerine , konmanın da uzun oturuş vaziyetinde , kalça üzerine doğru iniş hareketiyle atlama tamamlanır.



http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s1.jpg

Sırıkla atlamalarda atlet her yükseklik için üç atlama hakkı kullanır. Atlayıcı tespit edilen en az yüksekliğin arttırılmasını isteyebilir. Bir atlet art arda üç başarısız atlayış yaparsa elenir. Yarışmacı isterse bir ya da iki başarısız atlayıştan sonra kalan atlayış hakkını daha yüksek bir çıtada deneyebilir. Atlama sırasında sırık kırılması hata sayılmaz.

Sporcu araç-gereçlerini hazırlayıp atlayışları kaydeden birde gerilmeyi gözleyip yarışmacılarla ilgilenen üç görevli vardır.

Ölçüm yerden dik olarak , çıtanın üst kenarının alt kısmına kadar yapılır. Her seriden ve rekor duyurusundan sonra yükseklikler ölçülür. En yüksekten atlayan yarışmayı kazanır. Aynı dereceyi paylaşan iki atlet olursa , en son yüksekliği en az denemede aşan yarışma boyunca çıtayı en az düşüren ya da en az deneme yapan atlet birinci olur

mbiterge
12-08-2008, 07:47 PM
TEKNİK ANALİZ

Sırıkla atlama branşı 8 bölümde incelenebilir.

1.TAŞIMA

Sağ elle taşıyan sırıkçılarda sol el aşağıda olacak şekilde , yere düşey doğrultuda öndeki kolun ön tarafı yere paralel ve her iki dirseğin açıları 90 derecedir. Eller arası tutuş uzaklığı 40-60 cm. genişliğindedir. Yeni başlayanlarda geniş tutma durumu vardır. bu alışkanlık haline getirilirse ileride düzeltilmesi zor hatalara sebep olur. Sırığı taşırken ön ucu baş hizasında olması gerekir. Yere yakın taşınırsa , denge sağlamak için gövde geriye yatar. Yüksek taşınırda , hızla koşarken kazana giriş sırasında zorluk yaratılmasına neden olur.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s2.jpg

2.KOŞU

Sırıkla yüksek atlamada ritm çok önemlidir. Yaklaşma koşusunu üç bölümde inceleriz. Bölümlerde yavaş , orta ve yüksek hızda koşu yaparız. Sağ elle atlayanlar için başlangıç işaretine x konur. Sol ayak bu işarete konarak , sağ adım ile koşu başlar. Sol ayak her yere değdiğinde sayılır. Sağ... sol (bir) , sağ... sol (iki) , sağ... sol (üç) her adımı saymak zordur. Bazı atletler durarak bazıları ise hareketli olarak koşuya başlarlar , bazıları da yerinde sayarak başlarlar. Önemli olan konu ilk işarete basarak koşuya başlamaktır. Bazı sırıkçılar erken hazırlanırlar , bu durumda kazana kadar hızlarını korumak için yorulurlar. En uygun sürate (optimum) üçüncü bölümde ulaşılmalıdır.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s3.jpg

3.SIRIĞIN KAZANA SAPLANIŞI

Sıçrama noktamıza 2.5 fule kala sırığı kazana saplamaya başlarız. Burada kullandığımız tabirler ‘’ileri itekleme’’, ‘’Yukarı presleme’’ bunlara ek olarak birde ‘’Omuzu kulağa presleme’’ dir. Sırık ne kadar yüksek (büyük açıyla) saplanırsa o kadar kolay doğrulur. Asılma elinin izdüşümü , sıçrama ayağının pençesinde olmalıdır. Son adım çabuk ve kısa olmalıdır. Böylece sıçrama ayağı yere daha çabuk konmuş olur. Vücut ileri gider ve daha seri olarak yukarı uzanılmış olur. Sıçrama ayağı , sırığın ucu kazana temas etmeden , az önce yere basmış olmalıdır. Aksi halde önce sırık yere vurursa yatay hız nedeniyle kollar yukarda iken kalça ileri gidecek ve sıçrama zorlaşacaktır.

4.SIÇRAMA

Uzun atlamada olduğu gibi mümkün olduğu kadar yukarıya , fakat yatay süratini de kaybetmeyecek şekilde olmalıdır. Savurma bacağımızın uyluğu yere paralel kollar diri olmalıdır.

5.ASILMA

Buna presleme de denir. Burada uzun bir sarkaç pozisyonu oluşturulması istenir. Arkada kalan sıçrama bacağı mümkün olduğu kadar uzatılmalıdır. Eller dar tutuşta iken sarkacın boyu uzar. Sprint pozisyonunda öndeki dizini aşağıya indirirse , ağırlık merkezi aşağıya inecek ve böylece sırığın salınımı gelişecektir. Bu pozisyona gelince öne doğru sırığı presleme yapılır ve bu durum korunmaya çalışılır. Böylece sırığın kuvvet depolama işi uzatılır. Bu hareketin uygulanması delta pozisyonu (sırığın daha fazla bükülemediği 140 derece ) dönemini uzatır ve sırığa daha fazla kinetik enerji aktarımı olur.

6.GERİYE YUVARLANMA (ROCK-BACK)

Ağırlık merkezi her zaman A çizgisinin gerisinde olmalıdır. Burada sırıkçı kalçayı (ayakları değil) gözün üzerine çıkarmaya çalışmalıdır. Rock-back iki kısımdan oluşur. Sovyet ve Fransızlar geriye devrilirken önce kalça ve uyluk birden geriye gelir. Daha sonrada ikinci safhada bükülü diz ve ayaklar sırık doğrultusunda dizden ileriye uzatılır. Sağ ayak, sağ elin dışında sol ayak neredeyse sırığa değecek şekilde , fiziki açıdan sırık delta pozisyonuna gelip buradan geriye yuvarlanmaya geçmeden çok kısa bir çekme ile pozisyonu uzatılır. Bunu henüz çok az sporcu başarılı olarak yapmaktadır.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s4.jpg

7.DÖNÜŞ

Sağ bacakla başlar. Hareket kol ile başlatılırsa ayakların erken düşme sorunu ve yükselti kazanamama problemi ortaya çıkmaktadır. Sağ ayağı sırığın uzantısına doğru uzatarak , yüksek bir pozisyon elde ederiz. Bacakları çatal bacak biçiminde açarak sağ ayak sırık doğrultusunda giderse , uçuş açımız 70 derece , iki bacakla birlikte giderse 40 derece olur. 70 derecelik açı en iyisidir.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s5.jpg

8.İTİŞ VE ÇITAYI GEÇME

Her şey yolunda giderse , itiş kolay gerçekleşir , doğal olarak meydana gelir. Kurtulurken , baş parmaklar aşağıya bakacak , böylece dirsekler çıtaya çarpmayacak , bacakları aşağıya değil , geriye doğru atmak gerekir (Aksiyon-Reaksiyon). Bacaklar erken düşerse , çıtadan göğüs kamburlaştırılarak kurtulmaya çalışılır.

SIRIĞA YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ÇALIŞMA TEKNİĞİ

Çocuğu sırıkta salınarak taşınması yanında , bükülmeden dolayı meydana gelen çökmeyi hissetmesi önemlidir. Yaylanma hissini vermek için sırık duvara iple bağlanır. Sırıkçı yaylanarak hissetmeyi öğrenir. Antrenör karşıdan sırığı tutarak sağa sola dönmesini önler. İlk sıralar güven hissi duyuncaya kadar ayaklarını düz tutarak daha sonra sprint durumuna gelir. Alta minder koyarak Rock-Back yaparak temel öğretilir. İlk yapılacak hareketlerden biri , yüksekçe bir yere çıkarak kazana sapladığı sırıkla yaylanarak salınım hareketini hisseder. Antrenörün salınıma yardımcı olmasıyla sırığı kazanda antrenör tutar , sırıksız olan sporsu gelir sırığı tutar ve salınım hareketiyle kum havuzuna düşer.

mbiterge
12-08-2008, 07:47 PM
ATLETİZMDE SIRIKLA YÜKSEK ATLAMA

Yatay bir çıtanın üstünden bir sırık yardımıyla atlamaya dayanan bir atletizm dalıdır.

Atlama branşlarının en zoru olan sırıkla atlama , yardımcı araç kullanılarak yapılan bir spordur. Sadece erkeklere özgü bir yarışma türüyken son yıllarda bayanlar tarafından uygulanmakta olup , 19.yy ortalarından beri spor yarışmalarında yer almaktadır. Ukraynalı ünlü sırıkçı Sergei Bubka , 1991 yılında dördü pistte (6.10 m), dördü de salonda (6.12 m ) olmak üzere sekiz rekor kırmıştır. Toplam dünya rekoru sayısını 28’e çıkararak sırıkla atlamanın en büyüğü olduğunu kanıtlamıştır.

