| | mbiterge 30-11-2007, 03:45 PM Yazar: Serdar Akinan
Bir Destanın Sırları İlk Kez Anlatılıyor.
İzleme rekorları kıran belgeselin kitabı...DVD Hediyeli
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002146/0000000214612_2_1.jpg
Bayrağımız oradaydı, devlet yoktu, bir kurmay albay görevi kabul etti. Binlerce Mehmetçik ise destan yazdı…
- Ankara, İstanbul ve Adapazarı'nda olmak üzere toplam 108 saatlik röportaj yapıldı. - Tamamı ilk kez yayınlanacak olan 150 saatlik görüntü deşifre edildi- İki yüzden fazla fotoğraf ve gazete kupürü incelendi- Montajı 250 saatten fazla sürdü- Yayınlandığı Skytürk televizyonunda defalarca tekrarlandı ve izleyicisiyle buluştu. - www.youtube.com'da 720.000 (yedi yüz yirmi bin) kez tıklandı.
BİNLERCE ŞEHİT, MİLYARLARCA DOLAR KAYIP… YILLARDIR SÜREGELEN TERÖR SORUNUNUN ELBETTE, TARİHİ, SİYASİ, SOSYAL, EKONOMİK ONLARCA NEDENİ VAR… BU SORUNLAR YILLARDIR TARTIŞILIYOR. ANCAK KAN UYKUSU BU TARTIŞMALARI DEĞİL, HAKKARİ ÖZELİNDE 1993-1995 YILLARI ARASINDA YAŞANANLARI ELE ALIYOR. BİR KOMUTAN VE BİNLERCE MEHMETÇİĞİN DESTANSI MÜCADELESİNİ ONLARIN AĞZINDAN, İLK KEZ OKUYACAKSINIZ.General Osman Pamukoğlu, 1993 - 1995 yılları arasında Hakkari Dağve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı yapmıştır. Bu dönem,Hakkari'de PKK'nın omurgasının kırıldığı yıllardır.o Genelkurmay Başkanı'nı çileden çıkaran haber neydi?o Ejder Harekatı gece yarısı neden durduruldu?o Barzani'ye bağlı karakolda kim vardı?o Binlerce Mehmetçik iran topraklarından neden döndü?o Amerikan jetleri Skorsky helikopterleri neden vurdu?o İki PKK'lı Osman Paşa'ya hangi sırrı verdi?Görev yaptığı süre içinde muharebeleri bizzat yöneten ve fiilen çatışmalara giren Osman Pamukoğlu Paşa ve komutasındaki askerler, 778 günde yapılanları muharebelerin detaylarını Kan Uykusu'na anlattı.Yazar ve yapımcı hakkında… Serdar Akinan, 1968 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. 1987'de Milliyet gazetesinde istihbarat servisinde polis muhabiri olarak gazeteciliğe başladı. 1991 yılında Cumhuriyet gazetesinde çalıştı. 1992 yılında Star televizyonunun haber merkezinde televizyon muhabirliğine adım attı. Aynı yıl görüntülü haber dalında iki ayrı ödül aldı. Haber programı 32. Gün'de kameramanlık, muhabirlik ve görsel yönetmenlik yaptı. Üç yıl sonra ABD'ye gitti. Star televizyonunun Washington temsilciliğini üstlendi. Türkiye'ye döndüğünde Number One TV'de mesleki yaşantısına devam etti. Haber kanalları CNN Türk ve Habertürk'ün kuruluşunda görev aldı. CNN International'dan bir ekiple birlikte Karaçi ve Dubai'de Pakistan'ın ilk özel haber kanalı Geo TV'yi kurdu. Kuruluşunda danışmanlık yaptığı SKY Türk'ün halen genel yayın yönetmenliğini yapmaktadır. İki kız babasıdır. Yayımlanmış Eserleri:- Neo-Takiye (Doğan Kitap) mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Almudena Grandes
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002143/0000000214346_2_1.jpg
Onun arkadaşı olamazsınız, ancak en mahrem sırdaşı olabilirsiniz.Yenilgilerini yalnız yaşayan, ama yalnızlığına yenilmeyen bir kadın Lulu. Hem küçük bir kadın hem de yetişkin bir kız. Her yaşında. Onun için önce yaşamak, sonra düşünmek geliyor. Ya sizin için?Aşk ve cinsellikle aynı anda tanışan şanslı kadınlardandı. Sonra ikisinin de bağımlısı oldu.Cinselliği sapkınlıktan ayıran çizginin ne kadar ince olduğunun farkındaydı.Endişelerinizi, yargılarınızı bir kenara bırakın ve Lulu'nun hayatına tanıklık edin. Cesaretin, tutkunun ve aşkın yanında yalnızlık ve acıyı da yaşayacaksınız. Ama asla pişman olmayacaksınız.Lulu hiç olmadı...İnanmayacaksınız ama bu aşk! Hem de ... sırılsıklam"Lulu 21 dile çevrildi! İtalya, ABD. Fransa, Japonya, Yunanistan, İsveç, Çin ve Yeni Zelanda'nın da aralarında bulunduğu 27 ülkede BESTSELLER oldu!""Pablo bana döndü: 'Bana söz vermeni istiyorum.' Başımı olur anlamında salladım. 'Ne olursa olsun daima iki şeyi hatırlayacağına söz vermeni istiyorum. Bunu hatırlayacağını söyle bana.' Başımı tekrar salladım. 'Birincisi, seks ve aşk birbirinden tamamen farklıdır. İkincisi, dün gece yaptığımız bir aşk eylemiydi.' Gözlerine dikkatle baktım, 'Söz veriyorum.' Gülümseyip alnımdan öptü ve benimle vedalaştı.""Güle güle Lulu. Cici ol ve büyüme!" mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Erdal Demirkıran
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002096/0000000209649_2_1.jpg
EğerHiç takılmadan 10’a kadar sayabilecek düzeyde matematik,Yemek yerken kaşığı kulağına değil de ağzına götürebilecek kadar biyoloji,Evine bildiğin en kestirme yoldan gidebilecek kadar fizik,Doğum tarihini ezberden söyleyebilecek kadar tarih,Yağan şeyin kar değil yağmur olduğunu anlayabilecek kadar coğrafya,Başkalarından yardım almadan adını yazabilecek kadar Türkçe,Çaya şeker yerine tuz atmayacak kadar Kimya biliyorsan, Emin ol ki senin için ÖSS, doğum gününde en kestirme yoldan evine gidip senin için yaptırılan doğum günü pastasının üzerindeki yazıyı okuyarak mumları eksiksiz sayıp üfledikten sonra pastanın tadına bakıp dışarıda yağan yağmuru seyrederek çay keyfi yapabilmen kadar kolay bir iştir... Şimdiii yukarıda sayılanları yapamıyorsan lütfen usulca bu kitabı yerine koy ve hiç zaman kaybetmeden git uyu. Yapabiliyorsan bu kitabı al, en kısa zamanda oku ve dert etme, o iş tamam... Kitap Hakkında : Bu kitap,Üniversiteye hazırlanan öğrencilerin korkulu rüyası haline gelmiş olan ÖSS Sınavını öğrencilere sevdirmeyi ve korkularını sonsuza dek gidermeyi amaçlamaktadır. Öğrenci bu kitabı okuduktan sonra aslında ÖSS’nin korkulacak bir şey olmadığını, özellikle kendisine ait yüce bir hedefinin olması gerektiğini ve ÖSS’nin yalnızca hedefine ulaşmakta kullanacağı küçük bir basamak olduğunu algılamaklar. Ayrıca bir çok farklı teknikle beraber ÖSS’yi kazanmanın ne kadar kolay olduğunu da kavramış olur. Kitabın İçeriği Birinci Bölüm : Özel Sivri SinekYazar bu bölümde ÖSS’den Özel Sivri Sinek diye bahsediyor. ÖSS’yle kurulan saçma sapan bir baskının sırasıyla öğrenciye, aileye ve topluma nasıl yansıdığını kendine has üslubuyla adeta yazılı bir stand-up havasında öğrenciye sunmaktadır. İkinci Bölüm : Önce Kendini KazanErdal Demirkıran, alan seçiminden hedef belirlemeye, özgelecek oluşturmadan mutlak başarı kriterlerine, motivasyondan konsantrasyona kadar öğrencinin ihtiyacı olan bütün temel donanımı öğrenciye adeta bir zırh gibi giyindirmektedir. Aykırı yazar bu bölümde öğrenciye ÖSS’yi bir oyun gibi algılatarak bu süreci çok daha zevkli bir hale getirmektedir. Bu bölüm umutsuzca kabuğuna çekilmiş olan öğrenciye kendisini fark ettirmek suretiyle ÖSS ve hayat karşısında korkusuz bir insana dönüştürmektedir. Üçüncü Bölüm : ÖSS’ye Hazırlanmanın Akla Zarar YöntemleriBu bölümde ÖSS’yi kazanmanın pratik, eğlenceli ve çılgın yolları anlatılıyor... O kadar ki yazar, ders çalışılan odanın dizaynından ÖSS kıyafetine, programlı yaşama tekniklerinden yürürken ya da tuvalette ders çalışma tekniklerine varana kadar her şeyi düşünmüş. Dördüncü Bölüm : Vızzzzzz... Pat!ÖSS hakkında her şeyi bilse ve tüm dersleri adı gibi biliyor olsa, hatta ÖSYM Başkanı amcası olsaJ dahi, eğer o öğrenci sınav günü heyecanlanırsa üniversite hayali sadece bir hayal olarak yaşamaya devam eder. İşte yazar bu bölümde öğrencinin tüm kaygılarını buruşturup çöpe atıyor. Yazar öğrenciye adeta sınava girmeden sınav gününü yaşatıyor. mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Susanna Tamaro
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002123/0000000212399_2_1.jpg
1993’te yayınlanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git adlı romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Susanna Tamaro, bu yeni romanında o büyüleyici öykünün devamını sunuyor okurlarına. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının, uzaklara giden genç torununa yazdığı mektuplardan oluşuyordu. “Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur,” diyordu yaşlı kadın, “o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.” Yüreğimin Sesini Dinle’de, artık genç bir kadın olan torun, zorlu bir kimlik arayışı içinde yaşamın anlamının peşine düşer. Bu arayış, hem kendi yüreğine, hem de kutsal topraklara doğru bir yolculuğa çıkarır onu. Kendi öyküsünü keşfetmek için çıktığı bu yolculuğun sonunda, aile evinin tozlu tavanarasında hiç ummadığı bir öyküye kavuşacaktır: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git. Tamaro, bu kez, Yüreğimin Sesini Dinle diyor okurlarına: Yaşama bir anlam katmak, öfkeyi sevgiye, kırgınlıkları güce dönüştürmek için... mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Birol Güven
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002108/0000000210843_2_1.jpg
Birol Güven TV'de anlatamadıklarını yazıyor! Ortaya karışık yaşadığımız,Türk usulü hayatımızın keskin bir gözlemcisi o. Toplumun dikiz aynası. O hep bize bizi anlattı. Mutfaktaki gizli kamera, salondaki ayna gibiydi. Türk tipi sitcomların mimarı, bu defa "özelimizi" anlatıyor: ilişkilerdeki komik hallerimizi, gizli kafa içi seslerimizi ve
"Yatak odası diyalogları"nı. Akıcı, keyifli ve komik, biraz da yol gösteren, "okunası" bir kitap.
- Mümin Sekman
K: Ben o koltukta sevişemem, orada dün akşam babam oturuyordu.
E: Sevişmek için bizim kadar uzun zaman harcayan başka bir çift yoktur!
K: Evet, sadece 3 dakika!
E: Hayır, 2 saat 3 dakika. 2 saat ikna, 3 dakika sevişme!
K: Beni ikna etmeye harcadığın zamanı, bana ilgi göstermek için harcasan bunların hiçbiri olmaz...
K: Bir erkek yeni tanıştığı bir kadını yatağa atmak için ne kadar uğraşıyorsa sen de beni yatak odasına götürmek için o kadar uğraşacaksın.
E: İyi de ben her seferinde sıfırdan başlayacaksam neden evlendim ki?
K: Sevişmek uzun ve zorlu bir süreç, yatak bunun en son aşaması. Ama sen hep en sondan başlamaya çalışıyorsun. Biraz uğraşacaksın.
E: Bende hiç giriş gelişme bölümleri yoktur. Sadece sonuç vardır.
K: Erkek için cinsellik sıcak suya karıştırılıp hemen içilen Nescafe'dir, kadın için ise kısık ateşte yavaş yavaş pişirilmiş köpüklü bir Türk kahvesi.
E: Çiçeği gönderen biz, evlenme teklif eden biz, sık sık 'seni seviyorum' demek zorunda olan biz, küçük sürprizler yapmak zorunda olan biz. Eee, siz kadınlar ne yapacaksınız?
