| | mbiterge 05-11-2007, 11:06 AM BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Görev, Yetki ve Yargı Yeri Belirlenmesi
BİRİNCİ AYIRIM
Görev
Görevin belirlenmesi ve niteliği
MADDE 1– (1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla belirlenir. Gö¬reve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.
Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görev
MADDE 2– (1) Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mah¬keme, dava konusunun davanın açıldığı tarihteki değerine veya tuta¬rına göre belirlenir.
(2) Dava konusunun değer veya tutarının belirlenmesinde faiz, icra tazminatları, yargılama giderleri ile takip giderleri dikkate alınmaz.
(3) Para alacaklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değerinin belirlenmesinde, dava dilekçesinde gösterilmiş olan tutar esas alınır.
(4) Konusu paradan başka bir şey olan malvarlığı haklarına ilişkin davalarda ise, dava konusunun değerini mahkeme kendiliğinden tespit eder.
(5) Diğer kanunlardaki göreve ilişkin hükümler saklıdır.
Objektif dava birleşmesinde görev
MADDE 3– (1) Objektif dava birleşmesinde görevli mahkeme, dava konularının değer veya miktarlarının toplamı esas alınarak belirle¬nir.
Terditli dava ile seçimlik davada görev
MADDE 4– (1) Terditli davada görevli mahkeme, ileri sürülen ta¬leplerden birisinin para alacağı olması hâlinde, bu para alacağının tu¬tarı; her iki talep de paradan başka bir şeye ilişkin ise, yalnızca değeri daha fazla olanı esas alınmak suretiyle belirlenir.
(2) Yukarıda belirtilen kural, seçimlik davada görevli mahkeme¬nin belirlenmesinde de kıyas yoluyla uygulanır.
Kısmî davada görev
MADDE 5– (1) Kısmî davanın konusu dava edilen alacağın son kısmı ise, görevli mahkemenin belirlenmesinde bu kısım esas alınır.
(2) Dava edilen, alacağın son kısmı değilse, alacağın tamamı esas alınarak görevli mahkeme belirlenir.
Karşı davada görev
MADDE 6– (1) Karşı dava konusunun değeri asıl dava konusu¬nun değerinden daha fazla ise, görevli mahkemenin belirlenmesinde karşı dava konusunun değeri esas alınır.
(2) Değer itibarıyla, asıl dava asliye hukuk mahkemesinin, karşı dava sulh hukuk mahkemesinin görevine giriyorsa, her iki davaya da asliye hukuk mahkemesinde bakılır.
Eşyaya bağlı irtifak haklarına ilişkin davalarda görev
MADDE 7– (1) Eşyaya bağlı irtifak haklarına ilişkin davalarda gö¬revli mahkeme, dava edilen irtifak hakkının, yararlanan taşınmaza sağladığı değer artışı ile yüklü taşınmaza verdiği değer kaybından hangisi daha fazla ise, ona göre belirlenir.
Sulh hukuk mahkemelerinin görevi
MADDE 8– (1) Sulh hukuk mahkemeleri;
a) İflâsa, konkordatoya ve sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uz¬laşma yoluyla yeniden yapılandırılmasına ve vakıflara ilişkin davalar ayrık olmak üzere, malvarlığı haklarından doğan değer veya tutarı beşbin Türk Lirası (bu tutar dahil) geçmeyen davaları,
b) Dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
1) Kiralanan taşınmazların, İcra ve İflâs Kanununa göre ilâmsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kiraya ilişkin mev¬zuatın uygulanmasından kaynaklanan tüm uyuşmazlıkları konu alan dava¬ları,
2) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve or¬taklı¬ğın giderilmesine ilişkin davaları,
3) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yö¬nelik olan davaları,
c) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları,
görürler.
Şahıs varlığına ilişkin davalarda görev
MADDE 9– (1) Şahıs varlığına ilişkin dava ve işlerde, görevli mah¬keme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece asliye hukuk mah¬kemesidir. mbiterge 05-11-2007, 11:06 AM İKİNCİ AYIRIM
Yetki
Genel kural
MADDE 10– (1) Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hüküm¬lere tâbi¬dir.
Genel yetkili mahkeme
MADDE 11– (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tü¬zel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
(2) Yerleşim yeri, Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belir¬lenir.
Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
MADDE 12– (1) Davalı birden fazla ise, dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre ka¬nunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.
(2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılar¬dan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getir¬mek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisiz¬lik kararı verir.
Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki
MADDE 13– (1) Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir yerde ge¬çici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edecekse, bulundukları yer mahkemesi de yetkilidir.
Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki
MADDE 14– (1) Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hak¬kında genel yetkili mahkeme, davalının Türkiye’deki, mutad meskenin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak, diğer özel yetki hâlleri saklı kal¬mak üzere, bir malvarlığına ilişkin dava, ihtilaf konusu malvarlığının bulunduğu yerde de açılabilir.
Sözleşmeden doğan davalarda yetki
MADDE 15– (1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin yapıl¬dığı veya ifa edileceği yer mahkemesinde de açılır.
Mirastan doğan davalarda yetki
MADDE 16– (1) Aşağıdaki davalara, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesinde bakılır:
a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin ge¬çer¬sizliğine ilişkin davalarla, mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kay¬naklanan davalar.
b) Terekenin kesin paylaşımına kadar, mirasçılara karşı açılacak tüm davalar.
(2) Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak da¬vası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.
(3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilme¬sine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetki¬lidir.
Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki
MADDE 17– (1) Taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin veya aynî hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek dava ve işler ile taşın¬mazın zil¬yetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin dava ve işlerde, taşın¬mazın bulun¬duğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
(2) Bu dava ve işler, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmaz¬lardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir.
(3) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan ta¬şınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Karşı davada yetki
MADDE 18– (1) Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hâllerde, asıl davaya bakan mahkeme, karşı davaya bakmaya da yetkilidir.
Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki
MADDE 19– (1) Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şu¬benin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
(2) Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sı¬nırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki
MADDE 20– (1) Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir ta¬şınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bu¬lunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse; rizikonun gerçekleş¬tiği yerde de açılabilir.
(2) Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehdarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
(3) Bu hüküm deniz sigortalarından doğan davalarda uygulanmaz.
Haksız fiilden doğan davalarda yetki
MADDE 21– (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin iş¬len¬diği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Tacirler veya kamu tüzel kişileri arasındaki yetki sözleşmesi
MADDE 22– (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğ¬muş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mah¬kemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırıl¬madıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.
Diğer kişiler arasındaki yetki sözleşmesi
MADDE 23– (1) Tacirler ile kamu tüzel kişileri dışındaki diğer ki¬şiler, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, kanu¬nen yetkili kılınan genel ve özel yetkili mahkemeler yanında başka bir mah¬kemeyi de yetkili kılabilirler.
Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları
MADDE 24– (1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeye¬cekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.
(2) Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak ya¬pıl¬ması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukukî ilişkinin belirli veya belirle¬nebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösteril¬mesi şarttır.
Yetki itirazının ileri sürülmesi
MADDE 25– (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yet¬kili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zo¬rundadır; taraflar da, mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sü¬rebilir.
(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, esasa gi¬ril¬meden önce ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yet¬kili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
(3) Mahkeme yetkisizlik kararında, yetkili mahkemeyi de göste¬rir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Görevsizlik, Yetkisizlik Kararı Üzerine
Yapılacak İşlemler ve Yargı Yeri Belirlenmesi
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler
MADDE 26– (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâ¬linde, taraflardan birinin, bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren onbeş gün içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi tak¬dirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara çağrı kağıdı gönderir.
Yargı yeri belirlenmesini gerektiren sebepler
MADDE 27– (1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkeme¬nin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur:
a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bak¬ma¬sına herhangi bir engel çıkarsa.
b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlen¬mesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa.
c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yo¬luna başvurulmaksızın kesinleşirse.
ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse.
İnceleme yeri
MADDE 28– (1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına fiilî veya hukukî bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çev¬relerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkeme¬lerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur.
(2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye iliş¬kin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği tak¬dirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mah¬keme¬since veya Yargıtayca belirlenir.
İnceleme usulü ve sonucu
MADDE 29– (1) Yargı yerinin belirlenmesine ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılabilir.
