kanpark
09-08-2006, 10:20 AM
Dil, dil ayrışımları ve lehçeler…
Dilin gösterdiği evrimi ve tarihi gelişimi, hızlandırılmış biçimiyle günümüz dünyasında bir insanın yaşamında ki çeşitli evreler de gözlemlemek mümkündür. Bu evrelerin ilki sesler çıkarmakla sınırlıdır. Bu sesleri, sözcük edinmeler ve bu sözcuklerin anlamlı bir biçim düzene girmesi anl***** gelen cumle kuruluşlari izler. Günumüz de bir insanın yaş***** sığdırılan bu gelişme, insanlık tarihinde yüzyıllara karşılık düşmüştür. İnsanoğlunun dil edinme becerisi, binlerce yılın deneyim ve tecrubelerine dayanır. Dil , önce ses, sonra sözcük, sonra söz dizimi olarak karşımıza çıkar.
Ses, akciğerde ki havanın girtlakta ki ses krişlerini titreştirmesinden doğar. Seslerin çoğalımı, birden fazla sesin bir anda kombine etme yeteneği, hem sesleri çıkartma da rol oynayan ağız ve boğazda ki organların hem de beynin ugradığı değişikliğe paralel olarak gelişmiştir.
İlk sözcüklerin, insanın kendi durumunu dışarıya yansıtan ünlemler, doğa seslerinin taklit edilmesi , çağırma, hitap etme, varlıklara ad konulması biçiminde ortaya çıktığı var sayılmaktadır, ardından duygu, düşünce ve bilgiler yansıtan sözcükler doğmuş. Bütün bunlar kendiliğinden bir düzene girmiş, cümleler meydana gelmiş. Dilekleri, hisleri, düşünceleri anlamlı seslerle ifade etmek dili doğurmuş. Bir takım bilgileri başkasına aktarmak ve onlardan bilgi edinmek olarak tarif edilen dil, böyle doğmuş.
Elde ki bilgilere göre dilin, yüzbinyıl önce Afrika’ da oluştuğu ve ellibinyıl önce orta-doğu üzerinden dünyaya yayıldığı yönündedir. Modern dillin, kırkbinyıl önce avcılıkta ve taş yontmada ki üretım araçlarının kullanıma başlandığı döneme denk düştüğü kabul görmektedir.
Dilin dağılımı...
İnsan, yaşamak ve sürekliliğini sağlamak için kendi türüyle birlikte hareket etmek zorun da olmuş. İnsanlar ve insan toplulukları, hep hareketli olmuşlar. Varlığını ve yaşamını sürdürmek için uygun ve emniyetli koşullar arayıp durmuşlar. Gerektiginde üzerinde yaşadıkları topraklardan kopmuş, yaşamlarını sürdürmek için göç etmişler, yeni yurtlar edinmişler. İnsan topluluklarının yerleşim yerlerini seçmeleri, emniyetli koşulları içerse de esas olarak, söz konusu coğrafyadan nasıl yararlanacakları ile ilgili olmuştur.
Bu ayrışımlar, göçler, yer değiştirmeler, çoğu zaman aynı toplulukların birbirinden ayrılmalarını, farklılaşmalarını, giderek farklı topluluklara bölünmelerini beraberin de getirmiştir. Bölünen topluluklar yeniden bölünmüş; bu bölünmeler farklı diller, kültürler ve kimliklerin ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Bu bölünmeler hakkında yeteri tarihsel bulgular elde bulunmadığından çoğu zaman, bugünden hareket edilerek geriye gidilmekte, geçmiş cözümlenmeye çalışılmaktadır.
Dildeki gelişmeler, dillerin birbiriyle ilişkileri, aile ilişkilerine benzer. Naslı ki bir aileden onlarca, yüzlerce aile doğuyorsa ve her yeni aile eskisinin izlerini üzerinde taşıyor, toplumsal gelişmelere bağlı olarak bağımsızlaşıyor, ayrı bir aileye dönüşü veriyorsa ve soy ağacı uzadıkça ilişkiler azalıyor ve kopuyorsa, dildeki gelişmeler de buna benzer bir gelişme göstermiştir. Dil ailelerinden, dil gruplarından söz edilmesinin nedeni burada yatıyor.
Diller ve lehçeler…
Dil ve dil ayrışımları yada “dil”ve “lehçe” ayrımı konusun da iki farklı yaklaşım vardır. Birincisi; dil bilimsel yaklaşımdır. Dil bilimcilere göre bugün dünyamızda 6 000 den fazla dil konuşulmaktadır. İkinci yaklaşim; politik yaklaşımdır. Bu yaklaşım egemenlerin, asimlasiyoncuların yaklaşımıdır. Bugün politik güçler tarafından dünyamızda tanınan dillerin sayısı bir kaç yüzü geçmez. Bu ne anlama gelmektedir? Binlerce dil hala “lehçe” olarak adlandırılmakta, böylece binlerce dil yok edilerek dünya çapında sağlanan ekonomik ve siyasi tekelleşme, dil alanında da gerçekleştirilmek istenmektedir. İnsanoğlu, birden fazla dil konuşma yeteneğine sahip olduğuna göre, tek dil dayatmanın hiç bir değeri yoktur. Zaten dünya nüfüsünün yarısı birden fazla dil konuşmaktadır. İnsan, kendi anadilinin yanısıra pekala başkalarıyla anlaşmak için ortak bir dil öğrenebilir.
