4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Ünlü Ressamlar

mbiterge
23-05-2007, 01:45 PM
Claude Monet
http://www.artlex.com/ArtLex/b/images/beret_monet.selfpor.lg.JPG

Fransız ressamı (1840-1926).

Paris'te doğan Monet, Gleyre'in atölyesine girdi ve orada Renoir, Sisley ve Bazille ile dostluk kurdu. Monet başlangıçta çok güçlük çek­ti. Resmi Salon'dan geri çevrilen tab­lolarının çoğu (Kırda Öğle Yemeği, Le Havre'da Teras), alıcı bulamadı. Birkaç yıl sonra, insan resimleri çizmekten vazgeçti ve yeteneği manza­ra resimlerinde gelişti.

Özellikle Sen Irmağı kıyılarında (Bougival, Argenteuil) resim yapma­yı seviyordu. Tablolarında, suyun sü­rekli hareketini, üzerinde oynaşan göğün kararsız yansımalarını yakalamağa çabalıyordu. Işığın etkilerini daha iyi verebilmek için yeni teknik­lere başvurdu. Renkleri analiz etme­ğe, çeşitli nüanslara ayırmağa çalıştı, bunları tuvalinde birbiri ardından fır­ça darbeleriyle üst üste getiriyordu. Yansıtmağa çalıştığı, biçimden çok, renkli izlenimlerdi.

1876'dan başlayarak Monet Fransa'­yı gezdi. Günün değişik saatlerinde gözlemlediği aynı motif üzerinde seri halinde çeşitlemelere girişti: güneş altındaki buğday dokurcunları, Rouen Katedrali, Londra Köprüsü.

mbiterge
23-05-2007, 01:46 PM
İngres
http://www.paideyg.ee/kunstiajalugu/kunstilugu/klassitsism/ingres/pilt/03_ingres_odalisk.jpg

Jean Auguste Dominique İngres, Fransız ressamı (1780-1867).

Montauban'da doğan İngres, bir tahta oymacısının oğludur. Çocukken resimle müzik arasında karar verememişti, iki konuda da çok yetenekliydi. Bilinen ilk desenini dokuz yaşındayken yapmış, on dört yaşında da Toulouse Orkestrası'na kemancı olmuştu. Sonunda resim sanatını seçti, ama kemandan hiç bir zaman vazgeçmedi. (Fransızca'da, bir boş zaman uğraşını belirten «İngres'in kemanı» deyimi buradan gelir.)

1797'de Paris'e yerleşti ve büyük neo-klasik ressam David'in öğrencisi oldu. 1801'de Roma büyük ödülünü kazandı. İtalya'ya, Floransa'ya yaptığı bir yolculuk sırasında ilkel ressamları ve Raffaello'yu keşfetti; Toskana manzaraları birçok desenine esin kaynağı oldu.

1824'te, "Louis XIII'ün Adağı" adlı eseri büyük başarı kazandı ve İngres Paris'e döndü, orada büyük övgü ve saygı gördü. Sonra Roma'daki Fransa Akademisi müdürlüğüne atandı. İtalya'dan dönüşünde sarayın ve ileri gelenlerin resmî portre ressamı oldu. Kendi deyimiyle son günlerine kadar çalışmasını «öğrenmek için» sürdürdü.

Bazı Eserleri

Tahtında Oturan Napolyon l, Mösyö ve Madam Riviere ve Kızları, Madam de Senonnes, Din Kurbanı Symphorien, Oidipus ve Sfenks, Büyük Odalık, Türk Hamamı.

mbiterge
23-05-2007, 01:47 PM
Antonie Watteau
http://www.poster-und-kunstdrucke.de/images/product-pics/artist/hi/03k0269a.jpg
Alberto Giacometti, İsviçreli heykelci ve ressam (1901-1966). Bir ressamın oğlu olan Giacometti, kardeşi Diego'yu model diye kullanarak on üç yaşında ilk tablolarını yaptı. Cenevre ve Roma'da öğrenim gördükten sonra 1922'de Paris'e yerleşti. «Birini her gün aynı yerde görecek olsam, onu değişik değil, ama daha iyi görürüm. Ben de daha iyi görmek için çalışıyorum» diyordu. Buna rağmen duruşu, düşüncesi ve yüzü durmadan değişen insanı tasvir etmenin güçlüğünü anlamıştı.

