4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Zazaca Atasözleri

özgeylani
21-10-2007, 01:36 AM
Zazaca atasözleri

Vikisöz, özgür ansiklopedi


(http://tr.wikiquote.org/wiki/Zazaca_atas%C3%B6zleri#searchInput)

Kimseye iyi deme, kötü çıkar mahçup olursun.
Akıl para ile satın alınmaz
Araba devrilince yol gösterici (kılavuz) çoğalır
At, tayını tanır.
Sessiz akan sudan kork.
Süreklilik göstererek, akan su kir tutmaz.
Akan su akacağı kulvarıda aşındırır.
Kapta(Sürahide) kalan su zamanla normal su tadını yitirir."http://tr.wikiquote.org/wiki/Zazaca_atas%C3%B6zleri (http://tr.wikiquote.org/wiki/Zazaca_atas%C3%B6zleri)"'dan alındı

DENİZ GÜLDİKEN
21-10-2007, 11:18 AM
E ki dımli zanaysa dimli vaje ki bol veşi bu,ne zanaysa türki yazıkerd,o daha veyşi benno braymi.ez e weyve dimliyan,hama ez keyneki Türk.Hand bol neşenna vaje ,haatta aradı dogrı faham ne kerdoysa,züri benno.1989 da ez şii Raha,u jara mırı tayin kerdo hukumat sukra,tı zane.Ju keynek esti bı verdikek,çenserre veren,ej cıra perskerd:no çiço,ney seni vatış,uni uni fahamkerd.Jciynek mıra wato"name to çiço?"mı şaş mendi.Fınna roj miyandı ez e kenna vaje"raj çinyo,ez ekenna cınışi östor,handay na acele vato biyo yannış"östor nış ti mi":4um355::4um699:Ambaz emi de sukıj,hama mırı dımli ne mısnenno,vana ki"çı kare kanna sekeri do bımusno"No fın da zi inşallah mı yannış yazı ne kerd.Oğırı heyri bo,hale to senino,tı neyveş meyveş niyo,daha hal dem,kaçkan sekenna, emi hand benno işte.Yazı bol veşi biyo,kaleki piriki dogru vano,hama genci merdim gosterey ne kenno,gi venno. bray mi,selametey
EWET arkadaşlar güneydoğuda görev yaparken çocuklara sora sora öğrendiğim zazacayla konuya cevap verdim,benim zazacam o kadar iyi değil,Wallki daha düzgün konuşuyor,ben derdimi anlatıyorum anca,bazende yanlış anlatıyorum o başka mesele,ata bindim yerine yanlışlıkla başka bişey demiştim,herkes gülmüştü,birde gelenekleri tam oturtamadım,rezil oluyorum,herseferinde,ben izmirliyim,bizim adetlerimiz gelenek ve göreneklerimiz çok farklı,mesela "kirve" olmaz bizde,ama zaza kültüründe var,okay ı sünnet edip etmediğimizi soran bir aile büyüğüne zazaca bir cevap verdim gülmekten çatlarsınız"kirvesi sen olursan hemen sünnet ederiz" dedim.Yok bu sefer cümleyi doğru kurdum da mana yanlış çıktı.Gelen cevap aynen şöyle"gelinim kaçkere söylicez akrabadan kirve olmaz hala öğrenemedin":4um106::4um106::4um61::4um61::4um61:

özgeylani
21-10-2007, 09:47 PM
Way İzmir'li Zaza vay. İlk başta yazıyı görünce şaşırdım.
Bende Ş.Urfa mezunu olup, bir süre Zaza Siverek'te bulundum. Sonra Siirt-Eruh-Parisli köyündeydim.
Mezun olduğumuzda ilk üç yeri Doğu ve Güney Doğu olarak tercih ettik. Ettikki, ülkenin her yeri koşullar ne olursa olsun bizim görev alanımız diyerek.
Şimdikiler az biraz şımarık gibi geldi bana..

