4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Cimnastik Genel Bilgiler

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
Birçok kişi gibi belki siz de cimnastiğin yeni bir spor dalı olduğunu sanıyorsunuzdur. Neden? Çünkü jimnastik yaşadığımız modern çağa daha uygun bir spor dalı. Uygulanması heyecan verici,uygulanması ise hayranlık uyandırıcı. Cimnastik insanların bireysel olarak mücadele etmesini sağlıyor (bireysel olarak, çünkü diyelim futbolda olduğu gibi, takımın bir parçası değilsiniz yada teniste olduğu gibi bir rakibiniz yok).

Cimnastiğin daha birçok özelliği ve niteliği var. Vücudun doğal hareketlerini kullandığından aşağı yukarı bütün kasların çalışmasının sağlıyor. Onun içinde cimnastikçiler tüm sporcular içerisinde en sağlıklı olanlardır. Bu hareketler ayrıca cimnastiği sanata bağlar, cimnastikçilerin vücutlarını kullanışları seyredenlere sanat tadı verir.

Ama cimnastiğin geçmişi bu modern görünüşüne karşın, binlerce yıl öncesine dayanır. Eski Yunanlılar ve Romalılar beden eğitimini en iyi biçimde uygulamışlar,Eski Yunan da yapılan olimpiyat oyunları birçok cimnastik hareketlerini de içermiştir.Yunan ve Roma çağlarından sonra ise,akrobat, profesyoneller ve savaşçılar dışında pek az kimse cimnastik ile ilgilenmiştir.

Orta Çağ’ da bu spor neredeyse unutulmuştur. Cimnastiğin doğuşu 18 ve 19. yüzyıllarda olmuş,Avrupa ‘da çok büyük profesyonel ordular kurulmaya başlayınca beden eğitimi yeniden önem kazanmıştır. Bu dönemde yaşamış olan iki büyük eğitimcinin modern cimnastik üzerinde büyük etkileri vardır: İsveçli Pehr Henrik Ling (1776-1839) ve Alman Friedrich Ludwing Jahn (1778-1852). Ling beden eğitiminin üzerinde dururken,Jahn bugün de kullanılan cimnastik aletlerini biçimlendirmiştir; beygir, halka, paralel ,barfiks.

İlk cimnastik kulübü 1850 ‘de Amerika ‘da kurulmuş, Uluslararası Cimnastik Federasyonu ‘nun (FIG) kuruluşu da 1881 de gerçekleşmiştir.1896 da ise modern olimpiyatlar başlarken seçilen yedi spor dalından birisi cimnastik idi, ama yarışmalara yalnızca erkekler katıldı. Kadınlar ilk olarak 1928 olimpiyat oyunlarında yarıştılar. Günümüzdeki her olimpiyattan önceki ve sonraki yıllarda yapılan dünya şampiyonaları 1934 te başladı.her yıl tekrarlanan dünya kupalarının ilki ise 1975 te yapıldı.

1960 tan bu yana televizyon yayınları bütün dünyada cimnastiğin yayılmasını sağladı ve 1972 Münih olimpiyatlarında izlenen, Sovyetlerin on yedi yaşındaki sporcusu Olga Korbut milyonların sevgisini kazandı, elde ettiği başarılardan çok kişiliğiyle 1970 ler de cimnastik sporunun adeta patlamasına sebep oldu.

1976 Montreal olimpiyat oyunlarında ise bir Rumen cimnastikçi Nadia Comaneci,Olga ‘yı gölgede bıraktı. Ondört yaşındaki bu küçüçük kız birkaç kez değil tam yedi kez tam not aldı.

Başarılı bir sporcu olmak ve yarışmalara katılmak istiyorsanız bu çalışma size teknik hareketler üzerine bilgiler verecektir. Ama önce bir cimnastik kulübüne girmelisiniz. Oturduğunuz semtte yada okulunuz da böyle bir çalışma olabilir. kulübler genellikle doludur, bir süre beklemek zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca vücudunuzun cimnastik sporuna yatkın olup olmadığının tespiti için bir testten geçirilebilirsiniz. Bir cimnastik kulübüne üye olduktan sonraki gelişmeniz ise kendinize bağlıdır.zirveye çıkmak kolay değildir. Çok çalışmayı gerektirir,ama iyi ve bilgili bir çalışmayla hem eğitiminizin her anından hem de girdiğiniz her yarışmadan zevk alır duruma geleceksiniz.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
DÜNYA CİMNASTİĞİN DOĞUŞU ve GELİŞİMİ

Jimnastik, Eski Yunan uygarlığına, Eski Mısır’a ve İndus uygarlıklarına uzatılabilecek kadar eski bir geçmişe sahip olan spordur. İnsanlar yeryüzünde topluluk olarak yaşamaya başladıkları için çağlardan beri tanrıları ile iyi geçinmek için törenler yapar, tanrılarına adaklar sunarlardı. İşte cimnastiğin ilk örnekleri bu dini törenlerde görüldü. Bunlar bir çeşit dini danslar olup, tüm kabile fertleri genç, yaşlı, kız, erkek bu danslara katılır, kıvrak el, kol, omuz ve bel hareketleri ile oyunlarını müzik eşliğinde yaparak dans ederlerdi. Cimnastiğin ilk örneklerini gördüğümüz bu ilkel toplum kabilelerin dansları, yalnız dinsel törenler için yapılmaz av başlangıç ve bitimlerinde de yapılırdı. Bugün bile Güney Amerika, Avusturya ve Afrika’da bulunan kabilelerde bunun örnekleri görülmektedir.

Bugün anladığımız anlamdaki cimnastik daha sonraları oluşmaya başladı. Gerçek anlamda cimnastiğin bir fiziksel egzersiz olarak uygulanılması Eski Yunan uygarlığında görülür. Ancak bu tür fiziksel eğitim yalnızca soylu sınıfın çocuklarına aitti. Böylece bu sınıf çocukların sağlıklı bedensel gelişimleri sağlanıyordu. Bu tür uygulama daha sonraları da Roma uygarlığında benimsenmiş, cimnastiğe yönetici soylu sınıfların çocuklarının eğitildiği okullarda büyük önem verilmiştir. Ancak cimnastik Rönesans ve Reform dönemlerinden sonra çeşitli Avrupa ülkelerinde okullarda ders olarak uygulamaya konuldu.

Cimnastik 1450 yıllarından 1800 yıllarına kadar gerçek anlamda bir eğitim aracı olamadı ancak 1800’lerde yaygınlaşmaya başladı. İşte eski uygarlıklardan beri fiziksel egzersizlerin bir çeşidi olarak yapılan jimnastik modern olarak 19. yy’ların ortasında popüler oldu. Bugün izlediğimiz olaylar ve kurallar bu yüzyılın ortalarına kadar standart hale getirilmemiştir. Napolyon’un orduları Almanya’yı istilaya hazırlanırken, bir papazın oğlu olan Friedrich Ludwing Jahn adl. (1778-1852) bir genç bugünkü modern cimnastiğin temelini attı.

Bir kilise papazın oğlu olan Jahn, sınırsız serbestlikler içinde büyümüş daima fakirlerle, düşkünlerle, sakatlarla arkadaşlıklar kurmuştur. Bu arada düzensiz bir hayat sürmüş, memleketin her yerini dolaşmış, halk deyimleri, örf, adet ve gelenekleri için derin bir görüşe sahip olmuş, savaş sırasında Prusya bayrağı altında gönüllü hizmete girmiştir.

1811 yılı ilkbaharında Berlin yakınında olan Hasenherde denilen çayırda ilk açık hava jimnastik alanını açmış ve böylece Alman halk cimnastiğinin temelini atmıştır.

Onun asıl amacı vatanı için, hayatını ortaya koyabilen demir yumruklu iyi yüzebilen, kılıç kullanabilen, zıplayan, koşabilen ve güreşebilen kişiler yetiştirmektir. Jahn’a göre cimnastik ancak açık havada herkesin gözü önünde gelişebilir ve bu yüzden en küçük yerlerin bile bir cimnastik alanı olması gerekir.

Jahn cimnastiğinde alet olarak oldukça fazla gelişme sağlanmış paralel, barfiks, beygir, halka kendisi tarafından alet olarak cimnastiğe sokulmuştur. Ayrıca bol miktarda tırmanma, sallanma, çekme, itme, kaldırma, atlama, güreş gibi uygulamalar Jahn cimnastiğinde geniş ölçüde rastlanan uygulamalardır.

Jahn cimnastiğinin Berlin’den sonra başka yerlerde de yayılmış olması 1817’de Kiel ve Jeva Üniversiteleri tarafından kendisine şeref doktorluğunun unvanının verilmesini sağlamıştır.

19. yy. başında Almanya’dakine paralel olarak bir kuzey ülkesi olan İsveç’te Pehi Henrik Ling (1776-1839) beden eğitiminde bilimsel fizyolojik esaslara dayatılan ve az zamanda bir çok memleketlerde ortam bulan yeni bir sistem ortaya çıkarmıştır.

Cimnastiğe, sağlam, bilimsel esaslar kazandırmak amacı ile kendi kendine anatomi ve fizyoloji incelemelerine başlamış, sonradan sistemini kurmuştur. Bu sistem üzerinde vücutta iyileştirici etkisi olmayan hiçbir hareketin yeri yoktur. Çünkü Ling sisteminde tedavi fonksiyonuna çok yer verilmiştir.

Ling 1813 yılında İsveç Kralı XIII. Şarl’ın desteğini kazanarak cimnastik merkez enstitüsü adıyla bir öğretmen okulu kurmayı başarmış ve bu arada birçok eserler vermiştir. Bunlardan en önemlisi “Cimnastiğin Temel Esasları” adlı kitaptır. Kitap: insan organizmasının kanunlarından, pedagojiden, askerlikten, cimnastiğin vasıflarından (öğretmen ve araçlardan) bahseder, İsveç cimnastiği her hareketin vücut üzerinde incelemiş fizyolojik bir etki yapmasını ister.