K: Erkek olmak yan gelip yatmak değildir. Biz kadınların sırtını yere getirmek kolay iş değildir! mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Kevin Hogan
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001964/0000000196422_2_1.jpg
Hazır Olun! Düşünme biçiminizi, iş hayatınızı, aileniz ve dostlarınızla iletişim kurma yönteminizi, yani hayatınızı değiştirecek bir kitapla karşı karşıyasınız. Satış görevlilerinin, pazarlama uzmanlarının ve geçimini çevresindekileri ikna ederek sağlayanların, en yeni ve en etkili teknikleri bilmemelerinin mazereti olamaz. Etkileme sanatının duayeni Kevin Hogan, bu teknikleri kullanarak herhangi bir kişiye en fazla 8 dakika içerisinde "evet" dedirtmenizin yöntemlerini ve şimdiye dek duymadığınız etkileme sanatına ait sırlarını sizinle bu kitapta paylaştı!... Heyecanlanın. Daha önce böyle bir şey okumadınız. Tadını çıkarın; eğlenceli olacak! mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Robin Sharma
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002055/0000000205531_2_1.jpg
Gençlik yıllarımda, babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti: "Oğlum, doğduğunda bütün dünya sevinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki, öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın." Hayatın anlamını unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz. Bir insanı kolaylıkla Ay'a gönderebiliyoruz, ancak karşı dairemize yeni taşınan komşumuzu ziyaret etmekte güçlük çekiyoruz. George Bernard Shaw'a ölüm döşeğinde, "Hayatınızı yeni baştan yaşama fırsatınız olsaydı, ne yapardınız?" diye sorulmuş. Shaw biraz düşünmüş ve sonra derin bir iç çekişle, "Olabileceğim, ama asla olmadığım kişi olmak isterdim," demiş. Aynı şeyin sizin başınıza da gelmemesi için bu kitabı yazdım. O halde siz bu kitaba başlarken, size soruyorum:Siz öldüğünüzde ardınızdan kim ağlayacak? Bu gezegenden gitme ayrıcalığına ulaştığınız zaman kaç yaşamı etkileyeceksiniz? Sizi takip eden nesiller üzerinde nasıl bir etki bırakacaksınız? Son nefesinizi vermeden önce arkanızda bırakacağınız imza ne olacak?YAZAR BİLGİSİLiderlik, performans ve kişisel gelişim konularında dünyadaki en önemli uzmanlardan biri olan Robin Sharma, hukuk eğitimi görmüş ve kırk yaşında. Kitapları kırk dört ülkede ve otuzun üstünde dilde yayınlanmış, yedi kitabından altısı uluslararası çok satanlar listesinde yer almış bu ünlü uzman, başkanlık, yöneticilik ve eğitim hizmetleri veren "Sharma Uluslararası Liderlik" şirketinin de yöneticisi. Başkanların ve süper starların da başvurduğu Robin Sharma kürsüsünü syklykla içlerinde Bill Clinton, Jack Welsch, Richard Carlson gibi isimlerin de yer aldığı ünlülerle paylaşıyor. Okuyucuları arasında Jon Bon Jovi, Jose Cruz Jr., Michelle Yeoh, Ricky Martin gibi ünlü sanatçılar, kraliyet aileleri, spor ve pop yıldızları da bulunan uzmanın kitapları büyük firmalara eğitim amaçlı da öneriliyor. mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Lauren Weisberger
Komik, iğneleyici, şeker gibi bir roman.
-The New York Daily News-
Çok zekice yazılmış tatlı bir dedikodu romanı.
-Publishers Weekly -
Yazar ilk romanıyla büyük bir çıkış yapmış.
-Kirkus-
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001414/0000000141422_2_1.jpg
Küçük bir kentte büyüyen Andrea Sachs, üniversiteden mezun olur olmaz milyonlarca kızın hayalinde yaşattığı bir iş bulur. Runway dergisinin ünlü ve başarılı Genel Yayın Yönetmeni Miranda Priestly'in yanında asistanlığa başlar. Ve bir anda kendini Prada! Armani! Versace! dünyasında bulur. Artık çevresinde yaşamlarının tek amacı marka giyip kendileri ile ilgilenmek olan genç, güzel kadınlar ve erkekler vardır.
Ne var ki burası zorlu bir dünyadır ve burada küçük balıklar büyük balıklara yem olur. Andrea'nın büyük ümitlerle adım attığı bu dünya acımasız, şımarık ve bencil patronu sayesinde cehenneme döner...
Ama şu an için çektiği acılar gelecekte ataacağı büyük adımları başlangıcı olacaktır. mbiterge 30-11-2007, 03:46 PM Yazar: Ahmet Ümit
http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002079/0000000207905_2_1.jpg
Kadeş Savaşı ve Ninatta'nın ölümsüz aşkıGünümüzden 3 300 yıl önce yapılan bir savaştır Kadeş ve iki büyük uygarlığı Mısırlılar ile Hititleri karşı karşıya getirir. Savaş sonrasında yapılan anlaşma ise tarihe bir ilk olarak geçer. Dünya çok uzun yıllar Kadeş Savaşı'nı Mısır kaynaklarından elde edilen bilgilere göre değerlendirdi. Daha sonra elde edilen bulgular tarihin bile yanılabileceğini gösterdi. Örneğin Mısırlılar tabletlerinde savaşı kazandıklarını yazmalarına rağmen, uğrunda savaşılan bugünkü Suriye topraklarının savaş sonrasında hâlâ Hititlerin elinde olduğunu öğrendik. Ninatta'nın Bileziği'nde ise tarihin ötesinden savaşın kederiyle örtülü bir kadın sesi ulaşıyor bize ve ölümsüz sevdasının öyküsünü taşıyor bugüne. Ninatta, sonsuz bir aşkı anlatırken Hitit dualarını, Hitit büyülerini, Hitit-Mısır yazışmalarını da aktarıyor ve okuru zevkli bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Ninatta'nın Bileziği, Türk polisiye edebiyatının usta ismi Ahmet Ümit'in kaleminden, Patasana'dan sonra Hititler üzerine yine çarpıcı bir epik roman. mbiterge 30-11-2007, 03:47 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002076/0000000207665_2_1.jpg
Yazar: Kürşat Başar
Ben hayatımda (kadınlar dışında) bilgisayar kadar sorun çıkartan başka bir şey görmedim. Üstelik yalnız kendisi sorun çıkartsa neyse...Bir alet, ilişkiye girdiği herşeyle sorun çıkartabilir mi? Bir bilgisayara yazıcı, tarayıcı, fotoğraf makinesi, kamera, cep telefonu gibi ne bağlamaya kalkışsanız ayrı bir dertle uğraşıyorsunuz. Her yüklediğiniz programla alet uyum sorunu yaşıyor.Bu kadar kaprisli kadın bile az bulunur. Hiçbiri yoksa da zaten ya "hardware" ya "software" sorunu vardır. Bir bilgisayarın sertlik ve yumuşaklıkla ilgili sürekli sorun yaşaması sizce de garip değil mi ? mbiterge 30-11-2007, 03:47 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000002008/0000000200846_2_1.jpg
Yazar: Maeve Binchy
"Ustaca harmanlanmış incelik, mizah ve hüzün, ironi ve duygusallık... Binchy'den yine zekice kaleme alınmış, sürükleyici bir roman. Elinizden bırakamayacaksınız". New York Times "Gündelik hayatın yoğun duyguları, olağanüstü bir gözlem gücü... Ve Maeve Binchy."Sunday Times"Güldürüyor, ağlatıyor ve düşündürüyor. Maeve Binchy sıcaklığı ve sempatisiyle sıradan insanları destansı bir dille aktararak, sanatsal bir anlatım sunuyor."San Francisco ChronicleDublin'de doğan Maeve Binchy, 1969'da lrish Times yazarları arasına katıldı. End of Term ve Half Promised Land adlı iki oyunu Dublin The Peacock Theatre'da sahnelendi. Deeply Regretted By adlı televizyon oyunu Prag Film Festivali'nde En iyi Senaryo Ödülü'nü aldı. Aralarında İtalyanca Aşk Başkadır ve Yalnız Kadınlar Sokağının da bulunduğu son beş romanı en çok satan kitaplar listesine girdi. Eserleri sık sık televizyon ve sinemaya uyarlanan Maeve Binchy'nin Yalnız Kadınlar Sokağı^ İtalyanca Aşk Başkadır, Geri Döneceksin, Aşk Mutfakta Pişer, Hayatın Ta Kendisi Lokantası, Ateşböceklerinin Mevsimi, Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler ve Aşkı Yarın Yaşayacaksın adlı romanları Doğan Kitapçılık tarafından yayımlanmıştır. mbiterge 30-11-2007, 03:47 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001990/0000000199016_2_1.jpg Yazar: İpek Çalışlar
Mustafa Kemal Atatürk'ün evlendiği kadındı o. Hırçındı, öyle yazdılar. Atatürk'e göre değildi. Zaten evlilikleri de bitti. Mustafa Kemal Atatürk'ün ayrıldığı kadındı o. Latife Hanım'dı. İpek Çalışlar, Latife Hanım'da işte o kadını anlatıyor. Ama şimdiye kadar gördüğümüz, tanıdığımızdan başka bir Latife Hanım çıkıyor karşımıza. Kadın haklarının savunucusu, eşi karşısında sağlam duran, ona destek olan, kültürlü bir kadın. Şimdiye kadar hiç gün ışığına çıkmamış belgeler, yabancı kaynaklardan alıntılar, fotoğraflar Latife Hanım portresini daha ayrıntılı ve net çiziyor. Cumhuriyet tarihiyle birlikte Mustafa Kemal'in portresi de bir kez daha şekilleniyor. Eşiyle siyaset dahil birçok konuda tartışabilen, onunla gurur duyan, onu herkese tanıtmaktan hoşlanan bir erkek bu kitapta ortaya çıkan. Ayrıca, Latife Hanım da Atatürk'le birlikte olduğu dönemle sınırlı kalmıyor, çocukluğu, boşandıktan sonraki yaşamı da giriyor devreye. Öyle olaylar anlatılıyor ki bu kitapta, gölgede kalmış bir aşk gözler önüne seriliyor. Gölgede kalmış bir kişilik şahlanıyor. Kitaba, kadınca bir bakış açısı egemen oluyor. Bir kadını tanımak, Cumhuriyet tarihine bambaşka bir gözle bakmak, sonu hüzünle bitse de olağanüstü bir aşk macerasına tanık olmak için Latife Hanım'ı mutlaka okumalısınız. Yeni Türkiye'nin kuruluşuna katkıları olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci adamına âşık bir kadından söz ediyoruz, unutmayın. İşte gölgede kalmış Latife!Kitaptan...Nikâh günü yaşanan bu ilginç olayı, hemen hiç kimse fark etmemiş, bu nedenle anılarda da üstünde duran olmamıştı; ancak Latife o gün yaşadıklarını bir gazeteciye anlatmıştı: "Bir gün babam 40-50 arkadaşına İzmir'in ordularımız tarafından geri alınması şerefine bir resepsiyon veriyordu. Müstakbel kocamın bu daveti bir düğün partisine dönüştüreceğinden haberim yoktu. Ziyaretçilerin hepsi gelmiş, ben de mutfakta yemeğin hazırlanmasına nezaret ediyordum. Mustafa Kemal Paşa mutfağa geldi ve bir el işaretiyle beni çağırdı. Dudaklarında bir gülümsemeyle, 'Bu daveti düğüne dönüştürmemize bir itirazın var mı?' diye sordu. Babamla konuşup konuşmadığını sordum. O da 'Konuşacağız' dedi. Sonra da babama haber gönderdi. Babam, 'Size uygunsa bizim için de uygundur' demiş. Benim heyecanımı ve mahcubiyetimi tahmin edebilirsiniz. Ben belki de kocasıyla birlikte nikâh masasına oturan ilk Türk kızıydım. Ziyaretçilerden biri de müftüydü o da nikâhı kıydı. Gerçek bir Batı düğünüydü."Mustafa Kemal, Fevzi Paşa'ya hitaben, "Paşam siz benim, Abdülhalik Bey de Latife Hanım'ın şahitliğini kabul buyurun da bizim şu mihri müeccel ve mihri muacelleri tayin edip nikâhımızı kıyıverin" dedi. Mareşal şaşırmıştı. "Şey" diye başladı söze, "Paşam hiç haberimiz yoktu da bu karar ani oldu..." diye kekeledi. Bu konuşmalar olurken Latife Hanım salonu terk etmiş, Müftü Efendi'nin gelişi üzerine de başına bir örtü almıştı. (sayfa 109-110)Yazar hakkındaİstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Gazeteciliğe TRT Haber Merkezi'nde başladı. 12 Eylül'de TRT'den ayrıldı; 1980'lerde muhalefetin sesi olan Nokta dergisinde haber müdürlüğü yaptı, kısa ömürlü Söz gazetesini, patronsuz Sokak dergisini kuranlar arasında yer aldı.1990-1992 yılları arasında Hamburg'da yaşadı, eşcinsellik, kadın ve İslam konusunu araştırdı. Türkiye'ye dönünce Cumhuriyet gazetesinin haber müdürlüğünü üstlendi, ardından 10 yıl süreyle Cumhuriyet Dergi'yi çıkarttı. mbiterge 30-11-2007, 03:47 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001993/0000000199336_2_1.jpg Yazar: Soner Yalçın