Bunun üzerine «heykel-nesne»ler yapmağa başladı ve bir süre gerçeküstücülük akımına katıldı. 1935'e doğru yeniden insan heykellerine döndü. Durmadan Diego'nun büstü üzerinde çalıştı ve sonunda onu bir kibrit kutusu boyutlarına indirdi, kadın figürleri ise ip gibi incecik uzuyordu.

Hayatının son yıllarında yeniden insan yüzünü incelemeğe girişti ve gene Diego ile bir başka modelin, Annette'in yüzünü konu aldı. Kaba bir gerçekçiliğin ürünü olan büstler yonttu: bu büstlerdeki dehşet ya da buz gibi donmuş, anlaşılmaz sükûnet ifadesi, hayat ile ölüm arasında, sonsuza dek asılı kalmışa benzer.

1962'de Venedik bienali büyük ödülünü kazanan Giacometti'nin başlıca dünya müzelerinde eserleri vardır.

mbiterge
23-05-2007, 01:47 PM
Diego Velazquez de Silva

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/a/a4/Velazquez-Meninas.jpg/300px-Velazquez-Meninas.jpg

Diego Velazquez de Silva, İspanyol ressamıdır (1599-1660). Sevilla'da doğan Velazquez, ondaki büyük yeteneği keşfeden ve kendisini kral Felipe IV'ün gözde bakanlarından Olivares düküne tavsiye eden ressam Pacheco'nun öğrencisi oldu. Çok keskin ışık-gölge oyunlarıyla işlediği ilk yapıtları natürmortlar ve günlük yaşantıdan alınmış gerçekçi görüntülerdir.

Felipe IV'ün portresini yaparak bir anda başarıya ulaşan ve 1623'te «kralın ressamlığı»na atanan Velazquez, o tarihten itibaren, önemli resmî görevler yükleneceği Madrit Sarayı'nda parlak bir sanat hayatına başladı. Uzun yıllar krallık ailesinin, soyluların, saray erkânının ve saray cüceleriyle soytarılarının portrelerini, ayrıca dinî tablolar yaptı. Rubens'in öğütlerine uyarak, sanatını derinleştirmek için İtalya'ya gitti.

Velazquez, eserlerinde tamamıyla kişisel bir hava yaratmayı başarmıştır: içindeki gözlemcilik ruhu ve renkleri kullanmadaki büyük ustalığı sayesinde, mekân ve ışık oyunlarını en basit yollarla ve en gerçek şekliyle verebilir (Las Meninas). Bu nedenle bazı sanat tarihçileri tarafından modern sanatın öncülerinden biri olarak kabul edilir.

Eserlerinden Birkaçı

Çobanların Tapınması, İçki İçenler, İsa Çarmıhta, Mızraklar, Aynalı Venüs, Yün Eğiten Kızlar.

mbiterge
23-05-2007, 01:47 PM
Goya

http://www.alka.com.tr/alphtml/modernresim/images/goya3.jpg

Francisco de Goya y Lucientes, İspanyol ressam (1746-1828).

Zaragozalı bir yaldız ustasının oğlu olan Goya en büyük İspanyol ressamlarından biridir. İlk tablolarıyla çok başarılı bir portre ressamı olduğunu kanıtlamış, çizgilerindeki incelik, renklerdeki zarafet o çağ İspanya'sının prenslerini, soylularını ve sanatçılarını büyülemiştir. Kral Carlos IV'ün, düklerin, kontların ressamı olan Goya için o yıllar bir başarı ve zafer dönemidir.

Ne var ki, 1792'de tamamıyla sağır olan sanatçı derin bir umutsuzluğa kapılmış, insanlardan kaçarak yapayalnız yaşamağa ve eskisinden daha büyük hırsla eserler vermeğe başlamıştır. O dönemdeki resimleri, gravürleri daha sert ve saldırgan bir nitelik taşır. 1819'da, yeni bir ruhsal bunalımdan sonra Goya inatçı bir yalnızlığa gömülmüş, evinin duvarlarını kâbus gibi resimler, insanın içini karartan ürkütücü figürlerle donatmıştır.