İsveç cimnastiği bütün bu değerli muhtevasına rağmen yüzyıla yakın süre Almanya için meçhul kalıp reddedilmiştir. Ancak 1851-1863 yılları arasında açık ve en tasnif edilmiş bilimsel esaslarıyla en uygun sistem olarak ele alınmıştır.

Alman Friedrich Ludwing Jahn günümüzde kullanılan artistik cimnastiği biçimlendirmiş kişi olarak bu spor branşının babası sayılır. İsveçli Pehi Henrik Ling’in cimnastik alanında yaptığı çalışmalar ve geliştirdiği sistemler ise çağdaş cimnastiğin oluşmasında büyük rol oynamıştır. 1896’da modern olimpiyatlar başlarken seçilen 7 spor dalından biri de cimnastikti ama yarışmalara yalnızca erkekler katılırdı.

Bayan cimnastikçiler ilk olarak 1928 Olimpiyat Oyunlarında yarıştılar. Günümüzde her olimpiyattan önce ve sonraki yıllarda yapılan dünya şampiyonaları 1934’de başladı. Her yıl düzenlenen dünya kupaları ise 1975’de başladı. 1960 yılından sonra televizyon yayınları bütün dünyada cimnastiğin yaygın bir spor haline gelmesini sağladı.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
RİTMİK CİMNASTİK

İlk kez 1984 Seul Olimpiyatları’nda resmi yarışmalar arasında giren ritmik cimnastite ip, çember, top, labut ve kurdele kullanılır. Hareketler çoğunlukla piyanoda çalınan bir müzik eşliğinde yapılır. Sporcu tek aletle yarışır. Cimnasti hareketleriyle dansın uyumlu bir bileşimi olan ritmik cimnastite öbür dallarda olduğu gibi zorunlu hareketler yoktur. Ama en az iki (olimpiyatlarda üç) zor hareket yapılması gerekir. Puan kazanmada akrobasi yeteneğinden çok özgünlük, jestler, mimikler ve gezerinin akıcılığı rol oynar.

Başarılı cimnastiçiler dengelerini asla yitirmeyen en zor hareketleri yaparken bile izleyenler çok kolay yapıyormuş duygusunu veren kendisine güvenen sporculardır. 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 14 yaşındayken yedi kez 10 tam puan kazanan Romanyalı Nadia Comaneci böyle bir cimnastiçiydi.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
TÜRKİYE'DE CİMNASTİK

Modern anlamda cimnastiğin ülkemizde uygulama kaynağı, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi’dir ve okulun kuruluşu ile başlar. 1868 yılında okul, tamamen batılı programla faaliyete geçerken,Fransa dan getirilen öğretmen kadrosu içinde bulunan beden eğitimi öğretmeni Monsieur Curel, modern cimnastik Türkiye’ ye getirilen kişi olmuştur.

Ülkemizde modern anlamda cimnastik ve halter çalışması, özellikle ilk iki dönemde, iç içe birlikte sürdürülmüştür. Zira ülkemizde benimsenen ilk cimnastik türü aletli olanıdır. Bu nedenle cimnastik salonunda halter çalışmalarında gereksinimi duyulan araçlar kullanılmış, böylece vücut esnekliğinin yanı sıra adale gelişimi ve kuvvetlenmesi, bu ağırlık çalışmalarıyla sağlanmıştır. Aletli cimnastik ülkemizde uzun yıllar uygulanmıştır. Curel, okulda görev aldığı ilk iki yıl içerisinde okul binasının bir salonunu cimnastikhane biçimine gelmiştir. Fransa ‘dan beraberinde getirdiği araç ve gereçlerin bu salona yerleştirmiştir. Bazı öğrenciler beden eğitiminin yararlarını, olimpiyat yıllarda tam kavrayamadıkları için bu hareketlere katılmammışlar ve cimnastik çalışmalarını da bulunan arkadaşlarını da şaşkınlıkla izlemişlerdir.

Curel’ in ülkemizden ayrılmasından sonra Monseiur Moiroux adında bir başka Fransız beden eğitim öğretmenliğine atanmıştır. Curel ‘in ilk sevgisini aşıladığı cimnastik çalışmalarına yeni öğreticinin ilk günlerinde daha çok sayıda öğrenci katılmaya başlamıştır. Hatta Curel in yetiştirdiği birkaç Türk genci çeşitli hareketlerde Moiroux ‘un dikkatini çekecek kadar başarılı olmuşlardır.

Galatasaray Sultaniyesi ‘n de beden eğitimi öğretmen olarak Monseiur Martinetti görev almıştır.Martinetti de öteki meslektaşları gibi aletli cimnastiğe çok önem vermiştir. Bu Fransız öğretmen,1878 yılında Galatasaray Sultaniyesi ‘neden ayrılarak harbiye mektebine cimnastikci olarak atanmıştır. Daha sonra Harbiye Nezareti tarafından Selim Sırrı Bey, yakından izlediği ve incelediği İsveç beden eğitim ve spor anlayışı Şehbal e yazmıştır. 23 Temmuz 1908 günü II. Meşrutiyetin ilanı ile Türk gençleri de daha rahat spor yapabilme olanağı elde ederken cimnastik dalında da büyük gelişmeler olmuştur., Meşrutiyeti in ilanından sonra Mazhar Bey İstanbul a dönmüştür. Birkaç yıl sonra aletsiz cimnastik olarak bilinen İsveç cimnastiğini benimsemiş olan Selim Sırrı Bey de İstanbul a gelmiştir. Selim Sırrı Bey ülkemize olimpiyat yıllarda yabancı olan ve büyük bir topluluk tarafından yadırganan aletsiz cimnastiğin ateşli bir savunucusu ilk uygulayıcısı olmuştur.bu nedenle, yıllar yılı aletli cimnastiğin yararlarını anlatan ve bunu öğrencilerine anlatan Faik Bey le görüş ayrılığına düşmüş ve bu ayrılık aralarında kırgınlık yaratmıştır.

Selim Sırrı Bey, cimnastik ile halter kaldırmanın birlikte yapılacağını kanıtlarıyla ortaya koymuştur. Bu görüş 1911 yılından sonra çeşitli yayınlarda yazdığı makale ve kitaplarda öne sürmüştür. Bu nedenle de klasik cimnastiğe bağlı olan,başta Faik Bey olmak üzere çok sayıda sporcunun şimşeklerini üzerine çekmiştir. İstanbul da aletli cimnastiğin yanı sıra Selim Sırrı Bey çalışmalarıyla İsveç cimnastiğinin okulu bitiren genç öğretmenler aracılığıyla tüm okullarda yayılmasına neden olmuştur.bu akımda aletli cimnastiğin baltalanmasına yol açmıştır. Ancak belirli bir gurubun korumasıyla aletli cimnastik çalışmaları da sürdürülmüş ve küçük Faik Bey, Mehmet Fetgeri, İlhami Bey ve Şefik Bey in çabalarıyla sonraki kuşaklara da aktarılmıştır. O yıllarda cimnastik çalışmalarının yapıldığı okulların başında Kuleli İdadisi, Mektebi Bahriye ve Galatasaray Mektebi Sultanisi gelmiştir.

Bir sonraki eğitim döneminde okulun beden eğitim öğretmeni olarak bu kez Stangelli görülmüştür. Komple bir sporcu olan yeni öğretmen, gelişinden kısa bir süre sonra 1880 yılında Maarif Nazırı Münif Paşa nın yardımıyla Beyoğlu’nda Hacaboğlu Pasajında açtığı özel cimnastikhane de bu sporun okul dışındaki yayılma çalışmalarında da yardımcı olmuştur.salon kısa sürede büyük ilgi toplamış ve düzenlenen bir gösteri de Maarif Nazırı Münif Paşa da bulunmuştur. Münif Paşa Stangelli nin öğrencilerinin attığı geriye saltoları hayretle izlemiştir

Satngelli nin öğrencisi Faik Üstün idman adında başarılı bir sporcuydu. Morioux ‘un teşvikiyle cimnastiğe başlayan Faik Bey kısa sürede büyük gelişme göstermiştir. Nitekim bir yıl sonra Stangelli ‘nin yerine Galatasaray Sultanisine ilk kez bir Türk beden eğitimi öğretmeni olarak Faik Bey atanmıştır. 1859 yılında doğan Faik Bey Türkiye ‘nin ilk idmancısı olarak kabul edilir. 1879 yılından sonra çok sayıda spor yetiştiren Faik Bey kendisini bu göreve tam 42 yıl atamıştır. Olağanüstü yetenekli kuvvetli ve komple bir spor olan aletli cimnastikte ki bu ilk isim cimnastikte de Faik Bey denilen bir ekol yaratmıştır. Bu arada 1899 yılında cimnastik yahut Riyaziyatı Bedeniye adıyla birde kitap yayınlamıştır. Bu modern Türk sporuna geçişte ilk spor kitabı olması nedeniyle çok büyük önem taşır. Faik Bey okullardaki çalışmaları yanı sıra Beyoğlu nda özel olarak açtığı salonda Türk gençlerinin bu sporda yetişmesine yardımcı olmuştur. Bu yıllarda kendisi gibi cimnastik tutkusu olan Mazhar Bey sivil okullarda çalışma yaparken Faik Bey de askeri okullarda bu sporun gelişmesine çaba göstermiştir. Faik Beyin Galatasaray Sultanisinde öğrencileri; Selim Sırrı, Rıza Tevfik,Doktor Hikmet Ali Rana, Şefki Kamil ve Mehmet Ali Beyler, Erdekli Miltiyadi ve Aleko Mulos Efendilerdi. Bu arada Sultan II. Abdülhamid ‘in devlet yönetimindeki katı tutumu nedeniyle Mazhar Kazancı Bey Almanya ‘ya giderek jimnastik ile çalışmalarına bu ülkede devam etmiştir.