Kimdir, "Beyaz Müslümanlar"?...Soner Yalçın bu kez okuyucularını, tarikat şeyhi Harun Hoca nın(Aaron Kandiyoti) peşinden, tarikatlara, dergâhlara, müritlere, siyaset ve ticaret dünyasına, ilginç akrabalık bağlarına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor...İslamcı çevrelerin içindeki Sabetayistler... Tarikatlara, tekkelere,müritlere, iş dünyasına, siyasete ve ilginç akrabalık bağlantılarına uzanan ilişkiler ağı... isimler... İsimler...Said-i Nursî nin mezarından kaçırılan cesedi yıllardır nedenbulunamıyor?...Sabetay Sevi nin sağ kolu Osman Çelebi, hangi ünlü Mevlevî ninbüyükdedesiydi?...Nâzım Hikmet in Nakşibendî Gümüşhaneli Dergâhı yla akrabalık bağları neydi?...Türkiye nin sayılı zenginlerinden, tarikatçı bir ailenin sosyetik gelinleri kimler?...Yahudi Alyans Okulu mezunu ünlü şeyh kimdi?... mbiterge 30-11-2007, 03:47 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001938/0000000193872_2_1.jpg Yazar: Robin Sharma
Hayatın iniş ve çıkışları vardır. Çoğumuz bu oyuna kapılır gideriz. İşleryolundayken kendimizi mutlu hissederiz, bozulunca üzülürüz. Yaşama bu türbir yaklaşım güçsüz bir yaşama biçimidir. Dalgalarla sürüklenen dal parçasıgibisin demektir. Akıntıya göre gidersin: Şu anda bir yönde gidiyorsun, birsonraki anda başka bir yöne. Oyunu oynamanın çok daha bilgece bir yolu, tüm yargılardan kurtulmaktır."Başına gelen her şey güzeldir.""Kusurlu oluşumuz hayatımıza anlam katar."Bu olağanüstü kitabın sayfalarında korkularını özgürlüğe, yaralarınıbilgeliğe dönüştürmenin; zihnini eğitmenin, yüreğini açmanın ve maneviyatını güçlendirmenin yöntemlerini; gerçek sevgiyle kutsanmışgüzel ilişkilere uzanan yolları öğreneceksin. Yaşamın gizemli, serüven veeğlence dolu olacak, kariyerinde bir yıldız gibi parlayarak bolluk veberekete kavuşacaksın. mbiterge 30-11-2007, 03:47 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001922/0000000192299_2_1.jpg Yazar: Emre Kongar
Tarihe bakarken genellikle hangi yanlışlar yapılır? Türkler isteyerek mi Müslüman oldular? İslama laikliği kimler getirdi? Osmanlı?da inançları yüzünden kimler yakıldı? Osmanlı İmparatorluğu Müslüman olduğu için mi çöktü? Ermeni trajedisi bir soykırım mıdır? Niçin? Abdülhamit: ?Kızıl Sultan? mı, ?Ulu Hakan? mı? Vahdettin ?hain? miydi? Amerika hangi Lozan?ı kabul etmedi? Atatürk niçin yalnız bir liderdi? Menderes bir ?Demokrasi Şehidi? midir? Askerler siyasette ne tür tarihi roller oynamıştır? Atatürkçü aydınlar niçin öldürüldü? Prof. Emre Kongar, bu ve benzeri ilginç soruların yanıtlarını, hem resmi, hem de gayri resmi tarihi eleştirerek veriyor. mbiterge 30-11-2007, 03:47 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001920/0000000192012_2_1.jpg Yazar: Erdal Sarızeybek
Bu kitapta Şemdinli yi bulacaksınız; yalnız askeri değil, korucuyu, sade vatandaşı, yollarını, yaylalarını, bal yapan arılarını, Hacıbey ini, Kralın Kızı nı, Çarçele deki Eşek Kapısı nı, sıksan boğazını ölesi gelen Ortaklar ve Beyyurdu Gediğini, havasını ve suyunu... Şemdinli den korkmayın, yazılanlar çizilenler sizi ürkütmesin. Şemdinli o Şemdinli değildir. Şemdinli gariptir, Şemdinli kimsesizdir; herkes oynar onunla, Barzani si, Talabani si, İran ı, kaçakçısı ve teröristi. Terk etmeyin Şemdinli yi, yem etmeyin kurda kuşa." mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001869/0000000186921_2_1.jpg Yazar: Can Dündar
Uygarlık tarihi biraz da aşkların tarihidir.
Kadınla erkeğin, sevenle sevilenin, âşıkla maşukun tarihi...
Ama insanlık tarihi gibi, aşkların tarihi de dikensiz gül bahçesi değildir.
Kahkahalar ve buselerle olduğu kadar, acılar ve gözyaşlarıyla da işlenmiş bir kanaviçedir bu...
Yaşandığı döneme ilişkin ipucu verir ve dönüp bakınca insana güzel gelir.
Bu kitapta geçtiğimiz asra damgasını vuran aşk hikâyeleri var.
Kimi meşhur olmuş, kimi unutulmuş, kimi efsanevi, kimi berduş aşklar bunlar...
Mustafa Kemal ve Latife Hanım?dan,
Enver Paşa ve Naciye Sultan?a,
Adnan Menderes ve Ayhan Aydan?dan,
Nâzım?la Piraye?ye,
Bedri Rahmi-Eren Eyüboğlu?dan,
Yüksel Menderes ve İpek Kramer?e,
Yılmaz-Fatoş Güney?den,
Yıldız Kenter ve Şükran Güngör?e,
Melih Kibar ve Çiğdem Talu?dan,
Selahattin Pınar?la Afife Jale?ye...
Bir dönem Türkiye?yi sarsan gönül maceraları...
Bir başka deyişle "Yüzyılın Aşkları..." mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001903/0000000190344_2_1.jpg Yazar: Hande Altaylı
Günahı yalnız günahkârlar mı işler? Kötülüğü sadece kötüler mi yapar? Ahlâksızlık sadece ahlâksızların mı tekelindedir? Yüzyıllardır aşkın insanoğluna yaptırdıkları için şeytan işi denilmiştir.
Sol yanımızda?
Omuzumuzda?
İçimizde?..
Şeytan bunun neresinde!
Aşka şeytan karışır. Karışmamışsa o aşk değildir...
"İnsanın kaçmak isteyip de koşamadığı rüyalar gibiydi. Büyülenmiş, duruyordu. Onu hayatında ilk kez, bu gece gördüğüne yemin edebilirdi. Kasıkları ateşe verilmiş gibi alev alev yanmaya başladı ve iki korkuyla doldu. Kalbi sıkıştı, niye on altılık bir küçük kız gibi titreyip duruyordu teyzesinin sevgilisinin karşısında? Bu adamı daha önce hiç çekici bulmamıştı ki.. Erkek olduğunun bile farkında değildi. Çığlık atmak istiyordu ama gel gör ki, üzerinden geceliği sıyrılırken itiraz etmeyi bile başaramadı. Tanımadığı bir duygu bütün vücudunu sarmıştı. Böyle bir şeyin varlığıyla karşılaşmak bile, dünyanın hiç de güvenilir bir yer olmadığının kanıtıydı." mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001884/0000000188482_2_1.jpg Yazar: Osman Necmi Gürmen
Yapıtlarını iki ayrı dilde kaleme alan nadir yazarlardan olan Osman Necmi Gürmen, uzun bir aradan sonra edebiyat dünyasına, Kanat Yayınları?ndan çıkan Râna kitabı ile geri döndü.
Çok sarsıcı bir dönem kitabı olan Râna, yazar Osman Necmi Gürmen?in kaleme aldığı 3. eseri. 1905-1928 yılları arasındaki dönemi akıcı bir dille ve çarpıcı olaylarla aktaran Osman Necmi, "hassas ve akıllı" Râna?ya bu iki meziyetin fayda değil nasıl zarar verdiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Hep sorgulayan Râna ile, okurun da kendisini, çevresini, dönemi, kadını ve inancı sorgulamasını istiyor. Osman Necmi, okurun önce kalbine dokunuyor, kalbine yerleşiyor. Ünlü Fransız edebiyat dergisi Études?in yazdığı gibi, "Osman Necmi Gürmen?in romanlarında hep şiirin müziği var..."
Osman Necmi, parçalanan imparatorluğun altüst olmuş tutucu dünyasında büyüyen, her şeyiyle yeniliğe gebe bir toplumun doğum sancılarında kıvranan, iki dünya arasında Râna ile, okurunu yakın tarihimize olağanüstü bir çekicilikle yolculuğa çıkartıyor.
1927?de İstanbul?da doğan Osman Necmi Gürmen, Paris-İstanbul-Bodrum üçgeninde yaşıyor. O, 3 şehirli, 2 dilli bir yazar.
Fransızca kaleme aldığı ilk romanı L?echarpe d?iris 1976 yılında Paris?te Gallimard tarafından basıldı, 1977 yılında Hürriyet Yayınları tarafından Ebem Kuşağı adıyla yayımlandı. 2003 yılında Menler Yayınları, eseri Delibozuklar Çiftliği adıyla yeniden yayımladı.
Osman Necmi?nin Türkçe olarak kaleme aldığı ikinci romanı Kılıç Uykuda Vurulur, 1978?de Hürriyet Yayınlarınca basıldı, 1979?da Fransızca ya çevrilip L?espadon adıyla Gallimard tarafından yayımlandı, 1981?de Norveççe ye çevrilerek Oslo?daki Aschehoug Yayınevi tarafından Sverdfisken adıyla basıldı. 2003 yılında Menler Yayınları Kılıç Uykuda Vurulur?un yeni baskısını yaptı.
Kitapseverlere, Râna?nın yazarı Osman Necmi Gürmen ile ilgili olarak Francoise Xenakis?den bir alıntı yapalım: "Osman Necmi Gürmen?in yazısı konuşuyor, patlıyor, dokunuyor!"
"İçinde ters tepen biri, ters tepene gem vurmaya çalışan diğer. Kendi kendisiyle hesaplaşır olmuş."
"Yaz küçükhanım, yaz, kölen olayım! Sevenlere çektirilen cefayı anlat. Gazeteye verelim, duyuralım, kör gözleri açalım."
Parçalanan imparatorluğun altüst olmuş tutucu dünyasında büyüyen isyankâr ve hassas bir çocuk. Her şeyiyle yeniliğe gebe bir toplumun doğum sancılarında kıvranan gen bir kadın:
İki dünya arasında Râna.
"Râna fazlasıyla akıllı, akıllı olduğu kadar da hassas. Yaşadığı şartlarda bu iki meziyet ona fayda değiş zarar verir korkarım."
Osman Necmi Gürmen in kaleminden, yakın tarihimizin en çalkantılı yıllarını konu alan bir dönem romanı.
"Osman Necmi Gürmen in yazısı konuşuyor, patlıyor, dokunuyor, geleneksel Asya-Afrika ozanlarınıın şarkı sözü..."
- Françoise Xenakis
"Kelimelerin ağırlığını bilen bir şair, kurgu ustası bir romancı ve aynı zamanda bir filozof."
