4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Heykel ve Heykeltraş'lık hakkında herşey

mbiterge
07-06-2007, 04:32 PM
Heykel

Heykel sanatsal bakış açısıyla meydana getirilmiş üç boyutlu formlara denir. Heykel temelde mekanın kapsanması, kavranması ve mekan ile ilişki kurulması ile ilgilenir.

Genellikle insan, hayvan ya da nesnelerin heykelleri yapılır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Taş ve küçük kaya parçası
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.ahşap gibi malzemelerden yontularak yapılabileceği gibi; kil, Kil Islandığı zaman çeşitli şekiller alabilen, geçirimsiz yumuşak yağlı bir toprak. Yeryüzünde (havanın kayalara olan tesiriyle meydana gelen), yer kabuğunun az veya daha derin yerlerinde tabakalar halinde mineral yataklarında dağılmış kütleler halinde bulunur. Keza göl ve okyanusların dibinde, çöllerin altında ve nehir deltalarında rastlanır.

Kil, yumuşak ve çok ince tanecikli (kumdan ince) bir materyaldir. Kil mineralindeki atomlar ya bir kafes veyahut bir zincir dizilişi şeklindedir
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.balmumu gibi ara malzemelerden modellenerek, BALMUMU Alm. Bienenvachs, Fr. Cire, İng. Wax. Arıların peteklerini yapmak için karın halkaları arasından saldıkları yumuşak sarı veya daha koyu madde. Bunun yanında sanayide hazırlanan maddeye de balmumu denir. Umumiyetle balmumu deyince arının hazırladığı petekteki mum anlaşılır. Arılar karın halkaları arasındaki deri altı bezlerinden salgıladıkları maddeleri, arka ayakları ile alıp çenelerinde yoğururlar ve bunlarla petek yaparlar. Balmumu elde etmek i
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.bronz ve BRONZ Alm. Bronze, Fr. Bronze, İng. Bronze. Bakırın önemli bir alaşımı. Önceleri bakır ve kalaydan meydana gelen bakır alaşımlarına bronz denilmekteydi. Bununla birlikte bronz terimi modern kullanımda bakırın bakır-nikel, bakır-berilyum ve bakır-çinko (pirinç) alaşımı dışındaki bütün alaşımları için kullanılmaktadır. Pirinç bakırın çinkoyla yaptığı alaşımdır. % 10 çinko ihtivâ eden pirince ticârî bronz da denilmektedir. Bronz târihî bir öneme sâhiptir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.tunç gibi metallerden dökülebilir. bakır çinko ve kalay karışımı
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Büst, rölyef ve tors gibi heykel türleri vardır.

mbiterge
07-06-2007, 04:34 PM
Heykel Sanatı


Heykel sanatı, mekân içinde üç boyutlu estetik biçimler yaratmayı amaçlayan görsel sanat dalı.
.20. yüzyıla değin heykel, belirli nesne ya da konulan betimleyen, hareket etmeyen ve kunt hacim ya da kütlelerden oluşan bir sanat olarak kabul edilirdi. 20. yüzyılda, betimsel olmayan daha soyut ürünlerin ortaya çıkması, hareketin temel bir öğe olarak kullanıldığı kinetik (devingen) heykelin gelişmesi, kunt hacimlerin içlerindeki ve aralanndaki boşluklann önem kazanması, heykel sanatının kapsamını da genişletmiştir. Çağdaş heykelciler amaçlan-na uygun her türlü malzeme ve yönteme başvurmaktadırlar. Bu da günümüz heykel sanatını belirli malzeme ya da tekniklerle sınırlamayı olanaksız kılar. Mekân içinde kendi başına var olan serbest heykelin yanı sıra, bir yüzeyin aynlmaz parçası olan kabartma heykel de heykel sanatı kapsamında değerlendirilir.

Michelangelo, Bernini,
Pisanello, Degas ve Picasso gibi birkaç sanat dalında birden ürün vermiş sanatçılann yapıtlan, heykel sanatının, başka görsel sanat dallarıyla yakın ilişkisini ortaya koyar. Heykelin bezeme öğesi olarak da kullanılması nedeniyle, heykel sanatı eskiden beri mimarlıkla yakın ilişki içinde olmuştur. Bazı kabartma heykeller resim, çizim, oymabaskı gibi sanatlara yakındır. Işık-gölge karşıtlığından yararlanan serbest heykeller de resim sanatına yaklaşır. Heykel ile metal işleri ve çanak çömlek arasında da kesin bir sınır çizmek çok zordur; birçok metal işinde ya da çanak Çömlekte, bir heykelde bulunabilecek bütün özellikler vardır. Günümüzde endüstri tasa-nmcılanyla heykelcilerin yaptıkları işler de gittikçe birbirine yaklaşmaktadır.

