4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Nevrotik Bozukluklar

mbiterge
10-09-2007, 11:06 AM
Nevrotik Bozukluklar
Büyüme ve gelişmenin getirdiği farklılıklara alışma ve yeni duruma uygun davranışlar sırasında ortaya çıkan gerginlikler, ergen yaştaki bir kısım bireyleri ruhsal bakımdan hassas yapmaktadır.

Ergenlik Dönemi Depresyonları

Depresyon duygularda güvensizlik, karamsarlık ve çöküntünün oluşmasını, düşünce ve hareketlerdeki yavaşlamayı anlatan ruhsal bir rahatsızlık durumudur. Çocukluk döneminde depresyon çok az görülürken, çocukluktan ergenliğe geçişte depresyon artmaktadır.

Ergenlikteki depresyon daha çok kısa süreli ve belirli durumlara bağlı olarak görülmektedir. Kısa süreli depresyonda;

Ergenler üzüntülüdür.

Anlaşılmadıklarını düşünürler

Bunlara rağmen günlük hayatlarını devam ettirebilirler.

Gerçek depresyonda;

Ergen kendini değersiz bulur.

Kendini suçlar.

Üzüntülü ve ümitsiz olur.

İntiharı düşünebilir, öfke ve hırçınlık gösterebilir.


Ergenlik Dönemi Depresyonlarında Tedavi

Bu durumda profesyonel bir uzmandan yardım alınması gerekir. Depresyon geçiren ergenin depresyonunun derecesine göre ilaçla veya psikolojik olarak tedavisi mümkündür. Depresif ergen yetersizlik ve çaresizlik içindedir. Ergenle yapılacak psikolojik danışmalarda danışanın psikolojik olarak desteklenmesi, rahatlatılması ve cesaretlendirilmesi gerekmektedir. Ergenin depresyona girmesine neden olan olaylar ve durumlarla ilgili olarak aydınlatılması ve gelişime has nedenlere bağlı depresyonların geçici olduğu konusunda bilgilendirilmesi yerinde olur.

mbiterge
10-09-2007, 11:06 AM
Ergenlikte Davranım Bozukluğu

Davranım bozukluğu devamlı olarak saldırganca ve bozuk davranışlar gösteren ergenler için kullanılmaktadır. Davranım bozukluğu şu başlıklarda ele alınmaktadır:

İnsanlarda ve hayvanlarda fiziksel zarara neden olacak davranışlar

Taşınır ve taşınmaz mallarda zararlara veya kayıplara neden olacak davranışlar

Dolandırıcılık ve hırsızlık

Kuralları çiğneme veya bozma

Bu davranışlardan herhangi üçünün son on iki aydır yapılması ve 10 yaşından sonra başlaması ergenlikte başlayan davranım bozukluğu olarak tanımlanmakta ve belirtilerine göre hafif, orta, ağır derecede olmak üzere ayrılmaktadır. Davranım bozukluğu ile asi tavırlar göstermeyi birbirinden ayırmak gerekmektedir.

Asi davranışları olan gençlerle ilgilenip konuşulduğunda, bu davranışlarında azalma görülmekte ve daha uyumlu olmaktadırlar. Oysa davranım bozukluğu tanısı konmuş ergenlerin olumsuz ve sosyal yönlerden bozuk davranışlarının yetişkinin gösterdiği olumlu yaklaşımlar sonucunda da azalmadığı ifade edilmektedir. Davranım bozukluğu erkeklerde dört ile beş misli fazla görünmektedir. Bu bozukluğun niçin erkek ergenlerde daha çok görüldüğü tam olarak açıklanamamaktadır.

