kanpark
09-08-2006, 10:18 AM
Devrim Hastalığı
Türkler ilk önce Çin kültürü ile tanışmış, Çinli gibi yemeye, içmeye, saç uzatmaya ve yaşamaya çalışmıştır. Kötü Çinliye özenmiştir. İslama girdikten sonra Arap ve Acemler örnek alınmış, kıyafetten alfabe ve dile kadar her şey onlara uydurulmuştur. Köhne Bizansın taklit edildiği dönemler yaşanmıştır. Tanzimattan sonra ise hıristiyan batı aynen kopya edilmiştir. Alman, İngiliz, Amerikan hatta Rus gribi olmaya can atılmıştır. Şaka yollu damızlık erkek ithalatı bile tartışılmıştır.
Türk aydını tarih boyunca yaratıcı değil kopyacı, hazırlopcu olmuştur. Yabancı kültürlerin temsilciliğini yapmıştır. Bu yüzden deniyet ve din adına kültür istilası devam etmiştir. Elit tabakalar kendi kültürünü önemsememiş, kültürde devamlılık ilkesini benimsememiştir. Yabancı kültür hayranlığı aydın zümrenin vazgeçilmez bir tutkusu haline geldiği için, bir yabancı kültürden diğerine atlanıp durulmuştur. Oysa sadece milli kültür ile yoğrulan aydınlar evrensel boyutta eserler meydana getirebilirler. Cumhuriyet rejimi ile birlikte ilk defa ortaya çıkan öze dönme fırsatı kaçırılmıştır. Atatürk’ün başlattığı milli kültür hamlesi, onun erken ölümü nedeniyle sekteye uğramıştır. Ondan sonra milli değerlere düşman bir nesil yetişmiştir. Bu nesil bugün bile hala kendi milli kültürü ile barışmamıştır. Milli kültürü küçümsemek, alaya almak, hatta red ve inkar etmek aydın düşüncenin, entel kişiliğin göstergeleri kabul edilmiştir. Bu zihniyete göre Türkün olan ne varsa basit ve çirkindir. Akıl ve çağ dışıdır. Yabancı kültürler ise modern ve çağdaştır. Buna göre; hıristiyanlık kalkınmayı teşvik etmiş, müslümanlık geri kalmaya sebep olmuştur. Noel baba her eve gelebilir, fakat Hızır hiçbir şeye yetişemez. Papazlar alim, hocalar yobazdır. Hindi kesmek normal, kurban kesmek vahşettir. Kilise ailece gidilen güzel bir yerdir. Camiye ayak kokusundan girilemez. Tekke müziği çirkin, kilise müziği güzeldir. Bando medeni, mehter ürkütücüdür. İtri ve Dede Efendi çağ dışı. Bethovın ve Mozart çağdaştır. Ud, ney geri, gitar saksafon ileridir. Halk oyunları basit, vasl, bale moderndir. Velhasıl bunları değiştirmeden biz adam olmayız. Gerekli devrimleri yapmalı yani yabancı kültür değerlerini aynen kabul etmeliyiz. Aydınlarımızın bu devrim hastalığı devamlı nükseden ve zamanla herkese bulaşan ümitsiz bir vakadır. Onlar devrimleri sihirli bir değnek zannederek milli bünyeyi tahrip etmişlerdir. Hakikaten bugün her milli dava “yine mi Vatan, Millet, Sakarya” diye alay konusu edilmekte, milli kültür değerlerimiz horlanmakta, Türk milliyetçiliği ırkçılıkla karalanmakta, İslamiyet geri kalmışlığın baş ve asıl sebebi ilan edilmektedir. İnsanlar Türklükten, Müslümanlıktan korkmaktadır.
Türk Orta Asya’dan bu tarafa sürekli devrim yapmaktadır. Dilden dine, kıyafetten alfabeye kadar her şey durmadan değiştirilmektedir. Devrim yapa yapa koca bir imparatorluktan vasat bir devlet haline geldik ama devrimlerden bir türlü vazgeçemedik. Artık bu işe bir dur denilsin, milli değerlerimiz hiç değilse bir daha çıkılsın, muhafaza edilsin, devrim hastalığına yakalananlara yeniden itibar edilmesin, yeni bir şans daha verilmesin, devrim illeti milletin tümüne bulaşmadan tedavi edilsin, iktisadi imkanlarımız devrim maceralarında çarçur edilmesin. Yabancı hayranlığına dur denilsin, öze dönülsün.
