| | özgeylani 20-11-2007, 01:30 AM Sarıkamış Destanı & Dramı__________________________________
http://www.karsardahanigdir.net/kai_resim_archive/kars/sehitlik.jpgSarıkamış şehitlerini Saygıyla anıyoruz... (1)
Sarıkamış Dramı'nın Belgeseli için tıkla.... (http://www.karsardahanigdir.net/sarikamis_belgeseli.htm)
Doğu cephesinin önemi dünyaca bilenen bir gerçekti. Doğu cephesi direnci kuvvetli ve düşmanlarının gözlerini korkutan bir cepheydi. Çünkü o cephe bir kale kapısıydı. Ve kale ne kadar kuvvetli olursa olsun kapısı açıldıktan sonra teslim olmuş sayılırdı. İşte tamda bu sırada, kale içten çöktü. Enver Paşanın ütopik düşlerini diyetini 90 bin yiğit şehit düşerek ödedi. Savaşmadan bir savaşı bilisizlikten kaybettik, ki kaybettiklerimiz bir savaştan ve getirirsinden daha da önemli olan canlardı. şair Özdemir Asaf’ın da dediği gibi “ Bir ordu darmadağın olur bilisizlikten, uslu düşlerle beslenikse."
<SPAN lang=TR style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana">Rus çarı Nikola’nın yıllarca yenemediği ve kaçarak canını zor kurtardığı cephe de bir dram bayrağı dalgalanıyordu. İngilizleri arayıp Türkleri yenmenin yolunu soran Nikola’ya cevap Çanakkale Cephesini açmaktı. Böylece ordular Çanakkaleye sevk edilecek ve Doğu cephesi güçsüzleşecekti. Enver paşa bu durumda bir plan yaparak ütopik düşlerini de yanına almayı unutmadan, Oltu’dan, Allahuekber Dağlarını aşarak Sarıkamış’ı kurtaracak ve ötesine geçecekti. Enver Paşa’nın amacı Kafkasya’dan sonra Hindistan ve Afganistan’a yürümekti. özgeylani 20-11-2007, 01:32 AM Ne yazık ki Enver Paşa planına bir şeyi katmamıştı, o da doğa koşullarıydı. Sarıkamış’ın soğuğu insanın dudağında sözünü donduracak kadar (–40 derece) sert olurdu. Allahuekber Dağlarında ki tipi ve boranda hesapta yoktu ve bu hesapsızlık 90 bin askeri tek kurşun atmadan şehit düşürdü.
<SPAN lang=TR style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana">Kafkas Cephesinde tam başarı elde edeceğimiz sırada zamanında destek gelmeyince, ordumuz geri çekilmek zorunda kalmıştı. Daha sonra 1918 de Sarıkamış ve Kars alınmış, ama Mondros Ateşkes antlaşması uyarınca eski sınırlara dönülmüş ve bu mukaddes topraklar elden çıkmıştı. Bir dramın en acı izlerini taşıyan Sarıkamış topraklarında, bu defa düşmanın ayak izleri vardı. özgeylani 20-11-2007, 01:49 AM SARIKAMIŞ DESTANI
Tarih dokuz yüz on dört mevsim acımasız kış
Ezeli bir düşmanın sahnelediği oyun (!)