.Heykeller çoğu zaman başka sanat yapıtları ya da ortamlarla ilişki içindedir ya da kabartma heykelde olduğu gibi, onlann aynlmaz bir parçasıdır. Büyük boyutlu heykeller genellikle mimari yapılan tamamlar. Bahçe ya da park gibi açık alanları bezemek için de heykel sanatından yararlanılır. Dayanıklı ve kalıcı olmaları nedeniyle, bir kişinin ya da olayın anısını yaşatmak için de anıt heykeller yapılmıştır. Mezar taşları, lahitler, bir olayın anısına dikilen sütunlar, zafer takları bunlara örnek gösterilebilir.Heykel sanatsal bakış açısıyla meydana getirilmiş üç boyutlu formlara denir. Heykel temelde mekanın kapsanması, kavranması ve mekan ile ilişki kurulması ile ilgilenir.

mbiterge
07-06-2007, 04:34 PM
Heykel ve heykelciliğin tarihçesi


Heykel ve heykelciliğin tarihi eski zamanlara kadar uzanır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, maden vs. gibi çok çeşitli malzemeden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır. Bunlar ve diğer heykeller üzerinde yapılan incelemelerden, heykellerin büyük bir kısmının çeşitli kavimlerin ilah olarak tanıdıkları varlıkları tasvir ettikleri, bazılarının kral-Batı uygarlığında, halkı yöneten tek güç ve otorite olan erkek yönetici.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.kraliçe gibi hükümdar ailelerini, kahramanları ve kahramanlık olaylarını, bilim, sanat ve sporda meşhur olmuş kimseleri, bir kısmının da çeşitli insan ve hayvanları tasvir ettikleri anlaşılmıştır. Tarihi araştırmalar, ilk heykelin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında herhangi bir netice vermemektedir.

Tarihi çok eski olduğu bilinen heykel ve heykelciliği bu derece yaygınlaştıran asıl sebep, inançtır. Çeşitli devirlerde yaşamış insanların tapındıkları ve ilah tanıdıkları şeylerin ağaç, taş, maden üzerine işlemeleri ve ibadetlerini bunlara karşı yapmaları, heykel ve heykelciliğe cemiyet hayatında geniş yer verilmesine yol açmıştır.

İlk çağ topluluklarında sanatçılar genellikle bir geleneği devam ettirir. Ortaya konan eser, toplumun ortak malı olarak kabul edilir. Dolayısıyla eserler sanatçıları değil üretildikleri kavim ve toplulukların adıyla anılırlar.

'''İlk çağ heykelciliğinin özellikleri'''

Tarımsal faaliyetlerin başlamasıyla birlikte, verimsizlik sorununa çare olarak, Magna Mater (Ana Tanrıça) heykelcikleri yapılmıştır. Bu heykelciklerin malzemesi ağaç ya da topraktır.

Heykeller genel olarak aynı duruşu sergiler, kişisel özellik taşımazlar. Baş oranları vücudun geneline göre büyüktür.

Üç boyutlu heykellerde bile uzuvlar çizilerek gösterilir. Heykel yüzeyleri çizilerek süsleme yoluna gidilir.

mbiterge
07-06-2007, 04:34 PM
Heykel yapımında Malzeme


MALZEME. Üç boyutlu bir biçim verilebi-l lecek her malzeme heykel yapımında kulla-1 nılabilir. Bunlar arasında en yaygın olanlar! taş, ahşap, metal, kil, fildişi ve alçıdır. Ta§, j özellikle de mermer, tarih boyunca anıtsal 1 heykellerin temel malzemesi olmuştur. Yan I değerli taşlar da küçük boyutlu heykellerini malzemeleri arasındadır. Hem yumuşak} hem sert ağaçlar heykel yapımında kullara-1 lir. Yaygınlıkla kullanılan metaller ise de-i mir, bakır, kurşun, altın ve gümüş ile pirinci ve tunç gibi alaşımlar, birçok çağdaş heykel- î de ise alüminyum ve paslanmaz çeliktir. Çanak çömlek, kullanılan kilin özelliklerine i ve pişirilme sıcaklığına göre seramik, sert) seramik ya da porselen olarak sınıflandırılır.; Bu üç tür de heykel yapımında kullanılır. Düşük ateşte pişirilen, özellikle de kırmızı; ya da oksit sarısı kilden yapılan heykellerse > pişmiş toprak (terra-eotta) olarak adlandın-lir. Paleoh'tik Çağ sanatçıları kili pişirmeden de heykel ve kabartma yapmışlardır. Uzakdoğu ve Akdeniz'deki pek çok uygarlıkta yaygınlıkla kullanılan fıldişinin yanı sıra, boynuz ve kemik de Paleolitik Çağdan beri küçük boyutlu heykellere malzeme oluşturmuştur. Alçı, özellikle de "Paris alçısı" adıyla bilinen bir tür kalsiyum sülfat, heykelcilikte yaygınlıkla kullanılır.