Ergenlikte Öfke Patlamaları

Ergenlikte görülen ruhsal kriz durumlarından biridir. Öfkenin yoğunluğu ve ergenin öfkelenmenin sonucunda yaptığı saldırganlığın ve tahribatın derecesi bireyden bireye, öfkeyi doğuran nedenlere bağlı olarak değişir. Bu tür öfke patlamaları veya nöbetleri psikotik bir kriz değildir, ancak çok yoğun öfkeler sonucu ergen etrafını kırıp geçiriyorsa ağır bir ruhsal bozukluğun ilk belirtilerini gösteriyor olabilir. Ergenin önceki bastırılmış öfke ve saldırganlık duygularının yoğunluğu, öfke patlamasını tetikleyen olayın ergeni rencide edici olması, öfke patlamasını büyütebilir. Bu tip patlamalarda ergen çoğu kez öfkesini kendinden güçsüzlere yöneltir. Öfke krizi geçtikten sonra ergen yaptıklarından pişmanlık duyabilir. Sıklıkla tekrarlanan öfke patlamaları bir hekim müdahalesi gerektirir.

Karşıt Olma veya Karşı Gelme Bozukluğu

DSM-IV te bu bozukluğa sahip ergenler sık sık hiddetlenip büyükleri ile tartışmaya giren büyüklerinin isteklerine uymayarak karşı gelen ve bunları reddeden, isteyerek başkalarını kızdıran,kendi yaptığı olumsuzca davranışlar için başkalarına karşı gücenik ve içerlemiş olan,kin ve intikam isteğiyle dolu bireyler olarak tanımlanmakta ve yukarıdaki davranışların en az dördünü altı aydır göstermekte olan ergenlerin bu bozukluğa sahip olduğu kabul edilmektedir (Köroğlu,1994:59)

Ergenlikte Yeme Bozuklukları

Anoreksiya nervoza, kilo almaktan aşırı korkma, bireyin vücut ağırlığını ve biçimini yanlış değerlendirmesi, bir deri bir kemik haline geldiği halde kendini hala şişman olarak değerlendirme gibi belirtilerle görülen bir ruhsal hastalıktır.Bulimiya nervoza zaman zaman tekrarlanan aşırı yemek yemek durumudur.Hasta yeme krizi sırasında kontrolden çıkar ve kriz sonunda kilo almaktan kurtulmak için bir süre hiç yemek yemez veya çeşitli yöntemler kullanarak yediklerini çıkarmaya çalışır.Her iki yeme bozukluğu da ağır bir ruhsal bozukluk olarak kabul edilmektedir (Köroğlu,1994:219-220).

Anoreksiya 10-30 yaşları arasında,sıklıkla 12-18 yaşlarında görülen, kadınlardaki görülme sıklığı erkeklere göre %95 fazla olan bir bozukluktur.Bulimiya 15-30 yaşları arasında görülür ve kadınlarda erkeklere göre on defa fazla rastlanır.Görünürdeki şişmanlıktan kaçma arzusunun arkasında cinsel kimliğini reddetme derinlerdeki psikolojik nedenlerden birisidir (Gander ve Gardiner,1993:412)

İstanbul Bakırköy de 1992 yılında dört liseden seçilen 1022’si kız,956’erkek 1978 öğrenci arasında yapılan taramada yaş ortalaması 16.22 olan 14-19 yaşları arasındaki grubun %2.52’sinde (50) kişi bulimiye ve %2’sinde (4) kişi anoreksiya bulunmuştur (Yeşilbursa ve ve Diğerleri,1992:95)

Vücut ağırlığı konusundaki kalıp yargılar kızları erkeklerden daha çok etkilemekte ve bazı normal olmayan davranışlar göstermelerine neden olmaktadır

Şişmanlık,açlık duygusu olmadan,devamlı yemek yeme sonucu ortaya çıkabilir.Şişman olma ergenin olumlu benlik kavramı kazanmasına ve arkadaşları ile uyumlu beraberlikler geliştirebilmelerine engel olabilir.Bazı hallerde genç kızlardaki cinsel kimliği reddetme arzusu,bedenlerini aşırı şişmanlaştırarak onu cinsel bakımdan çekici olmaktan çıkarma şeklinde kendini gösterebilir.

mbiterge
10-09-2007, 11:07 AM
Mevsim Değişikliklerine Bağlı Davranış Değişiklikleri

Mevsim değişikliklerinde,özellikle bahar aylarına rastlayan günlerde bazı bireylerle birlikte ergenler de ruhsal bakımdan olumsuz olarak etkilenmektedir.