Günümüzde sırıkla atlama, atlama noktasına 45 m uzunluğundaki bir pistten koşularak yapılır.

Bir çeşit akrobasi hareketi olan sırıkla atlama , atletin başarılı olması için güçlü kollarının olması gerekir. Uzun boylu olmak ayrıca büyük bir avantajdır. Uzun bolular üst tutuşları kolay yaparlar , enerjilerini daha ölçülü kullanırlar ve kollarla yapılan çeşitlerde daha başarılıdırlar. Ayrıca rüzgarda önemli bir etkendir.

Sırıkla atlamada kullanılan en önemli malzeme atlama sırığıdır. Atletler yaklaşık beş metre uzunluğunda , 2 kg ağırlığında , cam elfaylı fiberglass sırık kullanırlar. Bu sırıklar atletlerin boylarına ve ağırlığına göre değişiklik gösterir. Ancak uzunluğu ve ağırlığı konusunda bir sınırlama yoktur. Sırıklar hafif eğilimli olup , elle iyi kavranabilmesi için altından ve üstünden bantla sarılmıştır. Koşu pistinin ucunda sırığı dayamak için toprağa gömülü sırık kazığı vardır. Atlet bu sırla havaya yükselerek iki direk arasındaki metal çıtayı aşmaya çalışır. Sırığı , fiberden yapılı çıtayı geçerken bırakır ve 1 metre yüksekliğindeki özel mindere düşer. Sırıkla atlayan atletler , topuklarında süngerli lastik bulunan ya da bu atlayışlar için özel olarak hazırlanmış ayakkabılar kullanılır. Bu ayakkabılar aynı zamanda ayak bileklerini de koruyucu özellik taşırlar.

Atletler , el altı veya el üstü diye adlandırılan iki pozisyonda taşıyarak , 16-22 adım arası olan yaklaşma koşusuna başlar. Bu koşu yavaştan hızlıya doğru olup , aynı tempo korunur. En yüksek hıza sıçrama noktasında ulaşılır. Sırığın saplama çukuruna yerleştirilmesini , yay gibi gerilen sırığın ucunda atletin yükselmesini izler. Bunu takiben eller ve ayaklar uzatılmış durumdayken sallanış hareketi başlar. Sallanmayı vücudu yükseltecek olan çekme hareketi izler. Bu sırada sırıkçının sırtı yere doğru olup sırıkla daha yükselmek için itme hareketine geçer çıtayı geçme sırasında önce sol elini sırıktan çekerek sağ eliyle ittiği sırığı bırakır. Düşüşün ayaklar üzerine , konmanın da uzun oturuş vaziyetinde , kalça üzerine doğru iniş hareketiyle atlama tamamlanır.



http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s1.jpg

Sırıkla atlamalarda atlet her yükseklik için üç atlama hakkı kullanır. Atlayıcı tespit edilen en az yüksekliğin arttırılmasını isteyebilir. Bir atlet art arda üç başarısız atlayış yaparsa elenir. Yarışmacı isterse bir ya da iki başarısız atlayıştan sonra kalan atlayış hakkını daha yüksek bir çıtada deneyebilir. Atlama sırasında sırık kırılması hata sayılmaz.

Sporcu araç-gereçlerini hazırlayıp atlayışları kaydeden birde gerilmeyi gözleyip yarışmacılarla ilgilenen üç görevli vardır.

Ölçüm yerden dik olarak , çıtanın üst kenarının alt kısmına kadar yapılır. Her seriden ve rekor duyurusundan sonra yükseklikler ölçülür. En yüksekten atlayan yarışmayı kazanır. Aynı dereceyi paylaşan iki atlet olursa , en son yüksekliği en az denemede aşan yarışma boyunca çıtayı en az düşüren ya da en az deneme yapan atlet birinci olur.

TEKNİK ANALİZ

Sırıkla atlama branşı 8 bölümde incelenebilir.

1.TAŞIMA

Sağ elle taşıyan sırıkçılarda sol el aşağıda olacak şekilde , yere düşey doğrultuda öndeki kolun ön tarafı yere paralel ve her iki dirseğin açıları 90 derecedir. Eller arası tutuş uzaklığı 40-60 cm. genişliğindedir. Yeni başlayanlarda geniş tutma durumu vardır. bu alışkanlık haline getirilirse ileride düzeltilmesi zor hatalara sebep olur. Sırığı taşırken ön ucu baş hizasında olması gerekir. Yere yakın taşınırsa , denge sağlamak için gövde geriye yatar. Yüksek taşınırda , hızla koşarken kazana giriş sırasında zorluk yaratılmasına neden olur.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s2.jpg

2.KOŞU

Sırıkla yüksek atlamada ritm çok önemlidir. Yaklaşma koşusunu üç bölümde inceleriz. Bölümlerde yavaş , orta ve yüksek hızda koşu yaparız. Sağ elle atlayanlar için başlangıç işaretine x konur. Sol ayak bu işarete konarak , sağ adım ile koşu başlar. Sol ayak her yere değdiğinde sayılır. Sağ... sol (bir) , sağ... sol (iki) , sağ... sol (üç) her adımı saymak zordur. Bazı atletler durarak bazıları ise hareketli olarak koşuya başlarlar , bazıları da yerinde sayarak başlarlar. Önemli olan konu ilk işarete basarak koşuya başlamaktır. Bazı sırıkçılar erken hazırlanırlar , bu durumda kazana kadar hızlarını korumak için yorulurlar. En uygun sürate (optimum) üçüncü bölümde ulaşılmalıdır.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s3.jpg

3.SIRIĞIN KAZANA SAPLANIŞI

Sıçrama noktamıza 2.5 fule kala sırığı kazana saplamaya başlarız. Burada kullandığımız tabirler ‘’ileri itekleme’’, ‘’Yukarı presleme’’ bunlara ek olarak birde ‘’Omuzu kulağa presleme’’ dir. Sırık ne kadar yüksek (büyük açıyla) saplanırsa o kadar kolay doğrulur. Asılma elinin izdüşümü , sıçrama ayağının pençesinde olmalıdır. Son adım çabuk ve kısa olmalıdır. Böylece sıçrama ayağı yere daha çabuk konmuş olur. Vücut ileri gider ve daha seri olarak yukarı uzanılmış olur. Sıçrama ayağı , sırığın ucu kazana temas etmeden , az önce yere basmış olmalıdır. Aksi halde önce sırık yere vurursa yatay hız nedeniyle kollar yukarda iken kalça ileri gidecek ve sıçrama zorlaşacaktır.

4.SIÇRAMA

Uzun atlamada olduğu gibi mümkün olduğu kadar yukarıya , fakat yatay süratini de kaybetmeyecek şekilde olmalıdır. Savurma bacağımızın uyluğu yere paralel kollar diri olmalıdır.

5.ASILMA

Buna presleme de denir. Burada uzun bir sarkaç pozisyonu oluşturulması istenir. Arkada kalan sıçrama bacağı mümkün olduğu kadar uzatılmalıdır. Eller dar tutuşta iken sarkacın boyu uzar. Sprint pozisyonunda öndeki dizini aşağıya indirirse , ağırlık merkezi aşağıya inecek ve böylece sırığın salınımı gelişecektir. Bu pozisyona gelince öne doğru sırığı presleme yapılır ve bu durum korunmaya çalışılır. Böylece sırığın kuvvet depolama işi uzatılır. Bu hareketin uygulanması delta pozisyonu (sırığın daha fazla bükülemediği 140 derece ) dönemini uzatır ve sırığa daha fazla kinetik enerji aktarımı olur.