On binlerce can aldı planlardaki yanlış
Mekan haritasızdı kurbandı asil soy’un
Moskof merhametsizdi zaten oldum olası
Düzensiz ve rast gele bir savaşa girildi
Dört yandan kuşatınca Bolşevik ukalası
Zemheride Mehmet’im alayıyla kırıldı
Ata dede komşumuz olup Urus''la birlik
Isırıyordu ekmek bölüştüğü her eli
Parsellenen yurdumda talan olmuştu dirlik
Ölümün saf yanıydı hürriyetin bedeli
Bizim dost dediğimiz işte dönmüştü sırtı
Muhanet kanlar coştu çakal oldu kuzusu
Alçak niyetlenince yakmak için bu yurdu
Şefkatle kucaklandı o şehadet arzusu
Sarıldı beyaz örtü ak kefen niyetine
Kelebek kanadıyla karlar oldu kuşatan
Kurtlar kuşlar doymuştu o yıl insan etine
İhtiraslar uğruna heba edildi vatan
“Allahuekber” dedi dağlardaki senfoni
Tökezleyip düşse de iman yürütüyordu
Annesinin sesinden kulağındaydı ninni
Körpecik ciğerleri ayaz çürütüyordu
Hepsi ana kuzusu hepsi vatan evladı
Üstü başı paçavra çarık yok ayağında
Bedenler silinse de ruhlara sindi yâdı
Adsız kahraman oldu hepsi Yağmur Dağında
Bir padişah damadı tehditkar bir kumandan
Hezimeti yaşattı tek bir kurşun atmadan
O ne bitmez çileymiş o ne çılgısız tufan
Doksan bin canı aldı facia aratmadan
“Sarıkamış” koydular bu destanın adını
Çam dalları titreyip eğildi öfkesinden
Kimse tınmasa bile rüzgarın feryadını
Bir intizar sezilir şehitlerin sesinden
... UNUTULMUŞLUĞA......... DAİR....... KOYU .... BİR ...........İNTİZAR .......
Maksat ordunun göz bebeği, şerefi, sembolü sancağı düşmana teslim etmemek... Bu kurtulanlar içinde 17 yaşında Harbiye öğrencisi iken Sarıkamış harekâtına katılan ve başarılarından ötürü rütbe alıp subay olan genç bir "zabit vekili-takım komutanı" vardır. Bir ağaca yaslanmış, dinleniyor. Ordu komutanı onu teftiş sırasında görür ve sorar.
"Niye kaçtın?"
Genç zabit şaşkın ve gayet soğukkanlı cevap verir.
"-Kaçmadım, bütün takımım şehit düştü, yapayalnız kaldım ".
Kumandanın cevabı ve kararı sert ve kesindir.
"-Derhal kurşuna dizin..."
Araya şefaatçiler girer, Albay Arif Bey yalvarır, diğer kumandanlar rica ederler. Olmaz ve bir manga asker çağrılıp emir verir
"-Manga ateş..."
Yazar İ, Habib Sevük Yurttan Yazılar adlı eserinde şöyle diyor (Yere düpedüz değil bir istifham gibi kıvrılarak düştü; lanetlenen bir istifham (soru işareti) gibi.., (s. 352).
KargülüALMILA özgeylani 20-11-2007, 01:55 AM TARİHİN SEYRİ DEĞİŞTİ-SARIKAMIŞ DESTANI (http://www.bidaha.net/haber_oku.asp?haber=2486#) Yazan: karadag (http://www.bidaha.net/editor_profil.asp?id=10) | 07 Kasım 2007 22:57:28
http://www.erzurumizcileri.com/images/unutma/kars.jpg1914'te Sarıkamış'ta donarak şehit olan 90 bin askere kışlık giysi, erzak ve mühimmat götürmek için İstanbul'dan Trabzon'a doğru yola çıkan, içinde 3 bin de asker bulunan 3 gemiyi Ruslar 7 Kasım'da Karadeniz'de batırır. Enver Paşa'nın emriyle kayıtlara geçirilmeyen bu faciayı Prof. Dr. Bingür Sönmez ortaya çıkardı. "Sarıkamış'ın Deniz Şehitleri' 93 yıl sonra dün ilk kez
yıl süren bir araştırmayla bulundu
"Sarıkamış Dayanışma Derneği'nin kurucusu ve başkanı Prof. Bingür Sönmez 3 yıllık bir araştırma sonunda "Sarıkamış Faciası'yla ilgili tarihçileri bile şoke eden belgelere ulaştı: Dönemin Genelkurmay Başkanı Enver Paşa, Donanma Komutanı'na bile haber vermeden Sarıkamış'taki askerlere kışlık üniforma, erzak, mühimmat yollamak için sivil yük gemileri Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa'yı İstanbul'dan 6 Kasım 1914'te yola çıkardı. Gemilerde Sarıkamış'ta savaşacak 3 bin de asker vardı.