- Etudes mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001899/0000000189981_2_1.jpg Yazar: Burhan Cahit Morkaya
Hayatın sunduğu zorlukların önemli bir kısmını yaşam defterine kaydetmek zorunda kalmış bir anne; bu zorlukların verdiği dayanıklılık ve hoşgörüyle yetişmiş bir genç kız; Ayten... Her satırda anne kız ilişkilerinin en samimisine, en fedakarına rastlayacağımız incelikte ve döneminin diline inat bir sade dille kaleme alınmış duygusal bir roman."Ayten" döneminin farklı bir portresini yansıtması bakımından önemli bir roman... Bizi aynı tarzda yazılan romanların tek taraflılığından kurtaracak, Cumhuriyet dönemi romanları arasında kitaplığımızda yer alması gereken Burhan Cahit Morkaya eserlerinden biri... mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001899/0000000189968_2_1.jpg Yazar: Gülten Suveren
350 kitabın çevirisine imza atan Gülten Suveren şimdi kendi romanıyla karşınızdaEmniyet Amiri Adil ile yardımcıları, nezaretinde her tür-den suçlunun; yani kapkaççı, hırsız, tecavüzcü, dolandırıcı, uyuşturucu satıcısı ve kadın pazarlayanların bulunduğu bir ka-rakolda görev yapmaktadırlar.Tüm bu suçluların arasında Makasçı adıyla bilinen bir seri katil de bulunmaktadır. Özellikle sarışın kadınları öldüren katilin geçmişinde acı hatıraları vardır. Oldukça iyi eğitim görmüş olan adamda derin yaralar açan anıları zamanla hasta-lıklı bir yaklaşıma dönüşür ve adam sarışın kadınları öldür-meye başlar. Kurbanlarının saçlarını keserek yanlarına boş bir yüzük kutusu bırakan katil, Emniyet Amiri Adil ve yardım-cıları tarafından sonuna kadar takip edilir.Sonunda yakalanan Makasçı tüm öyküsünü anlatmaya başlar. mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001899/0000000189947_2_1.jpg Yazar: Yiğit Değer Bengi
"Masallar külliyen yalan, mitolojiyse gerçekmiş hissi veren başka bir çeşit yalandır. Sevimli, güzel, yararlı yalanlardır bunlar; bir kızın sevişmeye giderken annesine söylediği bu gece kız arkadaşımda kalacağım yalanı gibi? Fantastik ise, düpedüz doğrudur. Gerçeğin arka planıdır sadece, aynanın sır sız yüzüdür. Yalan gibi görünmesi ondan. Yiğit Değer Bengi nin öyküleri ne masalsı, ne mitolojik, ne de fantastik. Daha da ileri gidebiliriz; bu öyküler gerçeğin ta dibi! İster taş devrinde, ister Ortaçağ ın karanlığında, ister günümüzün pis, isli dünyasında yaşasın, hiç fark etmez. İnsanın gerçekliğe çarptıkça çıkardığı tok sesi duydum bu öykülerde. Sarsılmam ondan. Az buz değil, katlanılmaz derecede tok bir ses bu. Yani her okuyana çalım atacak güçte öyküler bunlar. Çünkü gerçek, bütün gerçekliğiyle gözler önüne serilmiş, mitoloji, masal, fantastik gibi öğeler ise, gerçekleri yola koşmak için kırbaç niyetine kullanılmış... 2000 li yıllar, gerçeğin kan-ter içinde yola koşulduğu, ciddi ciddi kırbaçlandığı yıllar olarak geçecek edebiyat tarihine. Kırbacı elinde tutanlardan biri de Yiğit işte?" -Altay Öktem"Bengi, bizi salt bir hayal gücünün ve sağlam bir tarih bilincinin yaratabildiği zengin bir dünyanın içine duyarlılıkla yerleştiriyor, adeta bağlıyor." -Giovanni ScognamilloYazar, soğuk, acımasız ve kaba gerçekliği zamandan azade geçişlerin huzuruyla ılıtıp sunuyor. Kendine özgü bir dil kurma yolculuğu da denebilecek öyküler bunlar. Bir yol. Çift başlı kartal yolu." -Sadık Yemni"Çift Başlı Kartal öyküleri, tarihsel anlatı, mitoloji ve zengin bir hayal gücüyle yoğrulmuş, ustalıkla yazılmış öyküler. Bengi, edebiyatımızda az yürünen bir yolda, cesaretle ilerliyor." -Barış Müstecaplıoğlu mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001873/0000000187303_2_1.jpg Yazar: Doğan Cüceloğlu
Bu kitap, çocuğunun başarılı olması için, ?Çok çalış oğlum/kızım,? demenin ya da tüm maddi olanaklarını seferber etmenin ötesinde bir şeyler yapmak isteyen anababalara yol göstermek amacıyla yazıldı.Her anababa, okul başarısı için çocuğuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuğu engelleyebilir.Başarıya Götüren Aile, sınav döneminde çocuklarına destek olmak için doğru ve etkili yöntemler arayan tüm anababalara kılavuzluk edecek. mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001879/0000000187991_2_1.jpg Yazar: Ahmet Ümit
Kabzasında bir haç olan bıçakla öldürülmüş bir adam... Üstelik yanı başında bir Kutsal Kitap açık bırakılmış, satırlardan birinin altı adamın kanıyla çizilmiş ve kitabın kenarına bir azizin adı düşülmüş...Kavim de olaylar böyle başlıyor işte. Komiser Nevzat, yardımcısı Ali ve Zeynep de olayı çözmek için hemen harekete geçiyorlar. Ahmet Ümit in beklenen yeni romanında gizemli olaylar çerçevesinde işlenen cinayetleri aydınlatmaya çalışıyor kahramanlarımız. Hıristiyanlık, Süryanîlik, Arap Alevîliği gibi dinî konuların da rol oynadığı, İstanbul dan Mardin e uzanan, devletin derinliklerinde kurulmuş yanlış düzene çarpıp geri tepen ilginç bir soruşturma bu. İşlenen cinayetler gizemli ve çarpıcı, ama kahramanlarımızın soruşturma sırasında karşılarına çıkan gerçekler daha da çarpıcı. Çok heyecanlı, gerilimli bir polisiyeyle karşı karşıyayız, orası kesin. Ama bu polisiye bize Türkiye nin yakın geçmişi ve bugünüyle ilgili de çok şey söylüyor. Yani, Ahmet Ümit yine çok katmanlı ve çok sesli bir romana imza atıyor. Kavim, hem polisiye severleri hem de tüm roman severleri mutlu edeceğe benziyor. mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001882/0000000188214_2_1.jpg Yazar: Ayça Şen
"... bir sene önce girdiğim bu okulda girdiğimin ikinci ayı anneme küfür ettiği için hayalarına tekme atıp müdüre kadar çıktığım Yavuz denen çocuk yanıma yanaştı ve son derece üzgün "Oya, senden özür dilemeye geldim. Babanın ölümüne çok üzüldüm" dedi. O zaman başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Demek öğretmen beni sınıftan çıkarıp bütün sınıfa "Bakın Oya nın babası öldü, ona iyi davranın" demişti. Bu benim hayatımın ilk aşağılanmasıydı; neye uğradığımı şaşırmıştım. Ve bu benim, hayatımın ilk neye uğradığımı şaşırmasıydı."
(Kitaptan)
"Hani o komik yazılar yazan kız", Ayça Şen, bu kez yazar olarak karşımıza çıkıyor. Daha önce Yanlarım Ağrıyor adlı bir deneme ve Babanız Kim? adlı bir röportaj kitabı hazırlayan Ayça Şen in ilk romanı bu.
Bildiğimiz "Ayça Şen" diliyle kurgulanmış bu roman iki farklı karakterin ağzından anlatılıyor...
Küçük bir kız çocuğunun, küçük olmayı, ergenlik sürecini, arkadaşlık, aşk, aile ilişkilerini keşfetmesinin hikayesi. 80 kuşağının tanıdık geçmişinden bir hikaye; bizden bir hikaye.
Tarzının zorluğuna inat alabildiğine akıcı bir dille akıp giden bu hikaye, Ayça Şen hayranlarının elbet merakını uyandıracak, fakat bugüne kadar döktüğü taşların fazlası var bu kitapta. mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001875/0000000187547_2_1.jpg Yazar: Ayşe Kulin
Bir Varmış Bir Yokmuş un bir yüzünde gerçek yaşamdan alınmış öyküler, diğer yüzünde ise kurgulanmış öyküler var? Ancak Ayşe Kulin in kitabın önsözünde belirttiği gibi hayal ile hakikat, kurgu ile gerçek kimileyin öylesine iç içe geçiyor ki? Bu iç içe geçişi en iyi dile getirecek biçim bu kitabı önlü arkalı, evire çevire okunacak bir kitap olarak tasarlamaktı.Biz de öyle yaptık, bir yanda gerçek öyküler bir yanda kurgular var ama hangisinin gerçek, hangisinin hayal ürünü olduğunu karıştırmak mümkün. Belki hayatın gerçeği de tam bunu anlatmak istiyor bize? mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000000545/0000000054544_2_1.jpg Yazar: Arthur Golden
Bu destansı roman hızla yok olan bir dünyayı gözler önüne seriyor. - The Times- Büyüleyici... anlatı sanatının en güzel örneklerinden biri... okumaya doyulmuyor. - Observer- İnanılmaz bir düş dünyasına sahip olan Golden, Sayuri nin anılarını şiirsel bir dille anlatıyor. - Independent- Bu olağanüstü kitap yok olmuş bir dünyayı tün ayrıntılarıyla okurlara sunuyor. mbiterge 30-11-2007, 03:48 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001875/0000000187545_2_1.jpg Yazar: Elif Şafak
Her bölümü bir yiyeceğin adını taşıyan, biri Ermeni biri Türk iki ailenin hikâyesini anlatan kitaptan bir bölüm... "Bu ne felakettir başımıza gelen!" diye haykırarak salona daldı Dikran Dayı. Teselli bulabilmek umuduyla etrafı taradı heyecandan pörtlemiş kara gözleri, "Duyduklarım doğru değil di mi? Biri bana doğru olmadığını söylesin!" Pos bıyığının altından görünen iki ön diş yüzünden en kızgın olduğu anlarda bile mütebessim izlenimi veriyordu. Dikran İstanbuliyan. Şu halde bile mütebessim. "Dayıcım sakin olun lütfen, otursanıza şöyle, yüreğinize inecek" diye mırıldandı Surpun Hala, Çakmakçıyan kız kardeşlerin en küçüğü. Ailede Barsam ın Rose la evlenmesini açıktan açığa destekleyen tek kişi olarak tüm bu olan bitenden sonra kendini suçlu hissediyordu. Oysa zerre kadar alışkın değildi kendi kendine kızmaya. California Berkeley Üniversitesi nde Beşeri Bilimler profesörü olan Surpun Çakmakçıyan, dünya üzerindeki her meselenin taraflar arası diyalog, sükûnet ve düz mantıkla müzakere edilebileceğine inanan, kendine güveni tam, feminist bir akademisyendi. Böylesine duygusal ve tepkisel bir ailede, bu özellikleri yüzünden kendini yalnız hissettiği oluyordu zaman zaman... mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001861/0000000186184_2_1.jpg Yazar: Isamu Saito
Dünyada Satış Rekorları Kıran Oyun Türkiye de
Amerika da bestseller oldu. İngiltere, Fransa, Almanya, Avustralya, Kanada, İspanya, Belçika, Hollanda nın da aralarında olduğu 15 ülkede yayınlandı.
Japonya da geliştirilen oyun, yayınlandığı tüm ülkelerde çılgınlık boyutlarına ulaşan bir ilgi gördü ve büyük bir hayran kitlesi yarattı.
Kokoloji şimdi Türkiye de de ailelerin, ev partilerinin, yalnızlıkların, potansiyel ilişkilerin, seyahatlerin en eğlenceli, en faydalı oyunu olmaya aday.
Aşk, Seks, İş, Ev, Dostluk, Aile.. Kısacası her şeyle ilgili 53 oyun. Kokoloji seni bekliyor!
Bilinmeyene hazır mısın? mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001859/0000000185942_2_1.jpg Yazar: Maeve Binchy
Aşkı Yarın Yaşayacaksın başarılı duygusal romanın tüm özelliklerine sahip, ama Binchy nin bu romandaki gerçek başarısı, bir yandan eski düzene sımsıkı tutunurken, diğer yandan yeniye yer açmaya çalışan 1950 lerin İrlandasını betimlemedeki ustalığı..." - Sunday Times- "Tipik sevecenlik ve sezgisiyle Maeve Binchy karakterlerini öyle güzel betimliyor ki, kitap bittiğinde onlardan ayrılmak insana acı veriyor." - İrish Times- "Her şey, dönemi ve kişileri neredeyse tamamıyla Dickens vari bir atmosfere taşıyan inanılmaz bir ayrıntı zenginliği ve sürükleyici diyaloglarda tasarlanmış." - Frankfurter Allgemeine- "Etkileyici, son derece zarif ve akıl dolu... Keyifli bir öğleden sonra için ideal bir kitap..." - Le Livre Hebdo- mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/pictures/00000001851/0000000185159_2_1.jpg Yazar: Üstün Dökmen
Ladesçi nin kahramanı Cemil lades oynamayı çok sevmektedir, bu yüzden adı ladesçiye çıkar. Ancak olaylar geliştikçe anlarız ki aslında toplumda herkes herkesle ve kendisiyle lades oynamaktadır, kandırmaya çalışmaktadır. Roman boyunca Cemil le Ayvaz ın yanında, şaşırtıcı, bolca güldüren, güldürürken düşündüren, merakla okunan sürükleyici yaşam öykülerini izleyerek yolculuk edeceksiniz. Cemil ile Ayvaz a yol gösteren kerteriz defteri, bu kez sadece denizlerdeki kayalıkları, derinlikleri ve sığlıkları değil yaşamın sahte ve gerçek zenginlikleri anlatıyor kendince. Kitabı bitirdiğinizde yaşamın olanaklarına ilişkin değerli bir harita kalacak elinizde. Kim bilir belki siz de Ladesçi yi okuduktan sonra kendiniz için bir kerteriz defteri tutarsınız. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM Yazar: Irvin Yalom
Evlilik Terapisi nde, özel terapi kılavuzları, klinik örneklerin bolca kullanıldığı somut öneriler ve ayrıntılı hasta hikayeleri sunulmaktadır. Niyetimiz okuru etkilemek, büyülemek ya da gizli akademik tartışmalara dipnot koymak değildir. Bunun yerine her bölüm, pratik içindeki klinisyene pragmatik değer taşıyan bir temel sunmak üzere tasarlanmıştır. Aslında genel editör, cild editörleri ve bölüm yazarları olarak amacımız tektir: Hastalarımızın hayatlarına önemli, acil ve somut katkılar yapmak. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM http://www.pandora.com.tr/images/kapak/132018.jpg Yazar: HENRI CARTIER-BRESSON
?Fotograf çekmek, aynı anda beynin, gözün ve kalbin bir olayı hedeflemesidir.?