6.GERİYE YUVARLANMA (ROCK-BACK)

Ağırlık merkezi her zaman A çizgisinin gerisinde olmalıdır. Burada sırıkçı kalçayı (ayakları değil) gözün üzerine çıkarmaya çalışmalıdır. Rock-back iki kısımdan oluşur. Sovyet ve Fransızlar geriye devrilirken önce kalça ve uyluk birden geriye gelir. Daha sonrada ikinci safhada bükülü diz ve ayaklar sırık doğrultusunda dizden ileriye uzatılır. Sağ ayak, sağ elin dışında sol ayak neredeyse sırığa değecek şekilde , fiziki açıdan sırık delta pozisyonuna gelip buradan geriye yuvarlanmaya geçmeden çok kısa bir çekme ile pozisyonu uzatılır. Bunu henüz çok az sporcu başarılı olarak yapmaktadır.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s4.jpg

7.DÖNÜŞ

Sağ bacakla başlar. Hareket kol ile başlatılırsa ayakların erken düşme sorunu ve yükselti kazanamama problemi ortaya çıkmaktadır. Sağ ayağı sırığın uzantısına doğru uzatarak , yüksek bir pozisyon elde ederiz. Bacakları çatal bacak biçiminde açarak sağ ayak sırık doğrultusunda giderse , uçuş açımız 70 derece , iki bacakla birlikte giderse 40 derece olur. 70 derecelik açı en iyisidir.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/s5.jpg

8.İTİŞ VE ÇITAYI GEÇME

Her şey yolunda giderse , itiş kolay gerçekleşir , doğal olarak meydana gelir. Kurtulurken , baş parmaklar aşağıya bakacak , böylece dirsekler çıtaya çarpmayacak , bacakları aşağıya değil , geriye doğru atmak gerekir (Aksiyon-Reaksiyon). Bacaklar erken düşerse , çıtadan göğüs kamburlaştırılarak kurtulmaya çalışılır.

SIRIĞA YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ÇALIŞMA TEKNİĞİ

Çocuğu sırıkta salınarak taşınması yanında , bükülmeden dolayı meydana gelen çökmeyi hissetmesi önemlidir. Yaylanma hissini vermek için sırık duvara iple bağlanır. Sırıkçı yaylanarak hissetmeyi öğrenir. Antrenör karşıdan sırığı tutarak sağa sola dönmesini önler. İlk sıralar güven hissi duyuncaya kadar ayaklarını düz tutarak daha sonra sprint durumuna gelir. Alta minder koyarak Rock-Back yaparak temel öğretilir. İlk yapılacak hareketlerden biri , yüksekçe bir yere çıkarak kazana sapladığı sırıkla yaylanarak salınım hareketini hisseder. Antrenörün salınıma yardımcı olmasıyla sırığı kazanda antrenör tutar , sırıksız olan sporsu gelir sırığı tutar ve salınım hareketiyle kum havuzuna düşer.

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
ATLETİZMDE CİRİT ATMA

TEKNİK ANALİZ

1-Ciritin tutuluşu
2-Ciritin taşınması
3-Hız alma koşusu
4-Ciriti geriye götürme
5-Baş adım ritmi
6-Atış pozisyonu
7-Ayak değiştirme veya düşme:Bütün bu hareketlerin hepsi, 5 veya 7 adım içinde yapıldığında , bu hareketlerin tümü “5 adım ritmi veya çapraz adım alma” diye adlandırılır.

CİRİTİN TUTULUŞU

Cirit, atış kolu ile ortasında bulunan sargının arka kısmından tutulmaktadır. Böylece kuvvet aktarımı ciritin ağırlık noktasından başlar ve parmaklarda dengeli çekme hareketine yardımcı olur. Pratik uygulamada üç türlü tutuş şekli vardır. En yaygın tutuş şekli ise; cirit ağırlık merkezinin 10-15 cm gerisinde, orta parmak ile baş parmak karşılıklı olarak tutulur. İşaret parmağı hafifçe değecek şekilde ciriti çevreler. Cirit başparmağın alt kısmından ve avuç içine değecek şekilde tutulur. Geri kalan iki parmak da hafif bir şekilde ciridi tutar.


http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ci1.jpg

CİRİTİN TAŞINMASI

Cirit başın yanında ve alın yüksekliğinde ,ayrıca omuzun üzerinde ve omuza dik gelecek şekilde tutulur. Başlangıçta cirit sağ omuzun üst tarafında ve baş hizasının biraz üstünde taşınır. Bu durumda cirit ucu ya hafif şekilde yeri göstermeli, veya yere paralele yakın bir şekilde taşınarak ucu burunla aynı hizadadır.Kol dirsekten hafifçe bükülür. Başlangıç koşusunda ikinci işaretleme noktasına kadar taşıma aynıdır. Hiçbir şekilde kol sıçrama ve sallamaya maruz kalmamalıdır., buda kolun kaskatı tutulması değildir.


HIZ ALMA KOŞUSU

Ciritin geriye götürülmesi ile düzgün bir atış pozisyonuna gelme atış hareketinin doğru yapılmasında hız alma koşusunun çok önemli bir yeri vardır. Hız alma koşusu iki bölüme ayrılır. Birinci bölüm genellikle atıcının kütle/araç süratlenmesi bölümüdür. Toplam koşu mesafesinin 2/3 2lük kısmını içermekte olup, iyi sporcularda yaklaşık olarak 20 mt ‘yi bulur. İkinci bölüm ise ; kütle/araç sisteminin daha da süratlenmesini sağlar. Aynı zamanda , vücut bölümü hareketlerinin yardımı ile optimal bir atışın ön hazırlığı da kazanılır. Hız alma koşusu sonunda atıcının ciriti geriye götürmeye başlaması ile ciritin eli terketmesine kadar geçen bölüm “ 5 adım” ritmi olarak tanımlanır.

CİRİTİ GERİYE GÖTÜRME

Ciritin geriye götürülmesi , beş adımın ilk adımı ile başlar. Atıcılar , belli bir hız alma koşusundan sonra beş adım işaretine atış kolunun ayağı ile bastıkları an , sol bacakla adım almaya geçerken cirit geriye gitmiş olmalıdır. Bazı atıcıların ise üç adım yaptığını görmekteyiz. Önemli olan , ciriti geriye götürülme hareketi belli bir ritim dahilinde yapılarak süratin artırılması engellenmeli ve doğru hareketlerin bütünlük içinde yapılmasını sağlamak olmalıdır.

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ci2.jpg


BEŞ ADIM RİTMİ


Hız alma koşusu sonunda ,atıcının ciriti geriye götürmeye başlaması ile , ciritin eli terk ,etmesine kadar geçen bölüm, “5 adım ritmi” olarak adlandırılır.. beş adım ritminde , ilk birinci adım bu bölümün en uzun adımıdır. Bu adım alınırken etkili ve hafif bir sekme hareketi yapılır. İkinci adımda ciritin geriye götürülmesine devam edilir. Bu sırada atış pozisyonundaki gövdenin duruş şekline hazırlık yaptırılır. Gövdenin aldığı duruş şekli, atış pozisyonunda aldığı şekle yakın bir görünüm arz eder. İkinci adımın sonunda vücudun aldığı pozisyonda atış omuzu 90, kalçanın arkaya doğru döndürülmesi de 45-90 derece olmalıdır. Üçüncü adımda , gövdenin şekli değiştirilmez. Süratlenmeyi artırmak için ayakların aktif olarak kısa zamanda yerle kontağı sağlanmalıdır. Dördüncü adım “çapraz adım” veya atışa hazırlık yapma adımı şeklinde adlandırılır. Bu adımda atıcı yere yakın bir adım alarak kendine en uygun düşen pozisyonuna gelmektedir . sağ ayak ya koşu yönüne yakın veya koşu yönüne 40-45 derecelik bir açı yapacak şekilde yere basmalıdır (15,30).

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ci3.jpg

ATIŞ POZİSYONU

Bu bölümde araca son süratlenme yapılır. Aşağın yukarı atış süratinin 2/32ü bu bölümde kazanılmaktadır. Atış pozisyonu , sağ ayağın yere basması vücut ağırlık noktasının aynın bacak üzerinde bulunmasından sonra başlar. Sol bacağın ayağı yere dayaması ile de atıcının bütün sistemleri (kütle/araç) süratlenmeye geçirilir. Kalçanın harekete başlaması ile ciritin süratlenmeye geçiş kavisi aynı zaman içinde ve birbirine paralel gerçekleşmelidir.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ci4.jpg

AYAK DEĞİŞTİRME


Ayak değiştirme cirit atışının en son ve aynı zamanda en önemli unsurlarından biridir.Bu pozisyonda atıcı atışını tamamladıktan sonra atışını frenlemek amacıyla atış yönüne doğru ileri bir hamle yapar ve bu esnada diğer ayağını öne getirmek suretiyle ayak değiştirir. Yani kısaca; atışını geçerli bir şekilde yapmış olur.

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/ci5.jpg

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
TEKNİK ANALİZ
Çekiç atma teknik bakımdan atmaların en zor branşıdır. Fakat detayları öğrenildiğinde çok kolay olduğu meydan çıkar. Altı ana grupta incelenir.

