4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Çoklu Seçmen Tercihleri Analizi

özgeylani
10-12-2007, 12:24 AM
TÜRK SİYASİ HAYATINA DAİR ALTERNATİF MODELLEME GEREĞİ

"ÇOKLU SEÇMEN TERCİHLERİ SİYASİ ODAK EŞLEŞMESİ"
MODELİ 28 Mart seçimleri sonrasında CHP kadar hayalkırıklığı yaşayan bir kesim de araştırma şirketleri idi. Gerçekleştirdikleri kamuoyu yoklamalarındaki sonuçlar ile ortaya çıkan tablo arasında ciddi uçurumlar göze çarpıyordu. Bu uçurumun bir kısmı "ahlak" faktöründen kaynaklansa da; SESAR olarak seçim sonrası yaptığımız analizler bize Türkiye'de seçmenin her türlü siyasi modellemeyi zorlayan davranış biçiminin ana sebep olduğunu gösterdi.

Seçim sonuçları kadar çarpıcı olan bir diğer nokta ise; medyanın seçim sonuçlarını yorumlama da ki ilginç tekdüze tavrıydı. İstisnaların kaideyi bozmadığı gerçeğinden yola çıkarak söyleyebiliriz ki neredeyse bütün medya

* DEHAP'ın ve Güç Birliği'nin performansına bakarak Siyasal Kürtçülük tabanının eridiği
* CHP'nin büyük bir hezimete uğradığı
* Türkiye'nin iki partili bir sisteme doğru gittiği (hakkını vermek lazım, bu anlamsız görüşü fütursuzca savunanların sayısı daha azdı)
* AKP'nin istikrarın yeni adresi olduğu
* Seçmenin MHP ve DYP'yi baraj üstüne iterek (ki sonra DYP'nin baraj altında kaldığı ortaya çıktı), AKP'yi frenlemek istediği ve dolayısı ile "sağduyu"lu davrandığı

O kadar çok yazı/çizi arasında; diğerlerinden farklı olma içgüdüsü bazı yazarlarımızı hayli özgün noktalara taşıdı ama SESAR olarak genel kaygının, seçimin sonuçlarını kendi içinde değerlendirmekten çok; hizmet edilen misyona yarayacak şekilde yorumlama olduğunu gördük.
Kimi; medya ile AKP arasındaki ilişkileri araştırma yönünde hamleler yapan Baykal'ın ipini çekme konusunda fazla gayretkeş, kimi AKP'nin sağladığı "rahat çalışma ortamının" diyetini ödeme konusunda kraldan çok kralcı, kimi de dış kaynaklı iki parti tezine hizmet etme konusunda diğer kalemşörlerden ayrışıp bazılarına değerini kanıtlama çabasındaydı. Motivasyonları ne olursa olsun; 28 Mart seçimlerinin sonuçlarını tahmin etme gayretleri kadar, sonuçlarının yorumlama tarzı da tam bir fiyaskoydu.
Dezenformatif seçim yorumlarına ışık tutmak açısından; özellikle Türkiye'de siyasal Kürtçülük tabanının eridiği yolunda sıkça dile getirilen tezin tamamen bir dezenformasyon olduğunu analiz eden yandaki yazıya göz atmanızı tavsiye ederiz.

Fakat bizim bu ana analizdeki amacımız; SESAR olarak seçim sonrasında şapkamızı önümüze koyup düşünerek ortaya çıkardığımız ve geliştirdiğimiz Çoklu Seçmen Tercihleri Siyasi Odak Eşleşmesi Modeli (ÇOSETSOEM) doğrultusunda; Türkiye'de seçim sonuçlarının analiz metodolojisini, analiz edenlerin maddi/manevi misyonlarından bağımsız hale getirip daha sistematik bir yapının kapısını açmaktadır.

