özgeylani
06-12-2007, 11:48 PM
MEDENİYETİMİZİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ
Her milletin ve devletin idealleri yaşamda sürekliliği
yakalamaktır. Haşredek veya ebed müddet yaşamak nasıl
mümkün olacaktır. Elbette bunun özellikle ve öncelikle
sosyolojik olarak analiz edilmesi gerekir.
Medeniyetimiz bugüne kadar nasıl geldi, yarınlara
nasıl ulaşacak?
Dün olan millet birliği bugün niçin yok?
Ruh iklimimiz hangi mevsimi yaşıyor?
İnsanımızı tanıyor muyuz, Türk aile yapısının
temelleri nasıl sarsılıyor?
Maddi hayatın idamesi yanında, Ruh dünyasının huzuru
için ne yapılıyor?
İnsan ve ailenin toplumdaki yeri ve konumu daha ne
zamana kadar, başkalarının insafına bırakılacak?
Fertten, devlete içinde yaşadığımız toplumun, ebet
müddet yaşaması tesadüflere mi bırakılacak?
Geçmişimizden haberdar mıyız, geleceğin kaygısını
yaşıyor muyuz?
Türk toplumun yapısında Sünneti Seniyye bir harç
mesabesindeydi. İnsanlar arası muamelede Peygamberi
ölçü, hem ibadet hem de nezaket ve nezafet anlamına
geliyordu. Bu karakterin nesilden nesile aktarılması,
adeta bir zevk ve yaşam tarzı haline getirilmişti.
Uzun yıllar toplumda bir mektep olan Ahmediyye ve
Muhammediyye Peygamberi ahlakın bir zevk manzumesi
halinde kuşaktan kuşağa aktarılmasının temel
örneklerinden idi.
Hak aşıklarının nurlarını anlatan Envârül
Âşıkîn; özellikle kadın-erkek ilişkilerini konu alan
nasihat kabilinden ahlaki ve edebi ölçüler veren
Tûtînâme; Peygamberlerle ilgili kıssaları içeren
Kısas-ı Enbiyâ; velilerin hayat hikayelerini içeren
Tezkiretül-Evliyâ; nefsleri temizleyen Müzekkin
Nüfus; Yusuf ile Zeliha ve benzeri tasavvufi
mesneviler; muhtelif divanlar her gün okunan ve
tefekkür edilen zenginliklerimiz idi. Çocukluğumda
ninemin okuduğu bu ve benzeri eserler hala hafızamda
ve gönlümde tazeliğini korumaktadır.
Bu kapsamda bir mektep olan hadis-i şerifler bir zevk
cümbüşü içinde, hem insanımızın hem toplumun gününün
ve geleceğinin teminatı olmuştur. Yaygın olarak
bilinen bazı hadis-i şeriflerin altını çizerek bu
temel direkleri daha net görmeye çalışalım.
- Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu
(düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir
ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını
giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu
sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının
birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu)
örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58
- Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu
kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8
- Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset
etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey
Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç
günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal
olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58
- Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir.
Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66
- İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.
İbn Mâce, Ruhûn, 4
Günümüze gelince artık çok şeyin değiştiği
görülmektedir. Artık nineler torunlarına kitap
okumamakta, daha çok televizyon ve internet üzerinden,
ölçüden mahrum bir etkileşim, bir kültür emperyalizmi
söz konusu olmaktadır. Teknolojik gelişmeler, milli
güvenlik açısından göz ardı edilince, topluma milli
olan ölçü öğretilmeyince, kaynağı bilinmeyen ölçüler
toplum mühendisliğinin bir unsuru olmaktadır.
Bırakın yabancı kanalları Türkçe yayın yapan
kanallarda bile haftalık periyoddaki televizyon
dizilerinin sayısı 100 ün üzerindedir. Artık toplumun
geleceği dizilere endekslenmiştir. Adeta bir dizi
toplumuna doğru süratle gidilmektedir. Hanımlara,
erkeklere; gençlere, yaşlılara hasılı herkese yönelik
diziler yapılmaktadır. Toplumun aktörü, aktüalitesi,
gündemi, günceli kısacası bütün hassasiyetleri
kullanılarak sosyal bombardıman devam etmektedir.
Neredeyse hiç açık kapı bırakılmadan her kesimine
hitap edilerek toplum acı sona doğru taşınmaktadır.