“Dil, asker ve donanmaya sahip olan lehçedir”(1) tanımlaması, önemli bir gerçegi açıklamaktadır. Dil, “ asker ve donanması olan lehçedir”, biçimindeki tanımlamaya dayanarak lehçeyi; “askeri gücü olmayan, savunmasız dildir” biçimin de ifade edersek yanlış yapmış sayılmayız. Kurtlar sofrasında pay kapanların lehçesi dil olmuş, güçsüzlerin dilide ya kaybolmuş yada lehçe denilerek asimle edilmeye çalışımıştır.
Bir dilin dilmi, lehçemi olduğu konusun da bağlayıcı kararı verenler sonuçta siyasal iktidarlar ve siyasal güçler olmuştur. Buna en iyi örneklerden biri; İsviçre’de Fransızca, İtalyanca, Almanca’nın yanı sıra, Rheto-Roman dili resmi dil olarak tanınırken, buna karşın Kuzey İtalya’da konuşulan Roman-Ladince dili yöresel lehçe olarak görülmektedir. Her konuda olduğu gibi dil konusunda da bilimsel yaklaşımların yerini politik yaklaşımlar almıştır.
Türkçe’de ki lehçe sözcügü Arapça kökenlidir. Sözlük karşılığı; “bir dilin tarihi, bölgesel, siyasi sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu” olarak tanımlanmaktadır. Lehçelere örnek olarakta Azeri, Özbek, Kırgız lehçeleri gösterilmektedir. Burada lehçe olarak tarif edilen esas olarak dildir. Zaten bir dili başka bir dilden ayıran en önemli özellikler ses, yapı ve söz dizimi farklılıklarıdır.Bu dillerin Türkçe’nın lehçeleri olarak adlandırılması tamamen politik amaçlıdır. Burada ki “lehçe” kavramı bazen “dil” ile aynı anlamda da kullanılmaktadır. Bu diller Altay dil ailesinin Turkçe dil grubuna giren diller olarak tanımlanırlar ve iki ayri kola ayrılırlar. Altay dil familyasına ait diger dil grupları şunlardır; Moğol, Tungu, Kore ve Japon dil gruplarıdır.
Hint- Avrupa dil ailesi üzerine en çok araştırma yapılan dil ailelerinin başında gelir. Bunlar Germen (Almanca, Holandaca, Ingilizce ve diğerleri) , Roman (Fransızca, Italyanca, İspanyolca ve digerleri), Slav (Polonyaca, Çekçe, Rusça ve diğerleri) dır. Örnegin; Germen dil grubuna dahil Hollandaca ila Almanca birbirlerini kardeşi, dedeleri aynı olan Hollandaca ile Fransızca birbirlerinin kuzenidirler. Bu dil grupları kendi içinde kollara ayrılıyorlar. Germen dil grubu; doğu, batı, ve kuzey biçiminde üç kolla ayrılıyor.
Türkçe’de ki lehçe sözcuğu, Avrupa dillerindeki dialekt sözcüğünün karşılığı olarak kulanılmaktadır. Dialekt sözcügü Avrupa’da, “şehirlerde ve bölgeler de standart dilden farklılık gösteren konuşma dili” olarak açıklandiği gibi, dil sözcuğü ile aynı anlamda da kullanıldığı görülmektedir. “Germen dialektleri” denildiğinde Almanca, İngilizce ve Hollandaca ve diğer diller anlatılmak istenmektedir.
Bu kavram kargaşasını farkında olan dil bilimciler, dil ve lehçelerin statülerini belirlemek için, prensip olarak “karşılıklı anlaşmayı” şart koşarlar. Yani, kişi ve topluluklar, birbiriyle konuşurken anlaşıyorlarsa bu onların aynı dili konuştukları, anlaşamıyorlarsa farklı diller konuştukları anl***** geliyor. Buradaki karşılıklı anlaşmak, bazı sözcükleri anlamak ile sınırlı değildir. Çünkü birbirinden ayrılan diller ortak sözcükler taşırlar. Buna bir dili konuşanların, başka dillerden ödünç aldıkları sözcükleri de eklemek gerekiyor.
Dilbilimciler akraba dilleri tespit ederlerken temel sözcükler, sayılar, akraba isimleri , vucut parçaları ve şahıs zamirlerinde ki benzerliklere bakarlar. Dil farklılaşmalarıda en az değişiklik gösteren hususlar bunlardır. Farklı diller de ortak sözcüklerin varlığı bunların aynı dil ailesi ve aynı dil gruplarından geldiklerini gösterir, ama aynı dil oldukları anl***** gelmez. Dil aileleri, dil gruplarına, dil grupları dil kollarına bölündukçe uzaklaşmada buna paralel olarak gelişir. Hint-Avrupa dil ailesinden Germen dil grubunun batı kolundan olan Almanca ile Hollandaca’nın bir karşılaştırmasını veriyorum…
-----şahıs zamirleri-----------------------akraba isimleri----------
Türkçe-Hollandaca-Alman--------Türkçe----Hollandaca---Almanca
ben...........ik...........ich.............anne... ....moeder.......mutter
sen...........jij..........du...............baba.. ....vader........vater
o...............hij..........er...............oğla n.....jongen.......junge
-..............zij..........sie..............kız... ....meisje.......mädchen
............................................dede.. ....opa..........opa
biz...........wij..........wir..............nine.. ....oma..........oma
siz...........jullie.......ihr..............bacı.. ....zus..........schwester
onlar.......ze...........sie..............e.kardeş ..broer........bruder
-...........zij.......... -
----------sayılar----------------------temel sözcükler-------------
Türkçe..Hollandaca.Almanca....Türkçe..Hollandaca.. Almanca
bir...........een..........eins...........ev...... ...huis..........haus
iki...........twee.........zwei...........ekmek... ...brood.........brot
üc............drie.........drei...........su...... ...water.........wasser
dört..........vier.........vier...........kapi.... ...deur..........tür
beş...........vijf.........fünf...........ağaç.... ...boom..........baum
altı..........zes..........sechs
yedi..........zeven........sieben
sekiz.........acht.........acht
dokuz.........negen........neun
on............tien.........zehn
-------vucut parçaları-------------------------temel fiiller----------
Türkçe-Hollandaca-Almanca-------Türkçe--Hollandaca--Almanca
göz........oog..........auge...............söyleme k..zeggen........sagen
kol........arm..........arm................gelmek. ...komen.........kommen
ayak.......voet.........fuß................gitmek. ...gaan..........gehen
ağız.......Mond.........mund...............yemek.. ...eten..........essen
yüz........gezicht......gesicht............içmek.. ...drinken.......trinken
el.........hand.........hand...............istemek ...willen........wollen
kulak......oor..........ohr................yapmak. ...maken.........machen
burun......neus.........nase
Yukarda Almanca ile Hollandaca karşılaştırmasında şahıs zamirlerinin dışında sayılar, temel fiiller, temel sözcükler, vucut parçaları ve akraba isimlerinin hemen hemen aynı olduğunu görmekteyiz. Burada fark, telafuz, fiil çekimleri ve sözcüklerin aldığı ekler gündeme gelince ortaya çıkar.