?Karar Anı?, fotoğrafın manifestosudur.
Günümüzün pek çok fotograf ustasının vaktiyle el kitabı olmuştur. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM UZUN ROMAN MEHMED UZUN PORTRESİ
Ferzende Kaya, Alfa Yayınları, 2007, anı, 429 sayfa
'Uzun Roman', Mehmed Uzun'un sürgün yıllarında bir daha ayrılmamak üzere gittiği topraklardaki hayatı ve eserleri üzerine kapsamlı bir söyleşi kitabı. Mehmed Uzun'un, ailesi, yakın çevresi ve birçok yazarın yazılarının yer aldığı kitap, anekdot ve fotoğraflarla destekleniyor. Mehmed Uzun hakkında yazdıkları makalelerle kitapta yer alan birkaç isim şöyle: A. Ömer Türkeş, Ahmet Tulgar, Ahmet Uzun, Abidin Parıltı, Canip Yıldırım, Evrim Alataş, Hasan Cemal, Hrant Dink, Kadir Konuksever, Mıgırdıç Margosyan, Muharrem Erbey, Muhsin Kızılkaya, Müslüm Yücel, Necmiye Alpay, Salih Bolat, Selim Temo, Semih, Gümüş, Şeyhmus Diken, Thorvald Steen, Yaşar Kemal, Yılmaz Erdoğan, Zülfü Livaneli. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM BÜYÜNÜN RENGİ BEYAZ
Laurie Faria Stolarz, çeviren: Dinç Tayanç, Gün Yayıncılık, roman, 336 sayfa
'Büyünün Beyaz Rengi', Laurie Faria Stolarz'ın 'Kâbusun Rengi Mavi' serisinin ikinci romanını oluşturuyor. Birinci kitaptaki gibi, tamamen gerilim unsurlarına dayanan roman, on yedi yaşındaki Stacey Brown'ın kâbuslarını hikâye ediyor. Acımasızca katledilmiş insanların hayaletlerini gören Brown, yine bu zamanlarda kimden ve nereden geldiği belli olmayan şifreli mektuplar da alacaktır. Bu mektuplar, onun gördüğü kâbuslara dair kodlar barındırmalarıyla oldukça gizemlidir. Brown'la aynı kâbusları gören Jacob karakteri ise hikâyeyi daha da esrarengiz kılacaktır. Jacob rüyasında, Brown'ın öldürüldüğünü ve onu kurtarmak için buralara geldiğini söyleyecektir. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM SEVGİLİ ÜNİVERSİTE
Deher Altıner, Boyut Yayıncılık, roman, 237 sayfa
Deher Altıner'in 'Sevgili Üniversite'si, 1933 yılında yapılan üniversite reformunu hikâye eden bir roman. Altıner'in dönem romanına iyi örneklerden birini oluşturan bu eseri, Türkiye bilim dünyasının en önemli reformlarından biri olan üniversite reformuna koşut olarak, iki kahramanı arasındaki bir yasak aşkı da hikâye ediyor. 1930'lu ve 1940'lı yıllar, bir Doğu ülkesi veya bir Batı ülkesi olma konusunda henüz kesin kararını verememiş Türkiye'nin yaşadığı sıkıntıların doruğa ulaştığı dönemlerdendir. Altıner'in kurgusunun, Naziler iktidarından kaçarak Türkiye'ye gelen bilim insanlarını ve bunların ülkenin bilimine yaptıkları katkıları yetkin bir şekilde verdiği söylenebilir. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM OĞUZNAME: KÖKLERE GİDEN YOL
Umar Ö. Oflaz, Verlag Anadolu, tarih, 689 sayfa
Umar Ö. Oflaz'ın, 'Oğuzname: Köklere Giden Yol' isimli bu kitabı, Oğuz kültürünün özündeki inançla birlikte, bu inancın kadim kültürlerle bağına işaret etmeyi amaçlıyor. Umar Ö. Oflaz, bu inancın, insanlığın eski yaratılarını bir bütün olarak barındırdığını söylüyor. Kitapta, Oğuzların Anadolu'ya geldikten sonra, burada kurdukları "il" yönetiminin özellikleri, kültürlerinin önemli bileşenleri olan Hızır ve Ali gibi kavramların kökenleri irdeleniyor. Oflaz, Alevilik anlayışının gerçekte bir Türk kültürü olduğunu, bunun Türklerin İslamiyet'ten önceki inanışlarından biri olduğunu savunuyor. Oflaz, Oğuzların tarihi yolculuklarını anlatırken, bu yolculuğun kültürel izdüşümlerini de değerlendirmeyi amaçlıyor. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM YALANCININ POKERİ
Michael Lewis, çeviren: Neşenur Domaniç, Scala Yayıncılık, iş dünyası, 384 sayfa
'Yalancının Pokeri', Michael Lewis'ın uzun yıllar çalıştığı Wall Street'e dair deneyimlerini bir araya getiriyor. Lewis, London School of Economics'ten mezun olduktan hemen sonra, Wall Street'in yatırım şirketlerinden olan Salomon Brothers'ta işe başlamıştı. Lewis, bunu izleyen üç yıl içinde, şirket adına, Londra'da tahvil satıcılığına kadar yükselmişti. Lewis'ın bu kitabı da, Wall Street'in o en parlak dönemlerine ilişkin anılarından, deneyimlerinden oluşuyor. Lewis'ın kitabında ilgi çeken ayrıntıların başında, Amerikan iş dünyasının fırtınalı görünümü ile hırslı adamların aldatmacayla dolu, her şeyi riske atmalarına neden olan vurguncu güdüleri geliyor. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI 2
John Perkins, çeviren: Cihat Taşçıoğlu, April Yayıncılık, ekonomi, 400 sayfa
John Perkins'in 'Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları' isimli serisinin birinci kitabı, dünyayı yöneten birkaç aileye, bu ailelerin kirli ilişkilerine ve kirli şirketlerine yer veriyordu. Oldukça tartışma yaratan bu kitap, sıradan okuyuculara, ekonomi dünyasında olup biten gizli kapaklı ilişkiler hakkında detaylı bilgiler sunuyordu. Perkins'in bu kitabının ikinci cildi olan elimizdeki kitap, yazarın "Şirketokrasi" olarak tanımladığı bu ekonomik işleyiş hakkındaki yorumlarına kaldığı yerden devam ediyor. Kitabın dikkat çeken yönlerinden birinin, bu azgın 'şirketokrasi' canavarı karşısında, ne yapılabileceği konusunda iyi örnekler sunmasıdır diyebiliriz. mbiterge 30-11-2007, 03:49 PM GAFLET, DALALET, HIYANET
Yılmaz Dikbaş, Asya Şafak Yayınları, siyaset, 599 sayfa
Yılmaz Dikbaş, bir süre önce yayınlanan 'AB: Tabuta Çakılan Son Çivi' isimli kitabında, AB üzerinden, Türkiye'den birçok ismi, 'vatana ihanet' etmekle suçlamıştı. Dikbaş'ın, daha önce başka bir yayınevi tarafından yayınlanan ve bu baskı için yeni bir bölüm eklediği 'Gaflet, Dalalet, Hıyanet' isimli bu kitabı da, benzer suçlamalara ve eleştirilere kaldığı yerden devam ediyor. Dikbaş, çalışması için, "Kitabımızdaki tüm yazılar; 'Gaflet, Dalalet ve Hıyanet'in türlü örneklerini ortaya koymaktadır. Bunu yaparken, yorumlar benim kendi kişisel görüşlerimi yansıtmakla birlikte, verdiğim tüm bilgiler doğruluğu tartışılamayacak düzeyde sağlam belge ve kaynaklara dayanmaktadır" diyor. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM KAZDAĞI ETEKLERİNDEN ANKARA DORUKLARINA: HALİL SOYUER
Hazırlayan: Nursel Soyuer Gündüz, Saküder Kültür Yayınları, biyografi, 447 sayfa
'Kazdağı Eteklerinden Ankara Doruklarına: Halil Soyuer'in yazarı Nursel Soyuer Gündüz, gazeteci ve şair Halil Soyuer'in kızı. Babasının biyografisini kaleme alan Gündüz, çocukluğundan kendisine kalan anımsamalara, anılara da sık sık başvuruyor. Mitolojik tanrıların dağı olan Kaz Dağı'nda (İDA) doğan Halil Soyuer, yirmili yaşlarının başlarında Ankara'ya göç etmişti. Bu göçten sonraki süreç, Soyuer'in şairlik ve gazetecilik kimliklerinin oluşumunda önemli bir rol üstlenmişti. Gündüz'ün çalışması, babasının Ankara'ya göç etmeden ve göç ettikten sonraki hayatını ve deneyimlediklerini anlatıyor. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM ÖYLE SEVER GİBİ BAKMA ALIŞIK DEĞİLİM
Kerem Alışık, +1 Kitap, şiir, 127 sayfa
Oyuncu Kerem Alışık, 'Kerem Misali' adlı ilk şiir kitabından sonra yeni kitabı 'Öyle Sever Gibi Bakma Alışık Değilim' ile okurun karşısında. Kerem Alışık'ın 'Ben mi Çok Esmerim Sen mi Çok Sarışın' adlı şiirinden bir bölümü paylaşıyoruz: "dumanlı bir kasım akşamı,/ bulutlar havada salkım salkım,/günlerden... cuma ya da cumartesi./saat 04.30 dolayları/ay girdi penceremden içeri,/saçları kirli sarı,/yok inceliğinde kaşları,/yıldızlar tek görgü tanığı./dudaklarında pus,/gözleri bakır çalığı./usulca haber verdi sanki/kaçınılmaz olasılığı/zehirli bir kokosu vardı./dünya mı çok genişti,/ mevsim mi çok dardı./ne sonu belliydi ne de başı.../aslında farkındayım bende bu yanlışın..." mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM İSYAN İSYAN
Namık Doymuş, Doğan Kitapçılık, roman, 399 sayfa
Namık Doymuş'un 'İsyan İsyan' isimli bu kitabı, yazarın tarihi roman tarzı eserlerine son örneklerden. 'Cesaretin Ötesinde', 'Zafer Vaat Etmeyen Topraklar', 'Aşklar ve Arkadaşlıklar', 'Sevgiyi Yaşamak', 'Gelecek İçin' ve 'Tomustan Böceği', yazarın daha önce yayınlanan kitapları. Doymuş'un bu son romanı, Osmanlılar dönemindeki Anadolu isyanlarını kurguluyor. Bir tarafta Venedik Cumhuriyeti ve Macaristan'ın başını çektiği, Anadolu Beylikleri'ni de içine alan Osmanlı karşıtı ittifak, diğer tarafta Osmanlı Devleti, Bizans İmparatorluğu, Cenevizler, Rodos Şövalyeleri ve Yunan prensliklerinin kurduğu ittifak vardır. Roman, bu sıkıntılı dönemde, Osmanlı'nın isyanların önüne geçme çabalarını hikâye ediyor. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM DİLİM DİLİM ANADİLİM
Feyza Hepçilingirler, Everest Yayınları, deneme, 280 sayfa
'Dilim Dilim Anadilim', dil-toplum ilişkisine odaklanan kitapların önemli isimlerinden Feyza Hepçilingirler'in yeni denemelerinden oluşuyor. Kitap, yazarın dizi halinde düzenlediği 'Türkçe Off' serisinin üçüncü kitabını oluşturuyor. Hepçilingirler, "Türkçenin bugün içinde bulunduğu durum, düşünebilen, Türkçenin sürüklenmekte olduğu karanlık geleceği gören pek çok kişiyi kaygılandırmakta. Ben de Türkçenin elimizden kayıp gitmekte olduğunu görüp telaşa kapılanlardan yalnızca biriyim," diyor. Yazarın bu kitaptaki denemeleri, daha önceki benzer çalışmaları gibi, bu temel sorun konusunda 'ne yapılabilir' kaygısıyla kaleme alınmış. Denemelerin sunduğu perspektif, anadiline ilgili herkese hitap edecek nitelikte. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM FENG SHUI: PUSULA İÇİNİZDE
Esra Koyuncu, O Kitaplar, kişisel gelişim, 188 sayfa
