özgeylani
04-12-2007, 12:30 AM
ZihinolKobayı Nedir, Nasıl Yapılıyor?
Cum, 02/03/2007 - 06:41 — burokrat
http://www.teoriler.com/resimler/48.jpg
Zihin Kontrolü
ve Mançurya Kobayı Nedir, Nasıl Yapılıyor?
Zihin kontrolü, insanın algı sistemlerine ya da bilincine yönelik olarak yapılan bir
takım operasyonlar zinciri. Bunların bir tanesi LSD gibi çok çeşitli halüsinojenlerin
kullanılması ve insanda farklı bilinç halleri oluşturmak. Bunu özellikle yabancı
istihbarat örgütleri kullanmış. Kore Savaşı'nda Çinlilerin kullanmış olduğu yöntemleri
de unutmamak gerek tabi. İnsanların fizyolojik ihtiyaçlarını bloke etmek ve onların
direncini kırmak, kullanılan yöntemler arasında. Zaten " Mançurya Kobayı" ismi de
Kore Savaşı'ndan geliyor. Kore Savaşı'nda insanların dirençlerini kırıp çeşitli
işkence yöntemleri uyguladıktan sonra çözülmeyi çok daha kolay bir şekilde sağlıyorlar.
ABD'liler 1950'li yıllarda uyanıyor ve 1953'de MK-ULTRA projesi başlatılıyor.
O dönemlerde Solomon Asch adlı bir Yahudi bilimadamı var. Bunun 300 bin kişi
üzerinde yaptığı bir çalışma mevcut. Çalışmada iki grup var. Bunlardan birinde
öğretmenler, diğerinde denekler var. Denekler oturdukları yerde bir kelime
okuyacak ve hata yaptıkları zaman öğretmenler bunlara elektrik şoku verecek.
Elektrik şokları 75 volttan başlayıp üst noktalara kadar geliyor. Aslında burada
deney yapılanlar şok verilenler değil, öğretmenler. İnsanların nereye kadar şok
vermeyi sürdürecekleri ölçülüyor. Görülüyor ki 300 bin kişinin yüzde 65'i bir
beyaz gömlekliye " Şok ver!" demeyi sürdürdüğü için şok vermeyi sürdürüyor ve
450 voltluk değerlere kadar çıkılıyor. Bu arada, öğrenenlere elektrik falan
verilmiyor. Aslında deneklerin (öğrenenlerin) çoğu tiyatrocu ve rol yapıyor.
İnsanlar, deneklerin canının acıdığını görmelerine rağmen elektrik vermeye devam
edebiliyor. Dolayısıyla insanlarda otoriteye karşı korkunç bir boyun eğme var.
300 bin kişiyle yapılmış olması, bunun büyük olasılıkla ABD derin devletinin
bir projesi olduğunu gösteriyor. Şuna bakıyorlar: " Otoriteye bizim halkımız
ne kadar bağlı?" Bu deneyi Türkiye'de yapsanız oran daha az çıkar; Yüzde 65
çıkmaz. Ama Amerika'da sosyal koşullama ile otoriteye inanç çok yüksek düzeylerde.
Teknoloji bu konuda ne yoğunlukta kullanılıyor?
Teknoloji çok iyi kullanılıyor. ABD'de şunu gördüm. İnsanlarda ciddi bir
televizyon bağımlılığı var. Gidiyor evine, günde beş saat televizyon seyrediyor.
Seyrettikleri şeyler abuk subuk. ABD'deki kanallar Türkiye'dekinden kötü; hepsi
birbirine benziyor. Haber programları zaten tamamıyla beyin yıkama. Dolayısıyla,
insanlar nasıl günde beş saat televizyon seyretmeye yönlendirilir, alıştırılır,
bu nasıl bağımlılık haline getirilir, o çok enterasan. Televiyonlarla aslında
indoktrine edilmiş, pasifleştirilmiş bir toplum kurdu ABD. MK-ULTRA projesini
başlatan Allen Dulles'in çok vurucu bir sözü var; "Birinci aşamada propaganda,
depolitizasyon ve kitlesel sindirmeyi sağlayacağız."; "İkinci aşamayı da
bireyin beyninde kazanacağız" diyor.