Temel malzemelerin dışında, heykel yapımında çok çeşitli başka malzemeler de kullanılır. Beton, hem sert ve dayanıklı, hem de ucuz olduğundan, açık hava heykellerinde ye duvar bezemelerinde giderek taşın yerini almaktadır. Ayrıca cam yünü, balmumu, papiermâche (zamklı kâğıt hamuru) ye doğal ya da yapay birçok başka madde ya da nesne de heykele malzeme oluşturabilir.

mbiterge
07-06-2007, 04:35 PM
Heykelcilikte usul ve teknikler


Heykelci hem çizici hem de uygulayıcıdır. Heykelcilerin bazıları sadece ellerine verilen şekilleri ya oyarlar veya dökerler. Heykelcilikte; oyma, biçimleme, inşa ve birleştirme, döküm, bitirme gibi teknikler vardır.

;Yontma: Heykelci tek parça bir kütleyi istenen düzen içinde şekillendirir. Taş ve O, yeryüzünün en ünlü heykeli... Kimilerine göre Marslıların Dünyamıza armağan ettiği bir dev, kimilerine göre ise Firavun Cheops’un aslan biçimini almış görüntüsü... En çok ziyaret edilen arkeolojik mekanların basinda gelen sfenks, kirik burnunun ve altindaki geçitlerin sirrini günümüzde de koruyor...

Ünlü bilmeceyi bir başka sfenks sordu: Kanatli ve Yunanlı bir sfenks... Bu bilmeceni cevabi ayni zamanda insanlığın en ünlü gizemi. Soruyu soran Oidipus mitinde geçen Yunanli bir sfenks.

;Modelleme: Şekillendirilebilir heykel malzemelerinin elle ya da çeşitli aletlerle biçimlendirilmesi. Bunların maddesi kil, Kil Islandığı zaman çeşitli şekiller alabilen, geçirimsiz yumuşak yağlı bir toprak. Yeryüzünde (havanın kayalara olan tesiriyle meydana gelen), yer kabuğunun az veya daha derin yerlerinde tabakalar halinde mineral yataklarında dağılmış kütleler halinde bulunur. Keza göl ve okyanusların dibinde, çöllerin altında ve nehir deltalarında rastlanır.

Kil, yumuşak ve çok ince tanecikli (kumdan ince) bir materyaldir. Kil mineralindeki atomlar ya bir kafes veyahut bir zincir dizilişi şeklindedir
balmumu ve BALMUMU Alm. Bienenvachs, Fr. Cire, İng. Wax. Arıların peteklerini yapmak için karın halkaları arasından saldıkları yumuşak sarı veya daha koyu madde. Bunun yanında sanayide hazırlanan maddeye de balmumu denir. Umumiyetle balmumu deyince arının hazırladığı petekteki mum anlaşılır. Arılar karın halkaları arasındaki deri altı bezlerinden salgıladıkları maddeleri, arka ayakları ile alıp çenelerinde yoğururlar ve bunlarla petek yaparlar. Balmumu elde etmek i


;Birleştirme: Önceden şekillendirilmiş malzeme ve parçaların usulüne uygun olarak biraraya getirilmesidir.Birleştirme heykelcilikte, Alçıtaşının, yani bihidrat kalsiyum sülfatın, 150ºC gibi çok düşük bir ısıda neminin alınmasıyla alçı elde edilir. Pişirme işi bazen kuru havalı fırınlarda (sabit veya dönen), bazen de nemli havalı fırınlarda (sabit veya dönen) sürekli yahut aralıklı şekilde yapılır.

Ticarette kullanılan alçı karışık bir üründür, çünkü içinde değişik miktarlarda kalsiyum sülfat, anhidritler veya hidritli maddeler bulunabilir ve ona göre de nitelikleri değişebilir.

