4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


İlk Türkçe Gramer: Müyessiretü’l-Ulûm

mbiterge
08-08-2007, 02:59 PM
İlk Türkçe Gramer: Müyessiretü’l-Ulûm
Galip GÜNER
Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi,
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Araştırma Görevlisi

Özet

Bu çalışmada, XVI. yüzyılda Bergamalı Kadrî tarafından yazılmış olan Türkçe gramer kitabı Müyessiretü’l-Ulûm’da ortaya konulan gramer kuralları aslına sadık kalınarak Türkiye Türkçesiyle ifade edilmiştir. Bu yapılırken Esra Karabacak tarafından yayımlanan metin esas alınmıştır (KARABACAK, Esra, Bergamalı Kadrî, Müyessiretü’l-Ulûm, TDK Yay., Ankara 2002) . Eserin yazarı olan Bergamalı Kadrî’nin görüşlerine ve verdiği örneklere birebir uyulmuştur. Böylece eser Osmanlı Türkçesi üzerinde araştırma ve çalışma yapacaklar için daha kullanışlı bir hale getirilmiştir. Çalışma bir tanıtma ve inceleme niteliğindedir.

1. Giriş

Dünyanın en zengin dillerinden biri olan Türkçenin tarih içerisinde yaşadığı en önemli sorunlarından biri Türkçe gramer kitaplarının düzenli olarak yazılmamış olmasıdır.
Yazılanların çoğu ise Arapça veya Farsçadır. Büyük Türk dilcisi Kâşgarlı Mahmud’un yazdıgı Kitâbü Cevâhiri’n-Nahvi fi Lûgati’t-Türk adlı kitabı ise kayıptır.

Hâl böyle olunca Türkçenin yapısı ve işleyişi üzerinde çalışmak isteyen araştırmacılar inceleyecekleri devrin gramer özelliklerini devir eserlerinden hareket ederek çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bu da araştırmacıları ister istemez birden fazla eseri incelemeye mecbur bırakmaktadır. Oysa, değişik dönemlerde Türkçe yazılmış gramer kitapları olsaydı, Türkçe üzerinde daha sağlıklı incelemeler yapma imkânı olabilirdi.

Işte bu açıdan, incelemeye çalışacağımız Müyessiretü’l-Ulûm Kâşgarlı Mahmud’un kayıp eserinden sonra Türkçe yazılmış ilk gramer kitabımızdır. Eser XVI. yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman’ın veziri Ibrahim Paşa’ya sunulmak üzere Bergamalı Kadrî tarafından kaleme alınmıştır.

2. Amaç ve Yöntem

Müyessiretü’l-Ulûm’un Lâtin harflerine aktarılmış metni 2002 yılında Türk Dil Kurumu yayımları arasından çıkmıştır (Yrd. Doç. Dr. Esra KARABACAK, Bergamalı Kadrî, Müyessiretü’l-Ulûm, TDK Yay., Ankara 2002).
Çalışmanın esası yayımlanan bu metin üzerine dayanmaktadır. Amaç, Bergamalı Kadri’nin ortaya koyduğu XVI. yüzyıl Osmanlı Türkçesinin genel özelliklerini gözler önüne sermek olup şöyle bir yol takip edilmiştir:

1. Ele alınan gramer kurallarının gösterilmesinde sıralama yazarınınkiyle aynı tutulmuştur.

2. Kurallarla ilgili görüşler ve örnekler aslına sadık kalınarak Türkiye Türkçesiyle ifade edilmeye çalışılmıştır.

3. Yazarın fikirleri ve ortaya koyduğu örnekler Türkiye Türkçesiyle ifade edilirken metnin aslında geçtikleri yerler parantez içerisinde gösterilmiştir.

3. Inceleme

Kelime (10/11)

Kelime ister kullanılsın ister kullanılmasın söylendiginde kendisinden bir anlam çıkarılan sözdür (10/12). Insanın dile getirip söyledikleri iki kısma ayrılır (11/4): Bir kısmı kelimedir, bir kısmı ise anlamsız, boş sözlerdir. Boş sözlerin (mühmelât) anlamı olmaz (11/6); deyz gibi, meyz gibi, çeşen, meşen ve bunlara benzeyen daha ne varsa (117). Kelime, anlamsız sözlerin zıddıdır; çünkü söylendiğinde ondan bir anlam hasıl olur (11/8). Er gibi (11/9). Insan er dese bununla sakalı, bıyığı olan ve aklı kemale ermiş kişiyi kasteder (11/10). Bildi dese bununla geçmiş zamanda olmuş ve kişinin bildigi bir işten haber verir (12/3, 4, 5).