Zihin kontrolü yoluyla sıradan bir insandan bir cani yaratmak mümkün mü?
Bunun başarılabileceği söyleniyor şu anda. Bunların en vurucusu John Lennon'un
katili Mark David Chapman. John Lennon, ABD dengeleri için çok büyük tehlike
oluşturmaya başlamıştı. Vietnam Savaşı'na karşı çok ciddi bir etki oluşturuyordu.
John F. Kennedy ve kardeşi Robert Kennedy'nin katillerinin de böyle bir
programlara tabi tutulduğu söylendi. Detaylı bilgi için 2006 Temmuz'unda
yayınlanan, 'Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler' (Neden Kitap)
isimli kitabıma da bakabilirsiniz.
Zihin kontrolü ağırlıklı olarak istihbarat örgütleri tarafından mı kullanılıyor?
Bu yöntem, istihbarat örgütleri ve askeri istihbarat tarafından kullanılıyor.
ABD'de 29 tane istihbarat örgütü var. Bunlardan en önemlileri Savunma Bakanlığı'na
bağlı Askeri İstihbarat Teşkilatı, CIA, NSA, FBI ve DIA. En gizlilerinden biri
NSA'dir. Bu teşkilatlardan hepsi zihin kontrolü konusunda çalışmalar yapıyor.
http://www.teoriler.com/resimler/49.jpg
Toplumsal olarak zihin kontrolündeki araçlar nedir?
Televizyon ve moda en önemli araçlar. Hollywood bu işte başı çekiyor. Çünkü
Hollywood'la insanların davranış şekillerini kalıplamak mümkün. Mesela bunun
en önemli örnekleri Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Matrix isimli filmler.
Matrix'te bazı kalıplara insanlar şartlanıyor. Yahudi geleneklerini insanlara,
çocukların bilinç dışına aşılıyor. Belki bizler genel toplumdan biraz kopuk ve
daha farklı insanlar olduğumuz için, "Hadi canım sende, bu olmaz!" diyoruz ama
bu öyle değil. İnsanların yüzde 50-65'ini etki altına alsa yetiyor zaten.
Normal insanlar bu telkinleri ve şartlandırmaları çok kolay alıyor. Dolayısıyla
beyin yıkama araçlarından en önemli ikisi; televizyon programları ve filmler.
Filmler çok önemli. Bu mecrada her şey milim milim işleniyor. Ortaya çıkan şu:
ABD'de toplumun yüzde 65'i tamamen itaatkâr, ABD'yi yöneten 25 bin elite kafa
kaldırmayacak insanlardan oluşuyor. Nitekim Bush gibi birisini başlarına
getirmelerinden belli olmuyor mu? Yahudi sistemini, Evangelist beyin yıkamayı
sorgulamaması ve ABD'deki sistemi sorgulamaması üzerine eğitilmeye çalışılan
insanlar bunların büyük çoğunluğu. Bugün ABD'de demokrasi yok ki! Demokratlar
da, Cumhuriyetçiler de CFR (Dış İlişkiler Konseyi) üyesi. Aynı yerden adam
seçiyorsun. Bir çelişki yok yani. ABD'de kimin nereye geleceğine başından karar
veriliyor. Bir zihin kontrolü projesi olan " Monarch Projesi" bunlardan bir tanesi.
Onunla ilgili "Baykuş İmparatorluğu" (Trance Formation of America) isimli bir
kitap var. Bu, CIA'in yazdırdığı bir psikolojik savaş kitabı. Buradaki hiçbir
şey gerçek değil. Deli saçması bunların büyük çoğunluğu. Büyük bir kısmı ise
pornografik. Hedef komplo teorisiyle uğraşanları hasta ve mantık dışı göstermek.
Derin devletlerin kendilerini, olduklarından daha güçlü göstermek ve insanlara
"Ensenizdeyiz" izlenimi vermek gibi bir görevleri de var. Zihin kontrolünün bu
çerçevede yeri nedir?
Belki adam uğraşıyor zihin kontrolünü yapmaya ama yaptığı zihin kontrolünü çok
daha farklı gösteriyor bize. Çok daha büyük, ulaşılmaz. "Uzaydan, uydulardan
kontrol ediyoruz, rüyalarınıza giriyoruz" şeklinde lanse ediyorlar.