DENİZ GÜLDİKEN
22-10-2007, 08:44 AM
REPLACE WITH: Siverek liler özellikle Zazalar milliyetçidir,devletini milletini çok sever Bucak lar çok delikanlı insanlar,tüm halkı teröre lanet yağdırıyor ve teröristten PKK lı lardan nefret ediyor,devletin görevlisine sahip çıkıyor,hele yabancıysa yerine dönene kadar gelmiş bize hizmet vermiş gözüm başım üstüne diyorlar,emanet sayıyorlar.Ben hayran kaldım içtenliklerine.Kendileri için iyi niyetli olduğunu onlara birşeyler vermek istediğini anlıyorlar ve hemen her konuda yardımcı oluyorlar.Ben orda görev yaptım,o dönemdede karışıklıklar vardı köyler mezralar basılıyordu ama herkesten daha güvende olduğumu bana hissettirdiler,bir hasta için telsizle çağrıda bulunulduğunda kesinlikle yalnız göndermezler kendileri silahlanıp öyle götürürler işin bitmeyene kadarda yanından ayrılmazlar dı taki geri dönene kadar kapından içeri girene kadar.Bu iyiliklerini asla unutmuyorum,bir keresinde karyağmış yol kapanmıştı görev yerimde,tam 3 ay ne elektrik var ne bakkal ne çakkal hiç birşey yoktu, yemin ediyorum paşalar gibi baktılar hemde hiç bir karşılık beklemeden,dağdan odun getirdiler,ekmek yaptılar,süt peynir yoğurt yumurta et ne dersen vardı.Hiç unutmam orada çok zengin ama yaşlı bir kadın vardı,üstünde 2 kat elbisesi çok mütevazi bir evi vardı,oğulları torunları okumuş büyük şehirlerde önemli yerlere gelmiş kişiler,bu kadın namazında niyazında kul hakkından korkan bir insan ve karıncayı incitmez,bir elbisesini yıkar diğerini giyer çeşmeden suyunu da kendi götürürdü,her sabah bana bir tas sıcak süt gönderirdi.Bana Hacca yayan gittiğini söylediklerinde inanmamıştım,tanıdıktan ve hanımdaki sabrı gördükten sonra inandım.Böyle insanlar yaşıyor oralarda hala.Evinde hiç birşeyi yoksada yüreklerinde vatan sevgisi var.Terör orda barınamıyor,askerden polisten önce halkı inip darmadağın ediyor sığınakları.Gençlikti gittim gördüm elimden gelenin fazlasıyla yaptım helali hoş olsun,ve çok şey kazandım,kendimi kazandım,insan tanıdım oralarda insanlık neymiş gördüm,ben tavsiye ederim,vatan borcu tek askerlik değildir ki,bir kadında bilgisi eğitimi kapsamında çok yararlı olabilir,tabi ki herşey laylaylom değil,ama gizli hazine hayata bakış açın değişiyor,faydalı olduğunu işe yaradığını hissediyorsun,bir harf Türkçe öğretsen bile kafi,kaldı ki aydınlanmaya o kadar ihtiyaç varki oralarda,kadın ve çocuk ölümleri bilgisizlikten öyle çokki oralarda basit birkaç önlem le kurtulacak öyle hayatlar var,öğretmensizlikten kapanan okullar var.Dürüstsen ve art niyetin yoksa zaten kabulleniyorlar yabancılık çekmiyorsun.iZMİR de iki kırma ZAZA daha var,Made in Deniz güldiken Türk-Zaza işbirliğiyle yapıldı melez,okay ve HAZAMİ namı diğer Fırat ve Nazlıcan.Benim çocuklarım,mendel in bezelyeleri gibi benim akşam sefası çiçeklerim çok şirin.Fırat hele görüntü de benim genlerimi almış,uzun boylu beyaz tenli kumral,kerata çok yakışıklı ama huy tamamen ZAZA,Nazlıcan tam tersi Görüntü ZAZA içerik Türk,nerden mi biliyorum,bir ZAZA ya yoğurtlu makarna yedirilemez babaları da öyle ama kızım yoğurtlu makarnaya ve tarhana çorbasına bayılıyor.Söke Sazlıköy de tamamen Zaza,küçük Bucak diyorlar.En çok korktuğum şey terörden bu kadar nefret ederken yalnızca doğulu ve güneydoğulu insanların karıştırılarak aynı kefeye konması,bu korkunç birşey olur,esmer çatık karakaşlı karagözlü her insan PKK lı değildir ama benzerlik ler karıştırılırsa o kötü,içlerinde teröristlerle çatışan bir sürü insan var bulsalar bir kaşık suda boğarlar.Zaza dilinde "Apoçiler" diye iğrenerek telaffuz ediyorlar,hepsi de kendi işinde gücünde insanlar,devletine milletine sadık insanlar,Zaza olup ta PKK ya sempati duyanı görmedim,tiksiniyorlar.İnşallah bu kara günleri sağselamet atlatırız

