4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Dünyanın Yedi Harikası

leylak
12-05-2008, 12:41 PM
Dünyanın Yedi Harikası
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Dünyanın yedi harikası (ya da Antik dönemin yedi harikası), ilk olarak M.Ö. 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılan bir fikirdir ve M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros tarafından ilk olarak "Dünya'nın yedi harikası üzerine" (Περὶ τῶν Ἑπτὰ Θεαμάτων) adlı eserle oluşturulmuştur. Günümüzde geçerli kabul ettiğimiz 7 harika listesi, M.Ö. 2. yüzyılda son şeklini almıştır.

Dünyanın yedi harikası

Keops Piramidi
Babil'in Asma Bahçeleri
Zeus Heykeli
Artemis Tapınağı
Mausoleum
Rodos Heykeli
İskenderiye Feneri

En eskiden en yeniye kronolojik olarak harikalar:

Keops Piramidi
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/56/Pyramide_Kheops.JPG/180px-Pyramide_Kheops.JPG
Keops (Khufu) Piramidi


Sanıldığının aksine Giza Piramitleri'nin üçü de dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m. yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır.

Babil'in Asma Bahçeleri
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/a/ae/Hanging_Gardens_of_Babylon.jpg/180px-Hanging_Gardens_of_Babylon.jpg
Babil'in asma bahçeleri


Çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik hayvanların bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Coğrafyacı Strabo'nun 1. yüzyıldaki tanımına göre:
"Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehri'nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu."
Milattan önce 7. yüzyılda Babilonya kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Söylentiye göre Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis Medes kralının kızıdır. Söylentiye göre Mezopotamyanın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe yaptırmıştır. Bu yüzden bazen Semiramis'in asma bahçeleri olarak da anılır.)
Babil'in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur. Fakat, bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil'deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil'in Asma Bahçelerine ait olduğu düşünülmektedir. Babil'in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır.

Zeus Heykeli
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/c6/Statue_of_Zeus.jpg/180px-Statue_of_Zeus.jpg
Olimpia'daki Zeus Heykeli


Zeus Heykeli M.Ö. 450 yıllarında, adına olimpiyat oyunları düzenlenen Tanrıların kralı Zeus için, Olimpiyatlar'a ismini veren Olimpia'da yapılmıştır. Zeus Heykeli, bir tahta iskelet üzerine altın, fildişi ve metal parçalar yerleştirilerek Partenon'un içinde yapılmıştır. Heykelin oturduğu taban 6,5 m. genişliğinde ve 1 m. yüksekliğinde, heykelin kendisi ise 13 m. yüksekliğindeydi. Olimpiyat oyunları 391 yılında Theodosius I tarafından putperestlik olarak değerlendirilip sona erdirilince, Zeus Tapınağı da kapatıldı. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından Constantinople’ye taşınmıştı ve 462 yılındaki büyük yangında yok olana dek orada kaldı. Bugün temelleri, birkaç yıkılmış kolon ve enkaz tüm kalıntılarıdır.

Artemis Tapınağı
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/8b/Temple_of_artemis.jpg/180px-Temple_of_artemis.jpg
Efes'de Artemis Tapınağı


Artemis Tapınağı'nın temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen yapılmıştır. Tamamiyle mermerden oluşuyordu. Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmıştı ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı M.Ö. 21 Temmuz356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunanlı tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Artemis Tapınağı’nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat, bu reddedilmiştir.

Mausoleum
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/66/Mausoleum_of_Halicarnassus.jpg/180px-Mausoleum_of_Halicarnassus.jpg
Bodrum'daki Mausoleum


Mausoleum, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi Artemisia tarafından yaptırılmış bir mezardır. Bodrum (Halicarnassus) civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350'de kralın ölümünden üç yıl sonra tamamlanmıştır. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunmaktaydı. Altınla süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört savaş atıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu. Mausoleum’un toplam yüksekliği 45 m. idi. Mausoleum’un dört tarafındaki dört heykelin her birini ayrı bir heykeltıraş yapmıştır. Bu heykeller, tanrıların değil de insanların ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel yer tutarlar. 16 yüzyıl boyunca Mausoleum iyi bir durumda korundu. 15. yy.da Haçlı Seferleri sırasında St. John şövalyeleri bölgeye geldiler ve bugün Bodrum Kalesi olarak bilinen kaleyi yaptılar. Kalenin yapımında Mausoleum’un nerdeyse bütün taşları kullanılmıştır. Kale duvarları arasında mezara ait mermer taşlar görülmektedir.

Rodos Heykeli
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f7/Rhodes0211.jpg/180px-Rhodes0211.jpg
Rodos Heykeli


32 metre yüksekliğinde, demir ve taşla desteklenmiş bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı Helios'a ithafen yapılmıştır. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanısıra Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olması idi. Rodos Heykeli’nin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö. 282 yılında bitirilmiştir. Liman girişinde bulunan heykel M.Ö. 226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes’den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 900 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos’u istila ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi’ye sattılar. Söylentiye göre bütün parçaları Suriye’ye 900 devenin sırtında taşınmıştır.

İskenderiye Feneri
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f4/Pharos_of_Alexandria.jpg/180px-Pharos_of_Alexandria.jpg
İskenderiye Feneri


Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır. Proje Büyük İskender'in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö 290 yılları sonunda başlamış, ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m. yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilmiştir. Fener’in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km. mesafeden görülebiliyordu. Yapı bir dizi depreme kadar bozulmadan kaldı. Fakat depremler ve doğal şartlar sonunda çöktü. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde çöktü. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı.

leylak
12-05-2008, 12:42 PM
Harikalar Dünyası

İlkçağ yapıları içinde insanı en çok yedi yapı hayrete düşürmüştü. Sidonlu Antipatros onları "harika" olarak nitelendiriyordu. Dünyanın Yedi Harikası günümüze dek ulaşmasa da ünlerinden hiçbir şey yitirmedi.

