4umTurk Portal.Sizin için en iyisi Türkiye'nin incisi


4umTurkü ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.Burası sitemizin arşividir.Ana siteye giriş için lütfen yukarıdaki bannerı tıklayınız.


Türkiye'deki Tüm Tiyatro Sahneleri !!!

saadetaf
06-11-2006, 02:45 AM
TİYATRO SALONLARI

http://img171.imageshack.us/img171/5838/tiyatrovg9.jpg

İSTANBUL

İBB Şehir Tiyatroları Sahneleri
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
Darül Bedayi Caddesi Harbiye / İstanbul
0212 240 77 20

Fatih Reşat Nuri Sahnesi
Unkapanı Fatih / İstanbul
0212 526 53 80

Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi
Doğancılar Halk C Doğancılar Parkı Karşısı 81160 Üsküdar / İstanbul
0216 333 03 97

Kadıköy Haldun Taner Sahnesi
Kadıköy İskele Meydanı 81300 Kadıköy / İstanbul
0216 349 04 63

Gaziosmanpaşa Sahnesi
Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı Gaziosmanpaşa / İstanbul
0212 578 60 67

Ümraniye Sahnesi
Alemdağ Cad. Ümraniye / İstanbul
0216 461 85 22

İstanbul Devlet Tiyatrosu Sahneleri
AKM Büyük Salon
İnönü Mah. Gümüşsuyu Cad. Taksim / İstanbul
0212 245 25 90

Taksim Sahnesi
Sıraselviler Sadesi Taksim / İstanbul
0212 249 69 44

Aziz Nesin Sahnesi
Sıraselviler Caddesi No:39 Taksim / İstanbul
0212 245 25 90

Oda Tiyatrosu
İnönü Mah. Gümüşsuyu Cad. Taksim / İstanbul
0121 245 25 90

İstanbul'daki Diğer Salonlar
Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi Sahnesi
Şahkulu Bostan Sk. No: 8 Tünel Beyoğlu / İstanbul
0212 293 12 70

Profilo Kültür Merkezi
Profilo İş Merkezi içi. Mecidiyeköy / İstanbul.
0212 216 93 14

İSM 2. Kat
İstanbul Sanat Merkezi, Tarlabaşı Bulvarı,
No: 120 - 122, Beyoğlu, İstanbul
0212 251 60 60 / 0212 254 96 96

Ortaoyuncular Sahnesi
İstiklal Caddesi, Halep İş Hanı No:140 Beyoğlu / İstanbul
0212 251 18 66 / 0212 251 18 65

Oyun Atölyesi Sahnesi
Dr. Esat Işık Cad., No: 15, Moda / Kadıköy
0216 418 46 49 / 0216 345 39 39

Akbank Kültür Sanat Merkezi
İstiklal Caddesi No:16 Beyoğlu / İstanbul
0212 252 35 00

Kent Oyuncuları Sahnesi (Kenter Tiyatrosu)
Halaskargazi Caddesi, No:35 Harbiye / İstanbul
0212 246 35 89 / 0212 247 36 34

Beşiktaş Kültür Merkezi
Hasfırın Sokak No:75 Beşiktaş / İstanbul
0212 260 11 56 / 0212 227 64 63

Mustafa Kemal Kültür Merkezi Salonu
Uğur Mumcu Caddesi No.8 Akatlar / İstanbul
0212 351 93 94

Muammer Karaca Tiyatrosu
İstiklal Caddesi Muammer Karaca Çıkmazı No:3 Galatasaray / İstanbul
0212 252 59 35

Yunus Emre Kültür Merkezi
Ataköy 9-10. Kısım Atrum Yanı Baruthane Binası Ataköy / İstanbul
0212 661 38 95 / 0212 661 19 41

Atlan Erbulak Sahnesi
Sayfiye Sokak No:2 – Bakırköy / İstanbul
0212 543 73 28

Bostancı Gösteri Merkezi
Bostancı Merkez Lunapark Yanı Bostancı / İstanbul
0216 384 72 10