1903 yılında temelinde cimnastik hareketlerinin ağırlık kazandığı Beşiktaş Osmanlı Kulübü bu sporun çok sayıda genç tarafından uygulanmasına ve yayılmasına ortam hazırlamıştır . Mazhar Bey bu okulda yaptığı çalıştırıcılık ile çok sayıda genç yetiştirmiştir. Türk cimnastiğinin ilk uluslar arası teması 1906 yılında Atina ‘da yapılan ara olimpiyatlarıyla olmuş, Selim Sırrı Tarcan’ ın sınıf arkadaşı Yorgo Abritanis iki elle onmetrelik ipe tırmanma yarışında dünya rekoru kırarak altın madalya kazanmıştır. Fenerbahçe kulübünde ise cimnastik çalışmaları 1914 yılında başlamıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra okullarda, cimnastik derslerine yön verme çalışmaları için Selim Sırrı Bey görevlendirilmiştir. Selim Sırrı, bu görevden yararlanarak eğitim için İsviçre ‘ye gençlerin gönderilmesini sağlamıştır. Bu gençlerin İsviçre cimnastiğine göre eğitilmelerine yardımcı olmuştur.

Dr.Hamit Hüsnü Beyin 16 altın liraya satın aldığı barfix ve paralel, bu sporun sarı-lacivertli kulüpteki gelişimine kaynak olmuştur. Bu arada Fenerbahçe kulübünde İlhami Asım tüccar, General Nuri,Albay Kadri ve Tüccar Necati Beyler gibi başarıla cimnastikçiler yetiştirmiştir. Arka arkaya gelen Balkan ve Kurtuluş Savaşları nedeniyle gelişmekte olan öteki sporlarda olduğu gibi, cimnastikte de bir duraklama dönemi yaşanmıştır

Daha sonra aletli cimnastik konusunda da Mehmet Fetgeri,Şevket Kuğul, Esat Kazancı, Fikret Korkmaz, Atıf Gençsoy ve Nihat Yılbar gibi başarılı sporlar yetişmiştir.

Bir önceki kuşağın başarılı cimnastikçilerinden Nihat Yılbar 1960 da Almanya da bulunduğu zaman dünya da gelişen cimnastik tekniğini inceleme imkanı bulmuştur. Almanya Deutsche Turn Schule teknik direktörü Albert Dickhut ve Alman cimnastikçi Doktor Jozef Köhler ile yaptığı temasların neticesinde Türkiye ‘ye dönünce, ilk defa öğretim ve yardım usülleriyle aletli cimnastik kitabını yazmıştır. Daha sonra FİG nin yarışma kurallarını tercüme ederek Türkiye ‘de artistik cimnastik yarışmalarının bu kurallara uygun olarak yapılmasını sağlamıştır. Türkiye cimnastik federasyonunu 1957 yılında kurulmuştur.1960 yılında FİG in üyeliğine kabul edilmiştir. 1957 yılından itibaren bölgeler arası yarışmalar organize edilmiş, 1960 yılından itibaren cimnastikçilerimiz uluslar arası yarışmalara katılmaya başlamıştır. Romanya ‘da yapılan talebe oyunları, 1962 yılda Prag dünya şampiyonası,1967 yılında Tunus Akdeniz Oyunları bu dönemde cimnastikçilerimizin katıldığı yarışmalardır. 1970 yılında Ankara, Çankırı, Manisa ve Adana bölgelerinde ilk okul çocuklarına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. 1972 yılında ilk antrenör kursu açılmıştır. 1973 yılında ilk kez bireysel olarak büyüklerde 1975 yılında ise ilk kez bayan sporcularında iştirakiyle takım olarak gençlerde Balkan şampiyonasına katılım sağlanmıştır. İsveç Cimnastigi’nin beden eğitimi öğretmeni olan S. Sırrı Tarcan tarafından Türkiye’de yayılmasına karşılık, Artistik Cimnastik uzunca bir süre eğitim alanında gelişimini tam olarak sağlayamamıştır.

Ancak 1977 yılında eski Cimnastik federasyonu Başkalarından Nihat Yılbar ile birlikte Kamil Özer ve Sami Mengütay’ın İstanbul Spor Akademisinde görev almalarıyla, bu spor dalının beden eğitimi öğretmeni olacak öğrencilere tam anlamıyla öğretim ve eğitiminin verilmesi mümkün olmuştur. Buna benzer uygulama, daha sonra Manisa Spor Akademisinde Seyhan Hasırcı, Metin Sayın ve Hasan Onmuş, Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümünde Salih ve Sibel Suveren ile devam ederek, mezun olan öğrencilerin Türkiye’nin çeşitli yörelerine atanarak bu sporun gerçek anlamda tanınması ve yaygınlaşması sağlanmıştır. Türkiye’ de jimnastik, özellikle 80’li yıllardan sonra atak yapmış, yine bu dönemde, iki Bulgar antrenörü ülkemize gelmesiyle ritmik cimnastik çalışmaları da başlanmıştır.

1990 yılından itibaren sporcularımız Bakan Şampiyonasında yer, atlama beygiri, paralel ve barfiks aletlerinde birincilikler kazanmaya başlamışlardır. 1990 ve 1992 yılları da Suat Çelen, 1992’de Murat Canbaş dünya okullar şampiyonasında birincilik elde etmişlerdir. 1991 yılında yapılan Balkan Cimnastik Şampiyonasında ve 1993 yılında İsviçre’de düzenlenen Avrupa Gençler Şampiyonası’nda atlama beygirinde Murat Canbaş’ın paralelde Suat Çelen’in altın madalya almalarıyla, cimnastik sporu ile ilgili umutları arttırmış, aynı yıl Akdeniz oyunlarında Murat Canbaş atlama beygirindeki başarısını tekrarlamış ve birinci gelmiş, Romanya da yapılan Balkan Gençler Şampiyonasında Bahadır Altay paralelde bronz madalyaya ulaşmıştır.

1994’ün sevindirici gelişmesi ise 1970 yılından beri katılmadığımız dünya cimnastik şampiyonasına Murat Canbaş, Bahadır Altay ve Hakan Üanl dan kurulu bir ekiple katılımımız olmuştur. Avustralya ‘da düzenlenen bu şampiyonada Murat Canbaş atlama beygirinde dünya 7. liğini elde etmiştir. Bolu ‘da yapılan Balkan Büyükler Artistik ve Ritmik Cimnastik Şampiyonasında sporcularımız bir altın, iki gümüş ve yedi bronz madalya alınmış; ritmik cimnastikte Aslı Saadet Balkanlardaki ilk bronz madalyamızı kazanmış, cimnastikçilerimiz erkeklerde takım halinde 3., bayanlarda2., ritmik cimnastikte 3. olmuştur. Aynı yıl Murat Canbaş bir trafik cezasında hayatını kaybetmiştir. 1995 Uluslar arası Boğaziçi Cimnastik Turnuvasında bir altın (Suat Çelen-yer minderi), 2 gümüş, 2 bronz madalya kazanmışlardır.1996 yılında yapılan Boğaziçi Turnuvasında ise Bahadır Altay bir altın madalya almıştır.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
1.HAZIRLANMA
Bütün ünlü cimnastikçiler hep aynı şekilde başlamıştır. Zamanlarının büyük bir bölümünü hazırlayarak ve temel hareketleri öğrenerek geçirmişlerdir.

Erkekler için altı alet (yer, kulplu beygir, halka, atlama, paralel, barfiks) ve kadınlar için dört alet (atlama beygiri,asimetrik bar, denge,yer) cimnastikçilerin hünerlerini göstermeleri için seçilmiştir ve bunların hepsinde yarışırlar. Onun içinde cimnastiğin temel hareketlerini çok iyi öğrenmek gerekir.

Ancak bundan sonra hareket yada hareket dizinlerini güvenle yapabilirsiniz. Başlangıçta temel hareketleri iyice öğrenmeden ileri derecedeki hareketleri yapmaya kalkışırsanız yarışmalarda hep kötü sonuçlar alırsınız.

Genç bir cimnastikçi olarak ne gibi özelliklere sahip olmalı ve vücudunuzu hazırlarken neleri amaçlamalısınız?

Önde gelen cimnastik antrenörleri,bu sporu seçmek isteyen gençlerde öncelikle, uygun bir vücut yapısı ararlar. Cimnastikçi ince yapılı, düzgün ve dik duruşlu olmalıdır.

Güç ile ağırlık dengesi de önemlidir; örneğin ağır bir vücut ve kısa kollar önemli bir engeldir, çünkü kollara büyük bir güç binecektir. Buna karşılık gene örneğin, uzun parmaklar barın kavranmasında cimnastikçilerde aranan özelliklerdendir.

Uygun yapının yanı sıra hareket hızı, sıçrama yeteneği, özellikle kızlarda ritm ve denge duygusu da çok önemlidir. Ayrıca bütün cimnastikçilerin organlarının uyum içinde çalışmasını sağlayan doğal eşgüdüm yeteneğine sahip olmaları gerekir.

Cimnastikçilerin başarılarında bazı zihinsel niteliklerde büyük rol oynar. Örnek bir cimnastikçi hareketler sırasında çok iyi konsantre olabilmeli ve hızlı düşünebilmelidir. Bazı hareketler ise bayağı tehlikelidir; onları uygularken cesaret önemlidir.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
Hepsinin üstünde de,örnek bir cimnastikçi sakatlıklar gibi , formsuzluklar gibi, tatsız dönemleri, umut kırıklıklarına düşmeden,kendine güvenini yitirmeden atlatmaya başaracak kadar inançlı ve kararlı olmalıdır.