Bilindiği gibi Feng Shui, yeryüzünü, gökyüzünü ve insanları inceleyerek, doğanın akışından yaşadığımız mekanlarda en iyi şekilde nasıl faydalanacağımızı gösteren bir yaşam tarzı anlamına geliyor. Feng Shui'nin temel prensibi, doğanın akışına saygı göstermek, kurallarını tanımak ve kendi doğamızla dış çevremizi uyumlu hale getirmektir. Esra Koyuncu'nun 'Feng Shui: Pusula İçinizde' isimli bu kitabı, söz konusu yaşam tarzına dair temel bilgileri ve uygulamaları anlatıyor. "Feng Shui ile kendi hayatımda yaşadığım değişimler, beni daha fazlasını keşfetmeye, öğrendiklerimi, bildiklerimi daha fazla kişiyle paylaşmaya yöneltti" diyen Koyuncu'nun kitabı, konuya ilgi duyanlar için iyi bir kaynak. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM KÜRESELLEŞME ÇAĞINDA PARA VE SINIF MÜCADELESİ
Werner Bonefeld ve John Holloway, çeviren: Münevver Çelik, A. Rıza Güngen, Cumhur Atay ve A. Serkan Mercan, Optimist Yayınları, siyaset, 284 sayfa
'Küreselleşme Çağında Para ve Sınıf Mücadelesi', karmaşık bir süreç olan küreselleşme dünyasında, sınıf mücadelesinin imkanlarına kafa yoruyor. Bonefeld, kitabının önsözünde, günümüzün sınıf mücadelesinin yeni mücadele alanlarına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Kapitalist gelişmenin 'gerçek-yaşam etkinliği'ne dair bir kavram geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Bonefeld, bu kavramın, her işyerinde ve her toplulukta, üretim ve artı değere el konulması üstüne verilen gündelik mücadeleyi, küresel ölçekte sınıf mücadelesinin temeli olarak görebilmesi gerektiğini savunuyor. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM BELGESEL FOTOĞRAF VE FOTORÖPORTAJ
Özcan Yurdalan, Agora Yayınları, fotoğrafçılık, 225 sayfa
Özcan Yurdalan, 'Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj'ın girişinde, "Bu kitap fotoğraf makinesinin işleyişi ve ayarlarından değil, fotoğrafçının düşünceleri ve davranışlarından söz eder" diyor. Dolayısıyla çalışma, fotoğrafın belgesel bir enstrüman olarak kullanımının beraberinde getirdiği düşüncelere ve davranışlara odaklanıyor. Belgesel fotoğrafçılığın, bireye dayatılan sınırlara itiraz etmenin ve sorumluluk hissederek hayata müdahil olmanın araçlarından biri olduğunu söyleyen Yurdalan, birinci ve ikinci bölümlerde, fotoğrafta belgesel ve röportaj konularına teorik açıdan yaklaşırken, üçüncü ve dördüncü bölümlerde, pratik alana ve uygulamaya odaklanıyor. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM PADİŞAH ANNELERİ
İbrahim Pazan, Babıali Kültür Yayınları, tarih, 192 sayfa
İbrahim Pazan, 'Padişah Anneleri'nde, siyasetle uğraşmaktan çok, kendilerini hayır işlerine adamış padişah annelerini, valide sultanları ve bu isimlerin eserlerini anlatıyor. Kitabın asıl çerçevesini, otuz altı valide sultanın, kendi servetlerini harcayarak yaptırdıkları ve kendilerinden sonraki kuşaklara bıraktıkları pek çoğu hâlâ ayakta olan külliyeler ile diğer hayır eserleri oluşturuyor. Kitapta, değerlendirilen eserlerin fotoğraflarına da yer verilmiş. Pazan'ın çalışması, valide sultanlar tarafından inşa edilen ve günümüzde bir kısmı hâlâ ayakta duran eserlere dair ayrıntılar barındırmasıyla dikkat çekiyor. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM SOĞUK SAVAŞ
Cemal Acar, Ötüken Yayınları, siyaset, 496 sayfa
Cemal Acar, alt başlığı 'Süpergüçlerin Hakimiyet Kavgası' olan 'Soğuk Savaş' isimli bu kitabında, yakın zamana kadar dünyayı yöneten iki güce, Amerika ve Soyvetler Birliği'ne odaklanıyor. İlk baskısı 1991 yılında yapılan kitap, birinci ve ikinci dünya savaşlarından başlayarak, süper güçlerin günümüze kadarki serüvenini anlatıyor. Kitap soğuk savaşın birebir tarihini vermekten öte, konuyu daha çok teknik boyutuyla ele alıyor. İki süper gücün hakim olduğu ve birbiriyle kıyasıya rekabet ettiği alanlar ve her birinin müttefik devletlerle birlikte kurduğu örgütler, kitabın asıl çerçevesini oluşturuyor. mbiterge 30-11-2007, 03:50 PM BİR TÜRK, BİR İNGİLİZ VE ÜÇ KURUŞLUK DÜNYA
Ö. Alim Erginoğlu, MB Yayınevi, roman, 512 sayfa
Ö. Alim Erginoğlu, 1974 doğumlu genç bir yazar. 2001 yılında kanser olduğunu öğrenen Erginoğlu, mücadele ederek bu hastalığın üstesinden geldi. Kendisinin romanı da, yaşadığı bu büyük sıkıntıyı hikâye ediyor. Romanın, kanser olduğunu öğrenen kahramanı, Erginoğlu gibi, ümidini yitirmeden, sırt çantasını aldığı gibi, dünyayı dolaşmaya başlar. Bu gezi, hem kendisiyle barışmasını sağlayacak, hem de hastalığından kurtulması gibi bir mucizeyi de beraberinde getirecektir. Erginoğlu, yaşam sevincinin ne denli büyük bir güç olabileceğine iyi örneklerden birini sunuyor. mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM OSMANLI EKONOMİSİ VE KURUMLARI
Şevket Pamuk, çeviren: Gökhan Aksay, İş Kültür Yayınları, tarih, 211 sayfa
'Osmanlı Ekonomisi ve Kurumları', Şevket Pamuk'un 1992-2006 yılları arasında kaleme aldığı makalelerden yapılan bir derleme. Kitapta ele alınan çok sayıda konu var. Bu konuların içinde en öne çıkanı, Osmanlı devletinin ekonomi alanındaki politikaları ve uygulamalarıdır. Kitabın öne çıkan diğer bir konusu ise, Sanayi Devrimi öncesindeki dönemde, özellikle de 16.-18. yüzyıllarda, Osmanlı ekonomisinin genel gidişatı, gelirleri, ücretleri ve yaşam standartlarıdır. Pamuk'un konuları karşılaştırmalı bir çerçevede ele alması, çalışmanın en dikkat çeken yönü. mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM BÜYÜK OYUNU ANLAMAK
Yves Lacoste, çeviren: İsmet Akça, NTV Yayınları, politika, 336 sayfa
Yves Lacoste'un 'Büyük Oyunu Anlamak' isimli bu kitabı, jeopolitik çerçeveden bugünün tarihine odaklanıyor. Günümüzde, neredeyse sayısız kullanıma sahip jeopolitik terimi, aslen, topraklar ve o topraklar üstünde yaşayan insanlar üzerinde etkide bulunabilme ve iktidar kurabilme rekabetiyle ilgili her şeyi ifade ediyor. Lacoste, bundan hareketle, Çin'den Amerika'nın Irak'ı işgaline, Rusya'nın yeniden güç kazanmasından Avrupa Birliği'nin geleceğine dair sorulara, sıcak çatışma bölgelerinden petrol savaşlarına kadar çok sayıda konuyu, kavramın tarihi bağlamı içinde değerlendiriyor. mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM Tiyatronun bilinmeyenleri
TİYATRO ESTETİĞİ CİLT 1
Dr. Önder Paker, Papatya Yayıncılık, 2007, 222 sayfa.
Şehir hayatının yoğun çalışma ortamında elimize geçen ilk fırsatta büyük bir keyifle izlemeye gittiğimiz bir tiyatronun tadını çıkarırken, izlemekte olduğumuz oyunun nasıl bir çalışmanın sonucu ortaya çıktığını hiç düşünüyor muyuz? Ya da bu oyunun yazılış süreci ve metni bizim için ne kadar önemli?
Birçok kişiye sadece sahnelemeden ibaretmiş gibi görünen tiyatro sanatının metin incelemesi ve bu incelemenin ölçütleri hakkında, herkesin farklı fikirleri ve yöntemleri vardır elbette.
İşte size uzun yıllarını tiyatro yönetmenliği, oyun yazarlığı ve bazı üniversitelerde ders vermiş olan Dr. Önder Paker'den, tiyatroyu metin boyutunda ele alan bir çalışma: Tiyaro Estetiği.
Tiyatro öğrencileri ve tiyatroyla ilgilenenler için bir rehber niteliği taşıyan kitapta Paker, tiyatro sanatında estetik denge üzerinde durarak tiyatroda metnin yerini ve metinde estetik dengeyi tartışıyor. Bunu yaparken antik dönemden başlayarak günümüze kadar geçen süreçte hem Türk hem de dünya tiyatrosuna ait oyunların estetik dengesini, yazıldıkları dönem ve ele aldıkları konu bağlamında değerlendiriyor. Evrenin ve doğanın bir denge üzerine kurulduğunu ve bu dengenin çeşitli nedenlerle yavaş yavaş bozulmaya başladığında bütün canlıların hayatını olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçek. Ve bu dengeyi korumanın bütün canlılar için hayati önem taşıdığını da inkâr edemeyiz. Hayattan beslenen bir sanat olarak metin, oyunculuk, sahneleme ve sahne öğelerinin uyumu gibi bir üzerine kurulmuş olan tiyatronun da denge bozulduğunda bazı sorunlar yaşanacağını ve tiyatro sanatına vereceği zararları tahmin etmek zor olmasa gerek. Paker, Tiyatro Estetiği adlı kitabında tiyatro sanatının Oyun metni-Oyunculuk-Sahne Öğeleri ve Sahneleme sürecine dikkat çekerek bu dengenin nasıl korunacağına dair değerlendirmeler yapıyor. Ayrıca Türk tiyatrosunda önemli bir yere sahip Haldun Taner, Aziz Nesin, Oktay Arayıcı, Orhan Asena, Turgut Özakman ve Refik Erduran gibi yazarların bazı oyunlarını konu, biçim, içerik, oyun kişisi ve aksiyon açısından nasıl bir dengeye sahip olduğunu ortaya koyan bir incelemeye de yer veriyor. Daha önce birçok çalışmaya imza atmış olan Paker, tiyatro estetiğini metin bağlamında incelediği birinci kitabının ardından ikinci kitabında estetik dengeyi oyunculuk, üçüncü kitabında ise sahneleme açısından inceleyeceğinin haberini de şimdiden veriyor.
Gönül Koca mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM Pulların dili
ALMANCA FİLATELİ DERGİLERİNDE OSMANLI PULLARI VE POSTALARI
(1863-1922)
Nilgün Cön-Gruhlke, Çeviren: Sevinç Altınçekiç, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2007, 136 sayfa.
19. Yüzyıl, hepimizin bildiği üzere tarihin akışı içerisinde Osmanlı Devleti'nin modernleşme çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemdir. Daha doğrusu gerisinde kaldığını artık açıkça kabul ettiği Batı'yı yakalama ve aradaki farkı kapama mücadelesidir yaşananlar.
Bu dönem önce askeri alanda sonrasında devletin tüm birimlerinde hatta toplumun belirli kesimlerinde bir dönüşüm ve değişim yaşanmasına yol açar. Bütün bu değişimin yansımalarıysa devlet hayatında ve toplumsal yaşamda farklı şekillerde tezahür eder. Bu değişim kimi zaman devletin herhangi bir bürokratik kadrosundaki yenilenme olarak ortaya çıkar, kimi zamanda gündelik yaşamda moda kabilinden bir farkılaşmayla.
Ancak hangi şekilde olursa olsun eskinin yerini yeni bir şeyler almaktadır. Bu bağlamda merkezi modern bir devletin kurgulanması çabalarının tipik yansımalarından birisi de, devletin posta hizmetlerini tekeline alması, yeni bir yapılanma içinde organize etmesidir. Bunun görünür olan en önemli yanını da hiç şüphesiz ki, mektupların üzerine o devletin hükümranlığını ispat eden pulların yapıştırlması oluşturur.