Ruhsal durumda ve davranışlarda mevsim değişikliklerine bağlı olarak ortaya çıkan etkilemelerle ilgili olarak 1993-94 öğretim yılında sonbahar ve kış aylarında M.Ü. Tıp Fakültesi’nde okuyan 119’u erkek 109’u kız 228 öğrenci üzerinde yapılan araştırmada,öğrencilerin %15.8’inin hafif ,%14’ünün orta, %8.3’ünün belirgin ve %1.3’ünün ciddi olarak mevsim değişikliklerinden etkilendiğini bulunmuştur (Oney ve Göktepe,1994:82)

Ergenlikte Şiddet ve Saldırganlık

Ergenlikte artan fiziksel güce ve ergenin yaşadığı çevre koşullarına bağlı olarak şiddetten hoşlanma ve saldırganca davranma sıklığında artış olabilir.Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinin birinci ve dördüncü sınıflarında okuyan 550 öğrenci üzerinde yapılan araştırmada erkek öğrencilerin saldırganlık düzeylerinin kızlara göre anlamlı olarak yüksek olduğu bulunmuştur. (Arıcak,1995:93.)

Saldırganlığın Nedenleri Konusundaki Görüşler

Psikoloji saldırganlığın nasıl ortaya çıktığı hakkında dört temel görüş ileri sürmektedir.Bunlar:

1.Freudiyen Görüş:Freud’a göre saldırganlık dürtüsü organizmada doğuştan vardır vecinsel istek kadar temel bir insan davranışıdır.

2.Etholojik Görüş: Conrart Lorenz ve arkadaşları da saldırganlığı bütün organizmalarda bulunan bir güç alarak görmektedir.Nüfusun artması,besin kaynaklarının azalması, o bölgede yaşayan canlılar arasında birbirlerine yönelik saldırganca davranışların artmasına ve canlı türünü azaltmaya yönelir.

3.Kırıklık –Saldırganlık: Kuramı:j.M Dollard ve N.E.Miller tarafından ileri sürülen bu görüşe göre saldırganlık kırıklığa uğramakla açıklanmaktadır.Belirli bir amaca yönelen bireyin amacının engellenmesi onda kırıklık taratır ve bu da saldırganca davranmasına neden olur.

4.Sosyal Öğrenme veya Model Alma Kuramı:Bu kurama göre saldırganlık öğrenilen bir davranıştır ve bireyler bu davranışları başkalarının gösterdiği benzer davranışları gözleyerek, bunları örnek alma yolu ile ve taklit ederek öğrenirler.

kaynak:http://www.psikoloji.gen.tr/modules....rticle&sid=337 (http://www.psikoloji.gen.tr/modules.php?name=News&file=article&sid=337)