Vücut hazırlanırken şunlar amaçlanmalıdır;
Yumuşaklık, hareketlerin getirdiği esnekliği sağlayabilmek için

Güç, hareketleri yapabilmek, vücudu taşıyabilmek için

Vücut gerginliği, sırtta, karında, bacaklarda,kaba etlerdeki kasları gerebilmek, böylece belli hareketlerdeki zedelenmeleri önlemek için

Dayanıklılık, hareketleri yaparken çabuk yorulmamak için
Bu özellikleri kazanırsanız iyi bir cimnastikçi olma yolundasınız demektir. Böylece ciddi antrenmanlara hazır hale gelirsiniz

1.1.Emniyet
Cimnastikte antrenmanın tam emniyet içinde yapılması çok önemlidir. Emniyet sağlanması için gerekli kurallar şunlardır:
1-antrenörünüzün söylediklerini dikkatle dinleyin ve aynen uygulayın
2-antrenman sırasında şakalaşmayın
3-ellerinizi rahat kullanmanızı engelleyecek,sizin yada antrenörünüzün görüş olanaklarını kısıtlayacak şeyler giymeyin
4-antrenmanlar yada yarışmalar sırasında üstünüzde (yüzük, saat, gerdanlık vb. ) takılar bulunmasın
5-gözlük takmak zorundaysanız gözlüğünüzü sıkıca bağlayın
6-ellerinizi her zaman tebeşir tozuyla ovalayarak kuru tutun. Cimnastik salonlarında magnezyum karbonat tozu kullanılır ve bu toz teri tamamıyla emdiği için ellerin kayması engellenmiş olur.
7-yanınızda yetkili bir öğretmen yada antrenör olmadan antrenman yapmayın

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
1.2.Antrenörünüz
birçok başarılı cimnastikçi başarılarını antrenörüne borçludur. İyi antrenör sporun inceliklerine uzanan bilgiyle sporcularının yükselmelerini sağlarlar. Onun için herhangi bir hareketinizi eleştiren yada hareketler dizisini açıklayan antrenörünüzü dikkatle dinlemeniz gerekir. yoksa antrenörünüzün vaktini boşa harcamış olursunuz, bu arada sizini de vaktiniz boşa harcanmış olur. Antrenörünüz hareketleri nasıl yapmanızı istiyorsa hareketleri öylece yapınız, antrenörünüzün öğütlerini adeta biriktiriniz. En iyisi bir defter tutup bu öğütleri yazmaktır.yaptığınız hareketler dizisindeki bir hareketi değiştirmek istiyorsanız bunu mutlaka antrenörünüze sorarak yapın.

Şunu hiç unutmayın sporcusunu eğitmek için antrenör büyük emek harcamaktadır ve ancak cimnastikçi uyum içinde çalışır antrenörünün çalışma düzenine ayak uydurursa başarıya ulaşabilir.

1.3.Giysileriniz

Cimnastik giysileri hafif olmalı ve vücuda oturmalıdır. Antrenmanlar sırasında da görüşü engelleyecek yada aletlere takılabilecek giysiler kullanılmamalıdır. Bütün giysiler tertemiz ve düzenli olmalıdır.

Cimnastik giysisi (track suits). Bu giysi antrenmanlar sırasında sürtünmelere karşı kollarınızı, bacaklarınızı korur ve sizi sıcak tutar. Kulüplerin değişik cimnastik giysileri vardır.

Cimnastik mayosu(leottards). Bu tek parça giysi adı geçen yüzyıl yaşamış olan bir Fransız cimnastikçiden almıştır. Çok sıkı yada bol olmamalıdır. Kızların cimnastik mayoları mayolarının kenarlarından iç çamaşırlarının görünmemesine özen gösterilmelidir. Çünkü hareketler sırasında bu görüntü çok kötü bir etki yapar. Kulüplerin değişik cimnastik mayoları vardır

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
Ayakkabı. En iyi jimnastik ayakkabısı, hafif, ince deriden yapılan cimnastik patikleridir. Yalnız bunlarda kaymalara neden olacak kadar eskiyip yıpranmamasına dikkat edilmelidir. Hareketleri çorapla yaparken de kayma tehlikesi vardır. Cimnastik ayakkabıları mutlaka denenerek alınmalı, ayağa tam oturmasına önem verilmelidir.

Beyaz pantolon. Erkekler beygir atlama ile yer hareketleri dışında bütün aletlerdeki yarışmalarda beyaz cimnastik pantolonu giyerler. Beygir atlama ile yer hareketlerinde genellikle şort giyilir. Cimnastik pantolonlarının hem vücuda tam oturması, hem de bütün hareketlere olanak verecek rahatlık ve yumuşaklıkta olması gerekir.

Ellik. Elliler kulplu beygir, halka, paralel, barfiks, asimetrik bar gibi aletlerde cimnastikçilerin avuçlarını korumak için kullanılır. Genellikle deriden yapılan bu elliklerin bir ucunda orta parmakla yüzük parmağının geçeceği delikler vardır, öbür ucunda ise saat kayışı gibi bir kayışla bileğe bağlanır. Elliklerin ellere iyi oturması, rahat olması, tutuş sırasında bollaşmaması, dikkat edilmesi gereken özelliklerdir. Ayrıca derinin pütürlü yüzünün alete gelmesi,kaygan yüzünün ise avuç içinde kalması elliklere takılırken kontrol edilmelidir. Pütürlü yüzü kayganlaşmış, eskimiş ellikler kesinlikle kullanılmamalıdır

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
2.VÜCUDUN KORUNMASI

Sağlığına ve görüşüne önem veren cimnastikçilerin, yarışmalarda düzensiz ve bakımsız olanlara üstünlük sağlamaları doğaldır. Aşağıda görünüşünüze olumlu yönde etkili olacak birkaç öneri bulunmaktadır.

Saçlar. Saçlar derli toplu olmalı gözlerin üstüne düşmemelidir. Uzun saçlı kızlar yarışma ve antrenmanlarda saçlarını arkadan bağlamalıdırlar.

Eller. Ellerinize özellikle dikkat etmelisiniz. Çünkü onlar cimnastikte büyük önem taşımaktadırlar. Gün boyunca avuç içleri nemli tutulmalıdır. Bunu el losyonları yada vazelinle sağlayabilirsiniz. Ama cimnastik yapacağınız zaman kesinlikle bu gibi şeyler sürmemelisiniz.

Hareket. Salonda antrenman yapmadığınız günlerde de mutlaka vücudunuzu çalıştıracak hareketler yapmanızı gerekir. Bunun en iyi yolu yavaş tempolu koşudur.

Beslenme. Bir cimnastikçi çok fazla enerji harcar. Bu enerji yağ, protein, karbonhidrat içeren besinlerle karşılanmalıdır. Örnek vermek gerekirse, ekmek ve patates karbonhidrat, peynir ve yağlar yağ, süt ve et ise protein gereksinimini karşılayan yiyeceklerdir. Her gün iyi ayarlanmış bir beslenme yapılmalıdır

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
2.1.Sakatlıkların Önlenmesi
Cimnastik incinmesi ve burkulmaların çok olduğu bir spor dalıdır. Her kulüpte ve spor salonunda sakatlıklara zamanında müdahale edebilmek için bir ilkyardım dolabı bulunmalıdır. Sakatlıklar konusunda unutulmaması gereken bilgiler;

-en küçük bir sakatlık bile hemen antrenöre bildirilmelidir. Çabuk müdahale, çabuk iyileşmeye yardımcı olacaktır.

-acı veren bir sakatlık bütünüyle iyileşmeden tekrar çalışmaya başlanmamalıdır. Yoksa sakatlıklar çok uzun sürebilir.

-kızlar asimetrik barda çalışırken kalçalarının zedelenmemesi için köpük yastıklar kullanmalıdırlar. Dengede takla çalışırken de boyun omurlarının zarar görmemesi için köpük yastık kullanılabilir.

-ellerinizde nasır oluşmasına kesinlikle izin vermeyiniz. Çünkü nasırlar alette çalışırken çok acı verir. En iyisi pomza taşıyla nasırları oluşmadan önlemektir

2.1.Isınma
Cimnastiğin en önemli kurallarından biri de,antrenman ve yarışmaların öncesinden çok iyi ısınma yapmaktır. Isınma süresi en az 20 dk. Olmalı ve vücudun bütünü iyice ısıtılmalıdır. Isınma sırasında vücut ısısının çabuk yükselmesi için sıcak tutan giysiler giyilmesi gerekir.

Isınma sonunda tüm kaslarınız uzatılmış ve yumuşatılmış olmalıdır. Ancak bundan sonra çalışmaya başlayabilirsiniz.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
Aşağıda bazı ısınma hareketleri verilmektedir.
Isınmaya en kolay hareketle başlanmalıdır. Bazı cimnastik kulüplerinde ısınma müzikle yaptırılır, daha zevkli bir sokulur.
-Bütün kasları ısıtma
Olduğu yerde koşmak, hafif hafif sıçramak yada salon çevresinde tempolu yavaş koşu yapmakla bütünü kaslarınızın yumuşaması ve ısınmasını sağlayabilirsiniz. Böylece kalbinizin de temposu yükselmeye başlamış olur. Isınmaya başlamanın en iyi yolu budur.

-Ayaklar ve ayak bilekleri
parmak uçlarınızda durup birkaç kez havaya sıçrayıp yumuşak olarak ayaklarınız üstüne inin. Bu hareket ayaklarınızı ve ayak bileklerinizi güçlendirecek, ayrıca sıçramanızı güçlendirecektir.

-Omuzlar
omuzlarınıza esneklik verebilmek için kollarınızı açıp öne, yukarı, yanlara doğru uzatın, sallayın, çevirin. En az yarım dakika tekrarlayın bu hareketleri.

-Bel
bu hareket bel kaslarınızın uzamasına yardımcı olacaktır. Kollarınızı iyice yukarı uzatıp dört kez sağa,dört kez de sola doğru yaylanın. Bu aşamada öne doğru yaylanmayın.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
-Bacaklar
bu hareket bacak kaslarınızın uzamasına, yumuşamasına yardımcı olacaktır. Başınızı aşağıya doğru vererek belden yavaşça katlanın ve ellerinizle ayak parmaklarınızın ucuna uzanın. Zamanla başınızı yere değdirecek kadar yumuşak ve esnek kaslara kavuşabilirsiniz.