Eskiden kalkerli bir katkı olarak kabu
.kumaş, Kumaş Elbise yapımında veya döşemecilikte kullanılan ipek, yün, keten vb. dokumaların genel adı. Kumaşı ilk olarak adem aleyhisselam kullandı. Hazret-i adem yeryüzüne indirildiğinde Allahü teala Cennet’ten ona birer çift koyun, keçi, öküz ve deve gönderdi. Bunlardan birini boğazlamalarını ve yününden hazret-i Havva’nın eğirmesini, bunu dokuyarak kendisine hırka, hanımına gömlek yapmasını emretti. O zamandan beri insanların örtünme ihtiyaçlarını karşılamak için kumaş yapmak ve kullanılır h
saç, çıta, kalas, formika, cam, Cam Alm. Glas (m), Fr. Verre (m), İng. Glass. Silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan saydam ve kırılgan madde. Genellikle alkali ve toprak alkali silikatlardan meydana gelen cam, bâzan borat ve alüminatlar da ihtiva eder.

Camın ilk defâ ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmiyor. Çok eski bir târihe sâhip olduğu bir gerçektir. Üzerinde târih olan en eski cam ise M.Ö.1551-1527 yılları arasında yaşayan Firavun Amenhotep’e âit olan iri bir boncuk
ip, metal borular vb. maddeler kullanılır.

;Döküm: Kil, balmumu gibi ara malzemeyle yapılan heykellerin çeşiltli döküm teknikleri kullanılarak; bronz gibi dayanıklı malzemeyle dökülmesidir.

;Bitirme işi: Bitmiş heykelleri perdahlama, cilalama, boyama ve yaldızlama gibi uygulamaların yapılmasına denir.

mbiterge
07-06-2007, 04:35 PM
Konu


KONU. İnsan figürü, eskiden beri heykel sanatının temel konusu olmuştur. Dinsel figürler (örn. Buda Ve Hindu tannları, İsa, Meryem, azizler, Yunan tanrıları; Siyah Afrika, Yakındoğu ya da Kolomb öncesi Amerika gibi kültürlerde tannlar, ruhlar yada mitolojik varlıklar), efsaneler, kahramanlıklar ve dinsel öyküler de heykel sanatının başlıca konulanndandır. Özellikle Roma heykel sanatında önemli bir yer tutan portrecilik (tam boy portreler, portre büstler, sikke ve madalyonlann üstündeki portreler),
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Rönesans'tan bu yana Batı heykel sanatının önemli bir dalıdır. Heykel sanatında aynca hayvanlar, insan ve hayvan figürlerine dayanan düşsel yaratıklar, bitkiler, manzaralar yaygınlıkla işlenmiş, mimari arka planlara da yer verilmiştir. Betimsel olmayan heykelin iki türü vardır. Bunlardan ilkinde, doğa betimlenecek bir nesne gibi değil, yeni biçimlere ulaşmak için bir kaynak olarak kullanılır. Rönesans "Yeniden doğuş" anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bir süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa'ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır. Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu. 1)Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir, 2)İnsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir, 3)İnsanın sürekli faal olması şerefli birşeydir ve 4)Gerçek güzeldir. Bu anlayışlara bağlı olarak da yaşadığımız dünya o kadar ilgi çek
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Brancusi, Raymond Duchamp-Villon, Henri Laurens, Umberto Boccioni, Jacques Lipchitz gibi öncü çağdaş heykelcilerin yapıtlan bu türe girer. Salt soyut heykel olarak da bilinen öteki tür ise, heykelcinin mekân, hacim, çizgi, renk, doku gibi öğeler konusundaki soyut düşüncelerine dayanır. Jean Arp, Antoine Pevsner, Naum Gabo ve daha sonra Robert Morris, Donald Judd, Phillip King gibi heykelcilerin yapıtlan bu türe örnek gösterilebilir.

mbiterge
07-06-2007, 04:35 PM
Öğe ve ilkeler


ÖĞE VE İLKELER. Heykelde mekân ve kütle olmak üzere iki temel öğe yardır. Mekân, heykelde üç biçimde etkili olur: Heykelin kütlesi mekân içinde bir yer kaplar ya da hareket eder, heykelin içinde girinti ya da boşluklar oluşturacak biçimde mekânı kuşatır ya da çeşitli parçalan birbirleriyle mekân içinde ilişkiye girer. Heykelde kütle ya da mekâna verilen önem, üründen ürüne büyük değişiklik gösterir. Örneğin Mısır heykel sanatında ve 20. yüzyıl heykelcilerinden Constantin Brancusi'nin çoğu yapıtında kütle ön plandadır. Antoine Pevsner ya da Naum Gabo gibi çağdaş heykelcilerin saydam plastik levhalardan ya da ince metal çubuklardan oluşan yapıtlarındaysa kütlenin önemi azalır. Heykel sanatının öbür öğeleri hacim, yüzey, ışık, gölge ve renktir.

Heykel sanatının ilkeleri üsluptan üsluba değişir. Belli başlı heykel üsluplan arasındaki ayrım, bu üslupları tanımlayan tasarım ilkeleri arasındaki farklılıklara dayanır. Bu tasarım ilkeleri, heykelcilerin yönlendirme, oran, ölçek, eklemlenme ve denge gibi temel sorunlara yaklaşımını belirler. Heykeli oluşturan biçimlerin çevreyle, izleyiciyle ve birbirleriyle ilişkisi açısından konumlandırılması (yönlendirme), eksenler ve varsayımsal düzlemler aracılığıyla gerçekleşir. Eksen, simetrik ya da simetriğe çok yakın bir hacim ya da hacimler grubunun odak noktasısından geçtiği varsayılan çizgidir. Varsayımsal düzlemler ise, bir tanesi önde, iki tanesi iki yanda, bir tanesi de yatay durumda olmak üzere dört tanedir; bunlar hacimli eksen ve yüzeylerin hareket, konum yel yönünü belirlemeye yarar. Bir heykelini ölçeği, çevredeki başka nesnelerin boyutları (ya da Antik Çağ ye ortaçağ heykellerinde olduğu gibi, kişinin sosyal konumu) gözönüne alınarak belirlenir. Heykelin çeşitli öğelerinin bir araya getirilme biçimi ise eklemlenme olarak adlandınlır.

mbiterge
07-06-2007, 04:35 PM
Yöntem ve teknikler


YÖNTEM VE TEKNİKLER. Heykelci hem tasarımcı, hem de uygulayıcıdır. Ama özellikle büyük tasarımlarda her iki işlevi birden heykelcinin yerine getirmesi zor olabilir. Bazı tasarımlarda heykelci, yalnızca mimar ya da endüstri tasanmcısı gibi çalışır; heykelin gerçekleştirilmesini bütünüyle uygulamacı (örn. döküm ustası) yerine getirir. Hatta büyük boyutlu heykellerin yerleştirilmesinde (örn. New York kentindeki Özgürlük Anıtı) mühendislere de gerek duyulabilir.

Heykel yapımında kullanılan başlıca teknikler oyma, biçimlendirme, inşa ve birleştirmedir.

Oyma. Kullanılan malzeme ne olursa olsun, doğrudan oyma tekniğinin temel özellikleri değişmez: Heykelci tek parça bir kütleyi, belirli bir düzen içinde işleyip küçülterek istediği biçime dönüştürür. En eski çağlardan beri birçok ünlü heykelci bu tekniği kullanmıştır. Ama 19. ve 20. yüzyıllarda Batı'da, taş ve bazen de ahşap heykellerde dolaylı oyma yöntemi kullanılır olmuştur. Bu yöntemle heykelin önce kilden yapılan modelinden alçı kalıp alınıp döküm yapılır, daha sonra da nokta makinesi kullanılarak bu örnekten asıl taş ya da ahşap heykel elde edilir. Taş oyma heykellerde çelikten çeşitli kalemler kullanılır. Ayrıca keskilerden, noktalardan, özel matkaplardan, dişli çekiç ve tokmaklardan ve özellikle günümüzde motorlu pnömatik araçlardan yararlanılır. Ahşap oyma heykellerde kullanılan araçlar arasındaysa balta ve testerenin yanı sıra çeşitli keskiler, ıskarpelalar, törpü ve eğeler yer alır.
Biçimlendirme. Heykel sanatında, yoğrula-bilir malzemelere elle biçim verilmesine biçimlendirme denir. Bu yöntemde kullanılan başlıca malzemeler kil, balmumu ve alçıdır. Metal ve ahşap araçlardan da yararlanılmakla birlikte, malzemeye asıl biçim veren sanatçının elleridir. Mısır ve Yakındoğu'da bulunan tarihöncesi çağlardan kalma kil heykelcikler, biçimlendirmenin çok eski bir teknik olduğunu gösterir. Bu teknik oyma tekniğinin tersine, malzemenin eksiltilerek değil, artırılarak biçimlendirilmesine dayanır. Gene oymadan farklı olarak, biçimlendirme sırasında yapıtta bazı düzeltmeler yapılabilir. Yoğrulabilir malzemeyle oluşturulan bir tasanm metal, alçı, beton gibi daha sert ve dayanıklı malzemelerden yapılacak heykeller için model olarak kullanılabilir, nokta makinesiyle aslı taşa geçirilebilir.

Birleştirme. Bu yöntemde, önceden biçimlendirilmiş malzeme parçalan bir araya getirilir. Tek bir malzeme kütlesinin kullanıldığı oyma ve biçimlendirme yöntemlerinden farklı olarak, birleştirme yönteminde metal borular, çubuklar, levhalar ya da sac, çıta, kalas, formika, cam, kumaş, tel ya da ip gibi çok çeşitli malzemeler kullanılabilir. Birleştirme terimi daha çok, buluntu nesnele-rin(
) ya da hazır nesnelerin(
) bir araya getirilmesiyle yapılan heykeller için kullanılır. Oksijen kaynağının heykel yapımında kullanılması, günümüz metal heykelciliğine büyük bir yenilik getirmiştir. Metal heykellerde, kaynağın yanı sıra lehimleme ve dövme gibi teknikler de kullanılır. (Ayrıca bak. birleştirme.)

Döküm. Bu yöntemle özgün heykeller oluşturulabileceği gibi, var olan heykellerin kopyalan da yapılabilir. Döküm yapmak için genellikle kilden yapılmış özgün model, sıvı alçıyla kaplanır. Alçı donunca, kesilerek kil modelden ayrılır. Bu kalıp temizlenip yeniden birleştirildikten sonra alçı ya da beton gibi donma özelliği taşıyan bir maddeyle doldurulur. Son olarak kalıp yontularak döküm heykelin çevresinden alınır. Birden fazla döküm yapılmak istendiğinde, jelatin, vinil ya da kauçuk gibi esnek malzemelerden kalıp kullanılır. Döküm metal heykellerde ise ya yitik mum yöntemine(
) başvurulur ya da kumla kalıplama yapılır.

Bitirme işlemi. Heykelleri bitmiş hale getirmek için perdahlama, cilalama, boyama, yaldızlama, altın ya da gümüşle kaplama gibi işlemler uygulanır. Taş, özellikle de mermer heykellere perdahlama ve cilalama; ahşap heykellere ise cilalama, boyama ve yaldızlama uygulanır. Eski Yunan'da mermer heykellerin boyandığı bilinmektedir. Metal heykellerin yüzeyinde kimyasal yollardan pas etkisi elde edilebilir. Ayrıca metalden ya da özel olarak hazırlanmış başka malzemelerden yapılmış heykeller elektroliz yoluyla krom, gümüş, altın, bakır ve nikel gibi metallerle kaplanabilir. Metal heykellerin bezenmesinde aside yedirme baskı, oyma, mine işi, kakma gibi teknikler de kullanılabilir.

mbiterge
07-06-2007, 04:35 PM
Mısır heykel sanatı


Kültür alanında otuz yüzyıl boyunca süreklilik gösteren Mısır’da heykeltıraşlar ağaç, granit, bazalt, profir gibi dayanıklı malzemeler kullandılar. Tapınakların ve mezar anıtlarının iç ve dış cephelerini heykeller ve rölyeflerle süslemişlerdir.

Mısır’da heykelcilikte zaman içinde gelişen bir üslupçuluk söz konusudur. Bu üsluplaşma özellikle figürlerin duruşlarında ve vücudu kaplayan kumaşların yapımında kendini gösterir.
Figürler genel olarak durgun ve hareketsizdir. 1- Genel olarak, bir şeyin ya kimsenin varlığına, bir iddianın doğruluğu­na inanma, biri için güven besleme durumu. 2- Yine genel bir çerçeve içinde. özü itiba­riyle temsili bir karaktere sahip olup, bir önermeyi kendisine içerik olarak alan, ama son çözümlemede iradi davranışın kontrolü altında bulunan, zihin hali.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Frontal duruş hâkimdir. Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır. Heykelin ortasından bir çizgi çekilirse iki eşit parça elde edilir. Kollar vücuda yapışık şekilde aşağıya sarkar, eller yumruk şeklindedir.

Mısır heykelcileri çok büyük ve sert taşlar yontuyorlardı. Bu durum onları çalışmalarında sadeleşme yapmaya yöneltti. Dolayısıyla heykellerde adale, kas gibi detaylar görülmezken, yüzlerde de ifade de yoktur. Yalnızca mezarlara, dini inançlar gereği konan heykeller, ölünün ruhuna ev sahipliği yapacağından sahibine benzemesi zorunluluğu taşır.

Kral heykelleri sert taşlardan yapılırken, yumuşak taşlardan ve ağaçtan yapılan prens, rahip ve memur heykelleri bulunur.