mbiterge
10-09-2007, 11:08 AM
Nevrotik Bozukluklar
Eski çağlarda insanlar zihinsel bozukluğu olan bir kişinin kötü ruhların,şeytanların yada diğer doğaüstü güçlerin etkisi altında kaldığını düşünürdü.Hastalığın nedeni böyle sanıldığı için iyileştirme çabalarında hiçbir sistem yoktu.Daha çok telkin gücüne başvuruluyordu.Bu sistemsiz çabalara az da olsa bir düzen getirenler Hippokrates ve Galenos oldu.Onların ileriye sürdüğü ‘Dört Salgı’ kuramı yaklaşık ikibin yıl tıp dünyasını etki altında bırakmıştır.Bu kurama göre insan bedeninde dört tane temel unsur vardır Kan,balgam,sarı safra ve kara safra.Birtakım hastalıklar ve birtakım değişik kişilik yapılarının nedeni,bu sıvılardan birinin ya da diğerinin üstünlüğüdür.Örneğin kara safra veya balgam normalden fazla ise bu,o kişinin melankoli olmasının nedenidir.Önerilen tedavi ise iksir,banyo,perhiz veya kusturucu ilaçlardı.
*
Eski yunan tıp geleneğini sürdüren araplar oldu.Sekizinci ve onüçüncü yüzyıllar arasındaki dönemde Şam,Kahire ve Bağdat’ta deliler için akıl hastahaneleri yapılmıştı.Avrupa’da akıl hastalıklarının bakım işi hristiyanlığın yayılması ile paralel olarak gelişmiştir.Manastır ve diğer dinsel merkezler ile din adamlarının yönettiği hastahaneler tedavi görevlerini üstlendiler.
Ancak ortaçağ Avrupa halkları yoksulları,sakatları ve diğer toplumdışı kalmış kişileri olduğu gibi delileri de kendi yaşamları dışına itme eğilimi taşıyorlardı.Gene aynı dönemlerde halkın;büyücülük,dinsel sapkınlık,cadılık ve şeytana kapılma gibi saplantıları vardı.Birçok kişi,deli olarak nitelendirdikleri insanların şiddetli ve çarpıcı taşkınlıklarını bu gibi kötü güçlere yüklüyorlardı.Böylece deli olarak nitelenen insanlar işkence,hapis veya ölüm cezasına çarptırıldılar.Deliliğin büyücülük ve dinsel sapkınlıkla ilgili olduğu inancı birçok insanın suçsuz olarak ölümüne neden olmuştur.Örneğin Girolamo Savonarola adlı din ve siyaset reformisti olan bir kişi dinsel sapkınlığa bağlı deli olduğu gerekçesi ile yakılarak öldürülmüştü.
*
Ortaçağda akıl hastalığının fiziksel ve ruhsal nedenlerini az çok anlayan,aşırı akıl hastalıkları için dinlenme,yatıştırma ve müzik tedavisi öneren kişiler de vardı.Aynı şekilde delilik ile dinsel sapkınlığı birbirinden ayıranlar da olmuştu.Örneğin Johann Weyer adlı bir doktor,cadı olarak nitelenen kişilerin kötü ruhlu değil de psikozlu yaşlı kadınlar olduğunu ileri sürmüştü.Ancak o dönemlerin klise ve hukuk uzmanları böyle görüşleri reddettiler.
Bir diğer inanış ise zihinsel sıkıntıya neden olan ruhun,kafatası açılarak serbest bırakılması gereği idi.Bazı yörelerde ise akıl hastaları topluca azizlerin türbelerine götürülüyordu.
*
Onyedinci ve onsekizinci yüzyıllarda tıp bilimi ile cerrahide önemli gelişmeler başladı.Ancak akıl hastalıkları ile ilgili kuramlar aynı gelişmeyi gösteremedi.Gerçi ortaçağın vahşi uygulamaları bitmişti,ama tedavi yöntemleri gene de çok ilkeldi.Müshil,kusturma ve kan alma gibi fiziksel yöntemlerin yanısıra birtakım mekanik araçlar kullanılıyordu.Hırçın ve çılgın hastaları sakinleştirmek amacıyla özel mekanizmalar geliştirildi.Deri kayışlar,çadır bezinden ceketler,özel kelepçeler devreye sokuldu.Hastalar sandalyelere çok az hareket edecek şekilde bağlanıyorlardı.Ani ve şiddetlli korku yaratmanın ruh hastalığına yararlı etkisi olacağına inanılıyordu.Bir diğer yöntem ise hastaların suya daldırılması idi.Akıl hastalıkları ve delilik;birtakım ahlak kurallarının eksik olması,dürtülerin gereği gibi denetlenememesi,kişiliklerin yozlaşması gibi nedenlere bağlanmaya başlanmıştı.
*
Onsekizinci yüzyıldan itibaren teorilerin ileri sürülmesi hızlandı.
Benjamin Rush (1745-1813) Amerika’da ruh hekimliğinin kuruluşuna katkıkarda bulunmuştu.Ruh hastalıklarının tedavisinde kan vermenin ve mekanik aygıtlar kullanılmasının savunuculuğunu yapmıştı.Tedavide ruhsal ve fizyolojik yaklaşımların birleştirilmesini ileri sürmüştü.
Franz Mesmer (1734-1815) akıl hastalığını bedendeki manyetik sıvıların birikimi ile ilişkilendirdi.Önerdiği tedavi yöntemi ise daha da ilginçti Hastalardaki manyetik sıvıların kendisi gibi özel manyetik güçlere sahip terapistler tarafından giderileceğini öne sürmüştü.
Franz Joseph Gall (1758-1828) beyinde her biri belirli zihinsel işleve sahip olan 27 tane organ olduğunu ileri sürdü.Bu organlar ne kadar iyi çalışırsa o kadar büyük olurlardı.Böylece kafatasının büyüklüğünü etkilerlerdi.Gall’in bu görüşü bir müddet etkili oldu.Kişilik ve zihinsel denge ,kafatasının biçimi ve özellikleri ile yorumlandı.
*
Nihayet anlayışa dayalı tedavi yöntemleri ön plana çıkmaya başladı.Uzun süreden beri dağınık halde bulunan gözlem ve deneylerin birikimleri sistemli bir şekilde ele alındı.Ruh hastalıkları sınıflandırıldı.Giderek bilinç dışı keşfedildi.Fransız ruhbilimcisi Pierre Janet (1859-1947) zihinsel işlevleri bir sıra düzenine koydu.Onun teorisine göre en altta otomatik işlevsellik bulunuyordu.En üstte ise ussal,deneyimli ve bilinçli eylem bulunuyordu.Janet’in bu kuramı Jean Charcot’un hipnoz gösterilerini geliştirmesine yardımcı oldu.Sigmund Freud,bilinçdışı kuramını ileri sürerken Janet’ten yararlanmıştı.
KAYNAK:
The Joy of Knowledge Encyclopaedia