Kelime Çeşitleri (Taksîmi’l-kelimeti)

Kelime çeşitleri üçe ayrılır: Isim, fiil ve bağlaç (12/12).
Isim, söylendiğinde kendisinden bir anlam çıkarılan ve üç zamandan biriyle çekimlenemeyen kelimedir (13/1). Er desek, ‘avrat desek onunla bir anlamı, manayı kastederiz ve üç zamandan herhangi biriyle söylemeyiz.

Fiil, söylendiğinde ondan bir anlam çıkarılmakla kalmayıp aynı zamanda üç zamandan biriyle de çekimlenebilen kelimedir (13/1, 2, 3). Bildi gibi (13/3). Geçmiş zamanla bildi dediğimizde bununla kişinin geçmiş zamanda olup da bildiği bir işten haber verdiğini anlarız (13/4, 5). Bilür desek şimdiki zamanda olan bir işi kastederiz (13/7, 8). Bile desek gelecek zaman ile gelecekte olacak bir işi kastederiz (13/10, 11).

Bağlaç ise ancak başka bir kelimeye ulandığında anlam kazanan kelimedir (14/3, 4). Üzre gibi. Üzre bağlacının anlamı üstünlüktür; ancak sadece üzre demekle asıl anlam ortaya çıkmaz. Tam üzre veya yir üzre ya da gök üzre deriz. (14/5, 6, 7).

Fiil Kipleri

Geçmiş Zaman (el-Mâzî) (17/1)

Geçmiş zaman, işin geçmişte işlenmiş şeklidir. Bildi gibi (17/2, 3). Bildi dedigimizde işin geçmiş zamanda yapıldıgı anlaşılmaktadır (17/3). Fiillerin geçmiş zamanı iki şekilde yapılır: Biri bilinen, malûm (etken); diğeri bilinmeyen, meçhul (edilgen) geçmiş zamandır (17/5). Bilinen geçmiş zamanda işi yapan bellidir. Bilinmeyen geçmiş zamanda ise işi yapan söylenmez, sadece yapılan iş zikredilir. Bundan dolayı bilinmeyen, meçhul denilmiştir (17/6, 7, 8, 9, 10).

Çekimi (20/3-6):
Bildi
Bildiler
Bildüñ
Bildüñüz
Bildüm
Bildük

Bilinmeyen, Meçhul (Edilgen Fiille) Geçmiş Zaman (Fi’l-i mâzî-i mechûl) (21/10)

Bilinmeyen, meçhul geçmiş zaman fiil kök ya da gövdesinden sonra -l- ve -n- getirilerek yapılır. Bilindi , yazıldı gibi (21/10, 11, 12).

Çekimi (22/11, 12; 23/1):
Bilindi
Bilindiler
Bilindüñ
Bilindüñüz
Bilindüm
Bilindük

Şimdiki Zaman (Etken Fiille) (el-Hâlü‘l-ma‘lûmü’l-muttarıda) (23/1)

Iş, içinde bulunulan zamanda yapılmaktadır. Mastardan sonra -r getirilerek yapılır.

Çekimi (23/2- 7):
Bilür
Bilürler
Bilürsün
Bilürsiz
Bilürem
Bilürüz

Edilgen fiille (el-Hâlü’l-mechûlü‘l-muttarıda) (23/11)

Bilinür (23/11)
Bilinürler (23/12)

Olumsuz Çekimi (Ma‘lûm-ı nefyi’l-hâl) (25/1, 4)

Mastardan sonra -mAz getirilerek yapılır (24/11; 25/1-4).

Bilmez
Bilmezler
Bilmezsin
Bilmezsiz
Bilmezem
Bilmezüz

Edilgenin Olumsuz Çekimi (Mechûl-i nefyi’l-hâl) (25/5-9)

-mAz’dan önce -n- veya -l- getirilerek yapılır. Bilinmez, yazılmaz gibi (26/1).

(25/5-9)
Bilinmez
Bilinmezler
Bilinmezsin
Bilinmezsiz
Bilinmezem
Bilinmezüz

Şimdiki Zamanın Hikâyesi (Hikâyet-i hâliyye-i teşkîkiyye)

(26/2) (26/5-8)
Bilmez imiş
Bilmezler imiş
Bilmez imişsin
Bilmez imişsiz
Bilmez imişem
Bilmez imişüz

Şimdiki zaman ekinden sonra imiş sözünün getirilmesiyle yapılır. Şüphe, başkasından işitme, sonradan öğrenme anlamları katar (26/10, 11, 12). Örn. ‘ilmi olıvirüp bilmez imiş didi. Bu durum sadece şimdiki hâle özgü değildir. Başka şekil-leri de vardır; bilür imiş, bilmek imiş, bilici imiş, bilinmiş imiş, bir kerre bilmek imiş, bir dürlü bilmek imiş, bilmecük imiş, bilmeğe mensûb imiş, bilicirek imiş gibi (27/3, 4, 5, 6).