Bilindiği gibi Avrupa konseyi’nin bir sözleşmesine göre eskiden lehçe olarak tanınan bazı dillere yeni bir statu tanındı. Hollanda’da konuşulan Frisce, Almanya’da konuşulan Neder- saksisch azınlık dilleri olarak tanınırken, yine Hollanda’da konuşulan Neder-saksisch ve Limburg dili bölge dilleri olarak tanındı. Düne kadar lehçe olarak tanınan bu diller bugün dil olarak tanınmaktadırlar. Çok açık ki, Holandaca ile Limburg ve Neder-Saksisch dilleri bitişik coğrafyada konuşuldukları için birbirine daha yakındırlar.
Siyasi sistemler açısından farklı dilleri tanıma bakımından Sovyetler başta gelir. 1917 devriminden sonra 100 den fazla dil tanınmış, yazıya dokülmemiş diller için alfabeler yapılmış, resmi dilin tersine dillerin eşitliği savunulmuştur. Sovyetler de tanınan dillerin sayısı, bugün batı Avrupada tanınan dillerin toplamından daha fazladır.
Dillerin kaybolma tehlikesi…
Dil, sadece bir bildirişim sağlama aracı değildir. Dil aynı zamanda kendi içinde kültürel öğeler de taşır. Her dil bir zenginliktir. Her dil, haberleşmede sayısız farklı çözumleri içerir. Bir dilin kaybolması dilbilimciler tarafından bir bitkinin kaybolmasına benzetilir. Nasıl ki bir çiçeğin kaybolması, onunla birlikte bir hastalığa çare olacak bir ilacın kaybolması anl***** geliyorsa, bir dil kaybolduğunda o dilin beraberinde getirdiği kültür ve haberleşmede içerdiği sayısız farklı çozümlerde kaybolur. Her açıdan merkezileşmenin sağlandığı günümüzde bir dilin kaybolma tehlikesi bir bitki türünün kaybolmasından daha fazladır. Egemen dillerde yapılan eğitimin yaygınlaşmasının beraberinde getirdiği bu tehlikenin önüne geçilmezse, önümüzde ki yüzyıl içinde dillerin büyük çoğunluğu kaybolacaktır.
Zazaca…
Dımılice, Zazaca ya da Kırmancca olarak adlandırılan dil, dilbilimciler tarafından Hint-Avrupa dil ailesinin İrani dil grubunun kuzeybatı kolundan sayılır. Son zamanlarda bir çok dilbilimcinin üzerinde yoğunlaştığı bu dil, uluslararası arenada tanınmaya başlamıştır. Özellikle, Paul Ludwig ve C.M. Jacobson gibi dilbilimcilerin çalışmaları bu dilin tanınmasında önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca bu dili konuşanların bu dile duydukları ilgiyide unutmamak gerekir. Ancak sosyal-politik nedenlerden dolayı, bu dilin “Kürtçe’nin bir lehçesi” olduğu yönünde ki görüşler; sorunu hala tartışma gündeminde tutmaktadır. Bir dilin tanınması o dili konuşanların politik arenada ki güçleri ile paralellik arz etmektedir. Zazaca’nın Kürtçe’nin bir lehçesi sayılması -hem geçmişte hehde şimdi- politik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Asimlasıyon çok yönlü olmuştur. Paris doğu dilleri enstitüsü’nde Kürtçe eğitim görevlisi Prof. Dr. Joyce blau konuya ilişkin şöyle demektedir;
“ Gorani ve Zazaca’nın aynı kökenden geldiklerini biliyoruz. Muhtemelen bu diller Kürtçe’den önce konuşuluyordular. Bu bölge bir çok İran ve Türk saldırılarına uğradı. İran’lılar bu bölgeye dalga dalga geldiler. Muhtemelen Gorani ve Zazaca’nın mazisi Kürtçe’ninkinden daha eskidir. Kürtler Zazalar’ın ve Goranlar’ın çoğunluğunu asimle ettiler fakat hepisini edemediler”. (2)
Dil, kültür ve dini inançlarından dolayı bir köşeye sıkıştırılmış bu topluluğun, kendini korumak içgüdüsüyle gösterdiği direnç, bilinçli bir hareketliliğe dönüşmemış, konumu, bugün içinde bulunduğu durumla sınırlı kalmıştır. Bundan sonra ne olacağı da gelişmelere bağlıdır. Kürtçe ile Zazaca bazı karşılaştırmalar…
------Şahıs zamirler------------------akraba isimleri--------
Türkçe-Zazaca-Kürtçe------Türkçe---Zazaca-----Kürtçe
ben.........ez......ez.............anne......mae.. .........dê
sen.........tu......tu.............baba......pi... .........bav
o...........u.......ev.............oğul......laz.. .........kur
-..........a.......-..............kız.......çeneke........keç