Bir yandan yapılıyor, bir yandan da yapıldığından daha fazla abartılıyor...
Bu da zihin kontrolünün bir parçası. Bugün bir sürü hatalı düşünen insan var .
Mesela, Türkçe'de çıkmış bir sürü kitap var. Saçma sapan bir sürü bilgi
içeriyorlar, gerçeklerle ilgileri yok.
Zihin kontrolü Türkiye'de uygulandı mı?
Türkiye'de uygulandığını düşünüyoruz. Kitabımda Aytunç Altındal'la yapılmış
bir mülakat var. Orada detaylı örnekleri yer alıyor. 1968-70'lerde "Phoenix
Operasyonu" adı altında bir operasyon var. Yakalanan iki ABD'linin üzerlerinde
LSD ve diğer haplar vardı. Yabancı istihbarat birimleri tarafından kontrol
edilen, Türkiye'nin düşmanı haline getirilmiş bazı tarikat ve cemaatlerde
bu tip maddeler ve çok değişik tekniklerin kullanılmış olma olasılığı çok yüksek.
Danıştay saldırısının da bu etkiyle yapılmış olabileceğine dair bir iddia var
kitabınızda?
O konuda çeşitli iddialar var. Bulgaristan'da bir hafta kaldığı söyleniyor,
ne yaptığı belli değil. Danıştay saldırısının büyük olasılıkla Gladyo
tarafından planlandığı, temelinde de Danıştay üyelerinin, Tüpraş'ın özelleştirmesine,
Galataport'a onay vermemelerinin yattığı sanılıyor. Oferler'in projeleri
bunlar ve arkada Yahudi lobisi ve İsrail hükümeti var. Danıştay üyelerinin
hayatları tehlikede. Danıştay üyeleri koruma istedikleri halde alamıyorlarmış,
yani bugün Devlet kendi Danıştay üyelerini koruyamıyor. Bugün Türkiye'de
Türkçülüğü, Ulusalcılığı savunan bir yapı, derin devlet yok. Olsa zaten şu
andaki yönetimi ve sistemi alaşağı ederdi.
http://www.teoriler.com/resimler/50.jpg
Cum, 02/03/2007 - 06:41 — burokrat
http://www.teoriler.com/resimler/48.jpg
Zihin Kontrolü
ve Mançurya Kobayı Nedir, Nasıl Yapılıyor?
Zihin kontrolü, insanın algı sistemlerine ya da bilincine yönelik olarak yapılan bir
takım operasyonlar zinciri. Bunların bir tanesi LSD gibi çok çeşitli halüsinojenlerin
kullanılması ve insanda farklı bilinç halleri oluşturmak. Bunu özellikle yabancı
istihbarat örgütleri kullanmış. Kore Savaşı'nda Çinlilerin kullanmış olduğu yöntemleri
de unutmamak gerek tabi. İnsanların fizyolojik ihtiyaçlarını bloke etmek ve onların
direncini kırmak, kullanılan yöntemler arasında. Zaten " Mançurya Kobayı" ismi de
Kore Savaşı'ndan geliyor. Kore Savaşı'nda insanların dirençlerini kırıp çeşitli
işkence yöntemleri uyguladıktan sonra çözülmeyi çok daha kolay bir şekilde sağlıyorlar.
ABD'liler 1950'li yıllarda uyanıyor ve 1953'de MK-ULTRA projesi başlatılıyor.
O dönemlerde Solomon Asch adlı bir Yahudi bilimadamı var. Bunun 300 bin kişi
üzerinde yaptığı bir çalışma mevcut. Çalışmada iki grup var. Bunlardan birinde
öğretmenler, diğerinde denekler var. Denekler oturdukları yerde bir kelime
okuyacak ve hata yaptıkları zaman öğretmenler bunlara elektrik şoku verecek.
Elektrik şokları 75 volttan başlayıp üst noktalara kadar geliyor. Aslında burada
deney yapılanlar şok verilenler değil, öğretmenler. İnsanların nereye kadar şok
vermeyi sürdürecekleri ölçülüyor. Görülüyor ki 300 bin kişinin yüzde 65'i bir
beyaz gömlekliye " Şok ver!" demeyi sürdürdüğü için şok vermeyi sürdürüyor ve
450 voltluk değerlere kadar çıkılıyor. Bu arada, öğrenenlere elektrik falan
verilmiyor. Aslında deneklerin (öğrenenlerin) çoğu tiyatrocu ve rol yapıyor.