Yeni imparatorluk döneminin en güzel eser, Amerna şehrinde bulunan Kraliçe Nefertiti’ye ait olan büsttür. Sanatçısı bir yanda geleneğe bağlı kalmaya çalışırken, bir yandan da modelinin şahsi özelliklerini betimlemeye çalışır. Gize piramidinin yanında bulunan Sfenks heykeli ise eski krallığın krallarından olan Kefren’nin portresini taşır.

Rölyefler daha çok tapınak ve mezarların duvarlarını süsler. Mısır rölyefleri daima bir olayı anlatır. Rölyeflerde baş, kollar, ayaklar, bacaklar ve gövde profilden; gözler ve omuzlar ise cepheden gösterilir.

mbiterge
07-06-2007, 04:36 PM
Roma heykel sanatı


Romalılar bu alanda yaratıcılık gösterememişlerdir. Yunanistandan heykeller getirtmişler ve bunları kopyalayarak çoğaltmışlardır. Buna karşılık portrecilikte başarı göstemişlerdir. Bu durum dini geleneklerle bağlantılıdır. Roma geleneklerine göre ölen bir kişinin yüzünün balmumundan kalıbı alınır ve cenazeden sonra evin bir köşesinde saklanırdı. Özellikle cumhuriyet döneminde portrecilik çok gelişmiştir. Bu dönemde oldukça gerçekçi bir üslupla
yapılan portrelerde; her türlü yüz ifadesi ve şahsi özellikler başarıyla işlenmiştir.

Romalılar zaferle döndükleri seferler sonarsında, kazandıkları başarıları simgeleyen anıtlar dikmeyi adet edinmişlerdir. Belirli zaman ve yerde gerçekleşen olayları anlatan kabartmalarla üslü bu anıtların en önemlileri Augustos döneminde Roma’da yapılmış olan barış sunağında bulunur. Bir diğer önemli anıtsa İstanbul Sultanahmet meydanındaki Teodesius obeliskidir (m.ö. 4yy.). bu anıtın kaide kısmında imparator maiyetiyle beraber hipodrom locasında görülür. Kabartmanın merkezinde imparator bulunurken, diğer figürler imparatora yakınlıklarına derecelerine göre yerleştirilmiştir.

mbiterge
07-06-2007, 04:36 PM
Yunan heykel sanatı


Yunan heykelinde, kişisel özellikler değil, ortak ideal tip önemlidir. İdeal yüzler, ideal ölçülere uygun insan vücutları Yunan heykelinin başlıca özelliğidir. Başlangıçta kil, taş fildişi, kemik ve tunç gibi malzemelerden ilkel heykelcikler ortaya koyan Yunan heykelcileri zaman içerisinde bunu geliştirmişlerdir. Heykel sanatının gelişmesine ve anıtsal heykeltıraşlığın ortaya çıkmasının nedenleri arasında olimpiyatlarda başarı kazanan atletlerin heykellerinin dikilmesi geleneği, gelişen mimariye bağlı olarak, tapınakların taştan yapılması ve bunların iç ve dış cephelerinin, kabartmalarla süslenmesi sayılabilir.

Yunan heykeli karşıtlıklar ve bunun yarattığı dinamizm üzerine kuruludur. Baş başka, kollar ve bacaklar başka başka yönlere bakarlar. Bu durum gösteriyor ki Yunan heykelcisi vücut nüansları üzerinde çalışmıştır.

Yunan heykelcileri örtü altından hissedilen gövdenin formunu ortay çıkarmanın çekiciliğini fark etmişlerdir. Bundan dolayı, gizlerken göstermek yunan heykelciliğinde bir motif olmuştur.

M.Ö. 7. ve 6. yy.da iki büyük heykeltıraşlık ekolü görülür:

•Girit Pelepones

•İyonya

Yunan heykelciliği üç bölümde incelenebilir:
• Antik Çağ (m.ö. 490–460)
• Klasik Çağ
• Helenistik Devir (m.ö. 330–30)

'''Antik çağ'''

Bu dönemden itibaren vücudun ağırlığının bir bacak üstüne verildiği, böylelikle frontal duruşun değiştiği görülür. Bu yeni duruşun gelişmiş örneğine Olimpiya Zeus tapınağında rastlanır.


'''Klasik çağ'''

Bu dönem Panteon tapınağının içinde bulunan altın, fildişi Athena heykelini yapan heykeltıraş Fidyas ile en parlak çağına ulaşmıştır. Bu heykel kaybolmuştur. Günümüze kalan ise zamanında Romalıların yaptığı kopyadır. Sanatçı en çok tanrı heykelleri yapmıştır.