Yayla Sanat Merkezi Sahnesi
Maltepe Sahil Yolu, Süreyyapaşa Tesisleri Maltepe / İstanbul
0216 383 99 20 - 21

Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Sahnesi
Bahariye Cad. No. 39 Adliye Yanı Kadıköy / İstanbul
0216 336 12 00 – 0216 337 84 88

Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi
Reşitpaşa Caddesi Avcılar / İstanbul
0212 509 90 55

Olivium Sahnesi
Prof. Muammer Aksoy Cad. No: 1/1 Zeytinburnu / İstanbul
0212 547 74 53

Mecidiyeköy Kültür Merkezi
Büyükdere cad. Akıncı bayırı Sok. Kat otoparkı kat: 6 Şişli / İstanbul
0212 288 90 72

Kadırga Kültür Merkezi Sahnesi
Kadırga Limanı Caddesi No 82 Kadırga Eminönü / İstanbul

Ümraniye Kerem Yılmazer Sahnesi
Haldun Alagaş Spor Tesisleri Ümraniye / İstanbul
0216 461 85 22

Kocamustafa Paşa Çevre Tiyatrosu
Çevre Tiyatrosu, Arabacı Beyazıt mah.
Kuvayi Milliye cad. Çevre sokak. Kocamustafapaşa / İstanbul
0212 585 59 35

Afife Jale Sahnesi
Dereboyu Caddesi Dere Çıkmazı Sokak No:1 Beşiktaş / İstanbul
0212 261 27 91

Eski Dormen Tiyatrosu (Çığır Sahne)
Ergenekon Cad. No :98 Pangaltı - İstanbul
0212 241 27 37

Kartal Sanat Tiyatrosu Sahnesi
Hükümet Cad. No: 2 Kartal / İstanbul
0216 389 25 23

Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi
Moda cad. Nailbey sok. No:37 Kadıköy-İstanbul
0216 418 95 49

Eren Uluergüven Sahnesi
Sıraselviler Caddesi No:70 Taksim / İstanbul
0212 245 44 60

İş Kültür Sanat Sahnesi
İş Kuleleri Pembegül Sok. Büyükdere Cad. 34330 Levent / İstanbul
0212 316 00 00

Küçük Sahne (Sadri Alışık Tiyatrosu)
İstiklal Caddesi Atlas Sineması Pasajı Beyoğlu / İstanbul
Telefon: 0212 245 24 90

Stüdyo Drama
İstiklal cad. Sakızağacı sok.No:33 Beyoğlu / İstanbul
0212 244 7712

Hadi Çaman Tiyatrosu Sahnesi
Teşvikiye Cad. No:160 Nişantaşı / İstanbul
0212 2193629

Maya Sahnesi
İstiklal Cad. Halep Pasajı 2.Kat
0212 252 74 52

Akadlar Kültür Merkezi
Zeytinoğlu Cad. No:8 Akadlar / İstanbul
0212 351 93 94

ANKARA

Ankara Devlet Tiyatrosu Sahneleri

Büyük Tiyatro
Atatürk Bulvarı No:50 Opera / Ankara
0312 324 22 10

Küçük Tiyatro
İstiklal Cad. Çirmen Sk. Sk. 8 Ulus / Ankara
0312 311 11 69

Şinasi Sahnesi
Tunus Cad. 92 Kavaklıdere / Ankara
0312 467 17 45

Yeni Sahne
Tuna Cad. No:5 Kızılay / Ankara
0312 431 38 87

İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi
Devlet Tiyatroları Sosyal Tesisleri Şahinbaş Atölyesi Macunköy / Ankara
0312 397 33 62

Altındağ Tiyatrosu
Babür Cad. No:40 Altındağ / Ankara
0312 316 59 02

Mahir Canova Sahnesi
Kara Kuvvetleri Eğitim Ve Doktrin Komutanlığı Balgat / Ankara
0312 285 09 81

Mavi Sahne
Migros Sanatolia Sahnesi
0312 426 26 29

Nüans Tiyatro Sanat Evi
Mithatpaşa Cadç No:18 Kızılay
0312 431 10 98

Oluşum Tiyatrosu Ve Drama Atölyesi
Büklüm Sk. No:22/5 Kavaklıdere / Ankara
0312 417 84 56