Bilinen geçmiş zamanda bu kullanım yürürlükte degildir: bildi imiş, bilmedi imiş, ne ‘aceb bildi imiş gibi kullanımlar uygun değildir (27/7, 8, 9). Çünkü bilinen geçmiş zamanda verilmiş bir hüküm vardır; oysa imiş şekli şüphe ifadesi taşımaktadır (27/11,12). Emirde de kullanılmaz. Ancak isimlere eklemek mümkündür: er imiş, Zeyd imiş gibi (27/12; 283, 4, 5).

Olumsuz Gelecek Zaman (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı nefy-i müstakbel) (28/5)

İşin gelecekte yapılmayacağını gösteren zamandır (28/6, 7). Bu zamanda işi gelecekte yapmayacak kişi bellidir (28/8, 9). Fiil kök ya da gövdesinden sonra –mA getirilerek yapılır: Bilmeye, oqumaya gibi (28/11, 12; 29/1, 2, 3).

Çekimi (29/4-7):
Bilmeye
Bilmeyeler
Bilmeyesin
Bilmeyesiz
Bilmeyem
Bilmeyevüz

Gelecek zaman ifade eden başka bir zaman daha vardır: Bilmeyiser, oqımayısar gibi (29/8, 9). Olumlu şekli -IsAr ile yapılır. Sonu ünlü ile biten bir fiile eklendiginde araya -y- girer. Oqıyısar gibi. Ünlü ile bitmiyorsa girmez. Biliser gibi (29/12, 13; 30/1, 2).

Olumsuz Gelecek Zaman (Edilgen Fiille) (Mechûl-i nefy-i müstakbel) (30/7)

İşi gelecek zamanda yapmayacak kişi belli değildir (30/8, 9, 10.). Işi yapmayacak kişinin söylenmemesiyle onu bilinmez yaparız. Zaten edilgenin, meçhulün anlamı da budur (30/11, 12). -mA ekinden önce bir -n- veya -l- getirerek yaparız. Bilinmeye, yazılmaya gibi (30/12; 31/1).

Çekimi (30/2-5):
Bilinmeye
Bilinmeyeler
Bilinmeyesin
Bilinmeyesiz
Bilinmeyem
Bilinmeyevüz

Diğer gelecek zamanın edilgeni şu şekilde yapılır:

Bilinmeyiser, yazılmayısar gibi.

Pekiştirilmiş Olumsuz Gelecek Zaman (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı te‘kîd-i nefy-i müstakbel) (31/8)

Olumsuz gelecek zamanla çekimlenmiş fiilden önce hergiz veya ebedî getirilerek yapılır. (31/11, 12)

Çekimi (32/1-7):
Hergiz bilmeye
Hergiz bilmeyeler
Hergiz bilmeyesin
Hergiz bilmeyem
Hergiz bilmeyevüz
Artuq görmeye
Şimdiden girü görmeye
Ebedî görmeye
Hîç görmeye
Ašlâ görmeye
Qat‘â görmeye
Ilâ gayri’n-nihâye görmeye

Pekiştirilmiş Olumsuz Gelecek Zaman (Edilgen Fiille) (Mechûl-i te‘kîd-i nefy-i müstakbel) (33/9)

Bu zamanda işi yapacak olan belli değildir (34/3, 4).

Çekimi (33/9-12; 34/1):
Hergiz bilinmeye
Hergiz bilinmeyeler
Hergiz bilinmeyesin
Hergiz bilinmeyesiz
Hergiz bilinmeyem
Hergiz bilinmeyevüz

Üçüncü Şahsın Emri (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı emr-i gayib) (34/9)

Üçüncü şahsa yani hazır olmayan, bulunmayan kişiye emretmek için kullanılır. (34/11, 12). Var söyle fülân kimseye iş işlesün gibi (35/ 3, 4). Fiil kök ya da gövdesinden sonra -sün getirilerek yapılır(35/7).

(35/8)
Bilsün
Bilsünler

Gelsüne, gitsüne şekli de vardır (38/12). Bu şekilde emirle beraber gizli bir istek anlamı da vardır. Gelsüne, niçün gelmez dedigimizde hem gelmesini emrede-riz hem de niçin gelmediginin sebebini ögrenmek isteriz (39/1, 2, 3).