İnsanoğlu mağaralarda barındığı günlerden bu yana, karnını doyurmak, ısınmak gibi temel gereksinimlerini karşılamasının ardından ilk iş olarak, içindeki yaratma duygusunu dışa vurdu. İşe önce mağara duvarlarına resim yaparak başladı. Sonra, taptığı doğa güçlerine adamak için pişmiş topraktan heykeller yaptı. Yetinmedi, onlar için tapınaklar inşa etti. Derken insan sonu gelmez bir yarış içine giriverdi. Dinsel ve sivil yapıların en görkemlisini yapma; heykelin en büyüğünü, en güzelini, en değerlisini yontma; mezar anıtlarının en muhteşemini yaptırma gibi. Bu güzellik, estetik, büyüklük, değerlilik gibi kavramlara bir de kralların, kraliçelerin ölümsüzlük arayışı eklenince ortaya bugün bile izlemeye doyamadığımız yapı ve yapıtlar çıkmış oldu. Savaş veya ticaret ile zenginleşen krallar, kraliçeler bu uğurda keselerinin ağzını açtı. Böylece, dönemlerinin en büyük mimarları, heykeltıraşlar, ressamları da geride olağanüstü eserler bırakmış oldu. İlkçağ'ın gelişkin uygarlıklarında insanın dudaklarını uçuklatan çok sayıda eser vardır. Ancak, İÖ 2. yüzyılda yaşayan, yazar Sidonlu Antipatros bunlardan yedi tanesini diğerlerinden üstün bulur, daha da ötesi onlara "harika"der. Herkesin "Dünyanın Yedi Harikası" diye bildiği bu yedi eseri kitabında birer birer anlatır.
İşte, Antipatros'un "yedi harikası" o günden bugüne dek bir başkadır insanoğlunun gözünde. Depremler, yangınlar, savaşlar, hırsızlık ve kalıntıların başka yapılarda malzeme olarak kullanılması gibi nedenlerle yedi harikadan yalnızca piramitler sağlam şekilde günümüze kadar ulaşmıştır. Diğerlerini ise İlkçağ yazarlarının gezi anılarından tanıyabiliyoruz. Resimlerin çoğu da kitaplardaki anlatılardan esinlenilerek çizilmiş tasarımlardır. Yedi harikanın tümünü gören İlkçağ yazarlarından Pausanias, Plinius ve Bodrum doğumlu, tarihçi Herodot dönemin şanslı kişileriydi.
Annesine yazdığı mektuplardan tanıdığımız, Demetrius adında bir çocuğun da 12 yaşında iken bu yapıtları babasıyla birlikte görmüş olması kıskanılacak bir durumdur doğrusu. Demetrius mektubunda bir taraftan Rodos heykelinin (Rodos Kolossosu) büyüklüğünü anlatırken diğer taraftan şu sözlerle sızlanıyordu:
"Anneciğim, sana bu mektubu Rodos'un dev heykeli Kolossos'tan yazıyorum. Adamlar, Kolossos'un Akdeniz'e uzanmış sağ eline çıkıp meşaleyi yakıyorlar. Ben de çıkmak istedim ama, babam bırakmadı. O kadar yüksek ki."
Yedi harika eserin tümü bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaydı. Bugün sadece ikisi Anadolu'dadır. Bunlardan biri, İÖ 6. yüzyılda yapılan Efes Artemis Tapınağı'dır. Bu eser için Bizanslı Philon "Babil'in Asma Bahçeleri'ni, Olimpos'taki Zeus Heykeli'ni, Rodos Kolossosu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausolos'un mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Ephessos'taki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim" diye yazmıştı. Pausanias ise bu tapınak için, "insan elinden çıkmış yapıtların en mükemmeli" der. Anadolu'daki iki harikadan diğeri ise Bodrum'daki "Halikarnassos Mausoleumu"dur. Mimarlığını Pytheos'un yaptığı anıt mezarın yapımına Karia satrabı Mausolos, kendi yönetimi zamanında başlar ve inşaata onun ölümünden sonra karısı, aynı zamanda kız kardeşi Artemeisia devam eder. İÖ 350 yılında yapımına başlanan yapının 1500 yıl kadar ayakta kaldıktan sonra bir deprem sonucu yıkıldığı düşünülüyor. Anıt mezarın taşları ve bazı kabartmaları, Rodos Şövalyeleri'nce Bodrum Kalesi'nin yapımında kullanılmıştır. Anıt mezardan kalan çağının en ünlü heykeltıraşlarının yaptığı kabartmalı süsler, Artemeisia ile Mausolos'un heykelleri ve dört atlı arabanın parçaları ise Padişah I. Abdülmecit'in izniyle Londra'daki British Museum'a götürülmüşlerdir.

Kaynak: atlasmobidik.com

leylak
12-05-2008, 12:44 PM
Keops Piramidi
Vikipedi, özgür ansiklopedi
http://www.msxlabs.org/forum/attachment.php?attachmentid=8729&d=1161879306