Artık kendi toplumumuzu tanımakta zorluk çekmekteyiz.
Toplumun refleksleri bildik olmaktan çıkmıştır. Toplum
cinnet geçirmektedir. Gazete haberleri, tv haberleri
izlenir olmaktan çıkmıştır. Bilindiği gibi sosyal
hadiseler bulaşıcıdır. İyilik de, güzellik de izleyeni
etkisi altında bırakır. Yanlışı düzeltme adına bir
gayretin içine girilmezse, yanlış kişiyi etkisi altına
alır. Burada Hz. Ömer efendimizin sözü manidardır.
İnandığı gibi yaşamayanlar yaşadıkları gibi
inanmaya başlarlar. Seyirci belli bir seviyeden
sonra hipnotize olmuş gibi başlar aynı hal ile
hallenmeye. Dün garip olan hadiseler artık vakay-ı
adiyeden kabul edilmeye başlanır. Artık toplum kan
kaybetmeye başlamıştır. Madem insan toplumun, toplumda
insanın aynasıdır. Artık insanda toplum, toplumda
insan seyredilmeye başlanır. İnsan hayatında, aile
hayatında, toplum yaşantısında aksaklıklar ortaya
çıkmaya başlar. Bir iki derken, artık sorun içinden
çıkılmaz bir hal alır.
Toplum mühendisleri saldırıyı planlarken savunmayı da
bertaraf etmenin hesaplarını yapmışlardır. İşin acı
tarafı taşlar bağlı, köpekler serbest
vaziyettedir. Toplumun teminatı olan ölçülere sahip
çıkmak, toplumu geleceye taşımaya sahip çıkmak
demektir. Bu manada her ne adına olursa olsun,
toplumun temel dinamiklerine taarruz edilmesi masum
karşılanmamalıdır. Bu konu dini olmanın ötesinde milli
karakter taşımaktadır. Yani bir ulusal güvenlik
meselesidir. Tarihi bir süreçten geçilen günümüzde,
devleti ebed müddet kaygısı çeken herkese düşen görev,
geçmiş, bugün ve gelecek bütünlüğü içinde
medeniyetimize sahip çıkmaktır.
Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Her milletin ve devletin idealleri yaşamda sürekliliği
yakalamaktır. Haşredek veya ebed müddet yaşamak nasıl
mümkün olacaktır. Elbette bunun özellikle ve öncelikle
sosyolojik olarak analiz edilmesi gerekir.
Medeniyetimiz bugüne kadar nasıl geldi, yarınlara
nasıl ulaşacak?
Dün olan millet birliği bugün niçin yok?
Ruh iklimimiz hangi mevsimi yaşıyor?
İnsanımızı tanıyor muyuz, Türk aile yapısının
temelleri nasıl sarsılıyor?
Maddi hayatın idamesi yanında, Ruh dünyasının huzuru
için ne yapılıyor?
İnsan ve ailenin toplumdaki yeri ve konumu daha ne
zamana kadar, başkalarının insafına bırakılacak?
Fertten, devlete içinde yaşadığımız toplumun, ebet
müddet yaşaması tesadüflere mi bırakılacak?
Geçmişimizden haberdar mıyız, geleceğin kaygısını
yaşıyor muyuz?
Türk toplumun yapısında Sünneti Seniyye bir harç
mesabesindeydi. İnsanlar arası muamelede Peygamberi
ölçü, hem ibadet hem de nezaket ve nezafet anlamına
geliyordu. Bu karakterin nesilden nesile aktarılması,
adeta bir zevk ve yaşam tarzı haline getirilmişti.
Uzun yıllar toplumda bir mektep olan Ahmediyye ve
Muhammediyye Peygamberi ahlakın bir zevk manzumesi
halinde kuşaktan kuşağa aktarılmasının temel
örneklerinden idi.
Hak aşıklarının nurlarını anlatan Envârül
Âşıkîn; özellikle kadın-erkek ilişkilerini konu alan
nasihat kabilinden ahlaki ve edebi ölçüler veren
Tûtînâme; Peygamberlerle ilgili kıssaları içeren
Kısas-ı Enbiyâ; velilerin hayat hikayelerini içeren
Tezkiretül-Evliyâ; nefsleri temizleyen Müzekkin
Nüfus; Yusuf ile Zeliha ve benzeri tasavvufi
mesneviler; muhtelif divanlar her gün okunan ve
tefekkür edilen zenginliklerimiz idi. Çocukluğumda
ninemin okuduğu bu ve benzeri eserler hala hafızamda
ve gönlümde tazeliğini korumaktadır.