Ankara Sanat Tiyatrosu Sahnesi
Ihlamur Sokak, No: 6/B Yenişehir / Ankara
0312 417 76 76 / 312 425 02 56

Ekin Sanat Merkezi
Menekşe 1 Sokak, No: 8 Kızılay / Ankara
0312 419 56 56

Çan Tiyatrosu
Adnan Saygun Cad. No:6/8 Sıhhiye / Ankara
0312 312 64 26

Çankaya Belediyesi Şehir Tiyatroları
Kennedy Cad. No: 4 Kavaklıdere / Ankara
0312 467 40 82

Çiğiltepe Sahnesi
Tunus Cad. No:92 Kavaklıdere / Ankara
0312 349 42 91

İZMİR

İzmir Devlet Tiyatrosu Sahneleri
Konak Sahnesi
İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü Konak / İzmir
0232 483 50 35

Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi
Tiyatro Sok. No:43 Karşıyaka / İzmir
0232 369 64 87

ESKİŞEHİR

Eskişehir Şehir Tiyatrosu Yunus Emre Kültür Merkezi
İki Eylül Caddesi Vardar İş Merkezi Kat 1 No 7 Eskişehir
0222 220 21 35 / 0222 330 45 00

BURSA

Devlet Tiyatrosu Ahmet Vefik Paşa Sahnesi
Atatürk Caddesi Heykel / Bursa
0224 221 29 44

ADANA

Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi
0322 352 33 55 / 103

TRABZON

Trabzon Devlet Tiyatrosu Atapark Büyük Sahne
T. D.T Müdürlüğü Haluk Ongan Sahnesi 61040 Atapark / Trabzon
0462 230 21 95

VAN

Van kültür Merkezi Sahnesi
Kültür Merkezi Müdürlüğü - Van
0432 214 41 06

DİYARBAKIR

Orhan Asena Sahnesi
Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü Diyarbakır
0412 228 79 49

KONYA

Devlet Tiyatrosu Sahnesi
Devlet Tyatrosu Mdürlüğü Konya
0332 350 80 13

SİVAS

Atatürk Kültür Merkezi Sahnesi
Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü Sivas
0346 225 79 94

KOCAELİ

Süleyman Demirel Kültür Merkezi
0262 323 38 36 / 0262 311 59 00

saadetaf
19-11-2006, 05:49 PM
Tiyatro Nedir?

Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "seyirlik yeri" anlamına gelen theatron'dan türetilmiş, dilimize İtalyanca'daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.
- İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum;
- Oyunun sergilendiği sahne;
- Sahnenin iki kenarında ve arkasında, çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası yada kulis.

http://www.antalya.bel.tr/varliklar/Turkce/Haberler/images/tiyatro.jpg

TİYATRONUN KÖKENİ
Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan (İ.Ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. Bunlar, maske ve köstüm kullanımının, dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. Maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.
İlkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.
İnsanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. Yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, Kurallı oyunun ilk örneğiydi. Eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da, insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. Mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.
Başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.
Bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. Şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. Bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.
Tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: Bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi; öte yanda, doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.
Doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.

