| | F@tih 11-03-2008, 04:39 AM Kıdem tazminatı için formül
Kıdem tazminatları için bireysel emeklilik fonları bünyesinde yeni fonlar kurulacak, işsizlik sigortasından yararlanmak kolaylaşacak, SSK primlerinde 5 puan indirim yapılacak. Uygulama ekim ayından itibaren başlayacak.
http://image.haber7.com/haber/107213.jpg
Tüm bu ayrıntılarıyla çalışma hayatında yeni bir dönemi başlatacak istihdam paketi, işçi ve işvereni yakından ilgilendiren birçok düzenleme içeriyor.
İstihdam paketinde çalışan açısından öne çıkan başlık kıdem tazminatı. Kıdem tazminatları için bireysel emeklilik fonları devreye sokulacak.
Buna göre, emeklilik şirketleri kıdem tazminatı fonu oluşturacak. Primler de işverenden yapılacak kesintiyle bu fonda birikecek. Ancak Başbakanlığa gönderilen pakette kesinti oranı belli değil. İşveren istediği emeklilik şirketini seçebilecek, paranın hangi fonda değerlendirileceğini ise çalışan belirleyecek.
Emeklilik şirketi belgelerin tesliminden sonraki 30 gün içinde kıdem tazminatını işçiye ödemekle yükümlü olacak. Çalışanlar kanunun yürürlüğe giriş tarihinden önceki haklarını işverenden alacak.
İşsizlik sigortası fonundan yararlanma koşulları da kolaylaştırılıyor. Maaş almak için gerekli olan prim ödeme gün sayıları düşürülüyor. Örneğin 180 gün işsizlik maaşı almak için 600 gün yerine 510 gün prim ödemek yeterli olacak.
SSK primlerinde yüzde 5 indirim yapılacak
SSK primlerinde işveren lehine yüzde 5 tutarında indirim de pakette yer alıyor. Bu 5 puanlık tutarı Hazine karşılayacak. İşverenin kayıtdışı işçi çalıştırdığı tespit edilirse bir yıl boyunca bu indirimden yararlanamayacak.
Pakette prim indiriminin ne zaman yürürlüğe gireceği yer almadı. Ancak yetkililer, uygulamanın ekim ayından itibaren başlayacağını belirtiyor.
Pakette 100-150 arasında kadın işçi çalıştıran işyerleri için kreş açma zorunluluğu da kaldırılıyor. Ancak işveren bu hizmeti dışarıdan satın alabilecek.
Ayrıca özürlü istihdam primlerinin Hazine tarafından karşılanması, terör mağduru ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu da kaldırılıyor.
Kıdem tazminatı için formül | haber7com (http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=305396) N@L@N 11-03-2008, 09:00 AM teşekürler... özgeylani 11-03-2008, 02:15 PM Hüseyin İrfan FIRAT
Personel ve İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
YENİDEN GÜNDEME GELEN KIDEM TAZMİNATI FONU YASA TASARISI
( Kıdem tazminatı kalkıyor mu ?)
Yeni iş yasamızın yürürlüğe girdiği 10.06.23003 tarihinden beri gündemde olan ve Yeni iş yasasına yetişmeyen Kıdem tazminatı fonu yasa tasarısı Çalışma Bakanımızın ”kıdem tazminatı fonunu en kısa süre içinde kuracağız” açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi.
İçinde bulunduğumuz günlerde fonla ilgili olarak işverenlerin ödeyeceği prim oranı üzerindeki mutabakat arayışları sürmektedir. Bu mutabakat sağlandıktan sonra tasarı meclis gündemine gelecek ve Ekim ayında açılacak olan TBMM’de öncelikli görüşülecek konulardan biri olacaktır.
Gerçektende Yeni İş kanunun geçici 6. maddesinde “Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur.” hükmü yer almaktadır. Ancak yasanın çıktığı 2003 Haziran’ından bu yana bu konuda bir gelişme yaşanmamıştır.
Tasarı Ülkemizde gerek işçi gerekse işveren tarafı bakımından son derece önem arz etmektedir. Özellikle kalabalık mevcutlu ve sürekli işlerin yürütüldüğü işletmelerimizde işverenler tarafından ciddi risk olarak görülmekte olan kıdem tazminatı yükü, tasarı ile birlikte bir anlamda işverenlerden alınmaktadır.
Diğer taraftan işçi kesimi ise neredeyse 70 yıla yakın bir geçmişi olan kıdem tazminatını sürekli bir güvence olarak gördüğünden fon tasarısına tedirginlik ve kuşkuyla bakmaktadır. Bu tedirginliğin başında ülkemizde geçmiş dönemlerde oluşturulan bazı fonların ( konut edindirme, tasarrufu teşvik vb.) akıbetleri gelmektedir.