ÇEKİCİN TUTULUŞU
Sağ kolla çalışan çekiç atıcı geçici tutuş sol elledir. Çekicin başı ile dönüş ekseni arsındaki en geniş mesafeyi elde edebilmek için çekici kolu sol elin dört parmağının birinci bölümleri ile tutulur. Bu şekilde sol elin dışı düz kalır. Sağ el çok hafif bir şekilde sol elin parmakları üzerinde serbest bırakılır. İki elin baş parmakları ise çekicin kolu kenarında düz bir şekilde yan yana aşağıya doğru tutulur.

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/c1.jpg

BAŞLANGIÇ HAREKETİ
Atıcı , sırtı atış yönüne dönük bir şekilde çemberin geri kısmında yarini alır. Ayal parmakları çemberin çok az gerisinde ve ayaklar omuz boyundan biraz daha geniş bir mesafede yarleştirilir. Ayak parmakları çok az dışa dönük , dizler bükük baş dik ve sırt düzdür. Atıcı çekiç arka tarafta ve vücut 90derece sağ dönük bir şekilde oturuş pozisyonuna geçer , çekiç sağ geriye konulur. Çekicin konulan yeri ile sağ ayağın burnu aynı doğrultudadır. Sol diz içe doğru dönük sol ayak topuğu kalkık ve dışa doğrudur. Omuzlar çevrilir ve sol el atış çemberinin ön tarafındaki çekicin kolunu tutmak için uzatılır. Baş kalçadan daha geri pozisyondadır. Zira vücut ağırlığı tamamen bükülmüş olan sağ ayak üzerinde bulunmaktadır. Baş ve gözler omuzla birlikte atıcının sağ ayak arkasındaki çekicin yönüne bakar ve kollar tamamen uzatılmıştır.


Sol diz daima hafifçe kıvrık olarak bırakılır. Bu şekilde çekiç en yüksek noktasına çıktığı zaman merkezkaç kuvvetine karşı konulabilir. Kalçalar vücudun kısmı vücudun üst kısmına nazaran daha süratli ve sanki çekicin önüne geçmek istemiş gibi harekete devam eder. Çekicin kollar açık ve rahat olarak omuz hizasında dik vücudun sağ tarafını takip etmesi gerekir. Baş ve gözler sol omuz hizasına bakar. Çekiç hareketi , çekiç en yüksek noktasından geçtikten pivot olarak kullanılan sağ ayak hafif bir itişle yerle temas kestikten sonra sona erer. Vücut ağırlığı muhakkak sol ayak üzerinde olmalıdır.

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/c2.jpg

BAŞLANGIÇ SALLAMA HAREKETİ

Sağ eli sıkı ve kuvvetli bir şekilde kullanarak atıcı çekici ileriye ve yukarıya yükseltici bir hareketle vücudun ön tarafına getirir. Çekicin bu aşağıdan hareketle yükseltilmesi ile birlikte vücut ve omuzlar öne doğru gelir. Bu şekilde omuz ve bacaklar aynı yönde kalırlar . Zira bu sırada vücut ağırlığı iki bacak üzerindedir. Çekiç geniş bir yörüngede çevrilirken dönüş eksenin yüksek noktasına ve sol omuz hizasına gelene kadar kollar gayet düz ve rahat bir şekilde tutulmalıdır. Kollar aniden rahat bir şekilde içe doğru çekilir ve eller başın üst tarafından geçer sağ el ön kısımdaki saçlara kadar yakın tutulur. İkinci sallama hareketine başlamak için vücut çok daha çabuk bir şekilde sağ dış tarafa döndürülür. Bu şekilde omuzlar tekrar el açmak noktadan erken bir dönüşe geçebilsin. Kalçalar soldan sağa ve tekrar sola , çekicin ters istikametinde sallanır. Bu şekilde dönüş hareketi düzgün bir koordinasyon sağlanır. Dönüşler gayet kolay ve rahatlıkla yapılmalıdır. Hiç bir zaman zorlama yapılmaz atıcılar için çoğu zaman üçlü dönüş kullanılır. Kollar çekici çevirirken çekicin pozisyonuna göre baş arkasında dirsekler bükük , öndeyken gergindir. Bu dönüşe kalçada çekicin aksi istikametinde olmak üzere santrifüj yapar. Gövde çekicin aksi istikametine yatırılır.

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/c3.jpg

GEÇİŞ
Bir atış geçiş hareketi ; başlangıç sallama-çevirme hareketinin en düşük noktasından , ilk dönüşün en yüksek noktası arasındadır. Kollar gerektiği kadar açılır ve serbest tutulmalıdır. Çekicin merkezkaç kuvvetine karşı son dönüşte çekiç en yüksek noktadan aşağıya doğru gelirken vücut ağırlığı çok çabuk olarak sol ayak topuğuna geçirilir. Bu sırada çekiç en aşağı noktasına gelir. Bu şekilde dönüş ekseni sol bacak üzerine transfer ettirilmiş olur. Çekiç başlangıç çevirme hareketindeki yörüngesinden daha düzgün bir daire etrafında döner ve bu şekilde geçiş hareketi devam ettirilir. Çekiç en aşağı noktasına geldiği zaman atıcı dönüş hareketine ;sol ayağının topuğu sağ ayağının ,ise tabanında başlar.

mbiterge
12-08-2008, 07:48 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/c4.jpg


DÖNÜŞ
Çekiç sağ gerimize gelince sağ ayağın burnu ve sol ayağın topuğu üzerinde dönüşe başlar. Çekiç en yüksek noktasından birinci dönüş hareketine geçildiği zaman sağ ayak çabuk bir şekilde yere doğru indirilir. Bu şekilde ayak topuğu ile burun arasında ve ayağın dış kısmında 360 derecelik bir dönüşle devam eder. İki baldır mümkün olduğu kadar birbirine yaklaştırılır ve sağ ayak sol ayak topuğuna yakın olarak rahat bir şekilde hareket edebilmesi için yerden kaldırılır. Çekicin hız ve itişi , kalçalar ve omuzlar arasındaki bağlantı ve döndürme hareketi ile başlar. Kalçalar ve bacaklar devamlı olarak bütün hareketler bitene kadar önde kalır.

mbiterge
12-08-2008, 07:49 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/c5.jpg

Dönüşte vücut sol ayağın uç kısmında harekete devam ederken sol diz ağırlık merkezini aynı seviyede tutabilmek için hafifçe kıvrılır. Vücut ağırlığı devamlı ve tek dönüş ekseni verebilmesi için daima sol ayağın üstünde olmalıdır. Sağ ayağın yere değmesi ise ayak tabanı ile olur ki sağ ayak ikinci bir dönüş için yerden kaldırılırken vücut alt kısmının çekicin önüne hareket edebilmesi için hafifçe bir ayakla itiş yapılır. Kollar daha pasif çalışır. Topuk ve ayak burnu arasındaki hareketle yapılan 360 derecelik dönüşte atış istikametine paralel bir şekilde hareket ettirilir. Sol ayaktan geçen eksen vücudun ve çekicin ortak ağır merkezi dengeli bir dönüş için birbirine dik kalmalıdır. İkinci ve üçüncü dönüşlerin başlangıcı için yukarıda geçiş için anlatılmış hareketler bir daha tekrar edilir. Ayakların dışa doğru hareket etmesi dönüş hızının 360 derecelik eksende artması dolayısıyla çömelme pozisyonu gittikçe küçülür. Dönüşte oluşan merkezkaç kuvvetine karşı (150-200-300 kg)) atıcı dizlerini daha aşağıdan bükerek yere daha fazla oturacak bir pozisyon alır. Kollar çekicin merkezkaç kuvvetine karşı hafifçe aşağıya doğru indirilir. Dönüş hafifçe geriye doğru yapılır.

KENDİNİ TUTUŞ
Birkaç dengesizliğin önüne geçebilmek için atıcı , bu hareket sonucunda pivot hareketinde bulunan sağ ayaktan sol ayağa geçilmemesine dikkat eder. Ruslar daha çok sürat kazanabilmek için atış çemberinde elips tarzda dönüş yaparlar.

ÇEKİÇ ATMANIN ÖĞRETİM KADEMELERİ
1.Sağ elle çekici tutup çevirme.
2.Sol elle çekici tutup çevirme.
3.İki elle çevirme (2-3 hafta devam eder)
4.Birinci dönme (sandalye oturuş pozisyonunda yapılır.)
5.İkinci üçüncü dönüş çalıştırılır.
6.Çekici elden çıkarma çalışması.

