4umTurk Portal.Sizin iēin en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettišiniz iēin težekkürler.Burasż sitemizin aržividir.Ana siteye giriž iēin lütfen yukarżdaki bannerż tżklayżnżz.


Bir Medeniyetin Żbretli Sonu:Babillier

mbiterge
21-07-2008, 01:33 PM
Tarihī bir sehir olarak Tevrat, Incil ve Kur'an'da da gecen Bābil sehrinin, ismi kadar hakkinda anlatilanlar da yuzyillardir insanlari mesgul ediyor. Gunahkarligin, refahin en ust seviyede oldugu sehir olarak adlandirilan, Bābil'in asma bahceleri veya Bābil kulesi, tarihe gecen kavramlar olarak biliniyor.

Bir zamanlar en ihtisamli donemini yasayan sehir, su ikazla gelisme cizgisini kaybediyordu: "Bābilde bundan sonra col hayvanlari ve yabanī kopekler iskan edecek, sokaklarinda ve sehirde artik hic kimse oturamayacak."

Gercekten de bu durum, aynen gerceklesiyor ve tarihin karanliklarina gomulen sehir. Ilk defa arkeolog Robert Koldevey tarafindan bulununca kazilmaya baslaniyor. Sehir, kazildigi doneme kadar toprak altinda kaybolmus haldeydi. Bābil'in yakininda, bu sehrin kalintilariyla insā edilmis birkac yerlesim yeri bulunurken, Bābil sehri ciplak gozle gorulemedigi gibi, yerin yirmi metre altindaydi. Arkeologlarca da merak edilen, bir zamanlar bir milyon kisinin yasadigi rivayet edilen boyle bir merkezin nasil yok olduguydu. Sehrin gelisiminde esas rol oynayan āmil, o donemde "Puratta" denilen bugunku Firat ve Firat'a paralel akan Dicle nehirleri bu bolgede insanligin ilk medeniyetleri kurmasina sebep olmustu. Cok bereketli ve verimli olan bu topraklar "Mezopotamya" yani iki nehir arasinda manasina geliyordu. Ancak Firat nehri o donemde, bugunku gibi, Ren ve Tuna nehirleriyle kiyaslanacak durumda degildi. Firat, bazi bolgelerde, bugunku nehirlerden farkli olarak, cesitli kollara ayriliyor, daha sonra tekrar ayni kollar, nehrin akis yonu boyunca birlesiyordu. Iste Firat'in bu kollarinin bulundugu noktalarda ilk kavimler yerlesmeye basladi. Bunlarin arasinda Sumerler ve daha sonraki Sami topluluklari en taninmislaridir. Bābil sehrinin adi ilk defa, Bābila olarak bir Sumer yazili belgesinde ortaya cikarken, sehrin pek de buyuk olmadigi biliniyor. Mesela M.O 6000'1i yillara dayanan Ninova sehri, veya bugun dunyanin en eski sehri olarak bilinen Yeriho, M.O on binli yillara tarihleniyor. Bābil bu sehirlerle kiyaslanirsa orta buyuklukteki bir yerlesim merkezi olarak tarif edilebilir. Ancak Bābil'in neden bu kadar meshur oldugu sorusu sahip oldugu bazi ozelliklerle aciklanabilir. Bābil ilk defa Amurri krali Sumusbum tarafindan alinarak, tarihī uykusundan uyandiriliyor ve baskent haline getiriliyordu. Amurriler, tarihte daha sonra Germenler'in Roma Imparatorlugu'nda yaptiklari gibi, yagmaci gocebe bir kavimdi. Sonraki yillarda Bābil Amurrilerin idaresinde daha buyuk onem kazanmaya basladi. Tā ki M.O 1894-1830 sirasinda Hammurabi adinda biri, tahta cikip birbirine rakip kabīleleri, birlestirinceye kadar. 38 yillik saltanati suresince Bābil, Hammurabi'nin guney Mezopotamya'ya hākim olmasiyla tapinaklar, resmī binalar, tahkim edilmis sokaklar, suslu tackapilar ve kalin sehir surlariyla cevriliyordu.

