özgeylani
12-11-2007, 03:33 AM
Aldık hamdolsun!..
Aldık hamdolsun!..
ABD verir biz alırız!..Apo'yu verir, İmralı'ya karargaha alırız, Şemdin'i verir Diyarbakır'da bakıma alırız, dağdakileri verir TBMM'ye alırız, Dağlıca'yı bastırır şehitleri alırız, Barzani ile tiyatro kurar esirleri alırız!..
Behiç KILIÇ
ANKARA, 09 Kasım 2007 Cuma
GüvenTürk
Oval Ofis'ten daha yeni çıkmıştı ki;hani derler ya "teri bile soğumamıştı" o hızla gazetecileri cevaplıyordu...
-Aldınız mı? ..
-Aldık hamdolsun!..
Hadi, milletimize hayırlı olsun!..
Zira Oval Ofis'ten alınan alınan varsa, alınanı hepimiz almışızdır demektir...
Yeter ki Allah Oval Ofis'e zeval vermesin!.. Bu cennet mekânın yakın tarihimizde destanımsı bir yeri vardır!.. Özal'dan bu yana, Ankara heyetleri Oval Ofis çıkarmaları ile tarih yazmaktadır..! Bu muazzam seferler, küffar üstüne yapılan ve Haçlıyı tir tir titreten ecdat seferlerini hatırlatması bakımından önemlidir ve bu böyle bilinmelidir...
Geleceğimiz duyulduğu andan itibaren Beyaz Saray'ı bir telaş sarar!..
-Sayın Başkan, geliyorlar...
-Oh my god... N'aapcaz yaw'!..
-D'ont panic sir, bu da geçer...
İşin en zor tarafı, dönemin Başkanına, Türkiye ile ilgili söyleyeceği "yalanları" ezberletmektir... Bir de, first lady'lerin bizden giden hanımefendi ile baş başa geçireceği çay saatleri... Amerikalı kadın, kendisine armağan edilen bakır işçiliği ibriği eline alıp uzun uzun inceleyerek hayranlığını belirtmek zorundadır ki, bu durum bütün ezilmiş halkların intikamlarının, first ladyden çıkarılması gibidir!..
Ankara heyetleri, Oval Ofis içerisinde yarım saatle, bir buçuk saat arası bir zaman diliminde kalırlar ve bu zaman zarfında tüm dünyaya parmak ısırtırlar..! Çünkü beyim, başka hiçbir ülkenin hiçbir heyeti ve tabii lideri, bizim heyet ve de lider gibi, en zor meseleleri bu zaman diliminde şıpın işi, pat diye bir çırpıda bitiremez. Bizim heyet ve lider, ABD ile olan sorunları ve hatta tüm dünyanın sorunlarını sırtına alır gider, Oval Ofis'e girer, alır Başkanı karşısına, tek tek meseleleri hallediverir...
Rivayet odur ki; Ankara heyetlerinin gelişi öncesinde, danışmanlar Başkan'ı sıkı biçimde programlarlar..
"Aman Sir... Ne derlerse okey de... Bunlar kalkıp gitmez yoksa... Bir gönderelim, bildiğimize devam ederiz nasıl olsa... "
Bizimkiler de bu durumu bilir de, o anda, kapı önüne konulduklarında, matbuata hava atmak için Beyaz Saray yalanlarına ihtiyaç vardır...İşin bu tarafı bizi ilgilendirir... Milletçe gazımızın alınması durumu yani!..
Ama yani Allah için gördük, bu seferki fütuhat çok şanlı ve namlı geçmiştir..!
Bir kere, Bush'un, Egemen Bağış'ı görür görmez el ense uzanması muazzamdı, hele o sohbet:
-Naaber koç?!.. Zayıflamışsın?..
-N'oolsun abi ibare ediyoruz, git gel Washington altı saat!..
-What?..
Son gördüğünden beri Egemen Bağış'ta bir değişiklik var, biliyorsunuz bu değerli vekilimiz saç ektirdi... Bush'un aklı o kadarına basmıyor, bir değişiklik var ama ne?. Olsa olsa kilo değişmiştir diye düşünüp karakucak dalıyor..!
Başbakan, yakın ilgiden ve el enseden sıyırdığı için memnun..! Bush bu, belli olmaz Başbakan'a da uzanabilirdi, sonra ayıkla pirincin taşını... Tayyip de Kasımpaşa raconu gereği, ters dalacak, Oval Ofis'teki şenliğe bak o zaman!..
Bereket bütün bunlar olmadı da "olanlar" oldu!.
Ne olduğunu Bush anlatıyor..
-Mr Başbakan, Pakistan'daki gelişmeler konusunda elinden geleni yapacak!..
-Ne Pakistan'ı usta?..Kandil Kandil ?..
-Başlarım Kandilinize, ne diyorsak o, gidin şu Pakistan'ı halledin kardeşim,
hade ..hade ..hade..!.
Matbuatın keklikleri kendilerine soruyor;
-Aldınız inşaallah!.
-Aldık hamdolsun!..
ABD verir biz alırız!..
Apo'yu verir, İmralı'ya karargaha alırız, Şemdin'i verir Diyarbakır'da bakıma alırız, dağdakileri verir TBMM'ye alırız, Dağlıca'yı bastırır şehitleri alırız, Barzani ile tiyatro kurar esirleri alırız!..
Almış bulunuyoruz ey halkım!..
Bonusları ile beraber...
Elektrik, ekmek, benzin zamları hayırlı olsun..