(2) Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar. mbiterge 05-11-2007, 11:07 AM İKİNCİ BÖLÜM
Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler
Tasarruf ilkesi
MADDE 30– (1) Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, ken¬diliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz.
(2) Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan da¬vayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava ko¬nusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder.
Taraflarca getirilme ilkesi
MADDE 31– (1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate ala¬maz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
(2) Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden de¬lil toplayamaz.
Taleple bağlılık ilkesi
MADDE 32– (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; on¬dan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonu¬cundan daha azına karar verebilir.
(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hü¬kümleri saklıdır.
Hukukî dinlenilme hakkı
MADDE 33– (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın di¬ğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hak¬kına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve ka¬rarların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,
içerir.
Aleniyet ilkesi
MADDE 34– (1) Duruşma ve kararların bildirilmesi alenîdir.
(2) Genel ahlak, kamu düzeni, millî güvenlik, küçüklerin korun¬ması veya yargılama ile ilgili kişilerin özel hayatının gizliliği ya da ta¬raflardan birinin ticarî sır gibi hukuken korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekçesiyle duruşmanın bir kısmının yahut tamamının gizli olarak yapılma¬sına mahkemece karar verilebilir.
(3) Tarafların gizlilik talebi ön sorunlar hakkındaki hükümler çer¬çe¬vesinde gizli oturumda incelenir ve karara bağlanır. Hâkim, bu kararı¬nın gerekçelerini, esas hakkındaki kararı ile birlikte açıklar.
(4) Hâkim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları o yargılamayla ilgili edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve Türk Ceza Kanununun gizliliğin ihlâline ilişkin hükmünün uygulana¬cağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir.
Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü
MADDE 35– (1) Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zo¬rundadırlar.
(2) Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamala¬rını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.
Usul ekonomisi ilkesi
MADDE 36– (1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve dü¬zenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağla¬makla yü¬kümlüdür.
Hâkimin davayı aydınlatma ödevi
MADDE 37– (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddî veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gör¬düğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.
Yargılamanın sevk ve idaresi
MADDE 38– (1) Yargılamayı, hâkim sevk ve idare eder; yargı¬lama düzeninin bozulmaması için, gerekli her türlü tedbiri alır.
(2) Okunamayan veya münasebetsiz olan belge iade edilir ve ye¬ni¬den düzenlenmesi için uygun bir süre verilir. Bu süre içinde düzenlen¬mezse, yeniden süre verilemez.
Hukukun uygulanması
MADDE 39– (1) Hâkim, Türk hukukunu kendiliğinden uygular.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hâkimin Yasaklılığı, Reddi ve Hukukî Sorumluluğu
BİRİNCİ AYIRIM
Hâkimin Davaya Bakmaktan Yasaklılığı ve Reddi
Yasaklılık sebepleri
MADDE 40– (1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; ta¬lep olmasa bile çekinmek zorundadır:
a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla il¬gili olduğu davada.
b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında.
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında.
ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında.
d) Üçüncü derece de dahil olmak üzere kan veya kendisini oluştu¬ran evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında.
e) Nişanlısının davasında.
f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sı¬fatıyla hareket ettiği davada.
Çekinme kararının sonuçları
MADDE 41– (1) Çekinme kararına karşı üst mahkemeye başvu¬rula¬bilir. Yasaklama sebebinin doğduğu tarihten itibaren, o hâkim huzuru ile yapılan bütün işlemler, üst mahkemenin kararı ile iptal olunabilir. Hüküm ve kararlar ise herhâlde iptal olunur. Bu durumda, hâkim yargı¬lama giderlerine mahkûm edilebilir.
(2) Çekinme kararının ilk derece mahkemesi hâkimince verildiği hâllerde, başvuru üzerine bölge adliye mahkemesinin vereceği karar ke¬sin¬dir.
Ret sebepleri
MADDE 42– (1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebi¬leceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâ¬kimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:
a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş ol¬ması.
b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerek¬me¬diği hâlde görüşünü açıklamış olması.
c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması.
ç) Davanın, dördüncü derece de dahil yansoy hısımlarına ait ol¬ması.
d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması. mbiterge 05-11-2007, 11:07 AM Hâkimin bizzat çekilmemesi hâli
MADDE 43– (1) Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri var¬ken bizzat çekilmezse, iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir.
Ret usulü
MADDE 44– (1) Hâkimin reddi sebebini bilen tarafın, ret talebini en geç ilk oturumda ileri sürmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya ba¬kıldığı sırada öğrenmiş ise, en geç öğrenmeden sonraki ilk oturumda, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez.
(2) Hâkimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret tale¬binin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.
(3) Hâkimin reddi dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup ol¬duğu mahkemeye verilir.
(4) Ret talebi geri alınamaz.
(5) Hâkimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı taraf yedi gün içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra yazı işleri mü¬dürü tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri, dosya ile birlikte reddi istenen hâkime verilir. Hâkim yedi gün içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin kanuna uygun olup olmadığı hakkın¬daki düşüncesini yazı ile bildirerek, dosyayı hemen merciine gönderil¬mek üzere yazı işleri müdü¬rüne verir.
(6) Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir.
(7) Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.
(8) Hâkimi çekilmeye davet, hâkimin reddi hükmündedir.
(9) Bu kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte kanun yollarına baş¬vurulabilir.
Çekilme kararının incelenmesi
MADDE 45– (1) Hâkim, taraflardan birinin ret talebi üzerine veya kendiliğinden çekilme yönünde görüş bildirirse, ret talebini incele¬meye yet¬kili merci, bu çekilmenin kanuna uygun olup olmadığına karar verir.
Ret talebini incelemeye yetkili merci
MADDE 46– (1) Hâkimin reddi talebi, reddi istenen hâkim katıl¬maksızın mensup olduğu mahkemece incelenir.
(2) Reddedilen hâkimin katılmamasından dolayı mahkeme topla¬na¬mıyor ya da mahkeme tek hâkimden oluşuyor ise, ret talebi, o yerde asliye hukuk hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hâkim tara¬fından in¬celenir. O yerde, asliye hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tara¬fından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, asliye ceza hâ¬kimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir.
(3) Sulh hukuk hâkimi reddedildiği takdirde, ret talebi, o yerdeki di¬ğer sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. O yerde, sulh hukuk hâ¬kimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkın¬daki ret ta¬lebi, bulunma sıralarına göre; o yerdeki sulh ceza hâkimi, as¬liye hukuk hâ¬kimi, asliye ceza hâkimi, bunların da bulunmaması hâlinde, en yakın yerdeki sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir.
(4) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyele¬rinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını en¬gelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez.
Ret talebinin geri çevrilmesi
MADDE 47– (1) Hâkimin reddi talebi, aşağıdaki hâllerde kabul edilmeyerek geri çevrilir:
a) Ret talebi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare göste¬rilmemişse.
c) Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşı¬lı¬yorsa.
(2) Bu hâllerde ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla; tek hâkimli mahkemelerde ise, reddedilen hâ¬kimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşı da temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir.
Ret talebinin incelenmesi
MADDE 48– (1) Hâkimin reddi talebine ilişkin karar, dosya üze¬rin¬den inceleme yapılarak da verilebilir.
(2) Reddi istenen hâkim, ret hakkında merci tarafından karar ve¬rilin¬ceye kadar o davaya bakamaz. Şu kadar ki; gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar bunun dışındadır. Daha önce hakkındaki ret talebi mercice reddolunan hâkimin, aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedil¬mesi hâli, hâkimin davaya bakmasına engel oluşturmaz.
(3) Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi hâlinde, reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder.
(4) Ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yö¬nünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.
(5) Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret ta¬lebi¬nin reddi hâlinde verilecek disiplin para cezası, bir önceki disiplin para ceza¬sının iki katından az olamaz.
(6) Disiplin para cezasının tahsili için, davaya bakan mahkeme, dos¬yanın geliş tarihinden başlayarak onbeş gün içinde gereğini yapar.
Ret talebine ilişkin kararlara karşı istinaf
MADDE 49– (1) Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bu¬lu¬nan dava ve işlerde, hâkimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesin¬dir.
(2) Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve iş¬lerde ise, ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı tefhim veya tebliği tarihin¬den itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 351 inci madde hükmü uygulanmaz. Bölge adliye mahkemesinin, bu hu¬sustaki ka¬rarları kesindir.