Seksen iki yaşında, hasta ve yarı kör bir durumda son tablosunu, Sütçü Kadın'ı yağmıştı. Bu tablo, büyük bir anlatım özgürlüğü ve kusursuz bir teknikle, akıl almaz bir yaratıcı gücün belgesidir.

mbiterge
23-05-2007, 01:48 PM
Leonardo da Vinci

http://www.know-library.net/images/thumb/3/3c/300px-Leonardo_da_Vinci_Felsgrottenmadonna.jpg

İtalyan ressamı, heykeltıraşı, mühendisi, mimarı ve bilgini (1452-1519).

Floransa yakınlarında, Vinci'de dünyaya gelen Leonardo, çocukluğundan başlayarak desen, matematik ve doğa bilimleri alanında büyük bir yetenek gösterdi. Floransalı ressam, heykeltıraş ve kuyumcu Verrocchio'nun atölyesinde yetişti, resim, heykel ve dekorasyon öğrendi.

1482'de Milano'ya, Ludovico Sforza'nın sarayına giderek orada geniş çapta çalışmalara girişti: resim yaptı, heykel yonttu, Milano ve Pavia katedrallerinin mimari sorunlarıyla ilgilendi. Dük tarafından şenlikleri düzenlemekle görevlendirildi, tiyatro dekorları, şenlikler ve turnuvalar için kostümler çizip gerçekleştirdi, sarayı eğlendirmek için yeni oyunlar icat etti. Aynı zamanda matematik, jeoloji (denizdibini ve toprak aşınması olaylarını inceledi), şehircilik ve hidrolik sorunlarıyla yakından ilgilendi, "Resim Üstüne İnceleme" adlı bir de kitap yazdı.

Birinci Leonardo: Kralın Mimarı

1499'da Fransızlar Milano'yu ele geçirince Leonardo, önce Mantova ve Venedik'e, sonra Floransa'ya gitti. Ünlü Gioconda tablosunu o zaman yaptı. 1506'da Milano'ya dönerek Fransızların hizmetine girdi, sanat ve bilim çalışmalarını sürdürdü. Roma'da, Giuliano de Medici'nin yanında geçirdiği iki yıldan sonra, François I'in çağrısını kabul ederek 1516'da Fransa'ya gitti. «Kralın başressamı, mühendisi ve mimarı» olarak atandı ve Amboise yakınlarında Cloux Şatosu'na yerleşti, iki yıl sonra orada öldü.

İkinci Leonardo: Benzersiz Sanatçı

Resim, Leonardo da Vinci'nin sanatında önemli bir yer tutar. Onun bütün araştırmalarının yüce ereği resimdi. Nitekim bu amaçla yeni bir üslûp geliştirip kabul ettirdi: tuvalleri gölge ve ışık yığınları halinde işlenmiş, düzenli geometrik (üçgensi ya da piramitsi) kompozisyonlar halindedir; eritilmiş, yumuşatılmıştan kenarlar, bir çizgiyle belirlenmemiş, estomplanmıştır (hafif gölgelerle belirlenmiştir [sfumato tekniği]). Hafifletilmiş, örtülmüş olan renkler derin bir gizem ve şiir izlenimi yaratır. Leonardo resimlerinde ruhun sırlarını, tutkuları, duyguları vermeğe çalışır. İtalya'da o tarihte yeni olan bu teknikle yağlıboya resimler de yaptı.

Üçüncü Leonardo: Bilgin ve Araştırıcı

Leonardo, bilimin her alanında öncüdür. «Defter»lerinde yer alan krokiler ve notlar, olağanüstü çalışmalarının kanıtlarıdır. Bilgisi, doğaya ilişkin gözlem ve deneye dayanır. Yukarıda sözü edilen bilim dallarından başka, astronomi, botanik ve biyoloji ile de ilgilenen bilgin, cesetleri kesip inceleyerek anatomi alanındaki bilgileri de geliştirdi. Optikte ve mekanikte perspektifi, ışığı ve hareketi inceledi.