Bu kapsamda bir mektep olan hadis-i şerifler bir zevk
cümbüşü içinde, hem insanımızın hem toplumun gününün
ve geleceğinin teminatı olmuştur. Yaygın olarak
bilinen bazı hadis-i şeriflerin altını çizerek bu
temel direkleri daha net görmeye çalışalım.
- Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu
(düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir
ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını
giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu
sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının
birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu)
örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58
- Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu
kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8
- Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset
etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey
Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç
günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal
olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58
- Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir.
Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66
- İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.
İbn Mâce, Ruhûn, 4
Günümüze gelince artık çok şeyin değiştiği
görülmektedir. Artık nineler torunlarına kitap
okumamakta, daha çok televizyon ve internet üzerinden,
ölçüden mahrum bir etkileşim, bir kültür emperyalizmi
söz konusu olmaktadır. Teknolojik gelişmeler, milli
güvenlik açısından göz ardı edilince, topluma milli
olan ölçü öğretilmeyince, kaynağı bilinmeyen ölçüler
toplum mühendisliğinin bir unsuru olmaktadır.
Bırakın yabancı kanalları Türkçe yayın yapan
kanallarda bile haftalık periyoddaki televizyon
dizilerinin sayısı 100 ün üzerindedir. Artık toplumun
geleceği dizilere endekslenmiştir. Adeta bir dizi
toplumuna doğru süratle gidilmektedir. Hanımlara,
erkeklere; gençlere, yaşlılara hasılı herkese yönelik
diziler yapılmaktadır. Toplumun aktörü, aktüalitesi,
gündemi, günceli kısacası bütün hassasiyetleri
kullanılarak sosyal bombardıman devam etmektedir.
Neredeyse hiç açık kapı bırakılmadan her kesimine
hitap edilerek toplum acı sona doğru taşınmaktadır.
Artık kendi toplumumuzu tanımakta zorluk çekmekteyiz.
Toplumun refleksleri bildik olmaktan çıkmıştır. Toplum
cinnet geçirmektedir. Gazete haberleri, tv haberleri
izlenir olmaktan çıkmıştır. Bilindiği gibi sosyal
hadiseler bulaşıcıdır. İyilik de, güzellik de izleyeni
etkisi altında bırakır. Yanlışı düzeltme adına bir
gayretin içine girilmezse, yanlış kişiyi etkisi altına
alır. Burada Hz. Ömer efendimizin sözü manidardır.
İnandığı gibi yaşamayanlar yaşadıkları gibi
inanmaya başlarlar. Seyirci belli bir seviyeden
sonra hipnotize olmuş gibi başlar aynı hal ile
hallenmeye. Dün garip olan hadiseler artık vakay-ı
adiyeden kabul edilmeye başlanır. Artık toplum kan
kaybetmeye başlamıştır. Madem insan toplumun, toplumda
insanın aynasıdır. Artık insanda toplum, toplumda
insan seyredilmeye başlanır. İnsan hayatında, aile
hayatında, toplum yaşantısında aksaklıklar ortaya
çıkmaya başlar. Bir iki derken, artık sorun içinden
çıkılmaz bir hal alır.
Toplum mühendisleri saldırıyı planlarken savunmayı da
bertaraf etmenin hesaplarını yapmışlardır. İşin acı
tarafı taşlar bağlı, köpekler serbest
vaziyettedir. Toplumun teminatı olan ölçülere sahip
çıkmak, toplumu geleceye taşımaya sahip çıkmak
demektir. Bu manada her ne adına olursa olsun,
toplumun temel dinamiklerine taarruz edilmesi masum
karşılanmamalıdır. Bu konu dini olmanın ötesinde milli
karakter taşımaktadır. Yani bir ulusal güvenlik
meselesidir. Tarihi bir süreçten geçilen günümüzde,
devleti ebed müddet kaygısı çeken herkese düşen görev,
geçmiş, bugün ve gelecek bütünlüğü içinde
medeniyetimize sahip çıkmaktır.
Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi

