4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Laz Abecesi

özgeylani
07-11-2007, 10:09 AM
Sıralama yapılamadığından iptal edilmiştir.

özgeylani
07-11-2007, 10:17 AM
Lazca PC?

LazcaPC? Başlığı sakın sizi yanıltmasın. Başta belirtmem gereken husus, bu sayfalarda sadece Bilgisayarınızda Lazca Font (Lazca yazı karakteri) kullanımı hakkında en azından yeni bilgisayar kullanmaya başlamış olanlar için acizane birkaç önbilgi aktaracağım. Bu bilgilerden dahasını bilenleriniz olduğunu biliyorum eklemek istediğiniz konulara açığım.
Lazca karakterleri okuyabilmeniz için

En başta yapmanız gereken burayı (http://www.lazuri.com/fonts/index.php?aktion=download&id=0) tıklayıp Alboni (127KB)adındaki Font'u "C:\" sabit diskinizde 'Windows\' dizininde, 'Fonts' dosyasının içine (C:\Windows\Fonts) kopyalamanız (Download etmeniz)olacak. Aslında tüm yapmanız gereken sadece bukadar. Karakter şimdi hazır. Bu fontla yazılmış yazıları artık okuyabilirsiniz. (Örnek olarak alboni font seçilmiştir diğer fontlar için de aynı işlem gerekmektedir. Diğer fontlara buradan (http://www.lazuri.com/fonts/index.php) ulaşabilirsiniz. Sıkıştırılmış dosya(.zip)lardaki fontlar .zip dosyasından çıkarıldıktan sonra Windows\Fonts dizinine atılmalıdır.) Eğer font`u hala yüklemediyseniz bundan sonra yazılanları okumanız boşuna olacaktır zira anlatırken Lazca Font'ta kullanacağım. FONT YÜKLE (http://www.lazuri.com/fonts/index.php?aktion=download&id=0)
Alboni yazı karakteri Fonts dosyasına kopyalandığında Adı 'LazuriATHLETIC' olarak değişecektir. Bundan sonra yapmanız gereken tek şey herhangibir yazı programında (Örneğin:WordPad, M.Word vs.) yazı karakteri olarak 'LazuriATHLETIC'i seçmeniz ve Lazca Karakter ile Lazcanızı yazıya dökmek olacaktır. Bazı yazı programlarında bu karakterin adı 'LzatriZUHLEUİC' olarak görünebilir bunun sebebi: Bazı yazı programları kullanıcıya kolaylık olsun diye karakter secimi yapılan yerde direk olarak yazının nasıl göründüğünü gösterir bunu yaparken karakteri kullandığı ve yazıda kullanılan harflerin yerine lazca harfler geçtiği için böyle anlamsız bir kelime ortaya çıkar. Buradanda anlayacağınız gibi klavyede bazı harf`ler değişik tuşlardan yazılır örneğin Türkçe karakterde 'P' harfi olan tuş Lazca karakterde 'O' harfi için kullanılır.(Alboni`yi hazırlayanın taktiri)
Lazca karakter ile yazabilmeniz için
Bu karakterlerin hangi tuşlarda olduğunu açıklayan bir resim hazırladım bu resimi kopyalayıp kâğıda döktükten sonra yazı yazarken alışanakadar bundan yararlanabileceğinizi ümit ederim.
http://www.lazuri.com/mtrl/trklavye.jpg
Tuş'larda gördüğünüz gibi 'Ô' 'Û' 'Â' harflerini tek tuş ile yazamıyoruz. Bu harfleri yazmak için aynı Türkçe`de şapkalı(â)yazarken kullanılan sistem uygun görülmüş ve aynı şekilde hazırlanmıştır bilmeyenlere anlatacak olursak: resimde üzerinde kırmızı renkde 1 ve 3 yazan tuşları kullanarak bu harfleri yazabiliriz 1 isimli tuşa basık tutarak 3 isimli tuşa basıp bırakıldığında birşey yazılmadığını göreceksiniz fakat bunlara bastıktan sonra 'P' 'T' 'Z' (herhangi biri)tuşlarına bastığınızda bu harflerin 'Ô' 'Û' 'Â' olarak yazıldığını göreceksiniz.Böylece 35 harfin hepsini Türkçe klavye`de kullanabilirsiniz.
Yavuz Yazıcı / Lazuri.Com

LAZ ALFABESİ (LAZURİ ALBONİ)
Lazca yakın zamana kadar yazılı olmayan bir dil durumundaydı. Ancak 1920`li yıllardan itibaren Lazca`yı yazılı bir dil haline getirme çabaları görülmeye başlandı. Prof.Niko Maar`dan öğrendiğimize göre ikinci Abdül Hamit döneminde bu alanda çalışmalar yapan Hopalı Faik Efendi baskılara mağruz kaldı. Ailesi ile birlikte sürüldü,çalışmalarına el konuldu.
Lazca`nın Yazılı bir dil haline getirme çabalarında en önemli pay İskender Wiûzşi`ye aittir. 1920`li yıllarda SSCB`de İskender Wiûzşi Latin kökenli bir Laz Alfabe`si hazırladı. O dönemde SSCB`de açılan Laz okullarında bu alfabe ile Laz çocuklarına Lazca eğitim verildi. Ayrıca İskender Wiûzşi, Latin harflerini temel alarak kendi hazırladığı alfabe ile birçok Lazca kitap yazdı. İskender Wiûzşi Lazca`nın yazılı bir dil haline getirilmesi için gösterdiği çabalardan ötürü 1938`lerde katledildi.
Fahri Lazoğlu(Kahraman) tarafından Latin harflerine dayalı olarak hazırlanan Lazuri Alboni 1984 yılında kamuoyuna duyuruldu. Laz Alfabesi oluşturma çalışmalarına 1970`li yıllarda başlamıştır. Lazoğlu Alfabesi, ilk kez Almanya`da bir grup Laz tarafından LAZEBURA isimli dergide yayınlanmış ayrıca Kafkasoloji kongrelerine sunulmuştur. 35 harf`li Laz Alfabesi (Lazuri Alboni) 1993 yılında OGNİ dergisinde yayınlanarak Türkiye Lazları içinde Laz diline ilgi duyanlar tarafından kullanılmaya başlandı. Laz Alfabesinde Türkçe`de bulunan 'I' 'Ö' 'Ü' bulunmazken Türkçe`de bulunmayan Ö, X, Ü, Q, Ô, Û, Â, 3, W` sessizleri bulunmaktadır. İsmail Bucaklişi / Lazuri.Com

özgeylani
07-11-2007, 10:27 AM
Genel Olarak Destanlar Ve Laz Destanları Hakkında Ön Giriş
Bölüm 1