Üçüncü Şahsın Emri (Edilgen Fiille) (Mechûl-i emr-i gayib) (41/1)

-sün emir ekinden önce -n- veya -l- getirilerek yapılır (41/5, 6). Bilinsün, yazılsun gibi (41/6).

(41/1)
Bilinsün
Bilinsünler

Üçüncü Şahsın Olumsuz Emri (Etken Fiille) (Muttarıda-i ma‘lûm-i nehy-i gayib) (41/6-8)

Üçüncü şahsa işi yapmaması konusunda emretmektir.
Bilmesün gibi (42/12).

(41/6-8)
Bilmesün
Bilmesünler

Üçüncü Şahsın Olumsuz Emri (Edilgen Fiille) (Mechûl-i nehy-i gayib) (43/4)

Üçüncü şahsın olumsuz edilgen emrinde işlenmeyecek iş ya da nesne söylenir; işi yapacak kişi söylenmez (43/7, 8).

(43/5-6)
Bilinmesün
Bilinmesünler

Birinci ve Ikinci Şahısların Emri (Etken Fiille) (Muttarıda-i ma‘lûm-ı emr-i hâzır) (44/1)

(44/1-3)
Bil
Bilüñ
Bileyin
Bilelüm

Bulunan yani hazır olan kişilere emir için kullanılır (44/4, 5). Işi yapması için emredilen kişi bilinir (45/4). bile, oqıya şekilleri de vardır; ancak burada emirle beraber istek anlamı da bulunmaktadır (45/6, 7, 8). Ayrıca bu çekimin şu kullanılışları da mevcuttur:

bilseñe, oqusaña (Serzeniş anlamı vardır), (45/12)
bile gör, añlayu gör (Emirle beraber gizli bir istek anlamı vardır.), (46/2, 3, 4)

bilecegüñ var (i)se gör, añlayacaguñuz var ise görüñ (Emirle beraber gizli bir istek anlamı vardır.), (46/7, 8)

bile bil, añlayu bil (Emirle beraber gizli bir istek anlamı vardır.), (47/1)

Kimi zaman emri pekiştirmek için ikinci şahsa -gil, -gıl getirilir (47/5). Gelgil, oqıgıl gibi (47/5).

bilseñene, oqısañana (Emirle birlikte gizli bir istek ve serzeniş anlamı vardır), (49/4,5)
gel otur, gel yaz (Emirle beraber gizli bir istek anlamı vardır.), (49/8, 9)

mbiterge
08-08-2007, 03:00 PM
Birinci ve Ikinci Şahısların Emri (Edilgen Fiille) (Mechûl-i emri’l-hâzır) (49/12)

İşi yapacak kişi değil, yapılacak iş bellidir. bilin, yazıl gibi (50/3, 4, 5, 7, 8).

(50/1-2)
Bilin
Bilinüñ
Bilineyin
Bilinelüm

Birinci ve İkinci Şahısların Olumsuz Emri (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı nehy-i hâzır) (51/5)

Emredilen kişi işi yapmaktan men edilir. Işin yapılmaması emredilen kişi bellidir (52/1, 2). Kimi zaman ikinci şahsa -gil, -gıl getirilerek emrin pekiştirildiği de olur: gelmegil, oturmagıl gibi (54/11, 12).

(51/6-9)
Bilme
Bilmeñ
Bilmeyeyin
Bilmeyelüm

Birinci ve İkinci Şahsın Olumsuz Emri (Edilgen Fiille) (Mechûl-i nehy-i hâzır) (55/1)

İşi yapmayacak kişi söylenmez; yapılmayacak olan iş söylenir (55/4, 5, 6).

(55/2-4)
Bilinme
Bilinmeñ
Bilinmeyeyin
Bilinmeyelüm

Zaman İsmi (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı ism-i zamân) (63/8)

bilecek sözünün zaman ismine getirilmesiyle yapılır. Kişi işin hangi zamanda yapılacağını bilir ve anlar (64/8).

(63/9-10)
Bilecek zamân
Bilecek zamânlar

Zaman İsmi (Edilgen Fiille) (Mechûl-i ism-i zamân) (64/4)

Zaman isminin etken fiili bulunup, bilecek sözünün /./cim’inden önce -l- veya -n- getirilerek yapılır (65/8, 9, 10).