ÇOKLU SEÇMEN TERCİHLERİ SİYASİ ODAK EŞLEŞMESİ MODELİ NEDİR?
Her seçim sonrası; seçim sonuçları ne olursa olsun tekrarlanan ve nedense hiç sorgulanmayan bir klişedir : Seçmenin Sağduyusu.
Ortalama eğitim süresi 3.5 yıl olan bir seçmen kitlesinin; ülkenin makro çıkarları doğrultusunda her seferinde "sağduyulu" seçim yapması istatistiki olarak pek mümkün değilse de; neticede seçmeni müşteri, siyasetçiyi "üretici" olarak gören anlayış çerçevesinde kimse "müşteriyi" kırmak/gücendirmek istemez ve ruhunu okşar. Ve tabi; "demokrasi düşmanı" gibi nahoş sıfatlar yakıştırılmadan sorulması imkansız olan bir soru da sorulmalıdıır : "Seçmenin her seçtiği doğru mudur?"

Oysa ki; dünya "sağduyulu" seçmenlerin seçdiği "sağduyusuz" iktidar yapıları ile doludur.

Burada kilit nokta; hedef seçmen kitlesini doğru kriterler çerçevesinde alt odaklarına ayrıştırma ve daha sonra bu alt odaklarının davranış motivasyonlarını analiz etmektir.

SESAR olarak yaptığımız çalışmalar ve 28 Mart seçimleri sonrasında daha da derinleştirdiğimiz analizler doğrultusunda geliştirdiğimiz Çoklu Seçmen Tercihleri Siyasi Odak Eşleşmesi Modeli, seçmenin oy atana kadar olan süreçte üç temel motivasyon düzleminde hareket ettiği tezinden yola çıkıyor.

Bunlar :
a) İdeolojik Motivasyon
b) Sosyal Motivasyon
c) Menfaat Motivasyonu

Bu üç temel düzlemin bileşkesi ve farklı ağırlıkları neticesinde; bazılarının "seçmenin sağduyusu" dedikleri "nihai karar" ortaya çıkıyor. Bu motivasyon düzlemlerini açmamız gerekirse :

a) İdeolojik Motivasyon : Seçmenin; kendisini özdeşleştirdiği veya yakın durduğu düşünsel çizgi. Günüzümün iyice karmaşıklaşan "kavramlar/düşünceler" ortamında bu düzlemi; "milliyetçi", "muhafazakar" , "sosyal demokrat", v.s. gibi kalıpsal temeller üzerinde değerlendirmek hatalı sonuç vermektedir. Onun yerine SESAR olarak geliştirdiğimiz model; klasik kalıplar yerine seçmenin ideolojik motivasyonunu gündemdeki ana konu başlıkları üzerinden değerlendirmektedir. Bu yöntem; zamanında "solcu" bir kavram olan yerli üretim insiyatiflerinin, günümüz konjonktüründe aynı zamanda "milli" bir tona bürünmesinden kaynaklanan terminolojik hataları bertaraf etmektedir.

b) Sosyal Motivasyon : Seçmenin ideolojik motivasyonundan bağımsız olarak, içinde bulunduğu sosyal konumu çok parametreli olarak tanımlayan düzlem. Bu düzlem; kişinin oy tercihini düşünsel duruşu kadar içinde bulunduğu sosyal ortamın da belirlediği varsayımından yola çıkarak oluşturulmuş bir düzlemdir. İstanbul varoşlarından yaşayan Kürt kökenli bir işçinin kendini nasıl tanımladığı; göçettiği köyündeki tarımla uğraşan Kürt
kökenli seçmene göre farklılaşma gösterecektir ve bunun nedeni seçmenin içinde yaşadığı sosyal ortamdır.
c) Menfaat Motivasyon : Seçmenin ideolojik ve sosyal motivasyonlarından bağımsız olarak; yaşam mücadelesinde varolmak için şart olan menfaat kulvarlarından (aş/iş, eğitim, sağlık, güvenlik, v.s.) hangisine daha fazla ağırlık verdiğine göre şekillenen bir düzlemdir. Kendisini laik olarak tanımlasa da; iktidarda olan muhafazakar tabanlı bir partinin yarattığı ekonomik istikrar ortamının kendisinin iş şartlarını iyileştirdiğini gören solcu bir işçinin nihai kararını etkileyen işte bu menfaat düzlemidir.