-Sırt ve Karın
bu hareket vücudunuzun bütününü yumuşatacağı gibi, özellikle karın kaslarına, sırtın alt bölümündeki kaslara büyük oranda etkili olacaktır. Karnınızın üstüne yatıp ellerinizin arkada birleştirin. Ayaklarınızın yerde tutmaya çalışırken başınızı ve göğsünüzü yerden yukarı doğru kaldırın. Biran durun, kendinizi yere bırakın ve tekrarlayın.

3.TÜRKİYEDE CİMNASTİK
Modern anlamda cimnastiğin ülkemizde uygulama kaynağı, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi’dir ve okulun kuruluşu ile başlar. 1868 yılında okul, tamamen batılı programla faaliyete geçerken,Fransa dan getirilen öğretmen kadrosu içinde bulunan beden eğitimi öğretmeni Monsieur Curel, modern cimnastik Türkiye’ ye getirilen kişi olmuştur.

Ülkemizde modern anlamda cimnastik ve halter çalışması, özellikle ilk iki dönemde, iç içe birlikte sürdürülmüştür. Zira ülkemizde benimsenen ilk cimnastik türü aletli olanıdır. Bu nedenle cimnastik salonunda halter çalışmalarında gereksinimi duyulan araçlar kullanılmış, böylece vücut esnekliğinin yanı sıra adale gelişimi ve kuvvetlenmesi, bu ağırlık çalışmalarıyla sağlanmıştır. Aletli cimnastik ülkemizde uzun yıllar uygulanmıştır. Curel, okulda görev aldığı ilk iki yıl içerisinde okul binasının bir salonunu cimnastikhane biçimine gelmiştir. Fransa ‘dan beraberinde getirdiği araç ve gereçlerin bu salona yerleştirmiştir. Bazı öğrenciler beden eğitiminin yararlarını, olimpiyat yıllarda tam kavrayamadıkları için bu hareketlere katılmammışlar ve cimnastik çalışmalarını da bulunan arkadaşlarını da şaşkınlıkla izlemişlerdir.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
Curel’ in ülkemizden ayrılmasından sonra Monseiur Moiroux adında bir başka Fransız beden eğitim öğretmenliğine atanmıştır. Curel ‘in ilk sevgisini aşıladığı cimnastik çalışmalarına yeni öğreticinin ilk günlerinde daha çok sayıda öğrenci katılmaya başlamıştır. Hatta Curel in yetiştirdiği birkaç Türk genci çeşitli hareketlerde Moiroux ‘un dikkatini çekecek kadar başarılı olmuşlardır.

Galatasaray Sultaniyesi ‘n de beden eğitimi öğretmen olarak Monseiur Martinetti görev almıştır.Martinetti de öteki meslektaşları gibi aletli cimnastiğe çok önem vermiştir. Bu Fransız öğretmen,1878 yılında Galatasaray Sultaniyesi ‘neden ayrılarak harbiye mektebine cimnastikci olarak atanmıştır. Daha sonra Harbiye Nezareti tarafından Selim Sırrı Bey, yakından izlediği ve incelediği İsveç beden eğitim ve spor anlayışı Şehbal e yazmıştır. 23 Temmuz 1908 günü II. Meşrutiyetin ilanı ile Türk gençleri de daha rahat spor yapabilme olanağı elde ederken cimnastik dalında da büyük gelişmeler olmuştur., Meşrutiyeti in ilanından sonra Mazhar Bey İstanbul a dönmüştür. Birkaç yıl sonra aletsiz cimnastik olarak bilinen İsveç cimnastiğini benimsemiş olan Selim Sırrı Bey de İstanbul a gelmiştir. Selim Sırrı Bey ülkemize olimpiyat yıllarda yabancı olan ve büyük bir topluluk tarafından yadırganan aletsiz cimnastiğin ateşli bir savunucusu ilk uygulayıcısı olmuştur.bu nedenle, yıllar yılı aletli cimnastiğin yararlarını anlatan ve bunu öğrencilerine anlatan Faik Bey le görüş ayrılığına düşmüş ve bu ayrılık aralarında kırgınlık yaratmıştır.

Selim Sırrı Bey, cimnastik ile halter kaldırmanın birlikte yapılacağını kanıtlarıyla ortaya koymuştur. Bu görüş 1911 yılından sonra çeşitli yayınlarda yazdığı makale ve kitaplarda öne sürmüştür. Bu nedenle de klasik cimnastiğe bağlı olan,başta Faik Bey olmak üzere çok sayıda sporcunun şimşeklerini üzerine çekmiştir. İstanbul da aletli cimnastiğin yanı sıra Selim Sırrı Bey çalışmalarıyla İsveç cimnastiğinin okulu bitiren genç öğretmenler aracılığıyla tüm okullarda yayılmasına neden olmuştur.bu akımda aletli cimnastiğin baltalanmasına yol açmıştır. Ancak belirli bir gurubun korumasıyla aletli cimnastik çalışmaları da sürdürülmüş ve küçük Faik Bey, Mehmet Fetgeri, İlhami Bey ve Şefik Bey in çabalarıyla sonraki kuşaklara da aktarılmıştır. O yıllarda cimnastik çalışmalarının yapıldığı okulların başında Kuleli İdadisi, Mektebi Bahriye ve Galatasaray Mektebi Sultanisi gelmiştir.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
Bir sonraki eğitim döneminde okulun beden eğitim öğretmeni olarak bu kez Stangelli görülmüştür. Komple bir sporcu olan yeni öğretmen, gelişinden kısa bir süre sonra 1880 yılında Maarif Nazırı Münif Paşa nın yardımıyla Beyoğlu’nda Hacaboğlu Pasajında açtığı özel cimnastikhane de bu sporun okul dışındaki yayılma çalışmalarında da yardımcı olmuştur.salon kısa sürede büyük ilgi toplamış ve düzenlenen bir gösteri de Maarif Nazırı Münif Paşa da bulunmuştur. Münif Paşa Stangelli nin öğrencilerinin attığı geriye saltoları hayretle izlemiştir

Satngelli nin öğrencisi Faik Üstün idman adında başarılı bir sporcuydu. Morioux ‘un teşvikiyle cimnastiğe başlayan Faik Bey kısa sürede büyük gelişme göstermiştir. Nitekim bir yıl sonra Stangelli ‘nin yerine Galatasaray Sultanisine ilk kez bir Türk beden eğitimi öğretmeni olarak Faik Bey atanmıştır. 1859 yılında doğan Faik Bey Türkiye ‘nin ilk idmancısı olarak kabul edilir. 1879 yılından sonra çok sayıda spor yetiştiren Faik Bey kendisini bu göreve tam 42 yıl atamıştır. Olağanüstü yetenekli kuvvetli ve komple bir spor olan aletli cimnastikte ki bu ilk isim cimnastikte de Faik Bey denilen bir ekol yaratmıştır. Bu arada 1899 yılında cimnastik yahut Riyaziyatı Bedeniye adıyla birde kitap yayınlamıştır. Bu modern Türk sporuna geçişte ilk spor kitabı olması nedeniyle çok büyük önem taşır. Faik Bey okullardaki çalışmaları yanı sıra Beyoğlu nda özel olarak açtığı salonda Türk gençlerinin bu sporda yetişmesine yardımcı olmuştur. Bu yıllarda kendisi gibi cimnastik tutkusu olan Mazhar Bey sivil okullarda çalışma yaparken Faik Bey de askeri okullarda bu sporun gelişmesine çaba göstermiştir. Faik Beyin Galatasaray Sultanisinde öğrencileri; Selim Sırrı, Rıza Tevfik,Doktor Hikmet Ali Rana, Şefki Kamil ve Mehmet Ali Beyler, Erdekli Miltiyadi ve Aleko Mulos Efendilerdi. Bu arada Sultan II. Abdülhamid ‘in devlet yönetimindeki katı tutumu nedeniyle Mazhar Kazancı Bey Almanya ‘ya giderek jimnastik ile çalışmalarına bu ülkede devam etmiştir.

1903 yılında temelinde cimnastik hareketlerinin ağırlık kazandığı Beşiktaş Osmanlı Kulübü bu sporun çok sayıda genç tarafından uygulanmasına ve yayılmasına ortam hazırlamıştır . Mazhar Bey bu okulda yaptığı çalıştırıcılık ile çok sayıda genç yetiştirmiştir. Türk cimnastiğinin ilk uluslar arası teması 1906 yılında Atina ‘da yapılan ara olimpiyatlarıyla olmuş, Selim Sırrı Tarcan’ ın sınıf arkadaşı Yorgo Abritanis iki elle onmetrelik ipe tırmanma yarışında dünya rekoru kırarak altın madalya kazanmıştır. Fenerbahçe kulübünde ise cimnastik çalışmaları 1914 yılında başlamıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra okullarda, cimnastik derslerine yön verme çalışmaları için Selim Sırrı Bey görevlendirilmiştir. Selim Sırrı, bu görevden yararlanarak eğitim için İsviçre ‘ye gençlerin gönderilmesini sağlamıştır. Bu gençlerin İsviçre cimnastiğine göre eğitilmelerine yardımcı olmuştur.