Ülkemizde kıdem tazminatı kurumu son derece köklü ve güçlü bir yapıya sahiptir. Bunun nedenlerinden biri İş Hukuku mevzuatımızda uzun yıllar iş güvencesi ve işsizlik sigortası gibi işçiyi fesihten koruyan kurumların olmayışıdır. Bu da işçinin fesihten korunması için tek dayanağı olan kıdem tazminatı müessesinin sürekli gelişmesine neden olmuştur. [1] (http://www.alomaliye.com/eylul_05/huseyin_firat_yeniden.htm#_ftn1)
Şimdi dilerseniz ülkemizde bu kadar köklü bir yapıya sahip olan kıdem tazminatı müessesinin mevcut durumu ile tasarıyla birlikte getirilmek istenilen yeni yapıyı inceleyelim.
Kıdem Tazminatının ödenme koşulları
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin işyerinde veya aynı işverene ait değişik işyerlerinde çalışmış oldukları süreler göz önüne alınarak yapılır.
Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için en az bir yıl çalışmış olmak gerekir.
Kıdem tazminatı, İş kanununun 14. maddesine göre işçinin hizmet akdinin aşağıda belirtilen koşullarla sona erdirilmesi halinde ödenir.
İşveren tarafından İş Kanununun 25. maddesinin 2. bendinde gösterilen süresiz fesih bildirimi hakkı doğuran sebepler dışında kalan sebeplerle feshedilmesi; İşçi tarafından iş kanununun 24. maddesinde gösterilen ve işçiye süresiz fesih bildirimi hakkı sağlayan sebeplerle feshedilmesi. İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle işini terk etmesi halinde İşçinin bağlı bulunduğu kanunla kurulu kurum ve sandıklardan , emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla hizmet akdini feshetmesi; Kadın işçinin evlendiği tarihten bir yıl içerisinde kendi arzusu ile hizmet akdini sona erdirmesi Hizmet akdinin işçinin ölümü halinde son bulması (bu durumda kıdem tazminatını kanuni mirasçıları alırlar)
(Ek: 8/9/1999-4447) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle
Kıdem tazminatının miktarı ve hesaplanma biçimi
Yürürlükteki mevzuata göre kıdem tazminatının miktarı, işçinin son bir aylık ücretiyle kıdem süresinin çarpılması suretiyle hesaplanır. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
Kıdem tazminatı işçinin hizmet akdinin sona erdiği tarihteki en son brüt ücreti üzerinden hesap edilir. Bu ücrete ayrıca işçiye devamlı olarak sağlanmış ayni ve nakdi menfaatlerde eklenerek bulunacak olan giydirilmiş ücret baz alınır.
Fon gelirse ne olacak?
Her şeyden önce fon kurulması kıdem tazminatının kalkması anlamına gelmiyor. Mevcut düzenlemede çalışanlar yukarıda da görülebileceği gibi kıdem tazminatına hak kazandıran her işten ayrılma sonunda tazminat alıyorlar. Yasa çıktığında ise artık çalışanlar fonda birikecek olan tazminatlarını emekli olduklarında alabilecekler.
Kimler kapsamda olacak?
Tasarının 2. maddesi kimlerin kıdem tazminatı fonu kapsamında olacağını belirtiyor buna göre İş yasası, Deniz İş yasası ve Basın İş yasası kapsamında çalıştırılanlar fondan yararlanabilecekler.
Başlangıç için sigortalı bir işe girmek yeterli
Çalışanlar açısından sigortalı bir işte çalışmaya başlamak fondan yararlanabilmek için yeterli olacak. Çünkü işe başlamak fonla olan ilişkiyi de başlatmak anlamına geliyor. Ancak burada hemen vurgulayalım ki fon kurulduğunda artık kayıt dışı yani sigortasız çalışmak çalışan kesim açısından çok daha zararlı bir hale geliyor. Nedeni ise açıkça ortada emeklilik zamanı gelip çattığında kayıt dışı çalışanların hesabında herhangi bir tutar birikmeyecek ya da eksik birikecek.
Hak kazanma koşulları neler olacak?
Fondan yararlanma ile ilgili maddeleri incelediğimizde 4 temel koşulun fondan yararlanma imkânı sağladığını görüyoruz.
a) Bağlı oldukları kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı bağlanması yahut toptan ödeme almak amacıyla hizmet akitlerini feshetmeleri halinde,
b) İşverence hizmet akdinin feshedilmesi durumunda işçinin hak kazandığı yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı veya toptan ödeme almak amacıyla ilgili kuruma veya sandığa başvurması halinde,
c) Adına en az 10 yıl Fona prim ödenen işçinin isteği halinde,
d) İşçinin ölümü halinde kanuni mirasçıları,
kıdem tazminatına hak kazanırlar.
Hak kazanma koşulları eskiye oranla bir hayli daralmış ve neredeyse sadece emeklilik geçerli bir neden haline dönüşmüş durumda. Bu arada c) bendi en az 10 yıl adına prim ödenenlerin istekleri halinde fona başvurarak birikmiş kıdem tazminatlarını talep edebilmelerine olanak sağlıyor.