mbiterge
10-09-2007, 11:08 AM
Kaygı
Kaygı,kişinin istek ve korkularının çatışmasından kaynaklanır.Duygu ve düşüncelerin sahip olduğu gücün akacağı belli bir yön yoktur.Başka bir ifade ile,duygu ve düşüncelerin sahip oldukları güç,kaygı belirtisi olarak boşa harcanır.Bu güç,uygun bir çıkış yolu bulunursa boşa harcanma olayı ortadan kalkar.İsteklerin ve korkuların birlikte oluşması, muhtemel çatışmasını çözecek uygun bir duruma karar verip gücün bu yöne akması sağlanır.Bahsettiğimiz çözüm yolu,istek veya korku şeklinde olabilir.Burada önemli olan,kaygının kaybolmasıdır.
*
Yargılanmakta olan bir kişi,hakimin kararını beklerken elbette kaygılıdır.Kararı duyunca istek veya korkusu gerçekleşmiş olur,aynı zamanda kaygısı da biter.Karar kendi isteğine uygundur veya değildir.Korkusu da bitmiştir,çünkü sonuç ortaya çıkmıştır.Bu durum normaldir.
Kaygı nevrozu değişiktir.Hem istek hem de ona karşı koyan korku bir aradadır,çatışma halindedir.Üstelik bunların arasındaki çatışma bilinç tarafından farkına varılmaz.Kaygı belirtileri kişinin bedeninde fizyolojik olarak ortaya çıkar.Örneğin titreme ve terleme gibi.
*
Hasta kişi,kaygısını bağlayacak veya kaygısını kanıtlayacak bir neden arar.Çok önemsiz bir hata yaptığında bile bir polis gördüğünde tutuklanma korkusu duyar.Veya kendisine ulaşacak her mesaj mutlaka kötü bir haber içerecektir.Tutuklanma gerçekleşmeyince,gelen mesaj normal bir haber içeriyorsa bile kaygıları yatışmamışsa ortada bir hastalık var demektir.İşin ilginç tarafı,gelen mesaj gerçekten kötü bir haber içeriyorsa hasta haklı duruma gelecek ve korkularından kurtulmuş olacaktır.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0