(3) Ret talebinin reddine ilişkin merci kararının bölge adliye mah¬kemesince uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret talebinin ka¬bulüne ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulun¬ması hâ¬linde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemler, da¬vaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur.
Ret talebine ilişkin kararların temyizi
MADDE 50– (1) Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulu¬nan dava ve işlerde, bölge adliye mahkemesi başkan ve üyelerinin reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları kesindir.
(2) Esas hüküm bakımından temyiz yolu açık bulunan dava ve iş¬lerde ise, ret talebi hakkındaki karar, tefhim veya tebliği tarihinden iti¬baren yedi gün içinde temyiz edilebilir. Bu hâlde 351 inci madde hükmü uygulan¬maz. Yargıtayın bu husustaki kararı kesindir.
(3) Bölge adliye mahkemesi hâkiminin reddine ilişkin talebin reddi konusundaki kararın temyizi üzerine Yargıtayca bozulması veya ret talebi¬nin kabulüne ilişkin kararın Yargıtayca onanması hâlinde, ret sebe¬binin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa ilişkin işlemler, davaya daha sonra baka¬cak olan bölge adliye mahkemesi tarafından iptal olunur. mbiterge 05-11-2007, 11:07 AM Zabıt kâtibinin yasaklılığı ve reddi
MADDE 51– (1) Davada görevli zabıt kâtibi hakkında 40 ve 42 inci maddelerde öngörülen sebeplerden birisiyle ret talebinde bulunula¬bilir. Ret talebi, zabıt katibinin görev yaptığı mahkeme tarafından karara bağlanır. Bu konuda verilecek kararlar kesindir.
(2) Zabıt kâtibi 40 ıncı maddedeki sebepleri bildirerek gö¬revden çe¬kinebilir. Bu hâlde gereken karar, görev yaptığı mahkeme tara¬fından verilir.
(3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi talebi hak¬kında veya çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre belirle¬nir.
İKİNCİ AYIRIM
Hâkimin Hukukî Sorumluluğu
Devletin sorumluluğu ve rücu
MADDE 52– (1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşa¬ğı¬daki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hü¬küm verilmiş olması.
d) d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş ya¬hut tahrif edilmiş ve söylenmeyen bir sözün hüküm veya karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş ol¬ması.
e) e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.
(2) Zarara uğrayan kişi, hukukî yollara başvurmak suretiyle zara¬rın doğmasını önleme imkânı bulunmasına rağmen bu yola gitmemiş ise tazmi¬nat talep edemez.
(3) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tari¬hinden itibaren bir yıl içinde rücu edebilir.
Davaların açılacağı mahkeme
MADDE 53– (1) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk de¬rece mahkemesi hâkimlerinin davranışlarından dolayı, o hâkimin kararı veya hükmü verdiği yer mahkemesinin yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesinin hukuk dairesinde; bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin dav¬ranışlarından dolayı, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile, kanunen onlarla aynı konumda bulunan¬ların davranışlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu¬nun tazminat davası sonu¬cunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz incelemesi, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılır.
(2) Devletin sorumlu hâkime karşı açacağı rücu davası, tazminat da¬vasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.
Dava dilekçesi
MADDE 54– (1) Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilir; varsa belgeler de ekle¬nir.
(2) Tazminat davasını inceleyecek mahkeme, belirtilen hususlarda eksiklik görürse, eksikliğin giderilmesi için süre vermeden dilekçenin red¬dine karar verir.
Davanın reddi hâlinde verilecek ceza
MADDE 55– (1) Dava reddedilirse davacı, beşyüz Türk Lirasın¬dan beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Taraflar ve Davaya Katılan Üçüncü Kişiler
BİRİNCİ AYIRIM
Tarafların Ehliyetleri
Taraf ehliyeti
MADDE 56– (1) Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.
Dava ehliyeti
MADDE 57– (1) Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliye¬tine göre belirlenir.
Davada yasal temsil
MADDE 58– (1) Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olma¬yanlar davada yasal temsilcileri; tüzel kişiler ise yetkili organları tarafın¬dan temsil edilir.
Dava takip yetkisi
MADDE 59– (1) Dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hü¬küm alabilme yetkisidir. Bu yetki, kanunda belirtilen istisnaî durumlar dışında, maddî hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir.
Temsil veya izin belgelerinin verilmesi
MADDE 60 – (1) Yasal temsilciler, davanın açılıp yürütülmesi¬nin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hâllerde izin belgelerini, tüzel ki¬şilerin organları ise, temsil belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi takdirde dava açamaz ve yargı¬lamayla ilgili hiç¬bir işlem yapamazlar. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkeme, yasal temsilcilerin veya tüzel kişilerin or¬ganlarının, yukarıda be¬lirtilen eksikliği gidermeleri şartıyla dava açmala¬rına yahut davayla ilgili işlem yapmalarına izin verebilir.
(2) İzin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi ge¬rekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verilir. Bu süre içinde mahke¬meye başvurulması hâlinde bu konuda karar verilinceye kadar beklenir.
(3) Süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye baş¬vurulmaması hâlinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapıl¬mamış sayılır.
Dava sırasında taraflardan birinin ölümü
MADDE 61– (1) Taraflardan birinin ölümü hâlinde dava, mirasın kesin olarak intikaline kadar ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikme¬sinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atan¬masına karar verebilir.
Kanunî temsilci atanması sebebiyle yargılamanın ertelenmesi
MADDE 62– (1) Taraflardan birinin vesayet altına alınması veya kendisine yasal danışman atanması talebi mahkemece uygun bulunur ya da mahkemece gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılama ertelenebilir.
(2) Taraflardan biri kanun gereğince tedavi, gözlem veya koruma altına alınmış yahut başkalarıyla görüşmekten yasaklanmış olup da, ken¬disi veya vekilinin mahkemede bulunması mümkün değilse, o kimse hakkında davayı takip için kayyım atanıncaya kadar yargılama ertelene¬bilir.
İKİNCİ AYIRIM
Dava Arkadaşlığı
İhtiyarî dava arkadaşlığı
MADDE 63– (1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:
a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya bor¬cun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukukî sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.
İhtiyarî dava arkadaşlarının davadaki durumu
MADDE 64– (1) İhtiyarî dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak ha¬reket eder.
Mecburî dava arkadaşlığı
MADDE 65– (1) Maddî hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi gereken hâllerde, mecburî dava arkadaşlığı vardır.
Mecburî dava arkadaşlarının davadaki durumu
MADDE 66– (1) Mecburî dava arkadaşları, ancak birlikte dava aça¬bilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaş¬lığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır.
(2) Kanunlarda birden çok kişiye karşı birlikte dava açılması ön¬gö¬rülen hâllerde, ihtiyarî dava arkadaşlığına ilişkin hükümler kıyas yo¬luyla uygulanır. mbiterge 05-11-2007, 11:07 AM ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Davanın İhbarı ve Davaya Müdahale
Taraf ihbarı ve şartları
MADDE 67– (1) Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.
(2) Dava kendisine ihbar edilen kişinin de, aynı şartlarda bir baş¬ka¬sına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar devam ettirile¬bilir.
İhbarın şekli
MADDE 68– (1) İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin ge¬rek¬çeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulun¬duğunun belirtilmesi gerekir.
(2) İhbarın sonuçları, ihbarnamenin üçüncü kişiye tebliğiyle bir¬likte doğar.
(3) Davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakıla¬maz ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre ve¬rilemez.
İhbarda bulunulan kişinin durumu
MADDE 69– (1) Kendisine dava ihbar edilen kişi, davayı kazan¬ma¬sında hukukî yararı olan taraf yanında davaya katılabilir.
Re’sen ihbar
MADDE 70– (1) Üçüncü kişinin hakkının korunması için yargı¬la¬mada yer alması gereken durumlarda, mahkeme, konusunu ve tarafla¬rını belirterek davayı üçüncü kişiye ihbar eder; ihbarın gerektirdiği mas¬rafın yatırılan avansdan karşılanmasına karar verir.
Aslî müdahale
MADDE 71– (1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üze¬rinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilin¬ceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahke¬mede dava açabilir.
(2) Aslî müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve ka¬rara bağlanır.
Fer’î müdahale
MADDE 72– (1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukukî ya¬rarı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erin¬ceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.