Ancak bu koşulda kişi bir anlamda kıdemini sıfırlamış olacak ve fona sıfırdan yeniden başlamış olacak
Ödenecek miktar nasıl tespit edilecek?
Fondan hak sahibine ödenecek tutar eskiden olduğu gibi 30 günlük ücreti tutarında olacak. Aşağıdaki maddeden de anlaşılacağı üzere kıdem tazminatı tutarı son 1 yıllık ücretin ortalaması alınarak tespit edilecektir. Burada hemen akla şu sorun geliyor ülkemizde çalışanlar yaygın bir biçimde gerçek ücretleri üzerinden değil, asgari ücret üzerinden sigortalı gösteriliyorlar.
Bu durumda kanımızca kıdem tazminatının genel ortalamadan değil de son bir yılın ücreti baz alınarak hesap edilmesi asgari ve düşük ücretten gösterme eğiliminin artarak sürmesine neden olacaktır.
Bu konudaki bir diğer soruda kıdem tazminatının hesaplanmasında mevcut uygulamada olduğu gibi giydirilmiş ücretin baz alınıp alınmayacağı sorusudur. Madde metnine [2] (http://www.alomaliye.com/eylul_05/huseyin_firat_yeniden.htm#_ftn2) baktığımızda bu konuda herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Sadece “Kıdem tazminatına esas alınacak ücret, işçinin çalıştığı ve adına prim yatırılan son takvim yılının ortalamasıdır” denilmektedir. Bu durumda kıdem tazminatına baz alınacak tutar kanımızca işsizlik sigortası prim matrahı olacaktır. Yani bir başka deyişle mevcut uygulamada olduğu gibi tazminat giydirilmiş ücret üzerinden ödenmeyecektir.
Tavan korunuyor
Kıdem tazminatının sınırı tasarının bu konudaki 8. maddesinin son fıkrasından da anlaşılacağı üzere Kıdem tazminatına baz alınacak ücretin azami haddi yine eskiden olduğu gibi Emekli sandığına tabi en yüksek devlet memuru ikramiyesi ile ilişkilendirilmektedir. Bu arada taban olarak da yürürlükteki asgari ücretle ilişki kurulmaktadır.
Zaman aşımı ve başvuru ve ödeme
Kıdem tazminatı fonu yasa tasarısı da zaman aşımı konusunda 10 yıllık süreyi korumaktadır. Yani hak sahibi tazminata hak kazandığı tarihten geçerli olarak 10 yıl süresince hak arayabilir.
Başvuru için hak sahibinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kuruluşundan emekli aylığı alamaya hakkazandığını fon’a belgeleriyle kanıtlaması gerekmektedir. Vefat eden kişinin mirasçıları ise varis olduklarını kanıtlamalıdırlar. 10 yıl şartını yerine getirip fondan kıdem tazminatını talep edeceklerin ise yazılı olarak Fon’a başvurmaları gerekmektedir.
Kazanılmış Haklar ne olacak?
Bu arada çalışanlarımızın çok sık sorduğu bir soruya da yanıt verelim. Yasa çıkarsa birikmiş kıdemlerimiz ne olacak fona mı devir olacak? Yasa bu konudaki soruya 15. maddeyle yanıt vermektedir. “sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihte işyerlerinde çalışmakta olan ve yürürlük tarihi itibariyle kıdem tazminatına ilişkin hakları saklı tutulan işçilerin, saklı tutulan sürelerine ait kıdem tazminatlarından doğrudan işverenler sorumludur; yürürlük tarihinden sonraki süreler için Kıdem Tazminatı Fonu Kanunu hükümleri uygulanır.” Yasa metninden de anlaşılacağı üzere yasanın çıktığı tarihe kadar olan kıdemlerden işverenler sorumlu olacak, yasadan sonraki kıdemlerden ise fon sorumlu olacaktır.
Prim oranı ve sorumlu kurum
Tasarı prim oranının ayık ücretin %3’ünü geçmemek koşulu ile bakanlar kurulunca tespit olunacağını ve bu tutarın işverenler tarafından karşılanacağı hükmüne yer veriyor. Tasarıda ayrıca işverenlerin bu yükümlülükleri sebebi ile işçinin ücretinden herhangi biri indirime gidemeyecekleri hükmü de yer alıyor. Prim tutarlarının takip ve tahsili ile ilgili olarak görevli kuruluş diğer fonlarda olduğu gibi SSK.
Bu yazımızda Yeni yasama döneminde büyük bir olasılıkla yasalaşacak olan bu tasarının önemli başlıklarının altını çizmeye çalıştık. Kıdem tazminatı fonu dileriz amacına uygun bir şekilde çalışanların ve işverenlerin beklentilerini karşılar. özgeylani 11-03-2008, 02:21 PM Sezgin Özcan
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif
Kıdem tazminatı tartışmaları yine alevlendi
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif
04.03.2008
Son günlerde kamuoyunda, çalışma hayatı ile ilgili iki konu yoğun olarak tartışılıyor. Tartışılan konulardan biri istihdam paketi, diğeri ise istihdam paketi içine alınan kıdem tazminatına ilişkin yasa taslağı…
İşverenlerin korkulu rüyası, işçilerin ise gelecek garantisi olarak gördüğü kıdem tazminatı, son sekiz yılda, çalışma hayatı ile ilgi olarak her düzenleme yapılma aşamasında gündeme geldi.
