özgeylani
11-12-2007, 11:29 PM
Hafızamızı tazeleyelim...
http://www9.gazetevatan.com/pics/yazarlar/150.jpgSizler bu satırları okurken, “Türkiye’nin gündemi” muhtemelen hâlâ “topun nereye” girdiğinde olacak... Avrupa’ya gidiyoruz... Zaten her maç böyledir. Kazanırız veya kaybederiz... Binlerce derdimizi unutup “futbol kahramanları” yaratır veya “yeni suçlular” buluruz... Kısacası tablo; tam da toplumu “uyuşturmak, düşünemez hale getirmek isteyenlerin” istediği gibi gelişir... Top her yuvarlandığında daha da “uyuşur, daha da düşünemez” hale geliriz...
Sevgili dostlar, “profesyonel futbol şımarıklığına” sonuna kadar karşı olan ve “toplumları uyutmak” için kullanılan “futbol çılgınlığı” gibi mekanizmalara “isyan eden” biri olarak; gündemi geriye doğru sorgulamak ve özellikle “futbol afyonu” aldığımız şu günlerde; “bugüne nasıl geldik?” sorusuna farklı bakmak istiyorum...
Bunu yapmamın bir amacı daha var. Bir okuyucumuz mesaj göndermiş ve “sanki her şeyin sorumlusu bu hükümet mi?” sorusunu sormuş... Haklı bir tespit... İçinde bulunduğumuz durum “geçmişten bugüne yaşadığımız her dakikanın sonucu” ...
Peki neler oldu ?
İşte son 26 yılda yaşadıklarımız ve unuttuklarımız...
1 - 1993 yılında üç önemli isim aramızdan ayrıldı. Uğur Mumcu öldürülürken, Adnan Kahveci ve Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis soru işaretleri bırakan kazalara kurban gittiler. Yine aynı dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Çankaya Köşkü bahçesinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Çok kısa bir süre içinde Türkiye düşünsel, siyasi, askeri ve ekonomik dengelerini değiştirebilecek dört ismi kaybetti...
2- Bu dönem sonunda Süleyman Demirel, Köşk’e çıkarken, Tansu Çiller’e başbakanlık yolu açıldı. Çiller, SHP-DYP koalisyonunun başbakanı oldu.
3- Tansu Çiller Başbakanlığı’ndaki koalisyonda en büyük kriz DYP tarafından getirilen Terörle Mücadele Yasası ile ilgili düzenleme teklifiyle çıktı. DYP, ’laiklik’karşıtlığı kapsamında yapılan ‘gösterilerin’ terör suçu kapsamından çıkarılmasını önerdi. Bu noktada duralım; bugün AKP tarafından aynı nitelikte yapılan tekliflerde ‘iş kopar, piyasalara çok kötü haber’ şeklinde yapılan yorumları düşünmek gerekli...
4- 1994 krizinde Sabancı ve Koç, Cumhurbaşkanı Demirel’e ‘Anayasa’yı’ destek alarak ‘olağanüstü hal’ ilan etmesini teklif ettiler. Böylece son 26 yıl içinde devletin serbest piyasaya ‘Anayasal güç’ ile müdahale etmesi isteği de siyasi-ekonomik hayatımıza girmiş oldu...
5- Mesut Yılmaz, 1995 yılında imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasını yaptığı bir konuşmada ‘İkinci bir Tanzimat Fermanı’ olarak niteledi ve Merkez Sağ bir partinin lideri ilk defa AB-Türkiye ilişkilerinde ‘en sert tutumu’ takınmış oldu...
6- 1995 erken genel seçimlerinde Refah Partisi en fazla oyu alarak Meclis’e girdi. Hükümet kurma çalışmaları devam ederken TÜSİAD gazetelere ‘ANAYOL’ yani Doğru Yol ile ANAP arasında bir koalisyon kurulmasını talep eden ilanlar verdi. Böylece bir sivil toplum kuruluşu ‘bu hükümet kurulmalı’ mesajını ilanlara kadar taşıdı...
7- Mesut Yılmaz Başbakanlığı’ndaki 55. hükümet, yani ‘ANAP-DSP-DTP’ koalisyonu gensoruyla düşürüldü...
8- Kasım 1998 tarihinde, büyük dostumuz, en güçlü AB destekçimiz görünen İtalya, Türk mahkemelerinin tutuklama kararına rağmen terörist başı Öcalan’ı serbest bıraktı. Hatta zorunlu ikamet tedbirini de kaldırdı...
9- 1999 yılı içinde Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay intihar etti, kurtarıldı. Bakana baskı yapıldığına dair söylentiler çıktı...
10- 2000 yılında koalisyon ortakları Cumhurbaşkanı Demirel’in süresini uzatmak için 5+5 formülünü ortaya attılar ama TBMM’den geçiremediler...
11- Nisan 2001’de TOBB açıkça hükümeti istifaya çağırdı...
12- Anavatan Partisi’nden Yüksel Yalova ve MHP’den Enis Öksüz, Derviş ile anlaşamayarak bakanlıktan istifa etmek zorunda kaldılar. Bu arada unutmamamız gereken Yalova’nın özelleştirmeden, Öksüz’ün de Derviş’in ‘Acil satacağız’ dediği Telekom’dan sorumlu bakan olmalarıydı. Sonrasını zaten biliyorsunuz; Kemal Derviş ve arkasından AKP Hükümetleri...
Sonuç: Bugün yaşadıklarımızı “sanki ilk defa oluyor gibi algılayıp” detaylara takılanlara, yukarıdaki satırları bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum... “Bu ülkede neler oldu?” hatırlıyor musunuz! Yoksa “futbol” daha mı önemli!