Bundan böyle her yıl anılacaklar
Gemiler Trabzon'a yanaşacak malzeme ve 3 bin asker karadan Sarıkamış'a gidecekti. Enver Paşa yine büyük hata yapmış bu sivil gemileri koruması için Donanma'dan yardım istememişti. 3 gemiyi Karadeniz Ereğli açığında 7 Kasım 1914 saat 7.45'te Ruslar tesadüfen gördü ve batırdı. Facia Enver Paşa'nın emriyle kayıtlara geçmedi, basına duyurulmadı. Prof. Dr. Bingür Sönmez'in sayesinde Sarıkamış'ın unutulmuş deniz şehitleri 93 yıl sonra dün Karadeniz Ereğli'de ilk kez anıldı. TARİHİN SEYRİ DEĞİŞTİ
1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'nda, Osmanlı İmparatorluğu Rusya'ya karşı savaşmıştı. Osmanlı ordusu bu savaşın en ağır mağlubiyetlerinden birini Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış'ta almıştı. Tarihe "Sarıkamış Faciası' olarak geçen olayda dönemin Genelkurmay Başkanı Enver Paşa'nın emri ile bölgeye yazlık üniforma ve ayaklarında çarıklarıyla gönderilen 90 bin askerimiz kara kışın aniden bastırmasıyla Allahuekber Dağları'nda donup şehit olmuştu
1914'te 90 bin askerimizin donarak şehit olduğu "Sarıkamış Faciası' ile ilgili bugüne kadar hiç bilinmeyen bir gerçeği Prof. Dr. Bingür Sönmez ortaya çıkardı. İstanbul'dan Trabzon'a doğru yola çıkan, Sarıkamış'taki askerlere erzak ve kışlık üniforma götüren 3 gemiyi Ruslar Karadeniz'de batırmış. Bu olay "Sarıkamış Faciası'na neden olduğu gibi Enver Paşa'nın da sonunu hazırlamış
Rusya'da isyan çıkaracak ajanlar da gemideydi
Dedelerini "Sarıkamış Faciası' ve sonrasında yitirmiş olan dünyaca ünlü Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez bu olayın unutulmaması için "Sarıkamış Dayanışma Derneği'nin kurulmasına öncülük etti ve başkanlığını üstlendi. Prof. Bingür Sönmez "Sarıkamış Faciası'yla ilgili olarak araştırmalarını sürdürürken tarihçileri bile şoke eden bir belgeye ulaştı: Dönemin Genelkurmay Başkanı Enver Paşa silah arkadaşlarının itirazlarına rağmen yaklaşan kara kışı hesaba katmadan Ruslarla savaşmak için Kafkas Cephesi'ne 100 binden fazla asker gönderme kararı almıştı. Askerler gönderildikten hemen sonra kış bastırdı. Üniformaları hava şartlarına uygun olmayan askerler daha savaş başlamadan Sarıkamış'ta şehit düşüyordu. Enver Paşa verdiği kararın nelere mal olacağını fark etti. Donanma Komutanı'na bile haber vermeden Sarıkamış'taki askerlere kışlık üniforma ve erzak göndermek için 3 yük gemisi hazırlattı. Enver Paşa'nın planına göre içinde 3 bin asker, 3 keşif uçağı, Teşkilatı Mahsusa (o yıllardaki istihbarat teşkilatı) tarafından Kafkasya'daki Türkleri örgütleyerek Rusya'ya karşı isyan çıkartmak amacıyla eğitilmiş ajanlar, cephedeki askere dağıtılacak kışlık kıyafet ve erzak bulunan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer, Mithad Paşa isimli sivil 3 dev yük gemisi İstanbul'dan yola çıkarak Karadeniz üzerinden Trabzon Limanı'na ulaşacaktı. Gemilerle Trabzon Limanı'na varan askerler, ajanlar ve malzemeler karayolu ile çok hızlı bir biçimde Erzurum'a oradan da Sarıkamış'a ulaştırılacaktı.
