viyanali61
16-08-2006, 09:33 PM
islami düzen ve bölünme feryatları
Yazar Hasan Cemal, Türkiye'de manşetlerle değiştirilen gündemi, islami düzen geliyor, ülke bölünüyor" yaygaralarını yorumladı ve yeni bir 28 ?ubat girişimini sorguladı.
http://image.haber7.com/haber/22023.jpg
Yeni bir 28 şubat mı?
Bahçeşehir Üniversitesi'nde geçen gün bir grup öğretim üyesiyle sohbet ediyorduk. Konu daha çok benim yeni kitabımdı Ama o günkü gazetelerin birinci sayfaları gündeme geldi, manetler tartışılldı.
Milliyet'in manşeti:
"Haber ajansı AP, Türkiye'deki laik kesimin endişesini dünyaya duyurdu: islami hayat tarzımı geliyor?"
Alt başlık hükümet, imam hatipliye yolu açt?."
Vatan'ın manşeti:
"3 yılın en gergin günü... Meclis'teki bütçe görüşmeleri, muhalefet liderlerinin eleştirilerine sahne oldu. Erdoğan aynı sertlikle yanıt verdi."
Hürriyet'in manşeti:
"imam hatibe kapı açıldı YÖK dava açıyor."
Can Dündar'ın yaz? başlığı
"AKP'nin sonbaharı!"
Öğretim üyeleriyle gazete manşetlerinin arkasında yatan gerçeği tartışrken, "Türkiye nereye gidiyor?" sorusu ön plana çıktı.
Genç bir siyaset bilimci sordu:
"Milliyet'in 'islam? hayat tarzı mı geliyor?" manşeti bana biraz geçmişi hatırlattı. Kendi kendime sordum, yoksa yeni bir 28 şubat mı diye?.."
Ben de kendi kendime sordum:
28 ıubat mı?..
ihtimal vermediğimi söyledim.
AKP'nin hükümet olmasından beri askeri siyasete çekme hevesinin bazı odaklarda yararlandığını belirttim.
Özellikle Kıbrıs'taki yüzde 65 'evet'le biten referandum ve AB'ye uyum yasalar? döneminde yeni bir 28 şubat kışkırtmaları yaşandığını , asker ve sivil bürokrasi içindeki bazı odakların yeni bir müdahale için büyük medyayla iş dünyasında nabız yokladıklarını, ancak yüz bulamadıklarını anlattım.
Peki, o zaman bu hava neydi?
Bu manşetler ne oluyordu?
Gerçek gündem miydi?
Yapay gündem mi?
Haklı soru ve kaygılardı.
Bir gerçeğe işaret etmekte yarar var. iktidar, gerçek gündemden bir süredir kayıyor. Hava öyle. Gündemi daha çok muhalefetin belirlediği dikkati çekiyor.
iktidar da çanak tutuyor.
Siyaset oyunu gitgide siyah beyazlaşıyor. Uçlara doğru kayıyor. Cepheleşme havası öylesine noktalara gidiyor ki, olandan daha farklı bir Türkiye görüntüsü gözler önüne seriliyor.
içki derken, Göztepe'ye cami derken, imam hatipliye çifte diploma derken, bir bakıyorsunuz muhalefetle bazı odaklarda düğmeye basılıyor:
islami düzene doğru!
Öyle mi?
Bu konularda iktidara yönelik bazı eleştirilerde haklılık payı hiç kuşkusuz var. Ancak, bu eleştirilerden yola çıkarak islami düzen geliyor demek gerçeği zorlamak değil mi?
Evet, öyle.
Türkiye'ye ne islami düzen gelir, ne de bu ülke bölünür.
Tehlike, şeriat ya da bölünme değil. Tehlike, pireyi deve yaparak Türkiye'yi gerçek gündeminden uzaklaştırmaktır. Tehlike, Türkiye'yi yeniden bir 28 şubat sürecine itmek isteyenlerin bazı sinsi çabalarıdır.
Türkiye'nin bu oyuna geleceğini sanmıyorum.
Ama iktidarın dikkatli olması, gerçek gündeme sahip çıkması, muhalefetin de sorumlu oynaması lazım diye düşünüyorum.