Nurdoğan Demir Abaşi
Destanlar; insanları, toplumu duygu ve düşünce yönünden sarsan bir olayı, bir kahramanlığı veya genellikle şu veya bu şekilde hüsranla bitmiş bir sevdayı abartılı bir duygusallıkla anlatan manzum eserlerdir.
Pek çoğunun yazarı belirsiz olup tarihin derinliklerinden zamandan zamana kapsamı genişleyerek akar gider, efsaneleşir.
Kahramanları da efsaneleşmiş olmasına rağmen ait olduğu toplumun folklorik özelliklerini bünyelerinde taşırlar. Kendi alanlarında olağanüstü niteliklere sahip olup; mertlik, yiğitlik timsali; toplumun yönlendirilmesinde önemli işlevleri olan kişiliklerdir.
Genellikle manzum eserlerdir destanlar. Oğuz, Uygur, Göktürk destanları, İliada, Odiyseia, Şehname, Nibelungen, Kalivela, gibi dünyanın değişik bölgelerinde literatüre geçmiş; operaları, tiyatroları, besteleri yapılmış destanlar vardır.
Burada Nibelungen destanını biraz açarak örneklemek istiyorum. Bu destan VI. y.y.'da yaşanmış, XIII. y.y.'da kaleme alınmış olaylar zincirini anlatır. Burgond'ların, Hunlar (Atilla) tarafından kılıçtan geçirilmesine tanıklık eder ve Nibelungen öyküsünün eklenmesinden oluşur.
Kaynağını daha çok eskilere dayanan efsaneler topluluğundan alır. Aslı, IX. y.y.'da Norveç'te oluşmuş, İskandinav mitolojisinin ünlü eseri Edda da anlatılmaktadır. (Bkz; İnanç sözlüğü, Orhan Hançerlioğlu)
Sonuç olarak destanlar, bir toplumun tarihi boyunca geçirmiş olduğu, toplumsal düşüncesine kazındığı olayları, geçmişinden de esinlenerek anlatılmaya çalışıldığı manzum eserlerdir. Yakın tarihte Anadolu insanının emperyalist istilaya karşı gösterdiği direniş de bir destansı süreçtir. Farklı kültürlerden oluşmuş Anadolu mozaiği, farklı sosyal ilişkilere ve kültürlere sahip olan topluluklar, egemenlik, istila amaçlı dış saldırılara karşı Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi, yani çeşitli dinsel ve ırksal farklılıklar gösteren topluluklar topyekün direnerek kendi yurtlarını kanları canları pahasına savunmuşlardır. Nice nice Türküler, şiirler, destanlar düzülmüştür;
"Çanakkale içinde aynalı çarşı, Ana ben gidiyom düşmana karşı" diye başlayıp Çanakkale savunmasını anlatan destanlar.
"Erzincan ovası kışa kanar mı, Karların üstünde ateş yanar mı" deyip 40 bin insana mal olmuş Erzincan depremini anlatan dizeler.
Nazım Hikmet'in ünlü "Kuva-i Milliye Destanı" ve içine serpiştirilmiş "Karayılan", "Arhaveli İsmail" gibi öyküler birer destandır.
Laz destanlarına gelince; Doğu Karadeniz Bölgesi'nde kuşaktan kuşağa aktarılan ve halk tarafından destan olarak tarif edilen olaylar, öyküler, manzum eserler vardır.
Toplumun belleğine kazınmış bir öykünün destan olabilmesi için ille de literatüre geçmesi gerekmiyorsa, bölgemizde destan olarak adlandırılmış manzum eserleri destan diye tanımlamamız yerindedir diye düşünüyorum.
İleride de göreceğiniz gibi mesela bir "Arxal Dağı Destanı", "Nokta Ana Destanı", "Bodaloğlu Destanı" gibi manzum eserler gerçek birer destan niteliği taşırlar. Ama ne var ki bölge halkı, eğer trajik bir olayı anlatıyorsa, sekizlik, onbirlik, ondörtlük, onaltılık dizeleri kısa da olsa destan diye tanımlar.
Oysaki uyaklı bir biçimde yazılmış ve söylenen eserleri birkaç gurupta toplamamız mümkündür.

Destanlar:Bölgenin tümünü kapsayan veya bir yerleşim biriminin, bir ailenin başına gelmiş trajik olayı anlatır. Uzun havaya benzer bir tavırla söylenir (slow) eserlerdir.
Maniler: Genellikle kemençe, tulum ve kaval eşliğinde, horon anında veya sohbet ortamlarında söylenen türkü formunda eserlerdir.
Atma - Kovalamalar: Kemençe veya tulum eşliğinde düğünlerde halka horon esnasında, fındık, mısır imeceleri sürecinde, genellikle o anki durumun içeriği içinde kalınarak doğaçtan söylenir. Topluluk iki guruba ayrılır. Bir gurup sürekli doğaçlama yaparak dize üretir, ikinci gurup bu söylenen dizeyi aynen tekrar eder. Bir gurup söyleyip diğeri onu tekrar ettiğinden de adına "kovalama" denir.
Atma - Karşılama: Yine tamamen doğaçtan söylenen bu tarz en keyifli olanıdır. Burada doğaçtan yanıt verecek ustalar çok önem taşır. Herkes böyle bir şeye cesaret edemez. İki gurup arasında geçen bu seans özünde karşılıklı iki atma ustasının atışmasıdır.Mjoroni ndğalepe tkvani ûas (Güneşli aydınlık günler sizin olsun)
Lazuri.Com / 05.04.2007
Nurdoğan Demir Abaşi