mbiterge
12-08-2008, 07:24 PM
Dr.Hamit Hüsnü Beyin 16 altın liraya satın aldığı barfix ve paralel, bu sporun sarı-lacivertli kulüpteki gelişimine kaynak olmuştur. Bu arada Fenerbahçe kulübünde İlhami Asım tüccar, General Nuri,Albay Kadri ve Tüccar Necati Beyler gibi başarıla cimnastikçiler yetiştirmiştir. Arka arkaya gelen Balkan ve Kurtuluş Savaşları nedeniyle gelişmekte olan öteki sporlarda olduğu gibi, cimnastikte de bir duraklama dönemi yaşanmıştır
Daha sonra aletli cimnastik konusunda da Mehmet Fetgeri,Şevket Kuğul, Esat Kazancı, Fikret Korkmaz, Atıf Gençsoy ve Nihat Yılbar gibi başarılı sporlar yetişmiştir.
Bir önceki kuşağın başarılı cimnastikçilerinden Nihat Yılbar 1960 da Almanya da bulunduğu zaman dünya da gelişen cimnastik tekniğini inceleme imkanı bulmuştur. Almanya Deutsche Turn Schule teknik direktörü Albert Dickhut ve Alman cimnastikçi Doktor Jozef Köhler ile yaptığı temasların neticesinde Türkiye ‘ye dönünce, ilk defa öğretim ve yardım usülleriyle aletli cimnastik kitabını yazmıştır. Daha sonra FİG nin yarışma kurallarını tercüme ederek Türkiye ‘de artistik cimnastik yarışmalarının bu kurallara uygun olarak yapılmasını sağlamıştır. Türkiye cimnastik federasyonunu 1957 yılında kurulmuştur.1960 yılında FİG in üyeliğine kabul edilmiştir. 1957 yılından itibaren bölgeler arası yarışmalar organize edilmiş, 1960 yılından itibaren cimnastikçilerimiz uluslar arası yarışmalara katılmaya başlamıştır. Romanya ‘da yapılan talebe oyunları, 1962 yılda Prag dünya şampiyonası,1967 yılında Tunus Akdeniz Oyunları bu dönemde cimnastikçilerimizin katıldığı yarışmalardır. 1970 yılında Ankara, Çankırı, Manisa ve Adana bölgelerinde ilk okul çocuklarına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. 1972 yılında ilk antrenör kursu açılmıştır. 1973 yılında ilk kez bireysel olarak büyüklerde 1975 yılında ise ilk kez bayan sporcularında iştirakiyle takım olarak gençlerde Balkan şampiyonasına katılım sağlanmıştır. İsveç Cimnastigi’nin beden eğitimi öğretmeni olan S. Sırrı Tarcan tarafından Türkiye’de yayılmasına karşılık, Artistik Cimnastik uzunca bir süre eğitim alanında gelişimini tam olarak sağlayamamıştır.

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
Ancak 1977 yılında eski Cimnastik federasyonu Başkalarından Nihat Yılbar ile birlikte Kamil Özer ve Sami Mengütay’ın İstanbul Spor Akademisinde görev almalarıyla, bu spor dalının beden eğitimi öğretmeni olacak öğrencilere tam anlamıyla öğretim ve eğitiminin verilmesi mümkün olmuştur. Buna benzer uygulama, daha sonra Manisa Spor Akademisinde Seyhan Hasırcı, Metin Sayın ve Hasan Onmuş, Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümünde Salih ve Sibel Suveren ile devam ederek, mezun olan öğrencilerin Türkiye’nin çeşitli yörelerine atanarak bu sporun gerçek anlamda tanınması ve yaygınlaşması sağlanmıştır. Türkiye’ de jimnastik, özellikle 80’li yıllardan sonra atak yapmış, yine bu dönemde, iki Bulgar antrenörü ülkemize gelmesiyle ritmik cimnastik çalışmaları da başlanmıştır.

1990 yılından itibaren sporcularımız Bakan Şampiyonasında yer, atlama beygiri, paralel ve barfiks aletlerinde birincilikler kazanmaya başlamışlardır. 1990 ve 1992 yılları da Suat Çelen, 1992’de Murat Canbaş dünya okullar şampiyonasında birincilik elde etmişlerdir. 1991 yılında yapılan Balkan Cimnastik Şampiyonasında ve 1993 yılında İsviçre’de düzenlenen Avrupa Gençler Şampiyonası’nda atlama beygirinde Murat Canbaş’ın paralelde Suat Çelen’in altın madalya almalarıyla, cimnastik sporu ile ilgili umutları arttırmış, aynı yıl Akdeniz oyunlarında Murat Canbaş atlama beygirindeki başarısını tekrarlamış ve birinci gelmiş, Romanya da yapılan Balkan Gençler Şampiyonasında Bahadır Altay paralelde bronz madalyaya ulaşmıştır.

1994’ün sevindirici gelişmesi ise 1970 yılından beri katılmadığımız dünya cimnastik şampiyonasına Murat Canbaş, Bahadır Altay ve Hakan Üanl dan kurulu bir ekiple katılımımız olmuştur. Avustralya ‘da düzenlenen bu şampiyonada Murat Canbaş atlama beygirinde dünya 7. liğini elde etmiştir. Bolu ‘da yapılan Balkan Büyükler Artistik ve Ritmik Cimnastik Şampiyonasında sporcularımız bir altın, iki gümüş ve yedi bronz madalya alınmış; ritmik cimnastikte Aslı Saadet Balkanlardaki ilk bronz madalyamızı kazanmış, cimnastikçilerimiz erkeklerde takım halinde 3., bayanlarda2., ritmik cimnastikte 3. olmuştur. Aynı yıl Murat Canbaş bir trafik cezasında hayatını kaybetmiştir. 1995 Uluslar arası Boğaziçi Cimnastik Turnuvasında bir altın (Suat Çelen-yer minderi), 2 gümüş, 2 bronz madalya kazanmışlardır.1996 yılında yapılan Boğaziçi Turnuvasında ise Bahadır Altay bir altın madalya almıştır.

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
4.CİMNASTİĞİN BRANŞLARI
Uluslar arası cimnastik federasyonu ve dört kıtanın cimnastik birlikleri cimnastik sporunu resmi olarak temsil etmektedir.
a-artistik cimnastik
b-ritmik cimnastik
c-genel cimnastik

4.1.Erkekler
1-yer hareketleri
-kollar yukarıda
-öne takla
-geriye takla
-çember
-ters cephe duruşu
-kartal duruşu
-sırtta mum duruşu
-baş amudu
-eller yerde L oturuşu
-L oturuşu
-belden öne esneme
-köprü
-sol bacak önde spagat
-sağ bacak önde spagat
-yan spagat
-omuz esnetmesi
-amut

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim.jpg

1- Bacaklar kapalı ayakta duruş: Bacaklar bitişik, kollar yanlarda gövde*ye paralel, baş ve gövde dik olarak yapılan duruştur.
2- Bacaklar açık ayakta duruş: Ayaklar omuz genişliğinde açık, kollar gövdeye paralel, baş ve gövde diktir.
3- Çömelik duruş: Baş ve gövde dik, vücut ağırlığı ayak uçlarında çömelme hareketidir. Kalça ve topuklar bitişik kollar gövdeye paraleldir.
4- Dört ayak duruşu: Çömelik duruşta eller omuz hizasında yere dayalı*dır. Dizler kolların arasında yer alır (Şekil 1).
5- Diz üstü duruş: Bacaklar dizlerden bükülü, ayak bilekleri gergin olarak yere dayalıdır. Üst bacak ve gövde dik, kollar yanlarda vücuda paraleldir (di-züstü duruştayken, bir bacağın öne alınarak dizden dik olarak bükülü yere ba*sış ise "tek dizüstü duruş "tur) (Şekil 2).

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim1.jpg

6- Diz üstü oturuş: Diz üstü duruştayken, topuklar üzerine oturuştur.
7- Bank duruşu: Diz üstü duruştan kollar önde yere dayanır. Üst bacak vekollar yere dik birbirine paraleldir (Şekil 3).
Ters bank duruşu: Bank duruşunun tersidir. Sırt; yere, göğüs; yukarı dönüktür. Kollar ve alt bacaklar birbirine paralel yere dik, ayak ve avuç içleri yere dayalı, baş arkada serbesttir (Şekil 4).

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim2.jpg

8- Cephe duruşu: Bank duruşunda bacaklar arkaya gergin uzatılarak ayak uçları yere dayanır. Kollar yere dik, vücut gergindir (Şekil 5).
Ters cephe duruşu: Cephe duruşunun vücudun önü yukarıya, arkasının yere dönük olma durumudur. Ayak bilekleri gergin, topuklar yerde, eller ayak*ların doğrultusunda yere dayalıdır (Şekil 6).

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim3.jpg

Yan cephe duruşu: Cephe durumunun yan olarak tek kol ve tek ayağın dış yüzüne dayanılarak yapılmasıdır.
9- Uzun oturuş: Gövde dik, kalça yerde, bacaklar ise öne gergin olarak uzatılır. Kollar yanlarda gövdeye paraleldir (Şekil 7).
Açık bacak uzun oturuş: Bacaklar yanlara "V" şeklinde açılır.Engel oturuşu: Uzun oturuşta, bir bacağın bükülüp arkaya alınmasıdır.
10- Bacaklar bükülü oturuş: Uzun oturuşta, her iki bacağın dizlerden bükülerek tabanların yere dayanmasıdır.
11- Çakı duruşu: Uzun veya bacaklar bükülü oturuşta, bacakların gergin olarak 45 derece yukarıya kaldırılmasıdır. Kollar dirseklerden hafif bükülü, eller kalça yanında yere dayalı veya yanlarda omuz hizasında açıktır. (Şekil 8)
12- Bağdaş oturuş: Açık bacak uzun oturuşta, bacakların dizlerden bükü*lerek önde çaprazlanmasıdır. Gövde dik, kollar yanlarda serbesttir.