Dördüncü Leonardo: Mühendis ve Mucit

Teknik alanda yaptığı yenilikler sayılamayacak kadar çoktur, çağdaşlarınca pek az yararlanılan birçok makine projesi yapmıştır. El arabası, zırhlı savaş aracı ve tırtıllı taşıtlar onun eseridir. On kadar silâh ve makinenin de kuramsal planım yapmıştır: uçan makineler (uçağın ve helikopterin atası), su altında gidecek makineler (perdeli ayaklar, dalgıç elbiseleri, denizaltılar) gibi. Ayrı parçaların birleştirilmesiyle yapılan taşınabilir evler fikri de onundur; ayrıca birçok âlet düşünmüştür: krikolar, pompalar, saatler v.b. Tarihte, yaşamı boyunca bunca şey öğrenmiş ve keşfetmiş insan pek azdır.

mbiterge
23-05-2007, 01:48 PM
Paul Klee

http://www.geofilosofia.it/terra/Paul-Klee-Ancient-Sound.jpg

Paul Klee, Alman ressamı (1879-1940).

İsviçre'de, aralarında müzikçilerin bulunduğu bir ailede dünyaya gelen Paul Klee, öğrenimini Almanya'da yaptı; sonra Münih'e yerleşti. Önce desen ve gravürle uğraştı. İlkel sanatların ve fantastiğin çekiciliğine kapıldı, Cezanne ve Matisse'in hayranıydı. Birkaç defa Paris'e gitti, orada kübizmin ve fovizmin etkisinde kaldı. Kandinsky'nin dostuydu, Blaue Reiter ressamlarıyla da ilişki kurdu.

Işık ve Renk

Otuz beş yaşında Tunus'a bir yolculuk yaptı; orada ışığın etkisinde kalan Klee, renklerin bilincine vardı. O zaman kendine özgü bir üslûp bularak suluboya tablolar yapmağa başladı. Almanya'ya dönüşünde, Weimar'daki Bauhaus'a profesör olarak atandı (1921). Burası, bir tür güzel sanatlar ve süsleme sanatları okuluydu. Sonra Dessau'da, daha sonra da Dusseldorf Akademisi'nde ders verdi. 1933'te, Nazilerin iktidara gelmesi üzerine, buradan ayrılmağa karar verdi, Bern'e yerleşti ve ölünceye kadar da orada yaşadı.

Eserleri

İdeogramlar, Gemici Sindbad, Dehşet içindeki Deli, Senecio, Güzel Bahçıvan Kız, Beyaz Zemin Üzerinde İşaretler, Kırmızı Balon, Gaia'nın Portresi, Ölüm ve Ateş.

mbiterge
23-05-2007, 01:48 PM
El Greco

http://www.mackeyinc.com/images/Art/Burial%20Lord%20Orgaz%20El%20Greco.jpg

Domenikos Theotokopulos, «El Greco» denir, İspanyol ressamıdır (1540-1614). Girit'te, Kandiye yakınlarında doğan Domenikos Theotokopulos, sonradan vatanı olarak benimsediği ve El Greco, yani «Yunanlı» diye anıldığı İspanya'da öldü. Uzun süre unutulan bu sanatçı bugün Velazquez ve Goya ile birlikte İspanyol resminin ustalarından sayılır.

Venedik'e geldiğinde yirmi yaşındaydı; orada Bizans sanatını öğrendi ve Tintoretto ile Tiziano'nun atölyelerinde çalıştı. Sonra Roma'ya gitti, Raffaello'nun ve özellikle Michelangelo'nun eserlerine hayran kaldı. Fakat en sonunda, İspanya'nın eski başkenti olan Toledo'ya temelli yerleşti (1577) ve belli başlı eserlerini orada verdi.

El Greco gerçekçi bir ressam değildir: Bizans'lı sanatçılar gibi perspektif kurallarına hiç uymaz. Ayrıca, garip yansımalı renkler kullanır ve kişilerin hatlarını değiştirip uzatarak üslûbunun en büyük özelliği olan son derece uzun yüzler çizer. Kültürü, yaşayışı ve eserleriyle XX. yy. sanatçılarını etkileyen Greco, çağdaş resmin öncülerinden biridir.