biz.........ma......em.............dede......khalı k........bapir
siz.........sıma....hun............nine......dêke. .........pirik
onlar......(y)i.....ew.............bacı......wae.. .........xuşk
-------temel sözcükler--------------temel fiiller------------
Türkçe-Zazaca-Kürtçe-----Türkçe---Zazaca----Kürtçe
ev.........çê......mal.............söylemek..vaten e........gotın
su.........uwe.....av..............gelmek....amaen e........hatın
kapı.......çêver...deri............gitmek....şiyen e........çuyin
ağaç.......dare....dar.............yemek.....werde ne.......xwarın
evet......(he)ya...bele............içmek.....sımıt ene......vexwarın
hayır......nê......na..............yapmak....kerde ne.......kırın
---------sayılar---------------------vücut parçaları-------
Türkçe-Zazaca-Kürtçe-----Türkçe--Zazaca----Kürtçe
bir........zu......yek.............ayak......lınge ........pê
iki........dı......du..............göz.......çım.. ........çav
üç.........hire....sê..............kol.......boji. ........bask
dört.......çor.....çar.............ağız......fek.. ........dev
beş........phonc...pênc............el........dest. ........dest
altı.......ses.....şeş.............kulak.....gos.. ........guh
yedi.......hot.....heft............burun.....pırnı ke......poz
sekiz......heşt....heyşt
dokuz......new.....neh
on.........des.....deh
Yukarda verdiğim Zazaca-Kürtce karşılaştırmayı aynı konularda Hollandaca-Almanca karşılaştırma ile yanyana getirdiğimizde, Almanca ve Hollandaca’da daha fazla ortak sözcükler olduğu görülmektedir. Almanca ve Hollandaca’da şahıs zamirlerinin dışında ki temel sözcüklerin ya aynı yada birbirine çok yakın oldukları açıktır. Kürtçe ile Zazaca’nın, Şahıs zamirlerinde birinci ve ikinci tekil şahısta aynılık, sayılarda ki benzerlik dışında büyük farklılıklar gösterdiğini çok bariz olarak görmekteyiz. Bu farklılığı şöyle özetleyebiliriz…
Zazaca’da her isim, ya eril yada dişildir. Zazaca’da eril ve dişiller için iki farklı üçuncü tekil şahıs verdır. “a” dediğimizde bir “dişil” isimden bahs ettiğimiz açıktır. Zazaca’de fiiller –“ene” eki ile biterken, Kürtçe’de bu ek –“ın”dır. Fiil çekimlerinde şahıs ekleri farklıdır. Bazı fiil türlerinde şahıs ekinin geldiği yer de farklıdır. Temel sözcüklerden birbirinin aynısı olan sözcüklerin sayısı oldukça azdır. Heya-bele, pırnıke-poz, sımıtene-vexarın, Khalık-bapir sözcüklerinin birbirinden ne kadar uzak oldukları açıktır.
İki dilin bazı ortak özellikler taşıması, bu dillerin bir ve aynı dil olduğu anl***** gelmez. Ortak özellikler bu dillerin aynı dil ailesinden olduklarını yada birbirlerinden sözcükler aldıklarını gösterir. İrani dillerde, Zazaca ve Farsça ‘da da bir çok ortak özellikler bulmak mümkündür. Çok açık ki Zazaca, Kürtçe ve Farsça arasında ki yakınlık diğer dillere göre daha fazladır. Bunun nedeni, bu dillerin yakın akraba ve aynı dil grubuna dahil olmasıdır.
Zazaca ve Farsça’da şahıs zamirleri
Ez..........man
Tı..........tu
U...........u
A...........“
Ma..........mā
Sıma........şomā
İ...........işān,inhā (3)
Zazaca’ya uzak akraba olan Hint -Avrupa dillerinde de Zazaca ile yakın yada ortak olan sözcükler bulmak mümkündür. Örneğin; ikinci tekil şahıs, “tu” Zazaca, Kürtçe, ve Fransızca’da aynıdır. Yine “name” Almanca, İngilizce ve Zazaca’da aynıdır. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkundür. Bunun yanısıra Zazaca’da Arapça ve Ermenice ve başka bazı dillerden alınmış sözcüklerde vardır.
Her dilin kendine özgü bir yapısı vardır. Fakat, saf dil yoktur. Her dil bir biçimde karışımdır. Her dil, başka bazı dillerle ortak özellikler taşır. Bu özelliklerin azlığı yada fazlalığı, aynı dil ailesi veya yakın-uzak coğrafyada konuşulup- konuşulmadığı ile ilintilidir.Günümüzde ekonomik ve siyasal merkezileşmenin beraberinde getirdiği ortak sözcükler, gittikçe yaygınlaşmaktadır.