SESAR olarak yaptığımız araştırmalar ve modelleme çalışmaları; seçmenin nihai oy kararını bu üç ana düzlem üzerindeki parametrelerin şekillendirdiğini göstermektedir.

Seçmenin bu üç düzleminin karşısında; siyasi odakların benzer üç tabanı bulunmaktadır. Bunlar da;
a) İdeolojik Taban (Parti ve kadrolarının söylemleri ile ortaya koydukları düşünsel bütünün haritası)
b) Sosyal Taban (Partiye oy verenlerle birlikte; partinin en fazla hitap ettiği kesimlerin sosyal konumlarının haritası)
c) Menfaat Tabanı (Parti ve kadrolarının vaadettikleri ve gerçekleştirdikleri icraatlar ile en çok hangi menfaat
kulvarlarını tatmin ettiklerini gösteren harita)
Seçmenin motivasyon haritası ile siyasi odağın tabanlarının ne kadar uyuşup uyuşmadığı; hedefteki seçmen kitlesinin nihai kararını sözkonusu siyasi odak lehine yapıp yapmayacağının da en sağlam göstergesini oluşturmaktadır.

Yukarıda sözedilen "düzlemler" sözel olarak tarif edilen değil; yoğun kamuoyu araştırmaları ile rakamlara dökülebilen nicel özellikleri taşıyan şekilde inşa edilmektedir.

SESAR olarak yaptığımız modellemeler ve analizler göstermiştir ki; medyada yeralan bütün yorumların aksine;
Türkiye'de siyasi bir taban kaymasından çok, seçmenlerin motivasyon kayması sözkonusudur.

"SİYASİ TABAN DEĞİL MOTİVASYON KAYMASI" NE DEMEKTİR?
Yukarıda ortaya atttığımız bu kavramın özü şudur : Seçmen artık aklı ve kalbi ile değil , midesi ile oy kullanmaktadır.

"Siyasi uzmanlar" istedikleri kadar "Türkiye'de sol taban eriyor", "siyasi Kürt politikaları prim yapmıyor" gibi kendi misyonları çerçevesinde yorum yapsınlar; Türkiye'deki seçmen her geçen gün daha fazla kendi ideolojik ve sosyal duruşuna göre değil, "menfaat motivasyonuna" göre oy kullanmaktadır.

Bu faktör; yıllardır siyasi ve ekonomik krizlerle çalkalanan ve artık "istikrar olsun da nasıl olursa olsun" noktasına getirilen bir toplum için fazlası ile belirleyici hale gelmiştir.

Dolayısı ile;
a) Normal şartlarda kendini laik/modern çizgide tanımlasa da; sırf ekonomik istikrar sağlandığı ve uluslararası finans piyasalarıından destek sağladığı için eskiden "yüzüne bile bakmayacağı" AKP kadrolarına "vizyoner" sıfatını yakıştırıp, ona oy atan komprador burjuvazinin temsilcileri ile

b) AKP'nin Kürtçülük misyonuna, elinde tuttuğu iktidar gücü, sağladığı yurtdışı destek, Kuzey Irak'ta Kürdistan'ın kurulmasına verdiği lojistik destek ve bünyesinde barındırdığı Kürtçü odaklar ile, DEHAP'tan daha fazla hizmet ettiğini görüp Erdoğan'a oy atan Kürt milliyetçisi seçmen

menfaat motivasyonlarını, ideolojik ve sosyal motivasyonlarının önünde tutarak nihai kararını veren seçmenlerdir.