Önce, 1999 yılında işsizlik sigortası ile ilgili yasa tasarısı tartışılırken kıdem tazminatına ilişkin hükümlerinde revize edilmesi, işveren kesimi tarafından talep edildi. İşsizlik Sigortası Kanunu Haziran 2000’de kıdem tazminatında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın yürürlüğe girdi.
Kıdem tazminatı ile ilgili hükümlerin revize edilmesine ilişkin işveren talepleri, 2001 yılında iş güvencesinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler içeren tasarının hazırlanması aşamasında tekrar gündeme getirildi.
İşverenler, kıdem tazminatına ilişkin hükümlerin revize edilmesi talebine gerekçe olarak, İşsizlik Sigortası Yasasının gerekçesinde de belirtilen, işsizlik sigortasının getirilmesi ile kıdem tazminatının işsizlik sigortasına ilişkin fonksiyonunun ortadan kalktığı, getirilecek olan iş güvencesi yasası ile de kıdem tazminatının iş güvencesini sağlayan amacının da ortadan kalkacağı gösterildi ve her yıl için 30 günlük ücret üzerinden ödenen kıdem tazminatının 15 günlük ücret üzerinden ödenmesi talep edildi.
İşverenlerin tasarıya konulmasını istedikleri kıdem tazminatına ilişkin hükümler bu defa da tasarıya konulmadı. İş güvencesine ilişkin düzenlemeler Ağustos 2002’de yürürlüğe girdi. Ancak, kıdem tazminatını fiilen ortadan kaldıracak olan, Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasına ilişkin ayrı bir tasarı üzerinde çalışılmaya başlandı.
Kıdem tazminatına ilişkin düzenlemenin revize edilmesi konusu üçüncü olarak 4857 (yeni) İş Kanununun görüşülmesi aşamasında gündeme geldi. Haziran 2003’de yürürlüğe giren (yeni) İş Kanununda da kıdem tazminatına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmedi. 4857 sayılı (yeni) İş Kanunu ile 1475 sayılı (eski) İş Kanununun kıdem tazminatına ilişkin 14. maddesi hariç, diğer maddeleri yürürlükten kaldırıldı (4857 s. İK Md. 120). Kanuna koyulan bir geçici madde ile kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı haklarının saklı olduğu hüküm altına alındı (4857 s. İK Geç. Md. 6).
Bugüne geldiğimizde, kıdem tazminatının, istihdam paketi ile birlikte ele alınması yeniden tartışılmaya başlandı.
KIDEM TAZMİNATI NEDİR?
Kıdem tazminatı hakkı ilk kez 3008 Sayılı Yasa ile tanınmıştır. 12.06.1936 tarihinde yayımlanan bu Yasa, bir yıl sonra yani 12.06.1936 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
3008 Sayılı Kanunu 12.08.1967 tarihinde yürürlükten kaldıran 931 Sayılı Kanun’un, Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.1970 tarihli kararıyla iptali üzerine, en son bugün yürürlükte olan 25.08.1971 tarih ve 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen kıdem tazminatı, uygulanmakta olduğu 67 yılı aşkın süre içerisinde değişik fonksiyonlar üstlenmiştir.
Yasa’da belirlenen koşulların sağlanması halinde işçinin hizmet süresine bağlı olarak ödenen kıdem tazminatının belli bir tanımı yapılmamış olmakla birlikte, Yasa gerekçelerinde ve yargı kararlarında kıdem tazminatının hukuki yapısı konusunda pek çok açıklamalar yapılmıştır. Yapılan çeşitli tanımlamalara göre kıdem tazminatı;
- Yıpranma karşılığıdır,
- Ücret niteliğindedir,
- İşçiyi zaruret ve ihtiyaçtan kurtarmaya yönelik tazminattır,
- İhtiyarlık sigortası niteliğindedir,
- İşsizlik sigortası niteliğindedir,
- İş güvencesini sağlamak amacına yöneliktir,
- Kıdem tazminatı kendine özgü bir kurumdur,
- İkramiye niteliğindedir,
- Gerçek anlamda bir tazminattır.
Bu tanımların her biri kendilerine göre doğrudur. Bu bağlamda, kıdem tazminatının işsizlik sigortası ve iş güvencesine ilişkin fonksiyonlarının ortadan kalktığı söylenebilse de işsizlik sigortasından yararlanma koşullarının ağırlığı ve işsizlik ödeneği tutarının düşüklüğü, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve işsizlik oranının yüksekliği, kıdem tazminatına yeni fonksiyonlar yüklemektedir.