Keops piramiti


Gize’de antik Memfis mezar kentinde bulunan üç piramitten biridir. Bugün Mısır’ın başkenti Kahire’nin bir parçasıdır. Dünyanın Yedi Harikasın'dan günümüze kadar ulaşan tek eserdir.
Binlerce yıl boyunca Keops piramidinin bir mezar olduğuna inanılmıştır. Keops piramidinin 30 yılda yapıldığı düşünülmektedir. Önce bir kent yapılmış, taş bloklar taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışıldığı sanılıyor. Taş blokların nasıl yerleştirildiği henüz anlaşılmış olmamakla beraber çeşitli kuramlar üretilmektedir. Bir kurama göre yapılan spiral bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste konuyordu. Rampa çamur kaplanıyor, sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Diğer bir kurama göre taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu. Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür.
İlk yapıldığında 145,75 metre olduğu düşünülen Keops piramidinin bu güne kadar 10 metresini kaybettiği düşünülmektedir. 43 yüzyıl boyunca dünyanın en yüksek yapısı olarak kalmış ancak 19. yüzyılda geçilebilmiştir. Eğimi 54 derece 54 dakikadır. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.
Piramidin her biri birkaç ton ağırlığında olan iki milyon taş bloktan yapıldığı sanılmaktadır.
Eski Mısırlıların neslinden gelen bir azınlık olan Kıptilerin inancına göre, bu piramit Tanrıların Çağı'na ait bilgilerin bir birleşimidir.
Büyük piramidin gizli bilgiler barındırması, ilk olarak Napolyon ordularının Mısır'ı işgali sırasında Fransız mühendislerinin çalışmalarıyla ciddiye alınmıştır. Bu mühendisler piramiti bir triangülasyon noktası olarak kullanmaya kalktıklarında, dört kenarının dört ana yöne dönük olduğunu ve boylam dairesinin de tam piramitin doruğundan geçtiğini fark etmişlerdir. Doruktan geçen diagonal çizgiler kuzeye doğru uzatıldığında Nil Deltası'nı iki eşit parçaya bölmektedir. Taban köşegenlerinin kesiştiği noktadan kuzeye uzatılacak bir doğru, kuzey kutbunun yalnızca dört mil uzağından geçmektedir (ki piramidin yapımından bu yana geçen uzun süre içinde kutup noktasının yer değiştirmiş olması da mümkündür).
Bugünün uzunluk ölçüsü olan metrik sistemin birimi metredir. Yani kutuptan ekvatora kadarki meridyen uzunluğunun on milyonda biridir. Bu ölçü Fransızlar tarafından, Mısır işgalinden kısa süre önce ortaya çıkarılmıştır. Piramidin ölçüsü olarak kullanılan kübit ise, eski Mısırlıların kullandığı ölçüdür ve Fransızların biriminden binlerce yıl önce bulunmuş bir birimdir. Bir kübit'in uzunluğu bir metreye çok yakın olmakla birlikte, metreden daha dakik bir birimdir. Çünkü bu ölçü herhangi bir meridyen çevresine değil, kutup ekseninin uzunluğuna göre hesaplanmıştır. Meridyen uzunlukları, dünya çevresine göre değişebilmektedir.
Büyük Piramid'in Mısır kübit'ine göre alınmış bazı ölçüleri, yerküre hakkında, dünyanın güneş sistemindeki yeri hakkında, sonradan, unutulup modern çağda yeniden keşfedilmiş bir hayli bilginin var olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ancak matematik olarak ifade edilebilmektedir. Piramidin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365.24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator'da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir. Eğik kenar üzerinden, tabandan doruğa 'kadar olan uzunluk. bir paralel derecesinin altıyüzde biridir. Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, (pi) sayısı olan 3.1416'yı bulmaktayız (Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3.1428'den çok daha gerçektir).
Piramidin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını vermektedir. Dünyanın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2,200 yılda güneşin arkasına yeni bir burcun gelmesine olanak vermektedir. İlk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır. Bu sayı da 25.826.6 olarak piramidde ortaya çıkmaktadır. Bu sayıyı veren, taban köşegenlerinin toplamıdır. Büyük piramidin içinde Firavun odasının boyutlan, iki temel Pisagor üçgeninin eşidir: 2.5:3. ve 3.4.5. Oysa piramit, Pisagor'dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu verilen ölçülerin, piramidin ölçü rastlantılarından yalnızca küçük bir kısmıdır.

leylak
12-05-2008, 12:45 PM
http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0301/images/konu1_b.jpg

Yazı: Peter Hessler Fotoğraflar: Michael Yamashita

Yüzyıllar boyunca Çinliler yabancıları sınırları dışında tutmak için yalnızca bir sur değil uçsuz bucaksız bir sur şebekesi kurmuştu. Şimdiyse biri yazar, biri fotoğrafçı iki yabancı, arabayla surları takip ederek Çin'in kırsal kesiminin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıktı.

Şanşi’de, İç Moğolistan sınırından önceki son köy olan Ninğlu’da durdum. Nüfus 120’ydi ve köyün çevresi bir kilometreden uzun tarihi bir garnizon suruyla çevriliydi. Yaşlılar köy meydanında oturmuş, güneşin tadını çıkarıyordu.

Çin köylerinde yerel tarihi bilen birileri olup olmadığını sık sık soruyordum ve bazen insanlar beni yaşlı bir adama ya da amatör bir tarihçiye yönlendiriyordu. Çin tarihinin kaynakları mütevazı olabiliyordu; devlet memuru olan arkeologlar ve tarihçiler o kadar çok çalışıyordu ve o kadar kısıtlı bütçeleri vardı ki, çoğunlukla Ninğlu gibi yerlere ayıracak zaman bulamıyorlardı. Konuştuğum bilim adamları hep aynı şeyi vurgular: Yerel belleğin değerini küçümseme.

Meydandaki yaşlılar sorumu hemen yanıtladı: “Yaşlı Çın ile konuş.” Adı Çın Cın idi ve 53 yaşındaydı. Bir dönümden küçük kurak tarlasında çalışan Çın patates ekiyordu ve beş koyunu vardı. Yıllık geliri 300 milyon lira civarındaydı. Gözlüğü kalın siyah çerçeveliydi ve kır saçları kısacık kesilmişti. Çın beni evine götürdü ve bir çekmeceden zımbalanmış bir tomar pirinç kâğıdı çıkardı. Kapakta şöyle yazıyordu: Ninğlu Tarihi/Araştırma 22 Ocak 1992’de Başladı.

Kitabı açtım ve Çın’in özenli yazısını okumaya başladım: “Şehrin etrafı, İmparator Cyacinğ’in (1543) 22. yılında surlarla çevrildi ve İmparator Vanli’nin birinci yılında (1573) surların üzeri fırınlanmış tuğlalarla kaplandı.”Onlarca sayfa, yüzlerce tarih vardı. Çizimler ve haritalar vardı. Kitabı karıştırırken otomobille hiç olmazsa üç saatlik yolda bir fotokopici olmasını diledim. Yaşlı Çın, “Yerel arşivlerde çalıştım,” diye anlattı, “sonra da burada, bir şeyler anımsayan yaşlılarla konuştum. Bu işe başladığımdan beri bazıları öldü. İşim geçen yıl bitti.”