(65/5-6)
Bilinecek zamân
Bilinecek zamânlar

Yer İsmi (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı ism-i mekân) (65/10)

(65/11-12)
Bilecek mekân
Bilecek mekânlar

Etken fiille yapılan yer isminde etken fiilin yer ismine bağlılığı vardır. qoyacaq qab, girecek ev, oturacak yir, baglayacaq biz, tolduracaq kise gibi (66/6, 7). ekinlik, šoganlıq, šarımsaqlıq gibi kelimeler de mekân ismidir. ekinlik ekecek yer, šoganlıq šogan dikecek yir, šarımšaqlıq šarımšaq dikecek yir demektir (66/10, 11, 12; 67/1, 2, 3, 4, 5, 6). Türkçede ne kadar çok fesahat ve belâgatin olduğu da buradan anlaşılabilir; zira ekecek yir demek yerine ekinlik denilmektedir. -lik ve -lıq sözleriyle ekecek yir, dikecek yir sözleri kısaca ifade edilir.

Yer İsmi (Edilgen Fiille) (Mechûl-i ism-i mekân) (67/11)

(67/11-12)
Bilinecek mekân
Bilinecek mekânlar
Mekân isminin etken fiili bulunup bilecek sözünün /./cim’inden önce -l- veya -n- getirilerek yapılır (68/2, 3, 4)

Alet İsmi (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı ism-i âlet) (68/4)

(68/5-6)
Bilecek âlet
Bilecek âletler

Alet, onun vasıtasıyla öznenin iş yaptığı veya öznenin yaptıgı işi tümlece ulaştıran nesnedir (68/7, 8, 9). Örneğin ayak kişinin yürümesini sağlar, kalemle kişi kitaba yazı yazar (68/10, 11, 12).

Alet isminden önce bilecek veya buna benzer bir söz getirilerek yapılır. yüriyecek ayaq qabı, yazacaq kalem gibi; ancak qova ki anuñ ile su çekerler dedi-gimiz zaman da alet ismi yapmış oluruz (69/8, 9, 10, 11, 12; 70/1, 2).

Alet İsmi (Edilgen Fiille) (Mechûl-i ism-i âlet) (70/2)

(70/3-4)
Bilinecek âlet
Bilinecek âletler

Alet isminin etken fiili bulunup bilecek sözünün /./cim’inden önce -l- veya -n- getirilerek yapılır (70/6, 7, 8).
Küçültme İsmi (İsm-i tasgîr) (70/8)
Küçültme ismi (İsm-i tasgîr), küçültülmüş isim demektir. Küçültme iki kısımdır. Biri mastarın/fiilin (bilmecük, añlamacuq gibi) öbürü de isimlerin küçült-mesidir (70/9, 10, 11).

İsimlerin küçültmesi, sonlarına -cügez, -cugaz; -cük, -cuq getirilerek yapılır. ercügez, qılcugaz; etmecüq, peynircük gibi. Sonu -q ile biten kelimelere -caq şeklinde gelir ve kelimenin sonunda bulunan -q düşürülür. balıcaq, šucucaq gibi. Ancak bunların asılları balıqcuq, šušuqcuqtur (71/2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12; 72/1, 2)

Ilgi/Aitlik İsmi (Etken Fiille) (Ma’lûm-ı ism-i mensûb) (80/6)

İlgi isminde, isimle sahibi arasında bir ilgi/aitlik bağı vardır (80/7, 8,9). Örneğin bag “bag” kelimesini iki şekilde tasavvur ederiz. Biri ilgili biri ilgisiz. Ilgisiz tasavvurda bag kelimesiyle sadece yalın anlamda bag “bag” ismini tasavvur ederiz. Ilgili tasavvurda bagı “bagı” sahibiyle birlikte düşünüp Zeyd’üñ bagı veya ‘Amr’uñ bagı deriz (80/10, 11, 12; 81/1, 2, 34).

Yapılışı (82/5-8):
Bilmege mensûbdur
Bilmege mensûbdurlar
Bilmege mensûbsun
Bilmege mensûbsız
Bilmege mensûbem
Bilmege mensûbuz

Bundan başka kelimenin sonuna -lu/-lü getirilerek yapılan bir ilgi ismi da-ha vardır. Bašralu “Basralı”, Kûfelü “Kûfeli” gibi.

Ilgi/Aitlik İsmi (Edilgen Fiille) (Mechûl-i ism-i mensûb-i muttarıda) (84/1)

(84/2-5)
Bilinmege mensûbdur
Bilinmege mensûbdurlar
Bilinmege mensûbsın
Bilinmege mensûbsız
Bilinmege mensûbem
Bilinmege mensûbuz

Tekrar Zarfı (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı bina‘-i merre) (84/9)

Tekrar zarfının özneyle, işi yapanla ilgisinin olması durumudur. bir kez bilmek dedigimizde sadece bir defa bilmek kastedilir. kerreyi çıkarıp bir bilmek, iki bilmek desek bu tekrar zarfı olmaz (85/12; 86/1, 2, 3).