http://www.haberturk.com/kuturesim/gemgemlerrrr.jpg
Üç yük gemisine eşlik eden yoktu
Fakat Enver Paşa yine büyük bir hata yapmıştı! Donanma'nın kuralları gereği askeri personel taşıyan yük gemilerine olası düşman saldırısına karşı mutlaka bir, hatta birkaç savaş gemisi eşlik ederdi. Ancak Enver Paşa'nın ani kararıyla 6 Kasım 1914'te İstanbul Boğazı'ndan demir alan bu 3 kuru yük gemisine hiçbir savaş gemisi koruma yapmıyordu. Söz konusu 3 gemi Zonguldak açıklarına geldiklerinde karşılarında dev gibi Rus savaş gemilerini buldu. Ruslar Zonguldak'taki kömür madenlerini bombalamış, üslerine dönüyorlardı. Ruslar kucaklarına düşen bu 3 yük gemisine Kandilli-Ereğli açıklarında ateş açtı. 7 Kasım 1914 sabahı saat 7.45'te 3 yük gemimiz içindeki 3 bin asker ve Sarıkamış'a götürülen malzemelerle birlikte çok kısa süre içinde denize gömüldü.
Enver Paşa gözden düştü Mustafa Kemal yükseldi
http://www.haberturk.com/kuturesim/enverenverenverrr.jpg
Olay Enver Paşa yönetimince örtbas edildi. Bütün askeri kayıtlar silindi ve basına sansür konuldu. Bu tarihi gerçeği 93 yıl sonra ortaya çıkaran Prof. Dr. Bingür Sönmez 3 yıldır yaptığı çalışmaları şöyle anlattı: "Batan gemilerden yüzerek kurtulan ve Ruslar tarafından esir alınan 175 askerimiz vardı. Fakat onların konuşması da bir şekilde Enver Paşa yönetimince engellenmiş. Elde ettiğim bilgilere gemicilik konusunda yapılan yayınlar aracılığıyla ulaştım. Denize çıkmış bütün gemilerin şecereleri tutulur. Hangi gemi nerede yapıldı, ne zaman denize çıktı, akıbeti ne oldu hepsi kayıtlıdır. 3 yıl önce bendeki bilgileri o dönem Kuzey Deniz Saha Komutanı olan bugünkü Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç'a anlattım. Çok heyecanlandı. Ordunun elindeki kaynakları seferber etti. İstanbul Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'ndeki bazı bilgilerle benim elimdekini karşılaştırınca gördük ki olay yüzde yüz doğru. Bu 3 yük gemisi batırılmasaydı tarihimiz çok farklı yazılabilirdi. Çünkü gemilerdeki malzemeler Sarıkamış'a ulaşsaydı facia büyük ümitle yaşanmayacaktı. Ya da daha hafif atlatılacaktı. Buna bağlı olarak da döneminin yıldızı Enver Paşa çöküşe geçmeyecekti. Bu da Enver Paşa'nın en büyük rakibi Mustafa Kemal'in yükselişini engelleyebilirdi. Dolayısıyla tarih tahmin edemediğimiz bir biçimde yazılabilirdi." Bu şehitler bundan böyle her yıl anılacak.
İşte Şehit erin cebinden çıkan şiir:
''Balkanları kan bürüdü
Tepelerden kan yeridi
Kanlı dağlar, karlı dağlar
Süngüden ormanlı dağlar
Sen Türkler'i öz bilirdin,
Düşmanlara geçit verdin,
Geçsin fakat, sen geçirdin,
Koca balkan, yüce balkan
Kan içinde yaka çalkan''
Diğer şiir ise şöyle:
''Arz eder sılayı divane gönül
Sılada zinnetli çamlar görünmez,
Nice nazlı gelin, sefil analar
Giyinmiş karalar, allar görünmez.
Seyreyledim Dur Dağı'nın taşını
Zalim avcı avlar keklik kuşunu
Lavu ümran, Poyraz aşmış düşünü
Her gelen avcıya ağlar, görünmez.
Ezelden yazılmış, bu kara yazı
Zehirden acıdır düşmanın sözü
Felek bize mesken kurdu Sıvazı
Laleli, sümbüllü bağlar görünmez.