özgeylani
22-10-2007, 05:16 PM
"akşam sefası çiçekleri"nizi Allah esirgesin.
İlk başlarda kimi yazılarımda siyasi konulara girdiğimde(Kürt konusunda da) genel bakışım tam olarak bilinmediğinden olumsuz tepkiler alıyordum.
Elbette pkk=tüm Kürtler olarak bakmak yanlıştır. Bunun adına milliyetçilik değil ırkçılık denir. Bu da bize yakışmaz. Zaten dinen de yanlıştır.
Ben hiçbir zaman elma ile armutu biraraya koyanlardan değilim. Bu nedenle toptan eleştiri taraftarı olmadım.
Sizde öylesiniz. Yazılarınızdan belli. Birde "küt" diye söylüyorsunuz.
Allah'a emanet olun sevdiklerinizle..

MAVERİK
22-10-2007, 09:31 PM
Bende çat pat birşeyler öğrenir gibi oldum Deniz le wallki nin konuşmalarından esto=var demek,çinyo=yok demek, be tiya=buraya gel ,şo=git ,roş=otur kalk neydi unuttum birde birkaç sayı biliyorum.ju,dıdı,hiri ,cahar,panç,şeş,haft,heşt,nev,des.Çok biliyormuşum yahu bende zaza olabilirmiyim.Şakacılıkları bize benziyor,tam kafa dengi,el şakasına gelemiyorum huylanıyorum.Bir şey çok dikkatimi çekti bazı sözcüklerin karşılığı olmadığı için anlam boşlukları ifade boşlukları oluşuyor ve tartışma çıkıyor en çok bu nedenle tartışmalar oluşuyor,bu nedenle Deniz daima boşlukları kendiniz doldurmayın diye yasak koyar,sorun der.Atölyede zaza arkadaşlarda var biz iyi anlaşıyoruz ve onlar bizden fazla üzülüyorlar terör konusunda çünkü çok fazla can kaybı yaşanmış onlarda hunharca katliamlar yaşanmış ve kin güdüyorlarbir insana 16 mermi boşaltılabilirmi,olmuş işte yaşanmış,bir arkadaşın babasını çarşının ortasında güpe gündüz teröristler 16 kurşun sıkarak çakal sürüsü gibi etrafını çevirerek kurşun yağmuruna tutmuşlar,kimse görmedik demiş,adamın büyük oğlu askerdeymiş babası öldürüldüğünde,askerliği yakıp babasının intikamını almış,5 teröristi öldürmüş tek tek ve bunun için ceza almış hapiste yatmış,hapisten çıkınca askerliği tamamlamış.Terörün canlar aldığı ocaklar yıktığı hayatlar kararttığı ayan beyan ortada,kanı beşkuruş etmezler için sönen ocaklar.Deniz in kırmaları hiç zazaca bilmiyor,kufkarık diyorum yüzüme bakıyorlar.KUFKARIK mantar demekmiş efem

WALL_KAAN
23-10-2007, 01:26 AM
Maverik zazacayı çözmüş sıra hangi dilde,iyi insan iyiliğiyle anılır,her toplum için geçerli,orada doğanın koşulları da iletişimi etkiliyor,eller kardeş olur sana derler ya buda böyle birşey işte.Okadar da abartma Deniz Öyle anlar olurki çok sertleşebiliyorlar,geleneksel kurallar pek esnek değil dir,"y"abancı ya"Garibi" denir yani gariban manasında bu nedenle karışmazlar ayıp sayılır,oralarda bir çatışma olsa kadınlar yürür gider ateş hattının ortasından,kaza kuşunu değilse kimse onu hedef almıyordur,yani kadına silah sıkmak şerefsizliktir orda hala.