Fer’î müdahale talebi ve incelenmesi
MADDE 73– (1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, ya¬nında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur.
(2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mah¬keme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gel¬meseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.
Fer’î müdahilin durumu
MADDE 74– (1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, da¬vayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri süre¬bilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemle¬rini yapa¬bilir.
(2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen iş¬lem¬leri müdahile de tebliğ eder.
Fer’î müdahalenin etkisi
MADDE 75– (1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, ta¬raf¬lar hakkında verilir.
(2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuş¬mazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak müdahil, zama¬nında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını en¬gellediğini ya da ken¬disince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebe¬biyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıl¬dığı tarafın yargılamayı ha¬talı yürüttüğünü ileri sürebilir.
Cumhuriyet savcısının davada yer alması
MADDE 76– (1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça öngörülen hâllerde, hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf ola¬rak yer alır.
(2) Cumhuriyet savcısı, resmî dairenin bildirimine rağmen dava aç¬maz ise, ihbar eden resmi daire, Cumhuriyet savcısının yargı çevre¬sinde görev yaptığı ağır ceza merkezine en yakın kıdemli asliye hukuk mahkemesi hâkimine itiraz edebilir. Bu hususta Ceza Muhakemesi Ka¬nununun 172 ve 173 üncü maddeleri kıyasen uygulanır.
(3) Cumhuriyet savcısının yer aldığı dava ve işler üzerinde taraf¬lar serbestçe tasarruf edemezler.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
Davaya Vekâlet
Avukat ile temsil zorunluluğu
MADDE 77– (1) Dava ehliyetine sahip taraf, sulh hukuk, iş ve ka¬dastro mahkemeleri ile, değeri ellibin Türk Lirasından az olan davalar hariç olmak üzere, davasını ancak bir avukat aracılığıyla açıp yürütebilir ve ken¬disi aleyhine açılan davayı takip edebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, kanun yolu aşamasında da geçerlidir.
(3) Şahıs varlığına ilişkin dava ve işlerde avukat aracılığıyla tem¬sil zorunluluğu yoktur.
Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler
MADDE 78– (1) Davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edil¬mesinde, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, Türk Borçlar Ka¬nununun temsile ilişkin hükümleri uygulanır.
Davaya vekâletin kanunî kapsamı
MADDE 79– (1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini ge¬rektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, ve¬kilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine geti¬rilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin mak¬buz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabil¬mesine ilişkin yetkiyi kapsar.
(2) Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı iş¬lemler, karşı taraf yönünden geçersizdir.
Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller
MADDE 80– (1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil, sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, hükmolunan şeyi tes¬lim alamaz, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddede¬mez, baş¬kasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflâsını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya ser¬maye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırıl¬ması teklifinde bulu¬namaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yolla¬rına başvuramaz, davadan veya kanun yolların¬dan feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargıla¬manın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aley¬hine tazminat davası açamaz, han¬gileri hakkında yetki verildiği açıklan¬madıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı hak¬larla ilgili davaları açamaz ve takip edemez.
Birden fazla vekil görevlendirilmesi
MADDE 81– (1) Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise, vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakı¬mından geçer¬sizdir.
Vekâletnamenin ibrazı
MADDE 82– (1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır. mbiterge 05-11-2007, 11:07 AM Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması
MADDE 83– (1) Avukatla takibi zorunlu davada, vekâletnamesi¬nin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargı¬lamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar do¬ğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapma¬sına izin ve¬rebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez ise dava açılma¬mış ve gerçek¬leştirilen işlemler yapılmamış sayılır.
(2) Avukatla takibi zorunlu olmayan davanın, avukat aracılığıyla ta¬kibinde de, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. Ancak, verilen kesin süre içinde vekil vekâletnamesini vermez veya aynı süre içinde asıl taraf, yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.
(3) Vekâletnamesiz işlem yapmasına izin verilen ancak süresi içinde vekâletname ibraz etmeyen avukat, oturum harcı ile diğer yargı¬lama gider¬leri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkum edilir. Bunu kötüniyetle yapan avukat aleyhine, ceza ve disiplin soruşturması açılmasını sağlamak üzere, Cumhuriyet başsavcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına durum yazıyla bildirilir.
(4) Bir tarafın avukat tutmak istemesi sebebiyle, yargılama hiçbir şe¬kilde başka bir güne bırakılamaz.
(5) Avukatın istifası, azli veya dosyanın incelenmemiş olması se¬be¬biyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak, dosyanın incelen¬memiş olması geçerli bir özre dayanıyorsa, hâkim bir defaya mahsus ol¬mak üzere, kısa bir süre verebilir. Verilen süre sonunda, dosya incelen¬memiş olsa bile, davaya devam olunur.
Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı
MADDE 84– (1) Kendisinin de hazır olduğu oturumda, vekili ta¬ra¬fından yapılan açıklamalara derhâl ve açıkça itiraz etmeyen taraf, bu açıkla¬malara rıza göstermiş sayılır.
Vekâlet veren veya vekilin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı
MADDE 85– (1) Vekil, oturum sırasında uygun olmayan tutum ve davranışta bulunursa, hâkim tarafından uyarılır; uymaz ise, hemen dışarıya çıkartılması sağlanır ve mahkemece, gerekli görülürse, gerekçe gösterilerek belirlenecek süre içinde, başka bir vekil göndermesi hususu¬nun vekâlet ve¬rene tebliğine karar verilir.
(2) Vekille takibi zorunlu olmayan davalarda, davasını kendisi ta¬kip eden kimse, mahkemede uygun olmayan tutum ve davranışta bulu¬nursa, hâkim kendisini uyarır; uymaz ise, hemen dışarıya çıkartılmasını sağlar ve gerekli görürse, kendisini vekil ile temsil ettirmesine karar ve¬rir; vekil ile temsil ettirmemesi hâlinde, tarafın yokluğu hâlinde uygula¬nacak hükümlere göre işlem yapılır.
(3) Vekille takibi zorunlu olan davalarda, vekâlet veren, mahke¬mece verilen süre içinde, başka bir vekil göndermez yahut vekille takibi zorunlu olmayan davalarda, davasını takip etmezse, tarafın yokluğu hâ¬linde uygula¬nacak hükümlere göre işlem yapılır.
Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması
MADDE 86– (1) Vekille takibi zorunlu olmayan davalarda hâ¬kim, taraflardan birisinin davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmadı¬ğını gö¬rürse, ona uygun bir süre tanıyarak, davasını vekil aracılığıyla takip etme¬sine karar verebilir. Verilen karara uymayan taraf hakkında, yokluğu hâlin¬deki hükümlere göre işlem yapılır.
Vekilin azli ve istifasının şekli
MADDE 87– (1) Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı ta¬raf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın di¬lek¬çeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapıla¬cak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur.
Vekilin istifası
MADDE 88– (1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın mü¬vek¬kiline tebliğinden itibaren onbeş gün süreyle devam eder.
(2) Avukat ile takibi zorunlu olmayan davada, vekilinin istifa et¬miş olmasına rağmen vekâlet veren davayı takip etmez ve vekil de gö¬revlendir¬mez ise, tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.
(3) Avukat ile takibi zorunlu davada vekâlet veren taraf, istifanın kendisine tebliğinden itibaren en geç onbeş gün içinde yeni vekilini mah¬kemeye bildirmek zorundadır. Aksi takdirde, tarafın yokluğu hâlinde uygu¬lanacak hükümlere göre işlem yapılır.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan hususlar, istifa eden vekilin is¬tifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtaren bildirilir.
Vekilin azli
MADDE 89– (1) Avukat ile takibi zorunlu olmayan davada veki¬li¬nin azli hâlinde, vekâlet veren, davayı takip etmez ve onbeş gün içinde vekil de görevlendirmez ise, tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hü¬kümlere göre işlem yapılır.
(2) Avukatla takibi zorunlu olan davalarda, azil ile birlikte taraf, onbeş günlük kesin süre içinde, kendisini temsil edecek bir başka avukatı görevlendirmek ve vekâletnameyi vekili aracılığıyla mahkemeye sunmak zorundadır. Aksi takdirde azil, hüküm doğurmaz. mbiterge 05-11-2007, 11:07 AM BEŞİNCİ BÖLÜM
Teminat
Teminat gösterilecek hâller
MADDE 90– (1) Aşağıdaki hâllerde davalı tarafın veya borçlu¬nun muhtemel yargılama giderlerini yahut takip giderlerini karşılayacak uy¬gun bir teminat gösterilir:
a) Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava aç¬ması, davacı yanında davaya katılması veya takip yapması.
b) Davacının daha önceden iflâsına karar verilmiş, hakkında kon¬kor¬dato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başla¬tılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi.