Çın, Han hanedanından kalma bir surun yakınlarında bulduğu çömlek parçalarını gösterdi. Bu bölgede üç farklı hanedandan kalma istihkâmlar vardı ve Yaşlı Çın beni harabelere götürmeyi teklif etti. Kuzeye, dağlara doğru gittik ve Çın beni bodur çalılarla ve kuru sel yataklarıyla dolu yüksek bir vadiye çıkardı. Yaşlı Çın, tam da Çinli köylüler gibi yavaş, telaşsız yürüyordu: ellerini arkasında kavuşturmuş, başı düşünceli bir şekilde öne eğilmiş.

Çın, Kuzey Vey hanedanı (İS 386–534) surunu gösterdi, kuzeydoğuya ilerleyen, yarım metre yüksekliğinde belli belirsiz bir sırt. Han hanedanının (İÖ 206–İS 220) duvarı o kadar küçüktü ki Çın’ın yardımı olmasaydı bunu fark etmem mümkün değildi. Onun paralelinde de Minğ suru vardı, iki metre yüksekliğindeydi ve tepelerden doğuya uzanıyordu. Yolun surla kesiştiği yerdeki surun ortasına gömülü taş levhada İç Moğolistan yazıyordu. Minğ surları hâlâ siyasi bir amaca hizmet ederek, Şanşi ve İç Moğolistan arasındaki sınırı belirliyor. Surlar ekonomik bir ayrımı da temsil ediyor: Bu yöredeki köylüler, Şanşi’nin bazı yerlerinde toprak kullanım harcı daha düşük olduğu için seddin güneyinde tarım yapmayı yeğlediklerini anlattı.

Yaşlı Çın evine döndüğümüzde bir harita çıkarıp köyün asıl adının Ninğşi Hulu olduğunu söyledi. Adın çevirisiyse şöyle: Hu’yu Durdur.Çın gülümseyerek, “Aslında bu yabancıları öldür demek” diyor. “Şuna bak.’’ Haritada, 15 kilometre doğudaki bir başka köyü gösteriyor: Veylu. Hu’nun Kanını Dondur. 25 kilometre batıda: Pohubu. Hu’yu Mahvet. Bundan 30 kilometre ötede: Şahukoğ. Hu’yu Kes. Bugün bu köyler “hu” sözcüğünü “kaplan” anlamına gelen işaretle yazıyor. Bu değişiklik, Mançu asıllı yöneticileri kuzeyli kabilelerden gelen ve sınır surlarının ötesinden gelenlerin tanımı konusunda duyarlı olan Çinğ hanedanı zamanında yapılmış.

Yaşlı Çın, beni elimi sıkarak uğurladı. Çın, “Bir dahaki sefere gelirken,” diyor, “bir arkeolog getirmeye çalış. Olur mu?

Bunu Biliyor muydunuz?

Kuzeybatı Çin’in çorak topraklarında yüzyıllar boyu kumlar altında kalmış 80 kilometrelik bir duvar parçası ortaya çıkarıldı; Çin hükümeti bu haberi geçtiğimiz Ekim ayında verdi. Bu kazı çok büyük bir haber çünkü bu küçük duvar aslında çok daha büyük bir yapının parçası: Çin Seddi’nin. Her ne kadar Çin Seddi’nin tek bir duvar olduğu kanısı yaygınsa da gerçekte set, 2000 yıllık bir süreçte farklı hanedanların inşa ettikleri bir dizi duvardan oluşuyor. Geçmişte Çin Seddi savunma amaçlı kullanılmış olsa da bugün Çin’in simgesi haline geldi ve tabii turistleri cezbediyor.

Associated Press’in bildirdiğine göre seddin yeni keşfedilen bölümü, özerk Ningxia bölgesindeki Helan Dağı’nda bulunmuş. Uzmanlar duvarın 1531’de inşa edildiğini ve üç gözcü kulesinin kalenin tamir edildiği 1540’da eklendiğini düşünüyorlar. Duvar parçası 6.4 metre yüksekliğinde, altta 6 metre üstte ise 3.3 metre genişliğinde. Yedi drenaj yolu ve bazı düzlüklerde de taş destekler var.

Bunun gibi yeni keşifler pek sıra dışı sayılmaz; 2002 Ağustos’unda Ningxia’yla batıda sınır oluşturan Gansu eyaletinde arkeologlar 2000 yıllık bir başka duvar parçası bulmuşlardı.

— Christy Ullrich

http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0301/images/konu1_mercek1_b.jpg

Göğe Yükselen Kaleler

Rüzgara teslim olup bir yükselip bir alçalan uçurtmalara benzeyen Çin Seddi’nin Jiankou bölümü sarp dağların zirvelerinde uzanıyor. Burası onarılmamış “vahşi duvar” bölümlerinden biri. Çin Seddi tek bir yapı değil, hükümdarların kendi dönemlerinde inşa ettirdikleri bir çok farklı savunma duvarının birleşiminden oluşuyor. duvardan oluşuyor. Bedeli ise oldukça ağır: Yıllarca süren insan emeği, sakatlıklar ve ölüm. Bölümlerin toplam uzunluğu ise hâlâ kesin olarak bilinmiyor.

http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0301/images/konu1_mercek2_b.jpg

http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0301/images/konu1_mercek4_b.jpg

leylak
12-05-2008, 12:48 PM
Dünyanın Yedi Harikası İSKENDERİYE FENERİ

Mısır'da İskenderiye Limanı'nın karşısındaki Pharos Adası üzerine yapılmıştı. Romalılar Mısır'ı ele geçirdikten sonra burada Ptolemaios (Batlamyus) olarak anılan bir devlet kurmuşlardı. İnşaası M.Ö. 285-246 yılları arasında süren Fener, bu devletin ilk iki kralı Ptolemy-Batlamyus-Soter ve Ptolemy tarafından yaptırılmıştı.

Kaidesi ile birlikte 135 metre yüksekliğinde olan fener, beyaz mermerden yapılmıştı. Tepesinde bulunan, tunçtan yapılmış büyük bir ayna 70 kilometre uzaklıktan görülüyor ve limana giren gemilere rehberlik ediyordu. Üç bölümden oluşan fenerin mimarı Knidos'lu Sostratus'tur. Alt bölümü dikdörtgen şeklinde ve yaklaşık 55 metre yüksekliğindeydi. Orta bölüm, yukarıya doğru giden rampası olan bir silindir şeklindeydi. Yaklaşık 27 metre yüksekliğindeydi. Üst bölüm ise silindir şeklindeydi ve üzerinde alevin bulunduğu bir odası vardı.

İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için kullanılan tek eserdir. Ayrıca yedi harikanın ve gelmiş geçmiş deniz fenerlerinin en yüksek olanı da bu fenerdir. Üst kısmı M.S. 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde yıkıldı. 1500 yılında ise bu yapıya ait kalıntılar tamamen yokoldu.

Üzerinde inşaa edildiği adadan dolayı Pharos olarak anılmış ve bu kelime bir çok dile yerleşmiştir. İspanyolca, Fransızca ve İtalyancada Pharos, deniz feneri anlamına gelmektedir. Yıkılmadan önce yapılan resimleri, dünyadaki deniz fenerlerine yüzlerce yıldan beri örnek olmuştur.

http://www.ufak.com/sharedimages/iskenderiye.jpg

leylak
12-05-2008, 12:48 PM
Artemis Tapınağı
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/a/a9/Temple_of_Artemis.jpg


Artemis Tapınağı, (Yunanca: Artemision; Latince: Artemisium) aynı zamanda Diana (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://tr.wikipedia.org/wiki/Diana_%28mitoloji%29) Tapınağı olarak da bilinir. Tanrıça Artemis (http://tr.wikipedia.org/wiki/Artemis)'e ithaf edilmiş tapınak Efes (http://tr.wikipedia.org/wiki/Efes)'te M.Ö. 550 yıllarında tamamlanmıştır. Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir. Dünyanın yedi harikasından (http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnyan%C4%B1n_yedi_harikas%C4%B1) biri sayılan tapınaktan geriye bugün sadece bir iki mermer parçası kalmıştır.
Tapınak Lydia (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://tr.wikipedia.org/wiki/Lydia) Kralı Kroisos (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Kroisos&action=edit) tarafından başlatılmış 120 senelik bir projenin eseridir. Dünyanın yedi harikasını derleyen Sidon'lu Antipader (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Antipader&action=edit) tapınağı şöyle tarif etmiştir.
Mağrur Babil'in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını ve Alpheus'daki Zeus heykelini ve asma bahçeleri gördüm ve Güneşin kolosusunu ve yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve Mausolos'un engin mezarını; ama Artemis'in bulutlar üzerine kurulmuş evnini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki "İşte!, Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük birşeye bakmadı. (Antipater, Yunan Antolojisi [IX.58]) Bizanslı Philon (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Philon&action=edit) ise tapınak için şunları yazmıştır:
Kadim Babil'in duvarlarını ve asma bahçelerini, Olimposlu Zeus'un heykelini, Rodos'un Kolossusu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus'in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünü gölgede kalmıştı

leylak
12-05-2008, 12:49 PM
MAUSOLEUM

http://img106.imageshack.us/img106/8486/mausoleum3le.jpg


Plinius'un bildirdiğine göre, dünyanın yedi harikasından biri sayılan Mausoleum, M.Ö. 350 de Mausolos için karısı Artemisia tarafından yaptırılmıştır.

"Farklı cephelerin süslemeleri ve mükemmelliği birbirini taklit eden farklı sanatcılar tarafından ele alındı. Leochares, Bryaxis, Skopas ve bazılarının düşündükleri gibi Timotheus'un sanatlarının seçkin mükemmelliği o yapıya dünyanın yedi harikası arasında ün kazandırdı." Antik yazarlardan Vitrivius böyle söylüyor. Romalı tarihci Plinius'a göre pteron kare şeklindeydi ve çevresinde 36 tane ion stili sütun vardı. Her sütun arasında bir heykel dikiliydi. Pterondaki kabartmalar Amazonlarla Yunanlıların savaşını gösteriyordu. Pteron üzerinde yirmi basamaklı bir piramit vardı.

Tüm istilalara ve doğal afetlere karşın Mausoleum İS. 1406 yılına dek ayakta kalmayı başarmıştır. Ta ki Alman mimar Schegelholt tarafından yapılan St. Peters kalenin yapımına dek. Bu zamana kadar 1500 yıl ayakta kaldı. Sadece basamakları görünen yapının derinlerine giderek elde ettikleri mermeri yakıp kireç yaptılar. Bazı kabartmalar duvar taşı olarak kullanıldı. Bazılarının üzeri silinerek oymalar kazındı. 1875 de Sir C. Newton kazılara başlar, bazı friz ve Mausoleon ile Artemision'un heykellerini ve büyük aslan heykelleri İngiliz Britich Museum'a taşındı.

Mausoleum'un yapımı yarılandığında Halikarnassos'un parası biter ve geri kalan bölümler özveri ile yapılır. Neyazık ki şu an yapının yerinde görülecek hiç bir şey yoktur. Bu ünlü yapı Halikarnassos'un diğer karia kentlerinden daha fazla tanınmasını sağlamıştır.

Rahip Eustatius 12.yy da "Homeros üzerine açıklamalar" adlı eserinde Mausoleum için ölümsüz pırlanta sıfatını kullanır. beyaz paros mermerindendi. İskenderiye limanının karşısında bulunan paros adasından özel seçilmişti. En üstte quadrika (dört atlı araba) bunun üzerinde ise Mausolos ve Artemisia'nın heykelleri bulunuyordu.

leylak
12-05-2008, 12:50 PM
http://img129.imageshack.us/img129/3972/helyosheykeli7nn.jpg

RODOS HEYKELİ

Rodos'un ilk sakinleri olan Dor'lar, Argos'tan gelen denizci bir kavimdi ve güneş ilahı olan Helios'a taparlardı. Dor'lar Rodos'ta en parlak devrini M.Ö. 3. asırda yaşayan bir medeniyet kurdular. Mısır ve Fenike'nin ürünlerini alıp satarak zengin oldular. Adayı kültür-sanat merkezi, güzel konuşma ve felsefe okulu haline getirdiler.