KAYNAK : TİYATROTARİHİ

saadetaf
19-11-2006, 05:59 PM
ANTİK ÇAĞ TİYATROSU
Tiyatro ilk kez IO 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; dinsel ya da pratik ölçütlerle değil, estetik ölçütlerle değerlendirilen bir "oyun" a dönüştü. Yunan toplumunda tiyatronun öncülü, şarap, bereket ve bitkiler tanrısı Dionysos'u kutsamak için yapılan Bacchanolia şenliklerinde bir koronun söylediği dithyramboy şarkılarıydı. İÖ 5 . yüzyılın ilk yarısında, Aiskhylos, koroyu 50 kişiden 12 kişiye indirerek ve ikinci bir oyuncu ekleyerek bugünkü Batı tiyatrosunun da temelini attı. Artık birden fazla kişi arasında yaşanan bir olayın, bir ilişkinin, sahnede canlandırılması olanağı doğmuştu. Aiskhylos, tragedyayı Dionysos cümbüşündeki azgın ve utançsız kökeninden de kopardı. Tiyatro önemli kişilerin başından geçen önemli olayları yüceltmiş bir üslupya temsil etme sanatı haline geldi. Efsaneleri, mitleri ve efsaneleşecek kadar eski olayları işleyen tragedyanın dinsel, ahlaki ya da siyasi bir mesaj vermesi, toplumu ve evreni bir bütün olarak temsil etmesi bekleniyordu. Dili de konuşma diline yakındı. Eski Komedya'nın en büyük temsilcisi Aristophanes'in oyunları, siyasal ve toplumsal yergicilikleriyle ahlaki bir görev de üstlenmişlerdir. Euripides'in İÖ 406'da ölümünden ve Atina'nın İÖ 404'te yenilgisinden sonra tragedya iyice geriledi ve komedya en popüler tür haline geldi. İÖ 320'den sonra, Büyük İskender döneminde ortaya çıkan Yeni Komedya eskisinden oldukça farklıydı. Mitolojik öğelerin yerini genç Atinalıların erotik serüvenleri ve aile yaşamları almış, eski şen, cümbüşlü ve grotesk üslup da daha gerçekçi ve yumuşak bir anlatıma dönüşmüştür. Bu dönemden günümüze yalnızca Menandros'tan bazı parçalar kalmıştır.