İnsanlar, deneklerin canının acıdığını görmelerine rağmen elektrik vermeye devam
edebiliyor. Dolayısıyla insanlarda otoriteye karşı korkunç bir boyun eğme var.
300 bin kişiyle yapılmış olması, bunun büyük olasılıkla ABD derin devletinin
bir projesi olduğunu gösteriyor. Şuna bakıyorlar: " Otoriteye bizim halkımız
ne kadar bağlı?" Bu deneyi Türkiye'de yapsanız oran daha az çıkar; Yüzde 65
çıkmaz. Ama Amerika'da sosyal koşullama ile otoriteye inanç çok yüksek düzeylerde.
Teknoloji bu konuda ne yoğunlukta kullanılıyor?
Teknoloji çok iyi kullanılıyor. ABD'de şunu gördüm. İnsanlarda ciddi bir
televizyon bağımlılığı var. Gidiyor evine, günde beş saat televizyon seyrediyor.
Seyrettikleri şeyler abuk subuk. ABD'deki kanallar Türkiye'dekinden kötü; hepsi
birbirine benziyor. Haber programları zaten tamamıyla beyin yıkama. Dolayısıyla,
insanlar nasıl günde beş saat televizyon seyretmeye yönlendirilir, alıştırılır,
bu nasıl bağımlılık haline getirilir, o çok enterasan. Televiyonlarla aslında
indoktrine edilmiş, pasifleştirilmiş bir toplum kurdu ABD. MK-ULTRA projesini
başlatan Allen Dulles'in çok vurucu bir sözü var; "Birinci aşamada propaganda,
depolitizasyon ve kitlesel sindirmeyi sağlayacağız."; "İkinci aşamayı da
bireyin beyninde kazanacağız" diyor.
Zihin kontrolü yoluyla sıradan bir insandan bir cani yaratmak mümkün mü?
Bunun başarılabileceği söyleniyor şu anda. Bunların en vurucusu John Lennon'un
katili Mark David Chapman. John Lennon, ABD dengeleri için çok büyük tehlike
oluşturmaya başlamıştı. Vietnam Savaşı'na karşı çok ciddi bir etki oluşturuyordu.
John F. Kennedy ve kardeşi Robert Kennedy'nin katillerinin de böyle bir
programlara tabi tutulduğu söylendi. Detaylı bilgi için 2006 Temmuz'unda
yayınlanan, 'Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler' (Neden Kitap)
isimli kitabıma da bakabilirsiniz.
Zihin kontrolü ağırlıklı olarak istihbarat örgütleri tarafından mı kullanılıyor?
Bu yöntem, istihbarat örgütleri ve askeri istihbarat tarafından kullanılıyor.
ABD'de 29 tane istihbarat örgütü var. Bunlardan en önemlileri Savunma Bakanlığı'na
bağlı Askeri İstihbarat Teşkilatı, CIA, NSA, FBI ve DIA. En gizlilerinden biri
NSA'dir. Bu teşkilatlardan hepsi zihin kontrolü konusunda çalışmalar yapıyor.
http://www.teoriler.com/resimler/49.jpg
Toplumsal olarak zihin kontrolündeki araçlar nedir?
Televizyon ve moda en önemli araçlar. Hollywood bu işte başı çekiyor. Çünkü
Hollywood'la insanların davranış şekillerini kalıplamak mümkün. Mesela bunun
en önemli örnekleri Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Matrix isimli filmler.
Matrix'te bazı kalıplara insanlar şartlanıyor. Yahudi geleneklerini insanlara,
çocukların bilinç dışına aşılıyor. Belki bizler genel toplumdan biraz kopuk ve
daha farklı insanlar olduğumuz için, "Hadi canım sende, bu olmaz!" diyoruz ama
bu öyle değil. İnsanların yüzde 50-65'ini etki altına alsa yetiyor zaten.
Normal insanlar bu telkinleri ve şartlandırmaları çok kolay alıyor. Dolayısıyla
beyin yıkama araçlarından en önemli ikisi; televizyon programları ve filmler.