(84/10-11)
Bir kerre bilmek
Iki kerre bilmekler
Kerrâtıla bilmekler

Tekrar Zarfı (Edilgen Fiille) (Mechûl-i binâ’-i merre) (88/11)

(88/12)
Bir kerre bilinmek
Iki kerre bilinmek
Kerrâtıla bilinmek

Durum Zarfı (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı binâ-i nev‘) (89/6)

Nev‘ dürlü (türlü, çeşitli) anlamındadır (89/8).

(89/7)
Bir dürlü bilmek
Dürlüler ile bilmekler

Durum Zarfı (Edilgen Fiille) (Mechûl-i binâ-i nev‘) (93/4)

Durum zarfının özneyle, işi yapanla ilgisi yoktur (93/6).

(93/4-5)
Bir dürlü bilinmek
Dürlüler ile bilinmekler

Üstünlük Ismi/Pekiştirilmiş Isim (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı ism-i tafzîl) (93/7)

Üstünlük ismi (İsm-i tafzîl) artırılmış demektir (93/8, 9). Kelimeye, fazlalık, üstünlük anlamı vermek için -raq/-rek getiririz (93/11). idicirek, oqıyıcıraq (raq) gibi (93/12).
dervîşrek, yohsûlraq; qıpqızıl, gömgök, qapqara, apaq, yemyeşil, šapšarı gibi şekillerde de bir üstünlük vardır (94/59; 96/2, 3).

Düzgün, Sıralı Üstünlük Ismi (Muttarıda-ı ma‘lûm-ı ism-i tafzîl) (96/12)

(97/1-5)
Bilicirekdür
Bilicireklerdür
Bilicireksin
Bilicireksiz
Bilicirekem
Bilicireküz

Fülân kimse qatı delüdür, yâxûd ziyâde ušludur dedigimiz zaman da üs-tünlük yapmış oluruz (97/1-7).

Üstünlük Ismi (Edilgen Fiille) (Mechûl-i ism-i tafzîl) (97/7)

(97/8-11)
Bilinicirekdür
Bilinicireklerdür
Bilinicireksin
Bilinicireksiz
Bilinicirekem
Bilinicireküz

Şaşma Fiili (Etken Fiille) (Ma‘lûm-ı fi‘l-i ta‘accüb) (98/3)

Şaşma fiili bir kimsenin hayret uyandıracak bir iş yaptığı durumlarda kullanılır. Örneğin bir kimse bir konuda son derece üstün ve hoş bilgiler ortaya koyduğunda ne ‘aceb bildi deriz (98/8, 9, 10, 11).

Etken şaşma fiilinde işi yapan kişi söylenir. Fiilin geçmiş zaman kipi bulunup başına ne ‘aceb, ‘aceb, xoş, hay…hay (hay bildi hay gibi) sözler getirilerek şaşma fiili oluşturulur (99/1, 2, 3, 4, 5).

(98/4-7)
Ne ‘aceb bildi
Ne ‘aceb bildiler
Ne ‘aceb bildüñ
Ne ‘aceb bildüñüz
Ne ‘aceb bildüm

Şaşma Fiili (Edilgen Fiille) (Mechûl-i fi‘l-i ta‘accüb) (100/11)

Edilgen şaşma fiilinde işi yapan kişi söylenmez, böylelikle bilinmemiş o-lur. Fiilin edilgen geçmiş zamanı bulunup başına ne ‘aceb sözünün getirilmesiyle yapılır (101/4, 5, 6, 9, 10, 11, 12).

(100/11-12; 101/1-4)
Ne ‘aceb bilindi
Ne ‘aceb bilindiler
Ne ‘aceb bilindüñ
Ne ‘aceb bilindüñüz
Ne ‘aceb bilindüm
Ne ‘aceb bilindük

Cins İsim (İsmi’l-cins) (102/1)

Cinsin ismi demektir. Geneli ifade eden isimdir. insân gibi, feres gibi. (102/2, 3, 4, 5, 6)

Şahıs İsimleri (Esmâ’i’l-eşhâs) (102/7)

Şahıs ismi, bilinen ve tek olan bir şey için söylenen sözdür. ‘Amr, Zeyd, Bašra, Kûfe gibi (102/7, 8, 9, 20, 11). Cins isimler geneli, şahıs isimleri ise özeli ifade eden kavramlar için söylenmiştir (103/2, 3).