(1) Aktaran Stephen Matthews, De grote taalatlas
(2) Roja taze, sayı: 28
(3) Dr. Zılfi Selcan, Die entwıcklung der Zaza-sprache, Ware, Amor: 12
Dilin gösterdiği evrimi ve tarihi gelişimi, hızlandırılmış biçimiyle günümüz dünyasında bir insanın yaşamında ki çeşitli evreler de gözlemlemek mümkündür. Bu evrelerin ilki sesler çıkarmakla sınırlıdır. Bu sesleri, sözcük edinmeler ve bu sözcuklerin anlamlı bir biçim düzene girmesi anl***** gelen cumle kuruluşlari izler. Günumüz de bir insanın yaş***** sığdırılan bu gelişme, insanlık tarihinde yüzyıllara karşılık düşmüştür. İnsanoğlunun dil edinme becerisi, binlerce yılın deneyim ve tecrubelerine dayanır. Dil , önce ses, sonra sözcük, sonra söz dizimi olarak karşımıza çıkar.
Ses, akciğerde ki havanın girtlakta ki ses krişlerini titreştirmesinden doğar. Seslerin çoğalımı, birden fazla sesin bir anda kombine etme yeteneği, hem sesleri çıkartma da rol oynayan ağız ve boğazda ki organların hem de beynin ugradığı değişikliğe paralel olarak gelişmiştir.
İlk sözcüklerin, insanın kendi durumunu dışarıya yansıtan ünlemler, doğa seslerinin taklit edilmesi , çağırma, hitap etme, varlıklara ad konulması biçiminde ortaya çıktığı var sayılmaktadır, ardından duygu, düşünce ve bilgiler yansıtan sözcükler doğmuş. Bütün bunlar kendiliğinden bir düzene girmiş, cümleler meydana gelmiş. Dilekleri, hisleri, düşünceleri anlamlı seslerle ifade etmek dili doğurmuş. Bir takım bilgileri başkasına aktarmak ve onlardan bilgi edinmek olarak tarif edilen dil, böyle doğmuş.
Elde ki bilgilere göre dilin, yüzbinyıl önce Afrika’ da oluştuğu ve ellibinyıl önce orta-doğu üzerinden dünyaya yayıldığı yönündedir. Modern dillin, kırkbinyıl önce avcılıkta ve taş yontmada ki üretım araçlarının kullanıma başlandığı döneme denk düştüğü kabul görmektedir.
Dilin dağılımı...
İnsan, yaşamak ve sürekliliğini sağlamak için kendi türüyle birlikte hareket etmek zorun da olmuş. İnsanlar ve insan toplulukları, hep hareketli olmuşlar. Varlığını ve yaşamını sürdürmek için uygun ve emniyetli koşullar arayıp durmuşlar. Gerektiginde üzerinde yaşadıkları topraklardan kopmuş, yaşamlarını sürdürmek için göç etmişler, yeni yurtlar edinmişler. İnsan topluluklarının yerleşim yerlerini seçmeleri, emniyetli koşulları içerse de esas olarak, söz konusu coğrafyadan nasıl yararlanacakları ile ilgili olmuştur.
Bu ayrışımlar, göçler, yer değiştirmeler, çoğu zaman aynı toplulukların birbirinden ayrılmalarını, farklılaşmalarını, giderek farklı topluluklara bölünmelerini beraberin de getirmiştir. Bölünen topluluklar yeniden bölünmüş; bu bölünmeler farklı diller, kültürler ve kimliklerin ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Bu bölünmeler hakkında yeteri tarihsel bulgular elde bulunmadığından çoğu zaman, bugünden hareket edilerek geriye gidilmekte, geçmiş cözümlenmeye çalışılmaktadır.
Dildeki gelişmeler, dillerin birbiriyle ilişkileri, aile ilişkilerine benzer. Naslı ki bir aileden onlarca, yüzlerce aile doğuyorsa ve her yeni aile eskisinin izlerini üzerinde taşıyor, toplumsal gelişmelere bağlı olarak bağımsızlaşıyor, ayrı bir aileye dönüşü veriyorsa ve soy ağacı uzadıkça ilişkiler azalıyor ve kopuyorsa, dildeki gelişmeler de buna benzer bir gelişme göstermiştir. Dil ailelerinden, dil gruplarından söz edilmesinin nedeni burada yatıyor.
Diller ve lehçeler…
Dil ve dil ayrışımları yada “dil”ve “lehçe” ayrımı konusun da iki farklı yaklaşım vardır. Birincisi; dil bilimsel yaklaşımdır. Dil bilimcilere göre bugün dünyamızda 6 000 den fazla dil konuşulmaktadır. İkinci yaklaşim; politik yaklaşımdır. Bu yaklaşım egemenlerin, asimlasiyoncuların yaklaşımıdır. Bugün politik güçler tarafından dünyamızda tanınan dillerin sayısı bir kaç yüzü geçmez. Bu ne anlama gelmektedir? Binlerce dil hala “lehçe” olarak adlandırılmakta, böylece binlerce dil yok edilerek dünya çapında sağlanan ekonomik ve siyasi tekelleşme, dil alanında da gerçekleştirilmek istenmektedir. İnsanoğlu, birden fazla dil konuşma yeteneğine sahip olduğuna göre, tek dil dayatmanın hiç bir değeri yoktur. Zaten dünya nüfüsünün yarısı birden fazla dil konuşmaktadır. İnsan, kendi anadilinin yanısıra pekala başkalarıyla anlaşmak için ortak bir dil öğrenebilir.