Sehir, askerī gucu yaninda cografī olarak, Firat ve Dicle'nin birlestigi su yollariyla onemli bir ticaret noktasinda bulunuyordu. Ortadogu'nun en onemli ticaret yollari da Bābil'in yakininda kesisiyordu. Ancak tarihin bir cilvesi olarak, Hammurabi kendi adiyla anilan kanunnameleriyle taninirken, Mezopotamya'da bircok yerde kazi yapan arkeologlar, mahkeme kayitlarini da ihtiva eden civi yazisi tabletleri bulduklari halde, Hammurabi kanunlarindan hic bahsetmemekteler. Bābil sehrinden ve Hammurabi doneminden, Firat nehrinin yataklarini devamli degistirmesi sebebiyle, pek bir kalinti kalmadi. O tarihteki cagdas kralliklarda oldugu gibi, Hammurabi'nin hanedanligi ortalama ucyuzyil surdu. Daha sonra sirasiyla Hititler, Kasitler, Elamiler ve Bābil'de yasayanlarla akraba olan Asurlular bolgeye hakem oldular. Butun bu istilalar suresince, Bābil kusatilip, tahrip ediliyor, tekrar īmar edildikten sonra bir baska istilaci kavim tarafindan yerle bir ediliyordu.

Bābil sehrinde, Istar, Ereskigal, Marduk (Baal) Nabu, Hadad ve Tammuz gibi putlara da tapiliyordu. Sehir M.O 16. yuzyildan itibaren bin yillik bir sure icinde cokus donemine girmisti. M.O 6. yuzyila dogru, tarihin unlu asma bahcelerinin ve Bābil kulesinin ortaya ciktigi saniliyor. Antik donemde 612 tarihinde, adi Nabukadnezar olan bir Kaldeli kral, Ninova adli sehri bir daha yeniden kurulmayacak sekilde tahrip ediyordu. Ninova ile birlikte butun Asur devleti tarihten siliniyordu. Kendisinden sonra tahta gecen ve 43 yil devletin basinda kalan 2. Nabukadnezar, M.O 587 yilinda, Kudus'u yiktirdigi gibi, Yahudileri surgune gonderdi.

Ancak Nabukadnezar bu icraati yaninda, Bābil'i yeniden īmar ettirmesiyle de meshur. Unlu tarihci Herodot, bu tarihten yuzyil kadar sonra Bābil icin, "yeryuzundeki en guzel sehir" ifadesini kullaniyordu. Dunyanin o donemde en onemli merkezlerini gezen birisi olan Herodot'un bu ifadesi sehrin onemini daha da arttiriyor. Nabukadnezar'in Bābil sehri, arkeologlarin bilgilerine gore, 8,5 km karelik bir alani kaplarken, kesin olmasa da yine tarihcilere gore, sehirde yarim milyon insanin yasadigi aktariliyor. Her yukselisin bir zevali olur kaidesine bagli olarak, diger unlu sehir merkezleri gibi, "dunya fāhiselerinin ve igrencliklerinin anasi" olarak isimlendirilen Bābil'in ve Allah'in insanlara bildirdigi yolun disina cikanlarin fecī sonu bu sehirde de ibret sahnesi halinde yasandi. Roma Pompei, Lut golu civari, Sodom, Gomore ve Bābil en ileri derecede iskān edilirken, putperestligin her cesidi de tevhīdin yerini almaya calisiyordu. Bu duruma en iyi ornek bir zamanlarin Mekke'sindeki 360 put gibi, Bābil'de de cesitli hayali ilah adina 53 ayri tapinak bulunuyordu. Bu tapinaklarin disinda Marduk adina kurulmus 55 kurban yeri mevcutken, diger cesitli putlar adina 1300 sunak vardi. Kur'ān-i Kerim'de aciklanan "Biz hicbir kavme bir uyarici (Peygamber) gondermedikce onlara azap etmeyiz" āyeti burada da tahakkuk ediyordu. Bābil'in en gelistigi donemde dort ayri kalin duvarla dusmanlara karsi korundugu sehir surlari icinde de 24 ayri sokagin varligi biliniyor. Firat'in iki kiyisinda kurulan Bābil, antik donemin ilk tas koprusune sahip sehir olma vasfini da kazaniyordu.

Kendilerine gonderilen peygamberleri alaya alan, onceki vahsi ve insanlik disi hayatlarini surdurmekte israrli olan diger kavimler gibi Bābil halki da Tevrat, Incil ve en son ilahī kaynak Kur'ān-i Kerim'de anlatilan putperest kavimler gibi, yerle bir olup tarihin karanliklarinda yok oluyorlardi.