ÇAĞDAŞ TİYATRO
Batı tiyatrosu bugün de genel olarak Stanislavski'nin sahne düzeni ve oyunculuk anlayışına dayalı bir gerçekciliği sürdürmekle birlikte, 20. yüzyılın ilk yarısında dışavurumculuk, gelecekçilik ve Bertolt Brecht'in epik tiyatrosu gibi gerçekçilik karşıtı akımlar da etkili oldu. Bu akımların hepsi farklı amaçlar ve yöntemlerle de olsa, sanatın gerçeği yansıttığı düşüncesine karşı çıktılar; doğallık yanılsamasını kırarak sanatın doğal değil yapılmış bir şey olduğunu savundular. Geliştirdikleri deneysel teknikler tiyatroyu bir vakit geçirme ve eğlenme aracı olmaktan çıkardığı için de çoğu zaman seyirci çekemedi, hatta skandallara yol açtı. Bu yeni akımların bir başka özelliği de, oyun yazarları kadar sahne tasarımcıları ve yönetmenlerin de öne çıkması, kuramcı kimliğini kazanmalarıydı. Deneysel tiyatro üzerinde etkili olmuş kuramcıların başında, İsveçli tasarımcı Adolphe Appia gelir. Appia, sahnenin bir gerçeklik atmosferi veren "sahici" dekor öğeleriyle doldurulmasına karşı çıkıyor, bunun yerine yapıtın "ruhunu" ortaya koyacak yalın bir sahne düzeni öneriyordu. Doğalcı ayrıntıların yerine, dikkati oyuncunun jestleri üzerinde toplayacak ve dramatik gerilimi çıplak bir biçimde dışa vuracak basit bir dekor gerekliydi. Appia'nın dışavurumcu görüş leri, İngiliz yönetmen Gordon Craig tarafından daha da geliştirildi. Craig, sahnede soyutlamayı uç noktasına götürdü; duygusal ve görsel değil, tinsel ya da zihinsel bir etki yaratmak için son derece öznel bir ışıklandırma yöntemi yarattı. Tek bir gotik sütunun, sahneye bir kilise havası vermekte ayrıntılı bir mukavva kilise dekorundan çok daha etkili olacağını düşünüyordu. Craig'e göre, tiyatro ve oyunculuk simgesel düzeni bozmamalıydı. Craig ve Appia'nın görüşleri, çok geniş bir uygulama alanı bulamadı. Yalnızca Avusturyalı yönetmen Max Reinhardt, Craig'in soyutlamaya dayalı dışavurum anlatımıyla canlı ve renkli bir oyun anlayışı arasında bir uzlaşma noktası yakalayabildi.
Rusya'da da 1917 Devrimi'nden sonra, kısa bir süre için, Stanislavski'nin doğalcı anlatımına karşı olan deneysel anlayışlar tiyatroya egemen oldu. Bu dönemde en etkili yönetmen, daha önce Stanislavski'nin yanında oyunculuk yapan Vsevolod Meyerhold'du. Craig'in izinden giden Meyerhold, dekorda soyutluğu daha işlevselci bir yöne çekti. Biyomekanik oyunculuk adını verdiği yöntemle oyuncuların özel kişiliklerini silmeye ve oynuculuğu bir dizi kimliksiz fiziksel harekete indirgemeye çalıştı. Sahnenin doğal bir ortam değil, tiyatro amacıyla kurulmuş yapma bir düzen olduğunu açıkça belirtmek için, vida ve çivileri gizlenmemiş dekor öğeleri kullandı. 1918'de, ilk Sovyet oyunu olan, gelecekçi şair Mayakovski'nin Misteriya-buff'uru (Kutsal Güldürü) sahneleyen de Meyerhold'du. Gelecekçilik, Rusya'dakinin tam karşıtı bir siyasal görüşü savunmakla birlikte, İtalya'da da ektiliydi. İtalyan gelecekçileri, makine çağının hızını, şiddetini, mekanikliğini kutsayan ve seyirciyle oyun arasındaki görünmez duvarı yıkmaya yönelen kışkırtıcı gösteriler düzenlediler. 1921'de Bağımsız Deneysel Tiyatro'yu kuran Anton Giulio Bragaglia deneysellikle izlenebilirlik arasında bir denge oluşturmaya çalıştı. Modernizmin Almanya'daki biçimi, dışavurumculuktu. Bu akım ilk örneklerini Strindberg'in son oyunlarında, Frank Wedekind'in sahne ve kabare için yazdığı ve bestelediği şarkılı oyunlarda vermişti. Dışavurumculuk, hem bireyin kendi ruhsal potansiyelini topluma karşı gerçekleştirmesini önerdiği, hem de bunun olanaksız olduğunu söylediği için, sahnede gerilimi, çatışmayı ifade eden öğelere önem veriyordu. Yüzyıl başında, Bernard Shaw'un sahneyi bir felsefi ve siyasal tartışma arenasına dönüştüren oyunları ilgi çekiyordu. Granville-Barker da Shakespeare oyunlarını sadeleştirdi, geleneksel yorumlardaki tumturaklı ve ağır havayı eledi. Amerikan tiyatrosu bu dönemde aslında bir eğlence endüstrisi durumundaydı; gene de ülkenin ilk önemli oyun yazarı olan Eugene O'Neill'in yapıtları 1920'lerde sahnelenmeye başladı. İrlanda'da da J. M. Synge ve Seah O'Casey'in oyunları, yüzyıl başlarındaki toplumsal ve ruhsal çalkantıyı yansıtıyordu. 20. tiyatrosunun en etkili adı, hiç kuşkusuz Bertolt Brecht'ti. Brecht'in epik tiyatro anlayışı ve ADC'de 1949'da kurduğu Berliner Ensemble, John Arden ve Edward Bond gibi İngiliz yönetmenleri de etkiledi. Tiyatroda yanılsamaya ve edebi anlatıma karşı tepkinin bir ifadesi de belgesel tiyatro ya da olgu tiyatrosu adı verilen anlayıştı. Burada, yaşanmış bir olay fazlaca değiştirilmeden ve belgelerle desteklenerek sahneye konuyordu. Peter Weiss'ın Ermittlung'u (1965; Soruşturma, 1971) bu tarzın en başarılı örneğiydi. 1980'lerde de İskoçya'da John McGrath'ın 7:84 adlı topluluğu bu anlayışı sürdürmektedir. 20. yüzyıl tiyatrosundaki bir başka önemli eğilim de , insanla dünya arasındaki uyumsuzluğu hem insanın, hem de dünyanın anlamının silindiği noktaya kadar götüren uyumsuzluk tiyatrosuydu. Beckett'in sıkıntılı ve hüzünlü kuklalara dönüşmüş insanların dünyasını anlatan tiyatrosu, Arthur Adamov ve Eugene Ionesco'nun daha fantastik denemeleri, İngiltere'de Harold Pinter'ın oyunları, eleştirmenlerce bu akım içinde değerlendirilir. Tarzın kökenleri, Fransız yazarı Alfred Jarry'nin 15 yaşındayen yazdığı kukla oyunu Ubu roi'ya (1896; Übü, 1963) değin götürülebilir. Uyumsuzluk tiyatrosu sahnedeki bütün görsel ve duyusal öğeleri en aza indirmişti.