özgeylani
07-11-2007, 10:31 AM
Laz Destanları
BÖLÜM 2

Nurdoğan Demir Abaşi
Atma-karşılamanın (Oûrağodu *) asıl amacı eğlenmek, hoşça zaman geçirmek olup, zamana ve ortama göre bir çizgisi vardır ve farklıklar gösterebilir. İki atmacının düellosu şeklinde gelişir. Burada yenmek de vardır yenilmek de vardır. Sonuçtan atmacılar sorumlu olur.
Seansın sonucunu belirleyecek bir bilirkişi yoktur. Süreç içinde söylenen sözlerin, anlamına ve vurgusuna göre sonuç kendiliğinden ortaya çıkar. En son öyle bir yanıt verilmiştir ki artık karşıdan buna yanıt verilmez ve böylece rakibin üstünlüğü kabul edilmiş olur. Bu biraz da dinleyicilerin tepkisine, alkışlarına bağlıdır.
Seanslarda müstehcen sözler de sarf edilebilir, ancak asla rakibini aşağılayan onun onuruna, ailesine yönelik sözler söylenmez. En önemli kural budur.
Hatta atmacı ustaları, seansın kırıcı noktalara varma olasılığını göz önünde bulundurarak atmaya ilk başlayan daha ilk baştan;
“ELİFTEN BAŞLAYALUM ELİŞMEYELUM CANA”
şeklinde rakibini uyarır. Böyle söylemekle önce, “Elif”, Arap alfabesinin ilk harfi olduğu gibi seansın da başlangıcı olduğuna işaret eder. Ayrıca “Elif” İslam inancında Allah kelimesinin ilk harfi olduğunu, kutsal olduğunu, seansa Allahın adı ile başladığını, bu yüzden kırıcı sözler sarf etmemesi gerektiğini rakibine hatırlatır. Böylece ilk başlayan, bir taşla birkaç kuş vurup seansı mistik bir havaya büründürerek olası olumsuz gelişmelere ket vurmuş olur.
Yine de buna rağmen çığırından çıkan, hatta kavgalara, ölümlere bile varan seanslar vardır ki ileride böyle örnekler de göreceksiniz.
Atma-kovalamalarda hece ve kafiye uyumu ayrıca önem taşır. İkide bir kafiye değiştiren atmacı da yenik sayılır.
DİKKAT: Bu çalışma, antik bir kültürün ufak tefek parçalarından oluşmaktadır. Asıl ana gövde Laz insanının belleğinde saklıdır. Her Lazın buna ilave edeceği bir şeyler hafızasında saklıdır ve parçalar birileştikçe bütünü oluşturacaktır. Benimle iletişim kurun. Anılarınızı, öykülerinizi duyduklarınızı, gördüklerinizi benimle paylaşın. Hep beraber bütünü oluşturalım, ne dersiniz?
Ayrıca bu çalışmada dil sorunu karşımda bir açmaz gibi duruyor. Tamamı Lazca söylenen türküler, Lazca Türkçe karışık olanlar veya tamamı Türkçe söylenenler vardır. Meramım bunları ortadan kaldırmak olmadığı için tüm parçaları orijinal olarak sunacağım. Çünkü özüne dokununca anlamı bozulup abuk sabuk bir şey ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden özellikle Lazca veya Lazca-Türkçe karışık olanların sadece Türkçe açıklamasını yapacağım, o kadar.
Dil, bir toplumun tüm folklorik unsurlarının sesli halidir. Bu yüzden farklı diller konuşan toplumların birbirlerini birebir anlamaları, aynı hazzı duyumsamaları çok zordur.
Bununla ilgili size birkaç örnek sunmak istiyorum.
“HAMSERİ MECİ MİĞUN NTXİRİŞ OÜAÜALUŞİ”
Atma-kovalama anında söylenen bu mısranın Türkçe anlamı, (Bu akşam benim fındık ayıklama imecem var, gelin buyun) şeklindedir. Yani sanki imece sahibi insanları imeceye davet ediyormuş gibi bir durum vardır ve gelecek zamanı göstermektedir. Oysaki Lazcada bu mısra seans anında söylenir ve şimdiki zamanı yani eylem anını tarif eder.
“NOMÜAPULES NA BİKOMÛİT PUŞLUĞİ”
(Çakallık denilen yerde yaptığımız puştluklar) Bu mısra, bir delikanlının sevgilisine söylediği anımsatma sözüdür. Çakallık denilen yerde buluşup seviştiklerini hatırlatmaktadır. Ne ki mısrada sevişme yerine mecazi anlamda “puştluk” kelimesini kullanmıştır. Ancak Türkçe de puştluğun karşılığı ihanet olduğundan farklı bir yorum, Lazcadaki derinliğin dışında bir anlam ortaya çıkmaktadır.
Atma : “AR ANÛAMAS KEMOŞKVİ VAR GELAÔÛAXUM DALİ”
(Şeftali ağacına çıkmama izin ver, söz veririm dallarını kırmayacağım)
Karşılama: “ANÛAMAS GOBUSKURAM LALİ COĞORİ LALİ”
(Şeftaliyi saklıyorum sen köpek gibi havla)
Değerli sanatçı Fuat Saka’nın da çalışmalarına koyduğu bu mısralar, Kız ve oğlanın karşılıklı atıştığı bir süreci anlatır. Burada, şeftali cinselliği ifade etmektedir. Yani oğlan kıza laf atmaktadır. Kız ise, “onu saklıyorum sen boş konuşuyorsun senin konuşmaların soysuz köpek gibi havlamaktır” diyerek oğlanı reddetmektedir. Görüldüğü gibi Türkçe anlamı ile bir ilgisi yoktur.
İşte bu sebeple ve ileride Laz kültürü üzerine çalışma yapacak bir araştırmacıya sağlam kaynak sunabilmek için hiçbir şeyin aslına dokunmamaya özen gösteriyorum. Hatta Bölgede kançoba veya çançoba (muzır şeyler kelimeler) denilen açık saçık olguları da aynen aktaracağım.
Ayrıca Lazona’nın farklı bölgeleri aynı destanı veya öyküyü aslına dokunmadan farklı kelimelerle dillendirir. Uygun yerlere kendi bölgesinde kullanılan kelimeler bulup koyarak söyler. Bunun sebebi Lazcanın dört beş ayrı lehçede konuşulması ve yazılı bir kaynağın bulunmamasındandır. Aslında bu, farklı kültür tonlarını işaret eder ki bu da bölgedeki kültür zenginliklerinin ayrıntılarıdır ve ayrıntı da mükemmelliğin parçacıkları olduğunu biliyoruz.
Bütün bu özellikleri ile aslında Lazona folkloru, başlı başına bir destan niteliği taşıdığından bu çalışmamın başına (dosyasına) “Laz destanları” adını verdim.
Şimdi size, bazı kıtaları merhum Yaşar Turna tarafından plağa okunan ancak asıl kaynağı anonim olan birkaç kıta sunarak bu Pazar muhabbetini sonlandırmak istiyorum. Parçada, bir Laz delikanlısı sevgilisine serzenişte bulunmaktadır. Parçanın tamamı İbiüişi Yusufi ’den (Yusuf Erdoğan) alınmıştır.
Kale bozo ntomape skani şkaşa
Toüi eöopum do ulur dişkaşa
Ma nena domidvi ulur başkaşa
Var megomskun var megomskun kale boz
(E kız saçların bellerinde/ İp elinde oduna gidiyorsun / Bana söz verdin sen ele gidiyorsun/ Bu sana yakışmıyor sevgilim)
Axşami divu do mot gulur ğalis
Beşluğepe dologolasen alis
Mskva bore deyine gyowüeri yalis
Dido skva re dido sevgyuli çkimi
(Akşam vakti ırmaklarda gezmeyesin / Beşibiryerdelerin boynundan düşer kaybedersin/ Acaba güzelim diye aynalara bakar mısın/ Çok güzelsin sevgilim bana sor çok güzelsin)
Avlas elegidgin uçaşi mbuli
Kemoşkvana oôöüomaûi sevgyuli
Hawi gointxasen yazişi gyuli
Dido mskva re dido sevgyuli çkimi
(Kapının önünde kara kiraz var/ İzin versen yerdim (mecaz)/ Şimdi yaz gülleri de açacak/ Çok güzelsin sevgilim)
Ağustozi mulun atmacaş ora
Var môoromi kale bozo gyozgyora
Var môorom na miwvi başka dobgora
Yoyi yoyi yoyi sevgyuli çkimi
(Ağustos geliyor atmaca zamanı/ E kız beni gerçekten sevmiyor musun/ Sevmiyorsan söyle başkalarını arayayım/ Oy oy oy sevdiğim)
Yazi mulun dunya diven dadali
Si encami kçe forüas ko naûali
Var miüorems mot minöaram karûali
Yoyi yoyi yoyi sevgyuli çkimi
(Yaz gelir her taraf çiçeklenir/ Sende bugünlerde hep beyazlar giyiniyorsun/ Artık bana mektup yazma sana darıldım/ Oy oy oy sevdiğim)
Jin jin goxti üinçişi msva niçani
Ma var momçi si mis meçi koçani
Miş yeleğis mişi üopça gyoçani
Leûas kodomoxvi oropa çkimi
(Sen kanat tak, kuş gibi yükseklerde dolaş/ Bana vermedin de nüfus kağıdını kimlere verdin sen/ Şimdi kimin yeleğine kimin düğmesini dikiyorsun/ Beni toprağa gömdün sevgilim)
Üai guite a çkvaneyi bjaçxaşa (yürek güzelliği ile bir dahaki pazara)
ABAŞİ
*Oûrağodu: genelde türkü söylemek, özelde atma kovalama anlamına gelir.
Lazuri.Com / 10.05.2007
Nurdoğan Demir Abaşi

