copadam
07-10-2006, 12:29 PM
Ey gönlüm , ben sana "bugün" ve "birgün" ve eskiden demeyi ve Bura ve
Ora ve Öte üzerinde hora teperek geçmeyi öğrettim.
Ey gönlüm, seni bütün kuytulardan kurtardım, üzerinden tozları,
örümcekleri ve alacakaranlığı sildim.
Ey gönlüm, seni küçük utançtan ve kuytular erdeminden arıttım, seni
güneşin önünde çıplak durmaya kandırdım.
Kabaran denizin üstünden estim "ruh" denen fırtınayla; bütün bulutları
üfliyerek kovdum ordan; "günah " denen boğucuyu bile boğdum .
Ey gönlüm, sana fırtına gibi hayır deme, açık göğün evet demesi
gibiEvet deme hakkını verdim: ışık gibi durgun durursun işte, yadsıyan
fırtınalar içinden geçersin.
....
Ey gönlüm, kandırmayı sana oyle bir öğrettim ki , ta dipleri dahi sana
gelmeye kandırırsın: denizi bile kendi yüksekliğine sığmaya kandıran
güneş gibi tıpkı.
Ey gönlüm, her türlü boyun eğmeyi ve diz kırmayı ve "Efendim" demeyi
elinden aldım; sana "zorunluluğa boyun eğdiren " ve "yazgı" adlarını
ben taktım.
...
Ey gönlüm, her güneşi senin üstüne boşalttım, her geceyi ve her
sessizliği ve her özlemi: derken büyüdün asma gibi sen.
...
Ey gönlüm, hiçbiryerde senden daha çok seven , daha çok kavrayan ,
daha çok kuşatan gönül yoktur.Geçmişle gelecek , sende olduğu kadar,
nerde yaklaşır birbirine?
Ey gönlüm, herşeyimi sana verdim.Ellerim senin yüzünden boşaldı:
şimdide kalkmış soruyorsun bana, gülümseyerek ve kara düşüngüyle yüklü
"hangimiz teşekkür borçluyuz.?"
-alan aldı diye, veren teşekkür borçlu değilmidir? Armağan etmek
zorunluluk değilmidir?
Gerçek, Ey gönlüm! Kim senin gülümseyişini görürde, gözyaşını
tutabilir? gülümseyişinde ki aşırı iyilik karşısında melekler bile
gözyaşını tutamazlar.
...
"Her ağlayış yakınma değilmidir" Her yakınmada suçlama değilmi? böyle
dersin kendi kendine; bu yüzden ey gönlüm, gülümsemeyi yeğ tutarsın
acını boşaltmaya!
Ora ve Öte üzerinde hora teperek geçmeyi öğrettim.
Ey gönlüm, seni bütün kuytulardan kurtardım, üzerinden tozları,
örümcekleri ve alacakaranlığı sildim.
Ey gönlüm, seni küçük utançtan ve kuytular erdeminden arıttım, seni
güneşin önünde çıplak durmaya kandırdım.
Kabaran denizin üstünden estim "ruh" denen fırtınayla; bütün bulutları
üfliyerek kovdum ordan; "günah " denen boğucuyu bile boğdum .
Ey gönlüm, sana fırtına gibi hayır deme, açık göğün evet demesi
gibiEvet deme hakkını verdim: ışık gibi durgun durursun işte, yadsıyan
fırtınalar içinden geçersin.
....
Ey gönlüm, kandırmayı sana oyle bir öğrettim ki , ta dipleri dahi sana
gelmeye kandırırsın: denizi bile kendi yüksekliğine sığmaya kandıran
güneş gibi tıpkı.
Ey gönlüm, her türlü boyun eğmeyi ve diz kırmayı ve "Efendim" demeyi
elinden aldım; sana "zorunluluğa boyun eğdiren " ve "yazgı" adlarını
ben taktım.
...
Ey gönlüm, her güneşi senin üstüne boşalttım, her geceyi ve her
sessizliği ve her özlemi: derken büyüdün asma gibi sen.
...
Ey gönlüm, hiçbiryerde senden daha çok seven , daha çok kavrayan ,
daha çok kuşatan gönül yoktur.Geçmişle gelecek , sende olduğu kadar,
nerde yaklaşır birbirine?
Ey gönlüm, herşeyimi sana verdim.Ellerim senin yüzünden boşaldı:
şimdide kalkmış soruyorsun bana, gülümseyerek ve kara düşüngüyle yüklü
"hangimiz teşekkür borçluyuz.?"
-alan aldı diye, veren teşekkür borçlu değilmidir? Armağan etmek
zorunluluk değilmidir?
Gerçek, Ey gönlüm! Kim senin gülümseyişini görürde, gözyaşını
tutabilir? gülümseyişinde ki aşırı iyilik karşısında melekler bile
gözyaşını tutamazlar.
...
"Her ağlayış yakınma değilmidir" Her yakınmada suçlama değilmi? böyle
dersin kendi kendine; bu yüzden ey gönlüm, gülümsemeyi yeğ tutarsın
acını boşaltmaya!