GazeteVatan-Yiğit Bulut
http://www9.gazetevatan.com/pics/yazarlar/150.jpgSizler bu satırları okurken, “Türkiye’nin gündemi” muhtemelen hâlâ “topun nereye” girdiğinde olacak... Avrupa’ya gidiyoruz... Zaten her maç böyledir. Kazanırız veya kaybederiz... Binlerce derdimizi unutup “futbol kahramanları” yaratır veya “yeni suçlular” buluruz... Kısacası tablo; tam da toplumu “uyuşturmak, düşünemez hale getirmek isteyenlerin” istediği gibi gelişir... Top her yuvarlandığında daha da “uyuşur, daha da düşünemez” hale geliriz...
Sevgili dostlar, “profesyonel futbol şımarıklığına” sonuna kadar karşı olan ve “toplumları uyutmak” için kullanılan “futbol çılgınlığı” gibi mekanizmalara “isyan eden” biri olarak; gündemi geriye doğru sorgulamak ve özellikle “futbol afyonu” aldığımız şu günlerde; “bugüne nasıl geldik?” sorusuna farklı bakmak istiyorum...
Bunu yapmamın bir amacı daha var. Bir okuyucumuz mesaj göndermiş ve “sanki her şeyin sorumlusu bu hükümet mi?” sorusunu sormuş... Haklı bir tespit... İçinde bulunduğumuz durum “geçmişten bugüne yaşadığımız her dakikanın sonucu” ...
Peki neler oldu ?
İşte son 26 yılda yaşadıklarımız ve unuttuklarımız...
1 - 1993 yılında üç önemli isim aramızdan ayrıldı. Uğur Mumcu öldürülürken, Adnan Kahveci ve Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis soru işaretleri bırakan kazalara kurban gittiler. Yine aynı dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Çankaya Köşkü bahçesinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Çok kısa bir süre içinde Türkiye düşünsel, siyasi, askeri ve ekonomik dengelerini değiştirebilecek dört ismi kaybetti...
2- Bu dönem sonunda Süleyman Demirel, Köşk’e çıkarken, Tansu Çiller’e başbakanlık yolu açıldı. Çiller, SHP-DYP koalisyonunun başbakanı oldu.
3- Tansu Çiller Başbakanlığı’ndaki koalisyonda en büyük kriz DYP tarafından getirilen Terörle Mücadele Yasası ile ilgili düzenleme teklifiyle çıktı. DYP, ’laiklik’karşıtlığı kapsamında yapılan ‘gösterilerin’ terör suçu kapsamından çıkarılmasını önerdi. Bu noktada duralım; bugün AKP tarafından aynı nitelikte yapılan tekliflerde ‘iş kopar, piyasalara çok kötü haber’ şeklinde yapılan yorumları düşünmek gerekli...
4- 1994 krizinde Sabancı ve Koç, Cumhurbaşkanı Demirel’e ‘Anayasa’yı’ destek alarak ‘olağanüstü hal’ ilan etmesini teklif ettiler. Böylece son 26 yıl içinde devletin serbest piyasaya ‘Anayasal güç’ ile müdahale etmesi isteği de siyasi-ekonomik hayatımıza girmiş oldu...
5- Mesut Yılmaz, 1995 yılında imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasını yaptığı bir konuşmada ‘İkinci bir Tanzimat Fermanı’ olarak niteledi ve Merkez Sağ bir partinin lideri ilk defa AB-Türkiye ilişkilerinde ‘en sert tutumu’ takınmış oldu...
6- 1995 erken genel seçimlerinde Refah Partisi en fazla oyu alarak Meclis’e girdi. Hükümet kurma çalışmaları devam ederken TÜSİAD gazetelere ‘ANAYOL’ yani Doğru Yol ile ANAP arasında bir koalisyon kurulmasını talep eden ilanlar verdi. Böylece bir sivil toplum kuruluşu ‘bu hükümet kurulmalı’ mesajını ilanlara kadar taşıdı...
7- Mesut Yılmaz Başbakanlığı’ndaki 55. hükümet, yani ‘ANAP-DSP-DTP’ koalisyonu gensoruyla düşürüldü...
8- Kasım 1998 tarihinde, büyük dostumuz, en güçlü AB destekçimiz görünen İtalya, Türk mahkemelerinin tutuklama kararına rağmen terörist başı Öcalan’ı serbest bıraktı. Hatta zorunlu ikamet tedbirini de kaldırdı...
9- 1999 yılı içinde Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay intihar etti, kurtarıldı. Bakana baskı yapıldığına dair söylentiler çıktı...
10- 2000 yılında koalisyon ortakları Cumhurbaşkanı Demirel’in süresini uzatmak için 5+5 formülünü ortaya attılar ama TBMM’den geçiremediler...
11- Nisan 2001’de TOBB açıkça hükümeti istifaya çağırdı...
12- Anavatan Partisi’nden Yüksel Yalova ve MHP’den Enis Öksüz, Derviş ile anlaşamayarak bakanlıktan istifa etmek zorunda kaldılar. Bu arada unutmamamız gereken Yalova’nın özelleştirmeden, Öksüz’ün de Derviş’in ‘Acil satacağız’ dediği Telekom’dan sorumlu bakan olmalarıydı. Sonrasını zaten biliyorsunuz; Kemal Derviş ve arkasından AKP Hükümetleri...
Sonuç: Bugün yaşadıklarımızı “sanki ilk defa oluyor gibi algılayıp” detaylara takılanlara, yukarıdaki satırları bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum... “Bu ülkede neler oldu?” hatırlıyor musunuz! Yoksa “futbol” daha mı önemli!
GazeteVatan-Yiğit Bulut