'''Helenistik çağ'''

Bu dönemde portrecilik gelişmiştir. Özellikle devlet adamlarının portreleri yapılmıştır. Bunlar arasında Büyük İskender portreleri ve bunların sanatçısı Lisppos öne çıkar. Sanatçı o zamana kadar uygulanmakta olan oranlar sistemini değiştirmiştir. Baş küçülmüş, gövde uzamış, baş vücudun 1/6’i olmuştur.

DENİZ GÜLDİKEN
08-06-2007, 11:28 PM
mbiterge!heykel üç boyutlu değildir,heykel dört boyutludur,ZAMAN BOYUTUnu untmamalısın.AN'ı yakalamaktır.minimalist heykeller 2 boyutlu olmasına rağmen zaman boyutu eklendiği için 3.boyut yalnız minimalist heykellerde geçerlidir.Bezemeciliği yakıştıramadım.Bezemecilik biraz zanaata kaçar.Bu işin % 1 ilhamsa da %99 u alınteridir.Heykeli heykel yapan salt tekniği yada kullanılan malzemesi demek değildir.Heykeli heykel yapan sanatçısıdır,ruhtur,estetiktir.Sanatdan önce sanatçı gelir.ELve beyin koordinasyonu mutlak önemlidir.Eliniz beyninizin dediğini yapmıyorsa sanat eseri yerine ucubeler yaratırsınız.Bu süreç hiç bitmeyen bir öykü gibi belirli bir disiplinle elinizi ve beyninizi beslemenizle oluşur,2 günde Vangogh olanlara zaten lafım yok onlar zaten bir numara her yerde çıkıp döktürüyorlar,biz sanatçılarrr şeklinde,ancak 2 günde mikelanj olunmayacağı acı ve açık bir gerçektir,deli gibi anatomi bilmeniz gerekir,onları büyük,unutulmaz ve farklı kılan bu özelliklerini ellerine yansıtmalarıdır.Bilmek başka birşeydir,yapabilmek uygulayabilmek bambaşka birşey.Bakmak,görmek,görünenin ötesine geçebilmek bezemecilikten süslemecilikten ötede birşeydir.HER ÖZ BİR BİÇİMİN İÇİNDE SAKLIDIR.BİÇİMİ OLUŞTURMAK İÇİN ÖZÜ BİLMELİSİNİZ.Hadi ben kol yapayım yaa allah deyince olmaz siz olduğunu sanırsınız da yanlış hesap bağdattan döner gelir,humerusun yerini bilmeden üst kolu femuru bilmeden de bacağı konduramazsınız,adamlar adam olana kadar kadavralar incelemişler,öyle laylay laylom deyince David heykeli ortaya çıkmamış,on yıl yanında yatmış mermer bloğun,kopardığını ekleyemiyeceğin bir malzemedir mermer hata affetmez,bin kere vurursun laf dinlemez binbirinci vuruşta koca bloğu aniden dağıtabilirsin kötü bir damara rastlamışsan.yada tam tersi tık! diye sevinçli bir duyabilirsin,insanın doğaya hakim olma isteğinin heykele yansımış versiyonudur bu,onu bunu bilmem ben milli maçta rakip takıma atılan gol sevincini yaşarım her tık!da,çünkü her zaman tıklamaz,koca bir kalıp paramparça ve sen lanetler yağdırırken ortalık yerde acaba biri duydumu küfrettiğimi diyecek hali bile kalmaz bazen insanın.EEEE SONRA BİRİ ÇIKAR BUNUN KAŞININ ÜSTÜNDE GÖZÜ VAR DERSE ,LÜTFEN BİRİLERİ ELİMDEKİ KESKİYİ YADA ÇEKİCİ ALSIN,YENİ BİR ADAM YONTULACAK DEMEKTİR.BURASI ŞAKA ELBETTEKİ ELEŞTİRİ OLACAK TABİKİ,BUNLAR DA ÇOK İNSAFSIZLAR ABİ YA,BİR TAŞLAMADIKLARI KALIYOR.'BU NEMİŞ Kİ YAA' CEVAP:BORU.

MAVERİK
10-07-2007, 08:22 AM
hamaney!heykelseverler çoğalsın,teşekkürler arkadaşlar,bilgi kaynıyorsunuz,bize bişey kalmamış söyliyecek,ben biraz çalışiiim

mbiterge
10-07-2007, 09:06 AM
sendende bekleriz arkadfaşım bilğilerini paylaş bizimle;)


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0