Dor'lar, Makedonya Kralı Demetrios'la yaptıkları bir savaşı kazandıktan sonra, zafer anıtı olarak ve ilahları Helios'a şükran borçlarını ödemek için, Rodos limanının girişine büyük bir Helios heykeli yaptılar. M.Ö.281-280 yılında yapılan 32 metre yüksekliğindeki bu tunç heykel, elinde bir meşale tutuyordu. Bu haliyle Newyork limanındaki Hürriyet Heykeli'ni andırıyordu.
Rodoslular bu heykelin kendilerini ve adayı koruduğuna inanırlardı. Bu nedenle her yıl "Helicia" denilen şölenler düzenler, bu heykelin dibinde dört atlı bir arabayı denize atarlardı. İnanışlarına göre, Helios böyle bir arabayla dünyayı dolaşarak insanları gözetlerdi.

Rodos heykeli ancak 50 yıl ayakta kalabilmiş ve M.Ö. 223 yılında bir depremde yıkılmıştır. Rodos Kolossosu da denilen bu anıtın heykeltıraşı Lindos'lu Khares'ti. Lindos, Rodos adasının üç büyük kasabasından biridir.

leylak
12-05-2008, 12:52 PM
http://www.msxlabs.org/forum/attachment.php?attachmentid=10670&d=1174983821


M.Ö. 450'li yıllarda tarihçi Herodot "Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar." demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk'a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu.

Babil, M.Ö. 605'den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır.

Bahçeler Nebuchadnezzar'ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis'i neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya'nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.

Yunanlı coğrafyacı Strabo'nun M.Ö. birinci yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.

Yunanlı tarihçi Diodorus'a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi.

Ninova'daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlere göre Babil'de 53'ü büyük, 650'si küçük olan toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı. Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu. Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı.

İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev'in Babil'i fethetmesinden sonra sönmeye başlamış, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir.
Alınıdır

leylak
12-05-2008, 12:56 PM
http://img242.imageshack.us/img242/5045/xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxsn7.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://imageshack.us/?x=my6&myref=http://imageshack.us/)

ZEUS HEYKELİ

"Sag elinde altin ve fildisinden yapilmis bir zafer simgesi var. Sol elinde ise tüm metallerden yapilmis, üzerinde bir kartalin bulundugu bir asa. Büyük Tanri'nin sandallari ve giysisi tamamiyle altindan yapilmis..." (Yunanli Pausanias-MS2.yy)
Heykel antik olimpiyat oyunlari için yapilmisti. Zaten bulundugu yerin adi oyunlara verilerek Olimpiyatlar denildi. Savaslar durunca atletler Anadolu'dan, Suriye'den, Misir'dan, Sicilya'dan gelirler, tanrilarin krali olan Zeus'un onurunu yüceltmek için yarisirlardi.
Yeri; Yunanistan'in bati kiyisinda, Atina'ya 150 kilometre uzaklikta, antik kent Olmypia'da.
Tarihi; Antik Yunan takvimi MÖ 776'da baslar ve olimpiyat oyunlarinin baslangici olarak kabul edilir. Zeus Tapinagi, mimar Libon tarafindan projelendirildi ve MÖ 450'de bitirildi. Önceleri basit bir dorik tapinak olarak görünüyordu ve güzellestirilmesi için görkemli bir heykelin yapimina karar verildi. Tarihin en ünlü heykelcilerinden olan büyük Pheidias bu is için görevlendirildi. Benzer bir görev yüzyillar sonra Michelangelo'ya Sistine Kilisesi'nin resimlemesi için verilecekti. Yillar boyunca tapinak ziyaret edildi ve adaklar adandi. 1.yüzyilda Roma Imparatoru Caligula, heykelini Roma'ya tasimaya kalkisti ama kurulan yapi iskelelerinin çökmesiyle vazgeçildi. 2. yüzyilda yenilendi ve dev heykel restore edildi. MS 391'de Imparator 1. Theodosius, pagan inançlarini yasakladi ve tapinagi kapatti. Depremler, seller ve heyelanlar tapinagi zamanla yoketti. Heykel, zengin Yunanlilar tarafindan Bizans'a yani Istanbul'a tasindi ama 462'deki yanginda yokoldu. Bugün sadece tapinagin temel taslari ve yikik sütunlari durmaktadir.
Tanimlama; Pheidias, heykeli MÖ 440'ta yapmaya baslamisti. Özel bir teknikle altin ve fildisi karisimi heykel yapiminda tek uzmandi. Agaç çerçeveler yapiyor, içlerine metal ve fildisi plakalar yerlestiriyor ve sonra bunlarla heykelleri kapliyordu. Pheidias'in atölyesi bugün hala Olympia'da duruyor. Burada çesitli heykel parçalari bulundu. Strabo söyle yaziyor ve tarihin ilk elestirmeni olarak bugünkülerin yaptigini aynen yapiyor; "Tapinak büyük ama heykeltras elestirilebilir. Zira orantisiz bir is yapmis. Zeus otururken tasarlanmis ama basi tavana degiyor. Bu nedenle de her an büyük tanrinin ayaga kalkip tavani delip yikacagi izlenimine kapiliyoruz"
Strabo dogruyu yazmisti ama elestirisi yanlisti. Çünkü heykel bu etkiyi vermek için özellikle böyle yapilmisti. Tanrilarin kralinin basi tavani delip göklere yükseliyor izlenimini vermeliydi. Heykelin kaidesi 1 metre, kendisi 13 metreydi. Yani 4 katli bir bina kadar... Taniklar Zeus'tan çok tahtindan sözediyorlar. Tahtin ayaklari sfenksler ve zaferi simgeleyen kanatli yaratiklarla süslenmisti. Arada diger tanrilarin tasvirleri bulunuyordu. Daha sonra benzerleri yapildi ama hiçbirisi asli gibi olmadi. Ve bizler bugün digerleri gibi bu büyük sanat eserini de sadece merak ediyor ve yine Strabo'yu animsiyoruz; "Hersey yok olabilir ama düsüncenin gözü asla yok edilmez...

leylak
12-05-2008, 12:57 PM
Dünyanın Yeni 7 harikası belli oldu

Dünyanın yeni 7 harikası Portekiz'in başkenti Lizbon'da ilan edildi. Yeni listeye Ürdün'deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti, Meksika'daki Chichen Itza Piramidi, İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum ve Hindistan'daki Tac Mahal anıt mezarı girdi. 21 yeni aday arasında bulunan Ayasofya Camii ise yeni 7 harika listesinde kendisine yer bulamadı. Ancak Mimar Sinan'ın talebeleri tarafından inşa edilen ve yapımında Türklerin oldukça katkısı bulunan Tac Mahal, hem yeni listede hem de eski listede yer aldı. UNESCO ise seçilen yeni listeyi destekelemdiğini açıkladı.