özgeylani
24-10-2007, 12:17 AM
Roj baş.Hroşte Razı be.

özgeylani
25-10-2007, 12:55 AM
ŞANLIURFA KAHRAMANLIK TÜRKÜLERİAbuzer Akbıyık1 (http://www.turkuler.com/yazi/urfakahramanlik.asp#_1)

Halk; duygularını, düşüncelerini, sevgisini, ızdırabını, ayrılığını, hasretini, coşkusunu, sevincini, kahramanlığını türkülere dökmüştür. Bir milletin türkülerine baktığınızda, o milletin en ince ayrıntılarına kadar bütün yaşantısını görürüsünüz.

Halkın gelenekleri-görenekleri, örfü-adeti, sevdiği-sevmediği, giyimi-kuşamı hep türkülere yansımıştır. Birkaç örnek vermek istersek; “Ayağında yemeni” türküsündeki geçen ve ayağa giyilen “yemeni” bir zaman sonra “”kundura” olur ve “Ayağında kundura” şeklinde türküye yansır. “Valalar takmış başına “ türküsündeki başa takılan örtü manasındaki “vala” kelimesi zaman içinde “eşarp” olur bir başka türküde “eşarbını yan bağlama” şeklinde dizelere dökülür. Türkülerde ulaşım aracı olarak gecen “at”, “deve” zaman içinde “otomobil” olur, “teyyare” olur. “Bir mektup yazdırdım Urfalı kızına” türküsünde geçen haberleşme aracı “mektup” zaman içinde, “telgraf”a dönüşür “bir tel çektim Mardin’den” türküsünde mısralara dökülür.

Türküler; doğa, aşk, tören, iş konularında yazıldığı gibi göçler, sürgünler sırasında yaşanan zorluklar, savaşlar da türkülerin konuları olmuştur Böylece türküler, birçok konuyu ve olayları bünyesinde barındırdığı için “Türküler; mensup olduğu milletin toplumsal hafızasıdır” diyebiliriz.

Halkımız tarih boyunca yaşadığı savaşları, savaşta çektiği acıları ve kahramanlıkları türkülere dökmüştür. Plevne savaşındaki Osman Paşa’nın kahramanlıkları “Tuna Nehri akmam diyor” türküsüne, Yemen’e gidip de dönmeyen askere yakılan ağıt “Burası Muş’tur yolu yokuştur, Giden gelmiyor acep ne iştir”, Gidenin dönmediği Yemen savaşının acı yüzü, Osmanlı dönemindeki zenginler için bedelli asker uygulaması, bedel veremeyen fakirlerin isyanı de yine “Yemen yolu çukurdandır/ Karavanam bakırdandır/ Zenginimiz bedel verir/ Askerimiz fakirdendir” türküsünde, Tarihin en zor ve en kanlı savaşı olan Çanakkale “Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni” türküsü ile dile getirilmiştir. 93’ Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Harbinde Sarıkamış’a giden yolda Allahuekber Dağları’nda, bir gecede ve tek kurşun atmadan donarak ölen 90.000 askerin acı öyküsü “Sarıkamış üstünde Kar, Kar altında Mehmedim yatar” sözleri ile türkülere dökülmüştür.

Urfalılar, Urfa kurtuluş savaşında büyük mücadeleler vermiş 11 Nisan 1920 tarihinde bir destan yazarak şehri düşman işgalinden kurtarmıştır. Düşmanın üstün silah gücü, kötü hava şartları ve maddi imkansızlıklar Urfalı kahramanları yıldırmamış, vatanını ve namusunu korumak için iman gücü ile düşmanı Urfa’dan atmışlardır. İşte bu kurtuluş mücadelesindeki kahramanlıklar da türkülere hoyratlara yansımıştır.