Üç dönüş öğretilmeden müsabaka yaptırılmaz. Dönüş esnasında sol ayak hiç bir şekilde yer ile temasını kesmez. Elit çekiççilerin çember içindeki dönüş istikameti bir doğru olmayıp yay şeklindedir. Bu şeklinde eksen uzağından dönüş rahatlığı kazanılır ve atışa fazla hareket verilebilir. Dönüş anında sağ kol dirsekten hafif büyük sol kol ise gergindir. Çekicin çıkış açısı 46-48 derece arasındadır.

mbiterge
12-08-2008, 07:49 PM
ATLETİZMDE DİSK ATMA

DİSKİN TUTULUŞU

Genel olarak disk herkes tarafından şu şekilde tutulmaktadır:Atışı yapacak olan elin önce işaret parmağı sonra sırayla diğer parmakların uçtan itibaren diğer boğumları ile diskin etrafını çevreleyecek şekilde tutulur. Diskin metal çerçevesi serbestçe açılmış parmakların 1.boğunlarına yerleştirilir. Diskin ağırlığı işaret parmağı ile orta parmak arasındadır. Baş parmak işaret parmağından ayrıdır. Baş parmak ise diskin üzerinde , diskin duruşunu ve uçuş açısını yönlendirecek şekilde durur. El bileği çok az diskin üzerinde ve kenarına değecek biçimdedir. Disk kolun iç kısmı ön kısmına yaslanır ve avuç çok hafifçe değerek diskin orta kısmını kapatır. Tutuş mümkün olduğu kadar serbest ve rahat olmalıdır. (Disk elden çıkarken başparmak ile üstten bastırılır.)



http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/d1.jpg

DURUŞ VE BAŞLANGIÇ SALLANMASI


Başlama pozisyonu dik atma çemberinin geri kısmındadır. Ayaklar bir omuz boyu genişliğinde açık ve atıcının sırtı atış yönüne doğru dönüktür. Vücut ağırlığı eşit olarak iki bacağa verilir. Atış kolu disk ile birlikte yavaşça harekete başlar. Bu hareketin manası diskin eylemsizliğini yenmek atıcıyı fiziki ve psikolojik olarak atışa hazırlamak diski kontrollü olarak mümkün olduğu kadar vücudun arkasında bulundurulmasını sağlamak ve vücuda en yüksek hareket hızını kazandırmaktır. Normal olarak üç kere sallanış atış için yeterlidir. Sallanışlar rahat ve serbest kol hareketleriyle yapılır. Diski taşıyan kol kalça hizasında sallanır ve kürek kemiğine kadar uzanır. Sol kol göğüs hizasındadır. Sallanmalarda avuç içi yeri gösterir. Öne doğru sallanırken disk , omuz hizasına geldiği zaman sol elle kontrol edilir. Sallanışta disk ve gözler ileriye bakar. Vücut ağırlığı koordineli olarak sağ ayaktan sol ayağa geçilir. Dizler geriye doğru çevrilirken içeriye doğru dönük olduğundan hafifçe kıvrılır.

mbiterge
12-08-2008, 07:49 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/d2.jpg

DÖNÜŞE GEÇİŞ


Sol sallanışta atış kolunun sallanması tamamlanmadan dizler biraz daha fazla bükülmeye başlar. Atıcı , dönüşe geçmeye sol dizini açarak sol ayağını da pivot olarak kullanıp başı ve çenesi sol omzun üstünde olmak üzere başlar. Vücut ağırlığı sağ ayakta sol kol ise göğüs hizasında çaprazdır. Sol ayak pivot ağırlık tabi olarak sağ ayaktan sol ayağa ve arkasına geçer sol ayaktan ileriye düşen ağılık ve bükülmüş dizin üzerine yük binmiştir. İyi ve netice verici sürüş için bu lüzumludur. Disk mümkün olduğu kadar geriye bırakılmalıdır. Sağ ayağın yerle teması uzun zaman devam etmelidir. Sağ ayağın geç kaldırılışı vücut adalelerinde gerginlik meydana getirir ki bu da bacakların hızlanma hareketine yardım eder.

mbiterge
12-08-2008, 07:49 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/d3.jpg

DÖNÜŞ


Dönüş geciktirilen sağ ayak yerden kesildikten hemen sonra başlar. Sol bacak ileriye doğru sürülür. Çemberin ön tarafına doğru sağ baldır sol baldıra yaklaşık şekilde ve takviye gibi kaldırılır , bir saniyeden çok az bir zaman için iki ayağında yerle teması kesilir. Ve sağ ayak daha yere inmeden sol ayak ileriye çemberin ön tarafına doğru yerleştirilmek için atış pozisyonuna doğru hareket eder. Bununla birlikte yeterli dönüş kuvveti ve tesir edici bir mesafe kat edebilmesi bacakların vücudun üst kısmından daha süratli hareket etmesi sonucudur. Disk omuz hizasında bırakılır. Gözler normal şekilde sol omuz üzerindedir. Sol bacak vücuda çapraz ve rahat olarak tutulur. Ağırlık sağ ayak ucundadır. Sol ayak hala yerle temas halindedir.


ATIŞ STENS DURUŞU


Atış stens pozisyonunda ise sol ayak , ayak uçlarında ve çemberin 7-10 santimetre içine ve orta çizginin sol tarafına iner. Vücut hafifçe geriye bükülürse idealdir. Atış kolu vücudun gerisinde ve omuz hizasında 90 derecelik açıdadır. Sol kol hala vücuda çaprazdır.

mbiterge
12-08-2008, 07:49 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/d4.jpg

ATIŞ


Sol ayak burnun yere değmesi ile diski gönderme hareketi başlar. Bükülmüş sağ bacak pivot hareketindedir. Vücut ağırlığı sol ayak üzerine gelene kadar da yukarı ve ileri sürüşüne devam eder. Vücudun üst kısmı , rolü bitene kadar görüşü yapan sağ ayağın yardımı ile ileri ve yukarı döndürülür. Bu süre esnasında atış kolunun omuz hizasında serbest ve kırbaç gibi bir hareket ile tamamlanır. Sağ kol vücudun üst kısmıyla pasif bir şekilde hareket eder.

http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/d5.jpg

Tam Teknik ve Elden Çıkış Pozisyonu

mbiterge
12-08-2008, 07:49 PM
ATLETİZMDE GÜLLEEATMA


Gülle , günümüze dört değişik atış tekniği ile gelmiştir. İlk teknik durarak atış, ikinci teknik yana bacak açarak atış, üçüncü teknik O’brien isimli atletin bulduğu, halen günümüzde geçerli olan atış tekniğidir. Dördüncü ve en son atış tekniği ise Rotasyon yani dönerek atış tekniğidir. Bu rotasyon tekniği üzerinde henüz denemeler yapılan bir tekniktir. Yapılan incelemelerde rotasyon tekniği ile yirmi altı metre atılacağı hesaplanmıştır.

mbiterge
12-08-2008, 07:50 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/aletizm/g1.jpg

Gülle diğer atma branşları gibi birinci planda teknik isteyen bir branş değildir.Gülle,ilk planda ağırlığa,kiloya,ikinci planda tekniğe önem veren bir branştır.En ideal güllecinin 7 ila 10 yılda yetişeceği söylenir.Buda gösterir ki gülle sporu zor ve uzun zaman isteyen bir spordur.Gülle de yeni yetişenlere ilk önce teknik gösterilmez.Önce motorsal yetenek kabiliyet geliştirilir sonra teknik bilgiler basamaklama ile gösterilir.Motorsal yeteneği ve kabiliyeti geliştirilmiş sporcuya.gülle tekniği önce anlatılır gösterilir sonra tatbik ettirilir.Genelde kısaca şöyle anlatılır: Gülleyi avuç içine değil parmak boğumları üzerine oturt,gülleyi çene altı ile köprücük kemiğinin bitim noktası arasına koy ön kolun ileriye dönük olsun konsantre ol geriye kayma pozisyonuna geçerken iki omuzda karşıya baksın sol ayakla geriye salınım yap ondan sonra geriye kay.Bu kaymada ayak yerden irtibatını kesmesin.Ger.iye kaydıktan sonra atış pozisyonuna geçilir önce sol ayak topuğu sağ ayak topuğu kalça ve daha sonra omuz döner ve atış pozisyonuna gelinmiş olur.

Gülle sporu yapanların zor şartlarda bu sporu yaptıkları gerçektir.Bunun için çok iyi beslenmeleri antrenmanları eksiksiz yapmaları uyku ve güncel yaşamlarının düzenli ve sistemli olması gerekir.