Milliyet
Yazar Hasan Cemal, Türkiye'de manşetlerle değiştirilen gündemi, islami düzen geliyor, ülke bölünüyor" yaygaralarını yorumladı ve yeni bir 28 ?ubat girişimini sorguladı.
http://image.haber7.com/haber/22023.jpg
Yeni bir 28 şubat mı?
Bahçeşehir Üniversitesi'nde geçen gün bir grup öğretim üyesiyle sohbet ediyorduk. Konu daha çok benim yeni kitabımdı Ama o günkü gazetelerin birinci sayfaları gündeme geldi, manetler tartışılldı.
Milliyet'in manşeti:
"Haber ajansı AP, Türkiye'deki laik kesimin endişesini dünyaya duyurdu: islami hayat tarzımı geliyor?"
Alt başlık hükümet, imam hatipliye yolu açt?."
Vatan'ın manşeti:
"3 yılın en gergin günü... Meclis'teki bütçe görüşmeleri, muhalefet liderlerinin eleştirilerine sahne oldu. Erdoğan aynı sertlikle yanıt verdi."
Hürriyet'in manşeti:
"imam hatibe kapı açıldı YÖK dava açıyor."
Can Dündar'ın yaz? başlığı
"AKP'nin sonbaharı!"
Öğretim üyeleriyle gazete manşetlerinin arkasında yatan gerçeği tartışrken, "Türkiye nereye gidiyor?" sorusu ön plana çıktı.
Genç bir siyaset bilimci sordu:
"Milliyet'in 'islam? hayat tarzı mı geliyor?" manşeti bana biraz geçmişi hatırlattı. Kendi kendime sordum, yoksa yeni bir 28 şubat mı diye?.."
Ben de kendi kendime sordum:
28 ıubat mı?..
ihtimal vermediğimi söyledim.
AKP'nin hükümet olmasından beri askeri siyasete çekme hevesinin bazı odaklarda yararlandığını belirttim.
Özellikle Kıbrıs'taki yüzde 65 'evet'le biten referandum ve AB'ye uyum yasalar? döneminde yeni bir 28 şubat kışkırtmaları yaşandığını , asker ve sivil bürokrasi içindeki bazı odakların yeni bir müdahale için büyük medyayla iş dünyasında nabız yokladıklarını, ancak yüz bulamadıklarını anlattım.
Peki, o zaman bu hava neydi?
Bu manşetler ne oluyordu?
Gerçek gündem miydi?
Yapay gündem mi?
Haklı soru ve kaygılardı.
Bir gerçeğe işaret etmekte yarar var. iktidar, gerçek gündemden bir süredir kayıyor. Hava öyle. Gündemi daha çok muhalefetin belirlediği dikkati çekiyor.
iktidar da çanak tutuyor.
Siyaset oyunu gitgide siyah beyazlaşıyor. Uçlara doğru kayıyor. Cepheleşme havası öylesine noktalara gidiyor ki, olandan daha farklı bir Türkiye görüntüsü gözler önüne seriliyor.
içki derken, Göztepe'ye cami derken, imam hatipliye çifte diploma derken, bir bakıyorsunuz muhalefetle bazı odaklarda düğmeye basılıyor:
islami düzene doğru!
Öyle mi?
Bu konularda iktidara yönelik bazı eleştirilerde haklılık payı hiç kuşkusuz var. Ancak, bu eleştirilerden yola çıkarak islami düzen geliyor demek gerçeği zorlamak değil mi?
Evet, öyle.
Türkiye'ye ne islami düzen gelir, ne de bu ülke bölünür.
Tehlike, şeriat ya da bölünme değil. Tehlike, pireyi deve yaparak Türkiye'yi gerçek gündeminden uzaklaştırmaktır. Tehlike, Türkiye'yi yeniden bir 28 şubat sürecine itmek isteyenlerin bazı sinsi çabalarıdır.
Türkiye'nin bu oyuna geleceğini sanmıyorum.
Ama iktidarın dikkatli olması, gerçek gündeme sahip çıkması, muhalefetin de sorumlu oynaması lazım diye düşünüyorum.
Milliyet