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim4.jpg

13- Sırtüstü yatış: Bacaklar bitişik ve gergin, gövde sırtüstü yatar durum*dadır. Avuçlar yerde, kollar vücudun iki yanında gergindir.
14- Yüzüsütü yatış: Dayanak yüzeyi vücudun ön kısmıdır. Kollar dirsek*lerden bükülü, eller üstüste konularak çene altına yerleştirilir.
15- Yan yatış: Sağa ve sola olup, dayanak yüzeyi vücudun yanı ve gergin bulunan bacaklardır. Yatış yönünün kolu yan-yukarı uzatılmış ve baş altına des*tek olarak konmuştur. Diğer kol gövdenin yanında gergindir.
16- Mum duruşu: Sırtüstü yatışta, ellerle vücut yanlardan kavranır, bacak*lar gergin olarak yukarı kaldırılırken dirseklere dayanarak ağırlık omuzlara ak*tarılır. Dayanak yüzeyi omuzlar ve üst kol olup, vücut ayak uçlarına kadar ger*gin ve yere diktir (Şekil 24).
17- Hamle duruşu: Küçük adımla yapılan hamle hareketine küçük hamle, büyük adımla yapılan harekete derin hamle denir. Hamle duruşları:
a- Öne hamle duruşu: Öne bir adım alınırken bacak dizden bükülür. Göv*de arkadaki gergin bacağın doğrultusunda olup, ağırlık öndeki bükülü bacak üzerindedir. Kollar yanlarda serbesttir (Şekil 9).
b- Yana hamle: Öne hamlenin sağa veya sola uygulanışıdır. Ayak uçları ve diz adım alınan yönü gösterir, gövde karşıya dönüktür.
c- Geriye hamle: Geriye adım alınır, vücut ağırlığı arka bacak üzerinde olup öne uzatılan bacak gergindir.
d- İleri hamle: Adımların 45 derece ileri sağ ve sol yönlere alınması ile yapılan hamledir. Ayak ucu ve diz adım yönünü gösterir (hamle duruşlarında topuklar yerden kaldırılmaz.) (Şekil 10).

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim5.jpg

18- Planör duruşu: Ağırlık tek bacak üzerinde diğer bacak gergin olup yukarıya kaldırılır, kollar yanlarda açık ve gövde ile yere paraleldir (Şekil 12).
19- Kartal duruşu: Bacaklar açık ayakta duruşta gövde öne bükülerek ye*re paralel durumuna getirilmesidir. Kollar omuz hizasında açık ve gergin yere paraleldir (Şekil 11).

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim6.jpg

20- Küçük köprü: Dizler yerde olmak suretiyle, ellerle arkaya uzanıp dayanmadır (Şekil 13)
21- Büyük köprü: Dayanak noktaları ayaklar ve arkaya uzanan ellerdir (Şekil 14).

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
http://www.bedenegitimi.gen.tr/cimnastik/cim7.jpg

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
DÜZEN ALIŞTIRMALARI
Beden eğitimi derslerinde ve ders dışı çalışmalarda düzeni sağlamak ders ve organizasyonu kolaylaştırmak için düzen alıştırmalarının bilinmesi ve kullanılması şarttır.

KOMUT : Herhangi bir duruşun, dönüşün, yürüyüşün çarkın koşunun sırlanmanın ve hareketin öğrenciler tarafından başarı ile yapılabilmesi için bu egzersizleri öz olarak ifade eden ve yüksek sesle söylenen emirdir.

Komutlar, kısa ve açık olarak verilen kalıplaşmış emirlerdir. Yaptırım ve bildirim olmak üzere genel olarak ikiye ayrılır.

Bildirim Komutu : Uygulanacak hareketin hazırlık aşamasıdır. Komutu uygulayacak olan fert ya da gruba yapılacak hareketin ne veya nasıl olduğunu ve alınacak düzeni bildirir. “Sağa – Dön” komutunda sağa kelimesi bildirim komutudur.
Yaptırım Komutu : Uygulanacak hareketin emir niteliğinde olup, bu komutla hareket tamamlanır. “Sağa – Dön” komutunda Dön kelimesi yaptırım komutudu
Bir komutun veriliş tarzı, hareketin canlılık, kesinlik ve beraberlikle yapılmasını sağlar. Komutlar etkileyici bir sesle ve anlaşılır şekilde verilmelidir. Ses yüksekliği kıtanın büyüklüğüne göre ayarlanmalıdır. Komut veren, cephenin orta (...sında kıta cephe uzunluğunun yarısı kadar ) ilerisinde durmalıdır.komutlar kıtaya dönük bir vaziyette verilmelidir.

Bildirim ve yaptırım komutu arasında bir miktar beklenmelidir. Bazı komutlarda bildirim ve yaptırım komutu birleştirilmiştir. (“ hizaya gel “) bu tür komutlarda komutun ikinci kelimesi uzatılarak verilir. Bazı komutlar ise sadece yaptırım komutundan meydana gelir. ( “ Rahat “ )

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
DÜZEN ALIŞTIRMALARININ KONULARI

Duruşlar
Dönüşler
Sıralanma ve dizilişler
Yürüyüş ve koşular
Açılma ve yayılmalar ‘dır.
DURUŞLAR

Esas Duruş : Esas duruşa geçmek için “ Hazır ol “ komutu verilir. Bu komutun verilmesine gerek olmadan, herhangi bir bildirim komutundan sonra veya “Dikkat” komutundan sonra kendiliğinden esas duruşa geçilir. (Hazır ol duruş)

Hazır Ol Duruş : Sol ayak sağ ayağın yanına sertçe çekilir. Topuklar bitişik ve bir hizada, ayak burunları birbirlerinden bir ayak boyu açık (kız öğrencilerde ayak uçları bitişik ) vaziyette olup vücut ağırlığı her iki ayağın ökçe ve tabanlarına eşit olarak bölünür. Dizler hafifçe gerilir, gövde dik tutulur, göğüs hafifçe kabartılır, karın içeri çekilir, omuzlar aynı yükseklikte tutulur ve yukarı kaldırılmadan biraz geriye alınır.kollar serbest olarak aşağıya sarkıtılır. Eller, parmaklar bitişik ve orta parmak pantolon dikişi üzerine gelecek tarzda avucun tamamı uyluklara yapıştırılır. Dirsekler hafifçe ileriye verilir, baş dik tutulur, çene boyna doğru biraz çekilir, gözler ileri doğru bakar, kaslar hafifçe gergin bir vaziyet alır.diğer bir komut verilene kadar kımıldamadan beklenir.

Rahat Duruş : Sol ayak bir ayak boyu veya omuz genişliği kadar sol hizada sertçe yerini alır. Bacaklar vücudun ağırlığı her iki ayağın ökçe ve tabanlarına eşit olarak bölünecek şekilde gergin tutulur. Eller bel çukuruna gelecek şekilde kollar arkaya getirilir. Sol el altta sağ el bileğinden tutar. Sağ el hafif yumruk vaziyetindedir. Baş ve gözler esas duruştaki gibidir. Konuşulmaz ve kıpırdanmaz. Kız öğrencilerde hazır ol ve rahat duruş daha estetik ve yumuşak olmalıdır. Rahat duruşta vücut ağırlığı tek ayak üzerine verilebilir.

mbiterge
12-08-2008, 07:25 PM
DÖNÜŞLER

Yerinde dönüşler
a. dururken
b. yerinde sayarken

Hareket halinde dönüşler
a. yürürken dönüşler l
b. koşarken dönüşler

Çarklar

mbiterge
12-08-2008, 07:26 PM
YERİNDE DÖNÜŞLER

A. DURURKEN DÖNÜŞLER

Sola Dönüş : Komutla birlikte vücut ağırlığı sol ayak topuğu üzerine verilir. Sol ayak tabanı ve sağ ayak topuğu hafifçe yerden kaldırılır. Sol ayak topuğu üzerinde 90° sola bir harekette dönülür. Arkada kalan sağ ayak en kısa yoldan sertçe esas duruşta olduğu gibi sol ayağın yanına getirilir.

Sağa Dönüş : Komutla birlikte vücut ağırlığı sağ ayak topuğu üzerine verilir. Sağ ayak tabanı ve sol ayak topuğu hafifçe yerden kaldırılır. Sağ ayak topuğu üzerinde 90° sağa bir harekette dönülür. Arkada kalan sol ayak en kısa yoldan sertçe esas duruşta olduğu gibi sağ ayağın yanına getirilir.

Geriye Dönüş : Komutla birlikte vücut ağırlığı sol ayak topuğu üzerine verilir. Sol ayak tabanı ve sağ ayak topuğu hafifçe yerden kaldırılır. Sol ayak topuğu üzerinde 180° sola bir harekette dönülür. Arkada kalan sağ ayak en kısa yoldan sertçe esas duruşta olduğu gibi sol ayağın yanına getirilir. Geriye dönüşler daima soldan yapılır.

B.YERİNDE SAYARKEN DÖNÜŞLER

Yerinde sayarken yapılan dönüşler için belirtilen komutlar verilir. Dönüşlerde aynı şekilde yapılmış olur. Başka bir komut verilene kadar yerinde saymaya devam edilir. Sağa – sola dönüşler iki sayıda geriye dönüşler 4 sayıda yapılır.

mbiterge
12-08-2008, 07:26 PM
HAREKET HALİNDE DÖNÜŞLER

A. YÜRÜRKEN DÖNÜŞLER

SOLA DÖNÜŞ : sol ayak yere basarken bildirim komutu verilir. Sağ ayakla adım alınır. Sol ayakla adım alırken dön yaptırım komutu verilir, sağ ayakla adım alınır. Sol ayak 90 derece sola çevrilip sağ ayağın yanında yere basar. Sağ ayak sol ayağın yanına getirilir. Verilecek komuta göre sol ayakla harekete geçirilir.

SAĞA DÖNÜŞ : sol ayak yere basarken bildirim komutu verilir. Sağ ayakla adım alınır. Sol ayakla adım alınırken yaptırım komutu verilir, sağ ayakla adım alınır.

GERİYE DÖNÜŞ : geriye dönüş sol taraftan yapılır. Sol ayaklar yere basarken bildirim komutu verilir. Sağ ayak yere basar. Sol ayakta yaptırım komutu verilir. Sağ ayak tekrar yere basar. Sol ayak sağ ayağın yanına getirilip 90 derece sola çevrilerek basılır.