http://www.lazuri.com/images/spacer.gif

http://www.mjora.com/lazurimtrl/santrale_hayir_00.jpg (http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/lazuri_basin_aciklama_su_gunu_kurulus_deklarasyonu .html)
http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg
http://www.mjora.com/lazurimtrl/ustumuzden_gecti_bulut.jpg
(http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/basindan_1005_sanatvehayat_ustumuzden_gecti_bulut_ hirosimadan_cernobile.html)http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg
http://www.mjora.com/lazurimtrl/karadeniz_karardi_174.jpg (http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/menu_kskp_basindan.html)
http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg
http://www.mjora.com/lazurimtrl/sen_de_imzala.jpg (http://www.findiklidereleri.com/imza/imzala.asp)
http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg



http://www.mjora.com/lazurimtrl/s_lazuri_doviguram.jpg (http://www.doviguram.lazuri.com/) http://www.mjora.com/lazurimtrl/okuyarakgel.jpg (http://www.lazuri.com/ziteri_moxti/son_kitap.html)

özgeylani
07-11-2007, 10:34 AM
Laz Destanları
BÖLÜM 3

Nurdoğan Demir Abaşi
Aşağıdaki dizelerin bir kıtası erkek, diğeri ona cevaben kızın ağzından atma kovalama formundadır. Bir farkla ki doğaçlama özelliği yoktur, önceden düşünülüp kaleme alınmıştır. Kaynağı belli değildir, anonim bir parçadır. Sumlalı (Viwe/ Fındıklı) Yusuf Erdoğan’dan alınmıştır (İbiüişi Yusufi)
Erkek:
Nuüu tutasteri tolepe ala
Ma var maxenasen skanişen xvala
Arseris meptare disvi do üala
Gomskvaneri gâira sevgyuli çkimi
(Yüzün ay parlaklığında gözlerin ela / Ben kendimi sensiz yalnız hissediyorum, bu yalnızlığa dayanamam / Bir gece size geleceğim yüzüne allık sür / Seni hazırlıklı görmek isterim sevgilim.)
Kız:
Maçkinaûu nam seris na moxtare
Jur tolepeskanis na gogixtare
Gobimskima ubas meşegixtare
Vaş oüonağuna sevgyuli çkimi
(Ne zaman geleceğini bir bilebilsem / iki gözüne de kurban olur / Yenilerimi giyer koynuna girerdim / Sakın sevinçten baygınlık geçirmeyesin sevgilim.)
Erkek :
Arafas var majuran dğas meptare
Neünaşen var pencereşen eptare
Bayramluği skaniüala goptare
Xavesluği miğun oropa çkimi
(Arifeden sonraki gün (bayram günü) geleceğim / Kapıdan değil pencereden çıkacağım / Bayram günü seninle dolaşacağım / Buna çok hevesim var sevgilim)
Kız:
Nana çkimi skanden dido raziren
Sontxa ewulare sica aâiren
Çkimişeni ar elçi var gaâiren
Üiyameti moxtuyi gyuliçkimi
(Annem senden çok memnun / Sana nerde rastlasa damadı gibi bakıyor / Ve bir elçi bulup gönderemiyorsun / Kıyamet mi geldi (elçilerin köküne kıran mı girdi) sevgilim, gülüm)
Erkek:
Elçi skani eşanaxeyi ôanda
Ar nğa moxtasenki boşkvare skanda
Gixenare do duğuni do öanda
Hemindora şkule sevgyuli çkimi
(Senin için elçi her an hazırdır / Bir gün göndereceğim / Ve sana davetler düğünler yapacağım / o an gelecek sevgilim)
Kız:
Ma var bgorum duğuni do daveti
Oropa ûas hemus uğun üimeti
Komeşebinaxat ar emaneti
Nişanli goptare oropa çkimi
(Ben davet düğün istemem / Yeter ki sevgi olsun onun kıymeti var / Bir yerlere ikimize ait bir emanet saklayalım / Nişanlı gezeyim sevgilim.)
Erkek:
Dido mskva re xepeskani nezuği
Xut üitis ti mogodvare yuzuği
Sum beşluği viûojur bilezuği
Milletişa üarşi oropa çkimi
(Çok güzelsin kolların ellerin çok nazik / Senin beş parmağına da yüzük takacağım / Üç tane beşibiryerde ve on iki de bilezik takacağım / El aleme karşı sevgilim)
Kız:
Ma ti bixenare çeyizi mali
Muntxani ren ucuzi do paxali
Ma var dogiûalam elakter ali
Milletişa üarşi e gyuli çkimi.
(Bende kendime çeyiz düzeceğim / Ucuz pahalı ne varsa yapacağım / Seni boynu bükük bırakmayacağım / El aleme karşı sevgilim, gülüm)
Erkek:
Babaskanik miwu si dido gulur
Handğa öume laûas ti ko dolulur
Hawişkule ma ğureri gobulur
Cennetis biâirat oropaçkimi
(Baban bana “sen çok dolaşıyorsun / böyle yaparsan kara toprağa erken girersin” dedi / Bundan sonra ölü geziyorum / Artık cennette buluşalım sevgilim)
Not : son kıtada erkek, kızın babası tarafından tehdit edildiğini kavuşmanın bir olanağı olmadığını söyleyip “Cennette buluşalım” diyerek bu sevdadan vazgeçiyor. Ne ki Laz geleneklerinde kız kaçırma diye bir durum var ama ozan nedense bunu kullanmıyor. Kız, “Beni kaçır” demeden dize böyle bitiyor. Belki de yazar aile büyüklerine olan saygıyı öne çıkarmak istemiştir kim bilir.
Lazuri.Com / 05.06.2007
Nurdoğan Demir Abaşi

http://www.lazuri.com/images/spacer.gif

http://www.mjora.com/lazurimtrl/santrale_hayir_00.jpg (http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/lazuri_basin_aciklama_su_gunu_kurulus_deklarasyonu .html)
http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg
http://www.mjora.com/lazurimtrl/ustumuzden_gecti_bulut.jpg
(http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/basindan_1005_sanatvehayat_ustumuzden_gecti_bulut_ hirosimadan_cernobile.html)http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg
http://www.mjora.com/lazurimtrl/karadeniz_karardi_174.jpg (http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/menu_kskp_basindan.html)
http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg
http://www.mjora.com/lazurimtrl/sen_de_imzala.jpg (http://www.findiklidereleri.com/imza/imzala.asp)
http://www.lazuri.com/mtrl/siyahpix.jpg



http://www.mjora.com/lazurimtrl/s_lazuri_doviguram.jpg (http://www.doviguram.lazuri.com/) http://www.mjora.com/lazurimtrl/okuyarakgel.jpg (http://www.lazuri.com/ziteri_moxti/son_kitap.html)

özgeylani
07-11-2007, 10:38 AM
ANÜE MUSA CEDEŞİ

Leksepe ¤ Şiirlerhttp://www.lazuri.com/mtrl/baslik_kirmizi.gif Goüunéxi... Goüunéxi... Goüunéxi..! ¤ Uyan… Uyan… Uyan..! (http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/siir_index_anke_musa_cedeshi.html#siir01)
.