Resme bu açıdan bakıldığında; Türkiye'de seçmenin kendini özdeşleştirdiği ideolojik motivasyon haritası ile içinde
yaşadığı sosyal motivasyon haritasından bağımsız olarak; gittikçe daha fazla "menfaat motivasyonuna" bağlı olarak karar vermeye başladığını ve bu nedenle de; AKP gibi "mideye en fazla hizmet eden" partilerin temel aktör olarak sahnedeki yerlerini koruduklarını göstermektedir.

Bu tarz bir analiz; Türk seçmenin, bir gün DSP gibi bir partiyi iktidara taşıdıktan sonra, bir ertesi dönemde aynı partiyi yerlerde sürümesinin "siyasi taban" kayması ile açıklanması hayli zor olduğu bir dönemde, siyasi dinamikleri çok daha gerçekçi bir ortamda açıklama fırsatı tanımaktadır.

İşte bu noktada; Çoklu Seçmen Tercihleri Siyasi Odak Eşleşmesi Modeli 'nin bir alt modülü olan Bütünsel Seçmen Analizi seçmen bazında analizi mümkün kılmaktadır.
"BÜTÜNSEL SEÇMEN ANALİZİ" NEDİR?
Ana modelin bir alt modülü olan "Bütünsel Seçmen Analizi", seçmeni sadece kendini hangi motivasyon tabanları ile özdeşleştirdiğini değil, aynı zamanda diğerlerine göre nasıl konuşlandırdığını ölçen bir metodoloji önermektedir.

Bu modülde; seçmenin kendini tanımladığı platform ayrıntıları ile tespit edildikten seçmenin

a) Antipatik
b) Sempatik

durduğu "dış odaklar ile

a) Fırsat

b) Tehdit

olarak gördüğü pencereler analiz havuzuna dahil edilmektedir.

Bu şekilde; her seçmen nihayetinde atacak bir oyu olsa da; her seçmenin sanki kullanacak 10 oyu varmış da, bunları birinci, ikinci ve üçüncü öncelikleri doğrultusunda dağıtıyormuş gibi oy kullandığını varsayan "ağırlıklı tercih dinamiği" ortaya çıkmaktadır.



Yukarıda belli başlıkları ile ortaya koyduğumuz Çoklu Seçmen Tercihleri Siyasi Odak Eşleşmesi Modeli, geriye doğru yaptığımız çalışmalarda da, siyasi davranışı gittikçe daha belirsiz hale gelen Türk seçmeninin tercih dinamiklerini ortaya koymak açısından diğer modellere göre çok daha sağlıklı bir yapı ortaya koymaktadır.

Analizin başında önümüze koyduğumuz şapkayı tekrar başımıza koyduğumuzda SESAR olarak gördüğümüz şudur ki;
Seçmene hangi partiye oy atacağını sormaktan daha önemli olan; müşteri konumunda olan seçmen kitlesinin motivasyon haritalarıile ile üretici konumundaki siyasi odağın taban haritalarının bütün ayrıntıları ile ortaya konulup, eşleşme ve ayrışma noktalarını tespit etmektir. Bu yöntem sadece hedefteki bir seçmen kitlesinin (ister ulusal boyutta, ister mahalle düzeyinde) nihai kararını zaman ve mekan bağımsız tahmin etme doğruluğunu arttırmakla kalmayıp; aynı zamanda hedef seçmen kitlesine en uygun duruşu sergilemeye çalışan siyasi odaklar için de en değerli tavsiyeleri bünyesinde barındırmaktadır.

Atılan bir oy; arka plandaki dinamikler klişe söylemlerin ötesinde analiz edilmediği sürece sadece bir oydur; Çoklu Seçmen Tercihleri Siyasi Odak Eşleşmesi Modeli ile ele alındığı zaman ise; içinden çıktığı toplumsal dinamiğin "sağ duyusudur".


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0