Bazı Eserleri

Orgaz Kontunun Toprağa Verilişi, Espolio, İsa'nın Vaftizi, İsa Çarmıhta, Teslis, Apokalypsis Görüntüsü.

mbiterge
23-05-2007, 01:48 PM
Jan Van Eyck
http://www.griseldaonline.it/foto/checcoli/3A-%20jan-van-eyck-madonna-del-cancelliere-rolin-1439-parigi-louvre.jpg

Jan Van Eyck, Flaman ressamıdır (1390'a doğru-1441). Jan Van Eyck, büyük bir olasılıkla, Liege yakınlarındaki Maaseik'te doğdu. Kendisi kadar ünlü bir ressam olmayan ağabeyi Hubert Van Eyck'ın etkisiyle resim yapmağa başladığı sanılıyor.

Genç yaşta Bayernli Johann'ın sarayına, daha sonra Bourgogne dükü iyi Philippe'in hizmetine girdi. Dostu olan İyi Philippe, ona İspanya ve Portekiz'de önemli diplomatik görevler verdi. Sonrada Brugge'ye yerleşen Van Eyck, Mistik Kuzu diye anılan mihrap arkalığını o tarihlerde yaptı (1432). Kısa sürede servete ve üne kavuşan sanatçı, ölünceye kadar zengin ve gösterişli bir büyük burjuva hayatı yaşayacaktı.

Tarihçi Vasari'nin, yağlıboya resmin icadını Van Eyck'a mal etmesi büyük bir yanılgıdır. Yalnız Van Eyck'ın bu resim tekniğini geliştirdiği kesin bir gerçektir. Reçineyle karıştırdığı boyayı ince tabakalar halinde üst üste sürerek, ışık oyunlarını ve renklerin açıklığını-koyuluğunu büyük bir kesinlik ve gerçeklikle vermeyi başarmış, sonradan bütün Flaman ressamları onun bu ustalığından yararlanmışlardır.

Fakat Van Eyck'ın en büyük özelliği, Ortaçağ geleneklerinden ayrılan ilk ressam oluşudur; o zamana kadar dinsel tabloların şaşmaz bir özelliği olan simgelerle anlatımı bir yana bırakmış, resimde ilk defa günlük hayata yer vermiştir. Doğa, kişiler, her gün kullanılan ev Eşyası onun fırçasında büyük bir önem kazanır; hem içten, hem de esrarlı yönleriyle yakalayıp tablolarına aktardığı bu öğeleri inanılmayacak bir kusursuzlukla işler. Bu bakımdan, portre ve «günlük yaşantıdan tablolar» (aile ve toplum hayatından alınmış sahneler) ressamı Van Eyck, Flaman okulunun kurucusu kabul edilebilir.

Bazı Eserleri

Şansölye Rolin'in Bakiresi, Karanfilli Adam, Meryem Triptiği, Sarıklı Adam, Üç Meryem İsa'nın Mezarı Başında.

mbiterge
23-05-2007, 01:48 PM
Cemal Tollu

http://www.mkutup.gov.tr/tablolar/images/Cemal_Tollu-Pamuk_Toplayanlar.jpg

Türk ressamıdır (1899-1968). İstanbul'da dünyaya gelen Cemal Tollu, Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki öğreniminden sonra Avrupa'ya gitti; Andre Lhote, Hans Hoffmann, Fernand Leger ve Gromaire gibi ünlü hocaların atölyelerinde çalıştı (1929-1932). Dönüşünde Güzel Sanatlar Akademisi'nde Leopold Levy'ye yardımcı ve Resim Bölümü şefi oldu.

Başlangıçta Avrupalı ünlü hocaların etkisiyle konstrüktivist ve kübist eserler yapan Cemal Tollu, sonra Hitit sanatından esinlenmeğe yöneldi.

Cemal Tollu aynı zamanda bir heykel sanatçısıydı. Ama bu bakımdan verimi birkaç büstten öteye geçmedi. Ne var ki heykel sanatına duyduğu ilgi resimlerini etkilemiş, kendine özgü resim üslûbunun oluşmasında rol oynamıştı. Bu nedenle onun resimleri, üç boyut üstüne kurulu bir düzende değil, taşa yontulmuş alçak kabartmalar gibi yüzeysel bir görünüm veren bir resim-heykel bireşimidir.

Cemal Tollu aynı zamanda başarılı bir sanat yazarıydı. Yunan Mitolojisi ve Şeker Ahmet Paşa gibi kitaplarından başka, gazetelerde yıllarca haftalık eleştiri, inceleme ve denemeler yayımladı.