Lizbon'daki Benfica stadında, yeni 7 harikanın ilan edildiği törene ABD'li sinema sanatçısı Hillary Swank, Hintli sinema sanatçısı Bipasha, Basu ve İngiliz aktör Ben Kingsley katılırken, ABD'li ünlü şarkıcı Jennifer Lopez ve ünlü opera sanatçısı Jose Carreras, seslendirdikleri parçalarla törene renk kattı.

Merkezi İsviçre'de bulunan New7Wonders Vakfı'nın yeni 7 harikayı bulmak için başlattığı ve 21 finalistin katıldığı yarışmaya, dünyanın dört bir yanından yaklaşık 100 milyon kişi cep telefonu ve internet üzerinden katılarak 6 yıl boyunca oy kullanıldı. Adaylar belirlenirken, "2000 yılından önce inşa edilmiş olmak, insan eliyle yapılmış olmak ve belirli bir düzeyde muhafaza edilmiş olmak" koşulları arandı. Mısır'daki Gize piramitleri, hem eski listede, hem de yeni aday listede yer alan tek yapıt oldu. Adaylar söz konusu vakıf tarafından sürdürülen yedi yıllık bir araştırmanın sonucunda belirlendi.

Dünyanın 7 harikasını barındıran eski listede Babil'in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Artemis Tapınağı, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri ve Halikarnas Müzesi bulunuyordu.

Eski listeden sadece Taç Mahal, dünyanın 7 harikası arasındaki yerini koruyabildi. Tac Mahal, aynı zamanda yeni listede Türk izlerinin bulunduğu tek eser oldu. Tac Mahal'in mimarları olan Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi. İnşaatta çok sayıda mimar ve ustanın yanısıra yirmi bin işçi çalıştırıldığı biliniyor.

Başkanlığını İsviçreli Bernard Weber'in yaptığı vakfın yarışmayı düzenleme amacı dünyanın dikkatlerini insan yapımı zenginliklerin uğradığı tahribata çekmek. Weber, oylama sonucu elde ettikleri gelirin yüzde 50'sinin tüm dünyadaki eserlerin restorasyonu amacıyla harcanacağını söyledi. Weber, bu eserler arasında Afganistan'da 2000 yılında Taliban tarafından havaya uçurulan dev Bamiyan Buda heykelinin de bulunduğunu açıkladı. Weber, haksızlığı önlemek amacıyla bir kişinin ancak bir kereye mahsus oy kullanmasına izin verildiğini ifade etti.

Bu arada Merkezi Paris'te bulunan BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), dünyanın yeni 7 harikasını belirlemek amacıyla yapılan oylamayı, yalnızca oylamaya katılanların düşüncesini yansıttığı gerekçesiyle desteklemediğini açıkladı.

Yaygın olarak bilinen Dünyanın 7 Harikası'nın tamamı insan yapımı ve Akdeniz havzasında yer alan anıtlar olup Bizanslı filozof Filon tarafından milattan önce yaklaşık 200'de seçilmişti.