Türkler ilk önce Çin kültürü ile tanışmış, Çinli gibi yemeye, içmeye, saç uzatmaya ve yaşamaya çalışmıştır. Kötü Çinliye özenmiştir. İslama girdikten sonra Arap ve Acemler örnek alınmış, kıyafetten alfabe ve dile kadar her şey onlara uydurulmuştur. Köhne Bizansın taklit edildiği dönemler yaşanmıştır. Tanzimattan sonra ise hıristiyan batı aynen kopya edilmiştir. Alman, İngiliz, Amerikan hatta Rus gribi olmaya can atılmıştır. Şaka yollu damızlık erkek ithalatı bile tartışılmıştır.
Türk aydını tarih boyunca yaratıcı değil kopyacı, hazırlopcu olmuştur. Yabancı kültürlerin temsilciliğini yapmıştır. Bu yüzden deniyet ve din adına kültür istilası devam etmiştir. Elit tabakalar kendi kültürünü önemsememiş, kültürde devamlılık ilkesini benimsememiştir. Yabancı kültür hayranlığı aydın zümrenin vazgeçilmez bir tutkusu haline geldiği için, bir yabancı kültürden diğerine atlanıp durulmuştur. Oysa sadece milli kültür ile yoğrulan aydınlar evrensel boyutta eserler meydana getirebilirler. Cumhuriyet rejimi ile birlikte ilk defa ortaya çıkan öze dönme fırsatı kaçırılmıştır. Atatürk’ün başlattığı milli kültür hamlesi, onun erken ölümü nedeniyle sekteye uğramıştır. Ondan sonra milli değerlere düşman bir nesil yetişmiştir. Bu nesil bugün bile hala kendi milli kültürü ile barışmamıştır. Milli kültürü küçümsemek, alaya almak, hatta red ve inkar etmek aydın düşüncenin, entel kişiliğin göstergeleri kabul edilmiştir. Bu zihniyete göre Türkün olan ne varsa basit ve çirkindir. Akıl ve çağ dışıdır. Yabancı kültürler ise modern ve çağdaştır. Buna göre; hıristiyanlık kalkınmayı teşvik etmiş, müslümanlık geri kalmaya sebep olmuştur. Noel baba her eve gelebilir, fakat Hızır hiçbir şeye yetişemez. Papazlar alim, hocalar yobazdır. Hindi kesmek normal, kurban kesmek vahşettir. Kilise ailece gidilen güzel bir yerdir. Camiye ayak kokusundan girilemez. Tekke müziği çirkin, kilise müziği güzeldir. Bando medeni, mehter ürkütücüdür. İtri ve Dede Efendi çağ dışı. Bethovın ve Mozart çağdaştır. Ud, ney geri, gitar saksafon ileridir. Halk oyunları basit, vasl, bale moderndir. Velhasıl bunları değiştirmeden biz adam olmayız. Gerekli devrimleri yapmalı yani yabancı kültür değerlerini aynen kabul etmeliyiz. Aydınlarımızın bu devrim hastalığı devamlı nükseden ve zamanla herkese bulaşan ümitsiz bir vakadır. Onlar devrimleri sihirli bir değnek zannederek milli bünyeyi tahrip etmişlerdir. Hakikaten bugün her milli dava “yine mi Vatan, Millet, Sakarya” diye alay konusu edilmekte, milli kültür değerlerimiz horlanmakta, Türk milliyetçiliği ırkçılıkla karalanmakta, İslamiyet geri kalmışlığın baş ve asıl sebebi ilan edilmektedir. İnsanlar Türklükten, Müslümanlıktan korkmaktadır.
Türk Orta Asya’dan bu tarafa sürekli devrim yapmaktadır. Dilden dine, kıyafetten alfabeye kadar her şey durmadan değiştirilmektedir. Devrim yapa yapa koca bir imparatorluktan vasat bir devlet haline geldik ama devrimlerden bir türlü vazgeçemedik. Artık bu işe bir dur denilsin, milli değerlerimiz hiç değilse bir daha çıkılsın, muhafaza edilsin, devrim hastalığına yakalananlara yeniden itibar edilmesin, yeni bir şans daha verilmesin, devrim illeti milletin tümüne bulaşmadan tedavi edilsin, iktisadi imkanlarımız devrim maceralarında çarçur edilmesin. Yabancı hayranlığına dur denilsin, öze dönülsün.