ÇARKLAR

Grubun yürüyüş koşu ve yönlerini değiştirmek amacı ile çarklar yaptırılır. Kullanılan alanın durumuna göre sola – sağa – geriye çarklar yaptırılır. Çark noktasındaki, yerinde sayarak çark ederken, kanattakiler çark noktasının yakınlığına göre adımlarını küçükten başlamak üzere ayarlarlar. Çark yapılırken kollar sallanmaz.

Geriye çark komutu verildiğinde ön sıradaki öğrenciler kendi sol iç taraflarından geriye dönerek yürüyüşe geçerler. Arkadaki sıralar ön sıranın çark ettiği noktaya kadar düz yürür, ön sıranın yaptığı çark hareketini aynen uygularlar.

mbiterge
12-08-2008, 07:26 PM
SIRALANMA VE DİZİLİŞLER

A.SIRALANMALAR VE ÇÖZÜLMELER

1.GENİŞ KOLDA SIRALANMA (SAFTA SIRALANMA) :Öğrencilerin yan yana bir doğru üzerinde sıralanmalarına denir. Bu sıralanma 2’li 3’lü ..... olarak çoğaltılabilir.

Geniş kolda ikişerli sıra olma : Sağ baştaki öğrenci yerinde kalır, solundaki ikinci öğrenci sağ ayağı ile birinci öğrencinin önüne bir adım alır, sol ayağını diğerinin yanına getirir. 3 sıradaki öğrenci yerinde kalır 4. öğrenci 2. öğrencinin hareketini aynen uygular. Sıralanma bu şekilde devam eder.

2.DERİN KOLDA SIRALANMA (YÜRÜYÜŞ KOLU) : Öğrencilerin sıralarda bir çizgi üzerinde arka arkaya sıralanmalarına denir. . Bu sıralanma 2’li 3’lü ..... olarak çoğaltılabilir. Aralıkların eşitliği için kol boyu ölçüdür. Sıralanma kaç öğrenci ile oluşturulmuş ise o sayı ile anılır. Tekrar birerli kolda sıralanma istenirse öne geçen öğrenciler sol ayakları ile adım alarak eski yerlerine geçerler.

Derin kolda ikişerli sıra olma : öndeki öğrenci yerinde kalır. Arkadaki ikinci öğrenci sol ayağı ile birinci öğrencinin sol yanına bir adım alır, sağ ayağını sol ayağının yanına getirir. 3 sıradaki öğrenci yerinde kalır 4. öğrenci 2. öğrencinin hareketini aynen uygular. Sıralanma bu şekilde devam eder. Tekrar birerli kolda sıralanmaları istenirse öğrenciler sağ ayakları ile eski yerlerine bir adım atarak geçerler.

HİZA ALMA: Yan yana sıralanan öğrencilerin bir çizgi üzerinde dizilmeleridir. Rahat duruşta iken alınır.

GENİŞ KOLDA HİZA ALMA : Sağ baştan alınır. Sağ baştaki öğrenci karşıya bakarken diğer öğrenciler önce ayak ucundan sonra sağ omuz üzerinden kendi sağındaki arkadaşının omuz hizasından kendi hizasını kontrol eder, hazır duruşa geçer.

DERİN KOLDA HİZA ALMA : artarda duran öğrenciler öndeki öğrencilerin ayak hizasında ve ensesinden kendi hizasını kontrol eder. Hiçbir öğrenci önündeki arkadaşının ensesi dışında daha önceki bir başka arkadaşını görmemelidir.

ARALIK ALMA : Yan yana ve artarda duran öğrencilerin arasındaki boşluğa aralık denir. Bu aralıklar dirsek boyunda, bir kol boyunda, çift kol boyunda veya daha fazla olabilir.

MESAFE ALMA : artarda duran öğrenciler arasındaki mesafeye denir. Bu aralılar adım üzerinden değerlendirilir.

SAYI SAYMA : Sayı sayma komutu rahat duruşta verilir.

GENİŞ KOLDA SAYI SAYMA : Sağdan say komutu verilir. Sağ baştaki öğrenci hazırol duruşuna geçerek başını sola çevirir ve “bir” diye sayar. Sonra tekrar rahat duruşa geçer. İkinci öğrenci hazırol durumuna başını sola çevirerek “iki” diye sayar; böylece her sırası gelen bir sayı ilave ederek sayar. En son öğrenci öğretmene doğru dönerek hazırol vaziyetinde “ X ” son der. Sayı sayma kısa kesin ve yüksek sesle yapılır.

DERİN KOLDA SAYI SAYMA : Baştan geriye say, komutu verilir. Öndeki öğrenci hazırol duruşuna geçerek ve sol omzundan geriye bakarak “bir” diye sayar, rahata geçer. Arkaya doğru bir sayı ilavesiyle sayarak sona kadar devam eder. En son öğrenci sayısını sayar ve son diyerek öğretmene bitişi bildirir. Sayı saymalar verilen komut doğrultusunda, tek çift 1-3,1-6.... gibi istenebilir. “ sağdan 1-6 komutunda öğrenciler 1 den 6 ya kadar sayar,7. öğrenciden sonra tekrar 1’den başlayarak 6’ya kadar sayılır. Artarda sıra yönünde devam eder.

DİZLİŞLER

Dizilmeler gösteri jimnastiğinde önem taşır. Modern jimnastik çalışmalarında bir çok şekillerde dizilmeler uygulanmaktadır. En çok kullanılan daire şeklidir. Bunun dışında birçok geometrik dizilişler meydana getirilebilir.

YÜRÜYÜŞ ve KOŞULAR

KOMUTLA YÜRÜME ve DURMA

1.Hazırol duran bir kişi veya grubu yürütmek için “uygun adım ileri marş “ komutu verilir.
2.Yürüyen bir kişi ya da grubu durdurmak için “kıt-a dur” komutu verilir. Kıt-a bildirim kısmı öğrenciler sol ayağını yere basarken verilir. Sağ ayağını basarken “dur” komutu verilir. Sol ayağını basar, sağ ayağını sol ayağının yanına getirir ve hazırol vaziyetinde durur. Durma işlemi komuttan sonra iki sayı ile tamamlanır.

YÜRÜYÜŞLER : Vücut ağırlığının sol ayaktan sağ ayağa, sağ ayaktan sol ayağa aktarılması ile kişinin sürekli yer değiştirmesidir.

YERİNDE SAYMA :”Yerinde say marş” komutu ile öğrenci sol ayağı ile başlamak üzere yürüyüş temposu ile yerinde sayar. Bu durumda kollar sallanmaz, dizler çok çekilmez. İleri komutu ile yürüyüşe geçilir.

SERBEST YÜRÜME: (Adi adım) Yürüyüş grubundan adım beraberliği istenmez. Sıranın bozulmamasına dikkat edilir.

UYGUN ADIM YÜRÜME

KIZ ÖĞRENCİLER: “Uygun adım marş” komutu ile sol ayakla yürüyüşe başlanır. Ayak bilekleri gergin olmak üzere önce ayakucu sonra topuk yere basar. Gövde dik bakışlar karşıyadır. Kollar dirsekten bükülmeden avuç içleri birbirine dönük parmaklar yumuşak tutulur, göğüs hizasına kadar kaldırılır ve öne arkaya sallanır. Sol ayak yere basarken sağ kol önde sağ ayak yere basarken sol kol önde olacak şekilde sallanır.

ERKEK ÖĞRENCİLER: “Uygun adım marş” komutu ile sol bacağı dizden çekip sol ayak tabanı yere basarak yürüyüşe başlanır. Gövde dik bakışlar karşıyadır. Kollar dirsekten bükülmeden, eller üstü karşıya dönük hafif yumruk yapılarak omuz hizasına ve geriye doğru sallanır. Sol ayak yere basarken sağ kol önde sağ ayak yere basarken sol kol önde olacak şekilde sallanır.

AYAK DEĞİŞTİRME : Uygun adım yürüyüş sırasında hatalı ayakla yürüyen öğrenciler, sol ayakla bir adım atar, sonra sağ ayak ucu, sol ayak topuğunun arkasında yere basar (bir sekme) tekrar sol ayak ileri atılarak yürüyüşe geçilir.

KOŞULAR : Yürüyüşün küçük yapılmış şeklidir. Koşu adımı sırasında iki ayak da yerden kesilmiş durumdadır. Kollar dirseklerden bükülü koşu ritmine göre ileri geri sallanır.
Beden eğitimi derslerinde koşular ikiye ayrılır.
1.Tempolu koşu: Koşar adım marş komutu ile sol ayakla verilen tempoya uyarak yapılan koşudur. Gövde hafif öne eğik, kollar dirsekten bükülüdür. Ayak topukları yere basmaz. (bu koşular jimnastik koşularıdır, atletizmdeki koşulara karıştırılmamalıdır.)
2.Temposuz koşu : Tempo vermeden serbest olarak yapılan koşudur.

mbiterge
12-08-2008, 07:26 PM
AÇILMA VE YAYILMALAR

Çeşitli düzeylerdeki gruplarla farklı uygulanır. Belirlenmiş alan içerisinde öğrencilerin istenilen aralıklarla yerleşmeleridir. Kolaydan zora doğru başlayarak;

1.Önceden işaretlenmiş yerlere öğrencilerin dizilmeleridir.
2.tek veya çift sıra geniş kolda sıralanmış olan gruplar tek veya çift sayanların istenilen sayıda adım ile öne-geriye açılmalardır.
3.Açılma ve yayılmalar ileri düzeydeki gruplarda tek komutla uygulanabilir. Öğrenciler yönlerini duruma göre kendileri belirler. Komut “ öne-arkaya-sağa-sola açıl “ şeklinde tek ifade ile verilir.
4.Açılma ve yayılmalar derin kol sıralanmada uygulanırken adımlar yana doğru alınır. Her adımda iki sayılır.

5.Açılma ve yayılmaların en zor şekli hareket halinde uygulanışıdır. Yürüyüş ve koşu halindeki gruplar sayı sayma işlemi ile alana yerleşmeyi birlikte yaparlar.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0