Bazı Eserleri

Köylüler, Portakal Bahçeleri, Kurban, Mevleviler, Köye Mektup, Balerin, Zeytin Ağacı.

mbiterge
23-05-2007, 01:49 PM
Eugene Delacroix

http://www.chess-theory.com/images1/00812_eugene_delacroix.jpg

Fransız ressamı (1798-1863).

Yazar, sanat eleştirmeni ve özellikle büyük yetenekli ressam olan Eugene Delacroix, devrim sırasında Paris yakınında, kentsoylu bir aileden doğdu. On sekiz yaşında, Güzel Sanatlar Ulusal Okulu'na girdi. Başlangıçta Raffaello'nun etkisinde kalmışken, sonradan hareket ve renk ustalarını: Michelangelo ile Rubens'i keşfetti.

Delacroix, 1822'de sergilenen Dante'nin Kayığı ile başarıya ulaştı ve pek çok eleştirmen, dehasını selâmladı. Bununla birlikte, kendinden önceki bütün resim okullarından kopma anlamına gelen bu desen cüretini, renklerdeki bu şiddeti, bu fırtınalı kargaşalığı beğenmeyenler de vardı.

Afrika'nın ve Asya'nın parlak güneşi altında Delacroix, ışığın renklerle oynadığım ve renklerin de tek başına olmayıp birbirini yorumladığını keşfedince, yeni bir yöntem geliştirdi: «püsküllemek» veya tonların bölünmesi. Doğrudan doğruya tuvale geçirilecek yerde renkler önceden karıştırılıyor, bu da sanatçıya özellikle orijinal nüanslar yaratma imkânı veriyordu. Daha sonra izlenimciler, bu yöntemden esinleneceklerdi.

ESERLERİ

Sakız Adası Katliamı, Missolongion Harabelerinde Can Veren Yunanistan, Sardanapal'in ölümü, Cezayirli Kadınlar, Fantaslas, İstanbul'un Haçlılar Tarafından Alınışı, Rebeka'nın Kaçırılışı.

mbiterge
23-05-2007, 01:49 PM
Johannes Vermeer
http://www.illusionsgallery.com/Girl-Pearl-Earring-Veemer-L.jpg

Johannes Vermeer, «Delft'li Vermeer» denir, Hollandalı ressamdır (1632-1675). Vermeer, yeni kurulan Protestan Hollanda Cumhuriyeti'nin burjuva sınıfından bir ailenin çocuğu olarak Delft kentinde doğdu. Bütün çağdaşları gibi, daha çok sarayın ya da kiliselerin siparişi üzerine, doğduğu şehirden ve çevresinden manzaralar yaptı.

Elimizde Vermeer'in sanat hayatı üstüne pek fazla bilgi yok: yaşadığı çağda ün yapan, sonra unutulan sanatçının değeri XIX. yy.da yeniden anlaşıldı. Eserlerinden pek azında imza ve tarih vardır ve ancak birkaç tablosunun kesinlikle Vermeer'e ait olduğu söylenebilir.

Bir Anı Yakalamak

Vermeer, çoğunlukla ev içi sahneleri yaptı. Bu sahnelerde hiç bir olayı anlatmağa çalışmaz: çıplak duvarlı veya duvarları bir haritayla, bir tabloyla süslü bir odada bir-iki kişinin bulunması onca yeterlidir. Sanatçının üstün yeteneği, günlük yaşantıdan alınmış bu basit sahneleri zamanın dışına çıkarak ölümsüzleşmiş birer kompozisyon haline getirir.

Ustaca dağıtılmış bir ışık içinde yüzen kişiler, kendilerini önlerindeki işe verdikleri bir hareketsizlik anında öylece donup kalmış gibidirler: İnci Tartan Kadın, terazisinin dengede olup olmadığına bakar, Sütçü Kadın, bir ölçek sütü büyük bir dikkatle boşaltır, atelyesindeki Ressam elindeki fırçayla tuvale boya sürmeğe hazırlanır. Bu etkileyici anlardan alabildiğine canlılık ve hayat taşar.