Goüunéxi... Goüunéxi... Goüunéxi..!
Ğomandoni öumenora
Mcveşoni ağani mjora
Seris dotana mentxozi
Öe Lazi,
Eüaméxvi…
Eüaméxvi…
Eüaméxvi..!
Öandas çonguri birapa
Öandas Üolxuri berepe
Aieti, 3ate, Gubazi…
Öe Lazi,
Murunéxi…
Murunéxi…
Murunéxi..!
Öerxvis pesoni dinéxiri
Xepes mordeli daçxuri
Xuvas guroni marazi
Öe Lazi,
Noéuéxi…
Noéuéxi…
Noéuéxi..!
Geûaxi nenas pranguli
Xvati zenciri üremuli
Üibi üibi şara qazi
Öe Lazi,
Gopuéxi…
Gopuéxi…
Gopuéxi..!
Kçe meşvenapeşi xincis
Dixaôicis do néaôicis
Oxuşkva tolepes xazi
Öe Lazi,
Goüunéxi…
Goüunéxi …
Goüunéxi ..!
Uyan… Uyan… Uyan..!
yarınlar dünün izdeşi
eskinin yeni güneşi
gece gündoğurur durmaz
yine de mi bağ kurulmaz
bağlan…
bağlan…
bağlan ey Laz..!
toy var ki; çonguri, şarkı…
toyda Üolxi çocuklar ki;
Ayet, Tsate ve de Gubaz
yine de mi umursanmaz?
çağlan…
çağlan…
çağlan ey Laz..!
damarlardaki köklü kan
ateş, avuçta kocaman
bedende yürekli maraz
gene de mi gen onulmaz
dağlan…
dağlan…
dağlan ey Laz..!
dildeki kilidi kemir
boyunduruklarını kır
diş diş eyle diriliş yaz
gene de mi dirim olmaz
sağlan…
sağlan…
sağlan ey Laz..!
ak umutlar köprüsünde
yeryüzü ve gökyüzünde
özgür kala gözlerde haz
yine de mi bilinç aymaz
uyan…
uyan…
uyan ey Laz...!

Anüe Musa Cedeşi

özgeylani
07-11-2007, 10:45 AM
LAZ MÜZİĞİ VE TÜRLERİ(Kaynak: Birol Topaloğlu, "Lazeburi" Albüm Kitapcığı)

http://www.lazuri.com/mtrl/tulumlogo.gifKONU BAŞLIKLARI


Lazuri Desûani (Lazca Destanlar) (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#lazuridestani)
Oüobalu / Meüa-Moüa (Atışmalı Şarkılar) (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#okobalu)
Oşvacu üaide (Mola şarkıları) (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#mola)
Bgara (Ağlama) (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#bgara)
Nani(Ninni) (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#nani)
Helessa Yalessa, Heyamo-Heymoli (İş şarkıları) (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#helesaheyamo)
Xoroni (Horon) (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#xoroni)Lazuri Desûani (Lazca Destanlar)
Enstrümanların bulunmadığı ortamlarda tek yada koro şeklinde icra edildiği gibi, kemençe, tulum ve kaval eşliğinde de söylenir. Onbir heceli uzun dörtlükler halinde icra edilir. Konuları daha çok aşk, ölüm, doğa, gurbet, askerlik ve mahpusluktur. Kişilerin yada olayların üstüne söylenen ve de o isimlerle anılan destanlar da vardır. Bazen ezgiler sabit kalmakla birlikte, sözler, söyleyenin hikâyesine bağlı olarak değişir ve buna göre isimlendirilir. Destanlar Laz müziğinde öylesine yaygındır ki; ''Destan'' kavramının ''Şarkı'' ile eş anlamda kullanıldığı görülür. Küçük nüanslar dışında destanlar, aynı müzikal formda icra edilir. Genel destan formu aynı olmakla birlikte, her köy vede her kişi kendine özgü bir destan söyleme stiline sahiptir. Buda ''Her Lazın kendine has bir destan söyleme biçimi vardır'' sözünü haklı çıkarmaktadır.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#8muzik00)


Oüobalu / Meüa-Moüa (Atışmalı Şarkılar)
Daha çok toplu olarak gerçekleştirilen eğlencelerde, iki grup halinde, dans eşliğinde yada sadece vokallerle söylenir. Müzik ''oüobalu-atışma'' tarzına özgü geleneksel ezgilerden oluşur. Sözler ise çoğu zaman eğlence ortamına göre değişen doğaçlamalardır. Her iki grupta, doğaçlama söz söyleme yeteneğine sahip bir lider bulunur. Bu kişi şarkının akışına göre anlamlı, karşı tarafa cevap niteliğinde sürükleyici kafiyeli sözler düzer ve arkadaşlarına söyler. Ve birlikte şarkı söylenir. Grup liderine zaman zaman arkadaşlarıda destek olur, bazen performansa göre lider değişebilir. Oüobalu-atışma, erkek grubu ile kadın grubu arasında yapıldığı gibi, erkek grupları yada kadın grupları yada tek tek kişiler arasında olabilmektedir. Saatlerce süren bu eğlencenin sözleri zaman içerisinde müstehçenlik içerebilir, hatta sataşmalara kadar varabilir.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#8muzik00)


Oşvacu üaide (Mola şarkıları)
Bu türe giren şarkılar, daha çok tarlada çalışan kadınlar tarafından, dinlenme zamanlarında enstrümansız, grup şeklinde söylenir. Ezgi geleneksel olmasına karşın, sözler değişkenlik gösterebilir. Sözlerin değişebilir olması butür şarkıların konularının kişi, zaman ve o anki duruma bağlı değişmesinden kaynaklanır. Buda aynı zamanda şarkıyı söyleyenin duygularını yansıtması ve iç dünyasını ortaya koyabilmesi bakımından önemlidir. Çoğu zaman konu olan şarkıya duygu yoğunluğunu katıp başkaları tarafından benimsenmesini sağlayan kişi, şarkıyada adını vermiş olur.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#8muzik00)


Bgara (Ağlama)
Ölmüş bir insanın ardından yakılan bir çeşit ağıtdır. Butür ağıtlar daha çok kadınlar tarafından yakılır. Ölü evine, ölü yakınlarının acılarını paylaşmak için gruplar halinde ağlamaya gidilir. Grubun içinden doğaçlama yeteneğine sahip, etkileyici sesi olan biri ölüye ''bgara'' söyler, diğerleride ağlayarak eşlik ederler. Konusu ise, ölen kişinin sağlığında yapmak isteyipte yapamadığı şeyler ve ardından bıraktığı izleridir. (Bu olay çocukların oyunlarına bile konu olabiliyor. Kız çocuğunun kucağına bezden bebek alıp ona ağıtlar yakması ve diğer çocuklarında ona eşlik etmesi gibi...). ''Bgara''ya Lazona'nın bazı yerlerinde ''Nena Meçamu'' yani ''Ses verme''de denir.''Bgara''da söylenen ezgilerin, anonim şarkılar üzerine etkisi olduğuda gözlenir.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#8muzik00)


Nani (Ninni)
Kulaktan kulağa aktarılan bu ezgiler çocukların müzik kulağının temelini oluşturmaktadır. Laz Müziğinde bazı anonim şarkılarda ninnilerin etkisi ciddi bir şekilde hissedilir.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#8muzik00)