19. YÜZYIL ve ROMANTİZM
19. Yüzyıl romantizm çağıydı. Romantizmin başarılı olduğu edebiyat türü ise tiyatro değil, şiirdi. Bununla birlikte, Almanya'da daha 18. yüzyılın sonlarından başlayarak oldukça iddialı bir romantik tiyatro ortaya çıktı. Yeni tarzın en başarılı değilse bile en sevilen örneklerini Friedrich Schiller verdi. Goethe de başlangıçta bu akım içinde yer almış ve ilk oyunu Götz von Berlichingen (1773; Demir Elli Şövalye von Berlichingen, 1933) ile coşkunluk akımının, yeni ruh halini yansıtan en güçlü belgelerden birini ortaya koymuştu. Kleist'in Prinz Fiedrich von Homburg'u da Alman romantik tiyatrosunun tipik ürünlerinden biriydi. Romantizm, tiyatroda güncel konuların, orta sınıf yaşamına özgü konuların yerini tarihin almasına yol açtı. Fransa'da Hugo'nun Hermani'si ve Alfred de Musset'nin bazı oyunları, bu tarihsel duyarlığı yansıtıyordu. Almanya'da yüzyılın ikinci yarısında Wagner'in bütün sanatları birleştirmeyi amaçlayan müzik dramları da tarihselciliğin atavizme doğru gerileme eğilimini temsil eder. Gerek Hugo'nun, gerekse Wagner'in yapıtlarında, sahnelemeyi son derece güçleştiren bir "insanüstü hacimler yaratma" tutkusu görülür. 19. yüzyılda tiyatroda daha hafif tarzlar da ortaya çıktı. Bürlesk, burletta (şarkılı fars) ve vodvil bu dönemin en yaygın türleriydi. Eugene Scribe karakter gelişiminden çok entrikaya uyarak yazdığı için "iyi kurulu oyun" olarak adlandırılan 400'e yakın yapıtıyla Paris sahnelerinde geniş bir seyirci kalabalığı toplayabildi. Eugene-Marin Labiche aynı yöntemi fars türüne uyguladı, Scribe'in bir başka öğrencisi Victorien Sardou da oyunlarının yüzeyselliğine karşın ünlü oyuncu Sarah Bernhardt'ın oyunculuğundan yararlanabildi. 19. yüzyılda tiyatro sanatını sürdürenler yazarlardan çok, oyuncu-yönetmenlerdi. Bernhardt'ın yanı sıra, Charles Kean ve "sir" unvanını alan ilk oyuncu olan Henry Irving gibi oyuncular, yalnızca sıradan oyunlara değil, Shakespeare ve Racine'in yapıtlarına kendi damgalarını basarak bir yorum olduğunu kanıtladılar. 19. yüzyıl sonunda tiyatroda yeniden daha "ciddi" eğilimler ortaya çıktı. Norveç'te Ibsen'in, İsveç'te Strindberg'in, Rusya'da Çehov'un oyunlarıyla tiyatro edebi değerini yeniden kazandı. Her üç yazar da edebiyata gerçeklik akımının içinde başlayıp daha sonra simgecilik, izlenimcilik ve dışavurumculuk gibi modernist akımların ilk örnekleri sayılan yapıtlar verdiler. Gene aynı dönemde Almanya'da Gerhart Hauptmann ile Rusya'da Maksim Gorki, kapitalizmin insan yaşamında yol açtığı yıkımı gösteren oyunlarıyla tiyatroda doğalcılığın başlıca temsilcisi oldular. Varoluşun karanlık yüzüne işaret eden bu tür oyunlar kolayca seyirci çekmediği için, 19. yüzyılda Fransa, Almanya ve İngiltere'de, gişe hasılatını gözetmeyen bir "bağımsız tiyatro" hareketi doğdu. 1887'de Fransa'da Andre Antoine'ın kurduğu Theatre-Libret (Özgür Tiyatro), Almanya'da Otto Brahm'ın Frei Bühne'si (Özgür Sahne) ve İngiltere'de Jacob Grein'ın Independent Theatre Club'ı (Bağımsız Tiyatro Kulübü) başta Ibsen olmak üzere, Hauptmann, Strindberg, Lev Tolstoy ve George Bernard Shaw gibi eleştirel ve karamsar yazarların oyunlarını sahnelemeyi üstlendi.