GÜLLENİN TARİHÇESİ

Eski çağlardaki toplumlarda taş atma şeklinde müsabakalar yaparlardı.Bazı literatürler taş atma yarışmalarının tek elle bazılarının da çift elle yapıldığını belirtirler.

Tek elle yapılan taş atma yarışmalarında Hakem Kurulu olarak kabul edilen yaşlı kişilerin oluşturduğu grup yarışta atılacak iki yada üç kilo ağırlığındaki taşı belirler.Bu taşın talk elle atılması güç sert ve kolay parçalanmayacak türden olması gerekmektedir.Ayrıca bu taşı elle tutabilmek için üzerinde parmakların kavramasını kolaylaştıracak yerler yapılırdı.

Yarışmaya katılacaklar belirlenen yare ayaklarından birini koyarak ve istedikleri bir durumu alarak taşı fırlatırlar.Bu atışları yarışanlar üç kez tekrarlar ve ırası gelen sporcular aynı zamanda gidip taşı alır.Taş atışlarında belli bir sitil yoktur.Hakem Kurulu’ndaki görevlilerde taşın düştüğü yare işaret koyarlar.böylece kim taşı daha uzağa atarsa o kişi gösteri için ortaya konan ödülü alır.Bu biçimleme günümüzdeki disk ve gülle atma yarışmalarına bir yaklaşım olarak kabul edilir.Eski yunanlılarda ve olimpiyatlarda gülle yerine 6.5 kg ağırlığında taşı veya metal parçaları ile atış yarışmaları yapılırdı.Taş yerine gülle ilk kez İngilizler tarafından kullanıldı.Bu tür yarışmalar daha sonra tüm toplumlara yerleşmeye başladı.Atma aracı olarak kullanılan ham demir ve diğer madenlere dönüştürüldü.Yunanlılar demiri eriterek bu günkü güllenin şekline benzer gülle yaptılar.1866’da kurulan Amatör Atletik ilk atletizm müsabakalarını düzenledi.Böylece gülle de atletizmde yerini bilimsel ve teknik olarak almaya başladı.Gülle 1896’dan itibaren Modern Olimpiyatları’nda yer aldı.

Metalden yapılmış küre biçimindeki güllenin erkekler ve bayanlar tarafından omuz hizasından en uzak mesafeye atılmasını içeren gülle atma yalnız bir el kullanılarak omuz üzerinden 2.135 m çapındaki daireden yararlanılarak atılır.Gülleyi savurarak atmak yerine adeta iter gibi atmak gerekir.Güllede atma alanı beton olup etrafında çember bulunmaktadır.

Çemberin ön kenarında atış ırasında atletin içeride kalmasını sağlayan çarpma tahtası bulunur.Çarpma tahtası ağaçtan mal edilir.İçten uzunluğu 1.22 m genişliği 114 mm olup üzeri beyaz boyanır.Gülle düzgün ve yuvarlak olup demir pirinç gibi yumuşak olmayan bir metalden yapılır.İçi kurşun veya benzer bir madde ile doldurulur.Erkekler için en az 7.257 kg bayanlar için en az 4kg ağırlığındadır.Atış yapılan daire beton olduğundan ayakkabılarda çivi yoktur.



Gülle Ve Disk Atma Çemberi

Bu branş dalında başarılı olmak için eskiden iri cüsseli olmak büyük bir avantajdı.Ancak günümüzde çevik ve kuvvetli olmak atletik bir yapıya sahip olmak ve kurallara uygun beden hareketi çalışmaları ile büyük bir bilek eforu istemektedir.

Yarışmacı atış hareketine sabit duruşla başlar. Gülle tek elle çeneye yakın tutulmalı, atış süresince bu el başlangıç durumunda aşağıya düşmemelidir. Gülle hiçbir zaman omuz çizgisini geçmemelidir. Süzülüş ile gülle atışına geçilmesi arasındaki hareketler tempolu ve kesintisiz yapılır. Yarışmacı, Gülle yere düştükten sonra yarışma alanını çemberin arka yarısından ve ayakta terkeder.

Günümüzde gülle atmada güç teknik ve zihinsel hazırlık gerektiren Amerikalı atlet Parry Obrien’ın kendi adıyla anılan tekniği kullanılmaktadır.Burada atlet sırtı dönük bir duruşla başlayarak 180 derece bir dönüş yaparak gülleyi daha uzağa atma olanağını bulmuştur.Dünya rekoru 23 m’yi aşarken yurdumuzda dereceler erkekler 18 m’yi aşmıştır.

Yarışmacılar üç atış hakkına sahiptir.İlk 3 atıştan sonra en iyi sekiz yarışmacı daha sonra 3’er atış daha yaparlar.Atış sırasında yarışmacı çemberden dışarı çıkar dengesini kaybedip ayak veya elinin biri ile dahi çemberin dışına dokunursa gülle takozunun üzerine değerse o atış geçerli sayılmaz.Hakem sayısı sabit olmayıp her zaman değişebilir.

Atma uzaklığı güllenin düştüğü ilk yerin izi ile direğin iç köşesine kadar olan doğru mesafesi ölçülerek bulunur.Ölçülen uzunluk en yakın cm’ye indirgenir.Aynı dereceyi iki atlet yaparsa ikinci iyi derecelerine bakılarak birinci olan atlet bulunur.

FEDERASYONCA DÜZENLENMİŞ GENEL HÜKÜMLER

1.Müsabakaların atış sıraları kura çekmek sureti ile yapılır.
2.Müsabık adedi sekizi geçtiği taktirde her müsabıka üç atış hakkı tanınır.Bunların içinden en iyi neticeyi elde etmiş sekiz atlet yeniden 3’er atış hakkı verilecektir.Müsabık adedi sekiz veya daha az ise her musabıka altı atış hakkı verilecektir.
3.Daire içerisinden bütün atışlardan her müsabık atışına hareketsiz bir vaziyet aldıktan sonra başlayacaktır.
4.Daire içerisinden yapılan bütün atışlarda müsabık dairenin iç tarafına veya çarpma çarpma takozuna dokuna bilecektir.Atış yapmak üzere dairenin içerisine girdikten sonra atlet vücudunun herhangi bir yerini dairenin dışında yere dokunur ayağı ile dairenin ve çarpma takozunun üzerine basarsa gülleyi kural dışı elinden çıkarırsa atış sayılmayacaktır.Atlet yukarıdaki maddeleri ihlal etmemek şartı ile bir defaya mahsus olmak üzere başlamış olduğu atış denemesini yarıda bırakabilir.Bu gibi hallerde atlet ancak gülleyi yere bırakıp hareketsiz duruma geçtikten sonra yeni bir denemeye girebilir. Hiçbir deneme bir kereden fazla yarıda bırakılmaz.
5.Müsabık gülle yere değmeden daireyi terk etmeyecektir.Atlet yere temas edinceye kadar atlet duracak ondan sonra dairenin geri dışından çıkacaktır.Gülle atmada atışın geçerli olabilmesi için güllenin yere değdiği noktanın çember merkezinden itibaren uzanan ve iç kenarıyla çarpma tahtasının uçlarına değecek şekilde geçen atış açısının iki çizgisi arasında kalan sahanın içinden bulunması şarttır.
6.Bütün atışların ölçülmesi güllenin yere düşmesi neticesinde çembere en yakı yerde bırakacağı iz den itibaren dairenin merkezine üz olarak çekilen bir hat üzerinden yapılacaktır.Ölçülecek mesafe aynı izden dairenin iç tarafına kadar olan aradır.
7.Yarışmada yalnız organizatörlerin temin edecekleri atış malzemesi kullanılacaktır.Hiç bir müsabık yarışma alanına malzeme getirmeyecektir.
8.Atış sırasında müsabıklara herhangi bir şekilde yardımcı olabilecek hiçbir cihaz vasıtaya müsaade edilmeyecek.El üzerinde veya bilek üzerinde yaraların korunması maksadıyla kullanılmış bandlara ancak doktor raporuna dayanılarak izin verilir.
9.Bütün atmalarda atletler atış sahasına veya çizgilerine taşınarak geri getirilecektir.Hiç bir zaman atılarak geri götürülmeyecektir.
10.Atmalarda gelişme sahalarının yanlama meyli yüzde biri atış istikametinde binde biri aşmayacaktır.
11.Gülle iki on üç buçuk metre çapındaki bir çemberin içinden atılacaktır.Bu dairenin atma istikametindeki ön kısmının dışına dairenin tam ortasına isabet edecek şekilde yere iyice çakılmış bir çarpma tahtası yerleştirilecek.
12.Gülle omuz hizasından ve tek elle atılacak.Müsabık çember içerisinden atışa hazırlandıktan itibaren gülle çeneye değecek şekilde veya yakınına bulunacak şekilde tutulacak elden çıkarılacak ana kadar bu hizanın altına düşürülmeyecek.Aynı surette gülle omuz hizasından geriye götürülmeyecektir.
13.Her atış yapıldıktan sonra ölçülecektir.