Bülbül de ah çeker, güle de kalmaz
Sivas'ın çevresi askeri almaz,
Acemi askerler talimi bilmez
Karışmış, ağalar beğler görünmez.
Kamil'em der ben de tuttum bu destanı
Gider kalmaz bu dağların dumanı
Bizlere okundu seferberlik fermanı
Hani yeşil sancak, tuğlar görünmez'' özgeylani 20-11-2007, 01:58 AM Sarıkamış Destanı (http://gokmen36.blogcu.com/1574718/)
Kategori: kitaplar (http://gokmen36.blogcu.com/kitaplar/)
http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/12/14/00079603.jpg
Sarıkamış, Türk tarihinde ayrı bir yere sahiptir. Acısı hala yüreklerde olan bir hadisedir. Üstüne ciltlerce kitap, film, roman vs. olması gerekli ama maalesef hiçbir konuda bu düzeye çıkamadığımız gibi bu konuda da istenen yerde değiliz. Tabi bir de işin ideolojik boyutu var. Enver Paşa ve Sarıkamış hadisesi üzerinden Türk milliyetçiliğine yönelik eleştirileri olanlar, sistemin İttihatçılarla olan çekişmesinden de yararlanarak konuyu kendileri için bir malzeme seçmişlerdir. Ha bire resmi tarih diye herşeye saldıranlar konu Sarıkamış olunca resmi tarihle büyük bir uzlaşıya girmekteler. Her şeye rağmen uzun uğraşlar, büyük emekler verilerek ortaya konmuş çalışmalarda yok değil. Bunların bazıları bilimsel çalışmalar, bazıları roman veya hatıra türünde eserler. Ben tutumlarına çok girmeden bu konuda gözden geçime imkanı bulduğu bazı eserler hakkında kısa bilgiler vermeye çalıştım.
Özhan Eren'in "Sarıkamış'a Giden Yol"u ilginç bir eser (Alfa Yayınları). Yazar aslında bir Türk Halk Müziği sanatçısı, kitabı konu üzerine yazılmış eserlerden bolca alıntılar içeriyor. Kapak arkasındaki satırlar genel bir fikir veriyor:
"Sarıkamış'a Giden Yol, Sarıkamış'ın Ruslar'ın eline geçtiği 93 Harbi (1877-78 Osmanlı Rus Harbi) ve sonrasında memleketimizde yaşanan trajedinin, Türkleri "Moğollar, Anadolu'nun fuzuli işgalcileri" olarak gören Ruslar'dan Rumeli'yi, istanbul'u, Anadolu'yu ve Sarıkamış'ı kurtarmaya çalışmakla geçen 40 yılın acı dolu hikayesidir. Sarıkamış'a Giden Yol, o yıllarda hayata yangınlarla başlayan ve babalarından, dedelerinden duyduktan çaresizlik hatıralanyla büyüyen çocukların, çocuk gönüllerini yakan intikam ateşiyle Harbiye'de, Askeri Tibbiye'de okuyanların, Enverlerin, Niyazilerin, Bahaettin Şakirlerin hikayesidir. Jön Türkler'in, İttihat ve Terakki'nin, 'Kabe-i Hürriyet' Selanik'in, 'siyaset yağmurlarının ıslattığı' 3'üncü Ordu'nun, 1908 Devrimi'nin, 'Kahpe Bizans' İstanbul'un, Trablusgarp ve Balkan Harbi facialarının, 'yenmek veya ölmek duygusu cinnet derecesine varmış' olanların, yüreklerindeki intikam ateşinin 600 yıllık imparatorluğun sonunu getireceğinden habersiz ve gizlice I. Dünya Savaşı'na girişin; bundan dolayıdır ki Çanakkale'ye Giden Yol'un da hikayesidir. Ama Sarıkamış'a Giden Yol, en çok 'Allahuekber Dağlarında, bir gecede ve tek kurşun atmadan donarak ölen 90.000 askerin harbi' tanımından çok daha farklı gerçekleşmiş olan Sarıkamış Harbi'nin hikayesidir. Değil düşman kovalamak, yürümeye kalksanız adım atılmaz dağların donduran ayazında, yokluklar içinde çamura, kara saplanıp haftalarca harp etmeye çalışan Mehmed'in 93 Harbi'ne uzanan hikayesidir."
http://gokmen36.googlepages.com/sarikamis1.jpg http://gokmen36.googlepages.com/sarkam3.bmp
Murat Çulcu'nun "Sarıkamış/İhata Manevrası" (Arba Yayınları) olaya eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmış.