Urfa düzenli bir kuvvetle değil, “12 ler “ diye anılan Urfalı kahramanların önderliğinde şehir merkezi, kaza ve köylerden katılan aşiretlerle oluşturulan mahalli milis kuvvetlerle (çeteler) kendi kendini kurtarmıştır. Urfalıların kurtuluş savaşında gösterdikleri kahramanlıkları nedeniyle Büyük Millet Meclisi’nce Urfa'ya “Şanlı” unvanı verilmiştir.

1.Dünya savaşından sonra imzalanan Mondros Mütarekesiyle Urfa önce İngilizler (7 Mart 1919), İngilizlerin ayrılmasıyla da (31.10.1919) Urfa’yı Fransızlar işgal etmişlerdir. Fransızların Urfa'dan atılması için çok Urfalılar çok mücadele edilmiş birçok şehit vermiştir. Fransızların kuşatmasından sonra ilk büyük hücum 4 Mart 1920 günü Fransızların ellerinde bulunan Kürkçü Osman Efendi’nin evine, Şişkonun Damı’na ve Mahmut Nedim Konağı gibi mekanlara yapılmıştır. Bu hücum sırsında Fransız kuvvetleri iyi mevzilendiği için Urfalılar mazağallara gizlenmiş makineli tüfeklerin yaylım ateşi altında kalmışlardır. Bu baskın çok kanlı olmuş ve bu çarpışmalarda 82 Urfalı şehit olmuş ve birçoğu da yaralanmıştır. Bu olay üzerine aşağıdaki türkü söylenmiştir.

Şişkonun damından atlayamadım
Cabırhaman döküldü toplayamadım
Üçbeş Fransızı paklayamadım

Vurmayın arkadaşlar ben yaralıyam
El alem al geymiş ben yaralıyam

Urfa kurtuluşunun en önemli çarpışmalarından biri "Şebeke Mevkiinde" gögüs gögüse yapılan çarpışmadır. 11 Nisan 1920 sabah 4 sıralarında Şebeke Bogazı’nda2 (http://www.turkuler.com/yazi/urfakahramanlik.asp#_2) şiddetli bir çatışmada birçok Urfalı şehit olmuş birçoğu da yaralanmıştır. Bu şavaşta Fransız kuvvetlerim etkisiz hale getirildi, Fransız kuvvetlerinin komutanı Binbaşı Hauger ve Yüzbaşı Sajous (Urfalıların diliyle Saco) olmak üzere Fransızlardan 296 kişi öldürülmüş, 67 kişi yaralanmış ve 140 kişi esir alınmıştır.

Düşman kuvvetlerini imha eden Urfalılar, Şehri düşman işgalinden kurtardıkları için sevinç gözyaşları içerisinde Urfa’ya dönerken duygularını şöyle dile getirmişlerdir;

Kolumu salladım toplar oynadı
Kara taş içinde çete kaynadı
Yaşasın Urfalılar teslim olmadı

Di yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri

Tılfındır hastahane karşıma karşı
Zalım Fransızın bomba atışı
Urfa Çetelerinin süngü takışı

Dı yeri yeri Bozanbegim yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri

………………

Urfalı, mücadele azmini ve kutsal değerlerine bağlılığını bir hoyratta şöyle dile getirmiştir.

Harpten döndüm yurda ben
Oldum hurda hurda ben
Ben bir Türk çobanıyım
Koyun vermem kurda ben

Ben ölüm, düşman kurşunundan ben ölüm
Ay yıldızlı bayrak için ben ölüm
Dumanlı dağlar, gülü bahçalı bağlar
Şirin Urfam için ben ölüm


1 (http://www.turkuler.com/yazi/urfakahramanlik.asp#1) Abuzer Akbıyık: Folklor araştırmacısı-Yazar
2 (http://www.turkuler.com/yazi/urfakahramanlik.asp#2) Şebeke Boğazı: Şanlıurfa-Gaziantep yolu üzerinde Şanlıurfa’ya yaklaşık 5 km mesafede bulunan mevkiNot: Bu yazı 11.04.2006 tarihinde Şanlıurfa’da yayınlanan Bizim gazetede ve :::... U R F A H A B E R ...::: (http://www.urfahaber.net) ve abuzerakbiyik.com (http://www.abuzerakbiyik.com) internet sitelerinde yayınlanmıştır.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0