Filmler çok önemli. Bu mecrada her şey milim milim işleniyor. Ortaya çıkan şu:
ABD'de toplumun yüzde 65'i tamamen itaatkâr, ABD'yi yöneten 25 bin elite kafa
kaldırmayacak insanlardan oluşuyor. Nitekim Bush gibi birisini başlarına
getirmelerinden belli olmuyor mu? Yahudi sistemini, Evangelist beyin yıkamayı
sorgulamaması ve ABD'deki sistemi sorgulamaması üzerine eğitilmeye çalışılan
insanlar bunların büyük çoğunluğu. Bugün ABD'de demokrasi yok ki! Demokratlar
da, Cumhuriyetçiler de CFR (Dış İlişkiler Konseyi) üyesi. Aynı yerden adam
seçiyorsun. Bir çelişki yok yani. ABD'de kimin nereye geleceğine başından karar
veriliyor. Bir zihin kontrolü projesi olan " Monarch Projesi" bunlardan bir tanesi.
Onunla ilgili "Baykuş İmparatorluğu" (Trance Formation of America) isimli bir
kitap var. Bu, CIA'in yazdırdığı bir psikolojik savaş kitabı. Buradaki hiçbir
şey gerçek değil. Deli saçması bunların büyük çoğunluğu. Büyük bir kısmı ise
pornografik. Hedef komplo teorisiyle uğraşanları hasta ve mantık dışı göstermek.
Derin devletlerin kendilerini, olduklarından daha güçlü göstermek ve insanlara
"Ensenizdeyiz" izlenimi vermek gibi bir görevleri de var. Zihin kontrolünün bu
çerçevede yeri nedir?
Belki adam uğraşıyor zihin kontrolünü yapmaya ama yaptığı zihin kontrolünü çok
daha farklı gösteriyor bize. Çok daha büyük, ulaşılmaz. "Uzaydan, uydulardan
kontrol ediyoruz, rüyalarınıza giriyoruz" şeklinde lanse ediyorlar.
Bir yandan yapılıyor, bir yandan da yapıldığından daha fazla abartılıyor...
Bu da zihin kontrolünün bir parçası. Bugün bir sürü hatalı düşünen insan var .
Mesela, Türkçe'de çıkmış bir sürü kitap var. Saçma sapan bir sürü bilgi
içeriyorlar, gerçeklerle ilgileri yok.
Zihin kontrolü Türkiye'de uygulandı mı?
Türkiye'de uygulandığını düşünüyoruz. Kitabımda Aytunç Altındal'la yapılmış
bir mülakat var. Orada detaylı örnekleri yer alıyor. 1968-70'lerde "Phoenix
Operasyonu" adı altında bir operasyon var. Yakalanan iki ABD'linin üzerlerinde
LSD ve diğer haplar vardı. Yabancı istihbarat birimleri tarafından kontrol
edilen, Türkiye'nin düşmanı haline getirilmiş bazı tarikat ve cemaatlerde
bu tip maddeler ve çok değişik tekniklerin kullanılmış olma olasılığı çok yüksek.
Danıştay saldırısının da bu etkiyle yapılmış olabileceğine dair bir iddia var
kitabınızda?
O konuda çeşitli iddialar var. Bulgaristan'da bir hafta kaldığı söyleniyor,
ne yaptığı belli değil. Danıştay saldırısının büyük olasılıkla Gladyo
tarafından planlandığı, temelinde de Danıştay üyelerinin, Tüpraş'ın özelleştirmesine,
Galataport'a onay vermemelerinin yattığı sanılıyor. Oferler'in projeleri
bunlar ve arkada Yahudi lobisi ve İsrail hükümeti var. Danıştay üyelerinin
hayatları tehlikede. Danıştay üyeleri koruma istedikleri halde alamıyorlarmış,
yani bugün Devlet kendi Danıştay üyelerini koruyamıyor. Bugün Türkiye'de
Türkçülüğü, Ulusalcılığı savunan bir yapı, derin devlet yok. Olsa zaten şu
andaki yönetimi ve sistemi alaşağı ederdi.
http://www.teoriler.com/resimler/50.jpg