Örneğin, (eski) İş Kanununun 14. maddesine 4447 Sayılı Kanun ile eklenen hükümle, yaşlılık aylığına hak kazanmak için prim ödeme gün sayısı ile sigortalılık süresini tamamlayan sigortalıya, kendi isteğiyle işten ayrılması halinde, yaşını doldurmasını beklemeden kıdem tazminatı alma olanağı sağlanmıştır. Bu durumda kıdem tazminatının işçiyi yaşlılık aylığı bağlanması için gerekecek sürede zaruret ve ihtiyaçtan kurtarmaya yönelik bir fonksiyonunun da olduğu, sigortalı için bir anlamda ihtiyarlık sigortası niteliği kazandığı ve işsizlik sigortasına ilişkin fonksiyonu ortadan kalkmakla birlikte yeni fonksiyonlar üstlendiği gözardı edilmemelidir.
HANGİ DURUMDA KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANILIYOR
Mevcut yasal düzenlemeye göre, İş Kanunu’na tabi işçilerin hizmet sözleşmelerinin;
- İşveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II numaralı bendinde gösterilen, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan ve benzeri hallerinin ortaya çıkması dışında bir nedenle,
- İşçi tarafından, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde belirtilen sağlık sebepleri, işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri ve benzerleri ile zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması nedeniyle,
- Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,
- Emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla,
- Kadın işçilerin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile,
- İşçinin ölümü nedeniyle,
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaş hadleri dışında kalan diğer şartları veya geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,
son bulması halinde kıdem tazminatına hak kazanılıyor.
KIDEM TAZMİNATINDA ÜÇ ALTERNATİF
Kıdem tazminatında üç değişik alternatif üzerinde duruluyordu.
Birinci alternatifte, kıdem tazminatı kaldırılarak işsizlik sigortası imkanlarının ve işsizlik sigortasından yararlananların sayısının artırılması öngörülüyordu.
İkinci alternatifte, her işçi için yatırılacak primlerin ortak bir fonda toplanması ve işçilerin mevcuttaki kadar kıdem tazminatı alması öngörülüyordu.
Üçüncü alternatifte ise primlerin işçilerin bireysel hesaplarında izlenerek nemalandırılmasına ilişkin 'katılım esaslı' fon kurulması öngörülüyordu.
Her üç öneri de farklı avantaj ve dezavantajlara sahip.
KIDEM TAZMİNATI FONU
Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasına ilişkin yasa taslağında kıdem tazminatı müessesesinin yeniden düzenlenmesi öngörülüyor. Taslağa göre;
- İşverenler çalıştırdıkları işçiler için, oluşturulacak kıdem tazminatı fonuna her ay prim ödeyecekler,
- Prim oranı yüzde 3 olarak öngörülüyor,
- Fon bireysel emeklilik istemi gibi işleyecek,
- İşçiler adına yatırılan primler namlandırılacak,
- Fon kaynaklarının değerlendirilmesinde, diğer benzeri fonların değerlendirilmesinde olduğu gibi devlet iç borçlanma senetleri, repo ve ters repo, mevduat ve yatırım fonları gibi yatırım araçları kullanılacak.
- Fondan on yıldan önce tazminat talep edilemeyecek, adına en az on yıl prim ödenen işçiler kıdem tazminatına hak kazanacak.
- Ödenecek kıdem tazminatında üst sınır uygulaması geçerli olacak. Kıdem tazminatı hesabında alt sınır asgari ücret, üst sınır ise en yüksek devlet memuruna ödenecek ikramiye olacak.
- Kıdem tazminatı fonu işçi ve işveren temsilcilerinden oluşacak dört kişilik fon yönetimi tarafından yönetilecek,
- Yeni işe alınanlar, işe başladıkları tarihten itibaren fona tabi olacak,
- Fonun kurulduğu tarihe kadar olan döneme ilişkin kıdem tazminatı işveren tarafından, yürürlük tarihinden sonraki döneme ilişkin kıdem tazminatı ise yeni hükümlere göre fondan ödenecek.
ON YIL ÇOK UZUN
Getirilmesi düşünülen yeni düzenleme ile işçilerin hakları bazı durumlara karşı korunmakta ve güvence altına alınmaktadır. Özellikle temizlik, güvenlik ve yemek gibi hizmetler sektöründe başta devlet hastaneleri ve belediyeler olmak üzere kamuya taşeronluk hizmeti veren işyerlerinde çalışanların kıdem tazminatı açısından sorun yaşadıkları görülmektedir. Yine ekonomik durumu bozulan işletmelerde çalışanların kıdem tazminatının ödenmesinde sorunlar yaşanabilmekte, hatta çoğu zaman ödenememektedir. Bu açıdan baktığımızda, kıdem tazminatı fonu ile işçilerin kıdem tazminatları güvence altına alınmaktadır. Ancak yeni düzenlemede işçilerin geçmişteki haklarının mutlaka korunması gereklidir.
Örneğin, Fondan kıdem tazminatı talep edebilmek içim geçmesi gereken on yıl, çok uzun bir süre, bu sürenin düşürülmesi gerekiyor.
Mevcut yasada evlenen kadın bir yıl içinde işten ayrılırsa kıdem tazminatına hak kazanırken, yeni yasa taslağında, evlilik nedeniyle işten ayrılmalarda kıdem tazminatı ödemesi öngörülmüyor. Kadın işçiler için evlenme halinde bir yıl içinde işten ayrılanlarla, askerlik halinde 10 yıl bekleme süresi aranmaması da tasarıya konulmalıdır.
Yüzde 3 prim oranı çok düşük. Mevcut yasal düzenlemeye göre, her bir çalışma yılı için bir aylık ücret tutarında kıdem tazminatı ödenirken, aylık yüzde 3 prim yılık olarak aylığın ancak yüzde 36’sını karşılar. Bu da kıdem tazminatının düşmesi anlamına gelir.
Fon için Devlet güvencesinin öngörülmemesi, denetime tabi olsa da fonun iyi işletilememesinin cezasını işçinin çekmesine neden olur.
Görüldüğü gibi 10 yıl ve %3 kesinti anlayışı hak kaybı konumunda.Bu durum emekçinin zararına....özgeylani özgeylani 11-03-2008, 02:27 PM Hakkınıza sahip çıkın
İşverenin, kıdem tazminatı miktarlarını düşürme çabaları, sadece işçileri değil memurları da etkileyecek. Kamu çalışanlarının emekli ikramiyeleri azalacak.
İşveren, 'İş Güvencesi'ne karşılık, AB standartlarını da örnek göstererek kıdem tazminatını eritmeye çalışıyor. Ancak asgari ücreti, sosyal güvenceleri, sendikal hakları, emekli aylıklarını AB kategorisi dışında bırakıyor. Bu dizide, çalışanlar 'Kıdem tazminatı'yla ilgili haklarını tüm detaylarıyla bulabilecekler
İŞÇİDEN İNDİRİLİRSE MEMURU DA ETKİLER
Dizimizde özellikle 'işçi' kelimesini değil 'çalışan' kelimesini kullandık. Bugün sadece işçilerin kıdem tazminatı tartışma konusu edilmektedir. Ama tartışma sonucunda kıdem tazminatında bir indirime gidilirse bu, memurları da etkileyecektir. Zira, kıdem tazminatına paralel olarak kamu çalışanlarına da emekli olduklarında çalıştıkları her yıla karşın bir aylıkları ikramiye olarak verilmektedir.
İş Güvencesine Karşılık Kıdem Tazminatı
15.03.2003 tarihinden yürürlüğe girecek ve işçinin onurunu, gururunu tekrar ayağa kaldıracak olan İş Güvencesi Yasası'na karşılık olarak, işveren kesimi kıdem tazminatının ya kaldırılmasını ya da birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi her yıla bir aylık brüt ücret yerine, bir haftalık veya 15 günlük brüt ücretin esas alınmasını, bu da kabul olmazsa Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasını istemektedir.
Oysa;
AB ülkeleri seviyesinde asgari ücret,
AB ülkeleri seviyesinde aile ve çocuk yardımları,
AB ülkeleri seviyesinde sosyal güvenlik yardımları,
AB ülkeleri seviyesinde emekli aylıkları,
AB ülkeleri seviyesinde sosyal güvence,
AB ülkeleri seviyesinde sendikal haklar, işçilerimize tanındıktan sonra ancak kıdem tazminatına sıra gelebilir. İnanıyoruz ki yukarıdaki haklara sahip olacak işçilerimiz kıdem tazminatı istemeyeceklerdir.
ÇALIŞANIN HAYALLERİNE SAKIN DOKUNMAYIN
İşte, bütün bunları göz önüne alan gazeteniz AKŞAM, başka hiçbir gazetede göremeyeceğiniz bu yazı dizisi ile haklarınızı öğrenmenizi istemektedir.
Bu konuda gazetenizin yazarı Kerim Subengi'nin bir yazısını hatırlatmakta fayda var:
'İşçinin Hayallerine Sakın Dokunmayın.
15.03.2003 günü yürürlüğe girecek 'İş Güvencesi' konusunda işveren kesimi rövanş peşinde. Hükümet ve AK Parti nezdinde yaptığı girişimlere Çalışma Bakanımız Başesgioğlu ses verdi ve önümüzdeki günlerde bu konunun tartışmaya açılacağını ve İş Kanunu konusunun gündeme geleceğini basın toplantısı ile duyurdu.
Ülkemiz işçileri, Avrupa ülkeleri arasında en düşük ücret seviyesine sahiptir ve AB'nin bizi almaktan korktuğu yönlerden biri de 20 milyonluk ucuz işgücünün Avrupa içine akın etmesi gerçeğidir.
Düşük ücret seviyesi ile çalışanlarımızın en büyük hayali ise kıdem tazminatlarıdır. İşverenden alacakları bu toplu para ile ev, arsa, araba almak ya da oğluna işyeri açmak amacında olan işçilerimizin elinden şimdi bu HAYALLERİNİN de alınması gündemde.
İşveren kesimi, iş güvencesine karşılık olarak önceki hükümetin oluşturduğu komisyonda kıdem tazminatının kaldırılmasını ya da en azından her yıla 30 gün yerine 15 günlük ücret verilmesini istemişti, bu istemleri çok eleştirdiğimiz önceki hükümet nezdinde bile kabul görmemişti.
Bu arada 'İş Güvencesi' konusunu bırakın kaldırmayı, değiştirmeyi tartışmayı bile kabul etmek istemiyorum.
Bu konuda Kıdem Tazminatı Fonu kurulması ise yapılabilecek bir işlemdir ama bu fonu idare edeceklerin de dikkatle seçilmeleri gerekir. Yoksa daha önceki MEYAK veya halen gündemde olan Tasarrufu Teşvik Fonu'nun akıbetine uğrarsa, olan yine işçilere olur.
AK Parti Hükümeti, işverenin bu yöndeki taleplerini yerine getirirse, zaten düşük ücret ile emeklilikte alacakları kıdem tazminatı ile hayal kuran işçilerimizin hayallerini de elinden almaz umarım, zira asgari ücret ile açlık seviyesinde yaşayan işçilerin ellerinden hayallerini de alırsanız, çıkabilecek sosyal patlamaların önünde kimse duramaz. Unutmayın, hayal ve ümidi kalmayanların, kaybedecek bir şeyi olmaz.
Son olarak, işçi sendikalara sesleniyorum, üyelerinizin bu hakkını sonuna kadar savunun, yoksa kendi varlık sebepleriniz de gider.'
Patronun işyeri devir tuzağına düşmeyin
İşveren sizi bir şirketten başka bir şirkete nakleder, siz de bu nakle kıdem tazminatınızı almadan rıza gösterirseniz, alacağınızı tehlikeye düşürebilirsiniz. Devri, siz işe giriş bildirgesi imzalamakla sağlamış olursunuz TAME® 11-03-2008, 02:48 PM Kıdem tazminatına 'bireysel emeklilik' formülü
Uzun süredir fona dönüştürülmesi tartışılan kıdem tazminatı sisteminin ana hatları ortaya çıkmaya başladı.
Yeni düzenlemeyle, halen çalışılan her yıl için 30 gün üzerinden hesaplanan kıdem tazminatında bu süre kaldırılacak. Bunun yerine, her ay çalışanın prime esas kazancının yüzde 3'ü tutarında işveren fona prim ödeyecek. Ancak işveren bu payı ödemezse bir yaptırım söz konusu olmayacak. İşverenden alınan katkı payları, bireysel emeklilik fonlarına aktarılacak. Bireysel emeklilik şirketlerini işveren, yatırım fonlarını ise çalışan belirleyecek. Sistemde en az 5 yıl veya 10 yıl kalınması seçeneği üzerinde duruluyor. Düzenlemenin yasalaşmasından önceki dönemdeki kıdem tazminatları ise kazanılmış hak olarak "işverenin yükümlülüğünde olacak."
Mahkemeye gidilebilecek
Kıdem tazminatları için uzun süredir yapılan çalışmalar sonrasında, yeni oluşturulacak sistemin ana hatları ortaya çıktı. Buna göre kurulacak kıdem tazminatı fonuna, çalışanın prime esas kazancı dikkate alınarak belirlenecek oran üzerinden işveren her ay ödeme yapacak. Ödenen tutarlar, Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına yatırılacak. Yatırılan tutarların tamamı işverenlerin belirteceği bireysel emeklilik şirketlerine hiçbir eklenti olmaksızın aynen aktarılacak. Kurumun, miktarın tam olarak ödenip ödenmediği, süresinde yatırılıp yatırılmadığı, ilgili kişilere tahakkuk ettirilip ettirilmediği gibi konularda hiçbir sorumluluğu olmayacak. Buna göre, işveren kıdem tazminatı için öngördüğü rakamı yatırmazsa, sosyal güvenlik kurumları yaptırımda bulunmayacak. Böyle bir durumda veya anlaşmazlık noktasında, mahkemeye gidilmesi gerekecek. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan uzmanlar, şu anda kıdem tazminatının ödenmemesi durumunda devlet kurumlarının herhangi bir yaptırımda bulunmadığını, mahkemelerin kararlarının esas olduğunu belirterek, aynı sistemin fonda da devam edeceğine dikkat çektiler.
Tazminat üçte bire düşüyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, işverenden her ay çalışanın prime esas kazancı üzerinden yüzde 3 oranında prim isteneceğini söylemişti. Buna göre, 850 YTL prime esas brüt ücreti olan bir çalışan için işverenden ayda 25.5 YTL prim istenecek. Bunun bir yıllık karşılığı ise 306 YTL olacak. Ancak söz konusu çalışan şu anda sistemden ayrıldığında, çalıştığı her yıl için 850 YTL kıdem tazminatı alıyordu. Yetkililer, oranın henüz netleşmediğini, söz konusu rakamın 5'e kadar çıkabileceğini kaydetti. Yetkililer, uzun vadede bireysel emeklilik fonlarında değerlenen 306 YTL'nin halen uygulanan kıdem tazminatı sistemindeki rakama yakın bir noktaya çıkabileceğini ifade etti.
"Bu durumda kıdem tazminatının, çalışılan her yıl için 30 günlük brüt ücret olarak hesaplanması uygulamasından vazgeçiliyor" yönündeki soruya ise yetkili, "Yeni bir sisteme geçiliyor" yanıtını verdi.
Bu arada kıdem tazminatı hakkındaki gerilemeye bağlı olarak, istihdam piyasasında bir hareketlilik beklendiği vurgulanıyor. Kıdem tazminatı fonunun sürdürülebilir olması için de, belli bir süre sistemden çıkış yasak olacak. Bu sürenin 5 veya 10 yıl olabileceği veya başka sınırlamalar olabileceği belirtiliyor. Sadece emeklilik veya ölüm durumunda süre sınırı aranmayacak.
Kazanılmış hak korunacak
Düzenlemenin yasalaşmasına kadar olan dönemde, halen yürürlükteki sistem geçerli olacak. Bu dönemden işveren şu andaki sistem üzerinden sorumlu tutulacak. Böylelikle şu anda sistemde bulunan işçiler için ikili bir yapı oluşturulacak. Sisteme düzenlemenin yasalaşmasından sonra girenler için sadece yeni sistem geçerli olacak.
Çalışma Bakanlığı, kıdem tazminatında getirilen yapılanma ile işverenlerin hizmet akdi sonunda ödemek zorunda olduğu büyük meblağların zamana yayılarak; yüklerinin azaltılmasının, fonlar aracılığıyla da çalışanların daha fazla tazminat almasının amaçlandığını belirtti.
İŞVERENLER NE DİYOR ?
Şükrü Koçoğlu (İNTES Başkanı)
Bu iki senedir gündemde olan bir taslak. Taslağın son halini görmedik. Prensipte biz böyle bir Fon'a karşı değiliz. Ancak kıdem tazminatı normalde 1 yıl geçtikten sonra sonra geçerli oluyor. Bizim gibi sektörlerde ise mevsimlik ve üç aylık çalıştırmadan sonra kıdem tazminatına hak kazanılıyor. Kısa vadeli çalışmalar öngören sektörler için uygun değil. Şu an için kesinti payının yüzde 3 olacağı belirtiliyor. Bu rakam 2 veya 3 olmalı. Çünkü bunu sürekli veriyorsunuz. Mevsimlik işçiler için başka bir çözüm aranması gerektiğini, Sayın Bakan'a ilettim. O da makul gördü.
Süleyman Orakçıoğlu: (Damat-Tween)
Hem İşsizlik Fonu hem Kıdem Tazminatı'nın birlikte olması bizim için yük. İşsizlik Sigortası Fon'u varken Kıdem Tazminatı olmamalı. Kıdem Tazminatı yükünün İşsizlik Sigortası veya başka bir Fon'dan telafi edilebileceğini düşünüyoruz. Aksi takdirde şu anda yüzde 45'e varan prim ve vergi yükü var. İşverene bir de yüzde 3 gelirse yeni bir dünya rekoru kırarız.
Gökhan Dereli (Emeklilik Gözetim Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı)Emeklilik Gözetim Merkezi ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) Platformu olarak, kıdem tazminatı ile ilgili olarak yapılan çalışmaların ve yeni sosyal güvenlik tasarısının içinde değiliz. Fonların, bireysel emekliliğe aktarılması kısmı henüz netleşmedi. Sektöre henüz yansımış bir durum yok. Ancak, kıdem tazminatı fonu karşılıklarının BES'e aktırılmasına yönelik düzenlemeler yapıldığı takdirde bunun sistemi olumlu yönde etkileyeceğini ve sistemdeki fon tutarını büyüteceğini düşünüyorum. Fonlar, 10 yıl çekilemeyeceğine göre sistemde bir süreklilik sağlanır; sisteme yeni girişi özendirir.
YENİ DÜZENLEME NELER GETİRİYOR
* Çalışılan her yıl için 30 gün üzerinden hesaplanan kıdem tazminatında bu süre kalkacak.
* İşveren, çalışanın prime esas kazancının yüzde 3'ü tutarında kıdem tazminatı fonuna para ödeyecek.
* Fon bu parayı işverenlerin belirteceği bireysel emeklilik şirketlerine aktaracak.
* Aktarılan bu paylara herhangi bir eklenti yapılmayacak.
* İşveren kıdem tazminatı için öngördüğü payı ödemezse yaptırıma maruz kalmayacak.
* 5-10 yıl süreyle kıdem tazminatı fonundan çıkış yasak olacak
* Anlaşmazlık durumunda çalışanlar mahkemeye başvurabilecek
REFERANS;) | |