“Dil, asker ve donanmaya sahip olan lehçedir”(1) tanımlaması, önemli bir gerçegi açıklamaktadır. Dil, “ asker ve donanması olan lehçedir”, biçimindeki tanımlamaya dayanarak lehçeyi; “askeri gücü olmayan, savunmasız dildir” biçimin de ifade edersek yanlış yapmış sayılmayız. Kurtlar sofrasında pay kapanların lehçesi dil olmuş, güçsüzlerin dilide ya kaybolmuş yada lehçe denilerek asimle edilmeye çalışımıştır.
Bir dilin dilmi, lehçemi olduğu konusun da bağlayıcı kararı verenler sonuçta siyasal iktidarlar ve siyasal güçler olmuştur. Buna en iyi örneklerden biri; İsviçre’de Fransızca, İtalyanca, Almanca’nın yanı sıra, Rheto-Roman dili resmi dil olarak tanınırken, buna karşın Kuzey İtalya’da konuşulan Roman-Ladince dili yöresel lehçe olarak görülmektedir. Her konuda olduğu gibi dil konusunda da bilimsel yaklaşımların yerini politik yaklaşımlar almıştır.
Türkçe’de ki lehçe sözcügü Arapça kökenlidir. Sözlük karşılığı; “bir dilin tarihi, bölgesel, siyasi sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu” olarak tanımlanmaktadır. Lehçelere örnek olarakta Azeri, Özbek, Kırgız lehçeleri gösterilmektedir. Burada lehçe olarak tarif edilen esas olarak dildir. Zaten bir dili başka bir dilden ayıran en önemli özellikler ses, yapı ve söz dizimi farklılıklarıdır.Bu dillerin Türkçe’nın lehçeleri olarak adlandırılması tamamen politik amaçlıdır. Burada ki “lehçe” kavramı bazen “dil” ile aynı anlamda da kullanılmaktadır. Bu diller Altay dil ailesinin Turkçe dil grubuna giren diller olarak tanımlanırlar ve iki ayri kola ayrılırlar. Altay dil familyasına ait diger dil grupları şunlardır; Moğol, Tungu, Kore ve Japon dil gruplarıdır.
Hint- Avrupa dil ailesi üzerine en çok araştırma yapılan dil ailelerinin başında gelir. Bunlar Germen (Almanca, Holandaca, Ingilizce ve diğerleri) , Roman (Fransızca, Italyanca, İspanyolca ve digerleri), Slav (Polonyaca, Çekçe, Rusça ve diğerleri) dır. Örnegin; Germen dil grubuna dahil Hollandaca ila Almanca birbirlerini kardeşi, dedeleri aynı olan Hollandaca ile Fransızca birbirlerinin kuzenidirler. Bu dil grupları kendi içinde kollara ayrılıyorlar. Germen dil grubu; doğu, batı, ve kuzey biçiminde üç kolla ayrılıyor.
Türkçe’de ki lehçe sözcuğu, Avrupa dillerindeki dialekt sözcüğünün karşılığı olarak kulanılmaktadır. Dialekt sözcügü Avrupa’da, “şehirlerde ve bölgeler de standart dilden farklılık gösteren konuşma dili” olarak açıklandiği gibi, dil sözcuğü ile aynı anlamda da kullanıldığı görülmektedir. “Germen dialektleri” denildiğinde Almanca, İngilizce ve Hollandaca ve diğer diller anlatılmak istenmektedir.
Bu kavram kargaşasını farkında olan dil bilimciler, dil ve lehçelerin statülerini belirlemek için, prensip olarak “karşılıklı anlaşmayı” şart koşarlar. Yani, kişi ve topluluklar, birbiriyle konuşurken anlaşıyorlarsa bu onların aynı dili konuştukları, anlaşamıyorlarsa farklı diller konuştukları anl***** geliyor. Buradaki karşılıklı anlaşmak, bazı sözcükleri anlamak ile sınırlı değildir. Çünkü birbirinden ayrılan diller ortak sözcükler taşırlar. Buna bir dili konuşanların, başka dillerden ödünç aldıkları sözcükleri de eklemek gerekiyor.
Dilbilimciler akraba dilleri tespit ederlerken temel sözcükler, sayılar, akraba isimleri , vucut parçaları ve şahıs zamirlerinde ki benzerliklere bakarlar. Dil farklılaşmalarıda en az değişiklik gösteren hususlar bunlardır. Farklı diller de ortak sözcüklerin varlığı bunların aynı dil ailesi ve aynı dil gruplarından geldiklerini gösterir, ama aynı dil oldukları anl***** gelmez. Dil aileleri, dil gruplarına, dil grupları dil kollarına bölündukçe uzaklaşmada buna paralel olarak gelişir. Hint-Avrupa dil ailesinden Germen dil grubunun batı kolundan olan Almanca ile Hollandaca’nın bir karşılaştırmasını veriyorum…
-----şahıs zamirleri-----------------------akraba isimleri----------
Türkçe-Hollandaca-Alman--------Türkçe----Hollandaca---Almanca
ben...........ik...........ich.............anne... ....moeder.......mutter
sen...........jij..........du...............baba.. ....vader........vater
o...............hij..........er...............oğla n.....jongen.......junge
-..............zij..........sie..............kız... ....meisje.......mädchen
............................................dede.. ....opa..........opa
biz...........wij..........wir..............nine.. ....oma..........oma
siz...........jullie.......ihr..............bacı.. ....zus..........schwester
onlar.......ze...........sie..............e.kardeş ..broer........bruder
-...........zij.......... -
----------sayılar----------------------temel sözcükler-------------
Türkçe..Hollandaca.Almanca....Türkçe..Hollandaca.. Almanca
bir...........een..........eins...........ev...... ...huis..........haus
iki...........twee.........zwei...........ekmek... ...brood.........brot
üc............drie.........drei...........su...... ...water.........wasser
dört..........vier.........vier...........kapi.... ...deur..........tür
beş...........vijf.........fünf...........ağaç.... ...boom..........baum
altı..........zes..........sechs
yedi..........zeven........sieben
sekiz.........acht.........acht
dokuz.........negen........neun
on............tien.........zehn
-------vucut parçaları-------------------------temel fiiller----------
Türkçe-Hollandaca-Almanca-------Türkçe--Hollandaca--Almanca
göz........oog..........auge...............söyleme k..zeggen........sagen
kol........arm..........arm................gelmek. ...komen.........kommen
ayak.......voet.........fuß................gitmek. ...gaan..........gehen
ağız.......Mond.........mund...............yemek.. ...eten..........essen
yüz........gezicht......gesicht............içmek.. ...drinken.......trinken
el.........hand.........hand...............istemek ...willen........wollen
kulak......oor..........ohr................yapmak. ...maken.........machen
burun......neus.........nase
Yukarda Almanca ile Hollandaca karşılaştırmasında şahıs zamirlerinin dışında sayılar, temel fiiller, temel sözcükler, vucut parçaları ve akraba isimlerinin hemen hemen aynı olduğunu görmekteyiz. Burada fark, telafuz, fiil çekimleri ve sözcüklerin aldığı ekler gündeme gelince ortaya çıkar.