leylak
12-05-2008, 12:59 PM
Qin Shihuang Mezarlığı ve Yeraltı Heykel Ordusu (Terracotta Army)
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/tn.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/tn.jpg)
Çin’in batısındaki Xi’an kentinde bulunan Qin Shihuang Mezarlığı, dünyanın en büyük çaplı, ilgi çekici ve zengin içeriğe sahip imparator mezarlıklarından biridir. Mezarlıkta Qin Shihuang’e eşlik eden heykel ordusu çukuru, Mısır piramitleriyle kıyaslanarak, “Dünyanın 8. Harikası” olarak adlandırılıyor. Qin Shihuang (M.Ö 259-M.Ö 210), Çin feodal toplumunun ilk imparatoruydu. Çin tarihindeki çok tartışmalı kişiliklerden biri olan Qin Shihuang, Çin’i birleştirdikten sonra, ortak para, yazı, uzunluk, hacim ve ağırlık birimlerini uygulama gibi, toplumsal ekonomiyi ve kültürel gelişmeyi hızlandıran bir dizi önlem aldı. Qin Shihuang aynı zamanda, kuzeydeki azınlıkların saldırılarından korunmak için, özel olarak Çin Seddi’ni inşa ettirdi. Bu önlemler Qin Shihuang’ın, Çin tarihinde tanınmış bir siyasetçi olmasını sağladı. Diğer yandan da Qin Shuhiang, çok zalim bir insandı ve savurgan bir yaşam sürdürdü. Qin Shihuang, insanların düşüncelerini sınırlamak için, “kitapları yakma, bilginleri canlı olarak gömme” girişiminde bulundu. Qin Shihuang, Qin hanedanı yönetimini korumak için, kendisinin yönetim düşüncesine “aykırı” olan kitapları yaktırdı hatta kendisiyle farklı görüşlere sahip olan bilginleri canlı olarak gömdürdü.
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/001_armiya_145.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/001_armiya_145.jpg)
Ayrıca, Qin Shihuang, kendi döneminde, emek gücünü aşırı kullanarak ve aşırı para harcayarak, kendi mezarını ve çok lüks bir saray olan A’fanggong Sarayı’nı inşa ettirdi. Qin Shihuang, Çin’in birleştirdikten hemen sonra, kendi mezarının inşasını başlattı. Qin Shihuang, mezarı inşa ettirmek için 700 bin kişi kullandı. Mezar, 40 yıl boyunca, yani imparator ölünceye kadar bile tamamlanmamıştır.
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/002_armiya_151.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/002_armiya_151.jpg)
Qin Shihuang Mezarı, Çin’in Sha’anxi eyaletinin Xi’an kenti civarındaki Lishan bölgesinde bulunuyor. 56 kilometrekareyi kapsayan mezarın temeli, dörtgen şeklinde. Temeli güneyden kuzeye 350, doğudan batıya 345, yüksekliği ise 76 metreye ulaşır. Mezar, genel olarak bakıldığında piramit şeklinde görünür. Çinli arkeologların yaptığı kazılara göre, Qin Shihuang’ın mezarı etrafında 500’den fazla mezar daha var. Bu mezarlar arasında, Qin Shihuang’ın bakırdan yapılan at arabasına binmesini gösteren çukur, sarayda atların korunduğu ahırları anlatan çukur ve Qin hanedanı döneminde milyonlarca asker bulunduğunu simgeleyen heykel ordusu çukurları bulunuyor.
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/003_armiya_414.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/003_armiya_414.jpg)
Yeraltı Heykel Ordusu, dünyanın 8. harikası olarak kabul ediliyor. Bu harika yapıt, rastlantıyla bulundu. 1974 yılında yerel köylüler kuyu kazarlarken, birçok kırk çömlek parçasını buldular. Köylüler, önce bunları hiç dikkate almadı. Ancak bir arkeolog, kırık çömlek parçalarını görünce, bunun büyük bir buluş olduğunu hemen anladı ve durumu, ilçe tarihi eserler müdürlüğüne bildirdi. Böylece dünyayı sarsan Yeraltı Heykel Ordusu bulundu. Şu ana kadar 500 asker heykeli, tahtadan yapılmış savaş 18 arabası, 100’den fazla at heykeli çıkarıldı.
Bu heykel askerlerin ortalama boyu, 1 metre 80 santimetre civarında. Gerçek bir kişiymiş gibi görünen bu heykel askerlerin her birinin yüz ifadesi farklıdır. Tüm bunlar, Qin hanedanı döneminde heykel sanatının eriştiği üst düzeyi yansıtır.
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/004_armiya_98.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/004_armiya_98.jpg)
Yeraltı Heykel Ordusu, tüm dünyaca beğeniliyor. Yabancı turistler çok uzaklardan Çin’e gelerek, Yeraltı Heykel Ordusu’nu ziyaret ediyor. Bazı ülkelerin liderleri de Çin ziyaretleri sırasında, Yeraltı Heykel Ordusu’nu ziyaret talebinde bulunuyor. Eski ABD Başkanı Ronald Reagan, Yeraltı Heykel Ordusu’nu, “insanlığın büyük mucizesi” olarak değerlendirmişti.
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/005_armiya_80.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/005_armiya_80.jpg)
Tarihi eserler koruma teknolojisinin şartları ve Çin hükümetinin Qin Shihuang Mezarı’nı daha iyi koruma isteğinden dolayı, imparatorun ana mezarını kazma planı şimdilik yok. Son yıllarda, Qin Shihuang Mezarı’nın civarındaki mezarlarda 50 binden fazla önemli tarihi eser bulundu. Bunlar arasında nadir görülen ve çok değerli bakır at arabaları, çok dikkat çekicidir.
Bakır at arabası, 1980 yılında Çinli arkeologlar tarafından bulundu. Bu tür at arabası, esas olarak bakırdan yapılmıştır. Arabada altın ve gümüşten yapılan süs eşyaları vardır. İncelikle tasarlanan bu bakır at arabası, gerçek at arabasından biraz küçüktür. Titizlikle taklit edilen bu at arabasını gördüğünüzde, Qin Shihuang’ın arabada oturuş şekli bile gözünüzün önüne gelir.
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/006_armiya_393.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/006_armiya_393.jpg)
Etrafındaki mezarların içeriklerine ve Çin tarihi kitaplarındaki kayıtlara göre, Qin Shihuang Mezarı, zamanın Qin hanedanının durumunu gösterir. Qin Shihuang öldükten sonra da yönetim sürdürmek isterdi. Ancak, Qin Shihuang’ın ölümünden yalnızca üç yıl sonra, Qin hanedanı, köylü ayaklanmasıyla yıkıldı. Çin imparator mezarları arasında en büyük çaplı olan, çok değerli eserlerin gömülü bulunduğu Qin Shihuang Mezarı, 2 binden fazla yıldır tüm Çin tarihine tanık oldu. Qin Shihuang Mezarı’nın büyük tarihi değer taşımasından dolayı, Qin Shihuang Mezarı ve Yeraltı Heykel Ordusu, 1987 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasları Listesi’ne alındı.
http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/007_armiya_87.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/007_armiya_87.jpg)

http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/008_armiya_148.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/008_armiya_148.jpg)


http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/009_armiya_116.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/009_armiya_116.jpg)


http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/016_armiya_144.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/016_armiya_144.jpg)


http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/019_armiya_552.jpg (http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http://de.fishki.net/picsw/082007/14/armiya/019_armiya_552.jpg)

leylak
12-05-2008, 01:01 PM
http://www.resimcity.com/data/media/723/www.resimcity.com_dunyanin_7_harikasi.jpg


http://www.toplumdusmani.net/resim/yedi/isa-heykeli.jpg

Dünyanın Yeni Yedi Harikası



Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli

Bu İsa heykeli 38 metre yüksekliğindedir ve Rio de Janeiro şehrine tepeden bakan Corcovado Tepesinin üzerine yerleştirilmiştir. Brezilyalı Heito da Silva Costa tarafından tasarlanan ve Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından gerçekleştirilen bu anıt dünyanın en çok tanınan anıtlarından biridir. Heykelin yapımı beş yıl sürmüştür ve Ekim 1931’de açılışı yapılmıştır. Ziyaretçileri kollarını açarak karşılayan heykel şehrin ve Brezilya halkının sıcaklığının sembolü haline gelmiştir.
alıntıdır

Angora
12-05-2008, 01:15 PM
Kurtarıcı İsa Heykeli çok görkemli görünüyor, Unesco'nun açıklamasına ben de katılıyorum,internet başındaki oylamayla belirlenmesi erovizyonda komşunun komşuya oy vermesi gibi bence
teşekkürler leylak paylaşımın için...7 harikayı görmek nasip olur inşallah,o zaman o küçük çocuk gibi ben de birilerine övünerek anlatırım,bir de resim çektiririmhttp://www.4umturk.net/forum/images/icons/icon7.gif


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0