Belirli ve Belirsiz Isim (Ismi’n-nekire ve’l-ma‘rife) (103/10)
Nekire bilinmeyen, ma‘rife ise bilinen, belli bir nesneye denir. Bir kimse er geldi veya ‘avrat geldi dediginde yeryüzündeki bütün erkekleri veya kadınları ifade etmiş olma ihtimali bulunur (104/3, 4, 5).

Belirli isimler herkesin bildigi varlıklar için söylenir.
Zeyd, ‘Amr, Bašra, Kûfe gibi (104/9, 10). Her şahıs ismine belirli isim diyebiliriz; ancak her bilinene (ma‘rifeye) şahıs ismi diyemeyiz. Örnegin Zeyd’ün gulamı “Zeyd’in kölesi” dedi-gimizde köleyi kastederiz, kölenin ismini kastetmeyiz (104/12; 105/1, 2, 3, 4).

Sayı İsimleri (Esmâ’i’l-a‘dâd) (105/6)

Sayı için söylenen sözlere denir. bir, iki, üç, dört, beş, altı, yidi, sekiz, toquz, on vd (105/7, 8, 9, 10).

Zamirler (Muzmarât) (107/10)

Terim olarak zamir, bilinmeyen varlıklar için kullanılan isimlere denir (108/11). Bilinmeyen için söylenen o, konuşulan için söylenen sen, siz; konuşan için söylenen ben, biz gibi (107/12; 108/1, 2).

Zarflar (Esmâ’i’z-zurûf) (109/1)

Kelime anlamı olarak zarf içinde yemek yenilen kap demektir. Dil bilgi-sinde ise fiilin onun içinde gerçekleştigi kelimedir (109/1, 2, 3, 4).

Zarflar ikiye ayrılır: Zaman zarfları ve yer zarfları. Yer zarfları da kendi i-çinde sınırları çizilmiş bir yeri anlatan zarflar ile sınırları çizilmemiş yerleri anlatan zarflar olmak üzere ikiye ayrılır. duraq, mekân, öñ, ard, šag, šol, alt, üst, aşaga, yuqaru, qat, yan, orta, aralıq, çevre, yüksek, alçaq, öte, berü gibi zarflar sınırsız zarflardır. ev, mescid, dâr, Mekke, Beytu’l-muqaddes gibi zarflar ise sınırları belli bir yeri anlatan zarflardır (109/8, 9, 10, 11, 12; 110/1, 2, 3).

Zaman zarfları da yer zarfları gibi sınırlı veya sınırsızdır. sâ’at, quşluq, öy-le, ikindü, axşam, yatsu, šabâh, gice, gündüz, hafta, ay, yıl gibi zarflar sınırlı zarflardır. vaqt, zamân gibi zarflar ise sınırsız zarflardır (110/5, 6, 7, 8, 9).
Bu zarflar fiille beraber kullanılan, fiilin içinde işlendigi kelimelerdir. na-mâz qıldum gicede, namâz qıldum gündüzde, namâz kıldum mescidde gibi (110/10, 11, 12). Bu kelimeler fiille beraber kullanılmadıklarında cins isimlerdir. šabâh vaqt-i mübârekdür, mescid şerîf maqamdur gibi (111/2, 3, 4, 5).

Soru Isimleri (Esmâ-i istifhâmi) (112/12)

Soru, bir nesneyi bilmek istemektir. Bir kimse Zeyd geldi mi? dediginde Zeyd’in gelip gelmedigini bilmek istemektedir. Zeyd qandadur? diye sordugunda onun yerini ögrenmek istemektedir. Zeyd nicedür? dediginde onun durumunu, hâ-lini sormaktadır (113/1, 2, 3, 4, 5).
-mi fiillere ve gerek cins gerekse şahıs ismi olsun isimlere gelerek soru yapar.

qanda? “nerede?”, qandan? “nereden?”, kimdür? “kimdir, hangi kişidir?”, ne geldi? “hangi şey geldi?”, nedür? “nedir?”, nere? < ne ara (ara yer anlamında-dır) “neresi?”, nicedür? “nasıldır?”, nite? “nasıl?”, qaçdur? “kaç tanedir?”, niçeyedür? “kaç tanedir?”, qanqı? “hangi?”, qanı? “nerede?” başlıca soru isimle-ridir (114/1-12; 115/1/10).

Isim Tamlaması (Muzâfi ve’l-muzâfi ileyh) (115/11)

Terim olarak tamlama bir ismi başka bir isme baglamak demektir. Zeyd’üñ gulâmı “Zeyd’in kölesi”, ‘Amr’uñ oglı “Amr’ın oglu” gibi. Zaman zaman tamlaya-nın ekini kaldırıp Zeyd oglı “Zeyd oglu”, ‘Amr oglı “Amr oglu” denildigi de olur. Bu tamlamalarda Zeyd ve ‘Amr tamlayan, gulam ve oglı tamlanandır. Türkçede tamlayan tamlanandan önce gelir (116/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7).