Bilindiği gibi Avrupa konseyi’nin bir sözleşmesine göre eskiden lehçe olarak tanınan bazı dillere yeni bir statu tanındı. Hollanda’da konuşulan Frisce, Almanya’da konuşulan Neder- saksisch azınlık dilleri olarak tanınırken, yine Hollanda’da konuşulan Neder-saksisch ve Limburg dili bölge dilleri olarak tanındı. Düne kadar lehçe olarak tanınan bu diller bugün dil olarak tanınmaktadırlar. Çok açık ki, Holandaca ile Limburg ve Neder-Saksisch dilleri bitişik coğrafyada konuşuldukları için birbirine daha yakındırlar.
Siyasi sistemler açısından farklı dilleri tanıma bakımından Sovyetler başta gelir. 1917 devriminden sonra 100 den fazla dil tanınmış, yazıya dokülmemiş diller için alfabeler yapılmış, resmi dilin tersine dillerin eşitliği savunulmuştur. Sovyetler de tanınan dillerin sayısı, bugün batı Avrupada tanınan dillerin toplamından daha fazladır.
Dillerin kaybolma tehlikesi…
Dil, sadece bir bildirişim sağlama aracı değildir. Dil aynı zamanda kendi içinde kültürel öğeler de taşır. Her dil bir zenginliktir. Her dil, haberleşmede sayısız farklı çözumleri içerir. Bir dilin kaybolması dilbilimciler tarafından bir bitkinin kaybolmasına benzetilir. Nasıl ki bir çiçeğin kaybolması, onunla birlikte bir hastalığa çare olacak bir ilacın kaybolması anl***** geliyorsa, bir dil kaybolduğunda o dilin beraberinde getirdiği kültür ve haberleşmede içerdiği sayısız farklı çozümlerde kaybolur. Her açıdan merkezileşmenin sağlandığı günümüzde bir dilin kaybolma tehlikesi bir bitki türünün kaybolmasından daha fazladır. Egemen dillerde yapılan eğitimin yaygınlaşmasının beraberinde getirdiği bu tehlikenin önüne geçilmezse, önümüzde ki yüzyıl içinde dillerin büyük çoğunluğu kaybolacaktır.
Zazaca…
Dımılice, Zazaca ya da Kırmancca olarak adlandırılan dil, dilbilimciler tarafından Hint-Avrupa dil ailesinin İrani dil grubunun kuzeybatı kolundan sayılır. Son zamanlarda bir çok dilbilimcinin üzerinde yoğunlaştığı bu dil, uluslararası arenada tanınmaya başlamıştır. Özellikle, Paul Ludwig ve C.M. Jacobson gibi dilbilimcilerin çalışmaları bu dilin tanınmasında önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca bu dili konuşanların bu dile duydukları ilgiyide unutmamak gerekir. Ancak sosyal-politik nedenlerden dolayı, bu dilin “Kürtçe’nin bir lehçesi” olduğu yönünde ki görüşler; sorunu hala tartışma gündeminde tutmaktadır. Bir dilin tanınması o dili konuşanların politik arenada ki güçleri ile paralellik arz etmektedir. Zazaca’nın Kürtçe’nin bir lehçesi sayılması -hem geçmişte hehde şimdi- politik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Asimlasıyon çok yönlü olmuştur. Paris doğu dilleri enstitüsü’nde Kürtçe eğitim görevlisi Prof. Dr. Joyce blau konuya ilişkin şöyle demektedir;
“ Gorani ve Zazaca’nın aynı kökenden geldiklerini biliyoruz. Muhtemelen bu diller Kürtçe’den önce konuşuluyordular. Bu bölge bir çok İran ve Türk saldırılarına uğradı. İran’lılar bu bölgeye dalga dalga geldiler. Muhtemelen Gorani ve Zazaca’nın mazisi Kürtçe’ninkinden daha eskidir. Kürtler Zazalar’ın ve Goranlar’ın çoğunluğunu asimle ettiler fakat hepisini edemediler”. (2)
Dil, kültür ve dini inançlarından dolayı bir köşeye sıkıştırılmış bu topluluğun, kendini korumak içgüdüsüyle gösterdiği direnç, bilinçli bir hareketliliğe dönüşmemış, konumu, bugün içinde bulunduğu durumla sınırlı kalmıştır. Bundan sonra ne olacağı da gelişmelere bağlıdır. Kürtçe ile Zazaca bazı karşılaştırmalar…
------Şahıs zamirler------------------akraba isimleri--------
Türkçe-Zazaca-Kürtçe------Türkçe---Zazaca-----Kürtçe
ben.........ez......ez.............anne......mae.. .........dê
sen.........tu......tu.............baba......pi... .........bav
o...........u.......ev.............oğul......laz.. .........kur
-..........a.......-..............kız.......çeneke........keç
biz.........ma......em.............dede......khalı k........bapir