Helessa Yalessa, Heyamo-Heymoli (İş şarkıları)
Helessa Yalessa, erkekler tarafından toplu olarak yapılması gereken ağır işlerde, gücü bir yerde toplamak ve ortak bir ritm yakalamak için söylenen ezgili sözlerdir. Laz Müziğinde butür, eğlence şarkılarınıda etkilemiştir. Heyamo-Heymoli ise, eğlence ve iş şarkılarında ortak heyecan ve ritm sağlamak için söylenen şarkılardır.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#8muzik00)



Xoroni (Horon)
http://www.lazuri.com/mtrl/foto03.jpgTulum ve Kemençe eşliğinde, halka şeklinde oynanan, bir kişi tarafından yönetilen şarkılı halk dansıdır. Daha çok eğlence amaçlı geniş katılımlı toplantılarda oynanır. Horonlar uzun süreli oynandığından, horon aralarında yorgunluk atmak için, ''Fora'' denen bölümler bulunur. Bu bölümde; dansın figürleri sadeleşir, ritm düşer ve şarkı söylenebilecek duruma gelir. Şarkılar; iki grup halinde söylenir, her grubun bir lideri olur. Grup lideri, şarkının akışına göre el değiştirebilir. Şarkı sözlerini, karşı grubun söylediği sözlere cevaben, yanındaki arkadaşlarının duyabileceği şekilde söyler ve birlikte söylemeye devam ederler. Horon aralarında çalınan şarkı anonimdir, sözler ise grup liderinin doğaçlama kafiyeli sözleridir. Ezginin sözlerle birlikte iki yada daha çok tekrar edilmesi, karşı tarafa düşünme zamanı kazandırması bakımından önemlidir. Ritm olarak tulumu çalan kişinin tahta duvara(tabana) ayak topuğuyla vurması, yada topluluk içinde birinin çubukla tahta zemin, kazan, kovan gibi sert cisimlerden ses çıkartmasıyla horon ve horonculara yardımcı olur. Horon genelde toplu halde oynanır. Horonun disiplini hatırı sayılan, saygın bir kişi tarafından sağlanır. Ve horonun disiplinini bozan kişiye işaret ederek horondan ayrılmasını ister. Bu bazen darılmalara yol açabilir. Çünkü horon ciddi bir iştir. Laz insanının Horona olan tutkusunu ve horonun arkaik biçimini en iyi şekilde anlatabilmek için halk arasında yaygın olan ''Çalıya tutunup horon oynuyor'' (Tambis moülimeri ixoronams!)'' şeklindeki ifadeyi burada belirtmek gerekir.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_muzigi_ve_turleri.html#8muzik00)




(http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_sarkilari.html)

özgeylani
07-11-2007, 10:46 AM
LAZ ŞARKILARI(Kaynak:Gôichi Kojima, Laz Şarkıları (http://www.lazuri.com/tanitim_laz_sarkilari.html), Chiviyazıları | Mjora | 2003)

http://www.lazuri.com/mtrl/tulumlogo.gifKONU BAŞLIKLARI


Melodi Versiyonları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_sarkilari.html#melodiversiyonlari)
Kıta Yapısı (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_sarkilari.html#kitayapisi)
Polifoni & Çalgılar (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_sarkilari.html#polifonicalgilar)

Melodi Versiyonları
Yakın zamana kadar notaya dökülmemiş olan bütün halk müziklerinde olduğu gibi, Laz şarkılarının ''Standart Formu'' yada ''Doğru Formu'' yoktur. Hem sözü, hem melodisi(bestesi, ezgisi), bölgeye göre de kişiye göre de değişebilir. Hatta aynı kişi aynı şarkıyı iki, üç, dört versiyon ile söyleyebilir.
Bir Örnek: Elimizde bulunan bantlarına göre, rahmetli Yaşar Turna, kendi yazdığı bilinen ''Atmacaş ora''(Arhavi) şarkısını söylerken her kıtaya tam aynı melodiyi vermez, la-fa yerine la-sol-fa, la-la-do-la yerine re-la-do-la gibi çeşitleme yaparak kıtalarını söylüyor, sonuçta hiçbir zaman aynı melodiyi iki kez söylememiştir. Ayrıca dilbilim bakımından ilginç birşey gözlemlenmektedir. Lazların çoğu, öğrendiği her Laz şarkısını kendi şivesine ''tercüme'' edip söyler.
Örnek: Arhavi'li biri ''Va mporom-na, dotkvi'' Arhavi'li başka biri ''Var mporom-na, mi3vi'' Hopalı biri ''Var mqorop-na, mi3vi'' Pazarlı biri ''Var mgorum-na, mi3vi'' Şiir Melodi bağdaşımı
Laz geleneklerinde bir şiir, birkaç değişik melodi ile söylenebilir. Bunun yanısıra çok sayıda şiirin aynı melodi ile söylendiğide gözlenmektedir.
Örnek:
1- Bir şiir - birkaç melodi.
''Mzoğas dumani yulun'' (Hopa) şarkısı, üç çeşit melodi ile söylenir.
2- Birkaç şiir - Bir melodi.
''Amseri didi seri'' (Arhavi) şarkısı ile ''Muperi boyi giğun'' (A) (Arhavi) şarkısının melodisi tam aynıdır.
Melodi Grupları
Bazı şarkıların melodileri, tam aynı olmasalar da büyük benzerlikler göstermektedir. Ritm değişikliği yada iki üç nota farkı olmasına rağmen yapısı aynı olduğu tespit edilmektedir.
A grup:

''Ağustozi mulun atmacaş ora'' (A) (Arhavi),
''Ağustozi mulun atmacaş ora'' (B) (Arhavi),
''Ağustozi mulun atmacaş ora'' (C) (Arhavi),
''Ağustozi mulun atmacaş ora'' (D) (Arhavi),
''Ağustozi mulun atmacaş ora'' (E) (Hopa),
''Seri tuta vartu'' (Arhavi),
''Ar destani pçari haşo bgaraten'' (Arhavi),
''Ar destani pçaup gverdi mgaraten'' (Hopa),
''Jur bozoşi vortit nana da baba'' (Hopa),
''E verane Malivorişi daği'' (Çamlıhemşin)B grup:

''Ar mendili yepçopi Bombala mexuneyi'' (Hopa),
''Ar mendili yepçopi Puloni ren puloni'' (Hopa),
''Mzoğas dumani yulun'' (A) (Hopa),
''Kuçuri vu3vi laçiş'' (Hopa),
''Karmateşa gebulur Xe valeri valeri'' (Ardeşen),
''Yeşili kamiyoni Moxti mendemiyoni'' (Ardeşen),
''Atinaşi minare'' (Pazar)C grup:

''Kemençesi jındole Mpuli ebosterare'' (Arhavi),
''Mzoğas dumani yulun'' (C) (Hopa),
''Ulun mulun karavi'' (Hopa),
''Xolo-ti kogoladu Rakanepe dumani'' (Ardeşen)D grup:

''Dağişe eşkulur cenneti purki'' (Pazar),
''Dağişe eşkulur pavri kosare'' (Pazar),
''Dağişe goşkuman cenneti purki'' (Pazar),
''Destani ginçaram Kalai onay'' (Pazar),
''Mo3i pucepe do kogolupini'' (Pazar),
''Pucepe me3i do haşo nupini'' (Çamlıhemşin),
''Pucepe mo3i do haşo nupini'' (Ardeşen),
''Pucepe naşkvi do haşo nupini'' (Ardeşen),
''Avlaşe oğine m3xuli fidani'' (Ardeşen)E grup:

''Dağiz dumani yulun'' (Hopa),
''Amseri didi seri'' (Arhavi),
''Muperi boyi giğun'' (A) (Arhavi),
''Anderi na naşkvare Axir'oxori-skani'' (Pazar),
''Melendo molulun culi do purki'' (Ardeşen)Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_sarkilari.html#8muzik00)



Kıta Yapısı
Şarkı sözü olarak kullanılan Laz şiirlerinin büyük çoğunluğu, iki çeşit kıta yapısının birini göstermektedir. Aralarındaki tek fark, satırı oluşturan hecelerin sayısı. Bazılarının her satırıda yedi hece bulunurken diğerlerinin her satır, onbir hece ile teşkil edilmiştir. Her iki halde genellikle dört satır birlikte bir kıtayı oluşturur.
İstisna olarak sekiz heceli satırlar ile teşkil edilen kıtaya sahip şarkı sözü bulunuyor. ''Ruba ruba govuluti''(Pazar) şarkısı, bunun ilginç bir örneğidir. Satırı oluşturan hece sayısı tamamen ''serbest'' de olabilir. ''Nani, nani''(pazar) şarkısının sözlerine bakınız.
RİTM (1): Eşit olmayan birimle oluşan ölçüler
Laz-müziğinin özelliklerinin biri, 5/8 işareti ile belirtilen beşli ölçüdür. Lazlar, toplu halinde beşli ölçülü bir Laz şarkısını söylediklerinde, kimi elle kimi ayakla tempo tutarlar. Dikkat ederseniz kimsenin bir ölçüde beş kere elini ayağını basmadığını farkedersiniz. Peki bir ölçüde kaç kere basarlar? Ancak iki kere. Birinci basma, ölçünün birinci 8'lik notasına denk düşer. İkincisi ise ölçünün üçüncü 8'lik notasına denk düşer.
TAP-tap-TAP-tap-tap, TAP-tap-TAP-tap-tap, TAP-tap-TAP-tap-tap,
YE-şi-Lİ-ka-a Mİ-i-YO-ni-i MOX-ti-MEN-de-e Mİ-YO-ni-i MOX-ti-MEN-de-e Mİ-i-YON-ni-i ... ... ... ...
Müzikolojik terimle buna, ''eşit olmayan birimle oluşan ikili ölçü'' denilir. Birinci birimin uzunluğu, iki tane 8'lik kadar; ikinci birimin uzunluğu ise üç tane 8'lik kadar.
Eşit olmayan birimle oluşan üçlü, dörtlü ölçüler de vardır. Örnek: ''Hayde mendegiyona 3ulutinaortaşa'' (Pazar). Bu şarkının partisyonu, 3/8 ölçüsü ile 3/4 ölçüsünün almaşması olarak yazılıyor, ama yanlız dinleyiniz(bakınız): HAY-de-men -- DE-e-Gİ-yo-NA-a 3U-lu-ti -- NA-a-OR-ta-ŞA-a ... ... Uzun -- kısa-kısa-kısa, Uzun -- kısa-kısa-kısa ... ... Eşit olmayan birimle oluşan dörtlü ölçüyü duydunuz(gördünüz). Uzun-kısa-kısa veya kısa-kısa-uzun gibiritmler de mümkündür. ''Karşi ona cevulur'' (A)(Pazar) şarkısının ritmi ise Kısa-uzun-kısa-kısa-uzun diye başlıyor. Bu tip ritm, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Hırvatistan gibi Balkan ülkelerinin halk müziklerinde de yaygındır.
RİTM (2): Serbest ölçü almaşması
Pazar, Ardeşen ve Çamlıhemşin ilçelerinde yaygın olan ''destani'' lerin 2/4 ölçüsü ile 3/4 ölçüsünün serbest almaşması, aynı şekilde analiz olmaz.
Bu ''Destani/destani''lerde her kıtanın birinci satırını oluşturan onbir hecenin her biri, eşit uzunluk ile söylenir. Kalan satırların ik dokuz heceleri, yine eşit uzunluğu alır. Ancak ikinci, üçüncü ve dördüncü satırlarının son iki heceleri, büyük uzunlukta söylenir. (Destani ginçaram Kalai onay'' (Pazar) şarkısının üçüncü satırı, bu durumun bir istisnasıdır.) Onbir sayısı zaten ne iki ile ne üç ile bölünebilir. Bu durumda ölçüler şiirin vurgularına göre ya ikili yada üçlü olarak oluşup serbest almaşmasını gösterirler.
Mİ Gamı
Laz müziğinin özelliğinin biri, mi gamının sık sık kullanılmasıdır. Mi gamı, ne majör ne minördür. Gamın birinci ile ikinci notaları arasındaki aralık, yarım tondur (mi-fa gibi). Bu derlemede de çok sayıda mi gamlı melodi bulunuyor.
Örnek:

''Amseri didi seri'' (Arhavi)
''Anderi na naşkvare Axir'oxori-skani'' (Pazar)
''Ar çiçeğiz ar butkuci noxedun'' (Fındıklı)
''Ar mendili yepçopi Puloni ren puloni'' (Hopa) ve saire ....Özel bir gam
''A katu kamiyonun (Çamlıhemşin) şarkısının gamı, fa-sol-la b la-da (veya, bir buçuk ton aşağıya geçirsek, re-mi-fa-fa#-la) notalarını kullanmaktadır. Bu, kromatizme benzer ilginç bir gam ... ... Ses kayma gibi ''kaza'' olduğunu varsaymak hiç mümkün değil, çünkü birkaç kişi birlikte tam aynı notaları istediğiniz kadar tekrarlayabilirler. Ve bu kişiler başka binbir çeşit Lazca ve Türkçe şarkılarınıda gayet güzel söylüyorlar. Bunu da Laz müziğinin zenginliğinin bir belirtisi olarak kabul etmek zorundayız.
Konu Başlıkları (http://www.lazuri.com/lazuri_birapa/laz_sarkilari.html#8muzik00)



Polifoni & Çalgılar
Polifoni:
Gürcistan'da yaşayan Lazlar, Rus ve Gürcü müziklerinin pratiği dolayısıyla polifoniye(çok sesli müziğe) alışmışlar. Bugün artık Laz şarkılarınıda doğal olarak çok sesli şekilde söylüyorlar.
Türkiyede yaşayan Lazlar ise büyük çoğunluğu ancak monodiyi(tek sesli müziği) çalar, söyler. Türkiyede yaptığımız denemeye göre, batı tipi akorlar pek Lazların hoşuna gitmez, ama ''Laz tipi akoru'' yaratmanın mümkün olduğunu tespit ettik.
Çalgılar:
Geleneksel Laz şarkıları, geleneksel Laz çalgıları ile eşlik olur: Tulum ile kemençe. Bazı ünlü Laz şarkıcıları bugün bağlamayı kullanmaya başladılar. Dinleyicilerinin bir kısmı bunu sever, bir kısmı pek beğenmez. Hatta bağlama sesinin Laz müziğini bozduğunu söyleyenlerede rastladık. Ne zurnanın ne de davulun Laz müziğinde yeri olduğunu da bütün Lazlar tek bir adam gibi belirtmektedirler.
Laz Şarkıları Kitabından bir örnek:(s.89) Avla-süani cuneli (Ardeşen)http://www.lazuri.com/mtrl/nota01.gifhttp://www.lazuri.com/mtrl/nota02.gif
Avla-süani cuneli,
Öepri megipinare.
Si golvali uoxi,
Ma ceüegipinare.
Ela, komemaoni,
Wulutina orûaşa.
Ukaçxe pişmanare,
Omweli unüarûaşa.