1- GÜLLENİN TUTULUŞU

Gülle el ayası ile değil parmakların kaidesi ile tutulur.Bu tutuşta başparmak ve küçük parmak açılarak diğer üç parmak diğer üç parmak güllenin arkasında destek durumundadır.gülle boyun kemiği ve boşluğu arasında boyuna dayanarak çenenin altına yerleştirilir.Baş ve küçük parmak öne bakar.Bilek geriye bükülür sağ dirsek iyice açık olmamak üzere tutulur ve gülleyi rahatça taşımasına yardım eder.Sağ kol omuz hizasında yere paraleldir.



BAŞLANGIÇ DURUŞU

Atış çemberi içinde dairenin arka kısmında sırt atış yönüne dönük olarak durulur.Sağ ayak önde ve orta çizgiye yerleştirilir.Ayak burnu çemberin çevresine değer.Sol ayak ucu çerçeveden 40-42 cm geridedir.Vücut ağırlığı düz olan sağ ayak üzerindedir.Gözler 5-10 mt ileriye bakar.Sol kol yukarıda baş üzerinde rahat ve yumuşak tutulur.Atıcının dikkati tamamen atış hareketine verilmiştir.





T VE ÇÖMELME POZİSYONU

Bu pozisyonlarda vücut çok yumuşak olmalıdır.Sol topuk kalça hizasına yükseltildiği zaman vücudun üst kısmı rahatlıkla öne doğru hareket eder.Sol ayağın yukarı ve geriye hareketi ile bir yarım daire meydana gelir.Kalçaların biraz yukarısından itibaren vücudun üst kısmı yere paralel olarak öne doğru eğilir.Sol ayağın hareketi esnasında sağ yak topuğu hafifçe yükseltilir.Bu şekilde vücut ağırlığı ayak burnu ve taban üzerindedir.(T pozisyonuna gelinmiş olur)Sol ayağın yarım daire hareketi tamamlanırken sağ ayak dizden bükülür.

Vücut bu çömelme pozisyonunda vücut ağırlığı yine bükülü sağ bacak üzerinde olmak üzere çöker.Çömelme pozisyonun da sol kol aşağıya iner önde serbest bükülü olarak tutulur.Bunun iki sebebi vardır.

1.Çömelme pozisyonunu temin 2.Denge sağlama.Sağ dirsek aynı kol gülleyi taşıdığı için fazla kuvvet sarf edilmeden rahatça vücuda yaklaştırılır.Gözler 1-2 metre ileriye bakar.Sol ayağın yarım daire hareketi tamamlandığı zaman sol ayak bileğinin ön tarafı sağ ayağın topuğuna çengellenir.Ayak burnu yere temas edecek şekilde yere değdirilir.

KAYMA HAREKETİ

Bu hareket çömelme hareketinden başlar.Aynı anda yapılan üç bölümü vardır.Kalçalar geriye düşürüldüğü zaman sol ayakla geriye tekme atılır.vücut ağırlık merkezi geriye getirilir aynı zamanda sağ ayağın sürüş hareketi ayak burnu ve tabanının çekilmesi ile başlar.Öndeki sağ bacak gerilir ve mümkün olduğu kadar vücudun altına getirilir.Bu hızlı hareketten sonra sağ ayak tabanı ve ayak uçlarından atış istikametinin kırk beş derece solunda ve dairenin içine düşürülür.Aynı anda sol akta geriye gider sol ayak tahtanın yakınına ve orta çizginin soluna getirilir.Kalçayı geriye doğru düşürmek kaymayı kolaylaştırır sıçramaya mani olur.Kaymada ayaklar çok seri hareket edecek çömelme pozisyonu bozulmayacak yani vücut doğrulmayacak.



ATIŞ DURUŞU

İnişten sonra sol ayak burnu ve sağ ayak topuğu aynı hizadadır.Vücut ağırlığı büyük ve kalkık sağ ayak üzerindedir.Kalçalar hafifçe içerdedir vücudun üst kısmı dik ve halen arkaya dönüktür.Sağ kol kayma hareketindeki başlangıç durumundadır.Sol kol ise ön tarafta dirsekten hafifçe kırıktır

ATIŞ

Atış hareketi sol ayak yere iner inmez başlar.Sağ ayağın yukarı ve ileri doğru pitov hareketi başlamadan ayak yere gelir.Bu hareket esnasında vücudun ve sol kolun öne gitme hareketi biraz geciktirilir.Vücut yukarı doğru hareket etmeye başladığı zaman ağırlık hafifçe kırık sol bacağa geçer.Sağ ayağın hareketi biter gülle ve vücut ağırlık merkezi sol bacak üzerinde iken sağ kolun atış hareketi başlar.

Sağ kolun itme hareketi başladığı zaman dirsek omuz hizasındadır.Gülle bir patlama gibi bilek ve parmak uçlarının yardımı ile elden çıkarılır.Bu hareketten dolayı atıcı açılmış olur.Sol ayağın parmaklarının üzerinde durulur.Fakat burda bir pivot hareketi yoktur.Atış esnasında sol kol pasif sadece atıcının dengeini bulmaına yardım eder.Atış hareketi esnasında güllenin bir doğru üzerinde harekerini sağlamak için sol kol ve baş kol hareketi başlamadan önce hafif sol düşürülür.

Bu aynı zamanda güllenin sol bacak ve ağırlık merkezi üzerine alınmasını sağlar.Bu demektirki gülle ağırlık merkezi ve sol ayak bir doğru üzerindedir.Sonuç olarak bütün hareket atış esnasındaki tam hıza ulaşıncaya kadar rahat ve yavaş gelişen bir hızlanma hareketidir.



Atış Hareketi ve Güllenin Elden Çıkışı


ATIŞTAN SONRA DURUŞ


Atış çok yüksek hareket miktarından dolayı sol bacak yerden kalkar ve dengeyi sağlamak için sağ ayak öne getirilir.


Çember Arkasından Görünüşte Atış Ve Ayak Değiştirerek Duruş

ATIŞTA YAPILAN TEMEL HATALAR VE DÜZELTİCİ ALIŞTIRMALAR

Hata 1: Güllenin parmak boğumları üzerine oturtulmayıp avuç içine oturtulması.
Düzeltme: Bacakları hafif yana açıp yaylanarak gülleyi tek elle yukarı itip aynı elle tutma.İtme ve tutmalarda gülleyi parmak boğumlarına oturtmaya dikkat etmelidir.

Hata 2: Kayma yerine sıçrama ile gelinmesi.
Düzeltme: Eşli ve eşsiz kayma alıştırmaları.

Hata 3: Sağ bacağın yavaş bir şekilde vücudun altına çekilmesi.Bunun yanında sol bacağın yere basmasının çok geç olması.
Düzeltme:Her iki bacak üzerine ritimli basma alıştırmaları kaymadan sonra her iki bacağın aynı anda yere oturtulması.

Hata 4: Başın çok erken atış yönüne çevrilmesi ile gövdenin zamanından önce döndürülmesi.
Düzeltme:Bakış yönünü tayin için sağlık topu vs. koymalıdır.

Hata 5: Gülleyi iterken gövdenin öne bükülmesi.
Düzeltme:Küçük ağırlıktaki gülleler ile sol eli sağ diz üzerine düşürüp durarak atışlar.

Hata 6: Güllenin itme hareketine geç başlanılması sonucunda güllenin itilmeyip atılması.
Düzeltmehttp://www.yorumla.net/images/smilies/biggrin.gifaha ağırca gülleler ile yavaş tempolu itme alıştırmaları.Eşler karşılıklı durarak kollarla dirence karşı itme çalışmaları.

Hata 7: Atışa gövdenin iştirak ettirilmesi.
Düzeltmehttp://www.yorumla.net/images/smilies/biggrin.gifurarak atışlar atışlar kalçayı öne getirmede ikazda bulunulmalı.

Hata 8: Atış kolu itme hareketini bir çizgi üzerinde yapmaması.
Düzeltme: ’’Atış kolu dirseğini kaldır.’’ , ‘’elin iç kısmını içe döndür’’ gibi önerilerde bulunulmalı.