(2) Teminatı gerektiren hâl ve şartların davanın görülmesi sıra¬sında ortaya çıkması hâlinde de mahkeme teminat gösterilmesine karar verir.
(3) Mecburî dava ve takip arkadaşlığında teminat gösterme yü¬küm¬lülüğü, bu yükümlülüğün tüm davacılar ve alacaklılar bakımından mevcut olması hâlinde doğar.
Teminat kararı
MADDE 91– (1) Yargılama giderlerini karşılayacak teminata, mah¬kemece kendiliğinden karar verilir. Hâkim, teminat kararı vermeden önce tarafları veya müdahale talebinde bulunan kişiyi dinleyebilir.
(2) Takip giderlerini karşılayacak teminat hakkında, icra müdürü kendiliğinden karar verir.
Teminat gerektirmeyen hâller
MADDE 92– (1) Aşağıda sayılan hâllerde teminat istenemez:
a) Davacının adlî yardımdan yararlanması.
b) Davacının, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya ye¬terli ta¬şın¬maz malının veya aynî teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bu¬lunması,
c) Davanın, sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yöne¬lik olarak açılmış olması,
ç) İlâma bağlı alacak için ilâmlı icra takibi yapılmış olması.
Teminatın tutarı ve şekli
MADDE 93– (1) Bir davada verilecek teminatın tutarını ve şek¬lini hâkim serbestçe tayin eder. Ancak, tarafların teminatın şeklini söz¬leşmeyle kararlaştırmaları hâlinde, teminat ona göre belirlenir.
(2) Teminatı gerektiren hâl ve şartlarda değişiklik olması hâlinde, hâkim teminatın azaltılması, arttırılması, değiştirilmesi ya da kaldırılma¬sına karar verebilir.
Teminat gösterilmemesinin sonuçları
MADDE 94– (1) Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içeri¬sinde teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir.
(2) Müdahale talebinde bulunan kişi, kesin süre içinde istenen te¬mi¬natı vermezse, müdahale talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar veri¬lir.
Teminatın iadesi
MADDE 95– (1) Teminat gösterilmesini gerektiren sebep ortadan kalktığı takdirde, ilgilinin talebi üzerine mahkeme, teminatın iadesine karar verir.
ALTINCI BÖLÜM
Süreler, Eski Hâle Getirme ve Adlî Tatil
BİRİNCİ AYIRIM
Süreler
Sürelerin belirlenmesi
MADDE 96– (1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafın¬dan tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnaî durumlar dışında, hâkim ka¬nun¬daki süreleri artıramaz veya eksiltemez.
(2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artıra¬bilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Sürelerin başlaması
MADDE 97– (1) Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Sürelerin bitimi
MADDE 98– (1) Süreler gün olarak belirlenmiş ise, tebliğ veya tef¬him edildiği gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter.
(2) Süre, hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise, başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter.
Tatil günlerinin etkisi
MADDE 99– (1) Resmî tatil günleri, süreye dahildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre, tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter.
Kesin süre
MADDE 100– (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.
(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şe¬kilde verilecek ikinci süre kesindir; yeniden süre verilemez.
(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapma¬yan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
İKİNCİ AYIRIM
Eski Hâle Getirme
Talep
MADDE 101– (1) Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir.
(2) Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukukî yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamaz.
Süre
MADDE 102– (1) Eski hâle getirme, işlemin, süresinde yapıla¬ma¬masına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren, onbeş gün içinde talep edilmelidir.
(2) İlk derece yargılamasında ve istinaf yargılamasında, en geç nihaî karar verilinceye kadar eski hâle getirme talebinde bulunmak müm¬kündür. Ancak nihaî karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hâle getirme tale¬binde bulunulabilir.
Talebin şekli ve kapsamı
MADDE 103– (1) Eski hâle getirme, dilekçeyle talep edilir. Di¬lek¬çede, talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emareleri gös¬terilir. Süresinde yapılamayan işlemin de, eski hâle getirme talebinde bulunmak için öngörülen süre içinde yapılması zorunludur.
Talep ve inceleme mercii
MADDE 104– (1) Yapılamayan işlem için eski hâle getirme ta¬lebi, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahke¬meden talep edilir.
(2) Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâ¬linde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düş¬mesi hâlinde ise, Yargıtaydan talep edilir.
Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi
MADDE 105– (1) Eski hâle getirme talebi, yargılamanın ertelen¬me¬sini gerektirmez ve hükmün icrasına engel olmaz. Ancak, talebi ince¬leyen mahkeme, talebi haklı görürse, teminat gösterilmek şartıyla, yargı¬lamanın ertelenmesine veya hükmün icrasının geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkeme, gerektiğinde teminat gösterilmeden de yargılamanın ertelenme¬sine veya icranın geri bırakılmasına karar verebilir.
İnceleme ve karar
MADDE 106– (1) İlk derece mahkemeleri veya bölge adliye mah¬kemelerinde eski hâle getirme talebi, ön sorunlar hakkındaki usule; Yargıtayda ileri sürülecek eski hâle getirme talebi ise, temyiz usulüne göre yapılır ve incelenir.
(2) Mahkeme, eski hâle getirme talebinin kabulü hâlinde, hangi iş¬lemlerin geçersiz hâle geldiğini kararında belirtir. Islahla geçersiz kılı¬nama¬yan işlemler, eski hâle getirme talebinden de etkilenmez.
Giderler
MADDE 107– (1) Eski hâle getirme talebi sebebiyle ortaya çıkan giderler, talepte bulunan tarafa yükletilir. Ancak, karşı taraf eski hâle ge¬tirme talebine karşı asılsız itirazlar ileri sürerek giderlerin artmasına sebep olmuşsa, hâkim, giderlerin tümünün veya bir kısmının karşı tarafa yükletil¬mesine karar verebilir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Adlî Tatil
Süresi
MADDE 108– (1) Mahkemeler her yıl, ağustos ayının birinden eylül ayının beşine kadar tatil olunur.
Adlî tatilde görülecek dava ve işler
MADDE 109– (1) Adlî tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler gö¬rü¬lür:
a) İhtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hu¬kukî koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bun¬lara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.
b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velâyet ve vesayete iliş¬kin dava ya da işler.
c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.
ç) Hizmet veya iş ilişkisi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.
d) Ticarî defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi ta¬lep¬leri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.
e) İflâs ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uz¬laşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.
f) Adlî tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.
g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.
ğ) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin ta¬lebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.
(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise, hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adlî tatilden sonraya bırakılabilir.
(3) Adlî tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilek¬çeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası iş¬lemden kal¬dırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilâm veril¬mesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.
(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay in¬celemelerinde de uygulanır. mbiterge 05-11-2007, 11:07 AM Adlî tatilin sürelere etkisi
MADDE 110– (1) Adlî tatile tâbi olan dava ve işlerde, bu Kanu¬nun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ay¬rıca bir karara gerek olmaksızın adlî tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış sayılır.
İKİNCİ KISIM
Dava Çeşitleri, Dava Şartları ve İlk İtirazlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Dava Çeşitleri
Eda davası
MADDE 111– (1) Eda davası yoluyla mahkemeden, davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesi talep edi¬lir.
Tespit davası
MADDE 112– (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hak¬kın veya hukukî ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnaî durumlar dı¬şında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bu¬lunmalıdır.
(3) Maddî vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluş¬tu¬ramaz.
İnşaî dava
MADDE 113– (1) İnşaî dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hu¬kukî durum yaratılması veya mevcut bir hukukî durumun içeriğinin de¬ğiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir.
(2) Bir inşaî hakkın, dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde, inşaî dava açılır.
(3) Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler, geçmişe et¬kili değildir.
Kısmî dava
MADDE 114– (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir ol¬duğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise, kısmî dava açılamaz.
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça fera¬gat edilmiş olması hâli dışında, kısmî dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.