özgeylani
07-11-2007, 10:48 AM
Lazca gramer / Lazuri grameri / Laz Grammar
Önsöz
Lazlar Karadeniz bölgesinin doğu ucunda yaşayan bir halktır. Rize iline bağlı Pazar (Atina), Ardeşen (Arthaşeni), Çamlıhemşin ve Fındıklı (Vi3he) ilçeleri ile Artvin iline bağlı Arhavi (Arkabi), Hopa (Xopa) ve Borçka ilçelerinde otokton olarak varlıklarını sürdürmektedirler. 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşından dolayı Batum’dan göç etmiş ve günümüzde Sapanca, Akçakoca, Düzce, Yalova, Karamürsel, İzmit ve Gölcük gibi merkezlerde yerleşik olarak yaşamaktadırlar.
Lazca, Güneybatı Kafkas Dil Grubu içinde yer almaktadır. Svanca (Svanuri), Gürcüce (Kartuli ya da Korturi) ve Megrelce (Margaluri ya da Megruli) bu dil grubunun diğer üyeleridir. Bu diller arasında Lazcaya en yakın olan dil Megrelcedir.
Bir dil grubunu oluşturan dillerden birinin adını, o dil grubunun adı olarak kullanmak mantık dışıdır. Bundan dolayı bazı çevrelerce kullanıldığı biçimiyle “Kartveluri (Gürcü dilleri)” terimi bilimsellikten çok uzaktır. “Güney Kafkas Dil Grubu” ifadesi ise netliği olmayan bir tanımlamadır. Zira, Güneybatı Kafkas Dil Grubu’na ait olmayan Azerice, Ermenice vs. gibi diller Kafkas dağlarının güneyinde konuşulmaktadır. Bundan dolayı Lazcanın da içinde bulunduğu Megrel, Svan ve Gürcü dillerini “Güney Kafkas Dil Grubu” adıyla sınıflandırmak doğru bir tanımlama olamamaktadır.
Güneybatı Kafkas dilleri; fırlatmalı konsonların bulunması, Türkçedeki gibi vuayel uyumunun (“ses uyumu ”) bulunmaması; Kelimelerin hem önden, hem sondan ek alıyor olması; Bazı şahıslı fiillerin hem özneye hem tümlece uyum göstermesi gibi ortak özelliklere sahiptir.
Bu çalışmada konu ve örnek açıklamalarda Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dil kullanılmıştır. Ancak iki versiyon birbirinin çevirisi değildir. Fonetik, fonoloji ve gramerle ilgili İngilizce açıklamalar, Türkçeden daha çok İngilizceyi bilen okurlar için Gôichi Kojima tarafından hazırlanmıştır. Lazca ile ilgilenen bu gruptaki okurların dilbilimsel terimlere alışık oldukları düşünüldüğü için çok sayıda İngilizce terimin tanımı ayrıca açıklanmamıştır. Bu yüzden bazı konu açıklamalarının İngilizce versiyonu Türkçe versiyonundan oldukça kısa olmuştur.
Lazca cümle örneklerinin İngilizce karşılığı Eylem Bostancı ile Gôichi Kojima tarafından birlikte yazılmıştır. Ama bu, Türkçe karşılığının çevirisi değildir. Herhangi iki dil arasında mükemmel tercüme yapmak mümkün olmadığına göre, doğal olarak Türkçe açıklama ile İngilizce açıklama arasında farklılıklar bulunmaktadır. Lazcadaki bir biçim Türkçedeki iki veya daha fazla biçime karşılık gelebilmektedir. Bunun tersi yine doğrudur. Ancak, bunlardan sadece biri ya da bazen ikisi tercih edilmiştir. Aynı durum İngilizce için de geçerlidir.
Burada ayrıca, Lazca hakkında birkaç noktayı belirtmek isteriz; Lazca isimler, durum ve sayıya göre ayrı biçim almaktadır. Lazca fiiller, kip, aspekt, zaman, şahıs ve sayıya göre ayrı biçimler göstermektedir. Bunlar fiilin çeşidine (Hareket fiili, Hal değişme fiili, Hal fiili, Başkalaşma fiili vs.) göre sınıflandırılmıştır.
Lazcanın, yakın zamana kadar yazılı hale getirilmemiş olması ve standart biçiminin olmayışından dolayı, özellikle fonemler ve fiil çekimi konularında yöresel değişkenler geniş bir bakış ile incelenmiştir. Değişkenler daima batıdan doğuya doğru ele alınmıştır. Diyalektlerin özelliğini açıklanırken sadece ilçe adını kullanmak bazı durumlarda yeterli olmadığından köy adlarına da yer verilmiştir. Çünkü her köyün konuşması kendine özgü bir dilsel sistemdir. Bir fiilin bir kipteki ya da bir zamandaki çekimi bazen iki köy arasında değişebilmektedir.
Çok sayıda dilde bulunan Bildirme kipi, Emir kipi ve İstek kipi gibi kipler dışında Lazcada Tecrube kipi, Yeterlik kipi vs. bulunmaktadır. Ayrıca, Lazca hem Ergatif sözdizimi, hem Datif sözdizimi olan bir dildir. Lazcaya özgü bir özellik olarak Ergatif özneli Nesnesiz fiillerin bulunuyor olmasından dolayı, genellikle Ergatif diller için geçerli olan terimler yetersiz kalmış, bundan dolayı yeni terimler hem Türkçe, hem İngilizce hem de Lazca olarak türetilmiştir.
Fiilbaşı (Phriverbi), Kököneki (Phricici), İki-taraf ek (gom3xvala) gibi yeni terimler hem Türkçe, hem Lazca olarak türetilmiştir. Ayrıca, Türkçe veya İngilizce olarak tek kelime ile anlatılması mümkün olmayan kavramlar için Lazca yeni terim türetilmiştir.
11. bölüm (Fiil sınıflandırma) ve 47. madde (Lazca fonemleri) Gôichi Kojima tarafından hazırlanmıştır. Kalan bütün bölümler Gôichi Kojima ile İsmail A. Bucaklişi tarafından ortak olarak yazılmıştır.

<FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Şu an elinizde bulunan Lazca Gramer kitabı, uzun yıllardır devam eden alan araştırmalarına dayalı olarak hazırlanmış ve bugüne kadar Lazca üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmadır. Sapanca ve Pazar’daki alan çalışmaları Bucaklişi tarafından, Ardeşen, Çamlıhemşin, Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala’daki alan araştırmaları Kojima tarafından yapılmıştır. Ayrıca Kojima Pazar’da da çalışmalar yürütmüştür. Bunun yanında Hasan Uzunhasanoğlu’nun Fındıklı’da sürdürdüğü çalışmalardan da faydalanılmıştır.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0