Portrelerinde (Türbanlı Genç Kız), derin ve durgun bakışlı çehre, tablonun koyu renk fonundan ayrılarak bir ışık oyununun merkezi olur. Delft'ten iki manzara resminde de Vermeer'in bu çabasını görebiliriz: ressam, kapalı bir dünyada taşlaşmış gibi hareketsiz duran kişileriyle sakin bir şehir çizer, bu ölü şehre canlılık veren tek şey ışıktır.

Bazı Tabloları

Delft'ten Manzara, Ara Sokak, Mektup Okuyan Mavili Kadın, Aşk Mektubu, Astronom, Aracı Kadın, İsa, Marta'nın Evinde, Kırmızı Şapkalı Kadın.

mbiterge
23-05-2007, 01:49 PM
Paul Gauguin
http://www.janeresture.com/tahiti_gauguin/PAUL%20GAUGUIN2.jpg


Paul Gauguin, Fransız ressamıdır (1848-1903). Paris'te doğan Gauguin, çocukluğunu Peru'da geçirdikten sonra, donanmaya girdi ve dünyayı dolaştı. Sonradan bir bankada memur oldu, sakin bir hayat sürdü: izlenimciliğin etkisinde kalan, bir hevesli, bir «pazar günü ressamı»ydı.

Sonradan kendini sadece resme adamağa karar verip bankadan ayrıldı. Büyük bir yoksulluğa düştü ve giderleri kısmak için Bretagne'da, Pont-Aven'e çekildi (1886). 1887'de yabancı ülkelere duyduğu özlem onu Panama ve Martinique'e doğru yol alan gemilere binmeğe itiyordu. İşte bu yoldan tropiklerin göz kamaştırıcı ışığını buldu, ama parasızlık yüzünden 1888'de dönmek zorunda kaldı.

Artık doğacılıktan (natüralizm) vazgeçmişti ve tamamen hayal gücüne dayanıyordu. Perspektifi bırakmış, tablolarını, renkli lekelerin koyu ve kalın bir çizgiyle sınırlandığı geniş, tek boyutlu düzeyler olarak yapmağa başlamıştı. Sonunda, Tahiti Adası'na gitmeyi başardı. Orada tam bir adalı gibi yaşıyor, güzel kadınlar resimlerinin esin kaynağı oluyordu. Gauguin'in resimlerinde bu kadınlar, sağlam ve yapılı vücutlarıyla pembe, mor, mavi karışımı sıcak ve pırıltılı renk tonları içinde yüzer.

Stilize desen ve saf renklerin kullanılışı yönünden ilkel sanatları andıran Gauguin'in tabloları, modern resim sanatının habercisi olmuştur. Gauguin, dekoratif biçimlere karşı duyduğu ilgiyi de, çeşitli heykel ve gravür çalışmalarında dile getirmiştir.

Bazı Eserleri

Viroflay'den Manzara, Vaazdan Sonraki Hayal, Sarı İsa, Bretagne'dan Manzara, Çiçekli Kadın, Ay ve Dünya, Vücutlarının Altını, Kumsalda Atlılar, Tahitili Aile.

mbiterge
23-05-2007, 01:49 PM
Raffaello
http://civserv.ing.unibs.it/utenti/salvadori/images/raffaello-lascuoladegliateniesi.jpg
Raffaello Santi veya Sanzio, italyan ressamı (1483-1520).

Urbino'da doğan Raffaello baba­sının, sonra da Perugia'da, Perugino'nun atölyesinde eğitim gördü. Ustasının ve vatanı olan Umbria'nın etkisi ona geniş manzaraların, dengeli sahnelerin ve sarı renklerin zevkini aşıladı.

1504'te Floransa'ya geldi. Leonardo da Vinci'nin eserinin tutkusuna kapılarak Grandük Meryemi'nde ve piramit biçiminde düzenlenmiş kompozisyonunda (Güzel Bahçıvan Kız), onun ışık-gölge tekniğini benimsedi.

1508'de papa Julius II tarafından Roma'ya çağrıldı. Roma İlkçağ eser­lerinin keşfiyle zenginleşen ve Michelangelo ile Venedikli ressamlardan da örnek alan sanatçı, çizgilerin güzelliğinin, renklerdeki zarafete eklen­mesinden doğan klasik ve uyumlu bir üslûp yarattı.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0