Objektif dava birleşmesi
MADDE 115– (1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden ba¬ğımsız birden fazla aslî talebini, aynı dava dilekçesinde birleştirebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahke¬menin bulun¬ması şarttır.
Terditli dava
MADDE 116– (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla tale¬bini, aralarında aslîlik–ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçe¬sinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukukî veya ekonomik bir bağ¬lantının bulunması şarttır.
(2) Mahkeme, davacının aslî talebinin esastan reddine karar ver¬me¬dikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.
Seçimlik dava
MADDE 117– (1) Seçimlik borçlarda, seçme hakkı, borçluya veya üçüncü bir kişiye ait olup; borçlu yahut üçüncü kişi bu hakkını kul¬lanmaktan kaçınıyorsa, alacaklı seçimlik dava açabilir.
(2) Seçimlik davada mahkeme, talebin hukuka uygun olduğu so¬nu¬cuna varırsa, seçimlik mahkûmiyet hükmü verir.
(3) Seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan alacaklı, ta¬kibinin konusunu, mahkûmiyet hükmünde yer alan edimlerden birisine has¬retmek zorundadır. Ancak, bu durum, borçlunun, diğer edimi ifa et¬mek su¬retiyle borcundan kurtulma hakkını ortadan kaldırmaz.
Grup davası
MADDE 118– (1) Dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri çerçe¬ve¬sinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfa¬atlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hu¬kuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlâl edilmesinin önüne geçilmesi için, dava açabilirler.
İKİNCİ BÖLÜM
Dava Şartları ve İlk İtirazlar
BİRİNCİ AYIRIM
Dava Şartları
Dava şartları
MADDE 119– (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, yasal temsi¬lin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulun¬ması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması,
f) Vekil aracılığıyla takip edilen veya vekil aracılığıyla takibi zo¬runlu olan davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usu¬lüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getiril¬mesi.
h) Davacının, dava açmakta hukukî yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte ol¬ma¬ması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin bir biçimde hükme bağlan¬ma¬mış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı¬dır.
Dava şartlarının incelenmesi
Madde 120– (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadı¬ğını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı nok¬sanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usul¬den reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için, kesin süre verir. Bu süre içeri¬sinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden red¬deder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilme¬sin¬den önce fark edilmemiş; taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
İKİNCİ AYIRIM
İlk İtirazlar
Konusu
MADDE 121– (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir:
a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı.
b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı.
c) İş bölümü itirazı.
İleri sürülmesi ve incelenmesi
MADDE 122– (1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sü¬rülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.
(2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir.
(3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Yazılı Yargılama Usulü
BİRİNCİ BÖLÜM
Davanın Açılması
Davanın açılma zamanı
MADDE 123– (1) Dava, dava dilekçesinin yönetmelikte belirle¬nen şekilde kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.
Dava dilekçesinin içeriği
MADDE 124– (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
ç) Varsa, tarafların kanunî temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numa¬rası altında açık özetleri.
f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
g) Dayanılan hukukî sebepler.
ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
h) Davacının, varsa kanunî temsilcisinin veya vekilinin imzası.
(2) (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik ol¬ması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için yedi günlük kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılma¬mış sayılır. mbiterge 05-11-2007, 11:08 AM Harç ve avans ödenmesi
MADDE 125– (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Ba¬kanlığınca çıkartılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
(2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâ¬linde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya yedi gün¬lük kesin süre verilir.
Belgelerin birlikte verilmesi
MADDE 126– (1) Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tâbi olmaksı¬zın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece ör¬neklerinin di¬lekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.
Dava dilekçesinin tebliği
MADDE 127– (1) Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının onbeş gün içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir.
Davanın geri alınması
MADDE 128– (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak da¬valının açık rızası ile davasını geri alabilir.
Tarafta iradî değişiklik
MADDE 129– (1) Bir davada taraf değişikliği ancak, karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
Dava konusunun devri
MADDE 130– (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden bi¬rini kullanabilir:
a) İsterse, devreden taraf ile olan davasından vazgeçerek, dava konu¬sunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderle¬rinden müteselsilen sorumlu olurlar.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dö¬nüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından dev¬redilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Cevap Dilekçesi
Cevap dilekçesinin verilmesi
MADDE 131– (1) Davalı, cevap dilekçesini, davanın açılmış ol¬duğu mahkemeye verir.
(2) Cevap dilekçesine davacı sayısı kadar örnek eklenir.
(3) Cevap dilekçesi, hâkim tarafından havale edildiği tarihte ve¬rilmiş sayılır.
(4) Cevap dilekçesinin örneği mahkeme tarafından davacıya teb¬liğ edilir.
Cevap dilekçesi verme süresi
MADDE 132– (1) Cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesi¬nin davalıya tebliğinden itibaren onbeş gündür. Ancak, hâl ve şartlara göre ce¬vap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız ol¬duğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre veri¬lebilir. Ek cevap süresi verildiği, mahkemece taraflara derhâl bildirilir.
Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu
MADDE 133– (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan da¬valı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.
Cevap dilekçesinin içeriği
MADDE 134– (1) Cevap dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulu¬nur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı soyadı, ve adresleri.
c) Davalının Türkiye Cumhuriyet kimlik numarası.
ç) Varsa, tarafların kanunî temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra nu¬marası altında açık özetleri.
e) Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
f) Dayanılan hukukî sebepler.
g) Açık bir şekilde talep sonucu.
ğ) Davalının veya varsa kanuni temsilcisinin yahut vekilinin im¬zası.
(2) 126 ncı madde hükmü cevap dilekçesi hakkında da uygulanır.
Cevap dilekçesinde eksiklik bulunması
MADDE 135– (1) 134 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (ğ) bentlerinin cevap dilekçesinde eksik olması hâlinde, bunun gide¬rilmesi için hâkim tarafından yedi günlük bir süre verilir; eksikliğin bu süre zarfında da giderilmemesi hâlinde cevap dilekçesi verilmemiş sayılır.
Cevap dilekçesi verilmesinin sonucu
MADDE 136– (1) Cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez.
Karşı dava açılabilmesinin şartları
MADDE 137– (1) Karşı dava açılabilmesi için;
a) Asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması,
b) Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sü¬rülen talebin takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması,
şarttır.
(2) Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa, mahkeme, talep üzerine yahut re’sen, karşı davanın, asıl davadan ayrılma¬sına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.
(3) Karşı davaya karşı, dava açılamaz.
Karşı davanın açılması ve süresi
MADDE 138– (1) Karşı dava, cevap dilekçesi ile veya esasa ce¬vap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.
(2) Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme da¬vala¬rın ayrılmasına karar verir.
Asıl davanın sona ermesi
MADDE 139– (1) Asıl davanın herhangi bir sebeple sona ermesi, karşı davanın görülüp karara bağlanmasına engel oluşturmaz.
Uygulanacak hükümler
MADDE 140– (1) Bu Kanunun dava ile ilgili hükümleri, aksine özel düzenleme bulunmayan hâllerde, karşı dava hakkında da uygulanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cevaba Cevap ve İkinci Cevap Dilekçesi
Tarafların ikinci dilekçeleri
MADDE 141– (1) Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğin¬den itibaren onbeş gün içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da, davacı¬nın ceva¬bının kendisine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde ikinci ce¬vap dilekçesi verebilir.
(2) Davacının cevaba cevap, davalının da ikinci cevap dilekçesi hak¬kında, dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümler niteliğine aykırı düşme¬diği sürece kıyasen uygulanır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Ön İnceleme
Kapsamı
MADDE 142– (1) Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön in¬celeme yapılır. Mahkeme ön incelemede, dava şartlarını ve ilk itirazları in¬celer; uyuşmazlık konularını tam olarak belirler; hazırlık işlemleri ile tarafla¬rın delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken iş¬lemleri yapar; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe ya¬hut arabulucuya gitmeye teşvik eder ve bu hususları tuta¬nağa geçirir.
(2) Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tah¬kikata geçilemez ve tahkikat için oturum günü verilemez.
Dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar
MADDE 143– (1) Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itiraz¬lar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını ver¬meden önce, bu konuda tarafları ön inceleme oturumunda dinleyebilir.