Farklı renklerde basılan üzerinde kimi zaman dönemin yöneticilerinin resmini taşıyan kimi zamanda bir meajı vatandaşlara ileten pulların hayatımıza girişi de, işte en başta değindiğimiz üzere 19. yüzyıla denk gelir. Almanca Filateli Dergilerinde Osmanlı Pulları ve Postaları, Osmanlı pulculuğunun ortaya çıkışını, gelişimini, Osmanlı İmparatorluğunun yabancı ülkelerle posta ve pulculuk üzerinden kurduğu ilişkiyi ve daha da ötesinde bir dönemin ekonomik ve sosyal portresini bize yansıtmayı amaçlıyor.
Bu kitap, aynı zamanda Alman Filateli Dergilerine dayanarak, adına posta pulu dediğimiz bu küçük kağıt parçacıklarının tarih araştırmalarında nasıl önemli bir işlevi olduğunu da ortaya koyarken, arka planında Osmanlı Devleti ile Almanya arasındaki ilişkilere de ışık tutuyor. Bu yüzden de, pul deyip geçmemek lazım açıkçası... mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM Aşkın ve ölümün diyarında
Everest Yayınları'nın düzenlediği İlk Roman yarışmasını 'Uzak Hayat' romanıyla Muhammed Munis kazandı. Munis'in 2005'de katıldığı Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde şiir dosyası da 'dikkate değer' bulunmuştu
http://www.radikal.com.tr/veriler/ekler/kitap/2007/11/16/01.gif
A. ÖMER TÜRKEŞ
Hayali bir kentin bilinmeyen geniş bir zaman dilimine yayılan hikâyesiyle Uzak Hayat, gerçekle gerçeküstünün iç içe geçtiği, metafor zenginliğinin sadece sözcük düzeyinde kalmayıp metnin kendisinin dev bir metafora dönüştüğü, hikâyesi kadar dili ve üslubuyla da ilgi çekici bir roman. Âdem'in ağzında elmasıyla yeryüzüne ilk indiği yer olduğuna inanılan kadim Piyar kentini, kaderleri bu kentle birleşmiş kadersiz insanları, kenti sarıp sarmalayan mutsuzluğu, çaresizliği, şaşkınlığı, aşk ve ölüm saplantısını bir rüyanın içinden anlatıyor Munis.
"... Piyarlılar öyle tuhaf ve bu yüzden levh-i mahfuza yazılmaya bile değmez bir yazgının kahramanıydılar ki, gerçekten yaşayıp yaşamadıklarından bile emin değillerdi. Yolda yürürken, yemek yerken, yediklerini çıkarırken, düzüşürken ya da bir sohbetin en koyu anında, aniden durup hayat hakkında, yaşadıklarının tuhaflıkları hakkında, her şeyin anlamsızlığı hakkında düşünmek ve göğe bakıp sebepsiz ağlamak... işte bu her Piyarlının her an yaşayabileceği yaygın bir sayrılıktı. Acaba, birkaç tahtası eksik gerçek bir çatlağın bitmek bilmez rüyasının talihsiz karakterleri olabilirler miydi?"
Bu tuhaf kente ve ahalisine, Safir Dağı çevresindeki köylerinden Piyar'a göçmüş bir ailenin karabasanı andıran hayatı etrafında kurgulanmış bir hikâyeyle misafir oluyoruz. Hasan ve Zehra'nın, çocukları Sema, Ziya, Süreyya, Serhat, Berat, Kenan'ın, Hasan'ın babası Küçük Mustafa ve abisi Remzi'nin aşk ve ölümle kesişen trajedileri Piyarlıların değişmez kaderidir. Öyle sersemletici bir kaderdir ki bu, Piyarlılar, asıl ismini artık kimsenin bilmediği, her sabah bir an bile gecikmeksizin güvercinler gibi tam şafak vaktinde uyandığı için Bilge Şafak olarak çağrılan, yüz yaşını çoktan devirmiş, kitaplarla doldurduğu evinden hiç çıkmayan sevimli bir ihtiyarın yorumları eşliğinde anlamlandırabiliyorlar hayatlarını.
"Aşk Tanrı'nın affetmediği tek günahtır" şiarıyla bütün kenti "Aşık Olmak Tehlikeli ve Yasatır" tabelalarıyla donatan, Piyar halkına şeytanı unutturacak kadar kötü kişiliğiyle Belediye Başkanı Cabbar Töre bile kaçamaz bu kaderden. Muhammed Munis, Cabbar'ın annesi Betül gibi, Kenan'ın sevgilisi Başa ya da Ziya'nın sevgilisi Leyla gibi pek çok insan tipine yer verir, her birinin hayat hikâyesine ihtimam gösterirken kaderleri çeşitlendirmiyor. Hepsinin düştüğü büyük bir aşk, bu aşk için ölümle ya da yıkımla ödedikleri büyük bir bedel var. Özellikle de kadınlar ödüyor bedeli. Mesela bir kez görüp aşık olduğu gençle evlendirimeyince kadınlığını kendi elleriyle döktüğü kezzapla yakıp aşkına sonsuza kadar sadık kalan, "kendi elleriyle sonsuza dek sürecek tertemiz bir bekâreti seçen" Piyar'ın Meryem'i Asiye; çevresindeki herkesi kalbini zorlayan bir sevgiyle sarmaya karar verdiği günden sonra tüm sevdiklerini birer bire kaybeden, şimdi hiç çıkmadığı evinde yapma güller yapıp satan Güllerin Annesi Perçem hanım; Mutluluk hastalığın tutulduğu için başkalarının acısını kıskanarak kendisine trajik bir aile tarihi uyduran Nebahat; bilmediği tek şey ölmek olan Piyar'ın en yaşlı kadını İnsaf Ana...
Ama her şeye rağmen kaderlerine razı olmayan, zalimin zülmüne boyun eğmeyen isyancılar da vardır Safir Dağlarında. Piyar'ın tarihi beki de başka türlü yazılacaktır...
Büyülü gerçekçilik
Anlatım sarkacının çırılçıplak bir gerçeklikten rüyadaymışız hissi veren gerçeküstü -masalsı- bir dünya arasında gidip geldiği Uzak Hayat'ı daha fazla özetlemeye metnin metaforik yapısı el vermiyor. Tıpkı bir rüyayı özetlemenin imkansızlığı gibi. Kuşkusuz, isimleri anlamlandrabilir, benzerlikleri bulup çıkarabilir, çağrışımların köklerine inebilirsiniz ama kimi açık kimi örtülü metaforları bire bir tercüme etmeye kalkışmak metnin anlam katlarını budamak felaketiyle sonuçlanacaktır. Kendi anlamlarını kendileri yaratan, öyleyse okuyucunun katkısını da gerektiren metaforları açıklamaktan ziyade tartışmak gerekir.
Tartışmaya, iyi bir romandaki metaforların yazının süsü olmadığı kabülüyle başlamak istiyorum. Italio Calvino'dan bir alıntıyla sürdüreceğim; "Fantastik öykünün yolu, geçici heves ve kolay bir yol değildir: Salt gerçeküstücü keyfilik yönüne fazlaca kayılırsa, katı bir ahlaki ya da tarihsel alegori şeklindeki zorunlu oyunla sınırlı kalınırsa, sonuç tam bir felaket olur. Fantastik olanın, kâğıttan bir tiyatro dekoru olmaması için, bellekle, zorunlulukla, kısacası gerçeklikle bezenmiş olması gerekir."
Böyle bir anlayışla kaleme alınan bir hikâyedeki gerçeküstü öğeler, abartılar, kısacası edebiyatın yalanları diyelim bunlara, gerçekliğin ilk bakışta görünmeyen yüzüne okuyucuyu sarsarak, yabancılaştırarak, onu alışılageldik gerçeklik algısından uzaklaştırarak yakınsamaya çalışırlar. Muhammed Munis Uzak Hayat'ta bu yolu izlemiş; olaylar hayali bir kentte, bilinmez bir zaman diliminde cereyan ederken elbette gerçek dünyadan, bu dünyanın ürettiği duyma ve düşünme biçimlerinden kopmuyoruz. Romana gerçeklik duygusu vermek için olgusal doğrular kullanmıyor ama Piyar ve Piyarlılar hiç de yabancımız değiller Tanıdıklık törelerle, boş inançlarla, acı kültürüyle, ortak bir kaderi paylaşan kadınlarıyla, cahil ve boyun eğmiş ahalisiyle, zalim yöneticileri, dağlara çekilen isyancılarıyla sınırlı değil, içerdiği tartışmanın felsefi ve siyasi boyutu da tanıdık. Belki de romanı gerçekliğe asıl bağlayan da felsefi ve siyasi hayatla kurduğu ilişki.
Ancak bu hayatın bir benzerini romanda canlandırmak yerine hayal gücüne dayalı temsili bir ilişkisi kurmuş Munis. Gerçekliği anlamaktan ziyade anlayamamaktan muzdarip roman kişilerinin gerçeği, gerçeği görmeyen, düş gören insanların gerçeği. Tıpkı Kafka romanlarında olduğu gibi, roman kişilerinin ellerinde olmadan gelişen, onların sadece yüzleşmek zorunda kaldıkları olaylar aslında günümüz Türkiye'sinde yaşamak zorunda kalınan olaylara dair güçlü metaforlar. Mesela aşkın ve sevginin anlamını yitirmişler. Aşkı sadece acı ve ölümle özdeşleştirebiliyor, acıyı ve ölümü kutsuyorlar.
Tam bu noktada Muhammed Munis'in ödül törenindeki konuşmasında belirttiği Marquez etkisinden söz edebiliriz. Gerçekten de Piyar ve Piyarlılar, Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık romanındaki hayali Mocambo kasabasına ve kasaba ahalisine benzetilebilir. Marquez romanını toplumsal hafıza kaybına işaret etmek icin yazdığını söylemişti; Mocambo Kasabası ve romanın 'gerçeküstü' kahramanlarının hayat hikâyeleri bize alternatif bir Latin Amerika tarihi anlatır. Kasabalılar unutma hastalığına tutulur, gün be gün hafızalarını kaybeder, hatta unutmamak icin kasabanın en geniş caddesine "Tanrı vardır" diye yazarlar.
Toplumsal unutkanlığı tarihten öğrenmeme inatçılığıdır soz konusu olan. Aydınlanmanın ilerlemeci tarihselliğinin karşına, Latin Amerika'nın yinelenen kaderini vurgulamak için hikâyesini döngüsel bir zamana oturtmuştu Marquez. Uzak Hayat'taki belirgin Yüzyıllık Yalnızlık etkisi hayali kasaba ve kasabalılarla sınırlı kalmıyor; Marquez'in zaman gibi, düşsellik gibi ya da toplumsal hafıza gibi sorunsallarını da taşımış romanına Munis. Ancak etkilenmenin taklide düşmediğini ve hikâyesini yerelleştirmeyi bildiğini eklemeliyim.
Romandaki hikâyeleri, imge ve eğretilemeleri etkili kılan anlatımdaki o tuhaf uzaklık; Munis, acının en yoğun olduğu anları, ayrılıkları, ölümleri, intiharları roman kişilerine duygudaşlık yapmaksızın, tarafsız bir izleyicinin gözüyle aktarıyor. Ne var ki böylesi çok fazla durum var hikâyede. Doğrusunu söylemek gerekirse hiçbir mutluluk karesinin bile yer almadığı çok karamsar, nihayetinde nihilizme varacak derecede karamsar bir anlatı çıkmış ortaya. Hayatı yorumlayan bilge kişilerin aforizmaları da nihilizmi körükler nitelikte. Marquez'in bütün felaketlere rağmen neşeyle sürüp giden Mocamba hayatı, bizim coğrafyamıza neşesini Güney Amerika'da bırakarak taşınmış. Kültürlerarası fark demek, romanın işaret ettiği halkın, Kürtlerin, 80'lerden bu yana şiddetin hüküm sürdüğü topraklarında hayatla kurdukları coşkulu bağları görmezden gelmek olur. Öyleyse yazarın bakış açısından kaynaklanan bir eksik tespiti yapmak zorundayız. Bir başka eksiklikse -her ne kadar hayali olsa da- Piyar'ın ve çevresinin yarattığı mekan algısında; daha doğrusu mekan duygusu yaratamamasında. Dili çok iyi kullanmasına rağmen, becerisini Piyar'ı bir kent olarak gözümüzde canlandırmak için kullanmamış Munis.
Eksiklikleri ilk romanın heyecanına verelim. Muhammed Munis iyi bir yazar. mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM Demir leblebi gibi kadın!
Asistanı olduğum hafta Mübeccel hanım beni bir esnaf lokantasına götürdü. Kendisine ıspanaklı yumurta ısmarladı. 'Ben ıspanak sevmem' deyince gülerek 'Hah, hoşgeldin şımartılmış erkek çocuğu! Ne istersen söyle bakalım' dedi. Sonra da bana orta sınıf kentli aile düzeninde erkek çocukların hangi toplumsal mekanizmaların sonucunda şımartıldıklarını anlatmaya başladı
Mübeccel Hoca için kısa bir yazı yazmak çok zor. Nasıl ki İlhan Tekeli Mübeccel Kıray İçin Yazılar başlıklı armağan kitabına hoca hakkında (Bağlam, 2000) otuz sayfa yazmak gereğini hissetmiş ise ben de benzer duygular içindeyim. Baştan söyleyeyim, bu yazı kesinlikle Kıray'ın Türk sosyolojisine katkılarını değerlendirme yazısı değildir.