ORTA SINIF TİYATROSUNUN DOĞUŞU
18. yüzyılın Avrupa tiyatrosuna getirdiği en büyük yenilik, yükselmeye başlayan orta sınıf için üretilen burjuva oyunlarıydı. Bu türün öncülüğünü Fransa'da Diderot, Almanya'da da Lessing yaptı. Orta sınıf tiyatrosu, ahlakçılığıyla Rönesans öncesi dinsel tiyatroyu andırıyor, ama konularını aile yaşamından alması ve duygusallığı ile daha modern bir ruh halini yansıtıyordu. İngiltere'de Georg Lillo, The London Merchantr, the History op George Barnwell (1731; Londralı Tüccar yada George Barnwell'in öyküsü) adlı yapıtında orta sınıftan kişilere yer vererek bir orta sınıf trajedisi yaratmayı denemiş, İtalya'da da Vittorio Alfieri oyunlarında eski Yunan öykülerinin içini güncel orta sınıf tutkularıyla doldurmuştu. Bu dönemde, klasik trajedi ve komedi, varlıklarını daha çok operada sürdürdüler. John Gay'in The Beggar's Opera'sı (1728; Dilenci Operası) popülerliğini daha sonra da koruyan bir şarkılı komediydi. Komedi, 18. yüzyılın en başarılı tiyatro yapıtlarının verildiği türdür. İngiltere'de Richard Steele'in, Nivelle de La Chausee'nin acıklı komedileri bugün de bulvar tiyatrolarınca sürdürülen bir türün ilk örnekleriydi. Buna karşılık, Oliver Goldsmith ve Richard Sheridan, Elizabeth dönemi ve sonrasının töre komedisini geliştiridiler. Eski canlılığı yitiren commedia dell'arte geleneği ise Fransa'da Marivaux, İtalya'da da Goldoni ve Gozzi'nin oyunlarıyla daha edebi ve düşünsel bir yaşama kavuştu. 18. yüzyıldan günümüze kalan en popüler komediler, Fransız oyun yazarı Beaumarchais'nin Le Barber de Seville'i (1775; Sevil Berberi, 1944) ile Le Mariage de Figaro'sudur.