Ön inceleme oturumuna davet
MADDE 144– (1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesin¬den ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir oturum günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarıla¬cak davetiyede, oturum davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar ya¬nında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, oturuma sadece taraf¬lardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi duru¬munda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeye¬ceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir. mbiterge 05-11-2007, 11:08 AM Ön inceleme oturumu
MADDE 145– (1) Hâkim, ön inceleme oturumunda, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaş¬tıkları ve an¬laşamadıkları hususları tek tek tespit eder.
(2) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe teşvik eder, bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, sulh ol¬maları için bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir oturum günü tayin eder.
(3) Ön inceleme oturumunun sonunda, tarafların sulh olup olma¬dık¬ları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı oturumda hazır bu¬lunan ta¬raflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
(4) Ön inceleme tek oturumda tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir oturum günü tayin edilir.
(5) Ön inceleme oturumunda, taraflara dilekçelerinde gösterdik¬leri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yer¬den getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için onbeş günlük kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi
MADDE 146– (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilek¬çeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise, ancak karşı tarafın açık muvafa¬kati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebi¬lirler. Ön inceleme oturumuna taraflardan biri mazeretsiz olarak gel¬mezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanma¬sından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıs¬lah hükümleri saklıdır.
Süreler hakkında karar
MADDE 147– (1) Ön inceleme oturumu tamamlandıktan sonra, hâ¬kim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hak¬kındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Tahkikat ve Tahkikat Sırasındaki Özel Durumlar
BİRİNCİ AYIRIM
Tahkikat
Tahkikatın konusu
MADDE 148– (1) Tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve savunmalar birlikte incelenir.
(2) Hâkim, muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak için re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine tahkikatın her aşamasında iddia veya savunmalardan birinin veya bir kısmının diğerinden önce incelen¬mesine karar verebilir.
Tarafların dinlenilmesi
MADDE 149– (1) Tahkikat aşamasında mahkeme, her iki tarafı usulüne uygun olarak davet edip, davada ileri sürülen vakıalar hakkında dinleyebilir.
(2) Mahkemenin, dinlenilmek üzere mahkemeye gelmeleri için iki tarafa vereceği süre onbeş günden az olamaz. Bu süre, gerektiğinde, mah¬kemece re’sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine uzatılabileceği gibi kısaltılabilir.
Yeni delil gösterilmesi
MADDE 150– (1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra yeni delil gösteremezler. Ancak yeni delilin sonradan ileri sürülmesi yar¬gıla¬mayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.
Tahkikatın sona ermesi
MADDE 151– (1) Mahkeme, taraflarca gösterilmiş olan delillerin incelenmesinden sonra, davanın muhakeme ve hüküm için yeterli dere¬cede aydınlandığını anlarsa, tahkikatın bittiğini kendilerine bildirir.
İKİNCİ AYIRIM
Duruşma
Tarafların duruşmaya daveti
MADDE 152– (1) Taraflar, dava ve cevap dilekçelerini vermele¬rin¬den veya bunlar için belirlenen sürelerin geçmesinden sonra duruşma için davet edilirler.
(2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen günde geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, oturuma yoklukla¬rında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir.
(3) Avukat ile temsil zorunluluğu bulunan davalarda, davalı tarafa gönderilecek davetiyede, kendisini bir avukat aracılığıyla temsil ettirme zo¬runluluğu ayrıca bildirilir.
Mahkemenin çalışma zamanı
MADDE 153– (1) Adlî işlemler, resmî çalışma gün ve saatlerinde yapılır. Mahkeme, zorunluluk veya gecikmesinde zarar olan hâllerde, keşif ve delillerin tespiti gibi işlemlerin, resmî tatil günlerinde veya ça¬lışma saat¬lerinin dışında da yapılmasına karar verebilir.
Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla oturum icrası
MADDE 154– (1) Mahkeme, tarafların rızası olmak şartıyla, ken¬di¬lerinin veya vekillerinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bu¬lundukları yerden oturuma katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmele¬rine izin verebilir.
(2) Tarafların rızası olmak kaydıyla, mahkeme, bir tanığın, bilirki¬şi¬nin veya bir tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmala¬rına izin verebilir. Dinleme, ses ve görüntü olarak aynı anda duruşma salonuna nakledilir.
Tarafların duruşmaya gelmemesi ve sonuçları
MADDE 155– (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan ta¬raf¬lar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyecekle¬rini bil¬dirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri du¬ruş¬maya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gel¬meyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırı¬lır. Ge¬çerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Oturum gününün belli edilmesi için tarafların başvurması ge¬re¬ken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı ta¬rihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üze¬rine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, oturum gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeni¬den harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklene¬mez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sa¬yılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yeni¬lenme¬yen davalar, sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilen¬miş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakı¬lamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
Duruşma düzeni
MADDE 156– (1) Hâkim, duruşmanın düzenini bozan kimseyi, bunu yapmaktan men eder ve gerekirse derhâl mahkemeden çıkarılmasını emreder.
(2) Bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin düzenini bozar veya mah¬keme huzurunda münasip olmayan bir söz söylemeye veya davra¬nışta bu¬lunmaya devam ederse derhâl yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanır.
(3) Mahkemenin düzenini bozan eylem veya mahkeme huzurunda söylenen münasip olmayan söz veya davranış, ayrıca bir suç oluşturuyor ise, durum bir tutanak ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve gere¬kiyorsa fiili işleyenin tutuklanmasına da karar verilir. mbiterge 05-11-2007, 11:08 AM Kayıt ve yayın yasağı
MADDE 157– (1) Duruşma sırasında fotoğraf çekilemez ve hiç¬bir şekilde ses ve görüntü kaydı yapılamaz. Ancak, dava dosyasında saklı kal¬mak kaydıyla, yargılamanın zorunlu kıldığı hâllerde, mahkemece çe¬kim yapılabilir ve kayıt alınabilir. Bu şekilde yapılan çekim ve kayıtlar ile kişilik haklarını ilgilendiren konuları içeren dava dosyası içindeki her türlü belge ve tutanak, mahkemenin ve ilgili kişilerin açık izni olmadıkça hiçbir yerde yayımlanamaz.
(2) Kayıt ve yayın yasağına aykırı davranan kişi hakkında 156 ncı madde hükmü uygulanır.
Tutanak
MADDE 158– (1) Hâkim tahkikat ve yargılama işlemlerinin icra¬sıyla, iki tarafın ve diğer ilgililerin sözlü açıklamalarını, gerekirse özet ola¬rak zabıt kâtibi aracılığıyla tutanağa kaydettirir.
(2) Taraflar veya diğer ilgililer sözlü açıklamalarını hâkimin iz¬niyle doğrudan da tutanağa yazdırabilirler.
(3) Aşağıdaki hususlar mutlak olarak tutanağa yazılır:
a) Oturumun açıldığı yer, gün ve saat.
b) Hâkim, zabıt kâtibi, hazır bulunan taraflar ve varsa vekilleri, yasal temsilcileri, fer’î müdahil ve tercümanın ad ve soyadları.
c) Yargılamanın alenî ya da gizli yapıldığı.
ç) Beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, da¬vayı kabule ilişkin beyanlar ve sulh müzakereleri ile sonucu.
d) Beyanda bulunana okunmak kaydıyla taraf, tanık, bilirkişi veya uzman kişi beyanı.
e) Oturum dışında yapılan işlemlerin özeti.
f) Tarafların sundukları belgelerin neler olduğu.
g) Tarafların soruşturmaya ilişkin istekleri ile diğer kanunların tuta¬nağa yazılmasını emrettiği konular.
ğ) Ara kararları ve hükmün sonucu.
h) Karar veya hükmün açıklanma biçimi.
(4) Tutanakta sözü edilen veya dosyaya konduğu belirtilen bel¬geler de tutanağın eki sayılır.
(5) Tahkikat ve yargılama sırasında yapılan işlemler teknik araç¬larla kayda alınacak olursa, bu durum bir tutanakla tespit olunur.
Tutanağın imzalanması ve imza atamayanların durumu
MADDE 159– (1) Tutanak, hâkim ve kâtip tarafından derhâl im¬za¬lanır.
(2) Tutanağa imza atamayacak durumda olan kimsenin parmak izi alınır, bunun hangi parmağa ait olduğu belirtilir. Ancak elinde parmak bu¬lunmayanlar, imza yerine mühür veya özel işaret kullanabilirler.