Arkeologlar acisindan enteresan olan nokta, antik donemin bu sehrinin butun ayrintilarinin fazlasiyla bilinmesiydi. Kazilardan cikarilan civi yazili kil tabletler, sehir hakkinda o kadar detayli bilgiler veriyordu ki arkeologlar, bu sehrin planini dahi cikarabildiler. Sehre kuzey istikametinden gelen ziyaretcilere Bābil, butun mimarisiyle tesir ediyordu. Ziyaretcilerin bir kismini olusturan tuccar ve tapinak mudavimlerinin gozune ilk carpan bina, surlarin icinden yukselen Istar kapisiydi. Saddam'in ayni buyuklukte bir benzerini yaptirdigi Istar kapisi sehrin sekiz ana giris kapisindan birini teskil ediyordu. Sehrin sozde koruyucu ilahlari adina 575 adet boga ve ejderha tasvirleri, kapiyi boydan boya susluyordu. Alman arkeolog Robert Koldevey harabe halindeki Bābil'in kalintilari icinde bozulmamis haldeki Istar kapisini ilk bulan kisiydi. Irak hukumeti bu kapinin kendilerine ait oldugunu aciklasa da, dunyanin diger tarihi merkezlerinden kacirilan antik eserler gibi, Istar kapisi da tas tas sokulerek, Berlin muzesine kacirildi. Bu kapi bugun gecmisin putperestlik karanligini hatirlatan sessiz sahitlerden biri olarak, Berlin muzesinde ziyaretcileri hayrete dusuruyor. Sehrin ikinci dikkat ceken binasi ise tarihte cok bilinen meshur Bābil kulesiydi. Kule 91 m. yukseklikte oldugu gibi, Herodot'un anlattigina gore, sekiz katliydi. Aslinda bugunku arkeolojik bilgilere gore, kulenin yedi katli oldugu tesbit edilmistir. 1875'de bulunan bir civi yazisi tabletine gore. "Ziggurat" adi verilen bu kulenin butun olculeri biliniyor. Kulenin temel kismi 90x90 m boyutlarindaydi. Sehrin īmarinda kullanilan agac malzemenin Lubnan'dan getirilen sedir olmasi ayri bir ozellik. Binalarda kullanilan guneste pisirilmis tuglalarin, daha sonra cevredeki yerlesim merkezlerinde kullanildigi tesbit edilmis. Bābil terkedildikten sonra milyonlarca kerpic civarda oturanlar tarafindan yeni kurulan evler ve binalar icin tasinmis. Bugun Bagdat sehrinde bile bu kerpiclerden bazilari tesbit edilmistir. Bir ara Persler'in hakimiyetine gecen Bābil, daha sonra Buyuk Iskender'in Persleri nihai yenilgiye ugratmasiyla ikinci defa el degistiriyordu. Bābil halki Iskender'i II. Nabukadnezar ilan ederken, sehrin yeni hakimi, o gune kadar dunyanin neredeyse yarisini ele gecirmis oldugu halde, Bābil'de yakalandigi sitma hastaligindan oluyordu. Bu olaydan sonra sehrin gunleri sayiliydi. Halkin cogu diger sehirlere nakledilirken, Marduk kultu (Put) onemini kaybediyordu. Yunan cografyaci Strabon'a gore, Bābil birinci asrin sonunda artik hic kimsenin yasamadigi terkedilmis bir sehirdi. Icinde yasayanlarin binbir turlu gunahi irtikap ettikleri Bābil boylece tarihin karanliklarina gomulurken, Kur'ān-i Kerim'deki su āyetler tarihin bu karanlik cephesine yeni bir isik getiriyor: "Yeryuzunu gezin ve Allah'i inkar eden kāfirlerin ākibetinin ne oldugunu gorun, o sehirlerden geriye kalanlari, sizin gectiginiz yollar uzerindedir." Aslinda keske, her harabeye, yikilan her sehre bu gozle bakabilsek, gecmiste yasananlardan ibret alabilsek, bugun ayni hatalar belki de hic yasanmazdi. Oysa asrimizda oylesine bir hayat surdurenler var ki Bābil veya Roma halki onlari gorse utanirlardi.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0