Biraz maceralı bir süreçten sonra, 1980 yılının başında Mübeccel hanımın asistanı olarak Marmara Üniversitesi'nde çalışmaya başladım. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki öğrencilik yıllarımda Kıray'ın bazı makalelerini ve artık bir klasik olan Ereğli çalışmasını okumuştum. Ama onu insan olarak pek tanımıyordum. Otoriter, iyice tanımlanmış doğruları olan, taviz vermez bir kişiliği vardı. Ama aynı zamanda dünyanın en sevecen ve sıcak insanı olabiliyordu.
İlk hafta, Mübeccel hanım beni üniversitenin yanında bir esnaf lokantasına yemeğe götürdü. Hoca, kendisine ıspanaklı yumurta ısmarladı. Ben ise, "Hocam, ben ıspanak sevmem. Müsaade ederseniz, başka bir şey ısmarlayayım" dedim. Bana bakıp, gülerek "Hah, hoşgeldin şımartılmış erkek çocuğu! Ne istersen söyle bakalım" dedi. Sonra da bana orta sınıf kentli aile düzeninde erkek çocukların hangi toplumsal mekanizmaların sonucunda şımartıldıklarını anlatmaya başladı. Laf aramızda, dedikleri doğruydu.
Gündelik hayatta bu dalga geçerek ortaya konan otorite, akademik konularda bazen çok sert noktalara gidebilirdi. Ben akademik hayatı onun kadar ciddiye alan ve akademik mükemmellik kurallarını bu denli benimsemiş çok az insana rastladım. Yetenekli, kaliteli bir akademisyenin üniversite dışında kalmasına gönlü hiç razı olmazdı. Örneğin, 1981'de YÖK çıktığında, birçok iyi akademisyen durumu protesto ederek istifa etmişti. O günlerde İlber Ortaylı'nın istifa haberi geldi. Hoca, çok üzüldü. Ben de İlber Ortaylı'nın doğru bir karar verdiğini söyleyecek oldum. Bana dönüp, "Neden, İlber cuntanın işini kolaylaştırıyor? Onu atacaklar ise, kendileri atsınlar. Şimdi ne olacak? Gazetelerde veya reklam şirketlerinde sürünecek! Bunlar özel sektörü pek matah bir yer sanıyorlar? İşler gevşeyince nasıl olsa geri dönerler ama o yıllar bir daha geri gelmez" dediğini hatırlıyorum.
O günlerde Marmara'da 12 Eylül baskısı yoğun hissediliyordu. Dekanımız, merhum Melih Tümer'i askerler görev başındayken alıp götürdüler. Melih bey, Barış Derneği davasından yargılanıyordu. Aynı davadan yargılanan ve içeri alınan, emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem de bizim bölümde ders veriyordu. Çok zor günlerdi. Mübeccel hanım o günlerde bizlerin moralini düzeltmek için Girit mutfağının en güzel örneklerinden oluşan yemekler pişirip evinde davetler veriyor ve bu dönemin mutlaka biteceğini anlatıyordu. Bizleri daha çok çalışmaya ve yazmaya yöneltiyordu. Ben de Bursa dokuma sanayii hakkındaki doktora tezimin saha araştırmasını o dönemde yapmıştım. mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM Son Mektup/Bir Aşk Hikayesi
Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum.'
http://www.ilknokta.com/img/Metas/s/9789755399218.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42210.htm)
Andre Gorz sevgilisi, hayat arkadaşı, hayatının anlamı Dorine'e yazdığı mektuba bu sözlerle başlar. Anlamını tümüyle kavramak için aşklarının hikâyesini yeniden kurması gerektiğini söylerken, bunun bir 'vaat', 'ömür boyu sürecek bir sözleşme' olduğunun altını çizmeye özen gösterir. Heyecanları, mutlulukları ve sıkıntılarıyla elli sekiz yıl süren bir beraberliğin, birlikte varoluş mücadelesinin hikâyesini duygusal olduğu kadar da düşünsel bir platforma oturtmaktadır. Evliliği bir burjuva kurumu, aşkı da 'iki kişinin en az toplumsal olan alanda bir araya gelmesi' olarak değerlendirirken, aşkında bir dinamiği olduğu, değişken koşullara göre yönlendirip uyarlanabileceği gerçeğini keşfeder Dorine'le birlikte....
Gorz, Marksizmi varoluşçu bir yaklaşımla benimsemiş, kuramsal çalışmalarında özellikle yabancılaşma ve özgürlük konularına eğilmiştir. Kapitalizme özgü işbölümünü, dünya kaynaklarının akıldışı kullanımını eleştirerek siyasi ekolojinin ve özgürlükçü sosyalizmin en önemli düşünürlerinden biri haline gelmiştir.
Hayatları boyunca yer yüzündeki haksızlıklar karşısında sessiz kalmayıp, mücadele etmeyi seçen Gorz ve Dorine, Dorine'in uzun yıllar süren acı verici, onulmaz hastalığının ardından radikal bir karar almak zorunda kalırlar: kendi hayatlarına son verme haklarını kullanmak... Böylece, yaşamda olduğu gibi ölümde de ayrılmayacak, 'diğerinin ölümünden sonra yaşamak' zorunda kalmayacaklardır...
Her şey gibi aşk, sevgi kavramlarının da içinin boşaltıldığı, çabucak tüketildiği günümüzde bir umut, hatta bir isyan çığlığı gibi karşımıza çıkıyor Gorz'un bu mektubu. Sarsıcı ve hatta yüreğimize işleyen bir çığlık... mbiterge 30-11-2007, 03:51 PM Ottoman Empire Unveiled
Osmanlı İmparatorluğu, Roma ve İngiliz imparatorlukları ile birlikte dünyanın gördüğü üç büyük imparatorluktan birisiydi. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar gibi dünyanın en önemli bölgelerinde 600 yıldan uzun bir süre hakimiyet kuran Osmanlı İmparatorluğu bugünkü dünyanın şekillendiren en önemli aktörlerdendi.
http://www.ilknokta.com/img/Metas/o/9789756480816.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42209.htm)
Tarih sahnesinden kalkmalarına rağmen Roma ve İngiltere imparatorlukları gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun da, tesirleri devam ediyor. Osmanlı idaresi altında asırlarca bulunmuş ülkelerin pek çok karakteristiği de bu dönemde şekillenmişti. Irak’tan Bosna Hersek’e kadar olan bölgelerdeki dini ve etnik gruplar Osmanlı idaresi altında oluştu. Osmanlı mimarisi ve şehircilik anlayışı da hakimiyeti altındaki birçok yerde şehirlerin şekillenmesinde önemli tesirlerde bulundu.
Asırlarca süren Osmanlı hakimiyeti günümüz dünya politikasına da tesir eden derin izler bıraktı. Osmanlıların izlediği siyasi ve dini politikalar günümüz modern dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynadı. mbiterge 30-11-2007, 03:52 PM Sorularla Osmanlı İmparatorluğu II
http://www.ilknokta.com/img/Metas/s/9789756480069.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42212.htm)
* Rumeliye Geçiş
* Ankara Savaşı
* II. Murad
* Yavuz Sultan Selim
* Sokullu Mehmed Paşa
* IV Murad
* Köprüler
* Karlofça Antlaşması
* 1768-1774 Osmanlı - Rus Savaşı ve Küçük kaynarca Antlaşması
* Nizam-ı Cedid
- I. Meşrutiyet mbiterge 30-11-2007, 03:52 PM Sorularla Osmanlı İmparatorluğu I
http://www.ilknokta.com/img/Metas/s/9789756480052.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42211.htm)
Osmanlı Öncesi;
- Moğollar ve Cengiz Han
- Türklerin Anadolu ya Gelişi Osmanlılar;
- Osmanlı Tarihine Yeniden Bakmak
- Osmanlı İmparatorluğu Nasıl Kuruldu
- Fatih ve Fetih - Cem Sultan
- II. Osman ve Dönemi
- İkinci Viyana Kuşatması
- Kırım Harbi
- Doksanüç Harbi
- Osmanlı İmparatorluğu nda Dış Borçlar
- Yeniçeriler
- Osmanlı İdaresinde Sırbistan
- Osmanlı İdaresinde Yunanistan
- Osmanlı İdaresinde Mısır
- Osmanlı Hakim yetinde Kıbrıs
- Rumeliye Geçiş
- Ankara Savaşı
- II. Murad
- Yavuz Sultan Selim
- Sokullu Mehmed Paşa
- IV. Murad
- Köprülüler
- Karlofça Antlaşması
- 1768-1774 Osmanlı
- Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca Antlaşması
- Nizam-ı Cedid
- I. Meşrutiyet mbiterge 30-11-2007, 03:52 PM Sorularla Osmanlı İmparatorluğu III
http://www.ilknokta.com/img/Metas/s/9789756480090.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42213.htm)
Bu kitapta Osmanlılar ve Sömürgecilik, Modern Dünya nın oluşmasında Osmanlı İmparatorluğu nun rolü, Osmanlı ordularının sefer lojistiği, Osmanlı İmparatorluğu nda Türklerin durumu, XV. - XVII. yüzyıllarda Avrupa da Türk imajı, I. Murad, Fetret Devri, Tarihte İstanbul kuşatmaları ve İstanbul un fethi, II. Bayezid, Barbaros Hayreddin Paşa, Celaliler, Osmanlı İmparatorluğu nun XVII. yüzyılda yaşadığı buhran, Osmanlı tarihinin en renkli simalarından I. İbrahim, Prut Savaşı, Lale Devri ve İlk Türk matbaası gibi on altı konu ele alınarak, incelenmiştir. Bu konular ele alınırken son araştırmalarda ortaya çıkan bilgilerden hareket edilmeye çalışılmıştır. mbiterge 30-11-2007, 03:52 PM Sorularla Osmanlı İmparatorluğu IV http://www.ilknokta.com/img/Metas/s/9799756480129.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42214.htm)
-Osmanlıların Avrupa ya Üstünlük Sebepleri
-Orhan Gazi
-Fatih Sultan Mehmed
-Piri Reis
-İnebahtı Deniz Muharebesi
-Zenta Muharebesi
-Osmanlı-İran İlişkileri
-1736-1739 Savaşı
-XVIII. Yüzyıl Islahatları
-Sabetay Sevi Ve Dönmelik
-Osmanlı Tarihçiliği
-Kardeş Katli
-Osmanlı Döneminde Hac
-Osmanlı İmparatorluğu nda Bürokrasi
-Osmanlı İmparatorluğu nda Ticaret mbiterge 30-11-2007, 03:53 PM Sorularla Osmanlı İmparatorluğu V
http://www.ilknokta.com/img/Metas/s/9789756480434.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42215.htm)
Önceki 4 cildi büyük ilgi görüp baskısı bir çok kez tekrarlanan kitabın merakla beklenen 5. cildi de diğerleri gibi Osmanlı tarihindeki sis perdelerini aralıyor.
-Çelebi Mehmed
-Yıldırım Bâyezid
-Şark Meselesi
-Osmanlı İmparatorluğu nda Gayrimüslimler
-Osmanlı İmparatorluğu nda Kapitülasyonlar
-Osmanlı-İran Savaşları (1578-1639)
-Osmanlı-Avusturya Savaşları (1593-1606)
-Osmanlı İmparatorluğu nda Şehzadelik
-Kadızâdeliler
-Osmanlı İmparatorluğu nda Türkmenler
-Kanuni nin Son Seferi
-1715-1718 Savaşları ve Pasarofça Antlaşması
…ve Osmanlı hakkında merak ettiğimiz bir çok sorunun cevabı. mbiterge 30-11-2007, 03:53 PM Osmanlı'da Sürgün
http://www.ilknokta.com/img/Metas/o/975-6480-76-2.jpg (http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42208.htm)
"Sürgün" kelimesi hemen herkesin anlayabildiği ve insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Aynı zamanda geçmişten günümüze kadar özünü ve değerini muhafaza etmiştir. Bu açıdan bakıldığında, insanı konu alan ve onunla varlığını sürdüren bîr olgudur. Bu şekliyle 21. yüzyılda bile kendisinden söz ettirmektedir. Sürgünün kendi başına da bir anlamı vardır. Ancak coğrafya, siyaset, nüfus, iktisat, sosyal yapı, v.b. gibi ifadelerle ilişkisi kurulduğunda çok daha geniş anlamlar ifade ettiği görülecektir.
Osmanlı tarihi boyunca da sürgünün nasıl ve ne şekilde uygulandığı bu konudaki çalışmaların azlığı yüzünden meraka şayan bir |