OYUNSAL ALIŞTIRMALAR

1.Gerilmiş yüksekse ip üzerinden top atıp tutma.Kapalı spor salonunda voleybol sahası ve ağından açık havada yüksek atlama sehpaları arasında 2-2.5 metre yüksekliğinde 10 metre genişliğinde ip gerilir.Gerilen ipin her iki tarafına 10 metrelik bir oyun sahası işaretlenir.Öğrenciler iki gruba ayrılarak kendi sahalarını iyi müdafaa edecek şekilde saha içine dağılırlar.İp üzerinden karşı tarafa atılan sağlık topu yere düşürülmeden tutulur.Topu tutan öğrenci atılacak yöne yan durur sol elin yardımı ile sağ elle topu ip ve ağ üzerinden karşı tarafa atar.Eğer top yere düşerse topu atan taraf bir puan kazanır.Oyun bir sağlık topu ile oynandığı gibi birkaç top ile de oynanabilir.Yalnız atış ve tutuşlarda herhangi bir sakatlanmaya meydan vermemek için dikkatli olunmalıdır.

Oyun değişikliği;

a.Top elin yardımı ile sağ elle geriye doğru hız alarak öne üç adım aldıktan sonra atılabilir.

b.Dizleri biraz büküp kalçayı aşağı düşürerek atılabilir.

2.Spor sahası veya kapalı salonun bir kenarından en az atışla hangi grup uzağa atacak.Öğrenciler sağlık topu sayısına göre gruplara ayrılırlar gruplar birbirinden 2-3 metre aralıkla spor sahasının yan kenarı üzerinde arka arkaya dizilirler.Öğretmenin işareti ile birinci grup atış yönüne yan durarak atışını yapar.Karşı kenara kadar yapılan atışlar sayılır.

3.Grupça sağlık topunu yada gülleyi yukarı atma oyunu.Gülle atma sahasının uzun kenarına yüksek atlama sehpaları arasına ip gerilir.Her atıştan sonra ip yükseltilir.Her atış yerinde çömelik atış yerine yan dönerek öne üç adım alarak sağlık topu atılır.Atan öğrenciler diğer atış yerine geçerler.Bu oyun ferdi oynandığı gibi grupça da oynanır.Hangi gruptan kaç kişi daha yüksekten atacak?Atışların çift elle ve atışta vücudun gerilmesine dikkat edilmelidir.

4.Grupça sağlık topu atıp tutma oyunu.

TEKNİĞE YÖNELİK ALIŞTIRMALAR

Durarak atma gülle atmanın temelini teşkil eder.Bu nedenle harekete yönelik alıştırmalarımızda ağırlık durarak atmaya verilecektir.

a.Atış yönüne yan durup durarak atışlar.Durarak atışların amaçları:Atışta kalçayı yön döndürüp bacakları germe ile itiş hareketini çocuğa kavratma.

Ayrıca atış kolunu doğru kullanma içinde atışlar yönüne adım alarak da yapılabilir.

b.Atış yerine yan durup sağ bacakla adım aldıktan sonra durarak atma ;Burada amaç harekette koordine kazanmaktır.

c.Aynı alıştırma ile ya sağ bacağı sol bacak üzerinden alarak yada savurma bacağını hafif kaldırarak atışlar.Kayma veya çapraz adımdan sonra sol bacak çabucak çekilip atış durumuna getirilir.Sol ayak kalça ve sol omuz aynı doğrultuda olup vücut ağırlığının büyük bir kısmı sağ bacak üzerindedir.

d.Yüksek atlama sehpaları arasında ipler teşkil edilen pencere arsından durarak atışlar amaç atışta gülleyi arzulanan yüksekliğe itebilme alışkanlığı kazandırmaktır.

e.Atış çember. İçinde veya işaretlenen bölgeler arasında araçsız grupça geriye kayma alıştırmaları.

AMACA YÖNELİK ARAŞTIRMALAR

Alıştırma 1: Sırt atış yönünü gösterecek şekilde atış durumuna gelerek atma bu araştırmada atış yönüne yan duruş vaziyeti de gövde 80-90 derece döndürülür.Atışta her iki bacak ayak uçlarına kadar gerilir.Bu tür durarak atma bol bol tekrarlanır atış hareketinin öğrencilerde otomatik halde getirilmesi sağlanır.

Alıştırma 2: Aynı araştırmada sağ bacak dizden hafif bükülerek gövde döndürülür.Aynı anda sol bacak atış yönüne doğru uzatılır.Her iki bacağın yere temasında kalça döndürme ile sol kol gövdenin yanından geriye götürülür kol geriye savrulmaz.Arka bacak gülle eli terk ettikten sonra yerden kesilir.Her iki alıştırma türü güllenin tutuluşu ile kolun gülleyi itme hareketine kontrol etmesine yardımcı olur.Özellikle ikinci alıştırma itme hareketinin dinamik oluşumunu hissettirme yönünden çok faydalı ve bol tekrarı gerektirmektedir.

Alıştırma 3: Geriye üç adım alarak ama.Gövde öne biraz bükülürken geriye doğru sol-sağ-sol adımlar atış durumuna gelinir.Yukarıdaki alıştırmalarda olduğu gibi gülle atılınca adım değiştirilir.Bu alıştırma için atış çemberi kullanılmayıp düz bir alanda tekrar edilir.

Alıştırma 4: Sol bacak yandan geriye götürülürken sağ bacak üzerinde hafif bir sıçrama ile birinci ve ikinci alıştırmalarda olduğu gibi atış durumuna gelinir.Acemilerle yapılan deneme ve çalışmalarda bu yöntem denenmiştir.

Alıştırma 5: Öne üç adım alarak atma.Atış yönüne dönük öne dorğru üç adım aldıktan sonra atış durumuna gelinir.Diğer alıştırmalarda olduğu gibi gülle atılır.Bir kaç sene öncesi Amerikada gülle atmayı yeni öğrenen öğrenciler arasında yapılan bir araştırmada öne üç adım alarak atışı tekrarlayan grubun diğer gruplara oranla metodik olarak gülle atmayı daha çabuk öğrendiği güllenin daha uzak atıldığı saptanmıştır.

Alıştırma 6: Küçük ağırlıktaki gülleler ile geriye kayma ve atmalar:

a.2-2.5 ayak boyu aralıklarla çizgiler çizilir gövdenin durumunu değiştirmeden ikinci işarete kadar kayma.

b.Kaymadan sonra sol ayak yere bastığı anda glleyi itme .

c.İkinci işarete kadar kayarak sağ bacak cabucak gövdenin altına çekilir atışta atış eli dışarıya doğru gönderilir.Geriye kaymanın devamlı ayak tabanlarında yapılmasına dikkat edilir.

d.Gövdeyi döndürmeden işarete kadar kayıp kalçayı önedoğru iterek atışta elin içini dışarıya döndürme.

e.Gövdeyi döndürmaden işarete kadar kayıp kalçayı öne doğru iterek getirip ipe değdirme atışta el yine dışarıya dönük.

f.Geriye kaymadan sonra her iki bacağı gererek atma.Eğer bacaklarda gerilme ve itme yeterli dercede olmazsa o zaman gülle daha yüksek bir yerden atılmalıdır.


g.Atış çemberi veya iki çizgi arasında gövdeyi döndürmeden iki ayak boyu kaydıktan sonra kalçayı öne getirme ile bacakları germek.Atışta atıl eli yine dışarıya döndürülmeli.

mbiterge
12-08-2008, 07:50 PM
KAYMA VE İTME HAREKETLERİNİ GELİŞTİRİCİ ALIŞTIRMALAR

a.İtme yönünü gösteren işaretlere durarak atlama.Bu arada öğrenci istenilen atış açısı duygusunu kazanır.
b.Savunma bacağını enerjik olarak geriye savurma.
c.Geriye kaymadan atış durumuna gelmeyi kontrol için aletsiz kuru temrin çalışmaları.

VERİM ARTTIRICI ÇALIŞMALAR

a.Dizler bükük durumda sağlık topunu sürekli itmeler.
b.Bacak gericilerini kuvvetlendirici çeşitli atma ve tutmalar.
c.Halatla kol kaslarını kuvvetlendirici alıştırma ve amaca yönelik jimnastik hareketleri.Dambılla ve kum torbasıyla.

ON-ONDÖRT YAŞ GRUPLARI İÇİN GÜLLE ATMA METOTLARI

On-on dört yaşındaki