Tutanağın ispat gücü
MADDE 160– (1) Ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri, an¬cak tutanakla ispat olunabilir.
Zabıt kâtibi bulundurulması zorunluluğu
MADDE 161– (1) Mahkemede veya mahkeme dışında hâkim hu¬zu¬ruyla yapılacak bütün işlemlerde zabıt kâtibinin hazır bulunması zo¬runludur.
(2) Hukukî veya fiilî engellerle zabıt kâtibi görev yapamayacak du¬rumda olur ve işin gecikmesinde sakınca bulunursa, görevin niteliğine uy¬gun yemin ettirilmek koşuluyla, başka bir kimse, zabıt kâtibi olarak görev¬lendirilebilir.
Tutanak örneği verilmesi
MADDE 162– (1) Tutanakların tamamı veya bir kısmının örnek¬leri, talep hâlinde taraflara veya fer’î müdahile verilir. Bu örneklere mah¬kemenin mührü basılır ve aslına uygun olduğu yazı işleri müdürü tarafın¬dan imza olunarak onaylanır.
Dosyaya belge konulması ve dosyanın başka yere gönderil¬mesi
MADDE 163– (1) Dava ile ilgili mahkemeye sunulan her türlü di¬lekçe ve belge hâkim veya yazı işleri müdürüne havale ettirildikten sonra, zabıt kâtibi tarafından dosyasına konulur.
(2) Dosyanın başka bir resmî mercie gönderilmesi gerektiğinde, hâ¬kim re’sen veya talep üzerine dosyada yer alan bir belgenin aslı yerine onaylı bir örneğinin gönderilmesine karar verebilir.
Dizi listesi
MADDE 164– (1) Zabıt kâtibi dosya içindeki her tür belgeyi göste¬ren, bir dizi listesi düzenlemek zorundadır. Dosyaya ibraz edilen veya çıka¬rılan belgeler derhâl bu listeye kaydedilir.
Dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi
MADDE 165– (1) Zabıt kâtibinin gözetimi altında taraflar veya fer’î müdahil dava dosyasını inceleyebilirler. Dava ile ilgili olanlar da bunu is¬patlamak kaydı ve hâkimin izniyle dosyayı inceleyebilirler.
Dosyanın hâkimin incelemesine hazır tutulması
MADDE 166– (1) Zabıt kâtibi yargılamadan evvel ve gerektiği hâl¬lerde dava dosyasını incelenmek için hâkime vermek ve zamanında eksiksiz almak ile görevlidir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Ön Sorun ve Bekletici Sorun
Ön sorunun ileri sürülmesi
MADDE 167– (1) Yargılama sırasında, davaya ilişkin bir ön so¬run ortaya çıkarsa, ilgili taraf, bunu dilekçe vermek suretiyle yahut du¬ruşma sırasında sözlü olarak ileri sürebilir.
Ön sorunun incelenmesi
MADDE 168– (1) Hâkim, taraflarca ileri sürülen ön sorunu ince¬le¬meye değer görüp reddine karar vermediği takdirde, belirleyeceği süre içinde, varsa delilleriyle birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tef¬him veya tebliğ eder.
(2) Ön sorun hakkında iki taraf arasında uyuşmazlık varsa, hâkim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra kararını verir.
(3) Hâkim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder.
Bekletici sorun
MADDE 169– (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir da¬vaya, idarî makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukukî iliş¬kinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahke¬mece o davanın sonuçlanmasına veya idarî makamın kararına kadar yar¬gılama bekletilebilir.
(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir dava¬nın veya idarî makamın çözümüne bağlı ise, mahkeme, ilgili tarafa gö¬revli mah¬kemeye veya idarî makama başvurması için uygun bir süre ve¬rir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idarî makama başvurulma¬dığı takdirde, o taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması
Davaların birleştirilmesi
MADDE 170– (1)Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sı¬fattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bu¬lun¬ması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendili¬ğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme ka¬rarı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mah¬kemeyi bağlar.
(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfat¬taki hukuk mahkemelerinde açılmış ise, bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıl¬dığı mah¬keme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kara¬rın kesinleş¬mesinden itibaren, bununla bağlıdır.
(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bil¬di¬rilir.
(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bu¬lunması du¬rumunda, bağlantı var sayılır.
(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da, bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hu¬kukî ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde ya¬pılır.
Davaların ayrılması
MADDE 171– (1) Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürü¬tül¬mesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş da¬vaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendili¬ğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bak¬maya devam eder.
Kanun yolları
MADDE 172– (1) Aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sı¬fattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden ve¬rilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise tem¬yiz yo¬luna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus, tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan ince¬lenme; Yargıtayda ise, bozma sebebi teşkil etmez. mbiterge 05-11-2007, 11:08 AM BEŞİNCİ AYIRIM
İsticvap
Konusu
MADDE 173– (1) Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine ta¬raflardan her birinin isticvabına karar verebilir.
(2) İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur.
Tüzel kişilerde isticvap edilecek kişilerin belirlenmesi
MADDE 174– (1) Tüzel kişiler adına, temsil yetkisine sahip kim¬se¬ler isticvap edilir.
İsticvap edilecek tarafın davet edilmesi
MADDE 175– (1) İsticvabına karar verilen kimseye bizzat dave¬tiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap edilmek üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıa¬lar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır.
(2) Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkeme sorulan vakıaları ikrar edilmiş sa¬yar.
Bizzat isticvap edilme
MADDE 176– (1) İsticvap edilecek kimsenin bizzat gelmesi ge¬rek¬lidir. Ancak, isticvap edilecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturu¬yor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile istic¬vap edilmesi mümkün değil ise, istinabe yolu ile isticvap edilir.
(2) İsticvap edilecek kimse hastalık, sakatlık veya benzeri sebep¬lerle mahkemeye bizzat gelemeyecek durumda ise, bulunduğu yerde is¬ticvap edi¬lir.
İsticvabın yapılması
MADDE 177– (1) İsticvabına karar verilen kimse bizzat isticvap olunur.
(2) Hâkim, isticvaba başlamadan önce isticvap edilen tarafa ger¬çeği söylemesi gerektiği hususunu hatırlatır.
(3) İsticvap esnasında, karşı taraf ve taraf vekilleri hazır buluna¬bilir¬ler.
(4) İsticvap olunan taraf, mahkemenin izni olmadıkça, yazılı not¬lar kullanamaz.
Tutanak düzenlenmesi
MADDE 178– (1) İsticvap sonunda bir tutanak düzenlenir. İstic¬vap edilen tarafça yapılan açıklamalar, sorulan sorular ve verilen cevap¬lar tuta¬nağa yazılır. Tutanak taraflar huzurunda okunduktan sonra altı isticvap olu¬nan tarafa imzalatılır. İsticvap edilen taraf haklı bir gerekçe göstermeksizin tutanağı imzalamaktan kaçınırsa, bu durum hâkim tara¬fından tutanakla tespit olunur.
Kıyasen uygulanacak hükümler
MADDE 179– (1) Tanıklığa ilişkin 252, 253, 262 ilâ 267 nci madde hükümleri niteliğine aykırı düşmediği sürece isticvapta da uygu¬lanır.
ALTINCI AYIRIM
Islah ve Maddî Hataların Düzeltilmesi
Kapsamı ve sayısı
MADDE 180– (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul iş¬lemle¬rini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
Islahın zamanı ve şekli
MADDE 181– (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabi¬lir.
(2) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf oturumda hazır değilse veya ıslah talebi oturum dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.
Islah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tara¬fın zararının ödenmesi
MADDE 182– (1) Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle ge¬len işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğ¬rayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği te¬minatı, yedi gün içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi hâlde, ıslah ya¬pılmamış sayılır.
(2) Karşı tarafın zararının kesin olarak tespit edilmesinden sonra, mahkeme veznesine yatırılan miktar, eksikse tamamlattırılır; fazla ise iade edilir.
Islahın etkisi
MADDE 183– (1) Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği nokta¬dan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu do¬ğurur.
(2) Ancak ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getiril¬memiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılına¬maz.
(3) Şu kadar ki, ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre, bu işlemlerin göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sayılır.
Davanın tamamen ıslahı
MADDE 184– (1) Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren yedi gün içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorun¬dadır. Aksi hâlde, dava dilekçesinin iptaline |