siz.........sıma....hun............nine......dêke. .........pirik
onlar......(y)i.....ew.............bacı......wae.. .........xuşk
-------temel sözcükler--------------temel fiiller------------
Türkçe-Zazaca-Kürtçe-----Türkçe---Zazaca----Kürtçe
ev.........çê......mal.............söylemek..vaten e........gotın
su.........uwe.....av..............gelmek....amaen e........hatın
kapı.......çêver...deri............gitmek....şiyen e........çuyin
ağaç.......dare....dar.............yemek.....werde ne.......xwarın
evet......(he)ya...bele............içmek.....sımıt ene......vexwarın
hayır......nê......na..............yapmak....kerde ne.......kırın
---------sayılar---------------------vücut parçaları-------
Türkçe-Zazaca-Kürtçe-----Türkçe--Zazaca----Kürtçe
bir........zu......yek.............ayak......lınge ........pê
iki........dı......du..............göz.......çım.. ........çav
üç.........hire....sê..............kol.......boji. ........bask
dört.......çor.....çar.............ağız......fek.. ........dev
beş........phonc...pênc............el........dest. ........dest
altı.......ses.....şeş.............kulak.....gos.. ........guh
yedi.......hot.....heft............burun.....pırnı ke......poz
sekiz......heşt....heyşt
dokuz......new.....neh
on.........des.....deh
Yukarda verdiğim Zazaca-Kürtce karşılaştırmayı aynı konularda Hollandaca-Almanca karşılaştırma ile yanyana getirdiğimizde, Almanca ve Hollandaca’da daha fazla ortak sözcükler olduğu görülmektedir. Almanca ve Hollandaca’da şahıs zamirlerinin dışında ki temel sözcüklerin ya aynı yada birbirine çok yakın oldukları açıktır. Kürtçe ile Zazaca’nın, Şahıs zamirlerinde birinci ve ikinci tekil şahısta aynılık, sayılarda ki benzerlik dışında büyük farklılıklar gösterdiğini çok bariz olarak görmekteyiz. Bu farklılığı şöyle özetleyebiliriz…
Zazaca’da her isim, ya eril yada dişildir. Zazaca’da eril ve dişiller için iki farklı üçuncü tekil şahıs verdır. “a” dediğimizde bir “dişil” isimden bahs ettiğimiz açıktır. Zazaca’de fiiller –“ene” eki ile biterken, Kürtçe’de bu ek –“ın”dır. Fiil çekimlerinde şahıs ekleri farklıdır. Bazı fiil türlerinde şahıs ekinin geldiği yer de farklıdır. Temel sözcüklerden birbirinin aynısı olan sözcüklerin sayısı oldukça azdır. Heya-bele, pırnıke-poz, sımıtene-vexarın, Khalık-bapir sözcüklerinin birbirinden ne kadar uzak oldukları açıktır.
İki dilin bazı ortak özellikler taşıması, bu dillerin bir ve aynı dil olduğu anl***** gelmez. Ortak özellikler bu dillerin aynı dil ailesinden olduklarını yada birbirlerinden sözcükler aldıklarını gösterir. İrani dillerde, Zazaca ve Farsça ‘da da bir çok ortak özellikler bulmak mümkündür. Çok açık ki Zazaca, Kürtçe ve Farsça arasında ki yakınlık diğer dillere göre daha fazladır. Bunun nedeni, bu dillerin yakın akraba ve aynı dil grubuna dahil olmasıdır.
Zazaca ve Farsça’da şahıs zamirleri
Ez..........man
Tı..........tu
U...........u
A...........“
Ma..........mā
Sıma........şomā
İ...........işān,inhā (3)
Zazaca’ya uzak akraba olan Hint -Avrupa dillerinde de Zazaca ile yakın yada ortak olan sözcükler bulmak mümkündür. Örneğin; ikinci tekil şahıs, “tu” Zazaca, Kürtçe, ve Fransızca’da aynıdır. Yine “name” Almanca, İngilizce ve Zazaca’da aynıdır. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkundür. Bunun yanısıra Zazaca’da Arapça ve Ermenice ve başka bazı dillerden alınmış sözcüklerde vardır.
Her dilin kendine özgü bir yapısı vardır. Fakat, saf dil yoktur. Her dil bir biçimde karışımdır. Her dil, başka bazı dillerle ortak özellikler taşır. Bu özelliklerin azlığı yada fazlalığı, aynı dil ailesi veya yakın-uzak coğrafyada konuşulup- konuşulmadığı ile ilintilidir.Günümüzde ekonomik ve siyasal merkezileşmenin beraberinde getirdiği ortak sözcükler, gittikçe yaygınlaşmaktadır.
(1) Aktaran Stephen Matthews, De grote taalatlas
(2) Roja taze, sayı: 28
(3) Dr. Zılfi Selcan, Die entwıcklung der Zaza-sprache, Ware, Amor: 12