Dr. Ramazan Balcı "Tarihin Sarıkamış Duruşması" adlı eserinde (Nesil Yayınları) özellikle seferberliğin ilanından Sarıkamış taarruzuna kadar ki 6 aylık süreyi ele almış. Bu fedakarlık destanından sonra istenilen başarının alınamamış olmasını ve kendi açımızdan yenik sayıldığımızı ancak rusların da bu savaşın mağlubu olarak kendilerini gördüğünü unutmamamızı söylüyor. Enver Paşa'yı sadece hataları ile anmanın ahlaki sayılmayacağını ekliyor.
Alptekin Müderrisoğlu'nun 7 yıllık bir çalışma sonucu hazırladığı 2 ciltlik "Sarıkamış Dramı" (Kastaş Yayınları) kapsamlı bir eser.
http://www.weblebi.com/xpg12NLVBKt1pAL01kEkgg.wim http://ilknokta.com/img/Metas/s/975763966-4.jpg
Birinci Dünya Savaşı’nda savaşan ve onbinlerce Türk askerinin hayatını kaybettiği Sarıkamış’ta esir düşen, 57 yıl önce ölen Tuğgeneral Ziya Yergök’ün, savaş ve esaret yıllarında yaşadıkları doktor oğlu Nurullah Yergök ve kardeşinin torunu CHP Adana Milletvekili Ziya Yergök’ün katkılarıyla gelecek nesillere kazandırıldı. Yergök’ün kendi el yazısından oluşan 1800 sayfalık anıları araştırmacı yazar Sami Önal tarafından ele alındı. "Sarıkamıştan Esarete" adlı eser (Remzi Kitabevi) Sarıkamış Harekatı’nın bilinmeyen yönlerini birinci ağızdan öğrenme şansı veriyor.
http://www.ilknokta.com/img/Metas/k/975-6333-97-9.jpg http://gokmen36.googlepages.com/sari5.jpg
Kar Kelebekleri, Nusret Özcan'ın, Sarıkamış destanını etkileyici bir şekilde öykülemesi.
Konu ile ilgili çok kapsamlı bir çalışmayı Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Birgül Sönmez danışmanlığında Muzaffer Taşyürek tarafından hazırlandı (Yitik Hazine Yayınları). "Bir Hüznün Tarihi: Sarıkamış" çoğu ilk kez yayınlanan fotografların da bulunduğu 302 sayfalık değerli bir eser.
http://gokmen36.googlepages.com/sari4.jpg http://img.blogcu.com/uploads/gokmen36_huzun2.jpg
İsmail Bilgin'in "Sarıkamış: Beyaz Hüzün" (Timaş yayınları) adlı eseri etkileyici bir roman. Gözyaşları içinde okunacak başarılı bir tarihsel roman.
Enver Paşa ve Sarıkamış Harekâtı, Sarıkamış harekâtının 90’ıncı yılı münâsebetiyle yapılan yayınlara katkı için hazırlanmıştır.
"Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı" (Ötüken Neşriyat), Ziya Nur Aksun’un Enver Paşa ile ilgili olan, özellikle onun itham edildiği konuları; yani onun Harbiye Nâzırı oluşunu, I. Cihan Harbine girişimizdeki rolünü, Alman etkisini, Kafkas cephesinin açılışını ve Sarıkamış harekâtının sebep ve neticelerini izah ettiği bir eserdir. Ayrıca kitaba sayın Nevzat Kösoğlu’ndan da Enver Paşa hakkında kısa bir değerlendirme eklenmiştir.
http://gokmen36.googlepages.com/sarkam2.jpg | |