RÖNESANS TİYATROSU
Rönesans tiyatrosu İtalya'da başladı, ama en önemli ürünlerini Rönesans'ı geç yaşayan İngiltere gibi ülkeler verdi. 15. yüzyılda İtalya'da Plautus, Terentius ve Seneca'nın oyunları yeniden okunmaya başlamıştır. Yüzyılın sonuna doğru bu yazarların oyunları önce Roma, sonra Ferrara'da sahnelenmiştir. İtalyan Rönesans tiyatrosu, mimarlık açısından da klasik tiyatroya öykünüyordu. 1414'te, Romalı mimar Vitruvius'un Mimarlık Üzerine adlı kitabı keşfedildi ve Avrupa dillerine çevrildi. Bu yapıta dayanılarak İtalya'da Roma tiyatroları inşa edilmeye başladı. Bu çalışmaların ürünü olan Venedikli mimar Andrea Palladio'nun tasarlayıp 1585'te Vincenzo Scamozzi'nin tamamladığı Vicenzo'da ki Olimpico Tiyatrosu, Avrupa'nın günümüze ulaşan en eski kapalı tiyatrosudur. Scamozzi, geri plandaki kemerlerin arkasına, sokak sahnelerini gösteren üç boyutlu perspektif panoları yerleştirmişti. Rönesans tiyatrosunun en özgün yönlerinden bir de perspektife verdiği önemdir. Rönesans döneminin başında İtalyan tiyatrosu fazla kuralcı bir yola sapmış, klasik ölçülere ve Aristoteles'in zaman, mekan ve eylem birliği ölçütüne bağlı kalma adına uzun bir süre cansız ürünler vermiştir. Gene de Plautus'un açık saçık komedyaları, bu dönemde, Aristo ve Ruzzante gibi iki önemli yazara esin kaynağı oldu. İtalyan tiyatrosuna ulusal bir dil ve yerel karakterler kazandıran bu iki yazardan sonra, İtalyan'ın dünya tiyatrosuna en önemli katkısı olan Commedia dell'arte doğdu. Canlı bir halk tiyatrosu geleneğine dayanan ve farklı öğeleri bütünleştiren Commedia dell'arte edebi bir metne değil, doğaçlama oyunculuğuna dayanan bir tiyatro türüydü. Kökenleri ortaçağ cambazlığına, mime ve fabula Atellana'ya değin götürülebilecek olan Commedia dell'arte'nin yeniliği, topluluk oyununa dayanmasıydı. Sürekli bir arada çalışan ve çok uzun bir süre aynı rolü oynayan oyuncular, daha öncesi eşi görülmemiş bir virtüözlük düzeyine ulaşabiliyordu. Oyunlarda senaryo vardı, ama her oyuncu diyalogun kendine düşen bölümünü zaman içinde istediği gibi geliştirebiliyordu. Venedikli pinti tüccar Pantalone gibi bütün tiyatroya mal olacak tipleri Commedia dell'arte yarattı. Profesyonel kadın oyuncu kullanan ilk tiyatroda Commedia dell'arte'ydi.
yol açmıştır. Öte yandan , saray tiyatroyu İngiliz ulusak kimliğini pekiştirmek içinde kullanmak istiyordu. Bütün bunlara karşı, Avrupa'daki düşünsel, ahlaki ve dinsel çatışmaların özgürleştirici etkisi de 16. yüzyılın sonuna doğru şiddetlendi. Bunun sonucunda ortaya tiyatro da bu gerilimli, yeniliklere açık ruh halini yansıtıyordu. İngiliz tiyatrosu, kendi özgün ortaçağ geleneğinden aldığı mirası kara Avrupa'sının daha incelmiş buluşlarıyla kaynaştırarak, saray tiyatrosunun sınırlarını aşan, toplumun her kesimine seslenebilen bir sanat türü yarattı. 1590'larda her tiyatro soylu bir kişinin desteğiyle işletiliyordu. İtalyan tiyatrosundan bir farkı da, kadın oyuncuların olmamasıdır. Kadın rollerini çoğu zaman erkek oyuncular üstleniyordu. Elizabeth'ten sonra gelen James döneminde (1603-25), tiyatro içerik olarak klasikçiliğe daha çok yaklaşırken, konu zenginliğini ve ufuk genişliğini de yitirmeye başladı. Bu dönemde, Ben Janson, John Ford, John Webster ve John Lyly gibi yazarlar zaman, mekan ve eylem birliği kurallarına önem verirken, trajedi ve komediyi de birbirinden daha kesin çizgilerle ayırdılar. 17. yüzyılın ortalarına doğru İngiliz tiyatrosu, maske ve dekor gibi görsel öğelere daha çok yer vermeye başlamıştı. 1642'deki burjuva devriminden sonra tiyatrolar kapatıldı ve sahne sanatı çok uzun bir süre eski canlılığına kavuşamadı. kurucusu oldu. Üstelik, dönemin en sevilen oyun yazarıydı.


EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum


Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0