Aldık hamdolsun.
Aldık hamdolsun!..
ABD verir biz alırız!..Apo'yu verir, İmralı'ya karargaha alırız, Şemdin'i verir Diyarbakır'da bakıma alırız, dağdakileri verir TBMM'ye alırız, Dağlıca'yı bastırır şehitleri alırız, Barzani ile tiyatro kurar esirleri alırız!..
Behiç KILIÇ
ANKARA, 09 Kasım 2007 Cuma
GüvenTürk
Oval Ofis'ten daha yeni çıkmıştı ki;hani derler ya "teri bile soğumamıştı" o hızla gazetecileri cevaplıyordu...
-Aldınız mı? ..
-Aldık hamdolsun!..
Hadi, milletimize hayırlı olsun!..
Zira Oval Ofis'ten alınan alınan varsa, alınanı hepimiz almışızdır demektir...
Yeter ki Allah Oval Ofis'e zeval vermesin!.. Bu cennet mekânın yakın tarihimizde destanımsı bir yeri vardır!.. Özal'dan bu yana, Ankara heyetleri Oval Ofis çıkarmaları ile tarih yazmaktadır..! Bu muazzam seferler, küffar üstüne yapılan ve Haçlıyı tir tir titreten ecdat seferlerini hatırlatması bakımından önemlidir ve bu böyle bilinmelidir...
Geleceğimiz duyulduğu andan itibaren Beyaz Saray'ı bir telaş sarar!..
-Sayın Başkan, geliyorlar...
-Oh my god... N'aapcaz yaw'!..
-D'ont panic sir, bu da geçer...
İşin en zor tarafı, dönemin Başkanına, Türkiye ile ilgili söyleyeceği "yalanları" ezberletmektir... Bir de, first lady'lerin bizden giden hanımefendi ile baş başa geçireceği çay saatleri... Amerikalı kadın, kendisine armağan edilen bakır işçiliği ibriği eline alıp uzun uzun inceleyerek hayranlığını belirtmek zorundadır ki, bu durum bütün ezilmiş halkların intikamlarının, first ladyden çıkarılması gibidir!..
Ankara heyetleri, Oval Ofis içerisinde yarım saatle, bir buçuk saat arası bir zaman diliminde kalırlar ve bu zaman zarfında tüm dünyaya parmak ısırtırlar..! Çünkü beyim, başka hiçbir ülkenin hiçbir heyeti ve tabii lideri, bizim heyet ve de lider gibi, en zor meseleleri bu zaman diliminde şıpın işi, pat diye bir çırpıda bitiremez. Bizim heyet ve lider, ABD ile olan sorunları ve hatta tüm dünyanın sorunlarını sırtına alır gider, Oval Ofis'e girer, alır Başkanı karşısına, tek tek meseleleri hallediverir...
Rivayet odur ki; Ankara heyetlerinin gelişi öncesinde, danışmanlar Başkan'ı sıkı biçimde programlarlar..
"Aman Sir... Ne derlerse okey de... Bunlar kalkıp gitmez yoksa... Bir gönderelim, bildiğimize devam ederiz nasıl olsa... "
Bizimkiler de bu durumu bilir de, o anda, kapı önüne konulduklarında, matbuata hava atmak için Beyaz Saray yalanlarına ihtiyaç vardır...İşin bu tarafı bizi ilgilendirir... Milletçe gazımızın alınması durumu yani!..
Ama yani Allah için gördük, bu seferki fütuhat çok şanlı ve namlı geçmiştir..!
Bir kere, Bush'un, Egemen Bağış'ı görür görmez el ense uzanması muazzamdı, hele o sohbet:
-Naaber koç?!.. Zayıflamışsın?..
-N'oolsun abi ibare ediyoruz, git gel Washington altı saat!..
-What?..
Son gördüğünden beri Egemen Bağış'ta bir değişiklik var, biliyorsunuz bu değerli vekilimiz saç ektirdi... Bush'un aklı o kadarına basmıyor, bir değişiklik var ama ne?. Olsa olsa kilo değişmiştir diye düşünüp karakucak dalıyor..!
Başbakan, yakın ilgiden ve el enseden sıyırdığı için memnun..! Bush bu, belli olmaz Başbakan'a da uzanabilirdi, sonra ayıkla pirincin taşını... Tayyip de Kasımpaşa raconu gereği, ters dalacak, Oval Ofis'teki şenliğe bak o zaman!..
Bereket bütün bunlar olmadı da "olanlar" oldu!.
Ne olduğunu Bush anlatıyor..
-Mr Başbakan, Pakistan'daki gelişmeler konusunda elinden geleni yapacak!..
-Ne Pakistan'ı usta?..Kandil Kandil ?..
-Başlarım Kandilinize, ne diyorsak o, gidin şu Pakistan'ı halledin kardeşim,
hade ..hade ..hade..!.
Matbuatın keklikleri kendilerine soruyor;
-Aldınız inşaallah!.
-Aldık hamdolsun!..
ABD verir biz alırız!..
Apo'yu verir, İmralı'ya karargaha alırız, Şemdin'i verir Diyarbakır'da bakıma alırız, dağdakileri verir TBMM'ye alırız, Dağlıca'yı bastırır şehitleri alırız, Barzani ile tiyatro kurar esirleri alırız!..
Almış bulunuyoruz ey halkım!..
Bonusları ile beraber...
Elektrik, ekmek, benzin zamları hayırlı olsun..
Aldık hamdolsun.