Tamlanan olan kelimenin sonu ünlü (esreli, üstünlü veya ötreli ise) ile biti-yorsa -sı, -si, ünsüz ile bitiyorsa -ı, -i getiririz. evüñ örtüsi “evin örtüsü”, quş yavrısı “kuş yavrusu”, bag alması “bag elması” gibi (117/5, 6, 7,).
Tamlayan olan kelimenin sonu ünsüz ile bitiyorsa -Uñ, ünlü (esreli, üstünlü veya ötreli ise) ile bitiyorsa -nUñ getiririz. almanuñ ležžeti “elmanın lezzeti”, yavrınuñ semizi “çocugun saglıklısı”, örtünüñ qalını “örtünün kalını” gibi (117/10, 11, 12; 118/1, 2, 3).

Özne ve Nesne (Fâil, Mef’ûl) (119/1)

Işi yapan kişiye özne denir. oqıdı Zeyd “Zeyd okudu.”, yazdı ‘Amr “Amr yazdı.”, mühreledi Bekir “Bekir cilâladı.” dedigimizde okuma, yazma ve cilâlama işlerini yapan Zeyd, Amr ve Bekir öznedir (119/3, 4, 5, 6, 7).

Öznenin yaptığı işten etkilenen, işlenen varlık ise nesnedir. oqıdı Zeyd qâgıdı “Zeyd kâgıdı okudu.”, yazdı ‘Amr mektûbı “Amr mektubu yazdı.” dediğimizde ise qâgıt ve mektûb nesnedir (119/10, 11, 12).

Hâl (Hâl) (124/1)

Hâl, fiilin gerçekleştigi zamanda öznenin veya nesnenin durumunu belirler. sefere gitdüm yayaq “Yolculuga yaya olarak gittim.” dedigimizde yayaq iken “ya-ya olarak” öznenin durumunu göstermektedir (124/12; 125, 1, 2).
urdum Zeyd’i ata binmiş iken “Zeyd’i ata binmişken vurdum.” cümlesinde ata binmiş iken “ata binmişken” nesne olan Zeyd’in hâlini ortaya koymaktadır (125/3, 4, 5, 6).
Özne ve Yüklem (Müstedâ ve Haber) (127/1)
Zeyd saxîdür “Zeyd cömerttir.”, ‘Amr pintidür “Amr pintidir.” dedigimiz-de haklarında hüküm verdigimiz Zeyd ve Amr öznedir (127/4, 5).

Zeyd babası qâyimdür “Zeyd’in babası vekildir.” örneginde Zeyd özne, babası ikinci özne, qâyimdür ise ikinci öznenin yüklemi olur (127/6, 7, 8).

Anlamı olan faydalı söze, kelâma cümle denir (127/10, 11). Cümle dört çe-şittir (128/7-12; 129/1-7):

1. Isim cümlesi: Yüklemden önceki kısmı isim olan cümledir. Zeyd urucıdır “Zeyd vurucudur.”, Zeyd urdı “Zeyd vurdu” gibi.

2. Fiil cümlesi: Önce gelen kısmı fiil olan cümledir. bildi ‘Amr “Amr bil-di.” gibi.

3. Zarf cümlesi: Önce gelen kısmı zarf olan cümledir. evdedür Zeyd “Zeyd evdedir.”, gökdedür melek “Melek göktedir.” gibi.

4. Şart cümlesi: Önce gelen kısmı şart olan cümledir. eger baña ikrâm iderseñ ben de saña eylerin “Eger bana ikramda bulunursan ben de sana ikram ederim.” gibi.
Işaret Zamirleri (Ismi’-l işâret) (129/7)
Işaret etmek için söylenen isimlerdir. o, bu, şu, onda, işde, şunda gibi. ora-da < o arada, şura < şu ara gibi (129/8, 9, 10, 11).

4. Sonuç
Bu çalışmayla Müyessiretü’l-Ulûm’daki önemli gramer kaideleri örnekler-de asıllarına baglı kalınarak Türkiye Türkçesiyle ortaya konulmuştur. Böylece Müyyesiretü’l-Ulûm’un kısa ve anlaşılır bir şekli çıkarılmıştır. Bu yönüyle çalışma araştırmacılar için daha faydalı ve kullanışlı bir hâle getirilmiştir.

KAYNAKÇA
KARABACAK, Esra, Bergamalı Kadrî, Müyessiretü’ül-Ulûm, TDK Yay., Ankara 2002.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0